Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Haleb Eyaletinin Kaza ve Nahiye Taksimatı

Burada Haleb Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Haleb Eyaletinin Kaza ve Nahiye Taksimatı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 13 Ara 2010, 16:50

HALEB EYALETİNİN KAZA VE NAHİYE TAKSİMATI

Osmanlı Devleti'nde kadının sorumluluk bölgesini ifade eden kaza, bir taraftan ticari ve diğer taraftan kültürel üstünlüğü ile, yani çevresinin merkezi olmuş bir kasaba veya şehir ile, böyle bir topluluk merkezini çevrelemiş köylerin teşkil ettiği idari bir birliği ifade etmekte idi51. Bu cümleden hareketle Haleb eyaleti 1616 yılında Haleb, Antakya, Deyrgûş (=Dergüş), Harim, Maarretü'l-Mısrin, Sermin, Eriha, Ma'arretü'n-Nu 'man, Kefr Tab, Tizin, İdlibü 's-Suğra, Bakras, Birecik, Rum-kal 'a, Nizib, Şeyhü'l-Hadid maa Gündüzlü, Amik ve Menbiç-Ravendan olmak üzere 18 kazadan meydana gelmekteydi. 1626 tarihli başka bir kaza listesinde de aynı idari yapı görülmektedir.

Bundan bir müddet sonra Birecik, Rumkal'a ve Nizib kazalarını yine Haleb eyaletine tabi olan Biretül-Fırat sancağına bağlı olarak görmekteyiz. Ayrıca, 'Amik kazası da Şeyhü'l-Hadid maa Gündüzlü kazasına dahil edilmiştir. Bundan dolayı, 1642'de Haleb eyaleti Haleb, Eriha, Harim, Antakya, Ma'arretü'l-Mısrin, Sermin, Dergüş, Bakras, İdlibü 's-Suğra, Şeyhü 'l-Hadid ve Gündüzlü, Kefr Tab, Maarretü 'n-Numan, Tizin ve Menbiç-Ravendan olmak üzere 14 kazadan meydana gelmekteydi.

Tablo-1 Haleb Eyaleti Kazalar

1616-16261642-16741678-1687
'AmikAntakyaAntakya
AntakyaBakrasBakras
BakrasDeyrgûşDeyrgûş
BirecikErihaEriha
DeyrgûşHalebHaleb
ErihaHarimHarim
Halebİdlibü's-Suğraİdlibü's-Suğra
HarimKefr TabMa'arretü'l-Mısrin
İdlibü's-SuğraMa'arretü'l-MısrinMa'arretü'n-Nu'man
Kefr TabMa 'arretü' n-Nu' manMenbiç
Ma'arretü'l-MısrinMenbiç-RavendanRavendan
Ma'arretü'n-Nu'manSerminSermin
Menbiç-RavendanŞeyhü'l-Hadid maa Gündüzlü ve 'AmikŞeyhü'l-Hadid maa Gündüzlü
NizibTizinŞuğûr
Rum-kal'aTizin
Sermin
Şeyhü'l-Hadid maa Gündüzlü
Tizin


Yukarıdaki kaza listesi ile 16. yüzyıldaki kaza listesi arasında bir mukayese yapıldığında; 16. yüzyılın başlarında A'zaz ve Kilis kazasının nahiyeleri olan Ravendan ve Menbiç'in 17. yüzyılda birlikte bir kazayı teşkil ettikleri; 16. yüzyılda Antakya kazasına tabi olan ve Kuseyr nahiyesinin bir kasabası durumunda bulunan Dergüş'ün ve Harim nahiyesinin kalabalık nüfuslu bir köyü olan Tizin (=Niziri)ss ile Sermin nahiyesinin köyleri olan İdlibü's-Suğra ve Ma'arretü'l-Mısrin'm 17. yüzyılda müstakil kaza yapıldıkları anlaşılmaktadır.
1650 ve 1651 yıllarına gelindiğinde, Haleb eyaletinin; Haleb, Eriha, Antakya, Ma'arretü'l-Mısrin, Sermin, Dergiiş, Bakras, İdlibü's-Suğra, Şeyhü'l-Hadid maa Gündüzlü ve 'Amik, Kefr Tab, Ma'arretü'n-Numan, Tizin maa Nahiye-i Cebel-i Barişa, Harim ve Munbuc (-Menbiç)-Ravendan olmak üzere, yine 14 kazası vardı. Aynı kaza taksimatını 1653 ve 1654 yıllarında hazırlanmış olan avanz-hane defterlerinde de görmekteyiz. Daha önce Haleb'e tabi olarak gördüğümüz Biretü'l-Fırat livası ise bu zamanda Maraş eyaletine tabidir.

1657 yılında 'Amik de Haleb eyaletinin müstakil kazalan arasında yer almaktadır ki, 'Amik bu tarihten önce Gündüzlü ve Şeyhü'l-Hadid kazasının bir nahiyesi idi. Böylece, Haleb eyaletinin kaza sayısı 15'e çıkmıştır. Fakat, 'Amik ertesi yıl tekrar Şeyhü'l-Hadid kazasına dahil edilmiş ve bu kaza yapısı 1674 yılında da aynen devam etmiştir. Diğer taraftan, daha önce Haleb eyaletine, sonra da Maraş eyaletine dahil edilmiş olan Biretü'l-Fırat livasını da bu zamanda yine Haleb eyaletine tabi olarak görmekteyiz.

Haleb eyaleti, 1678 yılında Haleb, Antakya, Ma'arretü'l-Mısrin, idlibü's-Suğra, Sermin, Ma'arretü'n-Nu'man, Eriha, Deyrgûş, Şuğûr, Şeyhü'l-Hadid, Harim, Tizin, Menbiç, Ravendan ve Bakras olmak üzere 15 kazadan meydana geliyordu. Fakat, bu zamanda eyaletin kaza taksimatında önemli değişikliklerin olduğu görülmektedir. Bundan önce müstakil kaza olan Kefr Tab, kaza olmaktan çıkartılarak Ma'arretü'n-Nu'man kazasına bağlı bir nahiye haline getirilmiş; yine bundan önce birlikte bir kazayı teşkil eden Menbiç ve Ravendan'ın her biri müstakil kaza yapılırken, Antakya kazasının bir nahiyesi olan Şuğûr da müstakil kaza olmuştur. Bu kaza taksimatı 1687 yılında da aynen devam etmiştir.

17. yüzyılın sonlarına gelindiğinde Haleb eyaletinin kaza taksimatında fazla bir değişikliğin olmadığı müşahede olunmaktadır (bkz. Tablo-1). Nitekim, 1699/1700 yılında sadece Ma'arretü'n-Nu'man kazası Haleb'e bağlı olmaktan çıkartıldığı için, eyaletin kaza sayısı bu zamanda 14'e inmiştir. Esasen, Ma'arra kazası Haleb eyaletinin bir sancağı olan ve aynı adı taşıyan Ma'arra'ya tabi olup, muhtemelen bu zamanda eyaletin kazalan arasında gösterilmemiştir.

Haleb eyaletinin kazaları içerisinde en fazla köye sahip olanı Antakya kazası idi ve bu kaza dahilindeki nahiyelerde (Kuseyr, Cebel-i Akra', Altun-Özü ve Süveyde) 1616 ve 1656 yıllarında 108, 1678 yılında da 154 köy yer almaktaydı. Antakya kazasının en büyük nahiyesi olan Kuseyr'de 1616 ve 1656 yıllannda 36 meskûn köy, 167 8'de ise meskûn ve harap durumda olan 46 köy bulunmaktaydı.

Haleb eyaletinin ikinci büyük kazası ise Haleb idi. Bu kazada toplam olarak 1616'da 6974, 1656'da 7075, 1678'de de 12176 köy yer alıyordu. Haleb kazasının en büyük nahiyesi olan Cebel-i Sem'an nahiyesinde 1616 ve 1656 yıllannda 56 meskûn köy, 1678'de ise 92 köy (meskûn ve meskûn olmayan) yer almaktaydı. Cebel-i Sem'an nahiyesi sadece Haleb kazasının değil, aynı zamanda eyaletin de en büyük nahiyesi durumundaydı.

17. yüzyılda eyaletin en küçük kazası ise İdlibü's-Suğra olup, bu kazada toplam olarak 1616 ve 1656 yıllarında 3 meskûn köy, 1678'de de 7 köy bulunmaktaydı (bkz. Tablo-9).
Haleb eyaletini teşkil eden büyük kazalar, yukarıda da bahsettiğimiz gibi, nahiyelere taksim edilmişti. Bu durumda kaza, kaza merkezi olan bir kasaba ile etrafındaki birkaç nahiyeden müteşekkildi. Bazı kazalar ise nahiyelere taksim edilmeden sadece kaza merkezi olan kasaba ile onun çevresindeki köylerden meydana geliyordu. Nitekim, Haleb eyaletinin merkez kazası olan Haleb, Haleb şehri ve onun çevresini kuşatan Cebel-i Seman ile Bab ve Cebbûl nahiyelerinden teşekkül etmişti. İkinci büyük kazası olan Antakya ise Antakya şehri ile çevresindeki Kuseyr, Altun-Özü, Cebel-i Akra' ve Süveyde nahiyelerinden meydana geliyordu.

1616'da Dergûş kazasına tabi olan Şuğûr nahiyesi, kısa bir zaman sonra Antakya kazasına dahil edilmiş, 17. yüzyılın son çeyreğinde ise müstakil kaza yapılarak yeni teşkil edilen Cisr-i Şuğûr nahiyesi de buraya bağlanmıştır.

Bir başka kaza olan Eriha nın Rûc ve Zaviye olmak üzere iki nahiyesi vardı. Cebel-i Barişa nahiyesi 1616'da Kefr Tab kazasına, bu tarihten sonraki dönemlerde ise Tizin kazasına bağlı idi. 1678 tarihinden önce nahiyesi bulunmayan Harim kazasının bu tarihte Ermenaz ve Cebel-i A 'la olmak üzere iki nahiyesinin olduğu görülmektedir86. Önceden müstakil kaza olan 'Amili1, 1678'de Şeyhü'l-Hadid kazasının bir nahiyesi yapılmıştır. Bu nedenle, sadece Gündüzlü isimli bir nahiyesi olan Şeyhü'l-Hadid kazasının nahiye sayısı da bu zamanda 2'ye yükselmiştir.
Kefr Tab nahiyesi 1678'de Ma'arretü'n-Nu'man kazasına bağlı bulunmaktaydı. Halbuki burası 1678'den önce müstakil kaza olup, 1616'da Cebel-i Barişa nahiyesi de buraya bağlı idi.
17. yüzyılın başlarında Haleb eyaletine bağlı bulunan Birecik kazasının Birecik ve Surûc isimli iki nahiyesi vardı. Menbiç ve Ravendan nahiyeleri de birlikte bir kazayı teşkil ediyorlardı. Fakat, 1678 tarihli defterde iki nahiyenin birbirinden ayrılarak her birinin müstakil kaza yapıldığı görülmektedir.

Haleb eyaletinin, yukarıda bahsettiğimiz kazaları haricinde, başka kazaları da vardı. Fakat, nahiyeleri olmadığı için, bu kazalar bir kasaba ile onun çevresinde yer alan mahdut sayıdaki köylerden meydana geliyordu.

Öte taraftan, 16. yüzyılda mevcut olan bazı nahiyelerin de 17. yüzyılda ortadan kalktığı görülmektedir ki, bunlar Antakya kazasının Antakya adlı nahiyesi ile Sermin kazasının Cebel-i Beni Alim, Eriha kazasının Cebel-i Samak ve Harim kazasının Halka adlı nahiyeleridir.

Haleb eyaletinin kaza ve nahiye taksimatında bundan sonraki yıllarda da sık sık değişiklikler meydana gelmiştir. 1288/1871 tarihli vilayet salnamesinden anlaşıldığına göre bu zamanda aynı adlı vilayetin merkez sancağı olan Haleb'in Haleb, İdlib, Ma'arretü'n-Nu'man, Cisr-i Şuğûr, Harim, Antakya, Beylan, Reyhaniye, İziyye, Kilis (Kilis), Ayntab (Antep), Bab ve Cebbûl olmak üzere 12 kazası ve bunlara bağlı olarak da toplam 34 nahiyesi bulunmaktaydı.

17. yüzyılın sonlarında kaza statütüsünde olan Sermin ve Ma'arretü'l-Mısrin'i 1871'de İdlib kazasına, Dergüş'ü de Cisr-i Şuğûr kazasına bağlı olarak görmekteyiz (bkz. Tablo-2). Ayrıca, 17. yüzyılda Şuğûr'un nahiyesi olan Cisr-i Şuğûr 19. yüzyılda kaza statüsü kazanırken Menbıç (Membiç veya Münbiç) kazası iki ayrı nahiyeye ayrılmış ve bunlardan Membiç-i Fevkani Kilis kazasına, Membiç-i Tahtani de Ayntab kazasına bağlanmıştır. Bunlardan başka, 19. yüzyılda birçok yeni nahiye de teşkil edilmiştir. Mesela, Antakya'nın Kara Murad, İziyye'nin 'Amiki, Okçu İzzeddinlü ve Şeyhler, Kilis'in Şakaği ve Musa Beğlü, Bab ve Cebbûl'un ise İlbeğlü adlı nahiyeleri 17. yüzyılın sonlarında mevcut değildi (bkz. Tablo-1).

1871 yılından sonra da Haleb sancağının idari taksimatında önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Nitekim, 1897 yılında bu sancağın 13 kazası ile 49 nahiyese olup, bundan önce Haleb kazasının bir nahiyesi olan Cebel-i Sem'an ile iki ayrı idari bölgeden oluşan ve Kilis ile Ayntab kazalarına bağlı olan Menbiç'i müstakil bir kaza olarak gördüğümüz gibi, İskenderun ve Rakka kazalarını da bu zamanda Haleb'e dahil edilmiş olarak görmekteyiz.

Tablo-2 Haleb Sancağının Kaza ve Nahiyeleri (1871)

KazalarNahiyeleri
HalebCebel-i Sem'an
idlibEriha, Ma'arretü'l-Mısrin, Sermin
Cisr-i ŞuğûrCisr-i Şuğûr, Ordu, Dergüş, Kal'a-i Mudik
HarimHarim, Barişa
AntakyaAntakya, Kara Murad, Kuseyr, Suveydiye
iziyye'Amiki, Okçu İzzeddinlü, Şeyhler
KillisA'zaz-ı Fellah, A'zaz-ı Türkman, Com, Şakaği, Musa Beğlü, Membiç-i Fevkani
AyntabÖren, Çarpin, Çekde, Kızılhisar, Reşi, Hezek, Kızık, Telbeşar
Bab ve CebbûlBab, İlbeğlü, Membiç-i Tahtani
Ma'arretü'n-Nu'man
Beylan
Reyhaniye


Bugün ise daha farklı bir yapıya sahip olan bu idari bölgelerden Ayntab (Gaziantep), Kilis ve Antakya (Hatay) Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin birer şehri hüviyetinde iken Haleb, İdlib ve Rakka da Suriye Arap Cumhuriyeti'nin 14 idari bölgesinden 3'ünü teşkil etmektedir.

Kaynakça
Kitap: 17. YÜZYILDA HALEB EYALETİ VE TÜRKMENLERİ
Yazar: Enver ÇAKAR
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Haleb Sancağı ve Haleb Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir