Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

I. Dünya Harbi İçinde Ermeniler

Ermeni Meselesi

Burada Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

I. Dünya Harbi İçinde Ermeniler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 21:54

I. Dünya Harbi İçinde Ermeniler

Ermenilerin Ruslarla İşbirliğine Girmeleri Ermeniler, Osmanlı-Rus andlaşmasını bir sonuç değil, bir başlangıç kabul ettiler. Yukarıda kısaca temas edildiği üzere, Osmanlı hükümeti'nin Rusya ile görüşmelerde bulunduğu sırada, Ruslarla Ermeniler, Doğu Anadolu'daki çalışmalarının hızını artırdılar. Taşnaksutyun Komitesi merkezini Erzurum'a naklederek büyük kongresini orada yapmaya karar verdi. Ruslar da Doğu Anadolu'daki Ermeni komitacılarına yapmakta oldukları yardımı artırdılar. Artık bu bölge diğer büyük devletlerce, yarı resmi de olsa bir Rus bölgesi diye tanınmaya başladı. Nitekim Rusya büyükelçisinin 26 Kasım 1912 tarihinde S.D. Sazanofun dikkatine şeklinde gönderilen raporda, Rusların hedefleri daha bu tarihlerde netleşmişti.

"Bu anlatılanlar Ermeni halkının gittikçe Rusya tarafını tutmakta olduğunu göstermektedir ve bu isteğin gerçekten de içten ve samimi olduğu ortadadır. Rusya'ya olan sempati Ermeni burjuvası ve aydınları arasında da yaygındır. İhtilalci partiler artık gittikçe itibarını kaybediyor ve yerine konservatif programıyla yeni partiler kuruluyor. Van, Bayezid, Bitlis, Erzurum ve Trabzon konsoloslarımızın bildirdiklerine göre bu vilayetler deki Ermeniler'in hepsi Rusya tarafındadırlar ve bizim ordularımızı bekliyorlar; veya Rusya'nın kontrolü altında reformlar yapılmasını istiyorlar. 21 Kasım'da Bayezid konsolosunun bildirdiğine göre, bütün Ermeniler Türkiye'ye karşı düşmanca tavırda bulunuyorlar ve Rusya'nın protektörlüğiinü, Ermeni topraklarını işgal etmelerini bekliyorlar. Ermeni Patriği, Rusya'ya Türkiye'deki Ermeni halkını kurtarması için yalvarmaktadır.
Bana göre, biz bu koruyucu tavrımızı devam ettirmeliyiz. Şunu da unutmayalım ki, Türkiye'nin Ermeni vilayetlerinde durum çok istikrarsızdır. Her an ayaklanmalar ve düzensizlik ortaya çıkabilir. Eğer bir katliam meydana gelirse, bu halkın militanları bizden destek alabileceklerine güvenmezlerse 'Üç Devlete' başvuracaklardır. Bu durumda biz şansımızı kaybederiz; fırsat Avrupa devletlerine geçecektir."

Bu gibi faktörlerin tesiriyle Doğu Anadolu'da ilk olarak Bitlis'de olaylar patlak verdi (Mart-Nisan 1914). Jandarma nezaretinde bulunan Molla Selim adında bir kanun kaçağının, kendi adamlarınca kaçırılması ve Rus konsolosluğuna sığınması siyasi bir nitelik kazandı. Bu olay, Ermenilerin cesaretini artırırken, Ruslarin da kışkırtmaları neticesinde bu gibi hadiseler çoğaldı.

Taşnaksutyun komitesi 1914'de Erzurum'da yaptığı toplantıda, İttihad ve Terakki hükümetinin Ermenilerle ilgili olarak aldığı ıslahat kararlarının göstermelik olduğunu ileri sürerek muhalefette kalıp hükümetle mücadele kararı aldı. Öte yandan, Galata'daki Ermeni Merkezi Yüksek Okulu'nda Patrikhane'nin görevlendirdiği rahip Gapriel Cevahirciyan başkanlığında toplanan Taşnaksutyun, Hınçak, Hmçak Veragazmiyal ve Ramgavar gibi Ermeni Komiteleri temsilcileri ise, Osmanlı Devleti'nin Rusya'ya karşı savaşa katılması halinde takınacakları tutumu görüştüler; Osmanlı hükûmeti'ni şüphelendirmemek için, "Ermenilerin Osmanlı hükümetine sadık kalmaları, askeri görevlerini yerine getirmeleri ve dış tahriklere kapılmamaları" gibi kararlar aldıklarını açıkladılar. Ancak öte yandan da siyasi ve askeri gelişmelerin alacağı şekli bekleyerek bütün güçleriyle hazırlanmayı da ihmal etmediler.

Bu arada Rusya ise Ermenileri devamlı tahrik ederek, Osmanlı Devleti'nin zor durumda bulunduğu bu sırada emeline ulaşmak istemekteydi.

Buna bağlı olarak Ermeni komiteleri Türkiye'deki şubelerine şu talimatı vermişlerdi:

"Rus ordusu sınırdan ilerler ve Osmanlı ordusu geri çekilirse her tarafta birden eldeki vasıtalarla başkaldırılacaktır. Osmanlı ordusu iki ateş arasında bırakılacak, resmi binalar bombalanacak, iaşe depolarına sabotajlar düzenlenecek; aksine Osmanlı ordusu taarruza geçerse Ermeni askerleri Ruslar'a katılacak ve silah altına alınanlar kıtalarından kaçarak, Türk birliklerinin geri cephelerine zarar vermek ve ülke içinde çeşitli olaylar çıkarmak için çeteler kuracaktı".

Bu talimata göre hareket eden Ermeniler'den, seferberlik ilan edildiği 3 Ağustos 1914'ten itibaren askere çağrılanlar katılmamaya, katılanlar da ordudan kaçmaya başladılar. Bir kısım Ermeni mebusu Rusya'ya kaçarak, orada kurdukları çetelerin başına geçip Ruslara katıldılar; Ruslar ileri harekata başlayınca da Müslüman halka karşı tüyler ürpertecek katliama giriştiler.

Türk askerine karşı silahlı saldırıda bulunmak ve askerden kaçmak gibi faaliyetler ilk defa Zeytun'da başladı. Maraş sancağına bağlı dağlık bir bölge olan Zeytun, Ermeni çetelerinin sığmak yeri oldu. Maraş, Halep, Adana bölgelerinden gönderilen raporlarda Zeytun Ermenileri'nin daha 1914 yılı başlarında jandarmaya saldırdıkları ve askere gitmek istemedikleri yer almaktadır. Ermeni ruhani reisi Frankalyan'dan da himaye gören bu Ermeni çeteleri, Osmanlı Devleti'ni uzun süre meşgul etmişlerdi. Buna bağlı olarak 26 Ağustos 1914'te Halep valiliği de Zeytunlu Ermenilerin seferberlik çağrısına uymadıklarını ve ayaklandıklarını bildirmişti. Hatta Halep valisi, Ermeni çeteleriyle işbirliği yaptığı bizzat Ermeni şahitlerce ifade edilen Ermeni ruhani reisinin Divan-ı Harbe şevki hususunda Dahiliye Nezareti'nden izin talep etmişti. Bunun üzerine, Ermenileri kışkırtan ve askeri mühimmatın gasb edilmesinde rol oynayan Ermeni ruhani reisi, Sis katogigosuna şikayet edildiği gibi, Divan-ı Harbe de verilmiştir.

Askerden kaçanlarla komiteci Ermenilerin toplandıkları diğer bir yer de Bitlis'ti. Aslında İstanbul'daki Rus Büyükelçisi Zinovyev'in 21 Şubat/6 Mart 1909'da gönderdiği Osmanlı İmparatorluğu'nda Durum adlı gizli haberde belirtildiği gibi iki halk arasında bir çatışma yoktu. Bu haberde, "Bitlis'teki Ermeniler'in ne Türkler'den ne de Kürtler'den şikayetleri varken, Ermeni komitacı dernekleri kurulmakta ve dernekler geniş faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Dernek üyeleri her pazar günü Bitlis kilisesinde toplantılar ve konuşmalar yapmaktalar. İhtilal fikrinde olan Ermeniler'i bir araya getirerek yönetime karşı mücadele için kışkırtmaktalar. Toplantılar yasaklanınca Ermeniler, bu defa aynı anlamdaki afişleri her tarafa yapıştırmışlar. Şu sırada Ermeniler arasında ihtilalin ihtiyacı için vergi toplanmaktadır. Çoğu Ermeni'nin, bu tür eylemlerin Ermeniler'e zarardan başka bir şey getirmeyeceğini ve silah için para vermeyeceklerini söyledikleri, bunun üzerine Ermeni ihtilal komitelerinin şiddet kullanma ve karşı çıkanları kılıçtan geçirme tehdidiyle bu tür gurupları sindirdikleri öğrenilmiştir." sözlerinden, düşmanlığın kimler tarafından ve nasıl çıkarıldığı açıkça ortaya konmaktadır. Dolayısıyla coğrafi yapısı çete faaliyetlerine müsait olan bölgeye toplanan Ermeni çeteleri, manastırları birer fesat yuvası haline getirirerek daha savaş başlamadan önce 1914 yılı başlarında Türk askeri harekatına ve malzeme sevkiyatına mani olacak faaliyetlerde bulunmaya başladılar. Bunlara karşı asker sevkedildi. Baskınlarda pek çok silah ve Taşnak Komitesi tarafından bastırılmış nizamnameler ve Ermenileri isyana teşvik eden beyannameler ele geçirildi. Ağustos 1914'te Bitlis valisinin gönderdiği bir raporda, bu sırada Ermeni halkı arasında bir isyan hareketi görülmediği, ancak Kars'a kadar gelmiş olan Rusların başarılarını bekledikleri, Türk askeri sınıra sevk edildiği ve buralar boş bırakıldığı an, Ermenilerin isyan edebileceği belirtilmekteydi. Yine vali, halk arasında Müslümanların Almanları, Ermenilerin de Rusları tuttuğu ve aralarında karşılıklı sataşmalar olduğu, fakat bunun henüz düşmanlığa dönüşmediğini ifade etmekteydi.

Ermeni-Rus işbirliğinden en çok etkilenen vilayet Erzurum oldu. Çoğu asker firarisi olan pek çok Ermeni, Erzurum ve havalisinden Rusya'ya göç etmekte ve Ruslar tarafından oluşturulan çetelere katılmaktaydılar. Öte yandan Eleşkirt hudud tabur komutanlığı 30 Ağustos'ta Rusların sınıra yakın Türk köylerini aradıklarını, buldukları silahları Ermenilere dağıttıklarını, Erzurum'daki seyyar Jandarma Tümen Komutanı da 5 Eylül'de Rusların Ermenilerden asker topladığım, Kars bölgesindeki düşman askerlerinin çoğunun Ermenilerden oluştuğunu bildiriyordu. Ayrıca, Rusların Van'daki Ermenilerle haberleştikleri istihbaratı da alınmıştı.

Yine Erzurum valiliğinden 13 Eylül'de gelen yazıda ise, Rusların Ermenileri kendi tarafına çekmek suretiyle Doğu Anadolu vilayetlerinde istediği zaman bir isyan çıkararak Türk hükümetini sıkıştırmayı planladığı ve bunun için çok para harcadığı, Rusların daha önce yüz bir yıla mahkum ederek Sibirya'ya sürdükleri Gümrü Ermenileri'nden Aramayis'i serbest bırakarak, Kars'a gönderdikleri ve Aramayis'in burada kurduğu çeteler vasıtasıyla propaganda ve kışkırtma faaliyetlerine başladığı haber veriliyordu. 26 Eylül 1914'te Başkomutanlık'tan 3. Ordu Komutanlığı'na gönderilen yazıda ise Kafkasya'daki Ermeni Taşnaksutyun ve Hınçakyan komitelerinin bir savaş halinde Türkiye Ermenileri'ni isyana sevk etmek üzere Rusya ile anlaştıkları bildiriliyordu. Trabzon Valisi Cemal Azmi Bey de 8 Ekim 1914'te Rusların, Osmanlı ve Rus Ermenileri'nden çeteler kurarak sınırdan içeri soktuklarını ifade etmekteydi. Yine 3. Ordu Komutanlığından 23 Ekim'de gönderilen yazıdan anlaşıldığına göre, Kağızman'da çoğu Osmanlı uyruklu 8 bin Ermeni asker kaçağı toplanmıştı. Rusya bunları, çete şeklinde teşkilatlandırarak silahlandırmakta, halk da giydirip beslemekteydi. Kağızman'daki kuvvetlerin 15 bin kadar olduğu, Van sınırında da birçok Ermeni gönüllünün silahlandırıldığı ve isyana hazırlandığı tespit edilmişti.

Rusya'nın Ekim 1914'te Osmanlı Devleti'ne karşı resmen savaş ilan etmesinden ve ordularına Türk sınırlarım geçme emri vermesinden sonra Ermeniler, bütün imkan ve güçleriyle Rusya'nın ve İtilaf devletlerinin emrine girmeye başladılar. 1 Kasım 1914'te Doğu Anadolu'dan taarruza geçen Rus ordusu, 10 Kasım'a kadar Horasan-Veli Baba-Tahir-Eleşkirt hattına geldi. 11 Kasım'da Türk ordusu içindeki Ermenilerin Ruslar tarafına geçmeleri ve onlara gerekli bilgileri vermeleri sebebiyle Köprüköyü Rusların eline geçti. Buna karşılık 14 Kasım'da Türk kuvvetlerince sıkıştırılan Rus kuvvetleri, Türk ordusundan kaçan Ermenilerin verdiği bilgiler üzerine kurtuldu.

Kaynakça
Kitap: Ermeni Tehciri
Yazar: Yusuf Halaçoğlu
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: I. Dünya Harbi İçinde Ermeniler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 21:54

Van İsyanı

Ermenilerin harp sırasında çeşitli bölgelerde çıkardıkları isyanlar içinde sonuçlan bakımından en önemlisi Van isyanı oldu. Van vilayetinde Türk, Ermeni, Nasturi veya Keldani cemaat arasında İttihat ve Terakki, Taşnaksutyun, Ramgavar, Hınçak, Parti Serakan, Parti Karsakan adlarında dört parti ve iki hayır cemiyeti bulunuyordu. Bilhassa Ermeni parti ve cemiyetleri, emelleri doğrultusunda Ermeni halkını eğitiyor ve silahlandınyorlardı. Osmanlı Devleti, Van vilayeti dahilinde ve sınır ötesinde Ruslarla birlikte ha-raket eden Ermenilere ve Rus kuvvetlerine ve yine Ruslar tarafından desteklenen Nasturilere karşı, daha 1914 yılı sonlarında mücadele vermekteydi. Burada da Ermeni din adamları ve komitacılar Rusya'nın bilgisi dahilinde hareket ederek, organize oluyorlardı. Bu organizasyon, daha 1908 tarihinde başlamıştı ve Van'da bir baskın sonucu yakalanan 12 Ermeni komitacının arasında Rus uyrukluların da bulunduğu Rusya'nın Van konsolosu tarafından bir raporla Rus sefirine bildirilmişti. Rus konsolosu Temren bu raporunda, "Dün aramalar başladı. Bütün ihtiyad tedbirleri alınmıştır. Muhbir sayesinde 12 fedai mukavemetsiz yakalandı; yeraltı su tesisatında saklanmışlar. Bunlardan biri liderdir ve aynı zamanda David'in katilidir. Çok sayıda evrak bulundu. Makamların enerjik tedbirleri sayesinde tam olarak düzen sağlandı. Silahlar ve diğer üç lider ise henüz bulunamadı. Rivayete göre tutuklananların arasında Rus tebaalılar da bulunmaktaymış. Onlara karşı nasıl hareket edeceğim. Hürmetle direktiflerinizi beklemekteyim..." diyerek durumu büyükelçiden sormaktadır. Gerçekte Rus Büyükelçisi Zinovyev, daha sonra 21 Şubat/6 Mart 1909'da ülkesine gönderdiği raporda, "Van'da iki Müslüman ve bir Ermeni milletvekili seçilmişti. Müslümanların Hrısti-yanlara karşı bir düşmanlığı yoktu. Türkler, özellikle subaylar, Ermenilerle dostça ilişkiler kurmaya çalışmaktalar. Fakat Ermeniler, komitacı Ermeniler tarafından kışkırtılarak Türkler'e yaklaşmıyorlar." demek suretiyle Van olaylarında Ermeni komitacıların rolünü ifade etmektedir.

Buna karşılık Ruslarin, Ermeniler üzerindeki etkisiyle ilgili olarak Trabzon'daki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Konsolosu Moricz de, 30 Ocak 1914 tarihli bir raporunda şöyle demekteydi:

"Ruslar, Ermenileri harekete geçireceklerdir. Bu maksatla çok para harcıyorlar, gizlice asilerin hizmetine silah sevk ediyorlar ve bir Ermeni ayaklanmasının patlak vermesine aracılık ediyorlar."

Nitekim bütün kışkırtmalara ve devlete karşı isyana rağmen Van vali vekili Cevdet Bey, 1 Aralık 1914'te Ermeni ileri gelenlerini toplayıp kendileriyle bir görüşme yaparak Müslümanlarla Ermeniler arasında çıkacak olayların devlete vereceği zararları anlattıysa da hiçbir sonuç elde edeme-di139. Aksine Ermeni komitacıları, Van ve çevresinde savaşın çıkışından itibaren başlattıkları mezalimi daha da artırdılar. Bilhassa Mahmudiye'de Müslümanları toplu halde katliama tabi tutarak camileri ahıra çevirdiler. Mahmudiye Kaymakamı, 15 Mart 1915 tarihli yazısında, Ermenilerin bu hareketlerini hükümete rapor etti140. Van Valiliği'ne getirilmiş olan Cevdet Bey ise, 25 Mart'ta, Ruslaıin Van'ı işgalini kolaylaştırmak için Ermenilerin büyük bir hazırlık içinde bulunduklarını ve her tarafta birden isyan edeceklerini bildir-di141. Fakat Osmanlı Devleti bu sırada, Çanakkale'de ve Irak'ta ölüm-kalım savaşı vermekte, Van bölgesinde bulunan asker ise, Ruslarin Kafkaslardan yaptıkları saldırılara karşı savaşmakta idi. Bu durumu değerlendiren Ermeni çeteleri 15 Nisan 1915'te önce Van çevresinde, 17 Nisan'da Şatak'ta (Çatak), ertesi gün Bitlis'te ve ayın 20'sinde de Van'ın merkezinde büyük bir ayaklanma başlattılar142. Van ve çevresinde memur ve jandarmalar öldürüldü; karakollar ve Türk evleri saldırıya uğradı; resmi binalar yakılarak isyan bütün Van bölgesine yayıldı. Van jandarma tümeninin bir kısmı ile birtakım aşiretler Ermenilere karşı savaştılarsa da ayaklanmayı bastıramadılar. Bu arada, Çölemerik'de de Nasturiler ayaklandı. Ordu komutam bulunan Halil Bey, 11 Mayıs'ta başkomutanlığa Van'ı kurtarmaya gideceğini bildirmişse de Ruslar, Halil Bey'den önce davranarak Van'a giden yollan kestiler. Van Valisi Cevdet Bey de Rus-Ermeni baskısı karşısında tutunamayarak 16/17 Mayıs gecesi çekildi; böylece Van, Rus ve Ermenilerin eline geçti. Ermeniler şehir ve çevre halkından yüzlerce kişiyi katletti.

Bununla ilgili olarak Alman Büyükelçisi Wangenheim Alman Dışişleri Bakanlığı'na 10 Mayıs 1915 tarihinde çektiği telgrafta şöyle bildirmişti:

"Van vilayetindeki Ermeniler ayaklanmışlar, Müslüman köylere ve kaleye saldırıya geçmişlerdir. Kaledeki Türk garnizonu 300 kayıp vermiş, günlerce devam eden sokak muharebeleri sonunda şehir asilerin eline geçmiştir. 17 Mayıs 1915'te de Van, Ruslar tarafından işgal edilmiş, Ermeniler düşman tarafına geçmiş ve Müslümanları katle başlamıştır. Bitlis istikametinde 80.000 Müslüman kaçmaya başlamıştır".

Rus Çarı, 18 Mayıs'ta Van'ın Rus ve Ermenilerin eline geçmesinden dolayı "Van halkına fedakarlıkları dolayısıyla teşekkür ettiğini" bildiren bir tebliğ yayınladı. Aynı gün Rus Hariciye Nazırı Sazanof da Ermenilerin yardımlarına teşekkür eden bir beyanname neşretti. Dünyanın çeşitli yerlerinde çıkan Ermeni gazeteleri ve bazı batılı gazeteler, Ermenilerin Ruslara yaptıkları yardımları ve Osmanlı Devleti'ne verdikleri zararları büyük bir sevinçle manşetlerine geçtiler. Paris'te çıkan Le Temps gazetesi 13 Ağustos 1915 tarihli nüshasında Ruslar tarafından Van valiliğine atanan Aram Manukyan hakkında ilginç bilgiler vermektedir.

Gazete, Manukyan'ın II. Abdülhamid devrinde Van'da çetecilik yaptığını, II. Meşrutiyet sırasında Osmanlı ülkesinde öğretmenlik ve okul müdürlüğü görevinde bulunduğunu bildirdikten sonra şunları nakletmektedir:

"Aram, bu savaşın başında bir kere daha silaha sarıldı ve Van'da ayaklanmış olanların başına geçti. Şimdi bu ili elinde tutan Rusya, Türkiye'ye karşı savaşa bu derece parlak bir biçimde katılmış olan Ermeni unsurunu memnun etmek için Aram'ı oraya vali yapmış.

Ermenilerin bu ihanetleri yüzünden Osmanlı ordusunun ikmal yolları kesildi; askere yiyecek ve cephane taşıyan kollar ise Ermeniler tarafından vuruldu. Böylece Ruslar karşısında müşkil durumda kalan Türk ordusu geri çekilmek zorunda kaldı. Ruslar, taarruza geçerek Erzurum, Bitlis ve Trabzon'u da işgal ettiler. Ermeniler ise Ruslardan aldıkları cesaretle, Müslümanlara karşı tecavüzlerini artırdılar. Pek çok Müslüman aile canını kurtarmak için iç bölgelere çekildi. Bu sırada diğer bölgelerde de yer yer Ermeni ayaklanmaları başladı. Ermenilerin, Müslümanları katlettikleri bir sırada, Ermeni Patriği, Ermenilerin tecavüze uğradığı iddiasında bulunuyordu. Türk hükümeti batılı devletlerin bir baskısına maruz kalmamak için bir komisyon kurarak Sivas, Van, Erzincan ve Erzurum yörelerinde tahkikat yaptırmaya mecbur oldu. Yapılan tahkikatta patriğin, öldürüldüğünü iddia ettiği Ermenilerin sağ olduğu tespit edildiği gibi, buna dair raporda, hala Sivas ve Van'da Ermeni isyanının devam ettiği ve bunlara karşı koyacak ne jandarma ne de silahlı Türk halkının bulunduğu belirtilmekteydi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Ermeni Tehciri ve Terörist Ülke Ermenistan

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir