Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Aşiretlerin İskandan Kaçış Sebepleri

Burada Rişvan Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Aşiretlerin İskandan Kaçış Sebepleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 25 Ara 2010, 19:14

AŞİRETLERİN İSKANDAN KAÇIŞ SEBEPLERİ

Osmanlı Devleti bünyesinde bulunan Türk aşiretlerinin iskan edildikleri bölgeleri terk ederek başka yerlere gitmeleri çeşitli sebeplere dayanmaktadır. Bu sebepler Anadolu'daki konar-göçer zümrelerin tamamı için aşağı yukarı aynıdır. Ancak, bütün aşiretlerin durumunu bu bağlamda ele almak konumuzu aşacağından, sadece Rişvan Aşireti örneğinde konuyu aydınlat-maya çalışacağız.

Osmanlı yönetiminden memnun olmayan Anadolu'daki Türk aşiretleri, meskün oldukları yerleri terk ederek, gidip başka ülkelere, özellikle de Safevi Devletine sığınıp, o devletin hizmetinde yer almaktaydılar. Bu cümleden olarak XVI. ve XVII. yüzyıllarda yurt sıkıntısı çeken, devlet memurlarının zulüm ve baskısına maruz kalan Türkmen teşekkülleri İran'a gidiyorlardı. Safevi Devleti'nin kuruluşundan itibaren muhtelif dönemlerde olmak üzere, Rumlu, Tekelü, Şamlu, Dulkadir (Zülkadir), Ustaclu, Kaçar, Afşar (Avşar), Türkmen, Bayat gibi büyük oymaklarla; Varsak, Çepni, Arabgirlü, Turgudlu, Bozcalu, Acirlü, Hınıslı, Çemişgezeklu, Sa'dlu, Alpavut, Bayat, Karamanlu, Bayburtlu, Baharlu, İspirlü, Silsüpür, Cakirlü, Otuziki gibi birçok daha küçük Türk aşireti, Safevi Devleti'ne sığınmış, o devletin kurulması ve gelişmesinde rol almışlardı. Rişvan Aşireti'ni bu unsurlar arasında göremiyoruz. Ancak, Osmanlı sınırları dahilinde yer yurt sıkıntısı çeken veya devletin mahalli memurlarının haksızlıklarına maruz kalan Rişvan konargöçerleri, bulundukları sancak sınırlarını terk ederek, Osmanlı Devleti'nin bir başka sancağına yerleştikleri görülmektedir. Belki, Rişvan Aşireti, Osmanlı'nın muhalifi ve muarızı olan bir başka devlete gitmediği içindir ki Osmanlı padişahlarının güvenini kazanmış-yönetim bölümünde üzerinde durulduğu üzere asırlarca Maraş, Malatya ve Adana gibi eyalet ve sancakların yönetimi "Rişvanzadelere" verilmişti. Bildiğimiz kadarıyla, Osmanlı yönetimindeki Türk aşiretlerinin mensupları arasında Rişvanzadeler kadar asırlarca beylerbeyliği ve sancak beyliği yapmış üst düzeyde yönetici bulunmamaktadır.

1. Vergilerin Ağır Gelmesi

Konargöçer aşiretlerin bulundukları bölgede kendilerine yüklenen vergileri ödeyememeleri durumunda çareyi, yerlerini terk ederek kaçmakta bulmaktaydılar. Bu durum devlet gelirlerini azalttığı için yöneticiler tarafından ftoş karşılanmamakta ve en kısa zamanda iskan yerlerinden firar eden aşiret mensupları, askeri tedbirlerle geri döndürülmeye çalışılmaktaydı. Bu cümleden olarak, XVIII. yüzyılın ilk yarısında Malatya sancağı dahilinde konargöçer hayat sürdüren Rişvan Aşireti'nden Hamdanlı, Nasırlı, Okçuyanlı ve Ömeranlı cemaatleri iskan yerlerini terk ederek, Trablusşam eyaleti ile Antakya havalilerine gidip gizlenmişlerdi. Yine aynı aşiretten Cudikanlı Cemaati halkı Adana yakınlarında meskün bulunan Cerid Türkmenleri arasına karışıp izlerini kaybettirmişlerdi. Adı geçen cemaatlerin devlete vermeleri gereken vergileri ödemedikleri, böylece devlet gelirlerinin azaldığı ve Rişvan mukataasının bozulmasına sebep oldukları belirtiliyordu. Bu nedenle, yukarıda adı geçen Rişvan Aşireti'ne mensup cemaatlerin bir an önce eski yerlerine döndürülüp iskan edilmeleri konusunda Trablusşam valisi, Antakya ve Hama kadılarına, Adana mütesellimine ve Cerid Türkmanı boy beyine emirler gönderildi. Yine aynı dönemde Rişvan mu-kataasının ekserisi konargöçer oldukları ve bunların bir kısmının üç dört seneden beri Şam, Halep, Trablusşam, Maraş, Rakka ve Sivas taraflarına kaçtıkları, bu sebepten devlet gelirlerinin azaldığı ifade edilmekteydi. Bu nedenle, dağılan mukataa re-ayalarının eski yerlerine getirilerek mukataa voyvodası marifetiyle mensubu oldukları cemaatlerinin arasına iskan edilmeleri isteniyordu.

Yukarıdaki örneklerin bir benzeri de Konya yöresinde meydana geldi. Konya valisi Sirozlu ibrahim Paşa marifetiyle, Rişvan Aşireti'nden 1600 hane, 1843 yılında Konya'nın Esbkeşan kazası başta olmak üzere birçok bölgelerine iskan edildiler. Ancak, 1848 yılına gelindiğinde bu hanelerin sadece 200 kadarının iskan yerlerinde kaldıkları, geri kalanlarının Sivas taraflarına firar ettikleri görüldü. Bu kaçışlarının; o dönemde Konya valisi olan Hasan Hakkı Bey'in ve diğer mahalli yöneticilerin söz konusu aşiret mensuplarından fazladan ve haksız yere akçe, eşya ve at istemeleri yüzünden olduğu anlaşılmaktadır.

2. İstenmeyen Mesleklerde İstihdam

Anadolu'da konargöçer hayatı yaşayan Türk aşiretleri, yaylalarda kendi koyunlarını güderek, elde ettikleri hayvansal ürünleri satmak suretiyle geçimlerini temin ediyorlardı. Bir anlamda kendi işlerinin sahibi ve patronu durumunda iken iskan edilmeleriyle birlikte birçoğunun bu durumu sona eriyordu. Bilhassa maddi durumu iyi olmadığı için çiftçilik veya ticaret gibi gelir getiren bir işle meşgul olamadıkları gibi hayvancılığın dışında da herhangi bir mesleği olmayan bu unsurların, yerleşik zenginlerin yanında "hizmetçilik" yapmaktan başka bir çıkar yolu da bulunmamaktaydı. Yaylalarda adeta başına buyruk yaşamaya alışmış bu insanların, başkasının emrinde hizmetkarlık yapması tabiatıyla onlara ağır geliyordu. Üstelik, bu sayı aşiret nüfusu içerisinde oldukça önemli bir yer tutuyordu. Mesela, 1851 yılında Rişvan ve Afşar aşiretlerinin birlikte iskan edildikleri Bozok sancağında 5014 kişiden 2724'ü hizmetçi olarak istihdam edilmişti.86 Ankara sancağında iskan edilen 2289 şahıstan 760'ı hizmetçilik yapmaktaydı. Amasya sancağında 525 kişiden 134'ü, Çankırı sancağında 288 kişiden 224'ü, Sivas sancağında 336 şahıstan 150 kişi, Yeni-il Aşireti içlerine yerleştirilen 375 kişiden 130'u ve Kayseri sancağına iskan edilen 177 konar-göçer Rişvan ve Afşar'dan 76'sı hizmetçilik yapmaktaydı ki toplam 8777 şahıstan 4198 kişilik yarıya yakın büyük bir kitlesi başkalarına hizmetçilik yaparak geçimini temin etmek zorunda bırakılmışlardı.

Yukarıda da ifade edildiği gibi kendi işinin efendisi iken başkasının hizmetkarı olmak birçoğu için kabul edilemez bir durum olduğundan iskandan kaçmaları sonucunu doğurmuştur. Orta Asya bozkırlarından Anadolu yaylalarına taşıdıkları hür ve bağımsız yaşama mizacı onları hizmetçilik yapmaktan alıkoyuyordu.
Orta Anadolu'da iskan edilen Rişvan Aşireti'ne mensup hanelerden yaklaşık % 50'lik bir oran hizmetkarlık gibi alışmaları zor görünen işlerde çalışmak zorunda bırakılmışlardır. Yine 1850 yılında Ankara valisi Sukuti Mehmet Paşa'nın, Orta Anadolu'da bulunan ve ziraat yapmaya gücü yetmeyen Rişvan Aşireti mensuplarına köylerde hizmetkarlık, çobanlık, sığırtmaçlık ve devecilik gibi görevler vererek bu şekilde meşgul edilmelerini sağlamaya çalıştığı görülmektedir.

3. İskan Yerlerini Beğenmeme

Yerlerinden memnun olmayan aşiret oymaklarının bazen de iskan mahallerinden kaçmayıp, yasal yollardan haklarını aramayı tercih ettikleri, bu manada iskan yerlerinin değiştirilmesini talep ettikleri görülmektedir. Aşiret boy beyi veya ileri gelen diğer şahısların devlete bu konuda yaptıkları müracaatların genelde olumlu karşılandığı anlaşılmaktadır. Bozok sancağında daha evvel iskan ettirilmiş olan Rişvan Aşireti ahalisinin Ankara'ya nakledilerek orada yerleştirilmeleri konusunda aşiretin İstanbul'da bulunan ileri gelenlerinin saltanata verdikleri dilekçeler Meclis-i Valaya havale edilmiş, bunun üzerine, dilekçe sahipleri meclise çağırılarak dinlenmişler ve talepleri uygun görülmüştü. Bu konuda gereğinin yapılması için de Ankara valisine 15 Ocak 1852 (22 Rebiyülevvel 1268) tarihli bir yazı gönderilmiştir.

Sivas eyaletine tabi olarak XIX. yüzyılın ikinci yarısında (1850'lerde) yaylak-kışlak hayatı yaşayan Orta Anadolu'daki Rişvan Aşireti ile Sivas yöneticileri arasında meydana gelen anlaşmazlıklar sonucunda, Rişvan boy beyleri, aşiret ileri gelenleri, mahzarlar yazıp vekil tayin ettikleri Süleyman Ağa vasıtasıyla saltanata sunmuşlardı. Bu mahzarlarda, Sivas Valiliği yönetiminden alınarak Ankara'ya bağlanmak istediklerini talep ediyorlardı.

Gerekçe olarak da:

Kendilerinin kışlak, güzlük ve bahargahları olan Ankara ve Konya'nın, Sivas'a 60-70 saat gibi uzak bir mesafede bulunduğunu, herhangi bir mahkeme veya diğer resmi işlemler için bu kadar meşakkatli yolu katetmek zorunda olduklarını, bunun da büyük zorluk ve masraflara sebebiyet verdiğini belirtmişlerdi. Halbuki yılın on ayını Ankara toprağında geçiren söz konusu aşiretin konakladıkları yerlerin, Ankara'ya 12 nihayet 15 saat mesafede bulunduğunu, ancak iki ay gibi bir süre Sivas topraklarına yaylaya gittiklerini, bu nedenle aşiret yönetiminin Sivas'tan alınarak Ankara'ya bağlanmalarını istiyorlardı.

Kaynakça
Kitap: OSMANLI DEVLETİNDE AŞİRET YÖNETİMİ, Rişvan Aşireti Orneği
Yazar: FARUK SÖYLEMEZ
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Rişvan Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir