Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Güneybatı Kafkas Demokratik Cumhuriyeti'nin Deklarasyonu

Burada Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Güneybatı Kafkas Demokratik Cumhuriyeti'nin Deklarasyonu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Ara 2010, 05:58

Güneybatı Kafkas Demokratik Cumhuriyeti'nin Deklarasyonu

Güneybatı Kafkas halkı Ekim 1918'de ulusların kendi kaderlerini kendileri tayin etmeleri hakkına dayanarak, ülkede yönetimi ele aldı ve 1 Aralık'ta Milli Şura, Güneybatı Kafkas Demokratik Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını ilan etti. Bunun yanı sıra, her mahalde, yerel "şuralar" kuruldu. Aralık ayı ortasında Güneybatı Kafkas'ın her tarafında İngilizler görünmeye başladı. İngilizler, kendileriyle duygulandırıcı bir talan birliği içinde hareket eden Taşnakları ve Menşevikleri topraklarımıza soktu.
İngiliz, Taşnak ve Gürcü Menşeviklerin eylemlerini sırasıyla inceleyelim.

ingiliz Faaliyetleri

İngiliz birlikleri komutanı General Wocker, gelir gelmez hemen Kars'a gitti ve üç gün sonra buraya Ermeni mültecilerle dolu bir trenin geleceğini Şura'ya bildirdi. Şura Hükümeti mültecilerin gelişini memnuniyetle karşıladı. Ama işin aslına bakıldığında, az sayıda mülteciyle birlikte, Ermeni vali Karganov'un, tam tekmil yönetimiyle ve ordu birlikleriyle geldiği görüldü. Şura, sınırdan bu haberi alınca, İngiliz temsilcisine buna izin verilemeyeceğini bildirdi, gelen Taşnakları kuvvet zoruyla uzaklaştırdı. Aynı zamanda da Ba-tum'daki İngiliz Kuvvetleri Komutanlığı'na böyle bir oldubitti karşısında protestosunu bildirdi.

Aldıkları önlemlerde başarısız kalan İngilizler, Kars halkı bu zamanda neredeyse aç dolaşırken, Şura'dan Taşnak Hükümeti için tahıl izni talep etmeye başladılar. Bu tahıl sevkıyatına karşı peş peşe gösteriler ve kalabalık mitingler düzenlendi ve Şura bunu dikkate alarak hububat yüklü trenleri bekletti; bu gösterilerin ikisi İngilizlerin ateş açmasıyla sona erdirildi. Ocak ayının ortasından itibaren, Ahıska ve Ahılkelek'te eşitlik ve kardeşlikten dem vurarak milleti çırılçıplak bırakıncaya kadar soyan ve her fırsatta Müslümanların ahlaki ve dinsel duygularını rencide eden Gürcü Menşeviklerle çatışmalar başladı. Gürcü saldırılarının durdurulması için İngiliz temsilcilerine yapılan bütün başvurular sonuçsuz kaldı ve Gürcü Menşevikler İngiliz Komutanlığının idaresi altında Kars havalisini işgal ettiler. İngilizler, biz düşmanımıza karşı mücadele ederken en ufak destekte bulunmadıkları gibi, defalarca silah ve askeri malzeme taşıyan araçlarımızı bekletti; köprüler kurdu ve kendi birlikleri gibi göstererek bu köprülerden araçlarıyla birlikte Gürcü birliklerini geçirtti. Mart sonunda İngilizler Batum Şurası'nı dağıttılar ve nihayet Gürcistan'la savaşın en zor döneminde, 12 Nisan 1919 tarihinde Meclis'i dağıttılar ve üyelerinin büyük çoğunluğunu -aralarında 6 Müslüman, 2 Rum ve 1 Rus olmak üzere- Malta Adası'na sürdüler. Halen orada bulunuyorlar. Halkı hükümetsiz bırakan İngiliz birlikleri Taşnak çeteleriyle birlikte Kars bölgesinin kuzeyini ve doğusunu işgal etti, batısı da Gürcülerin işgalindeydi. Güneyde de -Oltu, Kağızman ve Sürmeli'de- Şura'nın kaçan üyelerinin kurduğu yeni bir hükümetin öncülüğünde, Taşnaklara ve İngilizlere karşı mücadele başlatıldı; bu mücadele hala devam etmektedir. İngilizler, Rus, Müslüman ve Rum ahalinin icaplarına bakılması için geniş bir hareket özgürlüğü sağlayarak, Kars bölgesini Taşnaklara ve Gürcü Menşeviklere teslim ettikten sonra Kars'tan ayrıldılar.

Batum sancağında Sovyetler'in yenilgisinden sonra, İngilizlerin keyfi davranışları Taşnak çetelerinin davet edilmesiyle kendini gösterdi; Batum'a önce Biçeharov'un Kazakları geldi, sonra da General Romanovski yerleşti. Ancak İngiliz ve Rus Çernosotenciler tarafından ne kadar baskı yapılırsa yapılsın, yerli ahali Denikin yönetimini tanımayarak, korkudan sadece İngilizlere yarı bağımlı kalarak "Acaristan Şurası" adıyla bir halk şurası kurdu. Denikin'in bozgunundan sonra İngilizler, Bolşeviklerle mücadelede yeni bir müttefik kazanmak isteyerek ve her zaman olduğu gibi Batum Şura Yönetimini tanıdığı yalanlarıyla halkı aldattı ve Batum sancağını Gürcülere devretti; oysa halk o zamana kadar Gürcülere karşı tam bir başarıyla mücadele veriyordu.

Kafkas'ta Müslüman nüfusa karşı mücadele veren İngilizler ve Fransızlar bizim Cumhuriyet'in delegelerinin, haklarını savunmak için Paris Konferansı'na gitmelerine engel olmuşlardı. Fransız ve İngilizlerin, sosyal demokrat ilkeler zemininde barış yapmakla görevlendirilen halk temsilcilerini yanlarında görmek istemelerini bu talancılardan beklemek zaten mümkün değildir. Delegasyon Malta'ya sürülmekten zor kurtuldu, çünkü İngilizler, bizim delegasyonun 1919 baharında İstanbul'da tutuklanan Bolşevik Komitesi'yle bağlantısı olduğuna dair haber almıştı.

Kaynakça
Kitap: KIZIL KİTAP
Yazar: Kayhan Yükseler
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Güneybatı Kafkas Demokratik Cumhuriyeti'nin Deklarasyonu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Ara 2010, 05:59

Taşnak Faaliyetleri

İngilizlerin gelmesiyle birlikte çok karışık, belirsiz bir dönemin başlaması üzerine, 5 Ocak 1919 tarihinde Taşnak çeteleri Arpaçay Irmağı'nı geçerek, Taylar, Koşevank, Tillik köylerine saldırdı, ancak göri püskürtüldüler. Sonra bütün kuvvetlerini Kulp'a yığdılar. 15 Ocak'ta ise Akbaba mıntıkasında Taşnak çeteleriyle çatışmalar artık başlamıştı. Güneybatı Kafkas Demokratik Cumhuriyeti'nin Batum'daki temsilcisinin İngiliz Başkomutanlığı nezdindeki protestosu üzerine, Taşnak Ermenileri geçici bir süre Kars bölgesine saldırılarını durdurdu, ama bu kez Erivan Müslümanlarına baskı yapmaya başladılar. Şura üyelerinin tutuklanmasından sonra Taşnaklar Kars bölgesine girdiler. İlk işleri Türkiye Ermenilerini -Taşnak yanlısı olanların neredeyse tamamını- Kars bölgesi sınırlarına yerleştirmek oldu. Nahçıvan'da ve Şöregel'de 100'den fazla köy Müslüman nüfustan temizlendi. Müslümanlar doğdukları büyüdükleri köylerinden sürülmüş, mal varlıkları, hayvan sürüleri Ermeni Taşnaklara kalmıştı. Mayıs ve Haziran aylarında Eçmiadzin, Kağızman ve Sürmeli kazalarında Müslüman katliamı başladı, bunun sonucunda Eçmiadzin'de hiç Müslüman kalmadı. 1919 baharından Ekim ayına kadar Kars'ın güneyinde ve Erivan'da Taşnaklara karşı örgütlü bir mücadele yürütüldü. İşler Müslümanlar açısından iyi gidiyordu, fakat soğukların başlamasıyla talih Taşnaklardan yana döndü; harekatı engelleyen kalın kar tabakasından ve savaşmayı istemeyen yerli ahalinin barışçı tutumundan yararlanan Taşnak Hükümeti, Kars bölgesi Müslümanlarının işini ebediyen bitirmeye karar verdi. Ocak 1920'de Taşnaklar, yan ıssızlaşmış Şöregel kazasına saldırdılar ve toplarıyla bütün köyleri yakıp yıktılar; halkın bir kısmı öldü, sağ kurtulanlar Akbaba'ya kaçtı. Direnemeyen köyler, örneğin Daynalık, Mollamusa, Aralık, Aküzüm, Kinak gibi daha birçok köy -direnen köylerin işi bitirildikten sonra- toptan kırıma uğradılar. Bunun ardından Taşnaklar Zaruşad'a savaş açtılar. Direnmeye kalkışan 20 köy ateşe verildi. Binlerce insan kaçarken kar fırtınası altında Kars çayını geçerken can verdi.

Teslim olan ve tazminat ödeyen 12 köy:

Çamik, Keçili, İkiçatak, Kırkhungar, Kızıloğlu, Gülviran, Karakale, Gülbaş, Kızılçakmak, İncilipınar, direnmeyi sürdüren diğer köylerin işi bitirildikten sonra kırıma uğradılar. Bütün bunlar İngiliz temsilcisinin ve Amerikan Misyonu'nun gözleri önünde cereyan etti.

İngiliz temsilcisinin tutumu özel bir dikkati hak etmektedir, çünkü o bütün enerjisiyle Taşnak Hükümeti yararına hareket etmişti:

Odintsovo köyü yakınındaki demiryolu ve köprü bir başarı sonucu Müslümanların eline geçtiği zaman, yola İngilizlerin sahip olduğunu söyleyerek, kimsenin köprüye dokunamayacağına onları inandırmıştı; binlerce insanın ölmesi ve masum insanların katledilmesi onu zerrece ilgilendirmemişti. Taşnaklar, Zaruşad'la işini hallettikten sonra Çıldır ve Akbaba'ya saldırdılar. Halk topraklarını kahramanca savundu, ancak iki ay süren kanlı çatışmalardan sonra Taşnaklara teslim olmak zorunda kaldılar. Savunmayı örgütleyenlerin bir kısmı kaçtı, bir kısmı yakalandı. Halktan 100 milyon rubleyi bulan tazminat aldılar. Taşnaklar Mart ayında kuvvetlerini Oltu'ya karşı yığdı, Türkleri yardıma çağıran halk, onların önderliğinde savaşa girdi. Aynı zamanda Kağızman'a ve Sürmeli'ye de Ermeni saldırıları sürüyordu. Taşnaklar bir buçuk yılda Kağızman'a 14, Sürmeli'ye 12 kez saldırı girişiminde bulunmuş, ancak başarılı olamamışlar; zira bugüne kadar ellerinde sadece Iğdır kazası ve Kağızman kasabası bulunuyor. Bu suretle Taşnaklar işgal altındaki Kars bölgesi sınırlarında, yerli Müslüman ahalinin katliamını hayata geçirmiş oluyor, bunu hiç gerçekleştiremedikleri çevrelerde de Müslümanları Kars bölgesi sınırlarının dışına itiyorlardı.

Şimdi bazı verilere bakalım:

Haziran 1920'de Ermeniler Kars vilayetinden 40 bine yakın insanı Türkiye sınırlarından geçirerek göçe (tehcire) tabi tuttu. Ağustos'ta Şöregel'den Şahtahtı istasyonu yakınındaki köprüye 5 bin civarında insan getirdi ve onları, Kars'tan ve Erivan'dan gelen 100 binlerce Müslüman mültecinin yığıldığı İran sınırına geçirtti. Bu mültecilerin yazgısı ilgiyi ve merhameti gerçekten hak ediyor. Her gün 1 000'i aşkın insan tifodan ve açlıktan ölüyor. İran diplomatik temsilcileri kılığına bürünen Ermeni ajanları, Şöregel halkının diğer bölümünü mallan ve hayvanlarıyla birlikte vagonlara doldurdular ve Uluhanlı köyüne getirdiler; bu zavallı, bahtsız insanları hiç acımadan burada öldürdüler, mallarını ve hayvanlarını gasp ettiler. Taşnaklar Göle kazasında Arpaşen, Lavustan, Toptaş, Telli vs. köylerini ateşe verdiler, hayvanlara el koydular, güzel kadınları Erivan'a götürdüler. Buna benzer pek çok olay yaşanmıştır. Bundan başka zavallı Müslüman mülteciler gece gündüz Ermenistan topraklarından kaçarak canlarını kurtarmaya çalışıyorlardı. Müslüman halkı gece demeden gündüz demeden katleden Mavzercilerin eylemlerini sessiz kalarak geçiştirmemiz mümkün değildir. Örneğin, sadece bir ay içinde, Erivan ve Gümrü arasında çalışan trenlerde Azerbaycan pasaportuyla seyahat eden 500'e yakın Müslüman öldürüldü.

Öyle ya da böyle, Kars havalisinin Ermenistan tarafında, Sürmeli ve Eçmiadzin kazalarında 500 binden fazla Müslüman nüfustan -aynı bölgedeki 150 bin Ermeniye karşılık- 40 bin kişi kalmıştı. Demek oluyor ki, Taşnakların amacı aşağı yukarı gerçekleşmişti. En dikkat çekici olan, Bolşevik birliklerinin Kafkas'a gelmeleriyle birlikte Müslüman kırımının kesilmesidir. Bunun nedeni de, Taşnakların kendilerinin insancıl olduklarını ve şovence duygular beslemediklerini göstermek istemeleridir.

Gürcü Menşeviklerin Faaliyetleri

Gürcü Menşevikler, Gürcistan Cumhuriyeti'nin kurulduğu ilk günden itibaren kendilerini sosyalist olarak gösterirlerken yaptıkları tek şey, aslında başkasının olan, ama bir anlığına bile olsa Gürcistan'a ait olmuş topraklan, Marseillaise söyleyerek işgal etmek oldu. İtilaf devletleriyle imzaladığı ateşkes şartlan uyarınca Türkler Kafkas'ı tahliye etmeye başladıklarında, Gürcü Menşevikler, Komiserliğin karşı koymasına rağmen Ahıska'yı ve Ahılkelek'i kuvvet zoruyla işgal ettiler ve yağmalamaya başladılar. Baştan aşağıya talan ettikten sonra Kars'ın Çıldır ve Posof kazalarına gözlerini diktiler, zira burası büyük bir hububat ambarıydı. Elimize geçen Gürcistan Tümeni arşiv belgeleri, amacın bu zenginliğe el koymak olduğunu ortaya çıkardı. Posof a düzenlenen "av" harekatı, köylüler silahlı direniş gösterdikleri için başarısız oldu. Bu andan, yani 17 Ocak 1919 tarihinden itibaren Gürcü Menşevikler İngiltere'nin himayesiyle Güneybatı Kafkas'a karşı savaş açtılar. Tam bir bozguna uğrayan Menşevikler, 50 bin kişilik bir ordu seferber etmeyi başararak, Güneybatı Kafkas birliklerine takviye ve araç sevkıyatını engelleyen İngiliz desteği sayesinde, üç ay süren zorlu çatışmalardan sonra (Nisan sonunda) Oltu sınırlarına ulaştılar. Gürcüler saldırırlarken ne kadınlara, ne çocuklara acıyorlardı, binlerce insan öldü, 30'dan fazla köy yakılıp yıkıldı, 15'e yakın cami ateşe verildi. Köylerinden ayrılmayan halk hayvanından, tahılından yoksun kaldı; Amerikan Misyonunun, savaşın en şiddetli anında Şura üyelerini tutuklayan İngilizlere gönderdiği protestolar hiçbir sonuç getirmedi. Menşevikler bütün seçkin kişileri tutukladılar; Gürcü milisler tarafından halk önderlerinin öldürülmesi artık sıradan olaylar olmuştu. Hasan Hıdırov, Kara Abdullah vs. böyle öldürülmüşlerdi. Gürcü Menşevikler, Batum havalisinde daha çok halkı bölerek ve Acarlı Cemalbek, Aslan ve Memed Abaşidze, Hafız Sürmenizade, Süleyman Talunbzade, İskender Tsivadze, Mehmet Ağa Çkoniya, Memed Gogobedze gibi satılmış ağa ve beyleri parayla kendi tarafına çekerek hakimiyetlerini sürdürüyorlardı. Demokrasi de, sonunun Menşeviklerin elinden geleceğini görerek, onlara karşı elinde silah sürekli savaşıyordu! Menşeviklere ve satılık ağalara karşı bütün gücüyle mücadele veren Acaristan Şurası bu davada öncü rolü üstlenmişti. Bu baharda Gürcü birlikleri Acaristan'da ve Çürüksu'da tam bir yenilgiye uğradı. Gürcistan sarsılmıştı, ne var ki Kafkas'tan çekilip gitme zamanı gelen İngilizler, Gürcüleri önce Artvin'e, ardından Batum'a getirdiler ve Çürüksu'yu teslim olmaya zorladılar. Halk oylamasından sonra Acaristan Halk Şurası'nı tanıyacağı sözü veren (elbette bu vaadini yerine getirmeyen) İngilizlere güvenmeyen halk, temsilcilerini, yardım amacıyla Türk Kızıl Ordusu'na gönderdi ve orası da yardım için Sovyet Azerbaycan'a ve Sovyet Rusya'ya başvurmalarını tavsiye etti. Bu yılın Mayıs ayında Heyet Baku'ye gitti ve Sovyet Azerbaycan'ından yardım istedi. Ne yazık ki bu istek sonuçsuz kaldı.

Gürcü Menşevikler Batum'da halen at oynatıyorlar; Şura üyelerini tutukladılar ve halkta öylesine bir korku yarattılar ki, Gürcü yandaşları bile karşı tavır almaya başlamışlar:

en itaatkar Menşevik uşağı olan Aslanbek Abaşidze bile soluğu dağlarda almış ve buradan Menşeviklere baskınlar düzenliyor. Sağ kalan Şura üyeleri Acaristan'da, Şavşat'ta, Gönye'de işgalcilere karşı, Sovyet makamlarından destek bekleyerek mücadele yürütüyorlar.

Yukarıda anlatılanları toparlarsak, söylememiz gerekir ki, Güneybatı Kafkas halkı, Ermeni-Gürcü çoğunluğunu sağlamak için Müslümanları yok etmeye soyunmuş İngiliz, Menşevik, Taşnak emperyalist çete koalisyonunun aralıksız baskı ve zulümlerine maruz kalmıştır, kalmaya da devam etmektedir. Kötü gidişi rahatlatacak yegane olgu, Bolşevik Ordusu'na yakınlaşmak olabilir. Sovyet Ordusu Erivan'a ve Tiflis'e girerse, zulüm görenler ancak o zaman rahat nefes alabilirler.

Güneybatı Kafkas halkınca bu gerçek açıkça bilinmektedir, Kars'ta Taşnak yönetimi yerine, Sovyet iktidarı kurma girişimleri sırasında Müslümanların, Ruslarla ve Rumlarla dayanışma içinde olmaları buna tanıklık etmektedir. Başarısızlık ortak bir başarısızlıktı; Taşnaklar, Rusları da, Rumları da, Müslümanları da kırıp geçirdiler. Şubemiz, Batum, Kars vilayetlerinde ve Sürmeli kazasında istilacılara karşı mücadele veren Güneybatı Kafkas Silahlı Kuvvetleri'nin komünizmin kızıl bayrağını çoktandır kaldırdığını ve Sovyet Azerbaycan ile Sovyet Rusya'nın Kızıl Ordularından kardeşçe yardım beklediklerini bildirmeyi gerekli görmektedir.

Demokrasimiz ancak ağabeylerinin desteğiyle zafere ulaşabilir. Eğer Menşevik-Taşnak gericiliği zamanında ezilmezse ve bize yardım edilmezse, İngiltere ve onun kuklaları yeni cephe kurarlar. Bu, devrimin ortak davasını tehdit eder.

Güneybatı Kafkas Demokratik Cumhuriyeti Şube Başkanı Feyzullahzade Server
Şube Sekreteri V. Bestujev
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir