Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Osmanlı Devleti'nde Türkmenler

Burada Bozulus Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Osmanlı Devleti'nde Türkmenler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 03:57

Osmanlı Devleti'nde Türkmenler

Anadolu'da Osmanlı hakimiyetinin başlaması ile birlikte Batı Anadolu'daki konar-göçer Türkmenlerin, Yürük/Yörük diye isimlendirildiği görülmektedir.
Yörük adının "yürümek" mastarından türetildiği ve yürüyen, sefere koşan, çadır halkı, bir yerde durmayıp devamlı yer değiştiren göçebe manasına geldiği umumiyetle kabul edilmiştir. Yörüklerin, yayıldıkları sahalar ise Kızılırmak yayının batısından İçel'i de içine alacak şekilde çekilecek çizginin batısında kalan bölgeler ile Rumeli topraklan olarak tesbit edilmiştir. Bundan dolayı, Anadolu'nun batı bölgelerinde XVII. yüzyıldan önce konar-göçerlik edenlere ve bunların kurdukları köylere "Yörük" ve "Yörük köyü", bahsedilen yüzyıldan sonra buralara gelen konar-göçerlere de "Türkmen" denilmiştir. Keza, bunların kurduğu köyler de "Türkmen köyü" olarak adlandırılmıştır.

Osmanlı vesikalarında Yörük "toprağı olmayan yani belli bir yerde durmayan "konar-göçer" olarak nitelendirilmiştir. Bu husus onların yaylak ve kışlak hayatı süresince, önceden belirlenmiş şuurlar dahilinde kalmak mecburiyetinde olmadıklarını bildirmektedir. Bununla birlikte, konup-göçtükleri güzergahlar boyunca çevreye zarar vermemeleri gerekmekteydi. Aksi halde, konar-göçerlikten men edilirlerdi. Keza, Yörüklerin konup-göçmeleri esnasında yerleşik ahalinin ekin ve bostanlarına zarar vermemesi, aksi halde bunların göçebelikten men edileceği kanunla belirlenmişti. Öte yandan, Yörükler eğer bir sipahiden yer tutup ziraat ederse öşür ve salarlık verdikten sonra "boyunduruk" adıyla oniki akçe vergi vermek durumundaydı.

Yörükler, Anadolu'da bulundukları mevki veya iktisadi faaliyetlerine göre Aydın, Honaz, Nif, Çeşme ve Bozdoğan havalisinde bulunan Karacakoyunlu Yörükleri has reayası idiler. Bunların büyük bir kolu Menteşe bölgesindeydi. Bolu, Konrapa, Akyazı, Taraklı Borlu, Yenice, Viranşehir, Tefen (Bügünkü Tefenni), Ulus ve Ereğli (Karadeniz Ereğlisi) havalisindeki Bolu Yörükleri, Bolu sancak beyinin hassına dahil idi. Bursa'daki Emir Sultan vakfının reayası olan Söğüt Yörükleri ise Balıkesir, Karacadağ, Güzelhisar, Çandar, Manyas, Biga, Tire, Gönen ve İnegöl'e kadar yayılmış idi.

Ankara'nın kuzeyinden Tokat'a kadar uzanan sahada bulunan ve bir bölümü Kırşehir'e kadar yayılmış olan Uluyörük kendi içinde Şark Pare, Orta Pare ve Yüzde Pare olarak üç büyük gruba ayrılmakta idi. Bunlar arasında Dulkadir ve Halep Türkmenlerine mensup cemaatler de vardı.

Osmanlıların, Batı Anadolu'daki konar-göçerleri tedricen ve şuurlu bir iskan politikası ile Rumeli'ye sevk etmesinden sonra, bulundukları bölgelere göre Kocacık, Malkara, Tekirdağı, Çirmen Yörükleri gibi isimlerle anılan Yörükler, nüfus itibariyle yerleşiklere göre az bir orana sahip olmalarına rağmen, Rumeli'den tertip olunan askeri gücün yarısına yakın bir miktarını oluşturmaktaydılar.

Yörükler gibi açıkça konar-göçer hayatı temsil eden Türkmenler ise vesikalarda bazen "Yörük" bazen de "Yörük Türkmenleri" gibi isimlerle anılmıştır. Bu cümleden olarak Halep Türkmenleri için "Yörükan-ı Halep" Dulkadir Türkmenleri için "Yörükan-ı Maraş", Bozok bölgesindeki Türkmenler için ise "Yörükan-ı Bozok" gibi vasıflandırmalara sıklıkla tesadüf edilmektedir. Bu husus, Yörük-Türkmen isimlendirmelerinde etnik amillerin değil, yaşama tarzının yani konar-göçerliğin ifade edilmeye çalışıldığını, bu yüzden Türkmen veya Yörük terimlerinin kullanılmasında fark gözetilmediğini ortaya koymaktadır. "Türk" adı ise Yörük ve Türkmen adının yanında yerleşik hayatın ve Osmanlı medeniyetinin temsilcisi durumundadır. Bunan dolayı Türkmenlerden konar-göçerliği terk edenlere "Türkmenlikten çıktı" deniyordu. Keza, Yörükler de yerleşik hayat geçince Yörüklük-ten çıkıyorlardı.

Osmanlı Devleti'nde Türkmenler, Yörüklerden farklı olarak, merkezi hükümet tarafından; yaylak ve kışlakları ile göçüp-konacakları sahaların sınırları tesbit ve tayin olunarak belirli bir idari ve mali düzene tabi tutulmakta, kaza veya sancak statüsünde yönetilmekte idi. Böylece, bir yandan aşiretlerin yaylak-kışlak güzergahlarının veya idari teşkilatlarının dışına çıkarak vergi vermekten kaçınmaları önleniyor; diğer yandan, büyük konar-göçer kitlelerin dağılması engellenerek ordunun ve büyük şehirlerin temel ihtiyaçları olan hayvan ve hayvani ürünlerin tedarikinde süreklilik elde ediliyordu. Türkmenler, XVI. yüzyılın sonlarına kadar umumiyetle Anadolu'nun doğu yarısında idiler. Ancak, devlet nizamında meydana gelen çözülmeden sonra yavaş yavaş Anadolu'nun batı bölgelerine gelmeye başladılar.

Anadolu'da en fazla Türkmen oymağı ihraç eden Dulkadir ulusu, Maraş'tan başka Diyarbekir, Halep, Bozok, Adana hatta Kütahya ve Aydın'a kadar yayılmıştı. Bu mühim teşekkülün bir bölümü İfraz-ı Zülkadiriye adıyla Adana bölgesindeydi. Bozuluş, Halep, Yeni İl, Danişmendlü kazalarının içinde de Dulkadir ulusuna mensup oldukça fazla cemaat bulunmakta idi.
Bayat, Döğer, Beğdili, Harbendelü, İnallu gibi büyük taifelerden ve bunlara bağlı irili ufaklı cemaatlerden oluşan Halep Türkmenleri, yazları Yeni İl'e yaylağa çıkıyordu. Bundan dolayı Halep Türkmenlerine mensup cemaatlerin bir bölümü Yeni İl'e dahil edilmişti.

Sivas'ın güneyinde Divriği, Sarkışla, Kangal ve Gürün ile çevrelenen sahada bulunan Yeni İl kazası Türkmenleri, Dulkadir ve Halep Türkmenlerine mensup cemaatlerden müteşekkil idi. Bunlar, Nurbanu Sultan'ın Üsküdar'da yaptırdığı caminin evkafının reayası olduklarından "Üsküdar Türkmeni" diye de anılmışlardır. Dulkadir ve Halep Türkmenleri'nin yurt tuttuğu bir başka bölge ise Bozok idi.

Karaman, Akşehir, Aksaray, Ankara ve Konya'nın çevrelediği sahada bulunan Atçekenler at yetiştiriciliğinin yanı sıra geniş ölçüde ziraat ile de meşguldüler. Atçekenlerin yayıldıkları sahalar Eski İl, Turgud ve Bayburd olmak üzere üç idari bölgeye ayrılmıştı.

Çukurova'daki Türkmenler kısa sürede yerleşik hayat geçmekle beraber, bilhassa Tarsus havalisinde yoğun olarak konar-göçer hayatı devam ettirmekteydiler. Tarsus Türkmenleri veya yaygm olarak bilindiği adıyla Varsaklar; Ulaş, Kuştemir, Kusun, Esenli, Gökçeli, Elvanlı, Orhan Beğli taifelerinden ve bunlara bağlı cemaatlerden oluşuyordu.
Bunların yanı sıra, hemen her sancak dahilinde konar-göçer hayatı devam ettiren gruplar vardı. Bunlar üzerinde bulundukları arazinin mali düzenine göre tımar, zeamet, vakıf veya has reayası idiler.

Berriyecik (Berriye) kışlağı ile Erzurum yaylaları arasında konar-göçer hayatı devam ettiren ve Akkoyunlu Türkmenleri'nin bakiyeleri ile Dulkadir Türkmenleri'ne mensup bazı cemaatlerden oluşan Bozuluş Türkmenleri ise bu çalışmanın esasını oluşturmaktadır.

Kaynakça
Kitap: ANADOLU'DA TÜRKMEN AŞİRETLERİ "Bozuluş Türkmenleri 1540-1640"
Yazar: Tufan Gündüz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Bozulus Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir