Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Bozulus'u Meydana Getiren Aşiretler

Burada Bozulus Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Bozulus'u Meydana Getiren Aşiretler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 04:35

BOZULUS'U MEYDANA GETİREN AŞİRETLER

Burada, Bozulus'un ilk tahririnde yer alan aşiretler esas alınarak bilgi verme yoluna gidilmiştir. II. Selim döneminde tutulduğu tahmin edilen 561 numaralı defterde yer alan Erkır?, Üçok, Kulu, Küsgeldilü, Arab Beğ, Geyiklü, Alpavud, Bay Tur Ali, Karacalu, Mir Bekir, Alcı aşiretlerinin adlarına sadece bir defa tesadüf edilmesi sebebiyle bu bölüme alınmamıştır. Adı geçen aşiretlerin büyük ölçüde Dulkadir ulusuna mensup olması, onların Diyarbekir havalisinin yaylaya veya kışlaya geldikleri esnada Bozulus'a dahil edilmiş olabileceğini hatıra getirmektedir. Ancak, II. Selim döneminde tutulduğu tahmin edilen 561 numaralı tahrir defterinin sadece kethüda tayinlerini ve bunların muafiyetlerinin yeniden düzenlemek amacını gütmüş olması, Bozulus'a dahil edilen yukarıdaki aşiretlerin ne suretle böyle bir uygulamaya tabi tutulduğu hakkında bilgi vermemektedir. Keza, adı geçen aşiretlerin Bozulus'tan ne zaman ayrıldığı hususunda da her hangi bir vesi-kaya tesadüf edilmemiştir. Bozulus'u meydana getiren aşiretler alfabetik sırayla aşağıya çıkarılmıştır.

Aba Kürklü

Dulkadir ulusuna mensup olan Aba Kürklü aşiretinin Bozuluş içinde 1540 tarihinde sadece üç hane vergi nüfusu bulunmakta idi. Bundan sonra adına bir daha tesadüf edilmemektedir.

Acurlu

Adına, Bozulus'un ilk tahririnde tesadüf edilmekle beraber II. Selim dönemine ait Bozuluş defterinde (elif.c.r.l.vav.) imlası ile yazılan aşiretin Acurlu olması kuvvetle muhtemeldir. Bahsedilen dönemde, 523 hane ve 361 mücerred vergi nüfusu ile kalabalık bir topluluk oluşturan Acurlu aşiretinin, aslında Dulkadir Türkmenleri'nden olduğu ve tahrir esnasında Diyarbekir havalisinde bulunduğundan Bozulus'a dahil edildiği anlaşılmaktadır. Acurlu cemaatinin bir kolu da Halep Türkmenleri arasında idi.
Bozuluş aşiretleri ile birlikte Orta Anadolu'ya gelen Acurlu cemaatinin bir bölümü bir müddet Keskin havalisinde kaldı. Bunlar, Diyarbekir havalisinde bulunan akrabaları ile birlikte Rakka'ya iskan edilmeye çalışıldıysa da, iskan mahallini terk ederek Pehlivanlu, Reyhanlu ve Hacı Ahmedlü aşiretlerinin içine karıştıkları gibi 20 kadar ev de Balıkesir sancağına gitti.

Ağcalu

1540 tarihinde Bozuluş içinde 5 hane vergi nüfusu bulunan Ağcalu aşireti Dulkadir ulusundan idi. Bundan sonra adına Bozuluş ile ilgili vesikalarda tesadüf edilmeyen bu cemaatin bir kolu Bozok Türkmenleri diğer kolu da Yeni İl içinde bulunuyordu. Safevi Devleti'nin hizmetinde Kaçarları meydana getiren oymaklardan biri de Ağcalu adını taşıyordu.

Ala Hacılu

Adı ilk önce Akkoyunluların Ahlat'ı kuşatması esnasında görülen Ala Hacılu cemaati, 1540 tarihinde 10 hane vergi nüfusuna sahip bulunuyordu. II. Selim dönemine ait tahrirde ve sair vesikalarda adına tesadüf edilmeyen Ala Hacılu aşiretinin erken dönemde yerleşik hayata geçtiği ve Suruç'a tabi Zeki köyünde ziraatçılık ile meşgul olmaya başladığı tesbit edilmiştir.

Ali Görenlü

Dulkadir iline mensup olan Ali Görenlü cemaati, Diyarbekir taraflarında yayladığı ve kışladığı esnada Bozulus'a dahil olmuştu. 1540 tarihinde iki cemaat halinde bulunan Ali Görenlü'nün bir cemaatı asıl Bozulus'a dahil cemaatler arasında kaydolmuştur; ki bu husus Akkoyunlu hizmetinde daha önce yer alan Dulkadir aşiretlerinden biri olabileceğini akla getirmektedir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde iki cemaatte toplam 74 hane ve 7 mücerred, II. Selim döneminde ise tek cemaat halinde 178 hane ve 55 mücerred vergi nüfusu bulunmaktaydı.
Ali Görenlü aşireti Bozulus'un Orta Anadolu'ya gelmesinden sonra Ankara havalisindeki Bozuluş Türkmenleri içinde kaldı. Kayıtlardan, 1683 tarihinde iktisadi sıkıntı içine düştükleri ve vergilerini ödeyemez hale geldikleri tesbit olunmaktadır. Ali Görenlü cemaatinin bir kolu da Yeni İl kazasında bulunan Ali Gören köyüne adını vermişti.

Kaynakça
Kitap: ANADOLU'DA TÜRKMEN AŞİRETLERİ "Bozuluş Türkmenleri 1540-1640"
Yazar: Tufan Gündüz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: BOZULUS'U MEYDANA GETİREN AŞİRETLER

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 04:36

Alilü

Ali Görenlü aşiretinin bir kolu olması ihtimali kuvvetli bulunan Alilü, kayıtlarda sadece 1540 tarihinde geçmektedir. Bahsedilen tarihte 11 hane vergi nüfusu bulunan bu aşiretin tahrirde hiç koyunu görülmemekle beraber hasıl olarak 500 koyun kaydı bulunmaktadır.

Anamaslu

Dulkadir Türkmenleri'ne mensup büyük taifelerden biri olan Anamaslu aşireti Diyarbekir'den başka, Adana, Anka-ra, Bozok ve Yeni İl'e dağılmıştı. Diyarbekir taraflarında Bozuluş içinde yer alan Anamuslu aşireti 1540 yılında 4 cemaatte toplam 73 hane ve 5 mücerred vergi nüfusuna sahipti. II. Selim döneminde ise diğer cemaatlere oranla nüfusunda eksilme meydana gelmiş 29 hane ve 24 mücerrede düşmüştür. Bozulus'un Orta Anadolu'ya gelmesinden sonra adına tesadüf edilmeyen Anamaslu cemaatinin erken dönemde dağılmaya başladığı veya yeniden Dulkadir ulusu içine döndüğü düşünülebilir.

Anter

Bozulus'a dahil cemaatlerden olan Anter, Kanuni Sultan Süleyman döneminde 91 hane ve 6 mücerred vergi nüfusuna sahipti. II. Selim döneminde ise 86 hane ve 19 mücerred vergi nüfusu bulunmakta idi. Anter'de diğer aşiretlerde gözlemlenen aşın nüfus artışı tesbit olunmadığı gibi, hane sayısında da düşüş görülmektedir. Bu husus yerleşik hayata geçmeleri ile ilgili olmalıdır. Nitekim, bunlar XVI. yüzyılın ortalarında Urfa'nın Samsat nahiyesine tabi Körce Kuyu, Harran nahiyesine tabi Kuşçu, Cullab'a tabi Bozüyük ve Akviran köylerine yerleşerek ziraat ile meşgul olmaya başlamışlardı.
Anter cemaatı Bozulus'un batıya muhaceretine katılmamış ve Diyarbekir havalisindeki Bozuluş bakiyesi içinde kalmıştır. Rakka iskanına tabi tutulan bu cemaat Beliç nehri boylarına ve Rakka köylerine iskan edilmiştir.

Araplu

Uzun Hasan Bey'in Karakoyunlularla mücadelesi sırasında (1448-1450) Uzun Hasan Bey'in yanında görülen Araplu aşireti, Bozuluş tahririnde, Dulkadir iline mensup aşiretler arasında kaydolunmuştur. 1540 tarihinde sadece 5 hane olarak tespit olunan bu aşiretin, Bozuluş aşiretleri ile birlikte Orta Anadolu'ya gelmediği anlaşılmaktadır.
Son olarak, Rakka iskanına tabi tutulan aşiretler arasında yer alan Araplu aşiretinin bazı kolları da Bozok, Dulkadir Türkmenleri ve Yeni İl kazası dahilinde bulunuyordu.

Atçı

Dulkadir iline mensup olan Atçı aşireti, sadece 1540 tarihinde görülmektedir. Bu esnada 36 hane vergi nüfusu bulunan aşiretin, Bozuluş ile birlikte Orta Anadolu'ya gelmediği görülmektedir.
Maraş vilayetinde Güvercinlik kazası dahilinde Mastana köyüne yerleşmiş olan Atçı cemaatı, Bozulus'taki Atçı aşiretinin akrabaları olmalıdır.

Avanlu

Avanlu aşiretinin Kanuni Sultan Süleyman devrinde Bozuluş içinde bir cemaatte 43 hane vergi nüfusu bulunuyordu. II. Selim döneminde ise iki cemaatte 77 hane ve 58 mücerred vergi nüfusuna ulaşmıştı. Avanlu aşireti Bozulus'un Orta Anadolu'ya muhaceretine katılmış ve Ankara havalisindeki Tabanlu aşireti içinde Oğulbeğlü cemaatine bağlı olarak kalmıştı.

Avcı/Evci

Dulkadir Türkmenlerinden olan Evci aşireti, Adana, Maraş, Bozok, Yeni İl ve Diyarbekir'e kadar dağılmıştı. Diyarbekir bölgesinde Bozulus'a dahil olan cemaat, 1540 tarihinde 48 hane vergi nüfusuna sahipti. II. Selim döneminde ise bu miktar 55 hane ve 20 mücerrede ulaşmıştı.
Bozuluş aşiretlerinin Orta Anadolu'ya muhacereti esnasında bazı aşiretlerle birlikte Halep, Yeni İl, Yüzdeciyan ve Mamalu Türkmenlerinin arasında karıştığı tespit olunan Avcı cemaatinin, Bozuluş aşiretlerine yeniden nizam verilmesi esnasında adına tesadüf edilmemesi, bunların daha önce birlikte yayladıkları aşiretlerin yanma dönmediğini göstermektedir.
Avcı aşiretinin bir kolu da Safevi Devleti'nin içinde görülmektedir. Bunların, Bozulus'un yaylağa çıktığı ve Osmanlı-İran sınırını ihlal ettiği bir sırada Kızılbaş boylarbirliğine katıldığı veya Dulkadir iline mensup cemaatlerle birlikte daha Şah İsmail zamanında Safevi Devleti'nin hizmetine girmiş olabileceği akla gelmektedir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: BOZULUS'U MEYDANA GETİREN AŞİRETLER

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 04:36

Avşar

XV. yüzyıl başlarında, Avşarların mühim bir kısmı, Memluk Devleti'nin hakimiyeti altındaki Kuzey Suriye'de bulunmakta idi. Bunlar, Emir Cekem'in Memluk Sultanı'na isyan ettiği ve bölgedeki Türkmenler üzerindeki baskısını artırdığı sırada, ondan çekindiklerinden 1407'de Akkoyunlu Kara Yülük Osman Bey'e katıldılar. Ancak bir müddet sonra yeniden Kuzey Suriye'deki eski yurtlarına döndüler. Bununla birlikte Kutbeğlü Avşarı gibi bazı gruplar Kara Yülük Osman Bey'in yanında kalmaya devam etti.
Karakoyunlu Kara Yusuf'un, 1418'de Akkoyunlu Kara Yülük Osman Bey'i takip ederek Antep taraflarına indiği esnada Avşarlar, Karakoyunlulardan çekinerek Trablus yöresindeki Safita'ya inmişlerdi. Burada bazı olaylara karışmaları üzerine Trablus Naibi Emir Barsbay, Avşarları eski yurtlarına dönmeye ikna etmişti. Onlar dönüş hazırlıklarına başladıkları sırada Emir Barsbay ani bir baskın düzenleyerek Avşarları dağıtmayı düşünmüşse de başarılı olamamış; buna mukabil Avşarlar, Barsbay'ın ordusunu ve Trablus'u yağma etmişlerdi.

Avşarların bir bölümünün Memluk Devleti'ndeki iç çekişmeler ve mahalli kavgalar esnasında Akkoyunlulara dahil oldukları anlaşılıyor.
Akkoyunluların siyasi faaliyetlerinde mühim roller oynayan Avşarlar, Akkoyunlu Devleti'nde devam eden iç mücadelelerde rol aldıkları gibi Uzun Hasan Bey'in Sultan Mehmed ile yaptığı Otlukbeli Savaşı'nda da bulunmuşlardır. Onlar, Uzun Hasan Bey'in haleflerinden Muhammed'in oğlu Yusuf'u, onun ölümünden sonra ise Murad'ın oğlu Yakub Bey'idesteklediler.
Avşarların bir bölümü Akkoyunlu boylarbirliğinden ayrılarak, Safevi Devleti'nin kuruluşuna iştirak eden boylar arasında yerlerini aldılar. Bununla birlikte, Safevi Devleti hizmetindeki Avşarlarm büyük bir bölümünün, Kuh Giluye ve Huzistan bölgesinde bulunan Avşarlardan oldukları ortaya konulmuştur. Bunlar, Safevi Devleti'nde önemli memuriyetlere kadar yükseldikleri gibi Şah İsmail'in Özbeklere karşı düzenlediği seferlere ve Yavuz Sultan Selim ile yaptığı Çaldıran Savaşı'na (1514) da katılmışlardır. Bu savaşta, Avşar Sultan Ali Bey, Şah İsmail zannedilerek tutuklanmış, ancak Şah İsmail olmadığı fark edilince öldürülmüştü.

Öte yandan, Dulkadirli Beyliği'ni meydana getiren büyük aşiretlerden biri olan Avşarlar, adı geçen beyliğin siyasi faaliyetlerinde de mühim roller üstlenmişti.
Avşarlar, Akkoyunlu Devleti'nin bakiyesi olan Bozuluş içinde, 1540 tarihinde, 3 cemaati asıl Bozulus'a dahil, 11 cemaati ise Dulkadir Türkmenleri'ne mensup toplam 14 cemaatte 296 hane ve 40 mücerred vergi nüfusu ile en kalabalık topluluklardan birini oluşturmakta idi. Bu miktar, II. Selim döneminde 6 cemaatte toplam 1305 hane ve 321 mücerred vergi nüfusuna ulaşmıştı.
Bozulus'un Orta Anadolu'ya gelmesinden sonra Ankara sa-kini aşiretler içinde yer alan Avşarlar, muhaceret esnasında büyük nüfus kaybına uğramışlardı. Bunlardan, Recebli Avşarı Rakka'ya, Genceli Avşarı ise Hama'ya iskan olunmuşlardı. Recebli Avşarı daha sonra iskan mahallini terk ederek Anadolu'ya dağılmıştır.

Azaplu

Dulkadir iline mensup cemaatlerden olan Azaplu, 1540 tarihinde 49 hane ve 5 mücerred vergi nüfusuna sahip bulunuyordu. Bundan sonraki kayıtlarda adına bir daha tesadüf edilmeyen Azaplu cemaatinin Dulkadir veya Bozok Türkmenleri içindeki akrabalarına katılmış olabilecekleri gibi, II. Selim döneminde nüfuslarında anormal artış gözlenen aşiretlerden birine dahil olma ihtimali hatıra gelmektedir.

Bayat

Kuzey Suriye'de bulunan ve Memluk ordusundaki Türkmenler arasında da yer alan Bayatlar, Memluk emirlerinden Cekem'in isyanı sırasında ondan çekindikleri için İnallular ile birlikte Akkoyunlu Devleti'ne sığınmışlar, nadir de olsa, bu devletin siyasi faaliyetlerine katılmışlardı. Bu cümleden olarak, Uzun Hasan Bey'in Karakoyunlu Rüstem Tarhan ile Mardin civarında yaptığı savaşta Bayatlar da bulunmuş ve Akkoyunlu ordusunun sol kanadında yer almışlardır. Ancak, askeri faaliyetlere katılmakta pek gönüllü olmayan Bayatlar, Karacadağ civarındaki yerlerini terk ederek Şam'a gittiler. Uzun Hasan Bey bunları döndürmek için oğullan Muhammed ve Halil'i görevlendirdiyse de muvaffak olamadı. XVI yüzyılda Halep Türkmenleri arasında görülen kalabalık Bayat aşiretlerinin bunların torunları olması galip ihtimaldir.

Bayatların bir bölümü de Dulkadir Beyliği'ni meydana getiren büyük aşiretler arasında yer almakta idi.
Safevi Devleti kurulduktan sonra Bayatların bir bölümü Safevi Devleti'ni meydana getiren Kızılbaş aşiretler birliğine dahil oldu. Bunlar, 1589 da, sürmekte olan Osmanlı-Safevi savaşlarına sulh çareleri arandığı bir sırada, Osmanlıların elindeki Nihavend kalesini kuşatan Arışlu Tahmasp Kulu Sultan'ın maiyetinde bulunmaktaydılar. Öte yandan, Çukursa'd, Karabağ, Makü ve Beyazid şehirleri Bayat ileri gelenlerince yönetiliyordu. Ancak Safevi Devleti hizmetinde görülen bu Bayatların, Akkoyunlu Türkmenleri arasında görülen Bayatlarla ilgisi olmaması gerekir. Çünkü, Akkoyunlu boylarbirliğinden ayrılanlar Şam tarafına gittiği gibi kalanlar da bu devletin yıkılmasından sonra Bozuluş içinde yerini almıştır.
Bayatlar, 1540 tarihinde Bozuluş içinde ikisi asıl Bozulus'a dahil, ikisi de Dulkadir ilinden katılan Şam Bayatı olmak üzere toplam 4 cemaat ile temsil olunmakta idi. Bu esnada 170 hane ve 13 mücerred vergi nüfusu bulunan Bayatlar, II. Selim döneminde 335 hane ve 201 mücerred vergi nüfusuna ulaşmıştı. Öte yandan, Bayatların bazı kolları Diyarbekir ve Urfa havalisindeki köylere yerleşerek ziraat ile meşgul olmaya başlamışlardır. Bu surette, Garbi amid'deki Bayatoğlu ve Arpa Depesi, Suruç'a bağlı Taşlıöyük ve Eymircan köyleri Bayatlar tarafından kurularak şenlendirilmişti.

Bozulus'un Orta Anadolu'ya gelmesinden sonra Ankara havalisindeki Tabanlu mukataası içinde yer alan Bayatlar, burada Bayat-ı Atik ve Bayat-ı Cedid olmak üzere iki kola ayrılmışlardı. Şam Bayatı'nm adına ise Bozuluş içinde bir daha tesadüf edilmemekle birlikte bu aşiretin bazı kollarının Kızılbaş boylarbirliği içinde, Dulkadir ulusu ve Bozok Türkmenleri arasında, bulunduğu tespit olunmaktadır.

Beğ Cökerlü

Dulkadir ilinden Bozulus'a dahil olan bu cemaat, 1540 tarihinde 68 hane ve 8 mücerred vergi nüfusuna sahip bulunuyordu. Bu miktarın II. Selim döneminde 31 hane ve 7 mücerred vergi nüfusuna düştüğü görülmektedir. Bozuluş ile ilgili vesikalarda adına bir daha tesadüf edilmeyen bu aşiret yerleşik hayata geçmiş veya Dulkadir iline yeniden dönmüş olmalıdır.

Beğdili

Asıl Bozulus'a dahil aşiretler arasında yer alan Beğdili aşiretinin, 1540 tarihinde iki cemaatte toplam 202 hane ve 9 mücerred vergi nüfusu bulunuyordu. Aşiret, II. Selim döneminde 6 cemaatte toplam 296 hane ve 69 mücerred vergi nüfusuna ulaşmıştı.
Beğdili aşiretinin Bozuluş içinde kalabalık denebilecek bir nufusunun bulunmasma rağmen, Akkoyunlu Devleti'nin siyasi faaliyetleri içinde varlığının tespit olunamaması, bunların Bozulus'a Halep Türkmenleri'nden ayrılarak katılmış oldukları kanaatini uyandırmaktadır. Çünkü bunların önemli bir kütlesi de Halep Türkmenleri arasında yer almak idi.
Beğdili, Bozuluş aşiretlerinin Orta Anadolu'ya muhaceretine katılmamıştır. Keza, Bozuluş ile ilgili vesikalarda da adına tesadüf edilmemektedir. Bundan dolayı Beğdililer yeniden Halep Türkmenleri araşma dönmüş olmalıdır.
Rakka iskanı sırasında Beliç nehri kenarına, Akçakale ile Ayn-ı Riz arasında yerleştirilen Beğdili aşiretlerinin, Bozuluş ile ilgisini tespit etmek ise mümkün görünmemektedir.
Öte yandan, Beğdili aşiretinin kollarından biri Kızılbaş aşiretler birliği içinde yer almış ve Safevilerin, Osmanlılara karşı yaptıkları mücadelelere katılmıştır.

Bekir Hacılı

Dulkadir Türkmenlerinden olan Bekir Hacılu cemaatinin 1540 tarihinde 14 hane nüfusu bulunmakta idi1. Bozuluş ile ilgili vesikalarda adına bir daha tesadüf edilmeyen bu cemaatin bir kolu da Dulkadir Türkmenleri'nden, Dokuz taifesine bağlı olarak bulunuyordu.

Bozhanlu / Burhanlu / Borcanlu

Burhanlu aşireti erken dönemlerde yerleşik hayata geçtiği için Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapılan tahrirde adına tesadüf edilmemektedir. Ancak, II. Selim döneminde 144 hane ve 41 mücerred vergi nüfusu bulunduğu tespit olunmaktadır. Burhanlular, Urfa kazası dahilinde Bozabad'a tabi Mustafalu ve Ağcaviran ile Resulayn'a bağlı Külefli köylerine yerleşmişlerdir. Bu aşiret, Bozuluş ile birlikte Orta Anadolu'ya gelmeyerek yerleşim yerlerinde kalmıştır.

Cecelü

Dulkadir iline mensup olan Cecelü cemaatinin, Halep Türkmenleri ve Yeni İl'den başka dört cemaat olarak toplam 68 hane ve 16 mücerred vergi nüfusundan oluşan bir kolu da Bozuluş içinde bulunmakta idi. 1540 tarihli bu kayıttan başka adına bir daha tesadüf edilmeyen Cecelü aşireti, Bozulus'un dağılması esnasında Dulkadir ve Yeni İl Türkmenleri içine karışmış olmalıdır. Öte yandan, Rakka iskanına tabi tutulan Cecelü aşiretinin bir kolunun, iskan mahalline gitmemekte direndiği ve iskan için tekrar ferman çıkarıldığı görülmektedir.

Cerid

Dulkadir iline tabi olan Cerid aşireti, 1540 tarihinde Bozuluş içinde 5 cemaatte toplam 31 hane vergi nüfusuna sahip idi. Bu miktar II. Selim döneminde 60 hane ve 52 mücerred vergi nüfusuna ulaşmıştı.

Cerid aşireti, 1606-1607'de konup-göçtükleri mahallerde yağmacılık yaptıkları ve arkalarında hiç bir şey bırakmadıkları için kendilerine "Sil-süpür" adı verilen 2000 hanelik bir grup ile birlikte Revan kalesi önlerinde Safevilere katılmıştı.
Sil-süpürler Safevi hizmetinde varlıklarım XVIII. yüzyıla kadar devam ettirmişler ve nihayet İran'ın Horasan bölgesinde meskun olmuşlardır. Günümüzde de aynı adı taşımaya devam etmektedirler. Öte yandan Kırıkkale ilinde Silsüpür soyadı taşıyan pek çok aile bulunmakta olup, bunlar hiç şüphesiz Silsüpür Ceridi aşiretinin mensuplarıdır.
Bozulus'un Orta Anadolu'ya gelmesinden sonra ikiye ayrılarak bir kısmının Yeni İl Türkmenleri'nin içine karıştığı tespit olunan Ceridlerin diğer bir bölümü ise Keskin havalisindeki Bozuluş içinde yer almakta idi.

Orta Anadolu'ya geldikleri H.1023/M.1613 tarihinden biraz sonra Çankın havalisindeki Tecirli aşireti ile kavgaya tutuşan Cerid aşiretine mensup bazı kişiler, Küçüklü ve Yabaltun aşiretlerine mensup olanlarla birlikte Ankara ve çevresinde uzun süre eşkiyalık yaptılar. Hükümetin, Keskin havalisindeki Bozuluş Türkmenlerini Rakka bölgesine yapılan iskana tabi tutması ile Beliç nehri boylarına yerleştirilen Cerid aşireti bir müddet sonra yavaş yavaş iskan mahallini terk ederek Çiçekdağı, Kırşehir ve Bozok taraflarına dağıldılar. Geride kalanlar ise "giden evlerimiz gelmedi" diyerek birer-beşer kaçıp onlara katıldı. Bundan sonra, hükümetin onları iskan mahalline geri döndürmek amacıyla üzerlerine gitmesi bir sonuç vermediği gibi, onlar yine eşkiyalık faaliyetlerine başladılar. Bunların bir bölümü yakalandıktan sonra Adana'ya iskan edilmeleri emredildi. Diğer bir bölümü ise Yeni İl'e bağlı Pehlivanlu aşiretine ilhak olunarak, Pehlivanlu boy beyine emanet edildi. Buna rağmen, cemaat içinde eşkıyalık yapanlar oldu.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: BOZULUS'U MEYDANA GETİREN AŞİRETLER

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 04:37

Cerid-i Sultan Hacılu

Kayıtlarda adına Cerid-i Sultan Hacılu veya Sultan Hacılu olarak rastlanılan bu cemaat, Dulkadir ilinden olup, Cerid aşiretinden ayrılmış ve adını da aşiret kethüdası olan Sultan Hacı Hüseyin'den almıştır. Dulkadir Türkmenleri'nin kaydedildiği defterde de yer alan Sultan Hacılu cemaati için "Sultan Hacılı tabi-i taife-i m. (Cerid) der vilayet-i Diyarbekir, hane 38." kaydı bulunmak-tadır. Burada belirtilen cemaat Bozuluş içinde yer alan aşiret ile ilgili olmalıdır. Nitekim, 1540 tarihli kayıtta 46 hane ve 1 mücerred vergi nüfusu ile temsil olunan Sultan Hacılu cemaatinin nüfusu da Dulkadir ilinde tutulan kayda yaklaşmaktadır. Adı geçen aşiretin nüfusu II. Selim döneminde 98 hane ve 22 mücerrede ulaşmış olmasına rağmen, Bozulus'un Orta Anadolu'ya gelmesinden sonra adına tesadüf edilmemesi, onların göçe katılmayarak bölgede kaldıkları veya Dulkadir ulusu içine döndükleri kanaatini uyandırmaktadır.

Celahir

Asıl Bozulus'a dahil cemaatler arasında görülen Celahir cemaati 1540 tarihinde sadece 3 hane vergi nüfusuna sahip bulunu-yordu. Adına bir daha tesadüf edilmemesi bu küçük grubun, büyük aşiretlerden birinin içine katıldığını hatıra getirmektedir.

Çağırganlu

Dulkadir Türkmenlerine mensup Çağırganlu aşiretinin 1540 tarihinde Bozuluş içinde 5 cemaatte toplam 37 hane ve 7 mücerred vergi nüfusu bulunuyordu. II. Selim döneminde ise 65 hane ve 24 mücerred vergi nüfusuna ulaşmışlardı.
Bozuluş aşiretlerinin Orta Anadolu'ya muhacereti esnasında Dulkadir, Halep ve Yeni İl Türkmenleri araşma dağıldığı gözlenen Çağırgalu aşiretinin bir bölümü de Ankara'dakiler ile karıştırılmamak için Şark Çağırganlu diye anılmaktaydı. Şark Çağırganlu, Rakka iskanına tabi tutulmuş, ancak Beliç nehri boylarındaki iskan mahallini terk etmişlerdi. Bunlar, iskan mahalline geri döndürülmüşlerse de yeniden dağılarak Orta Anadolu'da Pehlivanlu aşiretinin içine karışmışlardı.
Öte yandan, Ankara bölgesindeki Çağırganlu cemaati de Rakka'ya götürülmeye çalışılmışsa da, onların iskana dahil olmadığı merkezi hükümet tarafından bildirilince, vazgeçilmişti.

Çavundur

Çavundurlar, 1540 tarihinde asıl Bozulus'a dahil cemaatler arasında 50 hane ve 12 mücerred vergi nüfusuna sahip bulunu-yordu. II. Selim döneminde ise, 152 hane ve 49 mücerrede ulaşmışlardır. Bozuluş ile ilgili kayıtlarda adlarına bir daha tesadüf olunmamakla beraber, Çavundur adının kişi isimlerinde yaygın olarak kullanıldığı, hatta Oğulbeğlü aşiretine tabi Çavun-dur obasının bu adı kethüdaları olan Veli b. Çavundur'dan aldığı tespit olunmaktadır.

Çayan

Asıl Bozulus'a dahil aşiretler arasında bulunan Çayan cemaati 1540 tarihinde 100 hane ve 8 mücerred, II. Selim döneminde ise 138 hane ve 66 mücerred vergi nüfusuna sahip idi. Bununla birlikte, aşiret mensuplarının bir bölümü Şarki Amid'e tabi Uzundere ve Çayanviranı köylerinde ziraatçılık yapmakta idi.
Bozulus'un Orta Anadolu'ya gelmesinden sonra Çayan aşireti mensupları Vilayet-i Rum (Sivas, Tokat, Amasya havalisi) dahiline gitmişler, ancak burada sürekli, yerleşik ahali tarafından "Kazamızda durmayın, başka yere gidin." diye taciz edilmişlerdir. Karaman sakini olan Çayan cemaatinin bir bölümü Nevşehir kazasında, bir bölümü de Karaman vilayeti dahlinde Ulukışla ile Ereğli arasında bulunan Çavuşlu karyesine iskan olunmuştur. Hasasun karyesine iskan edilenler ise buranın harabe bir yer olması dolayısıyla bu yer yakınlarındaki Kamışlar karyesine taş evler, okul ve cami yapmak suretiyle yerleşmişlerdir.

Çimelü

Dulkadir iline mensup Çimelü aşireti, 1540 tarihinde Bozuluş içinde 6 cemaatte toplam 72 hane ve 4 mücerred vergi nüfusuna sahip idi. II. Selim döneminde sadece 12 hane olarak tespit edilen bu cemaatin, Bozulus'un Orta Anadolu'ya gelmesinden daha önce Dulkadir Türkmenleri arasında dönmüş olmalıdır.
Orta Anadolu'daki Bozuluş aşiretleri arasında bulunmayan Çimelü aşiretinin bazı kollan Dulkadir, Bozok ve Yeni İl Türkmenleri arasında bulunuyordu. Küçük bir cemaat ise Maraş vilayetinde tabi Hısn-ı Mansur (Adıyaman) kazası dahilinde Yassı Öyük köyünde ziraat ile meşguldü.

Çepni

Akkoyunlularm, Trabzon Rum Devleti'ne 1348'de yaptıkları sefer sırasında, Trabzon havalisinde bulunan Çepnilerin bir bölümü Akkoyunlulara katılmış; bir asır sonra Uzun Hasan Bey'in Osmanlılarla yaptığı Otlukbeli Savaşı'nda da onun yarımda yer almışlardır. Akkoyunlu Devleti'nin çöküşünden sonra ise bazı Çepni grupları Safevi Devleti'nin hizmetine girmiştir.
Bozuluş Türkmenleri, Akkoyunluların bakiyyesini oluşturmakla beraber, bunların ilk tahrirlerinde Çepniler yer almamaktadır. Ancak, Ulus'un Orta Anadolu'ya gelmesinden sonra yapılan tahrirlerde Çepni aşiretine tesadüf edilmektedir. Bunların bir bölümünün de Diyarbekir havalisindeki Bozuluş içinde kaldığı göz önünde alınınca, Çepnilerin Güneydoğu Anadolu'da yaşamakla beraber ilk iki tahrire tabi tutulmadıkları anlaşılmaktadır.

Çepniler, Recepli Avşarı içinde bulundukları esnada Keskin havalisindeki Bozuluş Türkmenleri ile birlikte Rakka iskanına tabi tutulmuştur. Diyarbekir havalisinde kalan Çepniler ise, Rakka'ya gönderilmişse de, daha önce iskana tabi tutulan akrabaları ile birlikte iskan mahallinden firar etmişlerdir.
Bu sıralarda başlarında Kantemir adlı bir kethüda bulunduğu için "Kantemir Çepnisi" diye anılan bu aşiretin iskan mahalline geri döndürülmesi mümkün olmayınca Vilayet-i Rum sakini Bozulus'a ilhak olunmuş, nihayet Aydın vilayetinde Selendi kazasına tabi Darıbükü denilen mevziye iskan edilmiştir.
Bir müddet sonra, eşkıya baskısı yüzünden yeniden dağılmışlarsa da hükümet tarafından yaz-kış buradan ayrılmamaları hususu sıkı sıkıya tembih olunmuştur.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: BOZULUS'U MEYDANA GETİREN AŞİRETLER

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 04:37

Çiçeklü

Dulkadir iline dahil olan ve yine adına sadece 1540 tarihli defterde tesadüf edilen Çiçeklü cemaatinin, Bozuluş içinde 25 hane ve 1 mücerred vergi nüfusu bulunuyordu.
Öte yandan, Safevi Devleti'nin hizmetine giren Türkmenler arasında görülen Çiçeklü aşireti, Şah İsmail'in iltifatına mazhar olmuş ve aşiret beyi İzzeddin, Şiraz valiliğine kadar yükselmişti.
Çiçeklü aşiretinin akrabalarının bir bölümü ise Maraş vilayetinde Zamantı kazası dahilinde bulunan Deriklü Viran, Çörmüşek Viranı ve Yıldırım Viranı köylerine yerleşmiş olup ziraat ile meşgul idiler.

Çobu/Çöplü

Asıl Bozulus'a dahil cemaatler arasında bulunan Çobu aşireti, 1540 tarihinde 29 hane ve 5 mücerred vergi nüfusuna sahip bulunuyordu. Bu aşirete mensup bir grup ise Diyarbekir yalanlarında kendi adları ile köy kurarak ziraat ile meşgul olmaya başlamışlardı. Bozulus'un ikinci tahririnde (TD 561) adına tesadüf edilmediği gibi Orta Anadolu'ya gelen aşiretler arasında da bulunmamaktadır. Bununla birlikte, Çobu aşiretinin Diyarbekir havalisinde kalan Bozuluş mandesi içinde yer aldığı ve Rakka iskanına tabi tutulduğu tespit olunmaktadır.
Öte yandan, Dulkadir Türkmenleri arasında Avşar taifesine tabi Çoblu/Çöplü cemaatine tesadüf olunmaktadır, ki bunlar Bozulus'taki Çobu aşiretinin akrabaları olmalıdır.

Çübeklü/Çeviklü

Dulkadir Türkmenleri'ne mensup olan Çübeklü aşiretinin adına sadece 1540 tarihinde tesadüf edilmektedir. Bundan sonra, dağıldığı tahmin edilen bu aşiretin bahsedilen tarihte 41 hane ve 5 mücerred vergi nüfusu bulunmakta idi.

Dalgıç/Dalguç

Dulkadir Türkmenleri'ne mensup olan bu cemaat, 1540 tarihinde 42 hane ve 4 mücerred; II. Selim döneminde ise iki cemaatte toplam 99 hane ve 55 mücerred vergi nüfusuna sahip idi. Dalguç aşiretinin bir kolu da Dulkadir Türkmenleri arasında bulunuyordu. Bunlardan başka, Bozuluş ile ilgili vesikalarda adına bir daha tesadüf edilmeyen Dalguç aşireti, Bozulus'un dağılması esnasında Dulkadir Türkmenleri'ne karışmış olmalıdır.

Danişmendlü

Danişmendlü Beyliği'nin bakiyeleri olduğu öne sürülen Danişmendlü aşireti Anadolu'da birçok bölgeye dağılmış idi.
Asıl Bozuluş aşiretleri arasında kaydolunan Danişmendlü aşireti 1540 tarihinde iki cemaatte toplam 232 hane ve 34 mücerred nüfusa sahip idi. Bu sayı, II. Selim döneminde 326 hane ve 87 mücerrede ulaşmıştı.
Danişmendlü aşireti Orta Anadolu'ya geldikten sonra Aydın, Karaman ve Ankara bölgelerine dağılmıştır.
Öte yandan, XVII. yüzyıl başlarında Bozuluş, Halep ve Dulkadir Türkmenlerine mensup Küşne, Kürd Mühmandlu, Sermayelü, Selmanlu, Kaşıkçı, Bıçakçı, Karamanlu gibi bazı aşiretler bir araya getirilerek Danişmendlü kazası oluşturulmuştur. Kırşehir, Ankara, Kütahya ve Aydın'a kadar geniş bir sahada yaylak ve kışlak hayatı sürdüren Danişmendlü kazası aşiretlerinin bir bölümü Isparta, Afyon, Aydın ve Kütahya'ya iskan olunmuştur.

İshak Danişmendlü

Bozuluş içinde Danişmendlü aşiretinin bir kolu olarak bulunan İshak Danişmendlü cemaati 1540 tarihinde 72 hane ve 20 mücerred, II. Selim döneminde ise 86 hane ve 15 mücerred vergi nüfusuna sahip bulunuyordu. Aşiret, ilk tahririn yapıldığı dönemden itibaren yavaş yavaş yerleşik hayata geçmiş, Şarki amid'de İshak Danişmendlü, Urfa kazasında Bozabad'a bağlı Kadıkendi nam-ı diğer Yaylacık ve Sınırkendi (Senirkendi), Kızılöyük, Kırkpınar, Barak Mağara, Diziyumru ve Yaylacık nam-ı diğer Körce Kuyu köylerini kurarak ziraat ile meşgul olmuşlardır.

Dodurga

Aslında Dulkadir Türkmenleri'ne mensup olan Dodurga aşireti Bozuluş içinde üç cemaat halinde bulunuyordu. 1540 tarihinde 214 hane ve 38 mücerred, II. Selim döneminde ise 6 cemaatte toplam 197 hane 78 mücerred vergi nüfusuna sahip idiler. Burada, cemaat sayısındaki artışa rağmen nüfus sayısındaki denklik göze çarpmaktadır. II. Selim döneminde diğer aşiretlerdeki aşırı nüfus artışı göz önüne alındığında Dodurgaların nüfus takviyesini gerçekleştiremediği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, Bozulus'un Orta Anadolu'ya gelmesinden sonra buradaki Türkmenler arasında adlarına rastlanmaması, onların Orta Anadolu'ya yapılan göçe katılmadığını göstermektedir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: BOZULUS'U MEYDANA GETİREN AŞİRETLER

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 04:38

Dokuz

Dulkadir ilinin büyük taifelerinden biri olan Dokuz aşireti Bozulus'tan başka Yeni İl Türkmenleri arasında da bulunuyordu. Bunların bazı kolları ise Maraş vilayetinde yavaş yavaş yerleşik hayata geçmeye başlamıştı.
Bozuluş içinde, 1540 tarihinde dört cemaatte toplam 44 hane nüfusu olan Dokuz aşiretinin, II. Selim zamanında 365 hane ve 183 mücerred vergi nüfusuna ulaştıkları gözlenmektedir. Bu yükseliş, Dulkadir Türkmenleri tarafından nüfus takviye edilmesi ile ilgili olmalıdır.
Bozulus'un Orta Anadolu'ya gelmesinden sonra büyük nüfus kaybına uğrayan Dokuz aşireti, Ankara havalisindeki Türkmenler arasında bulunmakta idi.

Dolulu

Adına sadece 1540 tarihli defterde tesadüf edilen bu cemaat Dulkadir Türkmenlerine mensup olup, Bozuluş içinde 5 hane ve 2 mücerred vergi nüfusuna sahip idi. Bundan sonra muhtemelen diğer aşiretler arasında karışıp, kaybolmuştur.

Doyran

Bir bölümünün Kanuni Sultan Süleyman zamanında Harran nahiyesine tabi Mehmed Bilal nam-ı diğer Evim Küre Bey köyüne yerleşerek ziraat ile meşgul olduğu görülen Doyran aşireti II. Selim döneminde Bozuluş içinde 297 hane ve 75 mücerred vergi nüfusuna sahip bulunuyordu. Bozulus'un Orta Anadolu'ya muhaceretine katılmadığı görülen bu aşiret Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yerleşik hayata geçmiş olmalıdır.

Döğer

Memlükler tarafmdan Gazze ile Diyarbekir arasında yurt verilen Türkmenler arasında bulunan Döğerler, XVI. yüzyılda Diyar-ı Mudar, Urfa ve Siverek'in kuzeyindeki Orta Fırat kıvamından Rakka ve Caber'e kadar uzanan bozkır sahada göçerlik ediyorlardı. Ne var ki, Arap kabilelerinin baskısı ve Memluk nüfuzunun Kuzey Suriye'ye kadar uzanması yüzünden bölgenin tam hakimi değillerdi. Öte yandan, Memluk ordusunda yer alan büyük Türkmen gücünün içinde Döğerler de yer almakta idi.

Akkoyunluların Kara Yülük Osman Bey idaresinde Diyarbekir çevresinde hakimiyet kurmaya çalıştıkları esnada Döğer Salim'in oğlu Dımaşk Hoca 20000 evlik Döğer topluluğunun başında bulunuyor ve Urfa, Siverek, Suruç, Harran, Caber ve Rakka şehirlerini hakimiyetinde tutuyordu. Dımaşk Hoca'nın kardeşi Gökçe Musa ise bu şehirlerden Rakka, Caber ve Urfa'nın emiri idi.
Şam bölgesindeki Arap Uneyn taifesinin reisi Emir Nuayr'ın Dımaşk Hoca'yı öldürüp yerine Gökçe Musa'yı "bey" tayin etmesi üzerine Kara Yülük, önce Arapların üzerine yürümüş, sonra aynı hızla hareket ederek, Urfa'yı da Döğerlerin elinden almış; bu suretle Döğerlerin bir bölümü Akkoyunlulara dahil olmuştu. Bu hareket, Döğerlerin, Akkoyunlulara karşı düşmanlık duygularını artırdı. Onlar, Karakoyunluların yanında açıktan yer alarak, Akkoyunlularla yapılan savaşlara katıldılar. 1421 yılında Kara Yusuf'un oğlu İskender ile Kara Yülük Osman Bey'in mücadelesi esnasında, Osman Bey'in yanında bulunan Gökçe Musa, İskender Bey'in saflarına geçerek Akkoyunlularm mağlup olmasında amil oldular.

Kara Yülük Osman'ın ölümünden sonra oğullarından Ali Bey, Diyarbekir'i; Hamza ise Mardin'i ele geçirmişti. Bu karışıklık esnasında Cihangir Mirza'da ganimet elde etmek düşüncesiyle Karacadağ civarına gelip Memluk askerlerine baskın düzenlemek istedi. Ancak, Memlükleri destekleyen Döğerli Gökçe Musa, ondan önce davranarak Akkoyunlu askerlerini kuşattı. Aralarında geçen çetin mücadeleden sonra Akkoyunlu askerleri bozuldu; Cihangir Mirza yakalandı. Gökçe Musa, onu, yanındaki esir beylerle birlikte Memluk Sultanı'na gönderdi.
Sultan Hamza'nın, yeğenleri Uzun Hasan ve Cihangir Mirza ile mücadelesi sırasında, Uzun Hasan'ın yanında Döğerlerden bir "Mülazım" bulunuyordu. Bu kişi Sultan Hamza'nın Urfa'da Uzun Hasan ve Cihangir'i kuşattığı esnada onlara, amcalarına karşı vur kaç taktiği uygulamalarını önermiş, bu sayede Sultan Hamza'nın mağlup edilmesine vesile olmuştu. Görülüyor ki, Döğerler hem Akkoyunlularla hem de Karakoyunlularla münasebette bulunmalarına rağmen her iki devlet ile tam bir dostluk içinde olmamışlardır. Safevi Devleti'nin kurulmasından sonra bazı Döğer oymakları, bu devletin hizmetine girerek "Türkmen Oymak" içinde yer almışlardı.

Bozuluş içinde, 1540 tarihinde iki cemaatte toplam 187 hane ve 18 mücerred vergi nüfusuna sahip olan Döğerler, II. Selim döneminde 129 hane ve 25 mücerrede düşmüşlerdi. Bunun sebebini, onların yavaş yavaş yerleşik hayata geçmeye başlamaları ile açıklamak mümkün gözükmektedir. Nitekim, daha Kanuni Sultan Süleyman devrinden itibaren Urfa kazasında şehre tabi Alibar Dorcu, Kozan nahiyesine tabi Yazıviran ve Mağara, Kuruca; Kaya Haydar nahiyesine tabi Örenli; Cullap nahiyesine tabi Yar Kulu nam-ı diğer Tavşanlu, Battal Tepe, Efzunye Pınarı, Boztepe, Birce Kuyu, Çungaroğlu, Karaca Reyhan köylerini kurarak yerleşmeye ve ziraat ile meşgul olmaya başlamışlardı.
Bozulus'un Orta Anadolu'ya gelmesi ve dağılması esnasında Döğerlere tesadüf edilmemekle birlikte, onlardan 40-50 hanelik bir grubun, Rakka iskanına tabi tutulduğu ve iskan mahallinde ziraatçılık yaptıkları tesbit olunmaktadır. Bozuluş Döğerlerinin iskan firarileri arasında ve eşkıyalık faaliyetleri içinde görülmemesi onların, sakin bir hayat sürdüklerini ve tedricen yerleşik hayata geçtiklerini göstermektedir.
Öte yandan, Halep Türkmenleri içinde yer alan Döğerler bulundukları bölgeye göre Halep veya Hama Döğerleri diye anılmakta idi. Bunların ekseriyeti Hama ve Humus bölgesine iskan olundular. Hama Döğerleri'nden bir bölük Yeni İl Türkmenleri içinde bulunuyordu. Düğerlerden bazı küçük gruplara ise Maraş vilayeti ve Sis kazasında tesadüf edilmektedir.

Ensarlu

Asıl Bozulus'a dahil olan bu cemaat 1540 tarihinde 14 hane vergi nüfusuna sahip idi. Bozuluş ile ilgili vesikalarda adına bir daha tesadüf edilmemektedir.

Eymür

Uzun Hasan Bey'in Karakoyunlu Rüstem Tarhan ile 1448/49'da giriştiği mücadelelerden birinde Akkoyunlu ordusunun sol kanadında yer alan Eymürler, Akkoyunlu Devleti'nin çöküşünden sonra Safevi Devleti'nin hizmetine girmişlerdi. Burada, Eymürlü Yar Ali Han'ın oğlu Mehmed Yar Han, Esterabad emiri iken Türkmen Ohlu/Oklu aşireti mensupları tarafından öldürülmüştü. Eymürlü Sultan Halil de Karabağ emirliğine kadar yükselmişti.
Akkoyunlulara mensup olan Eymür aşireti, 1540 tarihinde Bozuluş içinde sadece 3 hane ile temsil olunuyordu. Buna mukabil, Dulkadir Türkmenleri'ne mensup iken Bozulus'a dahil olan 7 Eymür cemaatinden toplam 150 hane ve 17 mücerred vergi nüfusu bulunmakta idi. II. Selim döneminde 92 hane ve 56 mücerred vergi nüfusu bulunan Eymür cemaatinin nüfusunda artış gözlenmemektedir.

Orta Anadolu'ya gelen Bozuluş aşiretleri arasmda adma H.1188 / M.1718'de yapılan bir tahrirde tesadüf edilen Eymürlerin nüfus kaybına uğramış olması, bunlardan bazı grupların Yeni İl, Halep ve Dulkadir Türkmenleri arasına karıştığı, bir bölümünün ise yerleşik hayata geçmiş olabileceğini hatıra getirmektedir. Nitekim, daha Kanuni devrinden itibaren Güneydoğu Anadolu'daki köylere yerleşmeye başladığı ve Garbi amid'de Karacivan nam-ı diğer Eymürlü, Şarki amid'de Eymürlü ve Eymür Bulgulu köylerinde zirai faaliyetlerde bulundukları tespit olunmaktadır.
Halep Türkmenleri arasındaki Eymürler, Hama ve Humus topraklarına iskan edilmiş, bir bölümü ise Yeni İl Türkmenleri içine katılmıştı. Öte yandan Eymürlerden bazı kollara Yozgat, Dulkadir, Kütahya ve Karahisar-ı Sahip'te tesadüf edilmektedir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: BOZULUS'U MEYDANA GETİREN AŞİRETLER

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 04:38

Güherlü/Gevherlü

Asıl Bozuluş içinde, 1540 tarihinde 109 hane 3 mücerred vergi nüfusuna sahip olan Gevherlü aşireti, II. Selim döneminde 212 hane ve 84 mücerred vergi nüfusuna ulaşmıştı. Bozuluş ile Orta Anadolu'ya gelen Gevherlü aşireti, Bozulus'un dağılmasından sonra Aydın sakini Türkmenler arasında yer almıştır. Buradaki Germenç, Çökelik, Mihmadlu ve Karabaği cemaatlerinin Gevherlü'ye tabi olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, Dulkadir Türkmenleri arasında görülen Gevher cemaati, Bozulus'taki Gevherlü'nin akrabası olmalıdır.

Gündeşlü

Dulkadir iline mensup olan Gündeşlü cemaati, 1540 tarihinde biri asıl Bozuluş içinde 6 cemaatte toplam 234 hane ve 24 mücerred vergi nüfusu bulunuyordu. Bu miktar, II. Selim döneminde 8 cemaatte toplam 654 hane ve 141 mücerred vergi nüfusuna ulaşmıştı. Gündeşlü aşiretinin bazı kolları Urfa kazasında Sanducak-ı Ulya ile Cullab nahiyesinde Okçu-i Kebir ve Ankar Mağarası, Bulak nahiyesinde Sim köylerine yerleşmişlerdi.
Bozulus'un Orta Anadolu'ya gelmesinden sonra, Bozuluş ile ilgili tahrirlerde adına tesadüf edilmeyen Gündeşli aşiretinin bir bölümünün Keskin kazasına tabi köylerde kışladıkları görülmektedir. Rakka iskanına tabi tutulan aşiretler arasında da bulunan Gündeşlülerin, iskan mahallini terk eden cemaatlerle birlikte Diyarbekir, Mardin, Erzurum, Çddır, Manisa ve Saruhan kazalarına dağıldıkları tespit olunmaktadır. Gündeşlü aşiretinin bazı kolları ise Dulkadir ve Yeni İl Türkmenleri arasmda bulunmakta idi.

Gündüzlü

Bozulus'u meydana getiren aşiretlerden olan Gündüzlülerin, Avşar oymaklarından biri olduğu ve Akkoyunlu fetihleri sırasında bir bölümün İran'a gittiği ortaya konulmuştur. Bozulus'un içindeki Gündüzlü cemaati bunların bakiyeleri olmalıdır.
Gündüzlü aşireti Bozuluş içinde 1540 tarihinde 23 hane ve 5 mücerred, II. Selim döneminde ise 21 hane ve 15 mücerred vergi nüfusuna sahip bulunuyordu. Orta Anadolu'daki Bozuluş aşiretleri arasmda görülmeyen bu aşiretin Yeni İl Türkmenleri içine karışmış olması ve buradaki Gündüz Avşarı adıyla kayıtlı bulunan aşireti oluşturması kuvvetli ihtimaldir.

Hacılu

Bozulus'un ilk tahririnde Dulkadir Türkmenleri'ne dahil cemaatler arasında bulunan Hacılu aşiretinin, Akkoyunlu boylarbirliği içinde yer alan Hacılu aşireti ile akrabalık ilişkisini ortaya koymak hayli zor görünmektedir. Çünkü "Hacı" adının yaygın olarak kullanılması bu hususun aydınlatılmasını engellemektedir. Bozulus'taki Hacılu aşireti 1540 tarihinde sadece 3 hane ile temsil olunmakta idi.

Halil Hacılu

Adına sadece Bozulus'un ilk tahririnde tesadüf edilen Halil Hacılu cemaati, asıl Bozuluş içinde 19 hane ve 4 mücerred vergi nüfusuna sahip bulunuyordu

Hamza Hacılu

Kara Yülük Osman Bey zamanında Akkoyunlulara katıldığı öne sürülen Hamza Hacılu aşiretinin Akkoyunlu ordusunda yer aldığı, zaman zaman da taht kavgalarına karıştığı görülmektedir.
Bozuluş içinde 1540 tarihinde üç cemaatte toplam 181 hane 6 mücerred vergi nüfusu bulunan Hamza Hacılu aşireti, II. Selim zamanında dört cemaatte 567 hane ve 136 mücerred vergi nüfusuna ulaşmıştı. Hamza Hacılu cemaatinden Beşaret oğlu Kasım'a Diyarbekir vilayetinde Doğancık nahiyesine tabi Dağılgan Çavuş, Yolgeçen, Yasılca Dorcu; yine aynı cemaatten Beşaret, Seyfeddin, Ahmed ve Hacı adlı kişilere de Suluca Tepe ile Til-i Sufla tımar olarak verilmişti. Öte yandan, Urfa kazasında Cullap nahiyesine tabi Neccar Dorcu karyesi de Hamza Hacılu aşiretinin bir kolu tarafından şenlendirilmişti.
Bozulus'un Orta Anadolu'ya gelmesinden sonra Karaman ve Vilayet-i Rum bölgelerine dağılan Hamza Hacılu aşiretinden bazı gruplar Antalya'ya ve Karahisar-ı Sahib'e kadar dağılmışlardı. Aşiret mensupları arasında eşkıyalığa temayülü bulunanlar olmakla birlikte genellikle sakin bir hayat sürdükleri, vergilerini düzenli ödedikleri halde sık sık fazla vergi talebi ile rahatsız edildikleri tespit olunmaktadır.
Diyarbekir bölgesinde kalan Beyrek Bey oğlu Mehmed idaresindeki Hamza Hacılu cemaati mensupları ise Rakka iskanına tabi tutulmuş, Beliç nehri boylarına yerleştirilmiştir.

Harbendelü

Memluk Devleti'nde Gazze'den Diyarbekir'e kadar olan sahada yer alan Türkmenler arasında da adına tesadüf edilen Harbendelü aşireti, Akkoyunlu boylarbirliği içinde bulunduğu sıralarda, Uzun Hasan Bey tarafından Çemişkezek'in Akkoyunlu ülkesine dahil edilmesi ile görevlendirilmiş, onlar da bunu ger-çekleştirmişlerdi. Harbendelü aşiretinin bir kolunun da Safevi Devleti'nin hizmetinde yer aldıkları tespit edilmektedir.
Bozulus'un ilk tahririnde görülmeyen Harbendelü aşireti, II. Selim döneminde 528 hane ve 218 mücerred vergi nüfusuna sahip bulunuyordu. Bozulus'un Orta Anadolu'ya gelmesinden sonra Keskin havalisinde bulunan Harbendelülerin nüfusunun büyük bir bölümünü kaybettiği görülmektedir.
Bu durum, Bozulus'un dağılmasının bir neticesi olarak ortaya çıktığı aşikardır. Öte yandan, aşiretin bir bölümünün de Güney-doğu Anadolu'da kaldığı, Diyarbekir ve Mardin bölgesindeki köylere yerleştikleri anlaşılmaktadır.
Bunların bazı kolları ise Malatya vilayeti dahilindeki Nasır Beğ Mescidi mahallesi ile Şehr nahiyesine tabi Korucuk, Kasaba nahiyesindeki Enemendik-i Süfla, Cubas nahiyesine tabi Mermercik ve mezra-ı Alıncık, Kiçik Hacılu nahiyesinde Karahisar, Kurt Kuyu, Ambarcık, Arguvan nahiyesinde Çemiş köylerine yerleşerek ziraat ile meşgul oldukları görülmektedir.
Harbendelü aşiretinin bir bölümü Rakka iskanına tabi tutul-muşsa da, iskan mahallini terk ederek Bozok'ta Salarlu, Mamalu ve Pehlivanlu aşiretlerinin içine dağılmışlardır. Bunların bazı kolları ise Antep'te Kozanlı ve Akyol mahallerine iskan edilmiştir.
Öte yandan Harbendelü aşiretinin mühim bir kısmı da Halep Türkmenleri içinde yer almakta idi.

Haydarlu

Karakoyunlu Rüstem Tarhan'ın, Urfa'da Akkoyunlu Cihangir'i kuşattığı ve Uzun Hasan Bey'in, Cihangir'e yardıma geldiği esnada, onun maiyetinde Haydarlu aşiretinden Seyyid Ahmed, Rüstem Sakavul ve Abdülaziz Bukavul da vardı. Onlar, Akkoyunluların giriştikleri savaşlarda bizzat görev aldılar.
Haydarlu aşireti Bozulus'un ilk tahririnde görülmemekle beraber II. Selim döneminde üç cemaatte toplam 196 hane ve 19 mücerred nüfusları bulunuyordu.
Bundan başka adına Bozuluş ile ilgili kayıtlarda tesadüf edilmeyen bu cemaatin bir kolunun da Kanuni devrinde Şarki amid'de Haydarlu ve Mezra-ı Viran'a yerleşerek ziraatçılık yaptıkları görülmektedir.

Hüseyin Hacılu

Asıl Bozulus'a dahil cemaatler arasında bulunan Hüseyin Hacılu aşireti 1540 tarihinde 66 hane ve 10 mücerred; II. Selim döneminde ise iki cemaatte toplam 150 hane ve 57 mücerred nüfusa sahip idi.
Bozuluş aşiretleri ile birlikte Orta Anadolu'ya gelen Hüseyin Hacılu, Aydın sakini Bozuluş mukataasına bağlanmış, Oğulbeğlü oymakları ile birlikte Karaman topraklarında yaylak ve kışlak hayatı sürdürmüştür. Nihayet, Haymane kazasında Toyaç(?) nam mevkiye iskan olmuşlardır.

İlanlar

Asıl Bozulus'a dahil aşiretler arasında bulunan İlanların adına sadece 1540 tarihinde tesadüf edilmektedir. Bu esnada Mahmud Kethüda idaresinde 17 hane ve 1 mücerred nüfusa sahip idi. Bozuluş aşiretleri ile birlikte Batı Anadolu'ya gelmediği anlaşılan bu aşiretin bir kolunun amid'e tabi Savur kazasında İlanlu köyüne yerleştiği tespit olunmaktadır.

İlbeğlü / İlbeylü / Elbeylü

Güney Anadolu'nun kalabalık aşiretlerinden biri olan İlbeylüler, Bozuluş içinde 1540 tarihinde sadece 5 hane ile temsil olunmakta idi. Bu grubun adına Bozuluş ile ilgili vesikalarda bir daha tesadüf edilmemektedir. Bunların, Antep bölgesindeki akrabalarının içine karışmış olması veya Rakka iskanına tabi tutulan İlbeylüler6 arasında bulunması kuvvetli ihtimaldir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: BOZULUS'U MEYDANA GETİREN AŞİRETLER

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 04:38

İl-Eminlü

İl-Eminlü aşireti, Dulkadir ulusunun Dokuz taifesine bağlı olup, Birecik'te kışlayıp Malatya civarında yaylamaktaydılar. Bozulus'a, aşiretlerin Orta Anadolu'ya gelmesi esnasında dahil olmuş olmaları kuvvetli ihtimaldir.
İl-Eminlü aşireti H.1134/M.1721'de Bozulus'tan ifraz olarak Ereğli ile Ulukışla arasında Çavuşlu köyüne iskan ve derbendçi tayin edilmiş idi. Onlar, burada cami ve evler inşa etmiş olmalarına rağmen su sıkıntısı çektiklerinden iskan mahallini değiştirmek istemişler; hükümet ise hazineden gönderdiği 480 kuruş ile Çavuşlar köyü yakınlarındaki Berik Pınarı denilen yere künkler yaptırmak suretiyle suyun Çavuşlu'ya aktarılmasını ve bu köye bir çeşme inşa edilmesini istemişti. Öte yandan, eşkıya baskısı yüzünden sağa sola dağılmış bulunan İl-Eminlü cemaatine mensup kişilerin de asıl cemaatleri içine döndürülerek iskanına karar verilmişti.

İnallu

Moğolların Ayn-ı Calud Savaşı'nda Memlüklere mağlup olmasından sonra, yaklaşık 40000 hanelik bir Türkmen grubu Memlüklere sağınmış; Memluk Sultanı da onlara Gazze'den Antakya'ya kadar olan sahada yurt vermişti. Bunların arasında İnallular da bulunuyordu.
Memluk emirlerinden Cekem'in isyanı sırasında İnallulardan bir grup, Nevruz komutasında Şam emiri Şeyh ile savaştılar. Daha sonra Antakya'yı kuşattılar. Bununla birlikte, İnalluların bir bölümü Cekem'in gazabından korktuklarından, Bayatlarla birlikte Akkoyunluların hizmetine girdiler.
Uzun Hasan Bey'in Fatih Sultan Mehmed ile mücadelesi esnasında İnaloğlu İbrahim Bey, Osmanlıların tarafına geçmişse de, Uzun Hasan Bey tarafından ikna edilmiş ve yeniden Akkoyunlu ülkesine dönmüştü. Akkoyunluların yıkılmasından sonra ise İnalluların bir kolu Safevi Devleti hizmetinde yer aldı.
Bozulus'un 1540'ta yapılan ilk tahririnde sadece 6 hane ile temsil olunan İnalluların, II. Selim döneminde iki cemaatte toplam 545 hane ve 223 mücerred vergi nüfusuna ulaşmış olması gerçekten hayret vericidir. Bu husus İnallulara dahil bazı grupların daha önceki tahrirde sayılmamış veya bölgedeki küçük cemaatlerin adı geçen aşirete dahil edilmiş olabileceği ile ilgili olmalıdır. Öte yandan Halep Türkmenleri arasında yer alan İnallular tarafından da nüfus bakımından takviye edilmiş olması da muhtemeldir.
İnallu aşiretinin ekseri Bozulus'un Orta Anadolu'ya yaptığı muhacerete katılmış ve bir müddet Ankara havalisinde Tabanlu mukataası içinde kalmıştır. Daha sonra, Tabanlu mukataasından ifraz olunarak "İnallu Mukataası" adıyla yeni bir vergi düzenine bağlanıp malikane verilmek suretiyle idare edilmiştir.
İnallu aşiretinden, Diyarbekir havalisinde kalanlar ise, Rakka bölgesine yapılan iskana tabi tutulmuş, Beliç nehri boylarına yerleştirilmeye çalışılmıştır. Öte yandan, İnallu aşiretinin asıl büyük kitlesi Halep Türkmenleri arasında, bazı küçük kollar ise Maraş ve Tokat vilayetinde bulunmaktaydılar.

İvaz

Akkoyunlu ümerasından Hacı İvaz veya Köse İvaz ile ilgili olduğu öne sürülen İvaz aşireti, ilk olarak Akkoyunluların Karakoyunlularla yaptıkları mücadelelerde görülmektedir.
Bozuluş içinde 1540 tarihinde 134 hane ve 18 mücerred vergi nüfusu ile bulunan İvaz aşiretine bu tarihten sonra bir daha tesadüf edilmemektedir. Bununla birlikte, Dulkadir Türkmenleri arasında aynı adla bir aşiretin varlığı tespit olunmaktadır.

İzzeddin Hacılu

Asıl Bozulus'a dahil aşiretler arasında bulunan İzzeddin Hacılu, 1540 tarihinde iki cemaatte toplam 199 hane ve 23 mücerred nüfusa sahip bulunuyordu. II. Selim döneminde ise bu miktar 452 hane ve 94 mücerrede ulaşmıştı. Öte yandan cemaat mensuplarının bir bölümü Şarki amid'de İzzendinlü köyünü kurarak ziraat ile meşgul olmaya başlamışlardı.

Bozulus'un Orta Anadolu'ya gelmesinden sonra İzzeddin veya İzzendinlü adıyla anılan bu cemaat, iki kola ayrılarak Vilayet-i Rum ve Karaman sakini Türkmenler arasında yer almıştır. Bunlar adli meselelerini Ankara mahkemesinde çözmekte idiler. Karaman sakini İzzeddin cemaatinin, kethüdaları ve voyvodaları tarafından sık sık fazla vergi talebi ile taciz edilmeleri yüzünden sıkıntı çektikleri ve merkezi hükümetten yardım istedikleri tespit edilmektedir.
İzzeddin cemaatinin bir bölümü aşiretten ayrılarak, Rumeli'ye geçmiş; Paşa sancağında Kızılağaç nahiyesine tabi Halife Köyü diye de bilinen Sofular köyüne yerleşmişti. Ancak, Bozuluş mültezimlerinin talebi üzerine aradan seksen yıla yakın zaman geçtiği halde "hane ve zaman itibar olunmayarak" bulundukları mahalden kaldırılıp Orta Anadolu'daki asıl cemaatlerine iade edilmelerine karar verildi. Karaman bölgesindeki İzzeddin aşiretine mensup bazı kişiler, Küşne, Emrudlu, Danişmendlü ve Hamza Hacılu cemaati parekendeleri ile Esbkeşan/Atçeken mukataasına tabi Atlandı köyüne iskan edildi. Öte yandan İzzeddin aşireti mensuplarından Diyarbekir havalisinde kalanlar ise Rakka iskanına tabi tutularak Beliç nehri boylarına yerleştirildiler.

Kamkam

Dulkadir ulusundan olan bu cemaate sadece 1540 tarihinde tesadüf edilmektedir. Bunların bahsedilen tarihte 6 hane nüfusu bulunmakta idi.

Karabağlu/Karabaği

Asıl Bozulus'a dahil aşiretlerden olan Karabağlu, 1540 tarihinde 6 hane ve 1 mücerred nüfusa sahip idi. II. Selim dönemine ait tahrirde adına tesadüf edilmemekle beraber, Bozulus'un Orta Anadolu'ya yaptığı muhacerete katılmış ve Aydın sakini Bozuluş içinde yerini almıştır. Aşiretlerin dağılması esnasında Karabağlu aşiretinin bir kolu da İçel Yörükleri arasına karışmıştır.
Karabağlu aşireti Karahisar-ı Sahib sancağında Barçmlu kazasına tabi Sivri Karkın köyüne yerleştirilmişse de burasının otu ve suyu olmadığı için yine aynı kazada Sivrihisar yakınlarındaki Candan Köprüsü, Ali Tan, Zabdalı, Ömer Hacı ve Mastar köylerine yerleştirilmiş; bu defa eşkıya zulmüne uğradıkları hususunda şikayet etmeleri üzerine Tavulka, Alikan ve Göl-i Karabaği köylerine iskan olunmuşlardır.

Karaca Araplu

1540 tarihinde biri Bozulus'a dahil ikisi Dulkadir Türkmenleri arasında toplam üç cemaatte 118 hane ve 30 mücerred vergi nüfusu bulunan Karaca Araplu aşiretinin, II. Selim döneminde 177 hane ve 47 mücerrede ulaştığı görülmektedir.
Bozuluş ile birlikte Orta Anadolu'ya gelen bu aşiretin bir bölümü Yeni İl Türkmenleri içine karışmış, bir bölümü ise Keskin havalisindeki Bozuluş mandesi içinde yer almıştı. Bundan bir müddet sonra Rakka iskanına tabi tutulmuştur. Karaca Araplu cemaatinin bir kolu ise Nevşehir'e iskan olmuştur.

Karamanlu

Karakoyunlu boylarbirliğini meydana getiren aşiretlerden olan Karamanluların, adlarını Karakoyunlu beylerinden Gence ve Berda hakimi Emir Karaman'dan aldıkları öne sürülmüştür. Bununla birlikte bu adını Karaman adlı koyun cinsinden alınmış olması da muhtemeldir. Karakoyunluların yıkılmasından sonra Akkoyunlulara dahil oldukları anlaşılan Karamanluların bir bölümü de Safevi Devleti'ni meydana getiren oymaklar arasında yer almakta idi. Bunlar Safevilerin, Özbeklerle yaptıkları savaşlarda yer aldıkları gibi Gürcistan ve Şamahı üzerine yapılan seferlere de iştirak ettiler.
Bozulus'un ilk iki tahririnde zikredilmeyen, ancak, Bozulus'un Orta Anadolu'ya gelişinden sonra adına tesadüf edilen Karamanlular galip ihtimal, Dulkadir Türkmenleri arasında görülen Karamanlu aşiretinin bir koludur.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: BOZULUS'U MEYDANA GETİREN AŞİRETLER

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 04:39

Kargaçlu

Adı kayıtlarda bir defa geçen ve yine Dulkadir Türkmenlerine mensup olan Kargaçlu aşireti 1540 tarihinde 6 hane ve 3 mücerred vergi nüfusuna sahip idi.

Kara Hasanlu

Dulkadir Türkmenleri'nden Cerid ve Kavurgalı taifelerine mensup olan Kara Hasanlu aşiretinden 1540 tarihinde 3 hanelik bir cemaat de Bozuluş içinde bulunuyordu. Bozuluş aşiretleri ile birlikte bir daha görülmeyen bu cemaatin akrabalarından bir grup da Yeni İl Türkmenleri arasında idi.

Karakoyunlu

Bozulus'a II. Selim döneminde dahil olduğu anlaşılan bu cemaatin bir kolu da Halep Türkmenleri içinde bulunuyordu. Bundan dolayı, Bozulus'a Halep Türkmenleri'nden ayrılarak katılmış olmalıdır. Bahsedilen dönemde 200 hane ve 69 mücerred vergi nüfusuna sahip bulunan Karakoyunlu cemaati, Bozuluş aşiretleri ile birlikte Orta Anadolu'ya gelmiş ve Ankara sakini Bozuluş içinde yer almıştır.

Karkın

1540 tarihinde ikisi Bozulus'a biri Dulkadir Türkmenlerine mensup üç cemaat halinde bulunan Karkın aşireti, toplam 105 hane ve 23 mücerred vergi nüfusuna sahip bulunuyordu. Bunlar, II. Selim döneminde 313 hane ve 92 mücerred nüfusa ulaşmıştı. Nüfuslarının her iki dönemde de kalabalık bulunmasına karşılık, Bozulus'un Orta Anadolu'ya yaptığı muhacerete katılmadığı tesbit olunmaktadır. Bunların bir bölümünün Güneydoğu Anadolu'da tedricen yerleşik hayata geçtikleri, bir bölümünün ise Halep, Yeni İl veya Dulkadir Türkmenleri arasında bulunan Karkın aşiretleri içine karışmış olmaları en yakın ihtimaldir.
Dulkadir Türkmenleri'ne dahil olan Karkın aşiretinin bazı kolları da Urfa kazasında Araban nahiyesine tabi Elif ve Akviran köylerine yerleştikleri tespit olunmaktadır.

Kıcılu / Kıçılu

Antep bölgesine yapılan iskan esnasında Bozulus'a dahil cemaatler arasında görülmekle beraber, Bozuluş ile ilgili vesikalarda adına tesadüf edilmemektedir.

Kızıl Kocalu

Dulkadir Türkmenlerini meydana getiren mühim oymaklardan biri olan Kızıl Kocalu aşireti Bozuluş içinde 1540 tarihinde biri Bozulus'a dahil olmak üzere 5 cemaatte toplam 108 hane ve 76 mücerred vergi nüfusuna sahip idi. Bu miktar II. Selim döneminde 155 hane vo 76 mücerrede ulaşmış idi. Bozulus'un Orta Anadolu'ya gelmesi sırasında adına tesadüf edilmeyen Kızıl Kocalu aşiretinin yeniden Dulkadir iline döndüğü veya Bozok dahilindeki Kızıl Kocalu aşireti içine karışmış olabileceği hatıra gelmektedir.

Kilhor/Kelhor

Asıl Bozulus'a dahil cemaatler içinde kaydedilen Kelhor aşireti 1540 tarihinde 59 hane ve 3 mücerred, II. Selim döneminde ise 44 hane ve 3 mücerred nüfusa sahipti. Bunların, Bozulus'un Orta Anadolu'ya yaptığı muhacerete katılmadığı tespit olunmaktadır. Öte yandan, Kelhor aşiretinden bazı gruplara Bağdat ve Musul vilayetlerinde tesadüf edilmektedir.

Koca Hacılu

Akkoyunlu Devleti'ni meydana getiren mühim aşiretlerden biri olan Koca Hacılu, Kara Yülük Osman Bey zamanında (14021435) bu devletin hizmetine girmiş ve Akkoyunlu hükümdarlarının itimad ettiği bir konuma yükselmişti.
Akkoyunlu-Karakoyunlu mücadelelerinde adına sık sık tesadüf edilen bu aşiret, Uzun Hasan Bey'in Mardin'e taarruzu sırasında da, Uzun Hasan Bey tarafından Urfa'nın muhafazası için bırakılmıştı. Uzun Hasan Bey'in Karakoyunlu Cihan Şah'a gönderdiği elçilik heyeti arasında Koca Hacılu cemaatinden Ali Beğ adlı bir bey de bulunuyordu. Sultan Halil zamanında (1478) ise Elvend Mirza'nın maiyetinde yine bu aşiretten bir kol tespit edilmektedir.
Akkoyunlu Devleti'nin yıkılmasından sonra Hoca Ali, Maksud oğlu Budak, Nur Ali gibi Koca Hacılu beyleri, Osmanlı Devleti'nin hizmetine girmiş, Koca Hacılu aşireti ise Bozulus'a dahil edilmiştir.
Bozuluş içinde, 1540 tarihinde 48 hane ve 5 mücerred vergi nüfusu bulunan Koca Hacılu aşiretinin II. Selim döneminde hane ve 22 mücerrede ulaştığı görülmektedir. Ayrıca bu aşiretin bir kolu da Urfa kazasında Kaya Haydar nahiyesine tabi Diğer Bace (?) köyüne yerleştiği ve ziraat ile meşgul olduğu tespit olunmaktadır.
Koca Hacılu aşiretinin adına, Bozulus'un Orta Anadolu'ya gelmesinden sonra tesadüf edilmemektedir. Bu husus onların bir bölümün tedricen yerleşik hayata geçtiğini bir bölümünün ise aşiretlerin dağılması esnasında bölgedeki Türkmen aşiretlerinin içine karışmış olduğunu hatıra getirmektedir. Nitekim, Koca Hacılu aşiretin bir kolu da daha II. Selim döneminde Dulkadir Türkmenleri arasında bulunmakta idi.

Koçlu

Dulkadir uluslarından olan Koçlu aşireti Bozuluş içinde 1540 tarihinde 8 hane ve 1 mücerred olarak bulunuyordu. Bundan sonra Bozuluş ile ilgili vesikalarda acuna tesadüf edilmeyen bu aşiretin bir kolu da Maraş vilayetinde ziraat ile meşgul idi.

Közgücek

Adına sadece 1540 tarihli kayıtta, Bozulus'a dahil cemaatler arasında cesadüf edilen Közgücek aşireti bu esnada 8 hane nüfusa sahip bulunuyordu.

Kutbeğlü/Kutlubeğlü

Avşarların bir kolu olan Kutbeğlü aşireti, Bozuluş içinde 1540 tarihinde 66 hane ve 1 mücerred vergi nüfusuna sahip idi.

Kutbeğlü aşireti, erken dönemlerden itibaren yerleşik hayata geçmeye başlamış; Suruç nahiyesine tabi Dravşa, Aba Mori ve Zeki köylerine yerleşerek ziraat ile meşgul olmaya başlamışlardır. Orta Anadolu'daki Bozuluş aşiretleri arasında adına tesadüf edilmeyen Kutbeğlüler, Avşarlara dahil olmuş olmalıdır.

Küfürlü

Bozulus'un ilk tahrirlerinde adına tesadüf edilmeyen ancak, Ulus'un Orta Anadolu'ya gelmesinden sonra Vilayet-i Rum sakini Bozuluş içinde görülen Küfürlü cemaati, Akkoyunlu boylarbirliğini meydana getiren aşiretler arasında yer almaktaydı. Onlar, Akkoyunluların, Karakoyunlularla yaptığı mücadeleler sırasında Akkoyunlu ordusu içinde bulunmuşlardı.
Vilayet-i Rum sakini Küfürlü cemaati Hamza Hacılu ile birlikte Manisa kazasına firar etmişse de, geride kalanlara fazla vergi yükü geldiği gerekçesiyle geri döndürülmeye çalışılmıştır.

Kütsinlü

Asıl Bozulus'a dahil aşiretlerden olan Kütsinlü'nün adına sadece 1540 tarihinde tesadüf edilmektedir. Bu tarihte 21 hane vergi nüfusu bulunuyordu.

Küçüklü/Köçeklü

Dulkadir Türkmenleri'ne mensup olan Küçüklü aşiretinin 1540 tarihinde Bozuluş içinde 40 hane ve 3 mücerred vergi nüfusu bulunuyordu. II. Selim döneminde yedi kola ayrılmış olan Küçüklü aşireti toplam 264 hane ve 87 mücerred vergi nüfusuna ulaşmıştı. Bu artış, Dulkadir Türkmenleri arasında bulunan akrabaları tarafından nüfus bakımından desteklendiği kanaatini uyandırmaktadır. Ancak, Bozulus'un Orta Anadolu'ya gelmesinden sonra ise aksi bir durum meydana gelmiş ve aşiret kalabalık nüfusunu geniş ölçüde kaybetmiştir. Orta Anadolu'da Keskin mandesi içinde yer alan Küçüklü aşireti, bölgede eşkıyalık hareketlerine katıldığı için Rakka iskanına tabi tutulmuştur. Bunların iskan mahallini terk etmelerinden sonra bazı aşiret mensupları eşkıyalık faaliyetlerine devam etmiştir.

Kürd Mihmadlu

Dulkadir Türkmenleri'nden olan Kürd Mihmadlu aşireti Bozuluş içinde 1540 tarihinde 4 cemaatte toplam 176 hane ve 16 mücerred vergi nüfusuna sahip idi. II. Selim döneminde 3 cemaatte toplam 248 hane ve 179 mücerred nüfusu bulunan Kürd Mihmandlu aşireti, Bozulus'un Orta Anadolu'ya gelmesinden sonra Ankara ve Aydın bölgesindeki Bozuluş içinde yer aldı.
Aydın bölgesindeki Bozuluş Türkmenleri arasında bulunan İnebeğlü, Gaffarlu ve Maksudlu cemaatleri Kürd Mihmadlu'ya tabi idi. Bunlar, eşkıyalık hareketine girişmeleri ve vergi vermekte gönülsüz davranmaları yüzünden iskana tabi tutulmuş; Bolvadin'e tabi Karacaören, Badelü, Elek, İnönü, Evtan köylerine iskan edilmişlerdir.
Kürd Mihmadlu Türkmenleri'nin diğer kolları Danişmendlü mukataası, Dulkadir Türkmenleri Bozok ve Yeni İl Türkmenleri içinde bulunmakta idi.

Kürdenküre

Bozuluş içinde sadece II. Selim döneminde görülen Kürdenküre aşireti, bu esnada 122 hane ve 66 mücerred nüfusa sahip bulunuyordu. Bozuluş ile ilgili vesikalarda adına tesadüf edilmeyen bu aşiretin Orta Anadolu'da Danişmendlü mukataası içinde yer aldığı tespit olunmaktadır.

Küşer/Köşer

Dulkadir Türkmenleri'nden olan Küşer cemaati 1540 tarihinde 73 hane ve 6 mücerred vergi nüfusuna sahip idi. Kalabalık nüfusuna rağmen adına bir daha tesadüf edilmemektedir.

Küşne

Dulkadir Türkmenleri'nin büyük kollarından biri olan Küşne aşireti, Bozok, Adana ve Danişmendlü mukataasından başka Bozuluş içinde de bulunuyordu. 1540 tarihinde 137 hane ve 13 mücerred vergi nüfusu olan aşiretin, II. Selim döneminde 277 hane ve 84 mücerrede ulaştığı gözlenmektedir.
Küşne aşireti, Bozulus'un Orta Anadolu'ya gelmesinden sonra iki kola ayrılarak Vilayet-i Rum ve Karaman sakini Bozuluş içinde yer almıştır. Bunlar, adli meselelerini Ankara mahkemelerinde çözmekte idiler.
Karaman sakini Küşne aşiretinin, kethüdalarından hayli sıkıntı çektikleri tespit olunmaktadır. Bunlar, Feriş köyüne iskan edilmişlerse de levendat eşkıyasının baskısı yüzünden dağılmışlar, nihayet Eskişehir kazasındaki boş ve harabe köylerden Kara Hüyük'e yerleştirilmişlerdir. Küşne cemaatinin bir kolu ise Karaman vilayetinde Turgut kazasına tabi Atlandı köyüne iskan olunmuştur.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: BOZULUS'U MEYDANA GETİREN AŞİRETLER

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 04:39

Lek

Lek aşiretinin Bozuluş içinde 1540 tarihinde iki cemaatte toplam 108 hane ve 14 mücerred, II. Selim döneminde ise 146 hane ve 27 mücerred vergi nüfusu bulunmakta idi. Lek aşiretinin bir kolu Urfa kazasında Harran nahiyesine tabi Şeyh Ali Dorcu köyüne yerleşmiş idi. Bozuluş aşiretinin Orta Anadolu'ya muhaceretine katılmayan Lek aşireti, Diyarbekir bölgesindeki Bozuluş mandesi ile birlikte Rakka iskanına tabi tutulmuştur.

Musacalu

Dulkadir iline mensup olan Musacalu aşireti Bozuluş içinde 1540 tarihinde iki kol halinde bulunuyordu. Bu esnada 12 hane vergi nüfusu bulunan Musacalu aşiretinin II. Selim döneminde 3 cemaatte toplam 74 haneye yükseldiği görülmektedir. Bu kayıtlardan başka adına Bozuluş arasında tesadüf edilmeyen Musacalu aşiretinin Orta Anadolu'ya dağıldığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan bu aşiretin bazı kolları da Dulkadir Türkmenleri arasında ve Bozok'ta bulunuyordu.
Musacalu aşiretinin bir bölümü Rakka iskanına tabi tutulmuş, ancak iskan mahallini terk edere Aydın ve Saruhan sancaklarına dağılmışlarıdır. Bundan sonra hükümet, Musacalu aşiretinin yerleşik ahaliye zarar vermesini önlemek için bulundukları bölgelere iskan etmeye çalışmıştır.

Musullu

Akkoyunlu Devleti'ni teşkil eden üç büyük aşiretten biri olan Musullu, Akkoyunlu ordusunun sol kanadının reis aşireti idi.
Musullular, Akkoyunlu şehzadeleri arasında vuku bulan taht kavgalarına da katılmışlar, ilkinde Hamza ve Şeyh Hasan'a 1451'den sonra ise Uzun Hasan Bey'e destek vermişlerdir. Uzun Hasan Bey zamanında Musullu Sufi Halil Bey'in yıldızı parlamış, Timurlu Ebu Said'in ordusunun mağlup edilmesinden sonra başkumandanlık rütbesi ve Şiraz valiliğine kadar yüksel-miştir. Sufi Halil Bey, Sultan Yakub zamanında (1478-1490) da onun büyük oğlu Baysungur'un atabeyliğini yapmıştır.
Sufi Halil'in yeğeni olan Gülabi Bey ise 1486 öncesinden, öldüğü tarih olan 1491'e kadar Erzincan'ı yönetmiştir. Sultan Yakub'un ölümünden sonra Sufi Halil, kendi aşireti tarafından devletin bir numaralı adamı ilan edilmiş, ancak Bicanlu Süleyman Bey'in isyanı neticesinde ölmüştür.

Safevilerin, Akkoyunlu ülkesini yer yer ele geçirdiği sırada Diyarbekir şehrinin idaresi Musullu Emir Bey'de bulunuyordu. Emir Bey, şehri Şah İsmail'e teslim etmiş ve maiyetinde bulunanlarla birlikte ona katılmıştır. Bu esnada Emir Bey'in kardeşi Kayıtmış Bey, Şah İsmail'e muhalefet ettiyse de öldürülmüştür.
Musullu Emir Han'a Safevi Devleti'ndeki yararlı faaliyetlerinden dolayı Şah İsmail tarafından Kaym eyaletinin idaresi verildi. Özbeklere karşı mücadelelerde başarılı olması üzerine Horasan beylerbeyliğine yükseltildi. Bu vazifesi esnasında şehzade Tahmasb'ın da lalalığını yaptı. Daha sonra da Azerbaycan beylerbeyliğine getirildi. Bu vazifesini sürdürürken 1522'de öldü. Öte yandan, Sistan hakimi olan Musullu Mehmed Han da Emir Han'ın akrabası idi. Öte yandan Şah İsmail'in Akkoyunlulara karşı giriştiği katliamlar esnasında Firuzkuh'a sığınmış olan Mu-sullular kılıçtan geçirilmiştir. Bu esnada esirler arasında bulunan ve daha sonra Şah İsmail ile evlenen Taçlu Hanım da Musullu Türkmenlerine mensuptu.
Musullu aşiretinin bir bölümü ise Osmanlı Devleti'ne tabi olmuş ve Bozulus'a dahil edilmiş idi. 1540 tarihinde üç cemaatte toplam 144 hane ve 6 mücerred, II. Selim döneminde ise 277 hane ve 56 mücerred vergi nüfusuna sahip bulunuyordu. Aşiret mensuplarının bir bölümü yerleşik hayata geçerek Urfa kazasında, şehre tabi Karacahöyük, Harran nahiyesine tabi Kebirlü, Süvar Mezrası nam-ı diğer Atik Dorcu, Akviran, İki Ağızlı, Türbelü; Kozan nahiyesine tabi Gökviran köylerinde ziraat ile meşgul olmaya başlamışlardı.
Bozulus'un Orta Anadolu'ya gelmesinden sonra, adına Bozuluş ile ilgili vesikalarda tesadüf edilmeyen Musullu aşiretinin Anadolu'ya dağıldığı veya diğer Türkmen topluluklarının arasına karıştığı akla gelmektedir.

Oğulbeğlü

Bozulus'a dahil en kalabalık aşiretlerden biri olmasına rağmen, Akkoyunlu Devleti hizmetindeki Türkmenler arasında adına tesadüf edilmeyen Oğulbeğlü aşireti, 1540 tarihinde 375 hane ve 28 mücerred vergi nüfusuna sahip bulunuyordu. Bu miktar II. Selim döneminde 5 cemaatte toplam 611 hane ve 113 mücerrede ulaşmış idi. Öte yandan, aynı dönemlerde Ankara kazası dahilinde görülen üç Oğulbeğlü oymağı, eğer isim benzerliği değil ise, erken dönemlerde Orta Anadolu'ya gelmiş olmalıdır.

Bozulus'un Orta Anadolu'ya gelmesinden sonra Karaman, Vilayet-i Rum ve Aydın bölgelerinde üç kola ayrılan Oğulbeğlü aşiretinin Karaman bölgesinde Hacılu, Abdurrahmanlu, Karamanlu, Derilü, Kara Sarılu, Kara Halillü ve Çavundur obalarına ayrıldığı görülmektedir. Bunlar, Kadınhanı'na iskan ve derbendci tayin edilmiş ancak bölgedeki su kıtlığı aşiretlerin şikayetlerine sebep olmuştur.
Aydın bölgesinde bulunan Poyrazlu, Sarı Hızırlu, Bekirlü, Çataklu, Hüseyin Hacılu, Şeyh Ahmedlü, Kethüdalu, Kırcalu cemaatleri de Oğulbeğlü'den ifraz olunmuştur.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Sonraki

Dön Bozulus Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir