Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Ermeni Mezalimi ve Alınan Karşı Tedbirler

Ermeni Meselesi

Burada Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Ermeni Mezalimi ve Alınan Karşı Tedbirler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 21:55

Ermeni Mezalimi ve Alınan Karşı Tedbirler

Osmanlı Devleti, I. Dünya harbine girdikten sonra Ermeni komitelerinin düşmanla işbirliği yapması ve Anadolu'da birbiri ardından isyanlar çıkması üzerine, hadiselerin yatışacağını varsayarak önce kesin bir tedbir almak yoluna gitmedi. Ancak Ermeni mezalimi artınca Dahiliye Nazırı Talat Paşa, Erzurum mebusu Vartkes Efendi'ye, Ermenilerin düşmanla işbirliği yapmaya devam etmeleri halinde, çok şiddetli tedbirler alınacağı ihtarında bulundu. Buna karşılık Adana ve Van'dan başka art arda Anadolu'da Kayseri, Bitlis, Muş, Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Sivas, Trabzon, Ankara, Urfa, İzmit, Adapazarı ve Bursa'da da olaylar çıktı. Talat Paşa olaylar karşısında Aralık 1914'de Doğu vilayetlerine gönderdiği gizli bir talimatta, oldukça büyük sayıda bulunan ve özellikle Ermenilerin eğitimiyle ilgilenen yabancı kuruluş ve memurlarının harp sırasında başka bölgelere gönderilmelerinin düşünüldüğünü belirtti. Bu illerin valilerinden, bölgelerinde bulunan yabancı kuruluş ve şahısların listeleriyle, nereye gönderilmeleri gerektiği konusunda bilgi istedi.

a) Zeytun Ermenileri'nin Konya'ya Şevki

Osmanlı hükümeti Van isyanının patlak vermesine kadar, birtakım küçük tedbirlerle Ermeni komitelerinin faaliyetlerini önlemeye çalıştı. Hükümeti en çok meşgul eden hadise ise Zeytun'da patlak verdi. Zeytun'daki olaylar, Antep'i ve civarını da etkiledi. Antep'te Müslüman mahallesinde oturan Ermenilerin gizlice büyük bir isyan hazırlığı yaptıklarının öğrenilmesi üzerine, 4. Ordu Komutanlığı buna karşı aşağıda belirtilen tedbirleri aldı. 16 Mart 331 (29 Mart 1915) tarihli yazıya göre, hiçbir Ermeni'nin şu sırada yerini değiştirmesine izin verilmemesi, yerlerini değiştirenlerin tekrar eski yerlerine iade edilmesi, devlete sadık olan herkesin mal, can ve namuslarının her türlü tecavüzden masün ve emin olduğunun ilan edilmesi, gerek ihtilalci, gerek devlete sadık herhangi bir Ermeni'ye Müslüman halk tarafından en ufak bir saldırı olursa, eşkıya gibi derhal cezalandırılması bu tedbirlerin başında gelmekteydi.

Fakat bu sırada Zeytun'u ziyaret eden Maraş Mutasarrıfı Mümtaz Bey, 17 Mart 331 (30 Mart 1915) tarihli yazısında
tahkik heyetinin çalışmalarını sürdürdüğünü bildirdikten sonra, Zeytun hadisesinin yeni bir şey olmadığını, esaslı tedbir alınmazsa hadiselerin tekrar başlayacağını belirtti. Bazı zararlı ailelerin geçici olarak başka yere nakillerinin meseleyi çözmeyeceğini bildirdi. Zeytun'da sık sık isyan çıkmasının sebebini ise civarında pek çok Ermeni'nin bulunmasına bağlayan Mümtaz Bey, vaktiyle buralarda yaşayan Müslümanların Ermeniler tarafından baskı altına alınarak göçe zorlandıklarını ve arazilerinin Ermeniler eline geçtiğine dikkat çekerek, hem Ermeni nüfusunu azaltmak hem de Müslüman nüfusu çoğaltmak için bazı Ermeni köylerinin ovalık yerlere nakliyle, yerlerine göçebelerin yerleştirilmelerini teklif etti.

Bunun üzerine hükümet, bir tedbir olarak Zeytun, Maraş ve civarında zararlı gördüğü bazı Ermenileri Konya'ya sevk etti. Fakat burada da toplu halde bulunmaları, bir süre sonra o bölgedeki Ermenilerle birleşmeleri ve yeniden tehlike teşkil ettiklerinin görülmesi üzerine nakliyattan vazgeçildi. 13 Nisan 1331 (26 Nisan 1915) tarihinde gizli bir şifre telgraf emri gönderilerek bundan sonrakilerin Halep'in Güney-doğusu ile Zor ve Urfa havalisine sevk edilmelerine karar verildi152. Bu karar, daha sonra başlayacak tehcirde de etkili olmuş ve mecburi iskana tabi tutulan Ermeniler için bu bölgeler daha sonra iskan sahaları olarak kabul edilmiştir.

Dahiliye Nazırı Talat Paşa, Zeytun Ermenileri'nin başlattığı olayların bir türlü yatışmaması üzerine, 23 Nisan 1331 (6 Mayıs 1915) tarihinde, Maraş Mutasarnfı'na gönderdiği gizli bir şifre ile Zeytunlularin tamamen başka bölgelere naklini emretti.

b) Ermeni Derneklerinin Kapatılması

Osmanlı Devleti'nin ölüm kalım savaşı verdiği bu sırada Ermeniler, gerek cephede gerek cephe gerisinde düşmanların işine yarayacak faaliyetlerini bütün ülke sathına yaymışlardı. Hatta Ermenilerin topyekün bir isyana hazırlandıkları seziliyordu. Nitekim Ermeniler tarafından sistemli olarak köylere kadar iletilen talimatta:

1- Kim olursa olsun her Ermeni asli ihtiyaçlarından bazılarını satmak suretiyle silahlanmalıdır.
2- Seferberlik ilanıyla silah altına çağrılan Ermeniler bu çağrıya uymayacaklar, Müslümanlar da dahil çevrelerindeki halkı da orduya katılmaktan menedeceklerdir.
3- Her ne suretle olursa olsun silah altına alınmış olan Ermeniler ordudan firar edip Ermeni çetelerine ve gönüllü birliklerine katılacaklardır.
4- Rus ordusu sınırı geçer geçmez komitacılar, firariler ve çeteler, Rus ordusuna katılarak Osmanlı ordusuna saldıracaklardır.
5- İkmal yollarını ve telgraf hatlarını kesmek suretiyle Osmanlı ordusunun iaşe ve istihbaratını sekteye uğratacaklardır.
6- Cephe gerisinde, iki yaşma kadar olan bütün Müslümanları gördükleri yerde ve her fırsatta katledeceklerdir.
7- Müslüman halkın yiyecek, mal ve mülkünü ele geçirecek veya yakıp yıkacaklardır.
8- Terk edecekleri ev, hububat, kilise ve hayır kurumlarını yakıp, bunları Müslümanların yaptıkları propogandasını yapacaklardır.
9- Resmi devlet dairelerini kundaklayacak, Osmanlı zaptiye ve jandarmalarını pusuya düşürüp katledeceklerdir.
10- Cepheden yaralı dönen Osmanlı askerlerini öldüreceklerdir.
11- Şehir, kasaba ve köylerde isyan ve ihtilaller çıkaracaklardır.
12- Müslüman askerlerin ve sivil halkın morallerini bozarak göçe mecbur edeceklerdir.
13- Bomba, silah imal, tedarik veya ithal ederek bütün Ermenileri silahlandıracaklardır.
14- Ermenilerin yaptıkları isyan, ihtilal ve katliamın faturasını Müslümanlara çıkararak, bunu iç ve özellikle dış kamuoyunda neşredeceklerdir.
15- İtilaf devletleri hesabına casusluk ve rehberlik yapacaklardır.
Ermeniler bu talimatı derhal uygulamaya koydular.

Bu durum karşısında Başkumandanlık 25 Şubat 1915'te bütün birliklere gönderdiği tamimde, Ermenilerin çeşitli yerlerde çeteler kurduklarını, askerden kaçarak eşkıyalığa başladıklarını, aramalarda bol miktarda silah ve bomba bulunduğunu ve bunun bir isyan hazırlığı olduğunu belirterek aşağıda belirtilen tedbirlerin alınmasını istedi:

a) Ermeni erler, seyyar orduda ve silahlı hizmetlerde kullanılmayacak;
b) Komutanlar silahlı saldırılara karşı koyacaklar, gerekirse örfi idare ilan edecekler;
c) Her yerde uyanık davranılacak, ancak planlı harekat olmayan yerlerde arama yapılmayacak ve sadık tebaaya herhangi bir zarar verilmeyecekti.

Anadolu'nun pek çok yerinde görev yapan Ermeni polis ve memurlarının birden bire işlerine son verilmesinin de sakıncalı olacağı düşünülmüştü. Ancak itimat edilmeyen ve olaylara karıştığı sabit olan Ermeni polis ve diğer memurların vilayetin uygun bölgelerine veya Ermeni nüfus olmayan vilayetlere gönderilmesi için 1 Nisan 1915'de Dahiliye Nezareti'nden vilayetlere emir yazıldı.

Osmanlı hükümeti seferberlik ilanından itibaren dokuz ay boyunca iyi niyetle ve küçük tedbirlerle işi çözmeye çalışmıştı. Ancak olayların önüne geçemeyince, Ermeniler konusunda köklü tedbirler almak zorunda kaldı. Van isyanının patlak vermesi üzerine bu olayları başlatan ve Ermenileri silahlandıran komite yuvalarını dağıtmak için 24 Nisan 1915'te vilayetlere ve mutasarrıflıklara "acele ve gizli" kaydı ile bir genelge yolladı. Bu genelgede, Ermeni komite merkezlerinin kapatılması, evrakına el konulması ve komite elebaşılarının tutuklanması bildirildi. 26 Nisan'da da Baş-kumandanlık tarafından bütün birliklere aynı mealde bir tamim gönderilerek elebaşıların askeri mahkemelere şevki ile suçluların cezalandırılması istendi. Bu emir üzerine İstanbul'da 2345 kişi tevkif edildi. Alman Büyükelçisi Wan-genheim bir raporunda tutuklamanın, 24/25 Nisan 1915 gecesi ve ertesi günü akşamı olduğunu, İstanbul'da aralarında doktor, gazeteci, yazar, din adamı ve mebusların da bulunduğu 500 Ermeni'nin, Taşnak İhtilal Örgütü üyesi olmaları sebebiyle gerçekleştiğini ifade etmektedir. Komite ve teşkilatları için bir yıkım olan bu tutuklamadan dolayı Ermeniler, genelgenin çıkarıldığı bu tarihi, her yıl katliam günü olarak kabul ettiler. Bu tutuklulardan bir kısmı Anadolu'ya sevk edilerek Ankara ve Çankırı'ya yerleştirildi. Çıkarılan bir geçici kanunla gayrimüslimlerin, bilhassa Ermenilerin elinde bulunan silahların toplatılması bütün vilayetlere bildirildi.

Osmanlı Devleti'nin Ermenilere karşı aldığı bu tedbirler, İstanbul'da Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Askeri Ateşesi Joseph Pomiankowski tarafından şöyle anlatılmaktadır:

"Talat ve Enver Paşa, hemen harp başlar başlamaz, Ermenilerin düşman tarafım tutmaları, bilhassa Osmanlı ordusuna karşı düşmanca girişimlerde bulunmaları halinde şiddetli karşı önlemler alınacağı hususunda kesinlikle uyardı. Buna rağmen Ermeniler, Türkler'e karşı düşmanca faaliyetlerde bulunmaktan, bilhassa Türk silahlı kuvvetlerine saldırmaktan geri kalmadılar. Başlangıçta çok sayıda Ermeni asker, bazı Ermeni subayları, başlarında bir Ermeni milletvekili olduğu halde kaçıp Rusya'ya gittiler. Bunlar, Rus hududunu geçen Ermenilerle birlikte Ermeni gönüllü alaylarına katıldılar. Ruslar'ın safında Türk hududunu geçerek Müslüman halka barbarca saldırılarda bulundular. Ermeni haydud çeteleri Osmanlı ordusunun gerisine, ikmal kuvvetlerine, postalara ve bağımsız birliklere hücum ettiler. Türk hükümeti ve ordusunun ileri gelenleri, Ermeniler'in genel bir ayaklanmaya girişecekleri hususunda endişe etmekte haksız değildi. Gerçekten de bu isyan Nisan 1915'te Van'da patlak verdi."

Bu ve buna benzer pek çok yabancı misyon şeflerinden insaflı olanlar, Türklere yapılan haksız muameleyi dile getirmekteydiler. Bunlardan biri de Ermenilerin en ateşli savunucularından olan Amerika'nın İstanbul'daki Yüksek Komiseri Amiral Bristol idi. 1919'da Washington'a gönderdiği bir telgrafta Joseph Pomiankovvski gibi Batı basınında Türkler aleyhine yapılan propagandaların asılsızlığını ifade etmiştir. Keza İngiltere'nin Osmanlı Devleti'ne vazife ile gönderdiği Yüzbaşı Norman da, "Türk-Ermeni çatışmasına ait gerçekleri öğrenmenin artık zamanı geldi. Şimdiye kadar karışıklıkları sadece Ermenilerin anlattığı ve İngiliz dostlarının heyecan çığlıklarıyla süslediği şekilleriyle duyduk. Henüz Osmanlılar'ın savunmasını dinlemedik. Katliam, yağma ve kadınlara tecavüz hikayelerini bıkıncaya kadar duyduk; fakat bunların hiçbiri bir tek Avrupalı görgü şahidi tarafından doğrulanmadığı"nı ifade etmektedir. Yukarıda birkaç örnekle sunulan bilgilerden Ermeni soykırım iddialarının tutarsızlıkları ve nasıl sistemli bir propagandayla kamuoyu oluşturulduğu ve bir milletin haketmediği halde nasıl suçlandığı ve töhmet altında bırakıldığı gözler önüne serilmektedir.

Kaynakça
Kitap: Ermeni Tehciri
Yazar: Yusuf Halaçoğlu
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir