Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Maraş'ın Diğer Meskun Mahallerindeki Dulkadirli Vakıfları

Burada Maraş Sancağı ve Dulkadirli Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Maraş'ın Diğer Meskun Mahallerindeki Dulkadirli Vakıfları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Ara 2010, 22:13

MARAŞ'IN DİĞER MESKUN MAHALLERINDEKİ DULKADİRLİ VAKIFLARI

A - DİNİ VAKIFLAR(MESCİDLER)

1- Kara Süleyman Köyü Mescidi


Kara Süleyman Köyü XVI. yüzyılda Afşin (Efsus) Nahiyesi'ne bağlı idi. Köyde bulunan iki arazi parçası köyün mescidinin adına vakfedilmişti. Bu arazilerin, 1525 ve 1563 yıllarında toplam gelirleri 100 akçe idi.

2- Göynük Murad Bey Camii

Caminin adından da anlaşılacağı üzere Camii Murad Bey inşa etmiş olabilir. Ancak camiin yeri ve kimin inşa ettiğine dair herhangi bir bilgiye ulaşamadık.

1563 tarihli Maraş tahrir defterinde, Göynük köyünde 512 akçelik hasılatı olan bir arazi parçası ile aynı köyde bulunan 100 akçelik gelire sahip harab bir bağın 786 Camiin vakıf gelirleri olarak kaydedildiği görülmektedir. Daha sonraki tarihlerde camiye ait bir kayda rastlamadık.

3- Güvercinlik Ergeni (Ergeni tam) Köyü Camii

Cami, Alaüddevle Bey tarafından yaptırılmış ve vakıf gelirleri tahsis edilmiştir. 1563 yılı tahririne göre Alaüddevle Bey tarafından Güvercinlik kazası Çınarcık köyüne bağlı Pınar Nehri mezrası, Camiye vakfedilmiştir. Mezranın 100 akçelik geliri vardı. Ayrıca Yassıca Pınar köyünün yıllık hububat geliri olan 1051 akçe camiye vakıf geliri olarak ayrılmıştır.

4- Haruniye (Bahçe) (Alaüddevle Bey) Camii

Alaüddevle Bey tarafından yaptırılmıştır. Günümüze kadar hayatiyetini sürdürmemiştir. Alaüddevle Bey'in 1500 tarihli Arapça vakfiyesinde camiin vakıf gelirleri kayıtlı olması camiin ve zaviyesinin 1500 yılından önce yaptırılmış olduğunu göstermektedir.

Alaüddevle Bey, camiye ve yanında yaptırdığı zaviyesine, Haruniye (Bahçe) 'ye tabi Bostan Bükü ve Örtlek mezraları ile Karacaviran mezrasının dörtle birini vakfetmiştir. Ancak 1525 yılı tahririnde Karacaviran mezrasının divanı hissesi tımar, malikane hissesi mülk olarak, kaydedilmiştir.

1105/1694 tarihli vakıf kayıtlarına göre, Alaüddevle Bey Camii olarak bilinen vakıf eserin günlük 4 akçeden altı alık geliri 720 akçe idi.
1695 yılı evkaf kayıtlarında camiin aylık olarak 120 akçe geliri olduğu kayıtlıdır. Aynı tarihlerde camiin vakıflarından Karaca Viran mezrası, 120 akçelik alık geliri ile Alaüddevle Bey'in vakfı olarak kaydedilmiş ancak gelirinin nereye harcandığı belirtilmemiştir Bu durum tabii olarak o devirde camiin artık yıkılmış olduğunu akla getirmektedir. Nitekim 1061-1680 tarihli bir belge bu tezimizi kanıtlar niteliktedir. 25.Ramazan 1091/19 Ekim 1680 tarihli bir vazife tevcih beratından yıllık geliri 1440 akçe (aylık 120 akçe), aynı şekilde 1105/1694 ve 1106/1695 de aylık geliri yine 120 akçe idi. 1271/1855 ve 1272/1856'da yıllık 600 kuruş 1273/1857'de 1425 kuruş; üç yıllık toplam 2625 kuruş vakıf gelirinin Çomakkale ve Tomlan zaviyesine harcanmış olması Alaüddevle Bey zaviyesinin o tarihte yıkılmış olduğunu veya faaliyetini durdurduğunu göstermektedir.

b -Firakdirı Köyü Zaviyesi

Firakdin köyünün vergi gelirinin yarısı Alaüddevle Bey tarafından köyde bulunan zaviyeye vakfedilmiştir. 1525 tarihli Maraş tahrir kayıtlarında Firakdin, Maraş'ın Kars-ı Zülkadriye (Kadirli) kazası Köstere nahiyesi Andırın köyüne bağlı bir mezra idi. Mezranın vergi gelirinin malikane hissesi olan 448 akçesi vakıf geliri olarak zaviyeye ayrılmıştı. Daha sonraki tarihlerde kayıtlarına rastlamadık.

e -Melenk Köyü Şehsuvar Bey Zaviyesi

Zaviye, Dulkadirli Şehsuvar Bey tarafından yaptırılmıştır. Alaüddevle Bey, Köstere ye bağlı Melenk köyü vergi gelirinin yarısını vakıf geliri olarak zaviyeye tahsis etmiştir.
Alaüddevle Bey'in 1500 tarihli vakfiyesinde, Melenk köyü Köstere'ye bağlı olarak gösterilmiş ise de 1525 yılı Maraş tahrir kayıtlarında Melenk köyü, Andırın köyüne bağlı bir mezra olarak kaydedilmiştir. Bu sebeple köyün zaviyesi inceleme konusu içine alınmıştır. Belirtilen tarihte Şehsuvar Bey Zaviyesi, Dulkadir Beyi Ali Bey'in vermiş olduğu berat mucibince, Ece Şeyhçin tasarrufunda idi. Vergi gelirinin yarısı olan 1728 akçe zaviyeye kaydedilmişti. Dulkadir Beyliğinin son döneminde bölgede önemli derecede dini ve ahlaki tesiri olduğu anlaşılan Hacı İbrahim'in neslinden gelen dört kişi de bu mezrada ikamet etmekteydi. Birisi vergiden muaf olan bu şahıslar kayıtlara göre hiçbir zaman bir sahib-i arza raiyet kaydedilmemişlerdi.

Melenk Köyü Şehsuvar Bey Zaviyesi daha sonraki yüzyıllara ait vakıf defterlerinde kaydedilmemiştir. Ancak köyde bulunan Hacı İbrahim ile onun evladı ve vakıfları hakkında muhtelif kayıtlara yer verilmiştir.

Bölgenin 1525 yılı tahriri esnasında Hacı İbrahim evladından dört kişinin Andırın'a bağlı Melenk mezrasında ikamet ettikleri ve Pınarbağı nahiyesi Yarıkçıhan köyü Fakih Digil mezrası vergi gelirinin yarısının Alaüddevle Bey tarafından Hacı İbrahim evladından Derviş Ahmed'e vakfedildiği kaydedilmiştir. Aynı kayıtlarda, Şeyh İbrahim evladından dört kişinin Andırın'da ikamet ettiği, Pınarbaşı'na bağlı Asrı Viranı mezrası vergi gelirinden yarısının Alaüddevle Bey tarafından Koyun Abdal evladından Şeyh İbrahim Çelebi adlı din büyüğüne ve onun evladına vakfedilmiş olduğu ifade edilmiştir.

Coğrafi bölge olarak inceleme alanı içinde bulunan bölgede XVII. yy. sonlarına kadar Hacı İbrahim ya da Şeyh İbrahim adına her hangi bir vakfa rastlanmamıştır. Ancak 1689, 1694, 1695 tarihli üç evkaf defterinde Maraş'ın Güvercinlik kazası-Andırın ve Maraş sınırları dahilinde İbrahim Baba Zaviyesi Vakfı ve Şeyh İbrahim Edhem Vakfı adı ile iki vakıf kaydedilmiştir. Evliya Çelebi ise, bugünkü Kahramanmaraş-Osmaniye karayolunun batı tarafındaki tepede bulunan Sahabi Ükkaşe (r.a.)'nin kabrini tarif ederek onun batı tarafındaki Kafir dağı dibinde bir yerde bulunan Alaüddevle Camiinde İbrahim Dede Saadeddin-i Taftazani ve Manav Ali bin Bali Efendinin medfun olduklarını yazmıştır.

Yukarıdaki kayıtlar bir bütün olarak değerlendirilecek olur ise, Evliya Çelebi'nin adını verdiği, Alaüddevle Bey Camii, yukarıda incelediğimiz Güvercinlik Ergeni Köyü Camii olabilir. Burada medfun olduğu bildirilen İbrahim Dede ise, 1525 yılı tahrir kayıtlarında, onun soyundan gelen dört kişinin Melenk mezrasında ikamet ettikleri bildirilen Hacı İbrahim ya da, Andırın köyünde evladından dört kişinin oturduğu bildirilen Şeyh İbrahim olabilir. Ancak Melenk Köyü Şehsuvar Bey Zaviyesi'nden daha sonraki yüzyıllarda bahsedilmemesine karşılık Hacı İbrahim evladından dört kişinin zaviyede hizmetkarlık yapmakla vazifeli olmaları nedeniyle daha sonraki yüzyıllarda Melenk Zaviyesinin İbrahim Baba Zaviyesi adı ile tanınmış olduğu düşünülebilir. Nitekim 1525'de Melenk Köyü Şehsuvar Bey Zaviyesinin aynı mezrada bulunan Hacı İbrahim evladından Ece Şeyh'in tasarrufunda bulunduğu kaydedilmiştir. XVII. yüzyıl vakıf kayıtlarında ise Güvercinlik kazasında İbrahim Baba Zaviyesi ve Şeyh İbrahim Edhem Vakfı'na yer verilmiştir.

d -Obruk Köyü Zaviyesi

Zaviyenin yeri ve inşası hakkında bir bilgiye ulaşamadık. Alaüddevle Bey, Andırma tabi Pirce Hobu, Komadinek ve Alıncek mezralarını zaviyeye vakfetmiştir. 1525'te Andırın'a bağlı bir mezra olarak kaydedilmiş olan Alıncek'in vakıf geliri 3212 akçe idi. Zaviyeye ait diğer vakıf geliri ise mülk olarak tahsis edilmişti.

e -Ayvacık Zaviyesi

Zaviye hakkında XIX. yüzyıldan önceki kayıtlarda bir bilgiye ulaşamadık. Zaviyenin Alaüddevle Bey'e ait olduğu kaydedilmiştir. Bu sonuca göre daha önce Andırın'da olduğu bilinen zaviyelerden birisi (Firakdin veya Obruk Zaviyesi) isim değişikliğine uğrayarak Ayvacık adı ile kaydedilmiş olabilir.

Ayvacık Zaviyesi'nin 1271-1272/1855-1856'da yıllık geliri 250 kuruş idi. Bu gelirin 437.20 kuruş zaviyeleri olan Mehmed Haşim Efendi'ye verilmiş; 62 kuruş 20 parası, Evkaf Hazinesi'ne ayrılmıştır. 1276/1860' da işe Mehmed Haşim Efendi'ye 370 kuruş ödeme yapılmıştır. Zaviyenin faaliyeti ortadan kalkmış olmasına karşılık 22 miktarda vakıf gelirinin devam etmesi nedeniyle 27. Şevval 1331/29 Eylül 19/3 tarihli bir irade ile vakıf geliri olan 403 kuruş 12 para, Maraş'daki camilere tahsis edilmiştir.

Kaynakça
Kitap: MARAŞ VAKIFLARI (DULKADİRLİ VE OSMANLI DÖNEMİ)
Yazar: Yaşar BAŞ, Rahmi TEKİN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: MARAŞ'IN DİĞER MESKUN MAHALLERINDEKİ DULKADİRLİ VAKIFLAR

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Ara 2010, 22:14

2 -Efsus (Afşin)'da Dede (Deve) Baba Zaviyesi

Afşin'in doğu tarafında ve şehrin merkezine yakın bir konumda bulunan bu günkü Dede Baba Mahallesi'nde bulunmaktaydı. Mahalleye ve zaviye ye adını veren şahıs, belgelerde Deve Baba adı ile kaydedilmiştir. 1527 yılına ait tahrir esnasında da zaviyenin bulunduğu mahalle bu ad ile kaydedilmiştir. Deve Baba'nın kimliği hakkında hikayelerle karışık bilgilere rastlanmaktadır. Ancak bu bilgiler onun hayatını aydınlatıcı olmaktan uzaktır.

Alaüddevle Bey'in 906/1500 ve 916/1510 tarihli vakfiyelerinde, zaviyenin vakıfları kaydedilmiş ve 1510 tarihli vakfiyede zaviyenin mutfağı, deposu ve ona tabi olan bütün binaları ile birlikte Alaüddevle Bey tarafından yenilendiği zikredilmiştir. 1500 tarihli vakfiyede, zaviyenin adı geçtiğine göre, daha önceki tarihlerde yaptırılmış olması gerekmektedir. Çünkü, Alaüddevle Bey, burayı yukarıda ifade edildiği üzere, tamir etmiş ve buraya vakıflar tahsis etmiştir. Ancak zaviyeyi yaptıranın kim olduğu bilinmemektedir.

Deve Baba Zaviyesi'nin tarihi seyri hakkında fazla bir bilgiye ulaşılamadı. Mevcut belgelerden anlaşıldığına göre, zaviyenin faaliyette olduğu yıllarda sosyal hayat üzerinde önemli bir etkiye sahipti. Buraya gelen gidenlerin karşılıksız olarak ikamet ve yemek ihtiyacı karşılanmakta bu yönü ile bir imaret gibi kullanılmaktaydı. Ayrıca burada tedris faaliyeti de yürütülmekte idi. Ancak bu faaliyetin konusu ve derecesi hakkında açıklayıcı bilgilere ulaşamadık.

Belgelere göre, Deve Baba Zaviyesi'nde kalabalık bir görevli grubu bulunmaktaydı. Zaviye Bektaşiye tarikatına bağlıydı. Yani Hacı Bektaş-ı Veli'nin soyundan gelenler tarafından idare edilmekteydi. 1217/1802 tarihinde zaviyenin seccade-nişinliğini Hacı Bektaş-ı Veli'nin soyundan olan Seyyid Abdullatif yapmaktaydı.

1527 yılı tahrir defterine göre, aynı mahallede ikamet etmekte olan Bayram oğlu Mehdi, zaviyede duacı idi. Yusuf Abdal ise, zaviyedarlık yapmakta idi. Bu şahıs, yıllarca bu görevde bulunmuş, daha sonra görevini ihmal etmesi nedeni ile Elbistan Kadısı Mevlana İsa Efendi'nin isteği üzerine, 955/1548 yılında görevinden alınarak, yerine Mevlana Hayreddin tayin edilmiştir. 971/1563 yılı tahrir kayıtlarından anlaşıldığına göre, Yusuf Abdal daha sonra görevine dönmüştür. 1106/1695 tarihli bir buyrulduya göre, bu tarihten önce, adı geçen görevi yapmakta olan Davud Efendi'ye yapılan haksız müdahaleler üzerine, evlad-ı vâkıfdan Şeyh İbrahim, Molla Ali ve Molla Süleyman efendiler, belli hisseler karşılığında vakfın zaviyedarlığına tayin edilmişlerdir. Bundan sonra da vakfın zaviyedarlığı hakkında bir takım anlaşmazlıklar devam etmiştir.

1147/1734 tarihli bir buyruldu kaydına göre, daha önceki tarihlerde vakfın tevliyet ve zaviyedarlık hisselerinin yarısı Seyyid Mustafa el-Maraşi'nin tasarrufunda idi. Ancak yapılan müdahaleler sonucunda, vakfın yönetiminde anlaşmazlıklar çıkmış olduğundan adı geçen görevlere, muhtelif hisselere sahip olmak üzere, Ali, Musa, Ali oğlu Mustafa ve kardeşleri Ahmed ve Halil efendiler tayin edilmişlerdir.

1207/1793 yılında, 5 paralık hisse ile zaviyedarlık ve tevliyete mutasarrıf olan Seyyid Ahmed, kendi rızası ile bu göreve oğulları Musa, Dede Ahmed, Derviş Mehmed ve Mehmed Tahir'i tayin ettirmiştir. Aynı göreve, 1214/1799'da, İshak Efendi yerine Müderris Mustafa Efendi, 1217/1802'de Ahmed Hayati'nin yerine, Mehmed ve Hüseyin efendiler tayin edilmişlerd3r. Ahmed Hayati bu tarihten önce uzun süre burada görev yapmıştır.

Deve Baba Zaviyesi, önemli bir sosyal tesis olduğundan, yukarıda zikredilen görevliler dışında, bazı vergileri ödememeleri karşılığında, zaviyenin ikinci üçüncü derecede kalan hizmetlerini yürüten görevliler de vardı. Bunlar, hizmetkar ya da çoğul hali ile hizmetkaran adı ile tanınıyorlardı. 1527 yılında, zaviyenin bulunduğu mahallede ikamet eden Baki oğlu Abdal Mehmed, Ahmed oğlu Hamza ve Ali oğlu Halil adlı şahıslar, zaviyede hizmetkarlık yapmakta idiler. Alaüddevle Bey Kabaklar Cemaatı'nın bir bölümünü zaviyeye hizmetkarlıkla görevlendirmişti. Camaatin bir kolu da yapılan tahrirler esnasında, Eshab-ı Kehfin hizmetkarları olarak kaydedilmişlerdir. 1563'de de Alaüddevle Bey vakfiyesine uygun olarak cemaatin Deve Baba Zaviyesi'nin hizmetkarları oldukları kaydedilmiştir. Hizmetkarların cemaatı; Kınık, Güvercinlik, Üzeyir ve Yüregir de kışlayıp; Binboğa ve muhtelif yaylakları yaylak olarak kullanmaktaydılar. Bu cemaattan olan hizmetkarların 107 adedi Karamanlıyı Maraş'a, 9 adedi Cerid taifesine bağlı idi. Yani 1563 tarihinde, bu cemaatten toplam 116 kişi zaviyeye hizmet etmekle görevli idi. Buna karşılık, avarız-ı divaniye ve tekalif-i örfiye vergisi ödemezlerdi.

Sosyal ve dini hizmeti ile önemli bir yeri olan zaviyenin vakıf gelirlerinin de önemli bir meblağı oluşturduğu görülmektedir. Alaüddevle Bey, Efsus'un yarısı ile Kabaklar cemaatinin vergilerini buraya vakfetmiştir. 1525 yılında Kabaklar cemaatinin geliri 1345 akçe, 1563'de 2696 akçe 20 para idi. Vergi gelirlerinin bütünü zaviyeye verilmekte idi.

Deve Baba Zaviyesi'nin en önemli geliri, Efsus (Afşin)'un yarısından temin edilmekteydi. 1525'de Afşin'in toplam geliri, 19585 akçe idi. Bu gelirin 9754 akçesi zaviyeye aitti. Köyün 1527 yılındaki toplan geliri ise, 23892 akçe idi. Burada bulunan ve 2800 akçelik geliri olan bir boyahane ile 240 akçelik geliri olan altı değirmenin gelirleri de köyün toplam vakıf gelirleri içindeydi. Aynı tarihli tahrir kaydında, ayrıca kaydedilmiş olan Deve Baba Mahallesi'nin geliri ise, 1218 akçe idi.

1563 yılında da köyün toplam geliri 18552 akçeydi. 3855 akçelik boyahane geliri ve köydeki dokuz değirmenin 380 akçelik geliri ve diğer bütün vergiler buna dahildi.

XVI. yüzyılda yapılan tahrirlerden sonra, zaviyenin durumu hakkında geniş bilgi elde etmek güçleşmiştir. XVII. yüzyıl kayıtlarında ise, zaviyenin yıllık bütçeleri sayılabilecek miktarlar verilmiş, bu miktarların dışında zaviye hakkında hiç bir bilgi verilmemiştir. Buna göre, 1100/1689 yılında zaviyenin geliri 5760 akçe, 1105-1106/1694-1695 tarihleri arasında günlük altı akçe hesabıyla, zaviyenin yıllık gelir gideri 2160 akçe idi. 1266-1273/1850-1857 yılları arasında vakfın toplam 8033 kuruşluk muhasebesi vardı. Bu muhasebeden 6084 kuruş 10 para görevlilere, 1559 kuruş maaş olarak, 389 kuruş 30 para da muhasebe harcı olarak harcanmıştır. 1276/1860 yılında zaviyenin hasılatından görevliler için 3530 akçelik ödeme yapılmıştı. Elimizde mevcut evkaf kayıtlarına göre, yukarıdaki tarihten sonra, vakfın adı kayıtlarda geçmemektedir. Vakfın ve zaviyenin ne zaman ortadan kalktığını bilemiyoruz.

3- Göksün Kanlı Kavak Köyü Şehsuvar oğlu Ali Bey (Dede Garkın) Zaviyesi

Ali Bey yaptırmış ve vakıflar tahsis etmiştir. Göksün tarafında faaliyet göstermiş olan en önemli zaviyedir. Kaynaklardan anlaşıldığına göre, faaliyetleri itibariyle önemli bir konaklama merkezi, bir sosyal ve dini tesis ve bir dinlenme ve imaret merkezi olarak bir çok sosyal ihtiyacı karşılamıştır.

Tahrir kaynakları ve vakıf defterlerinde zaviyenin adı Kanlı Kavak Zaviyesi, Kanlı Kavak Köyü Zaviyesi, Ali Bey bin Şehsuvar Bey (Şehsuvar oğlu Ali Bey) Zaviyesi adı ile farklı adlarla kaydedilmiştir. Bu adlara ilave olarak XVII. - XVIII. yüzyıl vakıf kayıtlarında Şehsuvar oğlu Ali Bey Zaviyesi ve mezrası, Dede Garkın Zaviyesi ile birlikte kaydedilmiştir. Dede Ğarkın tarafından yeniden faaliyete geçirilmesi, veya gelirlerinin zamanla Dede Garkın Zaviyesi'ne ayrılmış olması gibi nedenlerle Dede Garkın adı ile de tanınmaya başlamış olabileceği düşünülebilir. Zaviyenin ve Dede Garkın'ın kimliğine ilişkin daha fazla bir bilgiye ulaşılamaması konunun açıklığa kavuşmasını engellemektedir.

Şehsuvar oğlu Ali Bey Zaviyesi'nin bulunduğu Kanlı Kavak köyünde, 1525 yılında 65 hane 12 mücerred (bekar) vergi nüfusu vardı. Köyün vergi geliri 4132 akçe idi. Ancak bu gelir vakfa ait değildi. Vergi nüfusu dışında bir kethüda, bir zaviyedar (Selman Halife) ve buna bağlı olarak zaviyede görev yapan 14 kişi de köyde ikamet etmekteydi. Şehsuvar oğlu Ali Bey, Zaviyenin idaresini, Çelebi Halifenin makbul halifesi (vekili) Selman Halifenin, onun ölümünden sonra da evladının elinde olmasını şart koşmuştu. Selman Halife ve beraberindekiler, Zaviye'ye gelen gidenlere hizmet etmeleri ve zaviyenin diğer işlerini yapmaları nedeni ile avarız vergisinden muaf tutulmuşlardır. Şehsuvar oğlu Ali Bey, köyde bulunan bir değirmenin gelirini zaviyeye tahsis etmişti. 1525'te değirmenin geliri 200 akçe idi. Bölgeyi ele geçiren Yavuz Sultan Selim vakfın mevcut durumuna dokunmayarak devamlılığını sağlamıştır. Zaviyenin vakfı olan değirmen, 1563 yılında iki adet olarak kaydedilmiş ancak gelir miktarı belirtilmemiştir.

1689 tarihli bir vakfın defterinde, Şehsuvar oğlu Ali Bey mezrası ve Dede Garkın Zaviyesi vakfına yıllık 1440; altı aylık 720 akçelik gelir kaydedilmiştir. 1694 ve 1695'de ise ait aylık gelir 2880 akçe idi. 1855 ve 1856 yılında Kanlı Kavak köyü vakıf olarak kaydedilmiş, iki yılık toplam geliri olan Sünbül-zade Reşid ve Turan Efendilere maaş olarak ödenmiştir. 1857'de Vakfın geliri 380 kuruşa çıkmıştır ve Kanlı Kavak mezra olarak kaydedilmiştir.852 Bu kayıttan köyün ve zaviyenin önemini yitirdiğini veya boşalmış olabileceğini söylemek mümkündür. Kanlı Kavak Zaviyesi, 1276/1860'da Ahmed Efendi'nin tasarrufundaydı ve 700 kuruş geliri vardı. 1863 yılına ait bir kayıtta zaviyenin yarı tevliyet hissesinin karşılığı olarak Kanlı Kavak mezrası vakıf gelirinin yarı hissesine Ahmed Reşid Efendi'nin sahip olduğu belirtilmiştir.

27 Şevval 1331 / 2 Eylül 1913 tarihli bir irade ile Alaüddevle Bey'in vakfı olarak gösterilen Kanlı Kavak mezrasının aşar geliri olan 735 kuruş 27 para, Maraş'daki camilere tahsis edilmiştir. Burada vakfın Alaüddevle'ye ait olarak gösterilmesi, Kanlı Kavak köyünün, Alaüddevle Bey tarafından zaviyeye vakfedilmiş olmasından kaynaklanabilir. Ancak köyün bu şekilde vakfedilmiş olduğunu gösteren bir belgeye ulaşılamamıştır.

4 -Göynük Ali Bey Zaviyesi

Zaviyenin adından anlaşılacağı üzere, Ali Bey tarafından yaptırılmıştır. Alaüddevle Bey buraya Göynük de bir bağ, bir değirmen ve bir arazi tahsis etmiştir.
1563'de Göynük köyünde Şeyh Çoban oğullarından 9 kişi ve Kozan oğulları denilen sipahi ve sipahi oğullarından 15 kişi ile birlikte toplam 24 vergi nüfusu, muaf ve sipahi grubu bulunmaktaydı. Zaviyenin vakfı olan arazinin 640 akçe, bağın 300 akçe, değirmenin 30 akçelik geliri vardı. 1694'te altı aylık geliri 180 akçe idi.

5 -Güvercinlik Tut Alanı Köyü Zaviyesi

Zaviyenin ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Alaüddevle Bey, zaviyenin bulunduğu Tut Alanı köyü ile Kara Tanıl köyünün yarısını, Ali Pınarı köyünü, Soba mezrası ile Bel Ferhad mezralarını zaviyeye vakfetmiştir.

1563 yılına ait tahrir kayıtlarına göre, o tarihlerde zaviyenin bulunduğu Tut Alanı Köyü oldukça kalabalıklaşmıştı. Köyde Divane İsalı cemaatinden 10, Adillu cemaatinden 9, Ağca Koyunlu cemaatinden 4, Eymürlü cemaatinden 3 olmak üzere, 26 vergi nüfusu ile bunların dışında 10 bennak, 9 mücerred 7 nim çift sahibi nüfus bulunmaktaydı. Köyde Şeyh İbrahim Baba dervişlerinden bir grup da bulunmaktaydı. Bunlardan 41 'i vergi nüfusu, 28'i bennak ve 13'ü mücerred (bekar) idi. Adı geçen kimselerin fakir olmaları nedeniyle kendilerinden avarız ve örfi vergiler alınmıyordu. Belirtilen tarihte köy hububatının geliri olan vakıf hissesinin miktarı 484 akçe idi.

Tut Alanı köyünün yarısı dışında, Alaüddevle Bey'in zaviyeye vakfetmiş olduğu köylerin üç mezralarının yerine 1563 tahriri esnasında, Sam Begli cemaatinin ziraat ettiği Til Komnat mezrası hububat gelirinin dörtte biri olan 417 akçe ve Selman Deresi mezrası hububat gelirinin yansı olan 160 akçe Zaviyeye kaydedilmiştir.

6- Haruniye (Bahçe)

a -Harebe-i Zevrıiye Köyü Zaviyesi


Adından da anlaşılacağı üzere, Haruniye (Bahçe) harabeleri üzerin kurulan köyde, Alaüddevle Bey tarafından kurulan bir camı ile birlikte yaptırılmıştır. Vakıflarının durumu ve tarihi seyri camiinin incelendiği bölümde ele alınmıştır.

b -Özerıcik Köyii (Örtlek) Zaviyesi

Alaüddevle Bey, Örtlek, Özencik, Gecelik Viranı ve Gediklü köylerini zaviyeye vakfetmiştir.864 Zaviye hakkında fazla bir bilgiye sahip değiliz. Zaviyenin geliri, 1105-1106/1694-1695'de aylık 120 akçe idi.865 3. Sefer 1261/11 Şubat 1845'den sonra, yaklaşık on beş yıl boyunca, imam, hatip ve zaviyedarlık görevlerini es-Seyyid Ahmed Reşid ve Mehmed Turan adlı şahıslar yapmışlardır. Ancak bu tarihe ait kayıtlarda zaviyenin geliri belirtilmemiştir.866 Aynı görevlilere, 1271-1272/1855-1856'da, aşardan ibaret olan vakıf gelirinden yıllık 355 kuruş; 1273/1857 de867 ve 1276/1860'da yıllık 2000 kuruş ödenmiştir. Bu tarihlerde, zaviyede Mehmed Turan'ın evladından Seyyid Mehmed Salih ile Ahmed Reşid'in oğlu Seyyid Mehmet görevliydiler.

7 -Kara Hait

a -Çamlıbel Köyii Ümmet Dede (Baba) Zaviyesi


Alaüddevle Bey'in 906/1500 tarihli vakfiyesinde Çamlıbel Köyü Maraş'a bağlı olarak gösterilmiştir. Vakfiyeye göre, Kara Hait nahiyesine bağlı Ayn. Bellut ve Bülbül Sazı köyleri Alaüddevle tarafından zaviyeye vakfedilmiştir.

1563 yılı tahriri esnasında Çamlıbel köyü Kara Hait nahiyesine kaydedilmiştir. Eski vakıfları yerine, Til Beşar köyü hububat vergisinin üçte biri olan 966 akçe zaviyeye vakfedilmiştir. Zaviye'nin 1105/1694'de altı aylık geliri 720 kuruş idi.

1271-1272/1855-1856 yıllarına ait vakıf geliri her yıl için 80 kuruş olmak üzere toplam 160 kuruş idi. Aşar hasılatından ibaret olan bu gelir, vakfın idaresini elinde bulunduran zaviyedir. Nakib Sabit Efendiye ödenmiştir. 1273/1857'de vakıf geliri 125 kuruşa yükselmiştir. Bu miktar 1276/1859'da daha da yükselerek 1000 kuruşa çıkmış ve zaviyedar Mehmet Sabit Efendi'ye ödenmiştir.

b -İncirli Köyü Kara Dede (Ali Bey) Zaviyesi

Alaüddevle Bey, İlhat Hisarı (?) mezrasını ve bir araziyi zaviyeye vakfetmiştir. Zaviye, Ali Bey Zaviyesi olarak da tanınmıştır.
1563 tahririnde İncirli köyünde bulunan Kara Dede'nin mezarının yakınındaki arazinin geliri olan 117 akçe ile araziden çıkan suyu harcayanlardan "su hakkı" olarak alınan 618 akçe zaviyeye vakıf kaydedilmişti. Bu tarihte İncirli köyü Bozyarlu cemaatinin ekinliği idi. Zaviyenin altı yıllık geliri, 1105/1694'de 720 akçeye, 1 106/16 8 5'de 1080 akçeye yükselmiştir.

c -Kalanda: Köyü Irlığan Hacı Dede Zaviyesi

Zaviye Dulkadirli Süleyman Bey tarafından yaptırılmıştır.
Alaüddevle Bey, Ağca su (Aksu) yakınındaki Hacı Bükü köyünü ve aynı köyde Aksu kenarında bulunan bir değirmeni ve bir süre geçtikten sonra aynı köyün mezrası Eymürlüce'yi Zaviye'ye vakfetmiştir. 1563 tarihli tahrir defterine göre, Hacı Bükü köyünün zaviyeye ait olan vakıf hububat geliri yıllık 1006 akçe, köyde bulunan değirmenin geliri 60 akçe, Eymürlüce mezrasının geliri ise 1176 akçe idi. 1105/1694 tarihli bir vakıf defterinde ve daha sonrada kayıtlarda Irlığan zaviyesi vakıfları Çamçıraz Zaviyesinin vakıfları ile birlikte kaydedilmiştir. 1694'de zaviyenin altı aylık gelirinin 720 akçe olduğu kaydedilmiş, ancak aynı vakıf defterinde Pazarcık nahiyesi ne bağlı Irlığan Dede Zaviyesi vakfı adı ile bir vakıf daha kaydedilmiştir. Bu vakıf, daha önce Kara Hait nahiyesine kaydedilmiş olan Kalandaz köyündeki Irlığan Hacı Dede Zaviyesi'nin vakfı veya sonradan bu adla kurulmuş olan başka bir vakıf ya da Irlığan Hacı Dede vakfından ayrılan bir gelir kaynağı olabilir. Vakıf defterindeki kayda göre, 1694'de, adı geçen zaviyenin altı aylık vakıf geliri 360 akçe idi. Bu tarihte Eymirlüce köyü (mezrası)nın altı aylık geliri ise 720 akçe idi.

Yukarıdaki tespitlerden de anlaşılacağı üzere, zaviyeye ait vakıfların farklı kayıtlar altında tutulması, vakıfların düzenli ve merkezi bir idarenin kontrolünden çıktığını farklı kimselerin elinde kaldığını göstermektedir. Nitekim 1106/1695 tarihli kayıtlarda Irlığan Dede Zaviyesi'nin Pazarcık'taki aylık vakıf gelirinin 60 akçe; Maraş'da Çamçıraz zaviyesi ile birlikte kaydedilen aylık gelirinin 120 akçe olduğu kaydedilmiştir. 1263/1847 tarihli kayıtlarda, Çamçıraz ve Irlığan Zaviyesi vakfı şeklinde kaydedilen vakıf hisselerinin, zaviyedar olarak Kıbti oğlu Ömer ve İsa; Mesud, Hasan ve Muhammed'in ellerinde olduğunun kaydedilmesi, iddianın haklılığını ortaya koymaktadır.

Zaviyenin yıkılması ve vakıflarının farklı kişilerin elinde kalması nedeniyle zamanla kendisinden çok vakıfları ve zaviyeye ad olan Irlığan adı öne çıkmıştır. Nitekim 1271-1272/1855-1856 tarihli kayıtlarda, daha önce zaviyedar olarak adı geçen Veli Efendi'nin neslinden Mahmut Efendi'ye; Çamçıraz ve Irlığan köylerinin aşar hasılatından 1271-1272/1855-1856 yıllarına ait olan 250 kuruşluk bir kısmı iki yıllık toplam 500 kuruş, aynı şekilde Hacı Mesud Efendizade Mahmut, Mehmet ve Said efendilere yıllık 95 kuruş 5 para olmak üzere iki yıllık toplam 190 kuruş 10 para verildiği kaydedilmiştir. Bu tarihlerde Çamçıraz ve Irlığan köylerinin toplam yıllık hasılatı yaklaşık 787 kuruş olmuştur. 1273/1857'de ise 950 kuruşa yükselmiştir. Üç yıllık toplam gelirleri 2525 kuruş olmuştur. Bu gelirden 2220. Kuruş 25 para zaviyadarlarına, 243 kuruş 20 para maaş olara, 60 kuruş 30 para muhasebe harcı olarak ödenmiştir. Aynı kayıtlarda zaviyedar alarak Hasan e Mehmed'in adı geçmektedir. 1 276/ 1859 da zaviyenin gelirlerini tasarrufunda bulunduran Mahmut Efendi'ye 4500 kuruş verilmiştir. 27 Şevval 1331/ 29 Eylül 1913 tarihli bir irade ile Irlığan ve Çamçıraz Zaviyesi'nin aşardan ibaret kalan 6.04.kuruş 26 paralık çok az miktardaki geliri, maraş merkezindeki camilere tahsis edilmiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: MARAŞ'IN DİĞER MESKUN MAHALLERINDEKİ DULKADİRLİ VAKIFLAR

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Ara 2010, 22:15

8 -Pazarcık

a -Dibek Öyüğü Köyü Osman Dede Zaviyesi


Osman Dede'nin kimliği ve zaviyesi ile ilgili olarak zaviyenin vakıfları dışında herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır. Ancak kayıtlardan anlaşıldığına bakılır ise Osman Dede, Alaüddevle zamanında ya da daha önce yaşamış önemli bir din alimi olmalıdır. İbnülemin Mahmut Kemal İnal, Maraş'm nevahisinden Pazarcık Ovasında medfun Şeyh Osman Semerkandi adlı bir zattan bahsetmektedir. Eğer bahsettiği şahıs Osman Dede ise, onun Selçuklular zamanı ya da sonrasında bu bölgeye gelmiş olduğu söylenebilir. Alaüddevle Bey Osman Dedeli cemaatinin kışlığı ve ekinliği olan Dibek Öyüğü köyü ile aynı köyden geçen Dibek Öyüğü suyunu zaviyeye vakfetmiştir. Kayıtlara göre, Osman Dedenin mezarı Dibek Öyüğü, denilen ancak daha sonra Osman Dede köyü olarak bilinen köyün camiinin sol tarafında bulunan bir kubbede muhtemelen zaviyenin içinde idi. Bu mezarın üçü bekar üçü evli altı kişilik hizmetçileri vardı. Bu görevliler mezarın, türbesinin bakımı muhafazası ve oraya gelen gidenlere hizmet etmekte ve diğer görevleri, yerine getirmekteydiler. Osman Dedenin mezarının hizmetçileri dışında, onun hizmetkarları olarak kaydedilmiş olan oğulları Ali Şeydi ile Hikmet'in ve aynı köyde bulunan 36 vergi nüfuslu Osman Dedeli cemaatından, Osman Dede'nin oğlu Şemseddin'in 1525 yılında hayatta olmaları, Osman Dede'nin 1500'li yılların başında yaşanmış olduğu ve bu devrede Alaüddevle Bey'in dostluğunu kazanarak ona Dibek Öyüğü köyündeki zaviye ve camiye vakıflar tahsis ettirdiği söylenebilir.

1563'te, Osman Dede Zaviyesi'nin bulunduğu Dibek Öyüğü köyünde bulunan Osman Dedeli cemaatinden 25 kişi kalmıştır, bu şahıslardan ve başkalarından Osman Dede'nin mezarı, zaviyesi ve camiine görevli kaydedilmemiştir. Ancak defterde görevliler hakkında bilgi verilmemiş olsa da adı geçen yerlerin görevlileri olduğu muhakkaktır.

Dibek Öyüğü köyünde Osman Dedeli cemaatinden başka vergi nüfusu olarak 96 nefer, (çift vergisi ödeyen), 63 bannak (evli çift vergisi ödemeyen) 22 mücerred (bekar) ve 12 nim çift (yarımçift), toplam 193 vergi nüfusu bulunmaktaydı ki bu nüfus, o tarihte köyün oldukça büyüdüğü ve gelirinin de arttığını göstermektedir. Kayıtlarda köyün vakfa ait hububat gelirinin 2928 akçe ve Dibek Öyük suyundan elde edilen gelirinin 300 akçe olması bu düşüncemizi kuvvetlendirmektedir.

Vakfa ait 1040/1631 tarihli bir tevcih beratına göre; zaviyenin hububat geliri 2928 akçeye, su yolunun geliri 800 akçeye çıkmıştır. Bu tarihte zaviyedar Ahmed'in vefatı üzerine aynı adlı başka bir şahıs zaviyedar olarak tayin edilmiştir.

Zaviyenin geliri, 1105-1106/1694 ve 1695'de altı aylık 720 akçe olmuştur. 1276/1860'da zaviyeyi tasarrufunda bulunduran Hasan Baba'ya o yılın hasılatından 350 kuruş ödendiği görülmektedir. Bölgedeki bir çok zaviyede uygulandığı üzere, Osman Dede Zaviyesi'nin vakıfları, 27 L. 1331/29 Eylül 1913 tarihli bir irade ile Maraş'daki camilere tahsis edilmiştir.

b - Kızıl Bük Köyü Zaviyesi

Alaüddevle Bey, 1500 yılında Kara hait nahiyesine bağlı olan Kızıl Bük köyü hububat gelirinin yansını, gelen gidenlere harcanmak şartı ile zaviyeye vakfetmiştir. Kara Hasanlu ve diğer bazı cemaatlerin kışlığı ve ziraat yaptığı köyün vakıf geliri 1563'de 194 akçe idi. Köyde oturan Şemseddin oğlu Osman adlı müderris muhtemelen zaviyede dersler vermekteydi. Vakfın geliri, 1105/1694 ve 1106/1695'de aylık 120 akçe idi.

c - Mihriban Köyü Zaviyesi

Mihriban Köyü Camii ile ilgili bölümde Alaüddevle Bey'in, Pazarcık nahiyesi Mihriban mezrasının gelirini aynı mezradaki cami ve zaviyeye vakfettiği, 1563'de de 1000 akçe geliri olan Mihriban mezrasının Kürdi kuyusu Köyü'ne bağlı olduğu kaydedilmiştir. Daha sonraki tarihlere ait vakıf kayıtlarında Mihriban zaviyesi kaydedilmiş, Camiinden söz edilmemiş ve Mihriban köyü, Maraş'ın merkezine bağlı olarak gösterilmiştir. 1105/1694'de zaviyenin aylık geliri, 120 akçe; 1106/1695'de 240 akçe idi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Maraş Sancağı ve Dulkadirli Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir