Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

İsmail Nazaraliyev'in Azerbaycan Hükümeti'ne Raporu

Burada Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

İsmail Nazaraliyev'in Azerbaycan Hükümeti'ne Raporu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Ara 2010, 05:13

Kars Sancağı Murahhas Temsilcisi İsmail Nazaraliyev'in Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti'ne Raporu

Şöregel ve Akbaba delegesi Kerbalay Memed Hacı Abbasoğlu; Çıldır delegesi Doktor Esat Hacıyev ve Zaruşad delegesi Öğretmen Memed Hocayev'den oluşan Kars Delegasyonu Bakü'ye gelmeden önce, yani 10 Şubat'tan önce Kars bölgesinde baş gösteren olayların hikayesi Hükümet tarafından artık bilinmektedir. Bu zamana doğru Ermeni Hükümeti ajanları Göle'nin Kürt liderlerini satın almışlardı ve Ardahan'ın bir kısmıyla Göle'yi Ermeniler işgal etmişlerdi. Böylelikle Ermeniler, Ermenistan iktidarını tanımayan bölgelere doğrudan girmişler ve Şöregel, Çıldır, Akbaba ve Zaruşad'ın Oltu'yla bağlantısını kesmişlerdi. Adı geçen yerlerle Oltu arasında bağlantı kesilince, Ermenilerle yapılacak müteakip bir savaş bizler için zorlu bir sürece giriyordu. Çok kısa bir zamanda dıştan bir yardım alınamadığı takdirde, davanın kaybedileceğini söylemek için uzak görüşlü olmaya gerek yok; çünkü halk sadece kendi gücüyle Ermeni saldırılarına karşı dayanamaz. Ermeniler bu bölgeleri ayırarak, önce işe coğrafi konumu ve arazi yapısı itibariyle işgali kolay olan Zaruşad'tan başladılar; kaldı ki burası Gö-le'ye bitişikti ve genellikle Kürtler yaşıyordu. Bu arada Gürcistan Ardahan'ın işgal edilen kısmını berkitmeye, kuvvet ve askeri mühimmat yığmaya başlamıştı. Zaruşad'taki kanlı çatışmalar, yukarıda belirtilen heyetin gelişinden sonra öğrenildi. Bazı olaylar, Azerbaycan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı'nın, Ermenistan Dışişleri Ba-kanlığı'na gönderdiği iki notada yer almıştı. Böylelikle işbu rapor müteakip olayların tablosunu kronolojik gelişim düzeni içinde gözler önüne sermektedir.

Zaruşad'ın işini bitirdikten sonra Ermenilerin Şöregel'e karşı saldırıya geçtiğini, Kars bölgesine giderken Tiflis'te öğrendim. Şöregel'deki Ermeni harekatı, Osipyans'ın Şahnalar halkına üç gün içinde köyü boşaltmalarını söylediği 12 Şubat tarihinde başlamıştı. Bu eski bir Rus köyüydü ve buraya Müslümanlar, özellikle Erivan bölgesinden ve Gümrü şehrinden gelen mülteciler yerleşmişti. Şahnalar halkı Osipyants'ın talebine boyun eğdiler ve hemen kadınları çocukları, malı mülkü tahliyeye başladılar. Ne ki Osipyants sözünü tutmadı ve 14 Şubat'ta kalleşçe davranarak emrindeki birlikleri ani bir baskınla köyü boşaltmakta olan sivil insanların üzerine yönlendirdi. Bazıları kaçarak canlarını kurtardı. 100 kişiden fazla insan öldürüldü. Sağ kalanlar götürüldü, bugüne kadar da akıbetleri bilinmiyor. 15 Şubat'ta yine Osipyants'ın birlikleri önceden haber vermeden Karahan köyüne saldırdı. Burada top da kullanıldı, pek çok ev yandı, yıkıldı, çocuklar kadınlar öldü. Halk kaçışmaya başladı, -30 derece soğukta ve kar fırtınasında 200'den fazla insan öldü. Aynı gün Mükez köyü bombalanmaya başladı. Birçok ev yıkıldı, sivil halktan 100'e yakın insan öldü. Düzenli birliklerin bu vahşetiyle yetinmeyen Osipyants, silahlı Ermenileri Müslümanların üzerine saldırttı. 14'ü 15'e bağlayan gece ve 15 Şubat'ta Aslanhane, Kinai, İlandı ve Aküzüm köylerine, civar köylerin Ermenileri saldırdı. Müslümanlar, karanlık ve dondurucu bir gecede evlerinden fırlayıp kaçmaya başladılar, kar fırtınası vardı. Yollarını kaybettiler. 300'e yakın insan donarak öldü. Adı geçen köylerin malı mülkü Ermeniler tarafından yağmalandı. Talana Ermeni kadınlar da katılmıştı. Topçu ateşiyle onlarca köy yerle bir edildi. Müslüman ahalinin maruz kaldığı vahşeti ve aşağılanmaları sözlerle anlatmak mümkün değildir. Köyler bütünüyle mahvediliyordu. Teslim olmaları da işe yaramıyordu. Aralık ve Karakilise köylerinin bütün sakinleri itaat ettikten ve silahlarını bıraktıktan bir hafta sonra düzenli Ermeni ordu birlikleri tarafından katledildiler. Bu olay 26 Şubat'ta olmuştu. Bundan önce, özellikle 16 Şubat'ta Şöregel halkı teslim olacaklarına dair Ermeni komutanına bir heyet göndermişlerdi. Görüşmeler 25 Şubat'a kadar sürdü. Halk teslim oldu ve 400 civarında tüfek teslim edildi. Silah teslimini sadece Şeydi ve Dilan köyleri kabul etmemişti.

26 Şubat'ta bu iki köyün bombalanmasında Ermeniler bir sonuç alamamışlardı. Ermeniler bunun hırsını, Ermenistan iktidarını tanıyan ve silahlarını teslim eden köylerden çıkardılar. Küçükkımılı, Büyükkımılı, Molla Musa, Vartanlı, Bacıoğlu, Okçuoğlu, Memed Abad, Aralık, Karakilise köyleri bombalanmaya başladı. Küçükkımılı köyü yerle bir oldu. Altı köy büyük tahribata uğradı. Halk bütün malını mülkünü bırakarak kaçtı, Aralık ve Karakilise sakinleri kaçmayı başaramadı. Aralık'ta 1 000 nüfustan sadece kurtuldu. Karakilise halkının neredeyse tamamı toptan katledildi, sağ kalan 260 kişi esir alınarak Gümrü'ye götürüldü. Mart ayının ilk günlerinde önceden haber verilmeden Güllübulak köyü ansızın bombalanmaya başladı. Sakinleri pek çok kurban verdikten sonra malını mülkünü bırakarak, Ermenilerin yakıp yıktıkları köylerini terk etti. Şöre-gel'de 28, Zaruşad'da 11, Çıldır'da 2 köy büyük zarar gördü. Çok az insan kaçarak kurtulmayı başardı. Kaçmaya çalışan insanlar soğuk-tan ve açlıktan can verdiler. Kalın kar tabakası, kar fırtınası ve 30 derece soğuk Ermenilerin vahşetini tamamlamıştı. Bütün yollar donmuş cesetlerle doluydu. Ermeniler öylesine korku salmışlardı ki, halkın duyguları adeta körelmişti. Yakınlarına merhamet duygusu silinip gitmişti. Anne babalar çocuklarıyla az ilgileniyorlardı. Küçük yaşta çok çocuk öldü. Kurbanlar sayılmayacak kadar çoktu. Zarar milyarları buluyordu. Yüzlerce kadın namusundan oldu. Ermeniler bu yöre halkına en vahşice öldürme usullerini uyguluyorlardı. Küçük çocuklar duvara çivileniyor, kadınların göğüsleri kesiliyordu. Hiçbir söz bu zavallıların ıstıraplarını anlatamaz. Dünün milyonerleri, bugün sadaka dileniyorlar. Şöregel ve Zaruşad mültecileri, Akbaba ve Çıldır'ı tam anlamıyla istila etmişler. Barınak yeri bulamayınca nafile dolaşıyor, bir köyden ötekine geçiyorlar. Bu boşuna uğraşı çok kişinin hayatına mal oluyor. Halk kınlıyor.

Mart'ın ilk günlerinde Çıldır'daydım ve şöyle bir manzarayla karşılaştım:

4 köy hariç Zaruşad bucağı ve Şöregel'in tamamı Ermeniler tarafından işgal edilmiş. Akbaba itaatini bildirmiş ve Ermenistan Komutanlığının yetkilisi Yüzbaşı Sarkisbekyan'la silah teslimi ve yönetimle ilgili şartlar görüşülmeye başlamış. Ermenilerle savaş durumunda olan bir tek Çıldır kalmış. Çıldır halkının bu mukavemetinin nedeni, sonra anlaşılacağı gibi, Gürcülerin yardıma geleceğine bağlanan umuttu. Ama genel bir kuvvet ve güç zafiyetini, kendi gücüne olan inancın ve umudun olmayışını, dış yardım almadan davanın başarılamayacağı inancını burada da gözlemledim.

Meclis oturumunda ortaya çıktığı gibi, salt bu dört kazanın işgaline ilişkin somut bir öneriyle Tiflis'e -Gürcistan Hükümeti'ne- gönderilen heyet geri döndü. Meclis, heyetin Gürcistan'dan eli boş döndüğünü öğrenince, görevlerini başaramayan ve yerine getiremeyen heyetin çalışma tarzını sertçe sorguladı. En çok da, heyetin kendi kafasına göre Azerbaycan Hükümeti'ne, Bakü'ye gitmesine kızmışlardı. Çıldır Meclisi, Gürcistan görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasını Bakü'ye gidişe bağladı. Ertesi gün, Ahıska'ya ve sonra Tiflis'e adı geçen bölgelerin işgali için daha ısrarlı yeni bir heyet görevlendirildi. Bu heyetin de çabaları boşunaydı. Gürcüler, güler yüzlü bir karşılama ve belirsiz vaatlerin dışında bir şey yapmadılar.

Yukarıda anlatılan koşullarda, bizim çalışmamız, halkın ve liderlerin, Türklerin acil müdahalesine ve düzenli kuvvetlerle Oltu bölgesinde askeri bir harekata girişmesine bağladıkları umutlarının ayakta tutulması suretiyle morallerinin yükseltilmesine inhisar etmekteydi. Bundan birkaç gün önce Server Atabekov'dan bir mektup alındı; Atabekov mektubunda, Türklerin, halkın Ermenilere karşı verdiği mücadeleye katılmak, davayı daha sağlam bir temele oturtmak ve çapını genişletmek yönünde istekleri dikkate alınarak 25 Şubat'ta kararlaştırılan harekatın şimdilik ertelendiğini bildiriyordu. Atabekov, bu ortak harekatın gününü bildireceğini vaat ediyordu. Aynca Azerbaycan Hükümeti'nin onlara karşı tutumundan da yararlandılar. Azerbaycan Dışişleri Bakanı'nın, Ermenistan Dışişleri Bakanı'na gönderdiği notalar, büyük miktardaki ödenek, Karslılara yardım işinin yeniden düzenlenmesi, yeni eğitmenlerimiz; bunların hepsi Çıldır halkına büyük moral vermişti. Çıldır'ın savunulması işinin başında bizim bir görevlimiz vardı. Un, mermi satın alındı. Eğitmen olarak gelen Türk çavuşlarının ihtiyaçları, cephelerde ve mevzilerdeki yerli askerlerin beslenmesi bizim hesabımızdan karşılanıyordu. Milli Şüra'nın, ortak düşmana acilen ve bir arada harekat başlatılmasına ilişkin çağnlarını ve ricasını iletmek amacıyla Oltu, Erzurum, Şavşat, Pasinler Vadisi, Horasan ve Sürmeli'ye kuryeler gönderildi. Bütün bu önlemler etkisini gösterdi. Çıldır son imkanlarına kadar çarpışma ve dayanma karan aldı. Bunun üzerine ben hemen Akbaba'ya hareket ettim. Burasının teslim olması, direnen Çıldır'ın ve teslim olmayan Zaruşad köylerinin gücünü sarsıyordu.

Ermenilerle başlatılan mücadelede bu dört kazanın halkı, umutlarını en çok Akbaba güçlerine bağlamıştı. Ben Akbaba'ya gitmeden hemen önce, Ardahan cephesinde Çıldırlılar Ermenilerle çarpışmaya başlamışlardı. Akbaba'ya gidişim arifesinde Çıldır'ın Ardahan cephesinde Ermenilerle çatışmalar başladı ve bu yüzden birkaç gün Çıldır'da kalmam icap etti. Hemen mevzilere gittim. Çıldırlılar iki gün süren çatışmalarda başlangıçta iki zafer kazanmışlardı, ancak destek alamayınca ikinci gün öğlene doğru geri çekilmek zorunda kaldılar; bir de panik başladı, cephe hemen hemen savunmasız kalmıştı. Tam bu panik ve geri çekilme sırasında, biz birkaç takviyeyle mevzilere gelmiştik. Büyük çabalar sonucu çok kişiyi geri döndürmeyi ve eski mevzileri yeniden ele geçirmeyi başardık. Ermeniler bu cephede artık yeni taarruzlar gerçekleştirmediler. Askerlerin lojistik ikmaldeki bazı yetersizliklerini giderdikten ve her yerde denetimi sağladıktan sonra savaşın üçüncü günü 9 Mart'ta Akbaba'ya geldim. Bundan birkaç gün önce ise, eski Rus ordusundan Albay Yedigarov İsrafil Bey, Binbaşı Hurşit Bey, Şöregel ve Akbaba Milli Şüraları delegasyon üyesi Kerbelayi Mehmed Hacı Abbasoğlu buraya gelmişlerdi. Benim gelişim öncesinde Akbaba halkı artık 400 kadar tüfek teslim etmişti. Ermeniler itaat talebini 1 500 tüfek (1 000 adet 5 atımlık, 500'de berdanka tüfeği) teslim edilmesi şartına bağlamıştı. Akbaba'da tam bir perişanlığın, tam bir örgütlenme bozukluğunun yaşandığını, etkin biçimde savunma arzusu ve görüş birliğinin olmadığını, aynı şekilde silah tesliminde de isteksizce davranıldığını gördük. Milli Şüra yoktu.

Türk düzenli birliklerinin Ermenilere karşı Kars'a doğru harekat başlatacağı haberi dışında, durumu kurtaracak bir kuvvet göremeyince, Oltu'dan ve Türkiye'den yardımın da acilen gelebileceğini ummadığımdan, bütün çabamı silah teslimini geciktirmeye yönelttim. İki heyet gönderildi. Birincisi, Ermeni Kurmay Yüzbaşı Sarkisbekyan'a, ikincisi Gümrü'ye. Birinci heyet silah teslimini dört gün uzatmayı başardı. İkinci heyet de dört gün süre daha alabildi ve Akbaba'nın silah teslim tarihi olarak 20 Mart gece saat 12.00 olarak belirlendi. Bu arada Çıldır'ın Zaruşad cephesinde çatışmalar başladı. Top sesleri üç gün dinmedi. Dördüncü gün ortalık sakinleşti. Çıldır'dan Doktor Esat Hacıyev, Ermenilerin bu üç gün içinde Zaruşad'ın Çıldır'a bitişik dört köyünü işgal ettiklerini, köyleri ateşe verdiklerini, malı mülkü yağmaladıklarını, sivil insanları katlettiklerini ve hemen Zaruşad (Grenaderskaya) köyüne, 20 kilometre kadar geri çekildiklerini bildirdi. Doktor Hacıyev, Ermenilerin bu tavrını müttefiklerin Çıldır'ı Gürcistan'a teslim etme kararına bağlıyor. Ancak 19 Mart günü, Ermeniler Gümrü tarafından Akbaba sınırlarına girmeye başladıklarında ve ben (Çıldır'da bulunan 100 askerle birleşmek ve Ermeni hattını yararak Oltu'ya geçmek amacıyla) Akbaba'da bulunan 40 Türk çavuşu ve askeriyle birlikte burayı terk ettiğimde, henüz yoldayken bir çavuştan (ki daha önce oraya gönderilmişti) Çıldır'ın artık üç gündür Ermeniler tarafından işgal edilmiş olduğunu öğrendim. Albay Mazmanov 6 topun eşliğinde, 300 piyade ve 60 atlıyla Çıldır'ı işgal etmiş, Meclis Başkanı Kamil Prutski'yi tutuklamış ve sözde Azerbaycan'ın gönderdiği 3 milyon rubleyi istemiş. Doktor Haciyev ve pek çok kişi Gürcistan'a kaçmış. Çıldır'ın Ermenilerce hangi şartlar altında işgal edildiği hakkında resmi bilgilere sahip değilim, zira derhal Akbaba'ya dönmem ve Türk askerlerinin kurtarılmasıyla ilgilenmem gerekiyordu.

Akbaba'ya Ermeni milisler gelmişti ve ertesi gün buranın bütün sınırlarını Ermenilerin işgal edeceği bekleniyordu:

Onların ve bizim kurtulmamız için sadece bir günümüz kalmıştı. Aynı gün askerlere Akbaba sınırlarını terk etme ve mülteci sıfatıyla Ahıska kazasına geçmeleri emri verildi. Biz kendimiz de Mart 23'ü 24'e bağlayan gece Akbaba'yı tamamen terk ederek Ahılkelek'e geçtik. Burada iki gün boyunca mültecilere yardım sağlanması ve bu yardımların bölgelere dağıtılması faaliyetiyle ilgilendik.

Kars havalisinde Ermeni başarılarının belli başlı nedenleri şöyle sıralanabilir:

Türklerle Kürtler arasında işbirliğinin bulunmaması ve Kürtlerin Türklere karşı açık düşmanlığı; Kürtlerin Ermeniler tarafına geçmesi ve Kürtlerin akınına uğrayan Göle'nin bu şekilde işgal edilmesi (Kürt şefleri Ermeniler tarafından satın alınmıştı, Ermeniler ihtiyaç duyduklarında insan satın almada paraya acımıyorlardı); Göle'nin Ermeniler tarafından işgal edilmesiyle Oltu'yla bağlantının kesilmesi; sert kış koşulları, şiddetli don, kalın kar; uygun ulaşım yollarının ve düzenli askeri birliklerin bulunmaması; Ermenilerde topçu birliklerinin fazlalığı, bizdeyse hiç olmaması; Ermeni ajanlığını kabul eden Kars İli Milli İslam Şürası Başkanı Meşedi Samed Hacıyev'in ihaneti; birçok yönetici ve zengin Müslümanın gizlice Ermeniler tarafına geçmesi; iyi örgütlenmiş casus teşkilatı ve her gizli faaliyetimizin Ermenilere iletilmesi (casus olarak genellikle Kürtler kullanılıyordu, yerli Türkler de az değildi); örgütümüzün Bakü'de uzun süre gecikmesi; Şöregel olayları yoğun döneminde Kerbelayi Memed Hacı Abbasoğlu'nun Şöregel ve Ak-baba'da bulunmaması; en kötüsü de, Müslüman yığınların bilinçsizliği. Kars bölgesinde şu anda sadece Oltu sancağının tamamı ve Kağızman'ın Horasan kazasının bir kısmı işgal edilmemiş durumdadır. İşin başında dinamik bir örgütleyici olan Ayrımlı Şamil Bey'in bulunduğu Sürmeli kazasının bir kısmı da mücadeleyi sürdürüyor. Muhtemelen Ermeniler bu bölgelerden vazgeçecekler veya bir girişimde bulunsalar bile düzenli ordunun asgari katılımı ve esasen yerli Ermeni güçlerini kullanacaklar; zira ajanımızın bana ilettiği güvenilir bilgilere göre, Ermeni birlikleri Gümrü'den Zengezur'a ve genel olarak Azerbaycan sınırlarına hareket etmiştir.

Karabağ'da oluşan durumla ilgili olarak Azerbaycan'ın hayati çıkarları, Oltu, Sürmeli, Vedibasar, Zengibasar ve hatta Nahçıvan'la birlikte Şura'nın Ermenilere baskı uygulamasını, Ermenilerin dikkatinin bir kısmının Karabağ'daki olaylardan başka yöne çekilmesini gerektiriyor. Bu sebeple Oltu'ya gitmeyi çok gerekli görüyorum, zira burası bizim üssümüz durumundadır ve az önce saydığım yerlerdeki -Nahçıvan hariç- harekat düzenlemelerinin buradan yönetilmesi uygundur. Bir dakika bile gecikmeden Sürmeli'ye, Şamil Bey'in yardımına yetişmek lazım, ona acil para yardımı yapılmalı, özellikle de cephane. Raporumu bağlarken söylemem gerekir ki, derin inancıma göre Kars Müslümanlarının kurtarılması ve onların Taşnakların pençelerinden koparılması düzenli Türk birliklerinin katılımı olmadan başarılamaz, bu nedenle Hükümetin bu konuda zaman geçirmeden Erzurum'da Türklerle sıkı bir bağlantı kurması ve çalışmalarımızı da, edindiğim sağlam bilgilere göre, Türk birliklerinin bulunduğu ve yerli örgütlerin hemen hemen feshedilmiş olduğu Oltu'ya kaydırması gerekmektedir.
İmza

Kaynakça
Kitap: KIZIL KİTAP
Yazar: Kayhan Yükseler
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: İsmail Nazaraliyev'in Azerbaycan Hükümeti'ne Raporu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Ara 2010, 05:19

Kars Havalisinde Yakılıp Yıkılan Köylerin Listesi

ŞöregelZaruşad
1 Daynalık19Küçükkımılı1 Mescidi
2 Ani20Büyükkımılı2 Keçebörk
3 Kinai21Akbulak3 Zohrab
4 İlanlı22Dalaver4 Güğercin
5 Aküzüm23Memed Abad5 Kümbet
6 Aslanhane24Vartanlı6 Ağzıaçık
7 Aralık25Molla Musa7 Mamaş
8 Karakilise26Bacıoğlu8 Kızılkilise
9 Tiknis27Okçuoğlu9 Kalecik
10 Algina28Güllübulak10 İncilipınar
11 Şahnalar29Kara Memed11 Masucuk
12 İncedere30Taze Kızıltaş12 Sarşat
13 Geçit31Köhne Kızıltaş13 Okçuoğlu
14 Karahan32Çakmak14 Tılak
15 Mekyüz33Cebeci
16 Dilan34Süzkurt
17 Şeydi
18 Hacıpiri
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir