Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Türkmenlerin Daire-i Cevelanları

Burada Türkmen Aşiretleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Türkmenlerin Daire-i Cevelanları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 19:03

TÜRKMENLERİN DAİRE-İ CEVELANLARI

Türkmenlerin daire-i cevelanlarını kat'i bir daire altında izah eylemek mümkün değildir. Çünkü kendi keyif ve heveslerine tabi olan bu aşiretlerin aynı tariki takip etmek mecburiyetleri yoktur. Lakin gerek bazı içtimai sebepler ve gerek Türkiye teşkilat-ı mülkiyesinden mütevellit idari mecburiyetler dolayısıyla kısmen muayyen olunabilecek bir daire-i cevelan bulmak mümkündür.
Bunların daire-i cevelanları, grup taksimatına nazaran tetkik olunabilir. Yoksa her aşiretin ayrı ayrı daire-i cevelanını kaydetmek kabil olamaz. Çünkü, bu bapta pek vasi kuyudata mecburiyet vardır. Sonra her grubun umumi bir dairesi bulunabilir. Fakat grup dahilindeki aşiretlerin harekatında bir intikam yoktur. Buna binaen bu kadar dağınık aşiretler arasında bir tasnife kalkmamak daha doğru olur.

Grup tasnifinden evvel, heyet-i umumiyenin daire-i cevelanını da tayin etmek mümkündür. Çünkü aşiretlerin hemen hepsi de aynı hayatı geçirmektedir. Bu sebeple hepsinin de aynı yazlık ve aynı kışlık mevkileri intihap edeceğinden şüphe edilemez. Bu bapta umumi bir fikir serdetmek mümkündür. Sonra bu umumi mütalaanın ehemmiyeti de kabil-i inkar değildir. Çünkü bu umumi ahvale nazaran gruplarda tasnif olunabilir ve usul-i tasnifde muntazam bir silsile halinde devam eder. Bu sayede aşiretlerin hayatı ihtiyaçlarındaki tarikler anlaşılmış olur. Bu netice bilhassa iskan meselesi ile ziyade alakadardır.

Türkmen aşiretlerinin bulunduğu havali mevki-i coğrafi itibarıyla münhasıran mıntıka-i mutedile dahilinde olmayıp kısmen mıntıka-i hareye de şamildir. Fakat havalinin heyet-i umumiyesi nazar-ı itibara alınırsa, bu sahayı mıntıka-i mutedileden addetmek icap eder. Sonra bu havalinin teşkilat-ı tabi-iyyesi hemen hemen bir yeknesaki arz etmektedir. Bu mıntıkanın arz ve tul daireleri arasında diğer arz ve tul dairelerinin hepsinin de manatık-ı mutedile yazı ve kışı vardır. Ancak bazı yerlerinde yazın harareti tezayüt eder. Bu suretle kısmen te-halüf hasıl olur. Fakat kış mahallerinin dereceleri arasında o kadar mahsus bir fark yoktur. Kastamonu dağlarındaki soğuk, İzmir, Kürdistan, Halep ve Diyarbekir dağlarında da mevcuttur. Filhakika bürudetteki müsavat, bürudetin anasırında da müsavatı istilzam etmez. Bazı mahallerdeki şiddetli kar, diğer mahallerde kuru soğuklarla karşılaşabilir.

Teşkilat-ı tabiiyyenin füruatında da bir müsavat vardır:

Bütün bu arazi dağ, vadi, yayla, ova terkibatından ibarettir. Bu unsurlar, küçük mesahalarda ve her yerde bulunuyor. Hatta bazı coğrafiyün diyorlar ki, "Anadolu Kıtası" heyet-i umumiyesi itibarıyla coğrafi bir vahdet arz etmektedir. Sivas yaylalarını, hem İzmir'de, hem Halep'te ve hem de şarki Anadolu vilayetlerinde bulabiliriz. Dağ, nehir, ırmak, ova hakkında da aynı mütalaa vardır. Buna binaen bu kıta da aynı ahvalin tekerrürünü nazar-ı itibara almalıdır.

Bu esasat, bu kıtada yaşayan insanların da aynı tesirata tabi bulunduklarını ispat eder. Bu halde bütün Anadolu halkının maruz kaldığı muhiti tesirde azami bir vahdet aranılabilir. Bu ise, gerek bu aşiretler ve gerek diğer aşiretlerle Türkler arasında bir nevi vahdet-i ihtiyaç ve vahdet-i hayatın mevcut olduğu neticesini tevlit eder. Burada yalnız Türkmenlerin arasında mevcut vahdeti ve bu vahdetin de yalnız coğrafi kısmını na-zar-ı dikkate alıyoruz. Ancak bu malümata istinaden Anado-lunun ve bilhassa Türkmenlerle meskün olan kısmının ahvali iktisadiyyesindeki şekli de tetkik etmek isteriz. Bu şekil, aşiretlerin cevelanlarında en mühim bir amildir. Çünkü her ne olursa olsun ve her ne şekilde bir hayat geçirilmiş bulunursa bulunsun behemehal hayat-ı iktisadiyyenin cereyanına tebiyyet edilmiştir. Buna binaen Türkmenler de böyle bir cereyanın taht-ı tesirinde bulunuyorlar demektir.

Türkmenlerle meskün olan Anadolu kısmı, iki deniz kenarında ve bir denizin de karşısındadır. Bu iki deniz, Bahr-i Sefıd ile Adalar Denizi'dir. Diğeri ise Bahr-i Siyah'dır. Lakin Türkmen coğrafyasını denizlere nazaran tetkik edecek olursak, bu coğrafyanın deniz haricinde teşekkül ettiğini görürüz. Ne iki denizin kenarında olanlarında ve ne de bir denizin karşısında bulunanlarda deniz hayatı ile alakadar bir aşiret hayatı görülmez. Aşiretler, bu cihetlere müteveccih değillerdir. Belki, hepsi de dahili Anadoluya müteveccihtirler. Binaenaleyh bunların coğrafi vaziyetlerini dahili Anadolunun salifü-larz tul ve arz daireleri içerisinde aramak icap eder. Halbuki Anadolunun üç denize ayrılan ticareti yanında bir de dahili ticareti vardır. Mesela Türkiye denizlerinin depoları, Ankara, Konya, Sivas, Halep, Erzurum, Musul'dur. Ancak bu depolar dolduktan sonra denizlere doğru bir hareket icra edilmiş olur. Bu depolar ise, Anadolunun dahili kısmıyla doluyor. Ve depo merkezleri, Anadolu'nun dahili nokta-i merkeziyyelerini teşkil ediyor. Demek oluyor ki, Anadolu iktisadiyatı bir nokta-i merkeziyye etrafında tecemmu ettikten sonra harice gidebiliyor. Bu esas, Türkmenlerin coğrafi vaziyetlerinin cihet-i teveccühleriyle pek ziyade alakadardır. Çünkü bunlarda da dahili bir hareket vardır. O halde Türkmenler Anadolu'nun vaziyet-i iktisadiyesiyle müşterek bir hat takip ediyor ve bu vaziyet-i iktisadiyyeyi de kuvvetleştirecek bir mevkide bulunuyorlar demektir.

Görülüyor ki, Türkmenlerin cevelan dairesi ile Anadolu'nun iktisadi hareketi arasında bir ittihad-ı tam vardır. O halde, kıta sakinlerinin de aynı mukadderata malik olduklarını kaydeylemek icap eder.
Şimdi, cevelan-ı umuminin yaz ve kış mıntıkalarını tasrih etmek imkanı ihzar edilmiş demektir. Türkmenler, yazın bir mahalde o kadar fazla oturmazlar. Lakin zannedildiği kadar da, süratle tebdil-i mahal etmezler. Yalnız seyahat esnasında konaklamak meselesini istisna etmek lazımdır. Türkmenler, yazın en ziyade ovalan ve yaylaları intihap ederler. Aynı zamanda tarz-ı hareketlerinde de bir usul meridir. Mesela senenin muayyen bir zamanında muayyen bir yere gitmek için bütün aşiretlerde bir itiyat vardır. Göçebelik bu esasa istinat eder. Lakin bu esasın yeni bir şey olduğunu da iddia edebiliriz. Sonra bunun mutlak olduğunu zikredenleyiz. Yalnız hal-i tabii bundan ibarettir. Yoksa aşiretler hal-i tabii haricindeki harekatta da serbest olduklarından istisnaların vücüduna itimat etmek icap eder.

Şüphesiz, bütün aşiretler böyle hareket etmezler. Bu mecburiyet Türkiye teşkilat-ı mülkiyesinin eseri addolunabilir. Mamafih Türkiye hükümetinin vücuda getirdiği bu teşkilattan evvel de, bu suretle hareket mecburiyetinde kaldıklarına dair bazı emareler mevcuttur. Mesela gerek Uzun Hasan, gerek Karakoyunlu, Akkoyunlular ve gerek Aydın ve saire oğulları gibi tavaif-i müluk zamanında da böyle muayyen yazlık ve kışlık iskan mahalleri var idi. Zira bunlar, bu hükümetlerin birer ordusu makamında idiler. Lakin Türkiye hükümetini tesis eden aşiretin ordudaki mazbut seyahati nazar-ı itibara alındığı taktirde Anadolunun o kadar mazbut bir hükümet teşkilatına tabi olmadığı ve ancak bey merkezlerinin istiklale malik oldukları anlaşılır. Fakat her halde eski devirlerde de kısmen muayyen bir cevelan dairesi var idi.

Türkmen aşiretleri, yazı beş ay, kışı yedi ay addederler. Beş aş yazın iki ayı yolculuk ile üç ayı da muhtelif mahallerde haymenişin olmakla geçirilir. Bu adet hemen hemen umumidir. Hatta bunu teyid eyleyen birçok şarkılar bile vardır. Yaz hareketinin ciheti zikredilmek iktiza ettiği taktirde, cenup istikametini gösterebiliriz. Ancak Anadolu yaylalarının ce-nub-ı şarkiye doğru bir meyil ile tealisi nazar-ı itibara alınırsa, cenup istikametinin bu suretle kabul edilmesi, icap eder.

Kışın ise, vadiler arasındaki kuytu dağ eteklerine müracaat edilir. Herhalde eski bir kale içi, bir harabe ve soğuğa karşı muhafaza edebilecek bir mahal tercih edilir. Bu müddet yedi aydan ibaret olan kışın beş ayını ihtiva eder. Diğer iki ay, kışlanacak olan mahallin karşısındaki ovada geçirilir. Çünkü bu iki ayın birisi Eylül, diğeri de Marttır. Herhalde bu aylar-dan birinin kışlık diğerinin de yazlık ihzaratını ikmale hasredildikleri de meydanda bir keyfiyettir. Kış harekatı da yaz harekatı gibi muayyen bir cepheye doğrudur. Bu cephe Anadolu dağlarının muhassala-i istikametini izhar eden şimal-i garbi kısmıdır. Bazı aşiretler, bu cepheyi bulabilmek için uzun bir seyahate mecburdurlar. Lakin ekseriyetle aynı istikameti muhafaza eyledikleri de müşahede olunmaktadır. Hatta aynı hal, İran Türkmenleri arasında da müşahede olunmaktadır. Kürtler ise, bu istikamete nazaran, eski beylik devirlerini aynı teşkil ettikleri gibi, halihazırda da aynı istikameti muhafaza eylemektedirler. Kürtlerdeki bu müşabehet, Anadolu dağ teşkilatı ile aşiret hayatında bir takım müşabehetlerin mevcudiyetinden ziyade Kürtlerin Türkmenlerle tesalüp etmiş olmalarında aranılabilir.

İşte heyet-i umumiyyenin iki mevsim daire-i cevelanları bundan ibarettir. Şimdi bu esasa istinaden de grupların daire-i cevelanlarını tayin etmek mümkün olabilir.

Kaynakça
Kitap: TÜRKMEN AŞİRETLERİ
Yazar: FRAYLİÇ, RAVLİG
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Türkmen Aşiretleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir