Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Ermeni Meselesi hakkında Bazı Belgeler

Burada Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Ermeni Meselesi hakkında Bazı Belgeler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 22:22

Van'daki Konsolos Yardımcısı Termenin Gizli Telgrafının Kopyası.
12/25 Mart 1908.
Nu. 295 İstanbul 1908


10 Mart'ta teröristlerden biri hain David'i ağır yaraladı ve kaçtı. Polis ve jandarma tahriki altındaki heyecanlı Müslümanlar, çarşıdan dönmekte olan masum ve silahsız Ermeniler'i öldürmeye başladılar. Derhal subayları ve askerleriyle gelen Ferik, acil tedbirlerle katliamı durdurdu; yoksa katliam pek büyük bir dereceye ulaşacaktı. Ben ve meslektaşlarım Ermeniler'i yatıştırmak ve çarşıdan dönmelerini sağlamak için derhal şehre hareket ettik. Münferid öldürmeler geceye kadar devam etti. Gece bütün cesetler gömülmüştü veya çeşitli nehirlere atılmıştı. 11 Mart sabahı biz şehrin etrafını dolaştık ve askerlerin yardımıyla çarşıda kalmış yaklaşık 300 Ermeni'yi Ermeni mahallesine getirdik. Sonra validen, tehlikeli mahallelere ve çarşıya derhal sorumlu subayların komutası altında asker gönderilmesini, katil ve kışkırtıcıları durdurmasını talep ettik. Son derece endişeliyiz. Halen 33 kişi ölü, 6 yaralı ve 23 de kayıp olduğu ortaya çıkmıştır. Ferik çok iyi bir harekette bulundu. Vali sükünet istiyor, fakat Müslümanlardan da korkuyor. Bab-ı Ali'nin vali ve Ferik'i desteklemesi lazımdır. Ben ve meslektaşlarım Bab-ı ali'nin, Ferik'i yaptığı faaliyetlerden dolayı derhal mükafatlandırmasını arzu ediyoruz.

Van Konsolos Yardımcısı Termenin Gizli Telgrafının Kopyası.
13/26 Mart 1908'de alınmıştır.
Nu. 295 İstanbul 1908


Durum gittikçe fenalaşıyor. David demin vefat etti. Müs-lümanların Ermeniler'e saldıracakları ve kılıçtan geçirecekleri söyleniyor. Biz valiye acil tedbirler alması için ve tertipçileri tutuklaması için gruplu nota gönderdik. Valinin de aynı emri Ferik'e vermesi iyi olacak. Hamidiye komutanlarına Hristiyanlara dokunmaması için emir verilmesi lazım. Şehirde telaş var. İhtilalciler Ermeni mahallelerini korumak için silahlanıyorlar. Açlık tehlikesi var. Parasal yardıma da ihtiyaç var.

DTS Zinomev'den Haber
Nu. 62 15/28 Mart 1908


Size Türkiye'nin Asya tarafındaki konsoloslarımızdan gelen dört telgrafın kopyasını sunmaktayım. Bu telgraflar Asya Türkiye'sinin teessüf edilecek durumundan söz etmektedir.

Muş vadisinde "azgınlar" olarak adı çıkan meşhur Kürd eşkıyası Kasım hakkında sadnazamdan çok ilginç açıklamalar aldım. Daha yakınlarda yerli makamlara suçunu itiraf etmiş ve sonra affedilerek Muş vadisinde Ermeni militanlarını aramak için görevlendirilmiş. Ve gerçekten de yukarıda adı geçen Kasım, Muş Mutasarrıfı Safvet Paşa ve Kürtlerin hamisi olarak tanınan 4. Türk Piyade Kolordusu'nun komutanı Müşir Zeki Paşa'nın ricasıyla Sultan tarafından affedilmişti. Ermeni militanlarını araştırma vazifesi Kasım'a adı geçen Safvet Paşa tarafından verilmişti. Vilayetin başında bulunan Fevzi Paşa buna muvafakat etmemişti. Çünkü o ciddi ve vicdanlı adamdır ve bunun gibi emirleri hiçbir zaman tasvip etmezdi. Bundan dolayı mutasarrıfın görevinden azledilmesi ve mahkemeye verilmesi için teşebbüste bulunmuştur. Bu sebeple vilayet müdürüne Kasım'ın görevlendirildiği araştırmaların durdurulması emri verilmiştir.

Sadrıazam, 4. Piyade Kolordusu'nun komutanının birçok cinayetle kendisini lekeleyen eşkıyayı himayesi altına aldığı için sorumlu olup olmayacağından söz açmadı. Benim görüşüme göre Zeki Paşa'nın bu hareketi de ceza görmeden geçecektir.
Van'daki düzensizliğe, Ermeni militanların kendi aralarından David isimli birinin hayatına suikast etmesi sebep olmuştu. David kendi arkadaşlarına ihanet ederek Türk makamlarına onların ismini söylemişti. Polislerin ve jandarmaların kışkırtmasıyla Müslümanlar silahsız sivil Ermenilere saldırdılar. 33 kişi öldürüldü; 6 kişi yaralandı ve 23 kişi kayıp vardır. Ancak bölgenin askeri komutanı Ferik'in akl-ı selim tedbirleri sayesinde ve konsolosların müdahalesinden dolayı, Ermeni kırımı büyük ölçüye ulaşmadı.
ikinci telgraf Van konsolos yardımcısından bu ayın 13/26'sında, ancak benim sadrıazamla olan konuşmamdan sonra ele geçmişti. Onun muhtevasım birinci sefaret tercümanı ile Ferid Paşa'ya gönderdim.

Sadrıazam D.S.S Maykov'a, yerel makamlardan alman telgraflara göre, Van'daki durumun gerçekten çok ciddi olduğunu ve valinin Bab-ı ali'den asayişi sağlamak için sekiz askeri birlik gönderilmesi ricasında bulunduğunu ifade etti. Ancak şimdilik iki askeri birlik gönderilmiş durumda. Sadrıazam benimle olan konuşmasında, Van'da ortaya çıkan kargaşayı münhasıran Ermeni ihtilalcilerin entrikalarına yüklemeye çalıştı ve Türk hükümetinin olanlardan sorumlu olmayacağını söyledi.

Ben Ferid Paşa'ya itiraz ettim ve hem ihtilalcilerin cinayet teşebbüslerinin, hem de bu tür düzensizliklerin sebebinin Ermenileri Türkiye'den göç etmek zorunda bırakmak için Müslümanların onlara karşı sistematik sıkıştırmaları ve Müslümanların tahriklerinin tabii sonuçlan olduğunu söyledim. Böylece Türk hükümetinin dikkatini bu tür tehlikeli hareketlerin sonuçlarına çevirmeye çalıştım. Fakat maalesef benim iyi niyetli tavsiyelerime yeteri kadar dikkat edilmedi.

Van Konsolos Yardımcısı Temren'in Telgrafının Kopyası
7/20 Mayıs 1908 Nr. 113/523'e Ek.
İstanbul 1908.


Dün aramalar başladı. Bütün ihtiyad tedbirleri alınmıştır. Muhbir sayesinde 12 fedai mukavemetsiz yakalandı; yeraltı su tesisatında saklanmışlar. Bunlardan biri liderleridir ve aynı zamanda David'in katilidir. Çok sayıda evrak bulundu. Resmi makamların enerjik tedbirleri sayesinde tam olarak düzen sağlandı. Silahlar ve diğer üç lider henüz bulunamadı. Rivayete göre tutuklananların arasında Rus te-baalılar da bulunmaktaymış. Onlara karşı nasıl hareket edeceğim. Hürmetle direktiflerinizi beklemekteyim. Tahir Paşa, Hoşab'a geldi; sınıra gidiyormuş. Paralar geldi. Komisyon açlık çeken kalabalığa ekmek dağıtacaktır.

DTS Zinovyev'den Gizli Haber
21 Şubat/6 Mart 1909 Nu. 37.
OSMANLI İMPARATORLUĞUNDA DURUM.


Aralığın başında Halep Vilayeti'nin Maraş kazasında Müslümanların Hrıstiyanlara karşı bazı eylemleri meydana gelmiştir. Hrıstiyanlar, özellikle Ermeniler bu tür eylemlerden çok şikayetçidirler. Kastamonu, Ankara, Sivas ve Mamuretülaziz vilayetlerinden son zamanlarda çok sayıda şikayet gelmiştir. Bu bölgelerde Müslümanlarla Hrıstiyanlar arasında sürekli kargaşa çıkmaktadır.

Erzurum vilayetinde Kürtler yeni rejimi kabul etmemektedir. Onlardan meydana getirilen Hamidiye Alayı'nda bulunan akrabaları vasıtasıyla vergi toplamaya karşı gelmekteler ve yeni hükümeti kabul etmediklerini açıkça bildirmekteler.
Anayasanın yeniden teşkiliyle, bundan cesaret alan Ermeniler'in küstahane davranışları ve kendini beğenmişlikleri, hatta mağrur tavırları, Müslümanlar arasında nefret uyandırmaktadır. Jön Türklerin en ileri gelenleri arasında bile Ermenilere olan güven kaybolmaktadır. Jön Türklerin sıkı kontrolüne rağmen Ermeniler silah biriktirmektedirler. Erzurum konsolosumuzun verdiği bilgiye göre, Ermeniler çok miktarda silah almakta ve Erzurum'da ciddi şeyler olacağa benzemektedir.
Van'da Kürtler de Ermenilere karşı aynı tavır içindeler. Kürtlerin keyfi davranışlarına son vermek için mahalli idare bir türlü harekete geçemiyor.

Van'da iki Müslüman ve bir Ermeni milletvekili seçilmişti. Müslümanların Hrıstiyanlara karşı bir düşmanlığı yoktu. Türkler, özellikle subaylar, Ermenilerle dostça ilişkiler kurmaya çalışmaktalar. Fakat Ermeniler, komitacı Ermeniler tarafından kışkırtılarak Türklere yaklaştırılmıyor.

Bitlis'teki Ermenilerin de ne Türklerden ne de Kürtlerden şikayetleri varken, Ermeni komitacı dernekleri kurulmakta ve dernekler geniş faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Dernek üyeleri her pazar günü Bitlis kilisesinde toplanarak mitingler, konuşmalar yapmaktalar. İhtilal fikrinde olan Ermenileri bir araya getirerek yönetime karşı mücadele için kışkırtmaktalar. Mitingler yasaklanınca Ermeniler, bu defa aynı anlamda çağrı kağıtlarını her tarafa yapıştırmışlar. Şu sırada Ermeniler arasında ihtilalin ihtiyacı için vergi toplanmakta. Çoğu Ermeni'nin, bu tür eylemlerin Ermenilere zarardan başka bir şey getirmeyeceğini ve silah için para vermeyeceklerini söyledikleri, bunun üzerine Ermeni ihtilal komitelerinin şiddet kullanma ve karşı çıkanları kılıçtan geçirme tehdidiyle bu tür gurupları sindirdikleri öğrenilmiştir.

26 Kasım 1912 Nu. 117/293.
S.D. Sazanofun dikkatine...


5 Kasım 755 numaralı müzekkere ile Bakanlar Müsteşarlığı Başkanı'ınn mektubu gelmişti (31 Ekim 1912). Mektupta Türkiyeli Ermenileri korumak konusunda beş madde ilave etmişti ve bu konuya benim de katılmam söz konusu idi. Bu mektubu aldığım gün iki Ermeni ileri geleni (militanı) ile görüştüm. Bunlar, Türk parlamentosunun eski milletvekili Zohrab ve Ermeni Patrikliği müsteşarlığının üyesi Mardikyan idiler. Bu kişiler kendi adlarına değil, Ermeni Patrikliği ve Ermeni milleti adına konuşacaklarını ifade ettiler ve Türk İmparatorluğu'ndaki anarşinin gittikçe artması ile Ermeni halkının durumunun da gün geçtikçe kötüleştiğini karamsar bir biçimde anlattılar.

"Bizim taleplerimiz çok basittir" diyen G. Zohrab ve Mardikyan, "Biz sadece kendi hayatımızın ve mülkiyetimizin dokunulmazlığını, kanun çerçevesinde hayat hakkımızı istiyoruz" dediler. "Fakat Türk hükümeti bu hakları bize sağlayamıyor veya sağlamak istemiyor. Türkiye'de Meşrutiyet ilan edildiğinde, Ermeniler asırlarca devam eden eziyetin sona erdiğini düşünerek içten alkışlamışlardı. Hatta 1909 Adana katliamına göz yummuşlardı ve bunu eski rejimin suçu olarak göstermişlerdi. Fakat sonraki olaylar Ermeniler'i kolay inandıkları için pişman etti. Kürtler eskiden olduğu gibi korumasız Ermeni halkını yağmalıyor, kesiyor, zorbalık yapıyor, ama Türk idarecileri her zamanki gibi bu dehşetleri görmesine rağmen onları durdurmak için hiçbir tedbir almıyor. Kürtler'in ele geçirdikleri topraklar Ermeniler'e iade edilmedi ve bu yüzden Ermeniler çok kötü durumda; ve son zamanlarda yeni katliamların düzenlenmekte olduğu konusunda haberler gelmektedir. Bütün bunlar Türkiye Ermenileri'ni umutsuzluğa düşürmektedir."

Bundan sonra Ermeni heyeti ziyaretlerinin sebebine geçerek, "Ermeni halkının Rusya'ya başvurmaktan başka çaresi olmadığını" bildirdiler. Ancak Rusya onları bu durumdan kurtarabilir.

Bunu söylerken şunu da bildirdiler ki:

"Ermeni halkı Avrupa kontrolü altında olsa bile hiçbir Türk reformuna artık güvenmiyorlar. Onlara göre başarısız Makedonya reformlarının sonuçları Türk idarecileri iktidarda iken halk için hiçbir yararlı netice elde edilmeyeceğini göstermektedir." Bundan dolayı Sn. Zohrab ve Mardikyan'ın fikirlerine göre Ermeni halkı radikal tedbirlerle kurtarılabilirmiş; o da Ermeni vilayetlerinin Rusya tarafından işgali ile olabilirmiş. Fakat bu işgal geçici değil, Bosna'nın 1908'e kadarki Avusturya tarafından işgali gibi daimi şekilde olacakmış. Şu anda bu Rusya işgalini bütün Ermeni partileri, hatta Taşnaklar bile istemektelermiş.

Ermenileri bizden uzaklaştırmak, menfaatlerimize uymayacağını düşünerek, onlara, "Rusya hükümeti asırlar boyunca gelen geleneklere göre Ermeni halkının çilelerini büyük acılar ile karşıladığını" söyledim. Ermeni temsilcilerinin tekliflerine çok ölçülü bir şekilde cevap verdim. Fakat bütün söylenenleri Rusya İmparatorluğu sarayına ileteceğime söz verdim ve Balkan savaşı ortadan kaldırılmadan bu konuda herhangi bir girişimin yapılmasının imkansız olduğunu bildirdim.
Zohrab ile Mardikyan'ın gerçekten de Ermeni halkının görüşünü, beklentilerini yansıttıklarından hiç kuşku yoktur. Yakınlarda Patrik Arşaruni ile yaptığım konuşmada Mardikyan da vardı. Bu bana daha da güven sağladı. Ermeni Patriği temsilcilerinin dediklerini tekrarladı ve Rusya İmparatorluğu'nun zavallı Ermeni halkını kurtarmasını şiddetle rica etti.

1894-1896'lardan beri, yani Ermenilerin katliamından beri ne Küçük Asya'da, ne İstanbul'da gelişmeler ve değişimler oldu. Rusya, İngiltere ve Fransa'nın baskısı altında Abdülhamid'in 20 Ekim 1895'te Ermeni bölgeleri için çıkardığı reformlar, ölü bir harf gibi kalmıştı. Toprak meselesi gün geçtikçe gerginleşmektedir. Birçok toprak, Kürtler tarafından zabt edilmektedir. Fakat hükümet tedbirler almak, engel olmak yerine onları desteklemektedir. Bizim konsolosların hepsi Kürtlerin yaptığı çeşitli yağmalardan ve zorbalardan söz ediyor. Ermeni kadınlarını zorla Müslüman yapıyorlar ve bu suçlular hemen hemen hiçbir zaman yaptıkları için sorumlu tutulmuyor. Ermeni Patriği'nin İstanbul'a, Bab-ı ali ve Adalet Bakanı'na verdiği takrir, gerçek manzarayı ifade etmektedir. Orada Sultan'ın Ermeni tebaasına yapılan zorbalıklar, zulümler ve felaketler anlatılmaktadır.

Bu anlatılanlar Ermeni halkının gittikçe Rusya tarafını tutmakta olduğunu göstermektedir ve bu isteğin gerçekten de içten ve samimi olduğu ortadadır. Rusya'ya olan sempati Ermeni burjuvası ve aydınları arasında da yaygındır. İhtilalci partiler artık gittikçe itibarını kaybediyor ve yerine konservatif programıyla yeni partiler kuruluyor. Van, Bayezid, Bitlis, Erzurum ve Trabzon konsoloslarımızın bildirdiklerine göre bu vilayetlerdeki Ermenilerin hepsi Rusya tarafındadırlar ve bizim ordularımızı bekliyorlar veya Rusya'nın kontrolü altında reformlar yapılmasını istiyorlar. 21 Kasım'da Bayezid konsolusunun bildirdiğine göre, bütün Ermeniler Türkiye'ye karşı düşmanca tavırda bulunuyorlar ve Rusya'nın protektörlüğünü, Ermeni topraklarını işgal etmelerini bekliyorlar. Ermeni Patriği, Rusya'ya Türkiye'deki Ermeni halkını kurtarması için yalvarmaktadır.

Bana göre, biz bu koruyucu tavrımızı devam ettirmeliyiz. Şunu da unutmayalım ki, Türkiye'nin Ermeni vilayetlerinde durum çok istikrarsızdır. Her an ayaklanmalar ve düzensizlik ortaya çıkabilir. Eğer bir katliam meydana gelirse, bu halkın militanları bizden destek alabileceklerine güvenmezlerse "Üç Devlete" başvuracaklardır. Bu durumda biz şansımızı kaybederiz; fırsat Avrupa devletlerine geçecektir. Bana göre, bizim hem katagikosa hem patriğe, Rusya Devleti'nin Ermeni halkının ricasına olumlu bakmaktadır diye İstanbul'a haber vermemiz lazım. Bu tür vaatler Ermenilerin bize olan güvenini sağlar, ümidler uyandırır ve herhangi bir katliam olursa onların derhal büyük devletlere başvurmalarına engel olur.

Fakat bizim Ermeni vilayetlerini işgal etmemiz şimdilik vakitsizdir. Aynı zamanda 1898'de yapılan Ermeni reformlarının efkarlı kaderini de unutmamamız lazımdır. Türkiye'deki anarşi durumunun devam etmesi halinde hiçbir reform burayı teskin edemez ve belki de bizim askerlerimizin bu bölgelere girmesi bir zaruret olacaktır.

Kaynakça
Kitap: Ermeni Tehciri
Yazar: Yusuf Halaçoğlu
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir