Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Afşar Aşiretleri

Burada Türkmen Aşiretleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Afşar Aşiretleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 17:53

Afşar Aşiretleri

Afşar Türkmen aşiretleri, Anadolu Türkmenlerinin en mühim kitlesini teşkil eylemektedir. Bunlar umumi taksimatın "İran Hududu-Şimali Anadolu Silsilesi" kısmına dahildirler, vaziyet ve mevki-i coğrafyaları da, atideki teşkilat-ı mülkiye dahilinde bulunmaktadır.

Sivas'ın kısm-ı merkezisinin cenup ve şark cihetlerinden toplu bir hat ile Kürdistanın şark-ı cenubiyesini mailen kat ederek Erzurum, Bitlis, Van vilayetlerine kadar temadi eder ve oradan da İran'ın kısm-ı merkezisinde yaylalan takiben-Türkistana vasıl olurlar. Afşar aşiretleri, büyük bir kitle teşkil ettiği gibi, Anadolu tarihinde de büyük roller oynamışlardır. Bu roller, umum Türkmen aşiretlerine aittir. Ancak kahramanların bunlara izafeten meydana çıkmaları ve bilhassa İran'daki mesail-i siyasiyeye müdahale eylemeleri hasebiyle teferrüt etmeleri mümkün olmuştur. Seyr-i tarihi bahisinde ariz ve amik izah edilecek olan bu meselelerin heyet-i umumiyedeki tesiratı, Farsakların heyet-i umumiyeleri aleyhinedir. Burada, küçük kitleler yerine büyük aşiretler kitleleri, kaim olmuştur. Filhakika, bu ihtiyacın bazı esbab-ı taliye dolayısıyla kuvvet bulduğu da doğrudur. Mesela, en ziyade toplu kitleler, Sivas Vilayeti dahilinde Aziziye Sancağı havalisi ile civarında bulunmaktadır. Bu hal, buralarda iskan edilmiş olan Çerkezlerin hırsızlıkları ve baskınları dolayısıyla teşkil etmiş addolunabilir. Lakin, meselenin tamiki başka sebepler de göstermektedir. Bilhassa, bir takım esbab-ı evveliye vardır ki, bunların tesirleri de pek ziyadedir. Bu esbab-ı evveliye, bunların tarihi rollerinin kendileri üzerindeki tesiratıdır. Aşiret bir devlet olmadığından, devlet rolünü ifa ettiği taktirde, büyük bir mazinin sıkleti altında kalmış olur. Mesela, İspanyadaki ağır devlet mazisi de böyledir. Hatta, İtalya da, aynı mazinin tesiratından kurtulamamıştır. Bir aşiret ise, böyle bir maziden tahlis-i giri-ban edemez. Bu vaziyet, Afşarların fevkalade muhafazakar olmalarını intaç eylemektedir. Sonra, bu havalideki Türkiye teşkilat-ı mülkiyesi pek iptidaidir ve hemen hemen de eski hükümetlerin teşkilat-ı idariyesi ruhunu taşımaktadır. Buna binaen hükümet, aşiretlerin bu toplu hayatından istifade edememiştir.
Aşiretlerdeki ruhi birlik, aşiretin bir nevi hukuk-ı umumiyesini izhar ve aşirette büyük soyların mevcudiyeti intaç eylemektedir. İşte salifelarz esbab-ı evveliye de, bundan ibarettir.

Büyük kitle teşkilatı, Afşar aşiretlerinin beş altı kabileye ayrılmalarını intaç eylemiştir. Bu da sırf Türkiye teşkilat-ı mülkiyesinin bir neticesidir. Yoksa, bu aşiretlerin yalnız bir reise tabi olmaları ihtimali de pek kuvvetlidir. Büyük kitlelerin kuvvetleri, hükümetin bunlara karşı imtiyazlı bir vaziyet almasını intaç eylemiş ve aynı zamanda bunlar arasında sahib-i nüfuz aşiret beyleri yetişmiştir. Bu beyler doğrudan doğruya, hükümetle temas ettiğinden ve Türkiye hükümetinin teşkilatı ise aşiret teşkilatına tevafuk etmediğinden, hükümet ile bu beyler arasında bir nevi vaziyet-i siyasiye tahaddüs etmiştir. Bu da hemen hemen Almanya'daki federal dükalıkların mevkilerine müşabih bir haldedir. Buna binaen, aşiretler dahilinde de reislerin vasi salahiyetleri vardır. Türkiye hükümeti, daima bu beylerin tavassutlarına müracaat ediyordu. Halbuki, Türkiye'de mülki bir teşkilat bulunmadığından, her müstakil mülkiye memuru, kendi idaresi dahilindeki Türkmen aşiretlerinin bir beyi ile temasta bulunmak isterdi. Buna binaen, aşiret beyleri de, bu ihtiyaç nispetinde çoğaldı, durdu.

Afşar kabilelerinin o kadar muhtelif isimleri yoktur. Merbut listede görüleceği üzere, hemen hepsi de birkaç isme izafeten yad edilir ki, isimlerdeki sarahat, bu unvanların yeni ve bilhassa, Türkiye hükümetinin teşkilat-ı mülkiyesi zamanına ait olduğunu göstermektedir. Bu ciheti ispat eden delail, her vilayetin ayrı bir aşirete malik olmasıdır. Ancak, Türkiye teşkilat-ı mülkiyesi, son asırda birkaç defa tebdil ettiği için, halihazırda bazı karışıklığa tesadüf edilir ki, bunlara ehemmiyet vermemek lazımdır.

Afşar aşiretlerinin nüfusu, bir milyon kadar tahmin edilmektedir. Hatta, bazı seyahatnamelerde bunlarla Kürtleri de karıştırdıkları ve Kürtlerden addedilen birçok aşiretleri, Türkmen addeyledikleri vakidir. Bu cihet, kısmen doğrudur. Nüfusun fazla ve noksanlığı hakkında da, birçok mütalaat vardır. Fakat bütün hesaplar, tahmini neticelere istinat etmektedir. Buna binaen, bunların hangisinin doğru olması lazım geleceği hakkında kat'i bir fikirde bulunmak mümkün değildir. Biz, nüfusun kesafeti nokta-i nazarına istinaden yapılan bir hesabı vasati üzerine, bir milyon nüfusu muvafık buluyoruz. Türkiyenin henüz nüfusu tadat edilemediği gibi, vilayetlerin aşiretler hakkında hiçbir malumatı yoktur. Bu bapta, birçok vali, mutasarrıf, kaymakam ve belediye reislerine müracaat etmiştik. Herkes, gelişi güzel bir cevap veriyor ve hiç birisi kuyudata? müstenit malumat ita edemiyordu.

Nüfusun kesafeti nokta-i nazarından birçok tehalüfler vardır. Buna binaen, Farsaklar gibi bunlar arasında da icap eden nispet taksimatı yapılmıştır. Bu taksimata nazaran, Afşar nüfusu altı mıntıka-i kesafet şeklinde irae olunabilir ki, bunlar gerek aile ve gerek aşiret hayatları tetkikatında pek mühim hizmetleri vardır. Bu mıntıkalar ber-veçh-i atidir.

Merkezi Sivas'ta30/100 x 1.000.000
Cenubi Sivas'ta29/100 x 1.000.000
Erzurum'da62/100 x 1.000.000
Bitlis'te11/100 x 1.000.000
Van'da 30/100 x 1.000.000
Halep, Sivas, Adana hudutlarında8/100 x 1.000.000


Aşiretlerin bu kesafetleri, bilahare tebdilata uğramış değildir. Çünkü, bu adetler yeni bir taksime göre ahzedilmiş ve tarihi kıymetlere ehemmiyet verilmemiştir. Bu aşiretlerin hane taksimatı, Farsaklarda olduğu gibi, nispet-i kesafetle mepsuten mütenasiptir. Buna binaen, bunların da kendi nispetleri dahilinde zikredilmeleri icap etmektedir.

1. 30/100 x 1.000.000 nispetinde her aşiretin:

Nüfus-ı azamisi: 500 hane halkı
Nüfus-ı vasatisi: 180 hane halkı
Nüfus-ı asgarisi: 320 hane halkı

2. 39/100 x 1.000.000 nispetinde her aşiretin:

Nufus-ı azamisi: 300 hane halkı
Nüfus-ı vasatisi: 110 hane halkı
Nüfus-ı asgarisi: 218 hane halkı

3. 2/100 x 1.000.000 nispetinde her aşiretin:

Nüfus-ı azamisi: 220 hane halkı
Nüfus-ı vasatisi: 90 hane halkı
Nüfus-ı asgarisi: 130 hane halkı

4. 11/100 x 1.000.000 nispetinde her aşiretin:

Nüfus-ı azamisi: 200 hane halkı
Nüfus-ı vasatisi: 73 hane halkı
Nüfus-ı asgarisi: 110 hane halkı

5. 30/1.000.000 nispetinde her aşiretin:

Nüfus-ı azamisi: 380 hane halkı
Nüfus-ı vasatisi: 170 hane halkı
Nüfus-ı asgarisi: 252 hane halkı

6. 8/100 x 1.000.000 nispetinde her aşiretin:

Nüfus-ı azamisi: 180 hane halkı
Nüfus-ı vasatisi: 60 hane halkı
Nüfus-ı asgarisi; 80 hane halkı

Heyet-i umumiyenin nispeti ise ber-veçh-i atidir:

Afşar aşiretlerinden her aşiretin:

Nüfus-ı azamisi: ! 380 hane halkı
Nüfus-ı vasatisi: 1330 hane halkı
Nüfus-ı asgarisi: 413 hane halkı

Afşar aşiretleri hane nüsfusları da, muhtelif şekillerdedir. Lakin, Farsaklarda olduğu gibi, bunların da heyet-i umumiyeleri nispetini, nazar-ı itibara almak lazımdır.

Buna binaen, atideki taksimat muvafıktır:

Nüfus-ı azamisi: 18 şahıstan mürekkep
Nüfus-ı vasatisi: 13 şahıstan mürekkep
Nüfus-ı asgarisi: 5 şahıstan mürekkep

Bu nispet, Afşar hanelerinin yüzde yetmişini teşkil etmektedir. Buna binaen, gerek kalan yüzde otuzunun ise, daha az bir nüfusa malik olmasının ehemmiyeti yoktur. Sonra Afşarların cinsiyet adetleriyle asıl istatistik arasında, mühim fark vardır.

Afşar aileleri, daha ziyade erkek yetiştirmektedirler. Buna binaen, bunların arasında da, kadınların kıymetleri artmıştır. Bu ciheti de istatistiğe terk edelim.

Her ailedeki cinsiyet taksimatı ber-veçh-i atidir:

Azamisi: 10 erkek, 8 kadın
Vasatisi: 8 erkek, 6 kadın
Asgarisi: 3 erkek, 2 kadın

Bu nispetteki rakamlar nüfus-ı umumiyenin yüzde altmışın üzerinedir.

Azamisi:

7 erkek, 11 kadın

Vasatisi: Asgarisi:

5 erkek, 8 kadın 2 erkek, 3 kadın

Nispeti mevcuttur. Fakat bu nispetin her sene ilk nispete doğru tahavvül ettiği de görülmektedir. Bunun sabit olduğu mahal, yalnız aile hanesinin yüzde otuz noksanı üzerindeki aşirete aittir ki, bunları da şehirlere yakın mahallerdeki aşiretler, teşkil eylemektedir.

Bu nispetten sonra çocuklar hakkındaki istatistik geliyor. Bu istatistik burada kemal-i ehemmiyetle nazar-ı itibara alınmıştır. Çünkü, Afşarların tarihdeki mühim rolleri, Ancak çocuk nispetinin derecesinden anlaşılabilecektir. Zira, bunların ne kitapları, ne abideleri vardır. Her şeyi, uzvi hayatın nişanelerinde mündemiçtir.
Bu nispet, Sivas'ın haricindeki diğer üç mıntıkada tebeddül ediyor.

Her aile çocuk miktarı:

Azamisi: 12 çocuk: 7 erkek; 5 kız
Vasatisi: 6 çocuk: 4 erkek; 2 kız
Asgarisi: 3 çocuk: 2 erkek; 1 kadın

Buna binaen, erkek çocuk fazlalığı, nüfus-ı umumiyenin yüzde atmış sekiz nispetindedir.
Afşar aşiretleri, heyet-i umumiye itibariyle vadilerde yaşamayı tercih etmektedirler. Bunlar, hemen umumiyetle ormanlık ve sahayı, işgal etmiş addolunabilirler. Buna binaen, bunların coğrafi ihtilafları o kadar ehemmiyete şayan addedilemez.
Afşar aşiretlerinin hissi, fikri, iradi vaziyetleri de heyet-i umumiyeye dahil bulunmaktadır. Ve heyet-i umumiye sırasında zikr olunacaktır.

Kaynakça
Kitap: TÜRKMEN AŞİRETLERİ
Yazar: FRAYLİÇ, RAVLİG
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Afşar Aşiretleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 19:03

Afşarların Cevelan Sahaları

Türkmen grupları, beş tane idi. Bunlardan birincisi, Afşar grubu idi. Grubun mahall-i mevcudiyetini tasrih etmiştik.

Burada yalnız bu mahallin ne suretle iki şubeye ayrıldığını tasrih edeceğiz ki, bu şubeler de şunlardır:

1- Afşarların yazlık iskan mahalleri
2- Afşarların kışlık iskan mahalleri

Yazlık iskan mahalleri, Erzurum'un Pasin Ovasından itibaren yekdiğerine omuz vermiş gibi ve Konya ve Ankara'ya doğru uzanan ve sonra Aziziye arkasından cenub-ı garbiye doğru inen ova ve yaylalardır.

Bu ova ve yaylalar, heyet-i umumiyesiyle aynı irtifada değillerdir. Ovalar arasında kısmen bir müsavat aranabilir. Lakin yaylalar arasındaki derece-i irtifa farkları pek azimdir. Bu yaylaların bazıları, sath-ı bahirden pek az yüksektir ve Musul derece-i harareti nispetinde sıcak yapar.
Bu hararet, aşiretlerin daima aynı mahallerde haymenişin olmalarına meydan bırakmamaktadır. Çünkü hararetle beraber bir nevi yaz rüzgarları gelir. Aşiretler her zaman ayrı ayrı mahallerde haymenişin olmak sayesinde bu yaz rüzgarlarının muzır tesiratmdan kurtulabilmektedirler. Çünkü hemen hemen her ayda ve ara sırada her on beş günde bir her aşiret tebdil-i cihet etmektedir. Buna binaen bu Türkmenlerin yaz cevelanlarında daha az bir istikrar eseri görülür.

Sonra bunların daha hususi bir hareketleri de vardır:

Ekseriyet itibarıyla kendi mıntıkaları dahilinde gezinmektedirler. Lakin her senede bir kısımları, kendi mıntıkalarını tecavüzle daha cenuba hatta Kaçarlarla Sarıların dairelerine kadar gitmektedirler.

Halep Ovaları, ekseriya beş on Afşar aşiretini de geçindirmektedir. Bazı seyyahlar, bunların Adana'ya da indiklerini söylüyorlar. Bu suretle Farsakların dairelerine girmiş oluyorlar. Şüphesiz bu nevi seyahatlerin ihtilat neticeleri nazar-ı itibara alınır ve Afşarların arasıra diğer üç büyük grup ile münasebatta bulunduklarına ehemmiyet-i azime atfedilebilir.

Aynı zamanda Afşarların bu cevelanlarındaki daire, bunların ihtiyaçları dahilinde bulunuyor demektir. Eğer bu bapta daha salahiyetli bir tetkikin imkanı olsaydı, bunları derece-i ihtiyaçlarıyla mıntıkalar arasındaki nispeti de kat'i surette tensip etmek mümkün olurdu. Fakat Türkiyenin ne ahval-i iklimiyye, ne ahval-i ziraiyye, ne ahval-i tabiiyye ve ne de ahval-i iktisadiyye hakkında hiçbir istatistik mevcut olmadığından, aşiretlerin yazlık cevelanları zamanındaki istihsal ve istihlak derecelerini tayin etmek mümkün değildir.

Filhakika yazlık cevelan dairelerinin yalnız çayır mahallerine münhasır bulunmadığı hakkında bazı mütalaalar zikredilebilir. Fakat bunların hesab-ı hakikileri için de istatistiklere lüzum vardır. Bu sebeple burada umumi mütalaanın devamını iltizam edelim.
Bazı seneler olur ki, şimal ovalarındaki çayırların fazla kıymetleri bulunur. Bu hal, Afşarların daire-i cevelanlarına diğer Türkmenlerin de dahil olmalarını intaç eyler. Bu Türkmenler, kısmen Yörükler ve kısmen de Kürt aşiretleriyle İran Türkmenleridir. Afşarların dairelerinde geçirdikleri kış müddeti daha fazladır. Halbuki gerek Yörük ve gerek İran Türkmenleriyle Erzurum'un cenubundaki Kürtlerin kış mevsimi daha azdır. Buna binaen yabancılar daha erken hareket ederler ve çayırları da daha erken istihlak eylerler. Bu sebeple artık Afşarların daha cenuplara akın etmelerinden başka çare kalmaz.
Kışın, bütün Afşarlar kendi mıntıkalarında toplanırlar. En uzak mahallerde bulunanlar bile kışlaklara avdet ederler. Zaten her sene devam eden cevelan, her aşiret için muayyen bir yol tayin etmiştir.

Kışlak mahallerine giden aşiretler, yaylalara giden yolu takip etmezler:

Behemehal o yolun gayrisini ve bilhassa ona kısmen muvazi bir yolu takip ederler. Bunların sebebi, avdette de hayvanatın iaşesi meselesini nazar-ı itibara almak mecburiyetinde bulunmalarıdır. Bunun için, behemehal ayrı ve istihlak edilmemiş bir saha takip etmek mecburiyetindedirler. Kışlık avdet yolunu da Aziziye'nin garbından şimale doğru uzanan vadiler teşkil eder. Bu vadiler, az mesafelerde dahile doğru avdet hattına amuden çıkarı bir takım muvazi vadi berzahlarıyla aşiretlerin kışlık iskan mahallerini teşkil eden kuytu mahallere gitmektedir.
Kışın, her aşiretin sabit bir mahalli vardır. Bu mahaller, ayrı ayrı gösterilebilir.

Mesela, Afşarların kışlık mahalleri ber-veçh-i atidir:

1- Sivas-Kayseri-Adana yolu üzerindeki bilcümle köyler.
2- Sivas-Karahisar-Erzincan-Erzurum yolu üzerindeki bilcümle köyler.
3- Sivas-Harput-Halep yolu üzerindeki köyler.

Burada ehemmiyetle nazar-ı itibara alınacak cihet aşiretlerin daima küçük idari merkezlere yakın bulunmalarıdır. Bu hal, sırf tesadüfi değildir. Belki idari iradenin tesiratından azade olmak ihtiyacından mütevellittir.

Bu bapta en büyük misal, bu tetkikatın üçüncü cildini teşkil eden Kürtler hakkındaki eserde vardır ki, meseleyi kısmen tenvir etmek için burada iktibası muvafık buluyoruz:

"Kürt aşiretleri, Türkiye idare-i mülkiyesinin harekatına tabidirler. Tarihte de bu idare-i mülkiyenin muhtelif tesiratına tabi olmuşlardır. Kürtlerin Türkiye idaresine girmeleri, Yavuz Sultan Selim-Kanuni Sultan Süleyman devirlerinde idi. Bu devirlerde Kürt aşiretleri muhtelif beylerin idareleri altında bulunuyorlardı. Bu beyler, bir takım kalelere malik idiler ki, burada otururlar ve etraflarına da muhtelif aşiretler cem ederlerdi.

İlk zamanlarda bu beylik mahalleri muhafaza edildi. Lakin Türkiye timar ve mezruat usulünün bu havaliye tatbiki, bu beylik merkezlerinin ehemmiyetini tezyid ediyor idi. Çünkü bu merkezlerin hepsinde Türk idare memurları ikamet etmekle başlamışlardı. Bu teşkilat, Kürt aşiretlerine pek ziyade tesir etmekle başladı. Bunun üzerine aşiretlerde bu merkezlerden uzaklaşmak lüzumunu hissettiler. Nitekim Erzurum, Van, Bitlis, Muş, Şehrizor, Genç, Kiğı, Harput ve ilh... gibi eski Kürt şehirlerinde Türk paşaları yerleşmişler idi. Bugün, bu şehirlerin etraflarında hiçbir Kürt aşiretine tesadüf edilmiyor. Bilhassa buralarda hiçbir kışlak mevcut değildir. Çünkü aşiretler, bu merkezlerden uzaklaştırılmışlardı. Bilahare Türkiyede yeni teşkilat-ı mülkiyenin 600 senelik muntazam harekatını izah etmek imkan haricindedir. Ancak Tanzimat devrine kadar devam eden eski ahval-i idarenin vücuda getirdiği birçok şeyler vardır. Bugün kaza, sancak merkezi namlarını taşıyan bu mahallerde de, bir Kürt aşiretine tesadüf edilmez.

Gerek Tanzimattan sonra, gerek Rus muharebesini müteakip yapılan iki üç teşkilat, ihdas edilen bazı kazaların sancak ve nahiyelerin kaza şekline girmelerini mucip olmuştur. Anadolu iskan mahallerinin bu terakkisi, Kürtlerin başka mahallere gitmeleri hareketiyle müşterektir. Çünkü halihazırdaki kaza merkezleri yanında da aşiretlere tesadüf olunmamaktadır. Fakat son teşkilat pek yenidir. Buna binaen bu teşkilattan evvelki vukuat henüz malumdur. Buna istinat eden birçok rivayetlerden anlaşılıyor ki, her yeni kaza, birer aşiretin kışlağını teşkil ediyordu. Hükümet, sırf aşiretler üzerinde daha fazla icra-yı tesir edebilmek için, aşiret kışlakları civarındaki karyelere kaza unvanı vererek doğrudan doğruya aşiretlerle münasebette bulunabilecek salahıyettar mülki makamlar tesis eylemiştir.

Sasanyan Mektebi müdürü, bu ciheti izah maksatıyla demiş idi ki:

"Türkiye, istikbali kafıl-i teşkilat yapmıştır, lakin, idare-i ruz-ı merrede birçok ihtiyaçlar karşısında kalmış ve gerek hazinenin menfaati ve gerek Kürtlerin serkeşliği dolayısıyla daimi bir asayişsizlik içinde kalan bu havalinin idaresi için Kürtlere karşı kuvvetini ihsas ettirmek istemiştir. Buna muvaffak da olabilirdi. Fakat takip edilen usulün doğru olmadığı görülüyor. Zira hükümetin aşirete karşı olan harekatına mukabil, Kürt de ricat usulünü takip ediyor ve sonra yeni gelen memurlar, bu ihtiyacı anlayamayarak gerileyen Kürdü takip edemiyorlar. Halbuki gerileyen Kürt takip edilmiş olsaydı, en nihayet ricat edemeyecek bir hale gelecek ve bu suretle hükümetin kuvveti ihsas edilmiş olacaktı.

Yalnız bu usulün tatbiki için iki şartın vücudu icap ediyordu:

1- Bu usulün takip edilmesi icap ettiğini hükumet-i merkeziyye memurlarına her zaman izah ve daha doğrusu Türkiye idare memurlarının böyle bir takip usulünü idare-i memleket ile müttehit addedebilecek bir tahsile malik olmaları

2- Bu memurların bu havali insanlarından intihabı Yeni Türk hükümeti, bütün hüsn-i niyetine rağmen, ne birinci ve ne de ikinci usulü takip edememiştir."
Bu sadet haricindeki malumatın nakli, Kürt aşiretlerinin ne sebebe mebni kazalardan uzaklaştıklarını izah etmek içindir.

Bu iktibas, Türkmen aşiretlerinin aynı adetini de izaha hizmet eder. Burada Türkmenlerin hükümet nüfuzundan kurtulmak için hali mahallerde kışladıklarını kabul edebiliriz. Lakin Türkmenlerin tarihi, Kürt tarihi kadar mukayyet değildir. Binaenaleyh, bu esasa nazaran tetkikatta bulunmak mümkün değildir. Yalnız bazı kazalarda Türkmenler hakkında işitilen bazı rivayetlere nazaran Türkmenler bu mahallerde kaza teşkilatı yapıldıktan sonra buradan uzaklaşmışlardır. Demek oluyor ki, Türkmenin kışlak mahalli, hükümet idaresinden uzak yerlerdedir.

Hatta, meşhur seyyahlardan olan (Nubak) da bu baptaki meşhudatında diyor ki:

"Aşiretler, merkez, sancak, kaza gibi kısmen bir şekl-i resmi iktisap etmiş mahaller kurbünde değil, hatta nahiyelerin yanında bile kışlamamaktadırlar. Bunlar, daima tenha ve hali mıntıkaları tercih eylemektedirler. Zaten eski kale ve harabelerin bulundukları mahaller de böyle yerlerdir.
Bütün Anadolu aşiretleri, bu tariki takip ediyorlar. İzmir, Bursa gibi kısmen daha sıkı bir idare-i mülkiyeye tabi olan memleketlerde bile aynı teşkilat-ı mütekabilenin esasları görünmektedir. Binaenaleyh bu usulü umumi addeylemek icap eyler.

Afşar kışlak mıntıkasının derece-i harareti her mahalde aynı değildir. Bu Derece 5-12 rakamları arasında tehalüf eder. Filhakika yedi derecelik fark ehemmiyetsiz bir tefavüt değildir. Fakat bu tefavütün muayyen ve mahdut mıntıkalar dahilinde olmaması, belki mıntıkanın umumiyeti dahilinde dağınık bir halde bulunması meselenin şeklini tebdil etmektedir. Mesela, dört derece soğuk yapan bir mahallin bir günlük mesafesinde bulunan bir yayla kenarında 12 dereceye tesadüf edilir. Sonra bu yaylanın dört saatlik budundaki vadi eteklerinde de, altı derecelik hararet görülür. Keza bir iki saat sonra da, bu altı dereceyi iki derecelik ve aynı zamanda bir iki aşirete kışlak olan mahallerde de yedi derece hararete tesadüf olunur. Binaenaleyh muntazam bir tasnife ihtimal verilemez.
Kışlık mıntıkanın hararetinde görülen bu tefavüt mevki-i coğrafinin muhtelif ahval-i iklimiyyesine atfedilebilir. Bu ahval-i iklimiyye mevkilerin irtifalarındaki tehalüf adem-i nispetle ifade olunabilir.

Filhakika, bu derece tehalüfun seciyeler arasında bir tesir yapabileceğini zikretmek doğru değildir. Çünkü, böyle bir tesire imkan bulunmuyor. Böyle bir tesir, ancak 4-17 dereceden fazla tefavütte mevcut olabilir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Türkmen Aşiretleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir