Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Haleb Eyaletinin Sancak Taksimatı

Burada Haleb Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Haleb Eyaletinin Sancak Taksimatı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 13 Ara 2010, 16:45

HALEB EYALETİNİN SANCAK TAKSİMATI

16. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin temel idari ünitesi sancak (=liva) olup, her sancak merkezden tayin edilen bir sancakbeyi (=mirliva) ile yine merkezden gönderilen bir kadı tarafından yönetilirdi. Belirli bir bölgedeki sancaklar da vilayet adı verilen ve bir beylerbeyinin (mır-i miran) emri altında bulunan idari üniteleri meydana getirirlerdi. Beylerbeyi eyalette sultanın otoritesini temsil eden en yüksek yönetici idi. Eyaletin her sancağına merkezden bir sancakbeyi atanırken, paşa sancağı diye adlandırılan biri doğrudan beylerbeyinin yönetimine bırakılmıştı.

Aslında beylerbeyiler ve sancakbeyleri, en ufak sipahiye dek uzanan timar sistemi zincirindeki askeri sınıf mensuplarıydı. Fakat timar sistemi imparatorluk yönetimine temel olduğundan bunlar aynı zamanda mülki yönetici idiler. Bu yöneticilerin tümü kul sisteminden yetişme, bağlılıkları daha önceki görevlerinde denenmiş devlete ve hükümdara yararlıklarından dolayı terfi ettirilerek bu göreve getirilmiş kimselerdi.

Öte taraftan, Osmanlı kanunlarının uygulanmasında kendisine büyük yetkiler tanınan beylerbeyinin, eyaletin paşa sancağı yöneticisi olarak, herhangi bir sancakbeyinden farkı yoktu. Sancakbeyi de sancağın en büyük yöneticisi idi ve beylerbeyi gibi hükümdarın kullan arasından bu göreve atanırdı.

17. yüzyıla gelindiğinde, bu klasik yapının bozulduğu ve Metin Kunt'un da ifade ettiği gibi, artık sancaktan eyalete doğru bir geçişin söz konusu olduğu görülmektedir. 16. yüzyılda sancakların sayısında sürekli artış meydana gelirken, 17. yüzyılda tam tersi bir süreç işlemiş; sancakların sayısı ya azaltılmış ya da aynı sayıda bırakılmıştır. Diğer taraftan, eyaletler artık liyakatli beylere değil, hiçbir liyakat ve ehliyet gözetilmeden rüşvet ve himaye ile tevcih edilmiştir. Fakat, eyaletlerdeki düzenin bozulmasının asıl sebebi sistemin temelini oluşturan timar sisteminin bozulmasıdır. Nitekim, artık eyaletlerdeki vergi gelirlerinin önemli bir bölümü timar olarak dağıtılmıyor, doğrudan doğruya iltizam usulüyle hazine adına toplanıyordu.

17. yüzyılda beylerbeyilerin daha fazla önem kazanmaları ile birlikte onlara vezirlik de verilmiştir. Dolayısıyla, Haleb eyaletinin yöneticileri de genellikle vezaretle tayin edilmişlerdir. Vezaretle atanan valilerin vezirliği zamanla ellerinden alınabildiği gibi, vezareti olmayanlara da sonradan bu rütbe verilebiliyordu.
Sancakların önemini yitirmeleri ve eyalet valilerinin besledikleri çok sayıdaki kapı askerleriyle önemli nüfuz elde etmeleri, zamanla sancakbeylerinin de onların tavassutuyla atanması sonucunu doğurmuştur. Ayrıca, timar sisteminin çöküşü ve eyaletlerde valilerin giderek kuvvet kazanmaları, onları devlete kafa tutacak bir konuma da getirmiştir. Ekonomik gücünü kaybeden devlet, daha fazla kapı askeri besleyebilmeleri için nüfuzlu paşalara bir veya birden fazla sancağın gelirini de arpalık olarak veya maaşlarına ilave olarak (ber vech-i zamime) vermiştir25. Bundan dolayı, birçok sancağa merkezden sancakbeyi gönderilmemiş, bu yerler de eyalet valilerinin yönetimine terk edilmiştir.

Beylerbeyi, Divan-ı Hümayûndun küçük bir modeli olan beylerbeyi divanı ile eyaleti yönetirdi. Bu divanda, timar defterdarı, defter kethüdası, hazine defterdarı ve beylerbeyi kethüdası ile tezkereci bulunurdu ve bunlardan ilk üçü doğrudan hükümdar tarafından atanırdı. Beylerbeyi divanının başlıca meşguliyetini, timar meseleleri, sipahilerle ilgili davalar ve reayanın şikayetleri teşkil eder, gerektiği zamanlarda divan müzakerelerine merkez kadısı da katılırdı.

Ayn-i Ali Efendi tarafından 1607 yılında tamamlanan kanunname mecmuasında Haleb eyaleti, Haleb, Adana, Ekrad-ı Kilis, Birecik, Üzeyr, Ma'arra, Balis, Türkmen-i Haleb ve Matah maa Mudik?s olmak üzere 9 sancak olarak gösterilmiştir. Bunlardan 7'si zeamet ve timarlı, son ikisi de saliyaneli olup, saliyaneli olanlar ref' olunarak iltizama verilmiştir.
Daha sonra Hezarfen Hüseyin Efendi tarafından kaleme alınmış olan Telhisü'l-Beyan fi Kavanin-i Al-i Osman adlı eserde de Ayn-i Ali Efendi'nin verdiği listeye benzer bir taksimatı görmekteyiz. Bu eserde, Haleb eyaletinde 7'si zeamet ve timarlı, 2'si de saliyaneli olmak üzere toplam 9 sancağın olduğu ifade edilmekle birlikte, sancak listesine bakıldığında gerçekte 8 sancağın mevcut olduğu görülmektedir. Zira, Ayn-i Ali'nin listesinde yer alan Birecik sancağı Hezarfen Hüseyin Efendi'nin eserinde Rakka eyaletine tabi olarak gösterilmiştir. Koçi Bey'in 1631'de Sultan IV. Murad'a takdim ettiği risalesinde yer alan sancak taksimatı da bunlardan pek farklı değildir.

Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinde zikrettiği ve temelde Sultan Süleyman Kanunnamesi'ni esas olarak aldığı eyalet ve sancak listesinde, Haleb eyaletinin Haleb, Ekrad-ı Kilis, Birecik, Ma'arra, Azaz (doğrusu 'Üzeyr olmalıdır), Balis ve Antakya olmak üzere 7 zeamet ve timarlı sancağı vardır. Ayrıca, Mudik ve Türkmen sancakları da saliyaneli olan sancaklarıdır. Görüldüğü gibi, bu sancak listesi ile Ayn-i Ali'nin verdiği liste arasında da bazı önemli farklılıklar vardır. Mesela, Evliya Çelebi'nin listesinde Antakya Haleb eyaleti sancakları arasında gösterilmiştir. Halbuki bu sancak 26 Eylül 1582'de ref' olunarak Haleb sancağına bağlanmış ve önceden olduğu gibi Haleb sancağının bir kazasını teşkil etmiştir. Buna karşın, Adana'nın Haleb'den ifraz edilerek eyalet yapıldığını belirtmesi, Evliya Çelebi'nin kendi dönemindeki bazı değişiklikleri de dikkate aldığı sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Zira, Adana 1608'de Haleb'den ayrılarak müstakil bir eyalet yapılmıştır.

1628-1641 yılları arasındaki kayıtları ihtiva eden bir Eyalet ve Sancak Tevcih Defterinde yer alan bilgilere göre, Haleb eyaleti bu zamanda Haleb, Ma'arra, Balis, 'Üzeyr ve Selemiye olmak üzere 5 sancaktır. Fakat, Selemiye sancağının 1639'da Trablusşam eyaletine dahil edilmesi sebebiyle eyaletin sancak sayısı 4'e inmiştir. Nitekim, 1641-1649 yılları arasındaki tevcihlerin kaydedildiği başka bir Eyalet ve Sancak Tevcih Defterinde Haleb eyaletinin Haleb, Ma'arra, Balis ve 'Üzeyr adlı 4 sancaktan meydana geldiği görülmektedir. Ayrıca, eyalette bir Maliye Defterdarı ve Timar Defterdarı ile bir Timar Kethüdası da bulunmaktadır.

Öte taraftan, 17. yüzyılın ilk yarısında hazırlanmış olan Eyalet ve Sancak Tevcih Defterlerinde Kilis sancağından hiç bahsedilmemesi dikkatimizi çekmektedir. Halbuki, Timar ve Zeamet Tevcih Defterlerine bakıldığında, Kilis'in bahsi geçen dönemde Haleb eyaletinin bir sancağı olduğu görülür. Bu sancağın öteden beri Canbulatoğullan'na "ocaklık tarikiyle" verildiğini de biliyoruz. Nitekim, bu aileden olan Ali Paşa'nın isyanı 17. yüzyılda meydana gelen önemli hadiselerden biridir. Haleb valisi ve amcazadesi olan Hüseyin Paşa'nın katlini bahane eden Ali Paşa, 17. yüzyılın başlarında büyük bir isyan çıkarmış, 1607'de isyanı bastırıldıktan bir müddet sonra katledilmiş ve bu ailenin Kilis bölgesindeki hakimiyetine de son verilmiştir. Bu hadiseden sonra, önemli bir gelir kaynağını teşkil eden Kilis Ekradı Valide Sultan haslarına dahil edilerek bir voyvoda vasıtasıyla idare edilmeye başlanmıştır. Ayrıca, 17. yüzyılda Kilis sancağında zeamet ve timar düzeni de mevcut olduğundan41 yönetici olarak bir sancakbeyinin de olması kuvvetle muhtemeldir. Fakat, Eyalet ve Sancak Tevcih defterlerinde bu sancağın adına yer verilmediği gibi, tabii olarak herhangi bir tayin de işlenmemiştir.

1653 tarihini taşıyan ve Sofyalı Ali Çavuş Kanunnamesi olarak bilinen mecmuada Haleb eyaleti altı sancak olarak gösterilmiştir. Bunlar Haleb, Adana, Kilis, Ma'arra, 'Üzeyr ve Balis sancakları olup, Adana sancağı yurdluk-ocaklıktır. İlhan Şahin'in neşrettiği bir risalede de aynı idari taksimat söz konusudur. Bu risale ve kanunnamede Haleb eyaletinin sancakları arasında, 1608'de eyalet olan Adana'nın da gösterilmiş olması başka bir problemi daha ortaya çıkarmaktadır. Çünkü, 1657 tarihli bir mühimme kaydında Adana beylerbeyinden bahsedildiği gibi44, 1689-90 yılına ait Türkmenlerle ilgili bir defterde de Adana eyaletinden bahsedilmektedir. Bu durumda, Adana'nın kısa bir müddet için sancak yapıldığı ihtimal dahilinde olabileceği gibi, söz konusu kanunname ve risalede yer alan sancak listesinin 1608'den önceki durumu yansıttığı da düşünülebilir.

Bu mülahazalardan sonra, Haleb eyaletinin 17. yüzyılın ikinci yansında Haleb, Kilis, Ma'arra, 'Üzeyr, Balis ve Matah olmak üzere 6 sancaktan müteşekkil olduğunu söyleyebiliriz.
18. yüzyılın ilk yarısında Haleb eyaletinin idari yapısında fazla bir değişiklik olmamıştır. Matah sancağı bu zamanda hazırlanan Sancak Tevcih Defterlerinde Haleb'in sancaklan arasında gösterilmemiş ise de 19. yüzyılın başlarında bu sancağın hala mevcut olduğu anlaşılmaktadır.

Bundan sonraki yıllarda ise Haleb'in idari yapısında sık sık ve önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Nitekim, bu yüzyılın başlarında Haleb eyaleti Haleb, Ayntab ve Rakka sancaklarından müteşekkil iken, 1864 yılında yürürlüğe giren Vilayet Nizamnamesinden sonra yeniden yapılandırılan Haleb'in sınırları Haleb, Adana, Kozan, 'Üzeyr ve Payas, Urfa, Maraş ve Zor adlı 7 sancağı kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Fakat, bu idari vaziyeti de uzun süreli olmamış, bir müddet sonra Adana tekrar müstakil eyalet yapıldığından 1876'da Haleb vilayeti Haleb, Urfa, Maraş ve Zor sancakları ile sınırlandırılmıştır. 1881'de ise bu defa Zor sancağı Haleb'den ayrılarak müstakil hale getirildiğinden, 19. yüzyılın sonlarında Haleb vilayeti Haleb, Maraş ve Urfa olmak üzere 3 sancak ile bunlara bağlı olan 23 kaza, 64 nahiye ve 4.541 köyden meydana gelmekteydi.

Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Osmanlı hakimiyetinden çıkan ve Fransız manda yönetimi altına giren Haleb, bugün Suriye devletinin sınırları içerisinde yer almakta ve bu ülkenin 14 idari bölgesinden birini teşkil etmektedir.

Kaynakça
Kitap: 17. YÜZYILDA HALEB EYALETİ VE TÜRKMENLERİ
Yazar: Enver ÇAKAR
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Haleb Sancağı ve Haleb Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir