Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Aşiret Eşkıyasına Verilen Cezalar

Burada Rişvan Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Aşiret Eşkıyasına Verilen Cezalar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 25 Ara 2010, 18:54

Aşiret Eşkıyasına Verilen Cezalar

Osmanlı Devleti sınırları dahilinde yaşayan aşiretler bağlı bulundukları sancağın kanunlarına uymak zorunda idiler. Her sosyal organizasyonda olduğu gibi, konargöçer topluluklar arasında da zaman zaman birtakım haksız ve kanunlara aykırı davranışlarda bulunanlar olmuştur. Bu işlenen suçların failleri devlet tarafından çeşitli cezalara çarptırılıyordu. Burada, araştırma konumuz olan Rişvan Aşireti mensuplarına verilen birtakım cezalar üzerinde durularak, konuya açıklık getirilmeye çalışılacaktır.

a) Aşiretlere Verilen Sürgün Cezaları

Osmanlı Devleti'ndeki aşiretler, meskün bulundukları yerlerde rahat durmayıp, çevreye zarar verdiklerinde, genellikle yerleri değiştirilerek bir başka mahalle sürgün edilmek suretiyle orada iskan edilirlerdi. Rişvan Aşireti'nin diğer birçok Türkmen aşireti gibi, eşkıyalıkta bulunan mensuplarının Rakka'ya sürgün edildiklerini görmekteyiz. Mesela, XVIII. yüzyılın ikinci yarısında, Malatya sancağının Şure kazasında meskün bulunan Rişvan Aşireti'ne tabi Ömeranlı Cemaati'nin, bölgede eşkıyalık hareketlerinde bulunduğundan dolayı, hayvanları, çoluk çocuklarıyla birlikte Şure kazasından çıkartılıp, Rakka'ya sürülerek iskan edilmeleri Maraş beylerbeyinden istenmiştir.275 Yine, 1765 yılında Rişvan Aşireti'ne mensup Ömeranlı, Dalyanlı, Mendollu ve Rümiyanlı cemaatlerinin kendi yaylaklarına ve iskan yerlerine gitmeyerek, Divriği kazasındaki yaylaklara tecavüz ederek mera ve mezraları telef ile hayvanları çalmak gibi hareketler ile bölge halkını taciz ediyorlardı. 1766-1767 yıllarına gelindiğinde ise, yine Ömeranlı Cemaati'ne mensup birtakım şahısların, yörede adam öldürme ve gasp gibi hareketlerinin yaygınlaşması üzerine, bölge halkı perişan duruma düşmüş, bu nedenle adı geçen cemaat mensuplarının daha evvel de gönderilen emirlere rağmen bir türlü gönderilemedikleri Rakka'ya sürülüp, orada iskan edilmeleri için Maadin-i Hümayun emini görevlendirildi.

Rişvan Aşireti'ne tabi cemaatlerden Dalyanlı, Ömeranlı, Dumanlı, Keleçorlu ve Hacebanlı cemaatlerine mensup birtakım eşkıya, 1760'lı yıllarda kendi yaylaklarına gitmeyerek, hem Divriği kazası halkının ekin ve meralarını yaymak suretiyle önemli ölçüde zarar veriyorlar, hem de kapısız levendat eşkıyasıyla birlik olup halkın hayvan ve mallarını yağmalıyor, yolları keserek yolculara zarar veriyorlardı. Bunun üzerine, saltanat makamı bunların Rakka'ya ve diğer münasip mahallere sürülerek iskan edilmeleri için Sivas, Rakka, Halep valileriyle Rişvan voyvodasına emirler gönderiyordu.

Devletin eşkıyalık hareketlerinde bulunan aşiretleri Rakka'ya iskanı konusunda ne kadar uğraştıysa da kesin sonuç alamadığı anlaşılmaktadır. Ancak, aşiretlerin gitmemek için direnmelerine karşın, devlet de işin peşini bırakmamış, nihayet 1785 yılma gelindiğinde Sivas, Diyarbakır valileri ile Malatya ve Bozok mutasarrıfları bu meselenin halli için görevlendirildiler. Söz konusu aşiretlerle Rumkale civarında meydana gelen çatışmada, eşkıyanın bir kısmı etkisiz hale getirildi, geri kalanları ise Rakka iskanına razı edildiler.

Kaynakça
Kitap: OSMANLI DEVLETİNDE AŞİRET YÖNETİMİ, Rişvan Aşireti Orneği
Yazar: FARUK SÖYLEMEZ
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Aşiret Eşkıyasına Verilen Cezalar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 25 Ara 2010, 18:56

Hapis Cezası

Rişvan Aşireti reislerinden Molla Behzat ve arkadaşları, Rakka iskanından kaçtıklarında, A'zaz ve Kilis voyvodası Mehmet Ali tarafından tutuklanıp Halep Kalesi'ne hapsedilmişlerdi. Birkaç kişi tutuklandığı halde bunlar, hepimizi hapsettiler deyip feryada başlayınca, söz konusu aşiretin Halikanlı Oymağı ihtiyarı Molla Bayezit, kardeşi ve amcasının oğlu Halil; Ömeranlı Oymağı'ndan Bozkurt ve Kureyşoğlu Hüseyin; Okçuyanlı Oymağı'ndan İbrahim ve Mendollu Oymağı'ndan dört kişi olmak üzere toplam on süvari firar etmişti. Rakka valisinin askerleri bunları yakalamak üzere peşlerine düşmelerine rağmen yakalamayı başaramadılar. Kaçan aşiret mensupları, Kilis sınırına ulaştıklarında, Kilis voyvodası bunlara bir baskın düzenleyip ele geçirdi. Bu şahıslardan üzerinde mal-ı miri olanlardan gerekli tahsilat yapıldıktan sonra Halep Kalesi'ne hapsedildiler. Bunların yanlarındaki hayvan, para ile diğer eşya ve malları deftere kaydedilip, defterleriyle birlikte saltanat merkezine gönderilmesi emredildi.

Yukarıda anlatılan olay, Osmanlı Devleti'nin konargöçer zümrelere uyguladığı hapis cezasının, sürgünden uslanmayanlara ve sürgün edilerek iskan edilen konargöçerlereden, iskan mahallerinden kaçanlara verilen daha ağır bir ceza olduğu görülmektedir.

c) Kürek Cezası

Konargöçer aşiretler arasında bulunan eşkıyanın yaptıkları yol kesme ve yolcuların para, eşya ve mallarını gasp etme gibi suçlara karşılık aldıkları paralar ile mal ve eşyanın bedeli kendilerinden tahsil edildikten sonra bunlar, Tersane-i Amirede küreğe konulmak suretiyle cezalandırılıyordu.
Nevşehir civarında Kızılırmak yakınlarında Şambayadı denilen bölgede Kanlı Hasan ve arkadaşları Mustafa, Mehmet, Ali ve Kiro adlı şahıslar, ailesi ve başka birtakım kişilerle birlikte yolculuk yapan Niğde sancağı Redif binbaşısı Mehmet Ağa'yı soyarak; 12.000 kuruş değerinde malını gasp ettiler. Rişvan Meclisinin 9 Eylül 1857 (20 Muharrem 1274) tarihli mazbatasında, Kanlı Hasan eşkıyasının gasp ettiği bu malların bedeli olarak eşkıyadan 15.500 kuruş tahsil edilerek binbaşı Mehmet Ağa'ya iade edildiği belirtilmektedir. Söz konusu Kanlı Hasan ve yandaşlarının da tutuklanarak İstanbul'a gönderildikleri ifade edilmektedir.

Meclis-i Vala kararı gereğince bunlar, yol kesen eşkıyası olmalarından dolayı, hapsedildikleri tarihten itibaren yedişer yıl Tersane-i Amirede kürek cezasına çarptırıldılar.

Ankara valisi Vecihi Paşa'nın İstanbul'a gönderdiği 26 Ocak 1849 (1 Rebiyülevvel 1265) tarihli arizada, Bozok ve çevresindeki kaza ve köylerde rahat durmayarak halkın mallarını yağmalayan Rişvan ve Afşar aşiretleri eşkıyasının gasp ettikleri malları sahiplerine iade etmeleri isteniyordu. Şayet gereği gibi davranırlarsa ne ala, yok eğer suçlular gizlenir veya firar ederlerse, bunların mümkün mertebe yakalanıp İstanbul'a gönderileceği ve kürek cezasına çarptırılacakları ifade ediliyordu.

Osmanlı Devleti'nde adam öldürmenin cezası olarak da katilin kürek cezasına çarptırılması öngörülüyordu. Konya valisine gönderilen 3 Haziran 1855 (18 Ramazan 1271) tarihli bir buyrultuda anlatıldığına göre; Ankara eyaleti sınırlan dahilindeki Haymanateyn Ovası'nda meskün Emirli Aşireti'nden Bektaş'ın, Rişvan Aşireti ahalisinden Solakoğlu Halil tarafından vurularak yaralandığı ve daha sonra bu yaradan öldüğü anlaşıldı. Bunun üzerine katil Solakoğlu Halil'in, tutuklandığı tarihten itibaren yedi sene müddetle Tersane-i Amirede küreğe konulması, kürek cezasının bitiminden itibaren de kefile bağlanması kararlaştırıldı.

d) Para Cezası

Rişvan Aşireti içerisinde bulunan birtakım eşkıyanın yaptıkları soygunlara karşılık devlet tarafından söz konusu aşiretten bu paranın tazmin edildiği görülmektedir. Mesela, Rişvan eşkıyasının bir kervandan gasp ettikleri mallara karşılık koyun bedelinden 70.000 kuruş tahsil edildiğini görmekteyiz. Yine aşiret eşkıyasının öldürdükleri şahısların geride kalan ailesine devlet tarafından bağlanan maaşın da aşiret vergilerine zam yapılarak ödendiği tespit edilmektedir. Bu cümleden olarak, Bağdat eski kadısı Yekdestzade Seyyid Mahmut Efendi Bağdat'a giderken yolda Rişvan eşkıyasının saldırısına uğramış ve öldürülmüş, malları da yağmalanmıştı. Yekdestzade Mahmut Efendi'nin geride kalan kızları Faize ve Fatma Zehra'ya aylık on beşer kuruştan otuz kuruş maaş bağlanması ve bu paranın da Rişvanzade Ömer Paşa'nın malikane olarak uhdesinde bulunan Malatya Voyvodalığı malına zam yapılmak suretiyle ödenmesi kararlaştırıldı.

Rişvan Aşireti'ne mensup eşkıyanın yapmış oldukları soygunlardan en büyüğü İzmir Kervanı soygunudur. 1784 yılında soydukları söz konusu kervandan gasp ettikleri eşya ve paraya bedel olarak devlet tarafından kendilerinden 1500 kese değerinde koyun ve deve alınmıştır. Rişvan eşkıyasının yağmaladığı İzmir Kervanı malına bedel olarak istenen 1500 kese akçeden; Mendollu Cemaati'nin Molla Yakupoğlu Kabilesi kendi hisselerine düşen 50.000 kuruşu vermekten kaçınıyordu. Söz konusu paranın adı geçen kabileden tahsil edilmesi için Maraş beylerbeyi Zülkadirzade Ömer Paşa görevlendirildi. Ancak, Molla Yakupoğlu Kabilesi, bu parayı vermemek için meskün bulundukları yerleri terk ederek bir kısmı Reyhanlı Aşireti'ne, kimisi Afşar Aşireti'ne, geri kalanları ise Rişvan Aşireti içlerine sığınarak izlerini kaybettirdiler. Bunun üzerine, Maraş beylerbeyi Zülkadirzade Ömer Paşa, çok sayıda askerle, Reyhanlı Aşireti'ne karışan bu kabilenin geçiş yollarını tutup sıkıştırdığında, söz konusu kabile, Haruniye nahiyesinden kaçıp, Arslanlı denilen mahalden geçerek izlerini kaybettirdi. Geri kalanları, Altunlu Köprüsü'nden geçerek Pazarcık denilen mevkiye vardılar.

Maraş valisinin gönderdiği mübaşire, Reyhanlı Aşireti ileri gelenleri:

Molla Yakupoğlu Kabilesi'nin çoğunun Afşar ve Rişvan Aşireti içlerine karıştığını, ancak 27 hanenin kendi aşiretleri dahilinde kaldığını ifade ettiler. Bunun üzerine, söz konusu meblağın bu 27 haneden tahsili amacıyla, ellerinde bulunan koyun, deve ve sığırlarının tamamı alındı. Böylece, Molla Yakupoğlu Kabilesi'nin borcu olan 50.000 kuruşun, 12.000 kuruşu tahsil edilmiş oldu.288 Söz konusu kabileden tahsil edilen koyun, deve ve sığırlar da Elbistan halkına belirlenen fiyat üzerinden satıldı.

Rişvan Aşireti'nden tahsil edilen koyun ve develerin, uygun fiyatlarla Rakka, Besni, Malatya, Maraş, Antep ve Halep halkına paylaştırılarak satılması kararlaştırıldı. Bunlardan 55.000 kuruş değerindeki koyunlar, Antep sancağı ahalisine ve-rildi.289 Malatya sancağına düşen 40.000 koyunun 5000'i Malatya merkez kazası halkına dağıtılmak isteniyordu. Ancak, Malat-ya halkının bu koyunları almak istemedikleri, bu nedenle Rakka valisi Abdi Paşa'nın mübaşiri Veli Beyle gönderdiği söz konusu koyunlar, Veli Bey'in elinde kaldığından dolayı bir kısmının telef olduğu ifade edildi. Ancak, saltanattan Malatya mutasarrıfı Rişvanzade Ömer Paşa'ya gönderilen 25 Şubat 1785 (Eva-sıt-ı Rebiyülahir 1199) tarihli emir üzerine söz konusu koyunların belirlenen fiyat üzerinden halka zorla satıldığı anlaşılmaktadır.

Rişvan'dan kervan soygunu bedeli olarak alman koyun ve develerin Halep halkına 72.500 kuruş karşılığı dağıtılması kararlaştırılmıştı. Ancak, Halep'e gönderilen koyunlar, Mısır valisi Vezir Abdi Paşa tarafından tanesine dört kuruş fiyat takdir edilen 2500 koyunun 1322 tanesi, yüzer kuruş fiyat biçilen 450 Boz devenin 180 adedi, 175 kuruş fiyat taktir edilen 100 adet Tüylü devenin 40 adedi eksik çıkmıştı. Geriye kalan hayvanlar, müzayede usulüyle 18.800 kuruşa satıldı. Devlete ödemeleri gereken 72.500 kuruştan ancak 20.000 kuruşu mübaşir Veli Bey marifetiyle saltanata gönderilmiş ve geri kalan 52.500 kuruşun da iki taksit halinde ödenmesi taahhüt edilmişti.

Halep'e gönderilen deve ve koyunlardan eksik çıkanların ise Halep ayam arasında paylaştırıldığı anlaşıldı. Bu nedenle, hayvanların bedellerinin söz konusu şahıslardan tahsil edilmesi isteniyordu. Halep'te kaybolan koyun ve develerden kimin kaç tane aldığı tespit edilerek kaydedildiği ve bu listenin saltanat merkezine gönderildiği anlaşılmaktadır.

Tablo II: İzmir Kervanı Soygununda Gasp Edilen Malların Bedeli Olarak Diyarbakır Valisi Abdi Paşa Tarafından Rişvan Aşiretinden Alınan ve Halep Halkına Dağıtılan Koyun ve Develerin Miktarı ve Alanların isimleri.

Adı ve mensubiyetiBoz Deve Re'sMayeAğnam
Trablusizade Seyyid Mustafa Efendi32
Siyafzade Abdurrahman Ağa22
Serdar-ı sabık Bekir Ağa568
Menzilci El-hac Muhammed241
Abdulğani tabi Gavrizade Mehmed Efendi175
Seyyid Ahmed Cah tabi Tahazade Çelebi Efendi121
Mesumi Seyyid Semin Şuayb tabi Çelebi Efendi1010
Seyyid Taha tabi Çelebi Efendi161
Abdulkadir Habili tabi Çelebi Efendi223
Genç Mehmed Çukadar [tabi] Çelebi Efendi6
Mahmud tabi Cabirizade Seyyid Mustafa Efendi10
Telkarahi Ali Beşe55
Velioğlu Türkman Ali Koyun Hanı civarında sakindir6
Nasır Beşe Arad12
Def'a Nasır Beşe8
Hacı Hicazi tabi Çelebi Efendi105
Bazarbaşı Seyyid Azabi tabi Çelebi Efendi13
Ağnam-ı Kasabbaşı Seyyid ismail tabi Çelebi Efendi1178
Mevcudat Cem'an Yekun27060 [5911178
Zayiat180401322


Halep'e gönderilen koyunlar o dönemde Halep mütesellimi olan eski çavuşbaşılardan Mehmet Ağa ve halkın ileri gelenleri tarafından 18.800 kuruşa satıldı. Geri kalan paranın da iki taksitte ödenmesi kararlaştırıldı. Ancak, Osmanlı padişahı tarafından görevlendirilen ve mübaşir olarak bölgeye gönderilen El-hac Mustafa Bey'in yaptığı araştırmalar neticesinde, bu hayvanların bir kısmının Halep ayam arasında paylaştırıldığı tespit edildi.

Bu koyun ve develeri alanlardan bedelleri istendiğinde ise:

"Şayet biz onları satmasaydık zaten telef olacaklardı" şeklinde cevaplar vermişlerdi. Soruşturma biraz daha derinleştirildiğinde ise, söz konusu hayvanların çoğunun Halep müftüsü Çelebi Efendi tarafından alındığı ortaya çıktı. Müftünün, adamları eliyle bu koyun ve develeri kendi hesabına aldırdığı, yapılan bir ihbarla anlaşıldı. Yukarıdaki tablo (II) incelendiğinde, koyun ve deve alan şahısların çoğunun Çelebi Efendi'ye tabi adamlar olduğu görülecektir.

Mübaşir El-hac Mustafa Bey'in verdiği bilgilere göre, Çelebi Efendi'nin son derece hırs ve tamah sahibi biri olduğu, bu nedenle, kaybolan hayvanların sorumlusu olduğu halde kendisinden hesap sorulmaya kalkışılırsa, eşkıyayı tahrik edip şanına yakışmayan tutumlar sergileyeceği açıktı. Zira, Çelebi Efendi, Halep ayan ve eşrafını da kendi tarafına çekmeyi başarmış ve onlar üzerinde büyük bir nüfuza sahip olmuştu. Bu nedenle, söz konusu paranın yani, 72.500 kuruştan saltanata gönderilen 20.000 kuruştan geriye kalan 52.500 kuruşun Müftü Çelebi Efendi'den değil de, Halep kazasından taksitler halinde alınması veya defterde kaydedilen şahıslardan hangisi kaç deve ve koyun aldıysa, bunlardan bedellerinin alınması düşünüldü. Halep eski valisi Mustafa Paşa, çözüm olarak bu paranın Halep kazası halkından tahsil edilmesini teklif etti. Ancak, Mustafa Paşa'nın Halep Valiliğinden azledilip, Erzurum Valiliğine atanması ve yerine Battal Seyyid Hüseyin Paşa'nın Halep Valiliğine atanması ile bu teklif rafa kaldırıldı. Yeni vali Battal Seyyid Hüseyin Paşa, müftü ile yaptığı görüşmeler neticesinde kalan 52.500 kuruşun uygun bir şekilde tahsil edeceğini saltanata bildirdi.

XVIII. yüzyılın sonlarına doğru meydana gelen bu hadise, devletteki yolsuzlukların hangi boyutlara vardığının açık bir göstergesidir. Eşkıyanın kervanı soyması, eşkıyalığın alametlerindendir. Ancak, kervandan yağmaladığı mal ve eşyanın bedeli eşkıyadan tahsil edildikten sonra bu bedelin devleti temsil eden Halep yöneticileri tarafından yağmalanması büyük bir garabet oluşturmaktaydı. Ayrıca, Halep müftüsünün aldığı bu hayvanların bedellerinin masum Halep halkına ödettirilmesi teklifi de yine Halep valisi Mustafa Paşa tarafından yapılmıştı. Saltanat makamı, bu haksızlıkları uygun bulmamış olacak ki valiyi buradan azlederek yeni bir vali atamıştır. Osmanlı Devleti'nde, devlet-halk yabancılaşmasını körükleyen, bu gibi kendi çıkarları uğruna yönetimleri altındaki halka haksız salmalarla eziyet eden mahalli yöneticilerin olduğu anlaşılmaktadır.

Aşiret eşkıyasının halka verdikleri zararlar bazen de ayniyle ödettirilmiştir. Buna en güzel örnek Harput eyaleti mutasarrıfı Veysi Paşa'nın merkeze gönderdiği 28 Eylül 1861 (23 Rebiyülevvel 1278) tarih ve 493 numaralı telgrafında:

Her yıl Adıyaman ve Besni taraflarına gelmekte olan Rişvan Aşireti mensupları bir buçuk yıl evvel Gerger kazasında 102 ev yakarak tahrip etmişlerdi. Veysi Paşa, yakılan evleri, yakan aşiret mensuplarına tekrar yaptırdıktan sonra durumu İstanbul'a bildirdi. İstanbul'dan mutasarrıfa cevaben gelen yazıda, bu uygulamasının uygun görüldüğü ifade ediliyordu. Böylece mutasarrıf, taşkınlık yapan aşiret eşkıyasına başka bir ceza vermek yerine belki de en doğru karan vererek yakılan evlerin yapımını sağladı. Hükümet de valinin bu uygulamasını onaylayarak bu davranışının doğruluğunu teyit etmiş oldu.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Rişvan Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir