Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

17. Yüzyılda Haleb'de Canbulatoğlu Ali Paşa İsyanı

Burada Haleb Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

17. Yüzyılda Haleb'de Canbulatoğlu Ali Paşa İsyanı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 13 Ara 2010, 16:38

Canbulatoğlu Ali Paşa İsyanı

17. yüzyıla gelindiğinde Osmanlı İmparatorluğu geneline hakim olan iç isyanların ve huzursuzlukların Haleb eyaletini de olumsuz yönde etkilediği görülmektedir. Bu isyanların başında da Canbulatoğlu isyanı gelmektedir. Canbulat, Kilis ve Haleb taraflarında yerleşmiş büyük bir Kürt ailesi olup, ismini Canbulat b. Kasım el-Kurd'den almıştır. Suriye'de Canbuladiye denilen bu ailenin menşei rivayete göre Eyyûbiler'e kadar çıkmaktadır.

Bu aileden olan Canbulatoğlu Hüseyin Paşa'ya Haleb beylerbeyiliği verilerek Çağala-zade Sinan Paşa maiyetinde İran seferine memur edilmişti. Çağala-zade 1605'te İranlılara mağlup olarak Van'a çekilmiş ve orduya geç gelip mağlubiyete sebep olmasından dolayı Hüseyin Paşa'yı da orada idam ettirmişti .
Bu hadise üzerine Hüseyin Paşa'nın biraderzadesi ve Haleb'deki vekili olan Ali Paşa etrafına topladığı kuvvetlerle büyük bir isyan çıkardı. Ali Paşa'nın isyan ettiği haberi hükümete ulaşınca ona Haleb eyaleti verilerek gafil avlanmaya çalışıldı ise de, amcası Hüseyin Paşa'nın intikamını almaktan vazgeçmeyen Ali Paşa, kendisine gerekli olan para ve malı tedarik edebilmek için önce Trablusşam hakimi Seyf oğlu Emir Yusufu sonra da Şam askerlerini mağlup ederek çok miktarda ganimetle Haleb'e döndü.
Canbulatoğlu Ali Paşa, bağımsızlığını ilan ettiği gibi, askerini de Osmanlı ordusu düzeninde tertip ettirdi. Onun atlı ve yaya sekbanları iki kısım olup, piyadesi yeniçeri gibi yüz altmış iki bölüğe taksim edilmişti ve her birinin çorbacısı yani bölük kumandanı ile ağalan vardı. Atlısı dahi sipahi ocağı tarzında altı bölük olup, sağ ve sol olmak üzere on sekiz bin kişiden oluşuyordu ve bunların da ağalan vardı. Öte taraftan, Canbulatoğlu kendi adına hutbe okutup para bastırmış, hatta 2 Ekim 1607 tarihinde Toskana hükümdan Arşidük Ferdinand ile bir antlaşma yaptığı gibi, diğer devletlerle de münasebete girişmeye teşebbüs etmişti.

Celalilerle yapılan mücadelelerde Kuyucu lakabını almış olan Vezir-i azam Murat Paşa, Avusturya seferinden döndükten sonra gerekli hazırlıklannı yaparak 15 Haziran 1607 tarihinde şark seferine çıktı. Onun asıl hedefi Canbulatoğlu olduğu için, yolu üzerindeki yerlerde güvenliği sağlayabilmek maksadıyla gerekli tertibatı altıktan sonra Haleb taraflanna geldi. Bakras derbendine yaklaşıldığında Ali Paşa'nın 20 bin süvari ve 20 bin piyade ile yolu kapadığı haberinin alınması üzerine başka istikametten geçilerek Maraş havalisindeki Güvercinlik sahrasına konuldu. Burada Maraş beylerbeyi Deli Zülfikar Paşa'nın da askerleriyle birlikte orduya katılmasından sonra Derme sahrasına gelindi. Bu sırada Ali Paşa da 40 bin kişiden oluşan kuvvetiyle gelip Oruç Ovası'na yerleşti. Nihayet, iki taraf arasında 24 Ekim 1607 tarihinde kanlı bir muharebe meydana geldi ve Ali Paşa mağlup olarak önce doğduğu yer olan Kilis'e sonra da Haleb'e kaçtı. Fakat, Haleb halkı Ali Paşa'ya ve Haleb'de kalmış olan yandaşlanna ağır hakaretler yağdırarak onların bir kısmın öldürdüler, bir kısmını da kaleye sığınmaya mecbur bıraktılar. Neticede, Canbulatoğlu gizlice Haleb'den kaçmak zorunda kaldı. Canbulatoğlu'nun Osmanlı ordusu ile yaptığı savaşta yanında akrabalari olan Ma'n oğlu Fahreddin'ın kabilesi ve dürzi askerleri de yer almıştı. Mağlubiyetten sonra Fahreddin önce çöle kaçmış, sonra da Şakif kalesinde karar kılmıştır. Haleb'e gelen Murad Paşa kaleye sığınmış olan Canbulatoğlu'nun bölükbaşılarına aman vererek onların kaleden çıkmasını sağladıktan sonra sekbanları katlettirdi. Bu hadiseden sonra Haleb eyaletinin yönetimi Dişlenk Hüseyin Paşa ya verildi ve Murad Paşa kışı Haleb'de geçirmeye karar verdi.

Canbulatoğlu ise kendisine sığınacak emin bir yer bulamayınca Eskişehir yakınlarına kadar geldi ve affedilmesi için amcası Haydar Bey'i İstanbul'a aracı olarak gönderdi. Fakat, Bursa yakınma geldiğinde kendisi gibi asilerden olan Kalenderoğlu onu yanma davet ederek birlikte hareket etmeyi teklif etti. Ali Paşa yeni bir maceraya atılmaktan korktuğu için, İstanbul'a gitmek maksadıyla gizlice onun yanından ayrıldı. Daha sonra padişah huzuruna çıkarak kendisini affettirmeyi başaran Ali Paşa'ya Temişvar beylerbeyiliği ihsan olunarak serhadde gönderildi. Fakat, Ali Paşa burada da rahat durmadı. Zulüm ve baskılarından dolayı halkın ve askerlerin kendisinden şikayetçi olmaları üzerine katledilmekten korkarak Belgrat'ta olan Kadı-zade Ali Paşa'nın yanına sığındı. Ancak yakalanarak hapsedildi ve Vezir-i azam Murad Paşa'nın emriyle orada katledildi. Böylece, devletin başına büyük dertler açan ve uzun süre huzursuzluğa sebep olan Ali Paşa'nın ortadan kaldırılmasıyla Haleb'de bu çeşit hadiseler de bir müddet için sona ermiş oldu.

Bu olaydan sonra Canbulatoğlu aşireti ikiye bölündü. Sayıca az olan kol, daha sonra Dürzi Canbulat ailesi olarak yeniden ortaya çıkacakları Lübnan'a gitti. Ailenin diğer kısmı, bugünkü Türkiye-Suriye sınırının iki tarafında yer alan Kürt dağında kaldı ve orada özellikle 18. yüzyıl boyunca Kilis'in siyasetini belirleyen yerel güç oldular.

Kaynakça
Kitap: 17. YÜZYILDA HALEB EYALETİ VE TÜRKMENLERİ
Yazar: Enver ÇAKAR
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Haleb Sancağı ve Haleb Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir