Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Bozuluş Aşiretlerinin Eşkiyalığı

Burada Bozulus Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Bozuluş Aşiretlerinin Eşkiyalığı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 04:26

Bozuluş Aşiretlerinin Eşkiyalığı

XVI. yüzyıla ait vesikalarda, Bozuluş Türkmenleri'nin Doğu Anadolu'daki hayatları boyunca daha çok ziraat yapılan sahalara ve ürünlere zarar vermelerinden dolayı yapılan şikayetlere dair bilgiler bulunmaktadır. Buna mukabil XVII. yüzyıla ait vesikalarda Orta Anadolu yaylalarına gelen Bozuluş aşiretleri hakkında yerleşik ahalinin tarla ve bostanlarına verdikleri zararların yanı sıra onlardan bazı grupların eşkiyalıkları ile ilgili bilgilere tesadüf edilmektedir.

Şekavet olayının Orta Anadolu'da artması, aşiretlerin içine düştüğü iktisadi sıkıntıların neticesi olmalıdır. Çünkü, ziraat hayatına yabancı, fakat temel geçim kaynağı olan hayvancılığı da terk etmek zorunda kalmış, işsiz aşiret mensuplarının geçimlerini sağlamak için, başkalarının kazancına göz dikmesi galip ihtimal olan görünmektedir. Öte yandan, devlet otoritesinin tam olarak kurulamaması ve nihayet seferlerin uzun sürmesi yüzünden Le-vent ve Saruca eşkiyasının türemesi; bazı aşiret mensuplarım da içine çeken eşkiyalık faaliyetlerine yol açmıştır.
Halep, Dulkadirli ve Bozuluş Türkmenleri'nin yaylak baha-nesi ile Orta Anadolu'ya gelmesinden sonra, bu teşekküllere mensup Mihmadlu, Küçüklü, Boynu İncelü, Tecerlü, Zayiçelü, Avşar Enamlu, Tabanlu, Harbendelü, Boynu Yoğunlu, Lek, Şeyhlü, Eymürlü, Nazlı Gözlü (?), Çiğdemlü, Oruç Hanlu cemaatlerinden bazı kişiler yanlarına eşkıya toplayarak köyler basmaya, yol kesmeye, ahalinin mal ve erzakım zorla ellerinden almaya başladılar . Halkın şikayetlerinin artması üzerine bunların eskiden yaylaya geldikleri mahallere döndürülmesi yolunda çalışmalar başladı. Hatta her ne bahane ile olursa olsun Tecer Burnu denilen yerden batı tarafına geçirilmemeleri konusundaki kat'i hükümler yazıldı380. Aşiretlerin boy beylerine ve kethüdalarma maiyetlerinde bulunan cemaatlerin eşkiyalıklarınm önlenmesi için tenbihat yapıldı.

Bu ilk eşkiyalık dalgasının geniş ölçüde önlenmesine rağmen çeşitli mahallere dağılmış olan aşiretlerin bir türlü belli bir vergi düzenine bağlanamaması ve XVII. yüzyıl sonlarındaki savaşların Anadolu'da otorite boşluğu meydana getirmesi eşkiyalık faaliyetlerinin yeniden baş göstermesine yol açtı. Merkezi hükümet, yerleşik ahalinin yağma ve zarar görmesini, ziraat alanlarının tahrip olmasını önlemek amacıyla, kontrol altına alınmayan aşiretleri Rakka, Hama, Humus ve Beliç nehri boylarına iskan etmeye çalıştı. Bu suretle bölgedeki Arap kabilelerine mensup eşkiyanın hem hac yoluna hem de bölge ahalisine zarar vermesinin önlenmesi de düşünülmüştü. Rakka iskanında, aşiretlerin, evler bina etmeleri, ziraat yapmaları, bölgede vaki olabilecek eşkıyalığı önlemeleri ve hac yolunun muhafazasında yardımcı olmaları karşılığında avarız-ı divaniye ve diğer raiyyet rüsûmundan muafiyetleri öngörülmüştü.
Bozulus'tan, Keskin sakini Cerid, Küçüklü, Yabaltun, Tecirlü, Harbendelü, Çepni, Acurlu, Karaca Araplu ile Diyarbekir'de kalan "Bozuluş mandesi"ne mensup izzeddin, Küçüklü, Avşar, İnallu, Anterlü, Çobu/Çöplü, Karaca Araplu ve Şark Çağırganlu cemaatlerinden 800 hanenin Rakka iskanına tabi tutulmasına karar verildi.

Merkezi hükümetin Rakka ve havalisini yeniden ziraate açarak boş ve harabe yerleri şenlendirmek için getirdiği teşviklere rağmen, iskan hususunda bölgenin fiziki şartların yeterince değerlendirilmemiş olması, hayvancılık ile uğraşan aşiretlerin ziraat hayatını benimsememeleri, idarecilerin iskan hususunda gevşek davranmaları gibi sebepler iskanın, bir tür sürgün olarak telakki edilmesine yol açtı. Nitekim hükümet de bu anlayışta olmuş olacak ki, vergi vermekte gönülsüz davranan veya eşkıyalık yapmaya temayülü olan aşiretleri Rakka'ya iskana göndermekle tehdit etmekteydi. Öte yandan, iskanına karar verilen aşiretlerin önce affedilmesi, sonra yeniden iskan mahalline gönderilmeye çalışılması, bu teşebbüsün başarısızlığına başlıca etkendi.

İskan mahallini terk eden aşiretler süratle Anadolu'nun iç kısımlarına dağılmaya başladılar. Hükümet, gittikleri yerlerde yağma ve talan yapan, köyleri basıp ziraat alanlarını tahrip eden aşiretleri tekrar Rakka'ya döndürmeye çalıştı. İskan bölgesine gitmemekte direnen aşiretlerle zaman zaman meydana gelen çatışmalarda "top" dahi kullanıldı.
Rakka firarilerinden Bozulus'a mensup Gündeşlü, Musacalu Tabanlu, Tecerlü, Küçüklü aşiretlerinden bazı kişiler Erzurum ve Çıldır havalisine dağıldı. Orta Anadolu'ya gelen aşiretlerden Küçüklü, Silsüpür Ceridi ve Yabaltun'a mensup bazı kişiler ise eşkiyalıklarından dolayı hükümeti uzun süre meşgul etti. Adı geçen aşiretlere mensup şakiler, köyler basıp halka zulm etmekten başka, Acem kervanlarına saldırıyorlar, Bozuluş aşiretleri de dahil olmak üzere konar-göçer teşekküllere de baskınlar yapıp mallarını ellerinden alıyorlardı. Bu aşiretlerin üzerlerine asker varınca Aydın taraflarına kaçtılarsa da yakalanmışlardı. Toplam 66 hane olan eşkiyanın ekserisi kadın ve çocuk olup vergi verebilecek sadece 15 hane çıkacağından bunların Rakka'ya gönderilmesinden vazgeçilmiş, Adana'ya veya uygun bir mahalle iskan edilmelerine karar verilmişti.

Küçüklü ve Cerid aşiretlerinin bir bölümü ise Yeni il kazasına ilhak olunduktan sonra boy beylerinin ihmalinden yararlanarak yeniden eşkiyalığa başladılar. Hükümet boy beylerinden ve kethüdalardan kefalet alarak bunların eşkiyalığının önlenmesini aşiret ileri gelenlerine havale etti. Öte yandan halk o kadar bizar olmuştu ki, vergilerini zamanında ödemelerinin karşılığında Silsüpür Ceridi ve Küçüklü aşiretlerinin Kıbrıs'a sürgün edilmesini talep ettiler.

Yabaltun, Küçüklü ve Silsüpür Cerid'ne mensup eşkiyanın Çaşniğir Köprüsü etrafında köylere, yolculara ve Acem kervanlarına saldırıp aşiretlerinin içine saklanmaları üzerine, onların aşiretlerin arasından çıkarılması için Bozuluş voyvodası ile Kırşehri ve Konur kadılarına hüküm gönderildi. Diğer yandan, Ankara, Çankırı ve Kalecik idarecilerine de adı geçen aşiretlerin yakalanması için kazalarındaki eli silah tutan erlerle yardıma gitmeleri çağrısı yapıldı. Bozuluş ileri gelenlerine şakileri aşiretlerin içinde saklamamaları tenbih edildiği gibi kethüdalar, 10000 guruş nezr ile birbirlerine kefil edildi. Bu sayede eşkiyadan bazıları ele geçirildi.

Bu sıralarda, Küçüklü eşkiyasınm Çive Bağları denilen mevkide ahaliye saldırması üzerine Maraş mutasarrıfı Ebubekir Paşa peşlerine varıp 40 kişiyi yakaladı. Bunlar, mahkemede suçlarını itiraf edince 17 kişi Çive Bağları'nda soygun yaptıkları yerde idam edildi. 13 kişi ise Ankara kalesine hapsedildi. Mahkûmlar, bir yıl sonda "bir şekavet arzusunda olmadıkları" hususunda hüccet vermeleri ve Çayan, Küçüklü, Tabanlu ve İzzeddin aşiretleri kethüdalarının mahkemede bunlara kefil olmaları üzerine serbest bırakıldılar.

Aşiretler zaman zaman dış baskılara da maruz kalmakta idiler. Karaman sakini Bozulus'tan Küşne cemaati Levendat baskısı nitecesinde yerleşim yerlerini terk etmek zorunda kalmıştı. Keza, Selendi kazasına tabi Darıbükü denilen yere iskan edilen Kantemir Çepnisi de eşkıya baskısı üzerine köylerini terk etmiş, hatta bazıları da eşkıya içine katılmıştı. Barçın'da sakin Karabağlu aşireti de eşkıya saldırısına uğramış, Kütahya'da, Yakar kazası hududunda bulunan Bozuluş aşiretleri de eşkiyadan nasibini almıştı. Aydın bölgesinde bulunan Mihmadlu ve Gaffarlu404 cemaatleri ise bulundukları mahallerde iskanlarına karar verildikten sonra şekavete başlamışlardı.

Görülüyor ki, Bozuluş Türkmenleri'nin adının karıştığı şekavet olayları, daha çok, onların XVII. yüzyılın başlarında Orta Anadolu'ya gelmeleriyle ortaya çıkmaya başlamış; Rakka bölgesine yapılan iskan teşebbüsünden (1691-1696) sonra da artış göstermiştir. Bununla birlikte, şekavet olayları birkaç aşirete mensup küçük gruplarca gerçekleştirilmiş, yakalananlar hükümet tarafından derhal cezalandırılmıştır. Şekavet olaylarının bastırılmasına ve şakilerin yakalanmasına zaman zaman aşiretler de yardım etmişlerdir. Bundan dolayı, Bozulus'un (Akkoyunlu Türkmenleri'nin bakiyesinin) Osmanlı Devleti'nde daima menfi bir unsur olarak kaldıklarına, I. Selim zamanındaki Celali isyanlarına katıldıklarına ve XVII. yüzyılda Anadolu'da meydana gelen geniş ihtilallere sebep olduklarına dair vaktiyle ortaya konulan görüşleri, vesikalara istinaden doğrulamak pek müşkül görünmektedir.

Kaynakça
Kitap: ANADOLU'DA TÜRKMEN AŞİRETLERİ "Bozuluş Türkmenleri 1540-1640"
Yazar: Tufan Gündüz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Bozulus Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir