Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Dersim Bölgesindeki Sarı Kürtlerin Türklüğü

Burada Türkmen Aşiretleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Dersim Bölgesindeki Sarı Kürtlerin Türklüğü

Mesajgönderen TurkmenCopur » 05 Oca 2011, 01:05

DERSİM BÖLGESİNDEKİ SARI KÜRTLERİN TÜRKLÜĞÜ

Kürtler; İrani tiplidirler ve esmerdirler. Halbuki onlarla iç içe yaşayan ve Sarı Kürtler olarak bilinen bir başka insan tipi daha vardır.
Kuman (sarı insan) ve Kıfsak /Kıfçak/Kıpçak (Sarı Saka) diye adlandırılan Türk halkları Hazar'dan Karpatlar'a kadar uzanan bölgede MÖ. 700. yüzyıldan itibaren egemen idiler. İskitler (Skidi/Skif, Saka/Sak) de denilen halkın Türk kimlikli olduğunu bugün tarih bilimi ortaya koymuştur. Zaten İtil-Ural hattında; Türk varlığının MÖ 3.-2. binlere kadar uzandığını da Rus tarihçiler tespit etmiş bulunuyorlar.

Kadınların da savaşçı (Amazon) olduğu Saka Türklerinin Kafkaslar üzerinden Doğu Anadolu ve Suriye hattına kadar indiklerini kazılar gösteriyor. Şanlıurfa'da son yapılan kazılarda elde edilen seramikler, bunun kanıtıdır. Haleplibahçe'de inşaat kazısı sırasında ele geçirilen bu mozaikler, at üstünde savaşçı kadın tasviri vardır. Bu kadın; Grek tipi değil Türk tipi giyinen kadındır. Başında börk bulunan bu savaşçı kadın, tarihte Amazon diye bilinen savaşçı kadının en temiz örneğidir. Seramik, MÖ, 4.-3. yüzyıla tarihlendirilmektedir.

Zaten, sadece Batı Türkleri değil, Doğu Türkleri içinde de kara ve sarı kabileler iç içe yaşamaktadır. Uygurlar (Tokuz Guz/Oğuz) kabileleri sarı ve kara diye ikiye ayrılmıştır. Arapların Orta Asya'ya girmesi sürecinde onlara direnen Türgiş Kağanları da sarı ve kara kabilelere hükmediyorlardı. 840'ta Uygur Devleti'ni yıkan Kırgızlar da beyaz tenli kızıl saçlı bir Türk halkı olarak bilinmektedir. Kıpçakların sarı olduğu isimlerinden anlaşılmaktadır. Bunların Ruslar tarafından Kuman diye isimlendirildiği bilinmektedir. Kumanlar, bütün Orta Avrupa'da sarı kimliklerini damgalamışlardır. Bunların atalarının İsa'nın doğumundan yüzyıllarca önce doğuya geldikleri anlaşılıyor.
Türklerin Asya'da imparatorluk kuran Hyung-Nu halkı (Hunlar) Batı'ya da sarkmışlar; burada Atilla komutasında Fransa ortasına kadar uzanıp oradan da İtalya'ya inmişlerdir. Rus tarihçilerin tespitine göre; Hunlar da 395'ten itibaren Kafkasya'yı kuzeyden aşıp bugünkü Doğu Anadolu üzerinden geçerek Suriye'ye kadar ulaşmışlar ve buraları yıllarca yağmalamışlardır. Prof. L. N. Gumilev'in saptamalarına göre; buralara gelen Hunların en büyük kolu Agaçeri (Agatir/Agathir) denilen soydur. Hunlar; daha çok Bizansla işbirliği yapıp Perslere karşı savaştılar. Böylece; Perslerin Doğu'ya Türk illerine açılmalarına da engel oldular. Bu süreçte Bizans devleti, Agaçeri boyunun bölgenin tampon alanlarına yerleşmesine izin verdi. Agaçeri boyları, Doğu Anadolu'ya (Örneğin bugünkü Tunceli... ) ve bütün Toroslar'a yayıldılar. Bunların daha sonraki adı Tahtacılar oldu.

Türklerin Gök Türk diye bilinen halkı da İstemi Kağan önderliğinde Karadeniz hattına kadar sokulmuştu. Alban Tarihi'nde verilen bilgilere göre; Kök Türklerin batı kolundan ordular; 630 yılında Ermenistan'a inmişler ve burada bir Pers ordusunu da yenmişlerdir.
Özetle; Sakalar; Hunlar; Gök Türkler; Anadolu topraklarına Oğuzlardan çok çok önce girmişlerdir.

İşte Batılı araştırmacıların bilinçli olarak Sarı Kürt diye gösterdiği insan tipi; MÖ 7. yüzyıla kadar uzanan bir süreçte bu bölgeye gelen Sarı Türklerdir. Batılı emperyalizmin etnik yapılardan millet imal etme projesi gereğince Doğu Anadolu'daki bu sarı Türkler; Kürt nüfusa dahil edilmek istenmiş ve bu başarılmıştır da...
Şu ana kadar ulaştığımız bilgilere göre; Dersim denilince akla sadece bir şehir veya belli bir arazi ismi gelmemektedir. Dersim; ismi, Tunceli çevresinin ismi olarak ancak 19. yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlanmıştır.

"Tunceli çevresi, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı İmparatorluğu'nun resmi yazışmalarında yoğun olarak Dersim adıyla anılmaya başlamıştır. 1847 yılında Dersim sancağının Erzurum eyaletine verilmesinden sonra 1859 yılında yapılan yeni bir değişiklikle Harput eyaletine bağlanır. İşte bu tarihten sonra Dersim ve çevresi haritalarda gösterilmeye başlanmıştır."

Zaten Dersim, bir yer adı olarak ancak 1849 yılında Osmanlı kayıtlarında yer almaya başlamıştır.
Görülmektedir ki Dersim isminin resmi belgelerde kullanılmaya başlanması çok yeni bir olgudur. 16. yüzyıl belgelerinden buranın ana merkezinin Çemişkezek olduğu anlaşılmaktadır.

Öte yandan; Dersim bölgesinin kontrol edilemeyen bir coğrafya olması nedeniyle, burası Osmanlı devleti tarafından daha çok "dışlanmış bölge" gibi görülmüştür. Kendi kaderiyle baş başa bırakılan ve halkı, bölgenin derebeylerine teslim edilen Dersim'de devlet hukuku yerine aşiret hukuku; genel adalet yerine bölgesel adalet hakim olmuş; ekonomi de buna göre şekillendirilmiştir. Buna bağlı olarak da bölgede devlet organlarının oluşturulması hem geç hem de zor başarılmıştır.
Dersim isyanları; bu dışlanmış bölgenin, devletin diğer bölgelerine eklenerek normalleştirilmesine, bölge egemenlerinin gösterdiği derin tepkinin de izlerini taşımaktadır.

Kaynakça
Kitap: DERSİM İSYANLARI VE SEYİT RİZA GERÇEĞİ
Yazar: Rıza Zelyut
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Türkmen Aşiretleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir