Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Haleb Eyaletinin Coğrafi Konumu

Burada Haleb Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Haleb Eyaletinin Coğrafi Konumu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 13 Ara 2010, 16:43

HALEB EYALETİNİN COĞRAFi KONUMU

17. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun büyük ve önemli eyaletlerinden biri olan Haleb'in batısında Akdeniz, güneyinde Trablusşam eyaleti, kuzeyinde Maraş ve Adana eyaletleri, doğusunda da Rakka eyaletinin toprakları yer almaktaydı. Eyaletin merkezi konumunda olan Haleb sancağının ise güney doğusunda Balis, kuzeyinde Antep ve Biretü'l-Fırat, kuzey-batısında Adana, batısında 'Üzeyr, güneyinde Hama ve güneybatısında da Cebele sancakları arazileri yer alıyordu.

17. yüzyılda Haleb'in Akdeniz'e açılan en önemli kapıları, eyaletin kuzey-batısında yer alan Payas ve İskenderun limanları ile güney-batısında yer alan Lazkiye ve Trablusşam limanları idi. Ayrıca, bugünkü Hatay ili Samandağı ilçesi sınırlan içerisinde yer alan Süveyde (veya Süveydiye) iskelesi de eyaletin Akdeniz'e açılan bir başka önemli kapısıydı. Haleb şehri bu limanlar sayesinde uluslararası ticaret ağının önemli merkezlerinden biri konumuna gelmişti. Burası, sadece Akdeniz vasıtasıyla Avrupa ülkeleri ile ticari bağlantılarını sürdürmüyor, bir taraftan da eyaletin doğu sınırında yer alan Fırat Nehri vasıtasıyla Basra'ya kadar uzanan ticaret yolunun da başlıca uğrak noktasını teşkil ediyordu.

Haleb'in kuzeyinde Türkmen ve Ekrad taifelerinin yaşadığı ve daha ziyade mezraa hususiyetleri taşıyan çok geniş araziler yer almaktaydı. Bu alanda, Haleb'in nüfus bakımından birkaç haneyi geçmeyen köylere sahip olan Ravendan ve Menbiç kazaları bulunmaktaydı. 17. yüzyılda Arap aşiretlerinin baskıları ve şekavetleri neticesinde bu bölgedeki köylerin çoğu boş ve harap olduğundan aynı yüzyılın sonlarına doğru buraları yeniden şenlendirmek maksadıyla çok sayıda Türkmen iskan edilmiştir.

Eyaletin batı kesiminde ise sulak alanlara sahip olan Bakras, Gündüzlü, Dergüş ve Şuğûr kazaları ile Antakya kazası yer alıyordu. Antakya kazasının merkezi olan kadim Antakya şehri, Haleb yolu üzerinde bulunmasından ve Hıristiyanlığın kutsal şehirlerden biri sayılmasından dolayı hemen her asırda önemini muhafaza etmiştir. Antakya'nın güney-doğusunda yer alan Şuğûr kazasını önemli kılan ise Lazkiye-Haleb ve Antakya-Haleb yollan üzerinde olması ve bu yolları kesen asi Nehri üzerinde kurulmuş bir köprüye (Cisr-i Şuğûr) sahip bulunmasıdır.
Anadolu ile Suriye ve Elcezire arasındaki bağlantıyı sağlayan önemli bir geçit olan Belen de Bakras kazası dahilinde yer alıyordu. Belen kasabası Kanuni Sultan Süleyman'ın yol üzerinde inşa ettirdiği han ve imaretin vakfı olup, kasaba halkı 17. yüzyılda kendi imkanları ile besledikleri 20 menzil beygirini ulakların hizmetine sundukları gibi, Antakya'dan Payas'a gelinceye kadar yol üzerindeki derbendlerde de hizmet ederlerdi. Belenliler bu menzilcilik ve derbendcilik hizmetlerine karşılık olarak da avarız ve şair tekalif-i örfıyeden muaf tutulmuşlardı.

Yine bu bölgede yer alan 'Amik ve Gündüzlü kazaları da tarım ve hayvancılık yönünden oldukça zengin alanlardı. Batıda Amanos Dağları ve doğuda da Kürt Dağı'nın güney tepeleri ile kuşatılmış olan 'Amik Ovası'nın toprağı çok bereketli olup, Afrin ve Karasu havzalarından gelen bir çok dere sularının yayılması yüzünden sıtma hastalığının da kaynağını teşkil ederdi. Fakat, sivrisinek ve korkunç sıtmaya rağmen darı ve buğday tarlaları hemen bataklıkların bittiği yerden başlardı ve üzerinde höyüklerden başka arıza olmayan bu ovada çeltik tarımı da yapılırdı. 'Amik Ovası, yazın sığır ve manda sürülerinin, kışın da yaylacı at sürülerinin otlağı olup, ovanın en çukur olan güney-batı kısmında akar sular bir göl (Amik Gölü) teşkil ederdi ki, buna Araplar el-Buheyre, Türkler ise Akdeniz derlerdi.

Çukurova'ya giden kestirme boğaz yolunun başında bulunduğu için ulaştırma bakımından eskiden beri önemli bir yer sayılan Gündüzlü kasabası, hac kafileleri ve ticaret kervanları tarafından da kısalığından ötürü tercih edilen bir güzergah konumundaydı. Adını Avşarlar'ın Gündüzlü taifesinden alan bu kazanın güney-batısındaki Derbsak kalesi de çoğu zaman Gündüzlü Türkmenlerinin elinde bulunuyordu.

Eyaletin güneyine inildiğinde Eriha, İdlibus-Suğra, Sermin, Ma'arretü'l-Mısrin ve daha güneyde Ma'arretü'n-Numan kazaları yer almakta olup, bunlar da ticari bakımdan önemli mevkilere sahipti. Eriha ve İdlibü's-Suğra kasabaları Lazkiye-Haleb yolu üzerinde, Ma'anatü'n-Numan kasabası da Hama-Haleb arasında yer alıyordu ve bu yerler eskiden beri Haleb'in en önemli pamuk üretim merkezleri konumunda idiler.

Haleb'in güneyindeki Matah nahiyesi Haleb'in bir sancağını teşkil ediyordu. Öteden beri bu bölgede yaşayan göçebe Arap kabileleri bir taraftan iç güvenliği tehdit ederlerken, diğer taraftan da vergilerin toplanmasında büyük zorluklar çıkartıyorlardı. Bundan dolayı, Matah bölgesi daha 16. yüzyılın son çeyreğinde müstakil sancak yapılmış ve buraya bir sancakbeyi tayin edilmişti.

Haleb'in hemen kuzeyinde yer alan ve eyaletin bir sancağını teşkil eden Kilis ve A'zaz nahiyeleri de Ekrad ve Türkmen taifelerinin yaşam alanlarını teşkil ediyordu. Hatta Türkmenler'in yerleşik hayata geçiş sürecinde bu bölgeyi yurt tutmuş olmaları sebebiyle, burası 17. yüzyılda "Kilis oturağı" olarak isimlendirilmişti.

Eyalet dahilinde yer alan en önemli dağ silsilesi Amanos Dağları (Nur Dağları)'dır. Bu dağ kuzeyde Maraş civarından başlayarak güneye doğru uzanır ve kendi doğusunda, Maraş ile Antakya arasında, oluk gibi devam eden geniş bir çukurun kenarında hemen yükselir. Batısında da Ceyhan Nehri'nin orta mecrası ile tahdit edilir ve İskenderun Körfezi'ne doğru kenarını çok yakından takip ederek, nihayet Asi Nehri munsabı ile Hınzır Burnu arasında, Akdeniz üzerinde birden sona erer. Amanos Dağları, Anadolu'nun bütün güney kenarını kaplayan ve müteaddid silsilelerden mürekkep olan, geniş manası ile, Toros dağ sisteminin bir unsuru ve Van Gölü güneyinden Akdeniz kıyısına kadar uzanan büyük dağ kavsinin en batıdaki parçasıdır. Amanosların bitiminde yer alan Belen Geçidi'nden sonra Keldağ (Casius veya Cebel-i Akra') yer alır ve güneye doğru, Lazkiye yakınlarına kadar uzanır. Haleb eyaletinde yer alan Kara Bıyıklı, Zaviye, Has, Cebel-i Sem'an ve Cebel-i A'la gibi dağlar, bölgenin diğer önemli coğrafi unsurları olmakla birlikte, Amanos Dağları kadar büyük ve önemli değillerdir.
Haleb eyaletinde yer alan göllerin en mühim olanları ise 'Amik Gölü ile sancağın güney-doğusundaki Cebbûl Gölü idi. Ayrıca, Mudik ve Yağra isimli göller de Haleb bölgesinde yer alan diğer küçük göllerdi. Bu göllerde balıkçılık yapıldığı gibi, Cebbûl Gölü'nde önemli miktarda tuz da çıkartılıyordu.

Kaynakça
Kitap: 17. YÜZYILDA HALEB EYALETİ VE TÜRKMENLERİ
Yazar: Enver ÇAKAR
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Haleb Sancağı ve Haleb Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir