Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Bozulus'un Kışlak ve Yaylak Hayatı

Burada Bozulus Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Bozulus'un Kışlak ve Yaylak Hayatı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 04:20

BOZULUS'UN KIŞLAK VE YAYLAK HAYATI

Resim

Bozuluş Türkmenlerinin Yaylak ve Kışlak Bölgeleri XVI.Yüzyılın Sonlarına Kadar.

Kışlak ve Yaylak Hayatı

Bozuluş aşiretlerinin kışlağı Urfa-Diyarbekir-Mardin üçgeninde bulunan ve bugün bir bölümü Suriye içinde kalan, Berriye veya Berriyecik adı verilen bölge idi. Bununla birlikte bazı aşiretler de küçük gruplar halinde tımarlara dağılıyorlardı.
Berriyecik, 1518'de Diyarbekir'e bağlı bir sancak statüsünde olup, sancak beyi de Akkoyunlu ümerasından Tur Ali Bey idi. Tur Ali Bey'in oğullarından Zeynel ve Hüseyin'in de bölgede tımarları vardı.

Bölgede pazarların olmaması vergi tahsili için gelen eminlere yiyecek tedariki bakımından büyük müşkilat çıkardığından, eminler aşiretlerden et satın almak mecburiyetinde kalıyorlardı.
Aşiretler, kış süresince hayvanların su ihtiyacını bölgede bulunan küçük çaylardan ve kuyulardan karşılıyorlardı. Havaların yağışsız geçtiği zamanlarda ise hayvanlar dar alanda otluyor, kışlak bölgesinden dışarı çıkılmıyordu.

Türkmenler, hayvanların kışlakta olmasından istifade ederek, Harran yakınlarındaki Ayn-ı Riz denilen ziyaret yerine gidiyorlardı ve Ayn-ı Riz gölünde yıkanıyorlardı. Türkmenlerin kendilerine mahsus çadırları olduğu yabana seyyahların da dikkatim çekmişti. Türkmen çadırları umumiyetle keçe ile örtülüyordu.

Bölgeden geçen yabancı bir seyyahın anlattığına göre; Türkmen erkeklerinin yüzleri kısa geniş ve düzdü. Kısa boyunlu, düz burunlu, geniş ağızlı ve sakallı idiler. Türkmen kadınları ve erkekleri Araplara nazaran oldukça iyi ve temiz giyimliydiler, erkekler umumiyetle sarık kullanıyorlardı. Kadınlar ise peçe takmıyorlardı.
Türkmenler, ilkbaharın gelmesi ile birlikte yavaş yavaş kuzeye doğru hareketleniyorlardı. Baharda kuzeye doğru çekilen şiddetli karasal iklim Murat Suyu havzası, Van Gölü ve Malatya havalisini yağışsız bırakırken, yaylaya çıkmakta olan Türkmenlerin de önünü açmaktaydı.

Doğu Anadolu'da bütün bir kış boyu sert geçen iklim, kuzeyden Karadeniz ikliminin getirdiği nem yüklü rüzgarlar ve güneyden gelen sıcaklar ile ani bir bahar havasına dönüşür. Karalar, deniz yönünden gelen nem yüklü rüzgarları üzerine çekmeye başlayınca yağış artar. Bu yağışlar, bölgenin Karadeniz tarafına bakan Erzincan ve Bingöl dağlarına ve oradan Eleşgirt dağlarına doğru çekilen hattın kuzeyde kalan kısımlarına daha fazla düşer. Doğu Anadolu'nun yaylalarında ilkbahar çok kısa sürer. Buna karşılık, toprağın çabuk ısınması, buradaki kısa ömürlü ot ve çayırların daha hızlı yetişmesini, çabuk kemale erebilmesini ve iyi evsafta olmasını sağlar. Yazları az yağış düşmesine rağmen, kış boyunca biriken karların tedricen erimesi, yaylaların bol sulu ve bol otlu olmasına imkan verir. Otun ve çayırın boyu birçok yerde metreyi aşar. Yazlar kısadır ve serin geçer.

Bozuluş aşiretleri Doğu Anadolu'nun yüksek yaylalarına çıkarken iki ayrı yol takip ederdi. Aşiretlerin bir grubu Mardin, Türkmen Deresi ve Raşmel köyü yakınlarından, Hani üzerinden Murat Suyu'nun aktığı vadiyi kuzey-batı yönünde katederek Çapakçur önlerine gelirdi. Buradan hayvanlarını gemilere bindirmek suretiyle veya nehrin akıntısının yavaş oluduğu yerlerde hayvanlarını yüzdürerek Murat Suyu'ndan karşıya geçerlerdi. Koyunlarını, elbiselerini ve diğer yüklerim sudan geçirenlerden herhangi bir vergi alınmazdı. Gemi ile geçilmesi halinde, her gemi yüküne üçer akçe ile her haneden bir baş peynir ve bir koyun yapağısı ödenirdi. Bazı aşiretler, nehir boylarını takip ederek Çapakçur yakınlarında, Vesah kalesi denilen yerdeki köprüleri kullanırdı. Süleyman Bey, Hacı Bey, Abdurrahman Bey gibi isimler verilen köprülerden karşıya geçerken her 1000 koyun için bir koyun "köprü hakkı" adıyla vergi verirlerdi. Ancak, Osmanlı Devleti'nin bölgede tam bir hakimiyet kurmasına kadar geçen süre içinde mahalli idareciler 500 koyunda bir koyun, her kuzu sürüsünden bir kuzu, her haneden üçer para, iki yapağı ve iki baş peynir almakta idiler. ,Bu durum, Bozulus'a nizam verildiğinde kaldırıldı. Yine de, mahalli idarecilerin fazla vergi talepleri aşiretleri oldukça rahatsız etmiş olacak ki, Küçüklü aşireti kethüdası olan Abdi Bey, H. 988/M. 1580 tarihinde Murat Suyu'ndan karşıya geçerken vergi toplanması esnasında köprüleri yıktırarak karşıya geçmeyi engellemiş, bundan dolayı aşiretlerin Şam taraflarına dağılmasına sebep olmuştu.

Karşı kıyıya ulaşan Türkmenler, Muş üzerinden Bingöl yaylalarına ve yine kuzeye doğru yollarına devam ederek Erzurum, Pasin ve Hınıs'tan Kars'a doğru uzanan geniş yaylalara ulaşırlardı.
Diğer bir grup ise, Karacadağ'ın batı eteklerinden geçerek Ergani üzerinden Palu'ya varırdı. Burada, Murad Suyu'nu geçerek Bingöl yaylalarına, keza, kuzeye doğru yürümeye devam ederek Erzurum-Kars platosundaki akrabalarına kavuşurlardı.

Her iki güzergah boyunca aşiretler, topraklarından geçtikleri sancak beylerinin veya subaşıların, "Selamlık", "Karacadağ yaylağı", "resm-i gûde" gibi türlü adlarla istedikleri vergilerden büyük yılgınlık duyuyorlardı. Yaylalarda ise, daha çok resm-i yaylak talebiyle gelen Pasin, Hınıs, Kiğı sancak beylerinin zulmüne uğruyorlardı. Bozuluş Kanunnamesi'nin düzenlemesiyle vergilerini yaylağa çıkarken Murat Suyu'nun geçilmesi esnasında verilmesinin tenbih edilmesi ve başka yerde huzursuz edilmemeleri için Bozuluş ileri gelenlerine hükm-i hümayûn verildi. Ayrıca, Bozulus'a kanunnamenin bir suretinin verilmesi onları bir nebze rahatlatmışsa da ümera ve subaşıların "selamlık" ve sair adlarla vergi almaya çalışmaları devam etti.
Aşiretler yaylalarda toplu halde bulunmazlar; Erzurum-Kars platosundaki Eğri Cavi?, Büklük, Kaya, Kayalu Göl, Kızıl Pınar, Kara Pınar, Sarı Veli, Sirke, Sayyaf, Karakale, Mescitliyurt, Düzyurt, Çukuryurt, Başpınar, Sulakserin, Sekiyurt, yaylalarına dağılırlardı.

Kaynakça
Kitap: ANADOLU'DA TÜRKMEN AŞİRETLERİ "Bozuluş Türkmenleri 1540-1640"
Yazar: Tufan Gündüz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: BOZULUS'UN KIŞLAK VE YAYLAK HAYATI

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 04:22

Yaylalar, Bozulus'a hüccet ve tapu ile kaydolunmuştu. Bundan dolayı, aşiretler sadece kendi adlarına kaydolmuş yaylalara çıkabiliyorlar, başka yaylalara koyunlarım götüremiyorlardı. Böylece, merkezi hükümet aşiretlerin hayatım bütünüyle denetim altına almaya çalışıyordu.

Bu suretle geniş Anadolu coğrafyasında yaylak-kışlak hayatını sürdüren büyük teşekküllerin birbirine karışması ve onların aralarında doğabilecek yaylak-kışlak kavgaları engellediği gibi, vergi düzeninin bozulmasına da fırsat verilmemiş olunuyordu. Yaylak olarak belirlenen ve aşiretlere tahsis edilen araziler ise hiç hiçbir zaman ziraat alanına çevrilemiyor, ziraat edilse dahi yaylaklıktan çıkmıyordu.

Türkmenler, yaylak ve kışlak arasındaki güzergah boyunca topraklarından geçtikleri yerleşiklerin zirai faaliyetlerini pek önemsemiyorlardı. Köylülerin ekin ve bostanları onlar tarafından sadece hayvanlarına yedirilmesi gereken "otlar" olarak telakki ediliyordu. Yerleşik hayatın (ziraat hayatının) korunması yolunda yapılan kat'i düzenlemeler olduğu halde, köylülerin konar-göçerlerden şikayetleri hiçbir zaman bitmiyordu339. Hükümetin gönderdiği hükümler aşiretler tarafından sık sık ihlal ediliyordu.

Öte yandan, köylüler de konar-göçerlerin yaylalardan çekilmeye başlamasını fırsat bilerek yaylak topraklarını ziraat alanlarına çevirmeye çalışıyorlardı. Nitekim, Erzurum yaylalarını, tarlaya dönüştüren köylüler ile Bozuluş aşiretleri arasındaki çekişmelere hükümet müdahale etmek zorunda kalmıştı. 1573'te tarlaya dönüştürülen ve Bozulus'a ait olan yaylalar, vilayet defterlerindeki tapu kayıtlarına ve Bozuluş aşiretlerinin ellerindeki hüccetlere bakılarak üç yıl sonra yeniden aşiretlere iade edilmişti. Bunların yanı sıra, sancakbeyleri de Bozulus'un yaylaları olan mahallerin "hali ve harabe" olduklarını bahane ederek tımara vermeye başlamışlar ve böylece yaylaların şenlenerek ziraate açıldığını iddia etmişlerdir. Yine aynı beylerin "Sancağımız toprağında yaylarsınız." diyerek kanun harici vergi almaya kalkışmaları ulusun bazı aşiretlerinin sınır aşarak İran'a gitmelerine sebep olmaktaydı. Ancak, aşiretlerin İran topraklarında da aşırı vergi talebi ile karşılaşmaları onların konar-göçer hayatını iyice çekilmez hale getirmekteydi. Hükümet, gerek aşiretlerin zarar görmemeleri, gerekse İran'a geçişlerin önlenmesi için Türkmenlerin, Bingöl yaylalarında kalmaları ve İran hududuna yaklaşmamaları için tedbirler almaya çalışmaktaydı.

Osmanlı-Safevi barışının bozulmasından sonra, sınır boylarına kadar çıkan Bozuluş aşiretleri zaman zaman Kızılbaş eşkiyasınm baskınına uğramakta ve büyük miktarda hayvan zayi etmekteydiler. Merkezi hükümet bunu önleyebilmek için aşiretlerin İran hududuna yaylaya çıkmamaları hususunda, aşiret ileri gelenlerini toplayarak tenbihat yapmış, yaylaya çıkamayıp Berriye taraflarında kalan aşiretleri ise yine onların talebi ile Çobanbeği vergisinden muaf tutmuştu. Buna rağmen, bazı aşiretler tenbihi dikkate almayarak 1578'de Erzurum yaylalarına çıkmışlar ve Gürcistan hududuna kadar yaklaşmışlardı. Bunu fırsat bilen Kızılbaş eşkıyası ise Canbaz Çukuru denilen yerde Bozulus'a saldırarak 10000 kadar koyununu ele geçirmişti. Bunların yanı sıra, Gürcistan'tan da Bozulus'a eşkıya saldırıları olmakta idi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Bozulus Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir