Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Abaza Hasan, İpşir Mustafa Paşa ve Şeydi Ahmet Paşa Olayları

17. Yüzyılda Haleb

Burada Haleb Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Abaza Hasan, İpşir Mustafa Paşa ve Şeydi Ahmet Paşa Olayları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 13 Ara 2010, 16:40

Abaza Hasan, İpşir Mustafa Paşa ve Şeydi Ahmet Paşa Olayları

Abaza Hasan131 kapıkulu süvarilerinden olup, Kara Haydaroğlu isyanının bastırılmasındaki hizmetlerinden dolayı dikkati çekerek 1648'de Yeni-il Türkmen voyvodalığına tayin edilmişti. Bu durum, diğer ocak ağalarının kıskançlıklarına sebebiyet verdiği için Abaza Hasan müddetini doldurmadan görevinden azledildi. İktidara hakim olan ocak ağalan bundan sonra onu ortadan kaldırmaya teşebbüs edince Abaza Hasan çevresine büyük bir kalabalık toplayarak isyan etti. İzmit'i geçip yol kesmeye ve baskınlar yapmaya başlayan Abaza Hasan'a karşı devlet ciddi bir teşebbüste bulunamadı. Sivas Valisi İpşir Mustafa Paşa'nın Abaza üzerine gönderilmesi kararlaştırılmış olmasına rağmen İpşir Paşa bu görevi kabullenmek istemedi. Bunun üzerine görevinden azledilerek yerine Karaman Beylerbeyi Katırcıoğlu Mehmed Paşa serdar olarak tayin edildi. Ancak, İpşir Paşa ile birleşen Abaza, Aksaray civarında Katırcıoğlu'nu mağlup etti. Neticede, İpşir Paşa'ya Haleb valiliği ve Abaza Hasan'a da Türkmen ağalığı verilerek olaylar bir süre için yatıştınldı. Böylece hükümet otoritesinin sarsılmasına ve bu yolda fedakarlığa katlanılması pahasına 1651 yılı sonlarına doğru Abaza Hasan ve İpşir Paşa'nın cemiyetleri dağıtılıp isyanları sona ermiş oldu.

İpşir Mustafa Paşa, mühim bir muhalefet hareketinden sonra Haleb valiliğine tayin edilmiş olmasından dolayı, etrafın fazlaca alakasını çekmiş ve bundan dolayı kuvvetli bir nüfuz kazanmıştı. Vilayetine gittiği zaman, iyi idaresiyle de dikkati çeken İpşir Paşa'nın şöhreti kendi vilayetinin sınırlan dışına da taşmaya başlamıştı.

Bu sırada devlet idaresi hakikaten berbat vaziyette yürütülmekte, gerek İstanbul, gerekse Anadolu halkı huzurun hasretini çekmekteydi. Merkezi hükümetin zayıflığından faydalanarak Abaza Hasan'a katılma cesaretini gösteren İpşir Paşa, hemen hemen aynı durumun devamından dolayı bir defa daha muhalefete kalkışmak istedi. Ancak İpşir'in bu defadaki muhalefetinin ilkinden farklı tarafı vardı. Devlet idaresindeki sakatlıkların düzeltilmesi arzu ve iddiası ile ortaya atılır görülen İpşir Paşa, Haleb ayanınm kendisine verdiği hediyelerle Haleb şehri dışında bir ziyafet çekti ve burada bir nutukta fikirlerini açıkladı. Nutkunda devlet idaresindeki bozuklukları, halkın kötü durumunu ve çekilen sıkıntıları anlattı. İşlerin düzeltilmesinden yeniçeri ve sipahilerin iyi geçinmemelerinin rolüne işaret ettikten sonra, bunları barıştırmak gayesiyle birbirleriyle öpüştürdü. Rüşvet ortadan kalkmadıktan sonra, işlerin düzelmesi imkansızdır diyen İpşir Paşa en nihayet kanun üzre kain olmak üzere toplulukla birlikte bir takım kararlar aldı ve hakikaten iyi esaslardan ibaret olan bu kararların bir kağıda yazılmasından sonra orada bulunan memur ve askerlere bu esaslara uymaları için de yemin ettirdi. Daha sonra Diyarbekir, Bağdat, Erzurum, Sivas, Karaman ve sair Anadolu valilerine mektuplar yazarak memlekete nizam vermek üzere 1652 ilkbaharında valileri Maraş'ta bir toplantıya çağırdı. Fakat, diğer valiler İpşir Paşa'nın bu fikrine uygunluk göstermedikleri için, onun ikinci muhalefeti kuvveden fiile çıkmadan vilayeti dahilinde bir mukavele tanzimi ile valilere davet mektupları yazmaktan ileri gidemedi.

Haleb valisi İpşir Paşa, daha sonra vezir-i azamlık görevine getirildi. Bu arada İpşir Paşa gibi asi ruhlu ve bilhassa zalim tabiatlı biri olan Şeydi Ahmet Paşa'nın da Haleb'de bir süre için rahatsızlığa sebebiyet verdiği görülmektedir. Aslen bir çerkez olan ve Kara Ahmed Paşa'nın kölesi iken saraya verilerek orada yetişen Şeydi Ahmed, bir ağanın ölümüne sebep olduğu için saraydan çıkarılmış daha sonra da yararlılığından dolayı memuriyette ilerleyerek beylerbeyi olmuş ve nihayet Vezir-i azam İpşir Paşa zamanında kendisine Anadolu eyaleti verilmişti.
Vezir-i azam İpşir Paşa'nın 1655 yılında idamından sonra, onun idamında önemli rol oynayan Kürt Mehmet'e Yeni-il voyvodalığı vazifesi verildi. İpşir'in katlinden müteessir olan ve Yeni-il voyvodalığına göz dikmiş olan Abaza Hasan ise bin kadar atlı adamı ile Üsküdar'dan Anadolu'ya hareket etti. Kürt Mehmet, Abaza Hasan'ın korkusundan Yeni-il voyvodalğı görevine gidemeyerek o sırada Şeydi Ahmet Paşa'nın valiliğine tayin edildiği Konya'ya gitti. Bu sırada hükümete kafa tutmaya niyetlenmiş olan Abaza Hasan, Şeydi Ahmed'in İpşir Paşa taraftarı olduğunu düşünerek, bir mektup yazıp onu birlikte harekete davet etti. Kürt Mehmet, Şeydi Ahmet'in Abaza Hasan'la birleştiğini duyunca onun Anadolu eyaletindeyken yaptığı zulümleri halka anlatarak taraftar toplamaya çalıştı ve neticede üç bin kişilik bir kuvvet toplamayı da başardı. Şeydi Ahmet, Abaza Hasan'dan istediği yardımcı kuvvetlerle Kürt Mehmet'i Konya'da mağlup etti. Kürt Mehmet, Konya kalesine girerek kapılarını kapattı. Bu durum İstanbul'a bildirilince Karaman eyaleti Kör Hüseyin Paşa'ya verilip, Şeydi Ahmet Paşa Haleb valiliğine naklolundu. İkinci bir tedbir olarak da Türkmen ağalığı voyvodalığı Kürt Mehmet'in uhdesinden alınarak Abaza Hasan Ağa'ya verildi. Abaza Hasan'a çok istediği ağalık tevcih edilirken, onun, Şeydi Ahmet Paşa ile müştereken bir gaile çıkarmasını önleme gayesi güdülmüştür. Bu gayede başarı sağlanmak üzere iken Kürt Mehmet'in buraya da burnunu sokması tekrar işlerin karışmasına yol açtı. 1655 Ekiminde Konya'dan çıkan Kürt Mehmet süratle ve Şeydi Ahmet Paşa'dan önce Haleb'e giderek İstanbul'a dönmeye hazırlanan mazul Haleb valisi Kara Mustafa Paşa ve Haleb halkını Şeydi Ahmet Paşa aleyhine tahrik etti. Konya'da yaptığı gibi, burada da onun zalimliğinden dem vurarak Haleb halkının mazul vali Kara Mustafa Paşa etrafında birleşmesini sağladı.

Şeydi Ahmet Paşa daha önce yaptığı gibi Abaza Hasan Ağa'dan kuvvet aldı. Bunları kendi sekbanlarıyla birleştirerek Haleb'i zorla ele geçirebilmek için şehri kuşattı. İki ay süren kuşatma esnasında şehre su veren yerler kesildiği ve içeriye zahire sokulması işi önlendiği için kale dahilindekiler çok sıkıntı çektiler. Şeydi Ahmet Paşa, şehir civarında da tahribatta bulundu. Paşa, kendisinin şehre sokulmadığını İstanbul'a izah etmeye çalışırken, Haleb halkı da "böyle bir zalimi vali olarak istemeyiz" diye arzda bulunuyordu. Bu arada Şeydi Ahmet Paşa'ya bir iki defa nasihatçiler gönderilmişti. Bunlara pek aldırış etmeyen Şeydi Ahmet şehri sıkıştırmaktan vazgeçmiyordu. Nihayet Haleb halkının yolladığı mektuplara ilaveten İstanbul'daki Halebli tüccarın devlet erkanı ve Şeyhülislam nezdinde mükerrer ricada bulunmaları tesirini göstererek, Şeydi Ahmet Paşa'ya Haleb'den Sivas valiliğine tayin edildiğine dair hatt-ı hümayun gönderildi.

Bunun üzerine Şeydi Ahmet Paşa Haleb kuşatmasını kaldırdı. Bu arada Haleb'in düşmesi ihtimaline karşı Trablusşam'a geçen Kürt Mehmet deniz yoluyla İstanbul'a giderek Adana vilayeti sahillerinde karaya çıkmış, bunu haber alan Şeydi Ahmet o tarafa adamlar göndererek Kürt Ahmet'i yakalatmış ve birkaç adamı ile birlikte idam ettirerek kesik başlarını İstanbul'a yollamıştır.

4.1.3. Abaza Hasan Paşa'nın İkinci Defa İsyanı

Abaza Hasan Paşa, Boynu Yaralı Mehmet Paşa'nın sadareti zamanında vezaret payesiyle Diyarbekir, Köprülü Mehmet Paşa'nın zamanında da Haleb valiliğine tayin edilmişti.
Abaza Hasan Paşa, vezir-i azam Köprülü Mehmet Paşa'nın sert davranıp bazı kimseleri idam ettirmesi üzerine celali ruhlu kimseler ile eski suçu bulunanlar istikballerinden endişe duymaya başladılar. Bu yüzden asker olsun, sivil olsun akibetlerinden şüpheye düşen pek çok kimse Abaza Hasan Paşa'nın etrafında toplandılar. Bu arada, birbirine haberler salıp toplantı sahasının da Konya ovası olduğunu bildirdiler. Böylece, Abaza'dan başka Şam valisi Tayyar-zade Vezir Ahmet Paşa ve Anadolu beylerbeyisi Can Mirza Paşa ile vazifeli veya açıkta bulunan on beşten fazla vali ve sancakbeyi, sarıca ve sekbanları da yanlarında olduğu halde, bir araya geldiler. Bunlara işsiz güçsüz levend takımı da katılınca, neticede, Konya ovasında 30 bini aşan bir kalabalık toplanmış oldu. Köprülü Mehmet Paşa Erdel seferine çıkarken bunları davet ettiyse de bir takım savsaklayıcı sözlerle sefere katılmadılar.

Konya ovasında toplanmış olan asiler Rumeli'ye geçtikleri takdirde kendi kendilerini ele verecekleri için o tarafa geçmeden önce dilediklerini padişaha kabul ettirmek hususunda aralarında anlaştılar. Sayılarının kabarıklılığı ve Girit savaşı gibi bir meselenin de mevcut olması sebebiyle hükümdarın arzularını reddedemeyeceği kararına vardılar ve dilediklerini cesaretle arza karar verdiler. Padişaha yolladıkları ilk haberde Köprülü'nün yeniçeri ve sipah taifesinden bin kişiyi öldürmüş olduğuna işaret edip onun sadarette kalması durumunda bir gün öldürüleceklerinden korktuklarını beyanla vezirlik mührünün başkasına verilmesini istediler. Bu vaziyet karşısında, bunların sefer için Rumeli'ye geçmeleri işinden vazgeçilerek Bağdat muhafazasında bulunmaları kendilerine tebliğ edildi.

asiler, padişahın bu yöndeki emrini kendilerini yok etmek için bir oyalama taktiği olarak gördüler. Ayrıca, Rumeli'ye şevklerinden vazgeçilmesini bir çekingenlik olarak da kabul etmiş olmalılar ki, Köprülü hakkındaki niyet ve isteklerini hemen açığa vurarak bu defa vezir-i azam katlonulmadıkça sefere ve ferman olunan tarafa gitmelerinin mümkün olmadığını belirttikleri gibi, on beş güne kadar kendilerine kesin bir cevap verilmezse bildikleri gibi hareket edeceklerine dair bir tehditte dahi bulundular. Öte taraftan, asilerin reisi Abaza Hasan Paşa, padişahtan ümidini tamamen kesmediği için, adamlarına açıktan açığa soygun yapmalarına izin vermemekte; fakat, bu kadar kalabalık insanı beslemek büyük bir mesele olduğu için de etrafa adam ve mektuplar salarak baskıyla para temin etmeye çalışmaktaydı. Böylece, kalabalık asi gurubu Bursa'ya doğru ilerlemeye başladı.

Abaza kuvvetlerinin Bursa civarına geldiklerini Sultan IV. Mehmet öğrenince sadaret kaymakamı Topal Sarı Kenan Paşa'yı bu vazifeden azlederek Bursa muhafazasına gönderdi (16 Temmuz 1658). Ayrıca, Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa'yı da durumdan haberdar etti. Köprülü emrindeki orduda bulunan kapıkulu askerlerinin ihtiyar ve subaylarını çağırarak onlarla görüştü. Sonra, askerin ağzından Abaza ordusuna katılmış olan kapıkulu zümresine asiden sıyrılıp orduya katılmaları hususunda haber gönderen Köprülü, bu haberinde, onları düşmana karşı birlikte kılıç kullanmaya davet ediyor, gelmedikleri takdirde Erdel işi bitince üzerlerine yürüyeceğini de belirtiyordu. Abaza Hasan Paşa sadrazamın gönderdiği bu haberi öğrenince "bundan sonra Rumeli onların Anadolu bizim olsun" diyerek Köprülü'ye muhalefet şeklinde başlayan isyanı devlete muhalefet ve ülkeyi ikiye bölmeyi hedefleyen bir şekle getirmiş oldu.

asilere karşı Köprülü'yü tutmaktan vazgeçmeyen IV. Mehmet asilerin fiili tazyiklerine göğüs germiş ve yumuşamamıştı. Fakat, Anadolu'daki harekattan çekinmiyor da değildi. Bu sebeple, Diyarbekir Valisi Murtaza Paşa'ya. seraskerlik fermanı göndermiş, Sadaret Kaymakamı Kenan Paşa'yı Bursa muhafızlığıyla görevlendirmiş ve kendisi de Erdel seferinden derhal geri çağırdığı Köprülü ile beraber 13 Kasım 1658'de Üsküdar'daki karargahını geçmiştir.

Murtaza Paşa'nın Konya'ya doğru ilerlediğini Bursa önlerinde haber alan Abaza Hasan Paşa o tarafa doğru hareket edip Ilgın civarında pusular kurmuş ve bu pusulara düşen hükümet kuvvetlerini mağlup etmiştir. Serdar Murtaza Paşa, kılıç artıklarıyla Kara Hisar'a çekilmiştir ki, bu savaşta 8 bin insanın öldüğü rivayet edilmektedir. Kışın şiddetine rağmen Karahisar'a asker ve mühimmat gönderilerek Murtaza Paşa tekrar takviye edilmiştir.

Ilgın muharebesinden sonra Abaza Hasan Paşa kışı geçirmek için Haleb'e doğru gitmişse de şehre giremediği için Kilis ve An tep havalisinde barınmak mecburiyetinde kalmıştır. Bunun sebebi, İstanbul hükümetinin gönderdiği bir mütesellimi Haleblilerin kabul edip asilerden yüz çevirmesi ve bunun üzerine serdar Murtaza Paşa'nın da gelip Haleb'e yerleşmesidir. Kışın şiddetinden ve iaşe temin etmekte çok zorluk çeken isyan ordusundan bazı zabitler Abaza Hasan Paşa'yı aman-name ile dehalete ikna etmişler ve iaşe sıkıntısı çeken bütün paşaların şehre girmesi sağlamışlardır. İsyancı şeflerinin şereflerine verilen ziyafetten sonra önceden planlandığı üzere yatsı vakti kollarını sıvadıkları sırada üzerlerine kılıç ve hançer üşürülüp hepsi öldürülmüş ve kesik başlarına yaftalar takılarak İstanbul'a 31 kelle gönderilmiştir. Bu suretle, Haleb ve çevresinde cereyan eden büyük bir hadiseye daha son verilmiştir.

Kaynakça
Kitap: 17. YÜZYILDA HALEB EYALETİ VE TÜRKMENLERİ
Yazar: Enver ÇAKAR
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Haleb Sancağı ve Haleb Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir