Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Cumhuriyet Döneminde Yörüklerin İskanı Konusu

Burada Türkmen Aşiretleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Cumhuriyet Döneminde Yörüklerin İskanı Konusu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Ara 2010, 17:35

CUMHURİYET DÖNEMİNDE YÖRÜKLERİN İSKANI KONUSU

Giriş


Anadolu coğrafyası tarih boyunca göçlerin merkezinde yer almış, bölgede kurulmuş olan idareler hem sosyal hem de iktisadi anlamda bu göçmen nüfusu kontrol altına almakla uğraşmıştır. Türklerin Anadolu'ya gelmesi ile başlayan aşiretlerin göçü. Anadolu'nun en uçlarında bulunan Selçuklu ve Osmanlı Devletini bu yoğun nüfusu kontrol etme sorunu ile karşı karşıya bırakmıştır. Ancak bu nüfus aynı zamanda hem bu devletlerde hem de Türkiye Cumhuriyetinde kurucu unsur ve devlet otoritesinin de önemli gücü olmuştur. Özellikle Osmanlı Devleti'nde konar-göçer Yörük aşiretlerinin iskanı konusu devletin yaşadığı dönemlere göre değişiklik arz etmiştir. Devletin Balkanlarda ilerleme sürecinde ekonomik açıdan ihtiyaç duyduğu insan kaynağı bu büyük nüfusa sahip Yörük aşiretleri tarafından sağlanmıştır. Burada fethedilen topraklara Anadolu'dan getirilen Yörük aşiretleri iskan edilerek bölgenin şenlendirilmesi yoluna gidilmiştir. Bu aşiretler bölgelerini terk edenlerin yerlerine iskan edilmiş, iskana özendirici imkanlar da verilmiştir. Devletin kuruluş döneminde uygulanan, fethedilen yerlere iskan sistemi daha sonra kaybedilen savaşlarla Anadolu'ya göç etmiş Yörüklerin yerleşik hayata geçirilmesi amacıyla kullanılmıştır.
Osmanlı sosyal ve idari hayatının önemli unsurlarından olan bu konar göçer Yörükler, otlaktan yaylağa göçmeleri, yaylak kışlak mahalleri arasında dolaşmaları sebebiyle Osmanlı Kanunnamelerinde "konar göçer taifedir, karada ikametleri yoktur" şeklinde ifade edilmişlerdir. Belli bölgelerde hayvancılık yapan bu konar göçer Yörüklerin kısmen tarım yapmalarından dolayı geçimliklerini sağlayabilmeleri ve tarım yapılan arazilere zarar vermemelerini sağlamak amacıyla kışlak ve yaylak mahalleri, tespit edilmiştir.4 Devletin Balkanlardaki ilerleme sürecinde Anadolu'nun bir çok bölgesinden sürgün yoluyla veya gönüllülük esasına dayalı olarak bölgeye getirtilen Yörük aşiretleri hem yeni bölgenin ekonomik anlamda kalkınmasını temin etmek hem de Türkleşmesini sağlamak amacıyla kullanılmıştır. Ancak devletin güçlü olduğu dönemlerde faydalı olan bu aşiretler daha sonra düzenlenen seferlerde yaşanan başarısızlıklar, iskan bölgelerindeki huzursuzluklar gibi bir çok sebeple Anadolu'ya geri gelmeleriyle zaten var olan bölgedeki iskan olamama sorununu derinleştirmiştir. Özellikle XVIII. Yüzyıl itibariyle devleti başıbozuk hareket eden ve ekonomiye zarar vermeye başlayan bu teşekkülleri iskan etmeye dair politikalar uygulanmaya-başlamıştır.

Osmanlı Devleti bozulan ekonomik sistemi ile beraber düzeni yeniden sağlamak amacıyla sistemli bir iskan politikasını uygulamaya çalışmıştır. Bu anlamda Anadolu'daki Yörük veya konar-göçer tabir edilen teşekkülleri iki ayrı sistemde iskana tabi tutmuştur. Bunlardan ilki, aşiretlerin metruk yerlere yerleştirilerek civarın uğradığı zararı bir az da olsa karşılamak veya harap olmuş, yıkılmış yerlere iskan ederek o bölgenin tekrar üretime dahil olmasını sağlamaktır, ikinci uygulama da ticaret, ulaşım ve tarım açısından önemli yerlere yeni köyler ve kasabalar inşası suretiyle yeni cazibe merkezleri yaratmak şeklinde olmuştur. Ayrıca bununla beraber köylerini ve kasabalarını terk etmiş olan Türkmenlerin de eski yerlerine dönmelerinin sağlanması, sınırlı bölgelerde yaylak-kışlak hayatı yaşamakta olan aşiretlerin de kendi bölgelerinde iskanları uygun bulunmuştur. Osmanlı Devletinde bu tür sistemli uygulamalar yanında bir de ceza maksadıyla yapılan sürgün ve kendi istekleri doğrultusunda yaşanan iskan süreci de kullanılmıştır.

XVII. yüzyıl ile beraber yaşanan yenilgilerle birlikte devlet otoritesinin kaybı; bölgelerde konar-göçer aşiretlerin tarım arazilerine zarar vermeye başlamalarının, vergilerini ödemelerini geciktirmelerinin önünü açmış, bölgelerinde eşkiyalık yapmalarına kadar varan başıbozukluğa sebep olmuş ve tüm bu sebepler Osmanlıyı iskan sorunu ile karşı karşıya bırakmıştır. Devlet vergisini vermeyen, eşkiyalık yapan aşiretlere belirli bir bölgeye iskan olmaları koşuluyla vergi indirimi de yapmış, bu teklifi kabul etmeyerek şekavete devam edenleri de Rakka ve Kıbrıs gibi bölgelere sürgün etmiştir. Örneğin Niğde Sancağı na bağlı Yahyalı kazası köylerine zarar veren Danişmendlü Türkmenleri. İçel ve Alaiye Sancaklarında bulunan Karahacılı cemaati. Kayseri civarında şekavette bulunan Mamalu Türkmenleri. Aydın ve civarındaki Yeni il Türkmenleri çevrelerine verdikleri zarar gerekçesiyle derbentçi yazılarak iskanları sağlanmıştır.' Osmanlı Devletinin aşiretleri iskan ettiği belli başlı bölgeler Aydın, İçel ve Teke, Konya ve Karaman, Ankara ve Nevşehir ile Çukurova bölgelerinde yoğunluk göstermiştir. Buralarda iskana tabi tutulan aşiretler ve onun bakiyeleri daha sonraki dönemde de iskana konu olmuştur. XVIII. yüzyılda başlayan bu süreç devletin son yıllarında da gündemi işgal etmiştir.

Osmanlı Devleti'nin başlattığı bu iskan sürecinde Anadolu'daki seyyar aşiretlerin durumu hakkında bilgi edinmek, ve sosyal ve ekonomik çözüm önerileri sunmak için 1917 yılında bir komisyonun kurulmasına kararı verilmiştir. Kurulacak olan bu komisyondan veya heyetten, vilayetlerdeki aşiretler hakkında bir rapor hazırlanması istenmiştir. Bu girişimden sonra heyetin faaliyetlerini rahat yapabilmesi için ödenek tahsisi gündeme gelmiş, 1918 yılında heyetin raporları dahilinde seyyar aşiretlerin iskanları ve üretici hale getirilmesi için yapılacak faaliyetlerin masrafının Dahiliye Nezareti Aşiret ve Muhacirin Müdüriyet-i Umumiyesi'ne bildirilmiştir. Heyetin aşiretler için aldığı kararların uygulamaya girmesi devletin içinde bulunduğu şartlar gereği başarısızlıkla sonuçlanmışsa da, özellikle 1922-1927 yılları arasında yaşanan ulus devlet sancılarının yaşandığı ve nüfus mübadelesinin yaşandığı dönemde de aşiretlerin iskan kararları uygulanmaya çalışılmıştır.

Cumhuriyet Dönemi Yörüklerin İskan Çalışmaları

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş döneminde de konar-göçer aşiretlerin iskanı sorun olmuştur. Osmanlı Devleti'nin son döneminde kurulan heyetin raporları doğrultusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 3 Mart 1925 tarihinde aşiretlerin Dahiliye Vekaleti yetkisinde olmak üzere iskan edilmeleri hakkındaki kanunun kabulü başvekalete bildirilmiştir. Başvekalet de konunun bir an önce başlatılması için Dahiliye Vekaletine görev verilmiştir.

Çıkarılan; aşiretlerin iskanı kanunu ile birlikte çalışmalara başlanmış, bu sırada kendiliğinden iskan olmak için başvuran aşiretler de devlet tarafından belirlenen veya kendilerinin tercih ettikleri bölgelere yerleştirilmişlerdir. Örneğin Şam bölgesi civarında yaşayan yaklaşık 240 haneli Karateke aşireti iskan yerlerini devletin seçmesi şartını kabul ederek Anadolu'ya gelmek istemişler bu amaçla da Dahiliye Vekaletine başvuruda bulunmuşlardır. Bu ve buna benzer birçok iskanın ve iskan talebinin; dönemin Bakanlar Kurulu kararnameleri ve bölge valilerinin gönderdiği raporlar incelendiğinde 1927-1928 ve 1932-1934 yılları arasında uygulandığı görülmüştür. Bu bağlamda elde edilen belgeler ışığında Yörük-Türkmen teşekküllerinin iskan oldukları bölgeler; İçel, Adana- Aydın, Isparta, Kütahya ve Bilecik- Çorum, Tokat, Ordu ve Civarı ile Kayseri, Niğde ve Aksaray olmak üzere 4 kısımda incelemeye alınmıştır.

İçel ve civarı Anadolu'nun Türk boyları tarafından yurt edinilmeye başladığı dönemden itibaren aşiretler için önemli bir yurt olmuştur. Osmanlı Devleti döneminde de özelikle Karamanoğlu mücadelelerinde aşiretler bölgenin coğrafi konumunu kullanarak merkezi idareye bir çok sorun çıkarmıştır. Osmanlı Devleti buradaki aşiretleri sürgün ve iskan metotlar ile çeşitli bölgelere göndermiştir. Buradaki konar-göçer hareketlilik cumhuriyet döneminde de devam etmiş, günümüzde de ülkemizin son konar göçer aşireti olan Sarıkeçililer İçel ili Aydıncık ilçesi ve civarında Yörük kültür ve yaşantısını devam ettirmişlerdir. Osmanlı Devletinin son döneminde çıkarılan ve daha sonra devam ettirilen iskan kanunu gereğince Yörükler belirli bölgelere yerleştirilmeye çalışılmış, bu uygulama sırasında da gönüllülük ve coğrafi sıkıntıların getirdiği zorunluluk etkili olmuştur. Örneğin 1928 yılında Adana valisi tarafından Dahiliye Vekaletine gönderilen yazıda Saimbeyli kazasında aşiret ileri gelenlerinden Kadir Efendi adındaki şahsın da talebiyle iskanları istenen Sinar aşiretinin kaza dahilinde yaylak ve kışlak hayatı yaşadıkları hayvanat ile mera sıkıntısı çektikleri, hayvanları ve yerleşmeleri için bir arazinin tespit edilmesi durumunda iskan olabilecekleri bildirilmiştir.12 Aynı yılda kendiliğinden iskan oldukları halde Göksu nehrinin her sene taşması sebebiyle sular altında kalan Silifke'nin Tozara köyü ahalisi civarda bulunan emval-i metruke yerleştirilmesi çıkarılan bir kararname ile kabul edilmiştir.

İçel vilayeti ve civarında Yörük aşiretlerinin iskanı için çalışmaların yoğunlaştığı görülmektedir. Bu aşiretler bölgeden Konya ve Karamana kadar olan havalide dolaştıklarından genelde ya metruk arazilere yada devletin kamulaştırdığı yerlere iskanları yapılmıştır. Bu anlamda 27 haneli Erdemli, 77 haneli Yağda, Koyuncu ve Çiriş ve 73 haneli Hacı Hasanlı aşiretleri hane inşaatının masrafları kendilerince karşılanması şartıyla Erdemli'de Yunanlı Andon isimli şahıstan kalan yerler ve Ziraat Bankası tarafından kullanılmakta olan 4469 dönümlük araziye iskanları kararlaştırılmıştır. Hane nüfus oranları ortalama her hanede 5 nüfus olarak hesaplanmakta olduğundan iskanları gerçekleştirilen aşiretlerin bölgedeki yoğunluğu kolayca anlaşılmaktadır. Aynı yılın haziran ayında Mut ilçesinin Sinanlı bölgesinde yaşayan 250 hanelik Karadöne aşiretinin de yine hane inşaatı masrafı kendilerinden karşılanması şartı ile Sinanlı civarındaki Hamam Sınırı, Sakızalanlı. Suçatı ve Ilıca köylerine iskanları kararlaştırılmıştır. Bununla beraber bulundukları mevkiye zarar veren aşiretler de başka yerlere iskan edilmişlerdir. Örneğin Gülnar kazasına bağlı Bozcaağaç köyünün Tuzlu ve Papazdere bölgesinde kerestecilik yapan 10 hanelik Tahtacı aşireti ormanları tahrip ettikleri gerekçesiyle Bozcaağaç köyünün Yenice mahallesine iskan edilmiştir.

Bölgede Yörük aşiretlerinin yaşadığı bir diğer bölge de Adana havalisidir. Burada aşiretlerin genelde iskan kanunu gereğince belirli yerlere yerleştirildikleri anlaşılmaktadır. 1934 yılı mayıs ayında yapıldığı belirlenen iskan faaliyetlerine göre; Ceyhan'ın Kömürdülü civarında kışlayan 179 hanede 988 nüfusa sahip Tekeli ve Harzun aşiretleri Kömürderesi, Uzunpınarı ve Kumtepe mevkilerine iskan edilmişlerdir.17 Yine aynı gerekçelerle Kadirli kazasına bağlı Tozlu köyü civarında kışlamakta olan Karatekeli aşiretine mensup 62 hanede 280 kişi yine bu köyde iskan edilmiş,18 ve bunlara köy civarında bulunan 2750 dönüm arazi de tahsisi edilmiştir.

Aşiretlerin iskanı için çıkarılan kanun gereğince vilayetlere gönderilen resmi yazı ile bölgelerinde bulunan Yörük aşiretlerin nüfusu, yay-lak-kışlak alanları ile ilgili bilgiler rapor halinde talep edilmiştir. Bu raporlar dahilinde Isparta, Kütahya, Bilecik ve Aydın valilerinin raporları bölgedeki aşiretler hakkında Dahiliye Vekaletine bilgi vermiştir. Isparta valisi bölgesinde Kara koyunlu, Ak keçili, Sarıkeçili ve Honamlı aşiretlerinin Eğirdir ve Şarkikaraağaç mevkilerine yaylak olarak geldiklerini belirtmiştir. Bu aşiretlerin Uluborlu'nun Büyükkabaca köyü civarında hazineye ait olan 4000 dönüm, Eğirdir'in Cebel nahiyesinin Karabağlı ve Zengi yaylasındaki 2000 dönüm araziye her bir aşirete 100'er dönüm arazi verilerek iskanlarının mümkün olduğu ayrıca Kara koyunlu ve Sarı keçili aşiretlerinden 110 kişinin vilayet dahilinde iskan olunabileceği bildirilmiştir. Kütahya valiliği de Tavşanlı kazasında Cami-i Kebir, Hacı ayas bölgeleriyle Adil İslam, Demirli, Hamidabad ve Küçük demirli köylerinde Karakeçili ve Kızıl keçili aşiretlerinden 277 nüfustan oluşan aşiretlerin bulunduğunu ancak bunların sahip oldukları küçükbaş hayvan adedi dolayısıyla belirli bölgeye iskanlarının zor olacağı aynı zamanda da bu nüfusun iskanı için yeterli arazini olmadığını bildirmiştir. Ancak bunun yanında Uşak kazası Uluğbey nahiyesindeki Hanyeri, Selendi, Süleymanlı, Bakmış, Geran, Akramaz ve Katracık köyleriyle kazanın Hamidiye ve Karaağaç mahallerinde 8000 civarında aşiret bulunduğu, bunların kışın Murat dağında yazın da Alaşehir ile Salihli civarında olduğu, hepsinin Uluğbey'de iskan olunamayıp 4000 kaza dahilinde kalanının da Alaşehir ile Salihli'de iskan olunabileceği bildirilmiştir.

Dahiliye Vekaleti'nin talep ettiği rapor gereğince Aydın vilayetinden de kazalar dahilinde yaşayan aşiretler ile ilgili ayrıntılı bir rapor gönderilmiştir. Bu rapora göre; Aydın merkez kazasında iskana uygun arazi olmayıp, Kırkhan nahiyesinin Teke köyünde Teke çiftliği olarak da bilinen Ermenilerden metruk 2.500 dönüm arazinin bulunduğu bildirilmiştir. Çine kazasında bulunan 161 hanenin 24 hanesinin Tahtacı aşiretine mensup olduğu bunlardan 6 hanesinin merkez, 18 hanesinin de Akçaova nahiyesinde bulunduğu ve kendilerinin yaptığı hanelerde yaşadıkları bildirilmiştir. Bu Tahtacı aşireti için Mardan dağı eteklerinde Karaköy adıyla bilinen mıntıkada 50-60 hanelik bir köyün yapılabileceği ifade edilmiştir. Valilikten alınan aynı rapora göre; Bozdoğan kazasında yeterli arazi olmamasına karşın Yenipazar nahiyesinde Karaçalı aşiretine mensup 106 hanede 260, Efendi yaylasında 74 hanede 320 nüfus ve merkez mahallerde devamlı ikamet etmekte olan Tahtacı aşiretlerinin bulunduğu ve bunların mıntıkalarındaki köylerin iskanlarına müsait olduğu bildirilmiştir. Karacasu kazasında kışları bu kazaya gelen Dinar, Afyon ve Çal'da kayıtlı 20 çadır Gebenler aşiretinin, Çal ve Dinar kazalarında kayıtlı Hacıkabirali aşiretinin bölgede iskanlarının yapılabileceği bildirilmiş, Söke'de bulunan 384 çadır aşiretin 121 çadırının Söke'de bulunduğu 252 çadırın da çevre mahallerden geldiğine dikkat çekmiştir. Söke'deki aşiretin 20 çadırı Bozdoğan nahiyesinin Tuzburgazı köyünde, 21 çadırının Atburgazı kariyesinde, 80 çadırının Akköy nahiyesinde iskanları olumlu görülmekteyken arazi şartlarından dolayı Akköy, Doğanbey ve Yenihisar'ın iskan için uygun olduğu bildirilmiştir.

Anadolu'nun Oğuz göçleri ile birlikte Türkleşmesinden bu yana Yörük-Türkmen aşiretlerinin yoğun olduğu bölgelerden olan Kayseri ve çevresinde de cumhuriyet döneminde iskan faaliyetlerinde bulunulmuştur. 1926 yılında, Kayseri'de 1916 yılında Ermenilerden kalan metruka yerleştirilen hanelere, mütareke sonrası bazı Ermenilerin gelmesi üzerine buraya iskan edilmiş olan Aydınlı aşiretlerinden bir kısmı kendilerine hane inşa etmek isteyen 162 nüfuslu 40 hanesi Taşhan köyünde. 266 nüfuslu 52 hanesi Söğüdlü ve Tomarza köylerine iskan olmak için başvurmuş daha önce burada hane inşası ile iskan olunmuş olan 114 nüfuslu 13 hane de arazi talep etmiştir.22 Daha önce Develi kazasının Taşhan köyüne iskan olunmuş olan 13 hanenin yanında bu aşirete bağlı 40 hane kışlak olarak Adana taraflarına gittiklerinden ve hayvanlarının çokluğundan bu bölgede iskan olunmak ve arazi almak istemişlerdir. Valiliğin verdiği raporda bölgede 100 dönümlük arazini bulunduğu, hayvanları olanlar için koyun ve keçi kışlağı kurulan yerlerde 11 hanelik Horzumlu aşiretinin var olduğu ve bunlarında Söğüd civarında kışlak ve yaylak göçü yaşadıklarını ve geçimlerini temin ettiklerini bildirilmiştir. Ayrıca Söğüd civarında 41, Çomaklı köyünde 13 hane hanelerini kendileri yapmak suretiyle arazi istemişlerdir. Aydınlı aşiretlerinden bir kısmı da İncesu kazasında olup bunların ileri gelenleri Niğde vilayetinin Suluca nahiyesine iskan olunabileceklerine dair talepleri uygun bulunmuştur. Develi kazası köylerinde bulunan 35 hane, bölgede bulunan 94 hane aşiretin iskanı için değerlendirilebileceği belirtilmiştir. Ayrıca buradaki aşiretler için Adana'nın Saimbeyli kazasında Ermenilerden metruk emvalin kullanılması Dahiliye Vekaleti'nden Adana valiliğine bildirilmiştir.

Maraş valiliğinden gelen rapora göre de vilayet dahilindeki aşiretler hakkında bilgi verilmiştir. Buna göre; Pazarcık kazasında 4990 nüfuslu Sinanlı, 4501 nüfuslu Alaçalı ve 3620 nüfuslu Keçeli aşiretine mensup olup çadırlarda yaşayan aşiret mevcuttur. Elbistan kazasında da sürekli çadırlarda yaşayan 5646 nüfuslu Sinanlı, 1667 nüfuslu Alaçalı ve 1176 nüfusa tekabül eden diğer aşiretler bulunmakta bunlar hayatlarını çadırlarda geçirmektedir. Göksün kazasında ise 7640 nüfuslu Konarlı aşireti ile yaklaşık 5000 nüfuslu Aydınlı aşireti bulunmaktadır. Aydınlı aşireti Haziran ayından Eylül sonuna kadar Göksün, Elbistan, Saimbeyli, Aziziye, Pozantı kazalarının belirli bölgelerinde yaşamaktayken Konarlı aşireti yazın Göksün ve Andırın'ın belirli bölgelerine yerleşmiş Çukurova'da bazı köylerde kamıştan evler yaparak ikamet etmişlerdir. Bunlara buralarda 150 dönüm arazi verilmiştir. Aydınlı aşireti ise hayvanlarından kazandıkları kazanç kendilerine yettiğinden belirli bir yere iskan niyetleri çok azdır.

Niğde ve civarının Yörüklerin yaylak kışlak yolu üzerinde olması burada iskan mevzusunun daha sık yaşanmasına sebep olmuştur. Bu amaçla Adana havalisinden ilk baharda merkeze bağlı Üçkapılı yaylasına gelen 1200 nüfusa sahip olan Aydınlı, Karakeçili, Korzun ve Sarıkeçili aşiretleri23 ile 500 çadıra yakın Tekeli aşiretinin daha sonra dönmeleri, Çadırkaya köyü civarında 8-10 hane civarında oturdukları ancak iskanları için yeterli miktarda Ermeni metruku olmadığından Çadırkaya ve Eğriköy köylerinde Üçkapılı yaylasına gelen bu aşiretin Rumlardan kalan metruka iskanına karar verilmiştir.26 Yine Aksaray vilayeti civarında dolaşmakta olan 150 nüfustan ibaret ve koyunculukla uğraşan Yörük aşiretinin Amarat köyüne iskanına karar verilmiş27, ancak köy nüfusunun kalabalık olması, dört köy arazisinin bir arada bulunmasından sıkıntı yaşandığı bu gerekçelerle bu köye yakın bir arazi olan Künk mevkiinde köy inşasına karar verilmiştir.28 Tokat'ta da Pazar nahiyesine bağlı mübadil Rumların boşalttığı Gerdikan ve Sarıtarla köylerine 50 haneden oluşan 205 nüfuslu Gaygel Yörük aşireti iskan olunmuş, Çorum'da da 40 haneden ibaret olan Yörük aşiretinin 4 çadırı Sungurlu kazasının Saraca ve Karadere köylerine diğerleri de Çorum'un Çaşak ve Han Huzlus köylerine hanelerini kendilerinin yapmaları şartıyla iskan olunmuşlardır.

Sonuç

Osmanlı Devleti sosyal ve ekonomik değişiminin hızlandığı, savaşlardan kayıpların verilmeye başladığı dönemde konar göçerleri geri kalmış bölgelerde üretimi arttırabilmek amacıyla iskan etme uygulamasına başlamıştır. Bu yapılanma süreci devletin yıkılışına kadar sürmüş, işgallerle uğraşan Osmanlı meclisi bu arada konar-göçerlerin iskanı kanununu da çıkarmıştır. Osmanlı Devletinin son yüzyılında yaşadığı bu iskan süreci genç Türkiye Cumhuriyeti'nin de önemli sorunlarından birisi olmuştur. Sanayileşmenin ve dolayısıyla şehirleşmenin yoğunlaştığı bu dönemde konar göçerlik bir kazanç olmaktan ziyade yaşam tarzı itibariyle bir kültürel doku haline gelmiştir.

Bugüne kadar hayat tarzlarını değiştirmeden varlıklarını koruyan Konar-göçer aşiretleri şehirleşme sürecinin hızlandığı 1960 yıllardan itibaren hareket edemez bir noktaya gelmiştir. Bu süreçte hem tarım arazilerinin hem de yerleşim alanlarının, aşiretlerin yüzyıllardır kullandığı yaylak ve kışlak yolları üzerinde genişlemeye başlaması Yörük-Türkmen aşiretlerinin de artık konar göçerlikten vazgeçme durumuna geldikleri sonucunun doğurmuştur. Yaşam koşullarının zorlanması, hayvancılığın artık geniş sahalarda yapılamaması ve iletişim kanallarının gelişmesiyle genç nesillerin eğitim ihtiyaçları aşiretlerde de yerleşik olma sürecini hızlandırmıştır. Günümüzde hala yaşam tarzlarını muhafaza etmeye çalışan Yörük aşiretleri Akdeniz'de birkaç obadan ibaret olmak üzere yaşamaktadırlar. Artık konar göçerlik kavramı içeriğini değiştirerek yazın yaylaya çıkmak şekline gelmiştir. Konar-göçer kültürü dokunan kilimlerde ve yaylak ve kışlak yerlerine iskan olan aşiretlerin yaşlıların anlatımlarıyla sözlü kültür yoluyla yaşama savaşı vermektedir. Fiziki olarak neredeyse sona ermiş olan konar-göçerlik bugünde yaşamakta olduğumuz süreçte hayat algımız içinde var olmaktadır.

Kaynakça
Kitap: OSMANLIDAN CUMHURİYETE YÖRÜKLER ve TÜRKMENLER
Yazar: Hayati Beşirli, İbrahim Erdal
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Türkmen Aşiretleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir