Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Rişvanlı Yöneticilerin Kendi Aşireti Halkına Karşı Tutumları

Burada Rişvan Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Rişvanlı Yöneticilerin Kendi Aşireti Halkına Karşı Tutumları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 25 Ara 2010, 19:26

RİŞVANLI YÖNETİCİLERİN KENDİ AŞİRETİ HALKINA KARŞI TUTUMLARI

Rişvan Aşireti içerisinde yukarıda ifade edildiği gibi birçok beylerbeyi, sancak beyi, mutasarrıf, kaymakam, voyvoda gibi üst düzey yöneticilerin çıktığı ve başarılı bir şekilde Osmanlı Devleti ile idare ettikleri bölge insanına hizmet ettikleri görülmektedir. Ancak, bu yöneticiler arasında az da olsa görevlerini kötüye kullananlar olmuştur. Burada belgelerin elverdiği ölçüde bunlardan örnekler ortaya konmaya çalışılacaktır.
Malatya sancağının Hısn-ı Mansur kazasında yaşayan Rişvan Aşireti boy beyliğine padişah beratı ile 1740 senesinde atanan Rişvan Aşireti'nden Ferhatoğlu Halil, yönetici olduğu halka çeşitli eziyetlerde bulunarak, kendisine maddi çıkar sağlamak amacıyla halka çeşitli angaryalar yüklüyordu. Ayrıca halkı devlet görevlilerine gammazlayıp, onların mağdur olmalarına sebep oluyordu. Bundan dolayı halk perişan duruma düşmüştü.

Rişvan voyvodası Ebubekir saltanata durumu açıkladığı raporunda:

Ferhatoğlu Halil'in aşiret boy beyliğinden alınmaması durumunda, halkın dağılıp perişan olacağını ve bu nedenle devlete ait mukataa gelirlerinin de toplanamayacağını belirtiyordu. Bunun üzerine hükümet, Hısn-ı Mansur kadısı, Malatya sancağı mutasarrıfı ile kadısına ve Başmuhasebeye, Ferhatoğlu Halil'in Divan Kalemindeki boy beyliği kaydının iptal edilmesi ile ilgili talimatlar vermiş, aynca Hısn-ı Mansur kadısına da Halil'in mahkemeye çıkartılarak halktan haksız yere aldığı para ve malların alınarak sahiplerine iade edilmesi istenmiştir.

Rişvan Aşireti boy beylerinin atamayla değil, seçimle geldikleri aşiret yöneticileri kısmında değinilmişti. Rişvan Aşireti mensupları diğer birçok aşiretten farklı olarak boy beylerini kendileri seçiyorlardı. Kendilerinin seçtiği ve liyakat esasına göre belirlenen bir boy beyinin halka zulmetmesi çok zordu. Ancak, yukarıda görüldüğü üzere aşiret mensuplarına danışılmadan tepeden yapılan atamalarda söz konusu yönetici, "Ben devlet tarafından atandım, astığım astık kestiğim kestik" mantığıyla hareket edip halka haksızlıklarda bulunabilmekte, buna karşılık halkın da kendisinin tasvip etmediği ve seçmediği bir yöneticiyi benimsemesi daha zor olmaktaydı.
Malatya sancağının Kahta kazasına tabi Kölük köyü Dergah-ı Ali müteferrikalarından Ahmet'e berat ile tevcih edildiği halde, Rişvan boy beylerinden ve Kahta kazası sakinlerinden Hasan Efendi 1743,1744 ve 1745 yıllarına ait öşür ve diğer vergi gelirlerini, kendi adına kanunsuz bir şekilde toplayarak, halkın mağdur olmasına neden olmuştu. Aynca, topladığı parayı çeşitli bahanelerle asıl sahibi olan Ahmet Bey'e vermeye de yanaşmamıştı.

Rişvan Aşireti yöneticileri genellikle kendi aşiretleri halkına faydalı hizmetlerde bulundukları halde, bazen de iftiralara uğradıkları da görülmektedir. Hısn-ı Mansur kazasında 1770'lı yıllarda bulunan Yerli Rişvan Aşireti boy beyi İsa, eski Nakibüleşraf kaymakamı Seyyid Mehmet ve Ali adındaki şahsın, din işleriyle uğraştıkları, fakirlerin dertleriyle meşgul olup kanun ve nizamlara aykırı hiçbir davranışları olmadığı halde, birkaç müfsidin Diyarbakır valisi Vezir Abdurrahman Paşa'ya giderek bunları şikayet etmeleri üzerine, söz konusu yöneticiler haksız muamelelere maruz kalarak boş yere sıkıntıya düşmüşlerdi. Neyse ki, Hısn-ı Mansur kazasında sakin ulema, süleha, imam, hatip, şerif ve ileri gelenlerle halktan bir kısım şahıslar mahkemeye giderek Rişvan boy beyi İsa, Seyyid Mehmet ve Ali'nin masum olduklarını ifade etmişlerdir.

Rişvan boy beylerinden ve Hısn-ı Mansur sakinlerinden Bereketoğlu Hasan, Rişvan hassı voyvodası Ebubekir'den 1745 senesinde 1000 kuruş alacağı olmasına ve elinde borç senedi de bulunmasına rağmen, adı geçen voyvodanın borcunu ödemeyi reddettiği görülmektedir.

Konargöçer Rişvan Aşireti'ne tabi Celikanlı Cemaati'nden Abdullah oğlu Seyyid Mehmet'in "sadat-ı kiram" dan olması ve mahkemece kendisine "Seyyidlik Hücceti" verilmiş olması hasebiyle her türlü vergiden muaf olduğu halde, Celikanlı Cemaati boy beyleri kanun ve nizamlara aykırı olarak kendisinden "rusum-ı raiyye" isteyerek, Seyyid Mehmet'e haksızlıklarda bulunmuşlardır.

Hısn-ı Mansur kasabası hassı iltizam usulüyle Hüseyin kethüdaya 1721 yılında verildi. Ancak, Hüseyin kethüda, halka çeşitli eziyetlerde bulunan ve eşkıyalığı ile meşhur Bereketoğlu Yusuf ve kardeşleri ile birlikte hareket ederek kasaba halkı üzerinde her geçen gün baskı ve zulümlerini arttırıyordu. Buna ilaveten, Hısn-ı Mansur hassı müzayede olunduğunda, Hüseyin kethüda bunu malikane usulüyle üzerine geçirmek istemişti. Üstelik bu hastan eşkıyaya da pay vererek onları güçlendirmekteydi. Halk daha da fakirleşip perişan duruma düşmüştü.

Rişvan voyvodasına 1743 yılı Şubat ayı sonlarında (Evahir-i Zilhicce 1155) gönderilen bir hükümde, Rişvan Aşireti kethüdalarının aşiret reayasına yaptıkları haksızlıklara işaret edilmektedir. Yeniçeri Ağası Vezir Hasan Paşa'nın malikane suretiyle uhdesinde bulunan Rişvan mukataalarına dahil Benamlı Cemaati kethüdalarından birinin, halkı kanunlara aykırı olarak para cezalarına çarptırarak mallarını aldığını, bu nedenle halkın rahat ve huzurunun kalmadığı, reayanın perişan ve perakende olduğu ifade edilmektedir.

Rişvan voyvodalarının da zaman zaman görevli oldukları mukataa reayalarına çeşitli kanun dışı davranışlarda bulundukları anlaşılmaktadır. Mesela, Hısn-ı Mansur kazasındaki Rişvan mukataası voyvodası Köse Mehmetoğlu, 1744 yılında adı geçen mukataa reayasına yaptığı haksızlıklarla halkın perişan olmasına sebebiyet vermiştir. Ayrıca Akçakale'de bir kısım aşiret mensubunun üzerlerinde devlet malı kaldı diyerek mallarını almıştır. Söz konusu voyvodanın kendi babasını da haksız yere öldürerek para ve eşyasını aldığı anlaşılmaktadır.

Rişvanlı yöneticiler içerisinde halka karşı haksızlıklarda bulunup, mal mülk sevdasına kapıldığı konusunda hakkında İstanbul'a şikayette bulunulan yüksek düzeydeki yönetici Rişvanzade Abdurrahman Paşa'dır. Bu şikayetin sahibi Hicaz bölgesi sipehsaları (başkomutanı) Yusuf Ziya Paşa idi. Yusuf Ziya Paşa, Abdurrahman Paşa'nın çeşitli haksızlık ve yolsuzluklarda bulunduğunu dile getirerek, bu nedenle beylerbeyliğinin kaldırılması, maiyetiyle uzak bir adaya sürülmesi ve uhdesinde olan Samsat ve Siverek mukataalarının ondan alınarak kendisine verilmesini istiyordu. Ancak, yönetim Yusuf Ziya Paşa'nın bu şikayetini kuşku ile karşılamış olacak ki Abdurrahman Paşa ile ilgili teklif ettiği hususları reddetmiştir. Abdurrahman Paşa'nın elindeki mukataaları almak için Yusuf Ziya Paşa böyle bir iddiayı ortaya atmış olmalıdır.

Bu konuda sonuç olarak diyebiliriz ki; ele aldığımız dört yüz yıllık bir dönemde Fırat'tan Tuna'ya kadar yayılmış olan Rişvan Aşireti'nin mensupları arasında hukuka aykırı davranan voyvodalık ve kethüdalık gibi görevlerde bulunmuş birkaç yöneticinin çıkması normal karşılanmalıdır. Zira, yöneticilerin ve aşiret halkının yaptıkları olumlu hizmetler arşiv belgelerine fazlaca yansımadığı buna mukabil olumsuz örnekler yer aldığından, bu birkaç örneğe bakıp aşiret mensupları hakkında daima haksızlıklarda bulunuyorlarmış gibi bir kanaate varmak isabetli olmasa gerektir. Bu nedenle, bütün bir aşireti, yüzyıllar süren zamanı, yayıldıkları geniş coğrafyayı hesaba katarak konu değerlendirildiğinde daha sağlıklı sonuçlar elde edilebilir.

Kaynakça
Kitap: OSMANLI DEVLETİNDE AŞİRET YÖNETİMİ, Rişvan Aşireti Orneği
Yazar: FARUK SÖYLEMEZ
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Rişvan Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir