Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Rişvan Aşireti'nin Yaylak-Kışlak Hayatı

Burada Rişvan Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Rişvan Aşireti'nin Yaylak-Kışlak Hayatı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 25 Ara 2010, 19:20

Rişvan Aşireti'nin Yaylak-Kışlak Hayatı

Türkler bir millet olarak, ata yurtlan olan Orta Asya'da tarih sahnesine çıktıkları andan itibaren "atlı göçebe" kültürüne sahip olmuşlardır. Bu hayat tarzlarını yaklaşık bin yıl önce geldikleri Anadolu topraklarına da taşımışlardır. Tarihi süreç içerisinde tamamen yerleşik hayata geçip şehir hayatında kendilerine meslekler edinenlerin dışında kalanlar bu yaşayışlarını sürdüre gelmişlerdir. Günümüzde, Orta Asya'da yaşayan Türkler de konargöçer olarak bu ata kültürünü sürdürmektedirler. Mesela, Orta Asya'da konargöçer bir hayat tarzı sürdüren Kırgızlar XIX. yüzyılın sonları ile XX. yüzyıl başlarında üç veya üç buçuk ay yaylaya çıkarlardı. Yaylaya göçlerinde bütün aile fertleri göçmez, bir kısmı bütün yıl kışlakta kalır ve yaz aylarında ziraatle meşgul olurlardı. Özbekler de bahar ve yaz aylarında koyunlarını yaylaklarına götürürler, güz ve kış mevsiminde ise kışlakları yakınlarında bulunan ağıllarda tutarlardı. Bu tarz yaşantı kuşaktan kuşağa devam etmektedir. Böylece Türkler, Orta Asya'da kurdukları Hun Devleti'nden günümüze kadar yaylak-kışlak hayatını devam ettirmektedirler.

Anadolu'daki Türk aşiretleri de Orta Asya'daki soydaşları gibi yaylak-kışlak hayatı yaşamaya devam etmişlerdir. Diğer birçok göçebeden farklı olarak, Türk konargöçerleri belli bir kışlak ile yine kendilerine has bir yaylak arasında konup göçüyorlardı. Bu durum araştırma konumuz olan Rişvan Aşireti için de söz konusudur. Aşağıda Rişvan Aşireti'nin XVI. yüzyıldan XIX. yüzyılın ikinci yarısına kadar geçen sürede yaylak ve kışlaklarından örnekler vermeye çalışılacaktır.
Rişvan Aşireti'nin, Tahrir Defterleri'nden tespit ettiğimiz ilk kışlakları XVI. yüzyılın ikinci yarısına kadar, Malatya sancağının Kahta kazası, yaylağı ise aynı sancağın Behisni kazasının Subadra nahiyesine tabi Sürgü karyesi ile Kahta kazasına tabi Pağnik nahiyesinin Bulam karyesi arasındaki yaylalardı.
XVI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, valide sultan haslarına dahil olan Rişvan hassı oymakları Malatya sancağı dahilinde yurt tutup, Suriye çöllerinde kışlamağa giderlerdi.

Rişvan oymaklarından Mendollu, Hamolu, Çelikanlı ve Rümiyanlı cemaatleri Türkanlı Aşireti ile birlikte XVIII. yüzyıl başlarında, Adıyaman ve Urfa yörelerinde kışlarlar, bahar geldiğinde Malatya yakınlarındaki Akçadağ'a gelip Şamanlı, Kürne, Kürecik, Keruşağı ve Leventoğlu oymakları ile beraber yaylarlardı. Bu oymaklarla yerleşik halk arasında büyük çatışmalar meydana gelmekteydi.
Rişvan Aşireti'ne tabi Mendollu Cemaati'nin 1753 yılında Antep'in Bedirköy, Araban, Merziban, Rumkale ve Ufacıklı yörelerinde konup göçtükleri anlaşılmaktadır.

Rişvan Aşireti'nin bir kısmı, XVIII. yüzyılın ilk yarısında Akçakale çevresindeki yaylalara çıkarlardı. Aşiret mensupları mükellef oldukları vergileri bu yaylalarda devlet görevlilerine ödedikten ve "halas tezkerelerini" aldıktan sonra kışlaklarına dönebiliyorlardı. Yine aynı dönemde, Hısn-ı Mansur kazasına tabi Gülek karyesinde de Rişvan Aşireti'nden Rudikanlı Cemaati yaşamaktaydı. Aynı tarihlerde Hısn-ı Mansur kazasına tabi Karaöyük köyünde Rişvan Aşireti'nin Rümiyanlı Cemaati meskün bulunmaktaydı. Rişvan Aşireti'nin Bektaşlı Cemaati XVIII. yüzyılın ilk yarısında (1720'lerde) Maraş'ın Dolaş (Tolaş) mevkiinde yaylayıp, Amik Ovası'nda kışlıyorlardı.
XVIII. yüzyılın sonlarında RişVan Aşireti'nin Mülükanlı Cemaati'nden Hacı Musa Kabilesi Kürne ve Kürecik nahiyelerinde, Hamo Kabilesi ise Gelerli Cemaati ile birlikte Balaban nahiyesinde yaylayıp, kışlamakta idiler. Ancak bu cemaatlerin aşiretlerinden ayrılarak geçici bir süre buralara gelip yaylak-kışlak hayatı yaşadıkları ve devletin bunları tekrar aşireti içlerine döndürmeye çalıştığı an-laşılmaktadır. Mülükanlı Cemaati ise bu dönemde eskiden beri yaylakları olan Beydağı'nda yaylamaktaydı.

Behisni ve Hısn-ı Mansur kazalarında kışlamakta olan bir kısım Rişvan Aşireti mensubu 1756'dan itibaren Sivas'a tabi Divriği kazasındaki yaylalara gitmeye başlamış ve anılan tarihten itibaren Divriği, Rişvan Aşireti'nin yaylağı haline gelmiştir.
Rişvan Aşireti'nden Dalyanlı ve Ömeranlı cemaatleri halkı 1765 yılı itibariyle birkaç yıldan beri kendi yaylaklarına ve iskan yerlerine gitmeyip, Divriği kazası halkının mera ve otlaklarını yaydıkları bu suretle halkı tedirgin ettiklerinden dolayı bu cemaatleri eski iskan bölgeleri olan Rakka vesair mahallere yerleştirilmeleri için Sivas, Rakka valileri ile Halep beylerbeyi ve Rişvan voyvodasına emirler gönderildi.

XVIII. yüzyılın ikinci yarısında Halep'te kışlayıp, Sivas bölgesinde yaylamakta olan Rişvan Aşireti'nin; 1766'da bu sahaları gezen Niebuhr 12 000 çadıra sahip olduklarını belirtmektedir.

Rişvan Aşireti'nin Mülükanlı Cemaati'nin XVIII. yüzyılın ikinci yarısında Malatya sancağına tabi Kahta kazasının Şifrin ve Porga köylerinde yaylakları mevcuttu. Buralarda yaylaya çıkan cemaat, 1780'li yıllarda Osmanlı Devleti'nin bu bölgede maden arama ve işletme faaliyetlerine başlaması, yaylaları ellerinden gider endişesiyle rahatsızlık duymuşlar ve bu yüzden bölgedeki devlet görevlileriyle aralarında birtakım sorunlar yaşanmıştır.
Yine aynı dönemde, yani 1784 yılında Mülükanlı Cemaati'nden Musa Kethüda'nın 700 kadar konargöçer cemaati halkı ile beraber eski yaylalarına gitmeyerek, Divriği-Eğin-Arapkir üçgeninde bulunan Sarıçiçek Yaylası'na kondukları anlaşılmak-tadır.

Rişvan Aşireti, 1750-1770 döneminde Hısn-ı Mansur bölgesindeki eski yaylak ve kışlaklarını terk edip, bunun yerine Sivas toprağında yaylayıp kışladıkları görülmektedir. Bu cümleden olarak, 1765 baharında Divriği toprağına girerek Sevir, Kahtik, Gömündürüm, Anzağar, Gödeç, Timisi, Tuğut, Hikme, Mursal, Vazıldan, Kızılcaviran, Ödek, Ziniski, Karahisar, Erikli ve Galun köyleri arazisini, Divriği kazası civarındaki ekinleri ve otlakları yaydıkları anlaşılmaktadır. Divriği kadısı söz konusu aşiretin yaptığı zararları İstanbul'a bildirince, durumu yerinde incelemek ve gerekli önlemleri almak üzere mübaşirler görevlendirildi. Mübaşirlerin yaptığı tahkikat sonucunda, Rişvanlıların Rakka'ya iskanları, yaylamak için de Besni ve Hısn-ı Mansur'dan beriye geçmemeleri kararlaştırıldı. Bu kararın uygulanması için de Rakka ve Sivas valilerine, Halep beylerbeyine ve Malatya mutasarrıfına emirler çıkartılmıştır. Bunun üzerine Sivas yöresindeki Rişvanlıların bir kısım cemaatlerinin Rakka'ya çekildikleri, geri kalanlarının ise Malatya ve Hısn-ı Mansur topraklarında kaldıkları görülmektedir.
XIX yüzyıla kadar kışlamak için Maraş ve Antep taraflarına giden Rişvan Aşireti, XIX. yüzyıl başlarından itibaren Bozok ve Uzunyayla taraflarına gitmeye başladı-1830 yılında Sivas eyaletinin muhtelif kasaba ve köylerine kabile kabile yerleştirildikleri halde, aşiret usulünden çıkmamış ve konup göçmeye devam etmişlerdir.
1821 yılında Rişvan Aşireti (Rişvan'ın Hacebanlı Cemaati ayrıca zikredilmiş) Türkanlı Aşireti ile birlikte Bozok, Kırşehir, Ankara ve Haymana kazalarında kışlak-nişin idiler.

Rişvan Aşireti'nden Şefikanlı, Cudikanlı, Nasırlı ve Hacılar cemaatlerinin 1847-1848 yıllarında kışlakları Konya'nın Esbkeşan kazasında idi. Ancak arşiv belgelerinden anladığımız kadarıyla 1861 yılına gelindiğinde, Konya sancağına tabi Esbkeşan kazasında bulunan Rişvan Aşireti, Ankara sancağına nakledilerek orada yerleştirildi.
Rişvan Aşireti'nin bahar aylarında Uzunyayla'da yayladıkları ve güz mevsimi geldiğinde gidip Konya'ya bağlı Paşadağı'nda kışladıkları görülmektedir. Rişvan Aşireti cemaatlerinden, Çelikanlı, Rümiyanlı Hamidli ve Dalyanlı'nın kışlakları, XIX. yüzyılın ilk yarısında Maraş ve Halep eyaleti tarafları idi.

Dalyanlı Cemaati'nin daha önceki kışlakları ise Karacadağ idi.
Rişvan Aşireti'nin, Konya ve Ankara topraklarında kışlakları mevcut idi. Aşiretin Konya'daki kışlakları Paşadağı idi. Yaylaklarının ise Uzunyayla'da bulunduğu anlaşılmaktadır.

1820-1821 yıllarında Rişvan Aşireri'nin bir kısmının Haymana Ovası'nda kışladıkları görülmektedir. Aşiretin diğer kısmı ise Antep, Malatya, Besni ve çevrelerinde kışlamakta idi. Bu güneydekileri (Dumanlı, Çelikanlı, Hamidli, Dalyanlı ve Ömeranlı cemaatleri) nin bir kısmının yaylakları ise Antep ile Alacahan arasındaki yaylalar iken, bazı kabilelerin ise Malatya'nın Akçadağ yöresindeki sarp dağları yurt edindikleri görülmektedir. Yine Rişvan Aşireti bu yıllarda yazları Darende, Gürün, Divriği, Maadin-i Hümayun ve Deliklitaş arasında bulunan Uzunyayla'da yaylaya çıkarlardı.

Yine aynı dönemde (1820-1821 yıllarında) Rişvan Aşireti'nin büyük çoğunluğunun yaylakları Sivas eyaleti dahilindeki yaylalardı. Kışlakları ise Orta Anadolu'da Sivas, Amasya, ve Haymana kazası, güneyde ise Maraş Antep ve Malatya sancakları dahilindeki yerler idi. Malatya sancağında Rişvan Aşireti'nin Dalyanlı, Zerukanlı ve Mülükanlı ve Rümiyanlı cemaatleri kışlamakta idiler.

Rişvan Aşireti'nin Hacı Bereketli, Cudikanlı ve Nasırlı cemaatlerinin XIX. yüzyılın ilk yansında (1847-1848 yıllannda) Bozok sancağının Çiçekdağı bölgesinde kışladıklan görülmektedir.

XIX. yüzyılın ilk yarısında (tahminen 1846-1848 yıllarında) Rişvan Aşireti'nin kışlakları Haymana ve Çiçekdağı kazaları idi. Bunların yaylakları ise Sivas eyaleti toprağı olan Uzunyayla idi. Rişvan Aşireti'nden Okçuyanlı, Hacebanlı ve Dumanlı, cemaatleri Bozok sancağının bazı kaza ve köylerinde kışlamakta idiler.
Orta Anadolu'da bulunan Rişvan Aşireti (1848-1849 yıllarında) Konya, Ankara ve Bozok (Yozgat) sancaklarının kaza ve köylerinde kışlamakta, yazın kışlaklarına gayet uzak bir mesafede bulunan Uzunyayla'ya gidip yaylamaktaydılar. Ancak bunlardan Konya Ovası'nda kışlayan 1000 kadar hane Uzunyayla'ya gitmeyip, Üçkapılı mevkiindeki yaylaya gidiyorlardı.

Ankara valisi Vecihi Mehmet Paşa'nın 16 Şubat 1849 (23 Rebiyülevvel 1265) tarihli bir arizasına göre: 1848 yılında Orta Anadolu'da bulunan Rişvan Aşireti'nin büyük bir kısmı Çiçekdağı ve Ilgardağı (İlkardağı) kazalarında kışlamaktaydılar. Geri kalanlarından birkaç yüz hane Akdağ, Karahisar-ı Behramşah ve Sorgun kazalarında bulunuyordu. Sungurlu kazasında ise 150-200 hane çadırlarda yaşamaktaydılar. Bir kısmı ise Ilgardağı ile Çiçekdağı yakınlarında bulunan Saray köyünde kışlıyorlardı. Yine Rişvan konargöçerlerinin 1000 hanesi Konya'da kışlamakta, ancak bunların 600 hanesi Konya ile Ankara arasında bulunan Paşadağı ve havalisinde bulunmaktaydılar. Yine Ankara valisi Vecihi Mehmet Paşa'nın 24 Şaban 1265/15 Temmuz 1849 tarihli bir yazısına göre; Rişvan Aşireti'nden 150 hane Ankara'ya bağlı Budaközü köyünde, 500 hane kadarı Kırşehir sancağına bağlı Çiçekdağı'nda, 150 hane Aksaray sancağına bağlı Kağamhisar kazasının Kemiklikuyu mevkiinde, 150 hane kadarı Bozok sancağına bağlı Sorgun kazasında Bankı denilen yerde ve 1000 hane ise Konya Ovası'nda ellişer ve altmışar hane olarak muhtelif mahallerde kışlamakta idiler.

Rişvan Aşireti'nin Çelikanlı Cemaati 1850 yılına kadar Sivas'ın Gürün kazası çevresinde yaylamaktaydı. Söz konusu cemaat yöre halkının istekleri doğrultusunda iskan edildiler.

Yukarıda görüldüğü üzere, Rişvan oymaklan, tarihi süreç içerisinde Orta ve Batı Anadolu'ya kadar yayılarak, buralarda yaylak-kışlak hayatı yaşıyorlardı. Ancak, Rişvan Aşireti'ne tabi cemaatler içerisinde Hıdır Soranı Oymağı'nın XVI. yüzyıldan XIX. yüzyıl sonlarına kadar yaylak-kışlak mahallerini değiştirmediği görülmektedir. Hıdır Soranı Cemaati, XVI. asırda Rişvan Aşireti'nin tamamının yaylağı olan Sürgü ve Bulam karyeleri ile Malatya kazası üçgeninde bulunan yaylalara, XIX. yüzyıl sonlarında da gitmeye devam ediyorlardı. Mesela, 1897 yılında mezkür bölgeye yaylaya giden Hıdır Soranı Cemaati ile Sürgü ve Bulam köyü arasında bulunan Kurucaova köyü halkı arasında büyük bir yaylak kavgasının meydana geldiği görülmektedir. Söz konusu cemaatin XX. yüzyılın sonlarına kadar da yaz aylarında anılan bölgedeki yaylalara gittikleri bilinmektedir.

Bugün Adıyaman yöresinde bulunan Rişvan Aşireti oymaklarının XIX. yüzyıl sonlarından itibaren konar-göçerlikten yerleşik hayata geçtikleri anlaşılmaktadır. Bu bölgede köyler kurarak yerleşmiş ve ziraat hayatına başlamışlardır. Hısn-ı Mansur kazası Yılkan karyesine yerleşen Rişvan Aşireti'nin Mülükanlı Cemaati'ne mensup Hasan Ağa'nın 14 Eylül 1903 (21 Cemaziyelahir 1321) tarihinde tespit edilen terekesinde; çift aletleri ile tohumluk buğday ve arpadan ziraatle uğraştığı anlaşılmaktadır. Ancak yerleşik hayata geçmeleriyle birlikte yaylacılıktan, bir başka deyişle hayvancılıktan da vazgeçmedikleri anlaşılmaktadır. Zira yine terekesinde, 4 deve, 34 koyun, 2 keçi, 6 kuzu, 2 toklu ile bu hayvanların yün ve kılından dokunmuş olan 2 halı, 1 seccade, 1 kilim, 4 adet cercim, 7 adet nakışlı deve çuvalı, 16 adet adi deve çuvalı, 1 adet heybe, 1 yeni çadır, 1 eski çadır ve 2 adet keçe vs. mevcut eşyalardan, söz konusu cemaatin yarı göçebe (semi-nomad) bir hayat tarzı yaşadığı anlaşılmaktadır. Esasen bu hayat tarzı bütün Türk konar-göçerlerinde yaygın olarak sürdürülmekteydi. Orta Asya Türklerinde olduğu gibi42 Anadolu'da da kışın yerleştikleri köyde bütün aile birlikte otururken, bahar geldiğinde ailenin bir kısmı -ki genellikle evin annesi- koyun ve kuzu güdecek çocuklarıyla yaylaya çıkar ve hayvancılıkla uğraşırken, ailenin diğer fertleri -ki genellikle baba ve bir kısım çocuklar da- köyde kalarak ziraatle uğraşırlardı.

Bu şekilde yarı göçebe bir tarzda yaşayan aşiret mensupları, yayladaki koyun, keçi gibi hayvanlardan, kendi ev dokumalarında ihtiyaçları olan yün, kıl ve deri gibi sergi ve giyimde kullanacakları eşyaları üretmek ve kışın yiyecekleri olan, yağ, peynir, çökelek gibi ihtiyaçlarını karşılamak üzere yaylaya çıkıyorlardı. Köyde ise yine kendi ihtiyaçları olan buğday, darı ve arpa gibi zirai ürünler yetiştirerek yıl boyunca tüketecekleri tahıl ve bakliyatı yetiştiriyorlardı.

Rişvan Aşireti'nin yaylak-kışlak hayatı ile ilgili sonuç olarak şunları söyleyebiliriz: XVI. yüzyılın ilk yansında Kahta kışlağı ile Sürgü yaylağı arasında konup göçen aşiret, XVI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bir taraftan Zülkadriye eyaleti topraklarında yaylayıp, Suriye çöllerinde kışlamakta idiler. XVII ve XVIII. yüzyıllarda aşiretin büyümesine paralel olarak Zülkadriye eyaletinde kışlarken, Sivas eyaleti toprağı olan Uzunyayla'da yaylamakta idiler. Artık Uzunyayla, Rişvan Aşireti'nin vazgeçilmez bir yaylağı haline gelecektir ki halen Uzunyayla'da "Rişvan Yurdu" diye bir yayla isminin mevcut olduğu, yöredeki konar-göçer Türkmenler tarafından ifade edilmektedir.
XIX. yüzyıl ise Rişvan Aşireti'nin önceki yaylak-kışlaklarının yanı sıra, Orta Anadolu'ya yayıldıkları bir dönemdir. Yoğun olarak Sivas, Yozgat, Kayseri, Kırşehir, Çankırı, Ankara ve Konya çevrelerinde yaylayıp kışlamaktaydılar. Bu arada Batı Anadolu ve Rumeli'ye kadar gittikleri ve oralarda yurt tutup, konar-göçer hayatı sürdükleri, arşiv kayıtları ile oralardaki yer adlarından anlaşılmaktadır.

Kaynakça
Kitap: OSMANLI DEVLETİNDE AŞİRET YÖNETİMİ, Rişvan Aşireti Orneği
Yazar: FARUK SÖYLEMEZ
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Rişvan Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir