Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Farsak Aşiretleri

Burada Türkmen Aşiretleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Farsak Aşiretleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 17:49

Farsak Aşiretleri

Farsak aşiretleri, İran Hududu-Cenubi Anadolu silsilesi taksimatına aittir. Bu aşiretler, Bağdat demir yolunun cenubi kısmını teşkil eden mesahada bulunurlar ki, takip ettikleri nokta-i ibtida ile intihada ber-veçh-i ati zikredebiliriz.

Muğla Sancağının Ormanlı dağlarından Konya Vilayetinin Antalya Sancağı, Adana Vilayeti, Halep ile Sivas arasında dar bir silsile-i ittisal ile Diyarbekir'e doğru giderler. Bu vaziyet-i coğrafiyeleri, gayet vasi bir mütalaa neticesi olarak serdedilebilir. Halbuki, asıl Farsak aşiretlerinin cevelan sahası "Antalya-Adana Vilayeti"dir. Burada, hemen umumiyetle Farsak aşiretleri mevcuttur. Ve halk, Türkmen aşiretlerini Far-sak namıyla yad eylemektedir.

Farsak aşiretleri, az bir yekun değildir. Sonra, bunların heyet-i umumiyesi de, aynı isim altında bulunmuyorlar. Kendi aralarında muhtelif isimlerle yad olunuyorlar. Lakin gerek halk ve gerek kendilerinden yetişme reislerle kahramanların hepsi de, Farsaklığı kabul etmektedirler. Kitabın nihayetinde-ki cetvelde isimleri ve tahmini nüfusları mukayyet olan bu aşiretler arasında pek çok kabile taksimatı vardır. Bu hal, her kabilenin gayet zayıf kalmasını intaç etmiş ve bilhassa, Far-sak aşiretlerinin hareketlerinde bir adem-i yeknesak tevlit eylemiştir. Hatta kışın birkaç saat mesafede bulunan, yek diğerine komşu bir surette çadır kuran iki aşiret arasındaki elbiseler de bile, bir vahdet yoktur. Lakin, bu küçük taksimata rağmen, aşiretlere esas teşkil eden bazı teşkilatı da, muhafaza edilmiştir. Mesela umum Türkmen aşiretlerinin tarz-ı hayatı, hissiyatı, efkarı burada da mevcuttur. Yalnız şu şartla ki, hayat-ı umumiye hal-i sükunette bulunuyor ve büyük aşiret, küçük parçalara ayrılmış olduğundan, hiçbir küçük parça, kendi mevcudunu muhafaza eden müesseseleriyle, mensup olduğu hayat-ı içtimaiyeye iştirak etmek cüretinde bulunamıyor. Çünkü bu salahiyeti kendisinde görmüyor. Halbuki, eğer aşiret böyle küçük taksimata uğramamışlar olsa idi, netice beraks olacaktı. Zira, bu memleket gayet dar bir sahadadır ve aynı zamanda Türkiye'de bir takım medeni teşkilata başlamıştır. Binaenaleyh, bunların bu teşkilat haricinde kalmaları mümkün olamazdı. Ancak bunların müttehit bir kitle olmaları ve hükümetin böyle müttehhit bir kitleyi nazar-ı itabara alması icap ederdi. Malumdur ki, teşkilat-ı medeniye, aynı teşkilata malik bir heyete tatbik olunabilir. Bu aşiretlerin böyle müttehit olmaları bu temsile mani olmaktadır.

Farsak aşiretlerinin reisleri de, vasi nüfuzlara malik değildir. Bunların salahiyetleri gayet mahduttur. Hemen hemen, fuli hiçbir iktidarı haiz değildir. Burada, Kürt aşiretlerinde tesadüf edilen vasi idari salahiyetler yoktur. Belki aşiret reisleri aile reisi hükmündedir ve yalnız aşiretin hükümet ile münasebetinde vazifesini ifa ederler.

Farsak aşiretleri, heyet-i umumiyesi, itibariyle 80.000 nüfustan ibarettir. Bu nüfus, gerek Antalya ve gerek Adana'da muhtelif cihetlere doğru ayrılmışlardır. Bazı seyyahlar, bu nüfusun 150.000 derecesinde olduğunu kaydetmektedirler. Halbu ki, bu kadar fazla bir nüfusun umum Türkmen nüfusuna tespitle doğru olmadığı ve vasati olarak yapılacak bir hesap neticesini tecavüz eyleyeceği gayet sarihtir. (80.000) nüfus ise, vasati bir neticedir.

Bu nüfus, atideki havali dahiline yayılmıştır:

Antalya Sancağında 30/100x80.000
Adana'nın Şimalinde 15/100/100 x 80.000
Adana'nın Cenubunda11/100 x 80.000
Adana'nın Şarkında30/100x80.000
Konya- İzmir Vilayetleri9/100 x 80.000


Aşiretlerin nüfusları hakkında da bazı malumat elde edilmiştir. Filhakika, aşiretler hakkında verilecek diğer malumata esas ittihaz edilmek üzere, bunların nüfuslarını tayin etmek lazımdır. Biz, bu bapta kat'i malumat elde edemedik. Ancak, bunların azami, asgari ve vasati nüfuslarını tayin edebiliriz. Yalnız, bu tayin-i nüflıs da her yerde bir değildir. Tahkikatımız, bu nüfus miktarının salifuzzikr nispet dahilinde olduğunu gösteriyor.

Buna binaen, burada da atideki nispetleri zikredebiliriz:

1. 30/100 x 80.000 nispetinde her aşiretin:


Nüfus-ı azamisi: 300 hane halkı
Nüfus-ı vasatisi: 120 hane halkı
Nüfus-ı asgarisi: 50 hane halkı

2. 15/100 x 80.000 nispetinde her aşiretin:

Nüfus-ı azamisi: 180 hane halkı
Nüfus-ı vasatisi: 80 hane halkı
Nüfus-ı asgarisi: 20 hane halkı

3. 11/100 x 80.000 nispetinde her aşiretin:

Nüfus-ı azamisi: 150 hane halkı
Nüfus-ı vasatisi: 31 hane halkı
Nüfus-ı asgarisi: 60 hane halkı

4. 30/100 x 80.000 nispetinde her aşiretin:

Nüfus-ı azamisi: 200 hane halkı
Nüfus-ı vasatisi: 120 hane halkı
Nüfus-ı asgarisi: 70 hane halkı

5. 9/100 x 80.000 nispetinde her aşiretin:

Nüfus-ı azamisi: 120 hane halkı
Nüfus-ı vasatisi: 53 hane halkı
Nüfus-ı asgarisi: ! 21 hane halkı
Heyet-i umumiye hakkında yapılan bir nispet ise, şu şekilde irae etmektedir.

Farsak aşiretlerinden her aşiretin:

Nüfus-ı azamisi: 210 hane halkı
Nüfus-ı vasatisi: 146 hane halkı
Nüfus-ı asgarisi: 82 hane halkı

Her hanenin nüfusu da aynı değildir. Bunlar arasında da muhtelif farklar vardır. Lakin, heyet-i umumiyeye nazaran atideki rakamları zikr eylemek münasiptir:

Her aşiret hanesi:


Nüfus-ı azamisi: 9 şahıstan mürekkep
Nüfus-ı vasatisi: 5 şahıstan mürekkep
Nüfus-ı asgarisi: 3 şahıstan mürekkep

Yalnız nüfus-ı asgari meselesi her yerde aynı mesele değildir. Adana'nın şimal ve şark tarafındaki aşiret hanelerinde (4) nispetine kadar çıkıyor. Fakat Antalya'da da (3) nispetinin de bazen (5)e kadar yükseldiği vakidir.
Aşiret aileleri arasındaki cins meselesi de, ayrı surette nazar-ı dikkatimizi celbeylemiştir. Bu bapta, Türkiye Nüfus-ı Umumiyesinin Harekatı unvanlı kitabımızda, tafsilat-ı mühimme vardır.

Burada, bir iki fıkranın iktibasıyla iktifa edilecektir:

Nüfus-ı azamisi: 3 erkek, 5 dişi
Nüfus-ı vasatisi: 2 erkek, 3 dişi
Nüfus-ı asgarisi: 2 erkek, 2 dişi

Bu nispete çocuklar da dahidir. Buna binaen, çocukların tarhı üzerine de atideki liste tertip olunabilir.

Her ailede çocuk miktarı, azamisi:

5 çocuk
1) 3 kız çocuk;
2) 2 oğlan

vasatisi:

1) 2 oğlan;
2) 1 kız

asgarisi:

1 çocuk.
1) Yüzde otuzbeş nispetinde erkek;
2) yüzde atmışbeş kız.

Farsak aşiretleri, heyet-i umumiye itibariyle aynı iklimi, sahayı cevelan addetmişlerdir. Bunların muhitleri arasında pek ziyade farklar vardır. Çünkü, bunların dağlarda yaşayanları olduğu gibi, aynı zamanda ovalarda, yaylalarda yaşayanları da mevcuttur. Lakin hepsinin de mıntıka-i harre ile ülfet edemedikleri ve daima ya mutedil veya bari iklimleri tercih eyledikleri görülmektedir.
Bu aşiretlerin diğer zikre şayan-ı hayat hususiyeleri yoktur. Buna binaendir ki, bunların tekmil aşiret hayatları hakkında fasl-ı umumilerde malumat verilecektir.

Kaynakça
Kitap: TÜRKMEN AŞİRETLERİ
Yazar: FRAYLİÇ, RAVLİG
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Farsak Aşiretleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 19:03

Farsakların (Varsak) Daire-i Cevelanları

Farsakların bulundukları mıntıkalar, aşiretlerin ahval-i umumiyesi bahsinde mufassaları zikredilmiş idi.

Burada, zikredilen mıntıkayı iki kısma ayırmak icap eder:

1- Yazlık iskan daire-i cevelanı
2- Kışlık iskan daire-i cevelanı

Mıntıkanın heyet-i umumiyesi, Afşar mıntıkasına müşabihtir. Ancak, burada da iklim arasında bir tehalüf-i nispet bulunur. Filhakika tul ve arz daireleri derecelerine nazaran bu mıntıkanın mıntıka-i mutedile-i hareden addedilmesi icap eder. Zira yazın hararet ziyadeleşir. Bu hararet bazı mahallerde Musul, hatta Kudüs hararetiyle karşılaşacak derecede ziyadedir. Fakat bazı mahallerinde şiddetli soğuklara tesadüf olunur. Mesela bu mıntıkanın bazı mahallerindeki bürudet, (10) dereceyi bulmaktadır ki, İstanbul'un azami (4) derecelik bürudeti yanında pek fazla görünür. Zira on dereceyi ancak mıntıka-i mutedile-i müncemide hesabına ithal eylemek iktiza eyler. Bu ahval, buralarda da derecelere istinat eden iklim tasn-ifatı izahının imkansız olduğunu göstermektedir. Buna binaen bu mıntıkada ne bürudetin ve ne de hararetin derece-i vasati-si hakkında hiçbir şey zikr eylemek mümkün değildir.

Buradaki aşiretler, kendi mıntıkaları dahilindeki ova ve yaylalara doğru yayılmaktadırlar. Bu yaylalarla ovalar, Adana'nın dahili teşkilatından maduttur. Buna binaen hepsi de dahilde kalıyorlar. Bunların en ziyade toplandıkları mıntıka, Antalya Ovalarıyla Adana sancağının muhtelif yaylalarıdır. Bu yaylalar, buradaki aşiretleri ihtiva edecek vüsati haizdir. Ancak bu havalide aşiretler, istisnai bir hal olmak üzere yazın Halep Ovalarına inmektedirler.

Filhakika bu hal iki nokta-i nazardan kaide-i umumiye ile tehalüf etmektedir:

1- Aşiretlerin mıntıka haricine çıkmaları
2- Yazlık iskan mahallinin istikameti olan cenub-ı garbiye muhalif olarak cenub-ı şarki istikameti takip eylemeleri

Farsakların muhtelif aşiretler dahilinde Halep Ovalarına indikleri görülüyor. Bunlar, Afşarların cenup seyahatlerine iştirak edenlerden daha azim kitleler halinde seyahat ediyorlar. Bu kitleler, Halep'in daha cenublarına da inerler. Lakin Halep yaylalarını tecavüz eden aşiretlerin miktarı maduttur. Zaten bunlar, ancak bir mecburiyet tahtında olmak üzere, bu yolculuğu tercih ederler. Seyyahlardan (Löhiyer), birçok Farsak aşiretlerine İran cenubunda da rast geldiğini söylüyor.
Lakin bu tarih, yirmi sene evveline aittir ve o kadar umumi bir mahiyeti haiz değildir.

Çünkü fıkra, şu suretledir:

"İrak'ın Acemistan'a ait olan kısmında bazı Türkmen aşiretlerine tesadüf olunuyor. Bu aşiretler, muhtelif isimlerle yad olunmaktadır. Bunların arasında mühim bir ehemmiyeti haiz olan aşiretler, Farsak unvanını taşıyanlardır. Bunlar, yalnız yazın bu mahallere gelmekte, kışın Türkiye'ye avdet etmektedirler. Binaenaleyh bunların Türkiye Türkmenlerinden madut olduklarını zikredebiliriz."

İşte mesele bundan ibarettir. Acaba her sene böyle bir seyahat var mıdır? Bu malum değildir. Çünkü seyahatnamede böyle bir kayıda tesadüf edilemiyor. Aynı zamanda diğer birçok yeni seyahatnameler tetkik edildi. Bilhassa İran'a ait seyahatnamelerde böyle isimde bir aşirete tesadüf edilmemiştir. O halde, Afşarlar ve havaliye her sene gelmiyorlar demektir. Binaenaleyh yirmi sene evvelki seyahatin tesadüfi bir seyahat olmadığı zikredilebilir. Fakat (Alfıled) bu cihete ehemmiyet vermeyerek ve yirmi sene evvelki kayıdı her sene icra edilen bir devir addeyleyerek vasi bir yaz cevelanı dairesi çizmiştir. Badehu bu daireye istinaden de Farsak Türkmenlerinin senenin son bahar mevsimini yollarda geçirdiklerini bunların diğer aşiretler gibi aynı kış müddet-i iskaniyyesine malik olmadıklarını ve yarın da böyle yollarda vakit geçirmeleri hasebiyle serseri bir ruha malik olduklarını zikrediyor ve bunların diğer aşiretler dununda bulunduklarını iddia eyliyor. Halbuki mesele bu suretle cereyan etmektedir. Bu mütalaat, tamamıyla batıldır. Hakikat, bizim zikrettiğimiz tarzda cereyan ediyor.
Bu aşiretlerin kış avdet mevsimi, Halep'te daha erken başlar. Çünkü yol daha uzundur. Halbuki grup mıntıkası dahilindeki ovalar ise, kışlık iskan mahallerine daha yakındır. Bunlar, daha seri bir surette mahallerine gidebilmektedirler.

Gerek Halep Ovalarına ve gerek Farsak grubu mıntıkasında ovalara inen aşiretler, avdet zamanında aynı yolu takip etmezler. Yol tebdili, Farsaklar'da da pek güzel izah ettiğimiz gibi, behemehal icap etmektedir. Buna binaen bunlar da yollarını tebdil ediyorlar. Lakin bu aşiretleri Halep'e kadar isal eden ovaların hangileri olduğunu izah edemeyeceğiz. Buna binaen avdet tariki malum değildir. Çünkü bu tetkikatın icra edildiği sene tarafında böyle bir seyahate tesadüf edilmemiş idi. Fakat ahval-i tabiiyyeden istifade ederek, meseleyi kısmen tenvir de edebiliriz.

Farsak grubu mıntıkası, iki cihete teveccüh eden ovalardan mürekkepdir:

1- Garb-ı cenubi ovalan
2- Şark-ı cenubi ovalan

Garb-ı cenubi ovalan, yekdiğerine muvazi dört ovadan ibarettir ki, bu ovaların ikisi nefs-i Adana, diğer ikisi de Antalya'ya doğrudur.
Bu ovaların her biri, üç ila dört mahallerinde umumi yollarla yekdiğerine merbutturlar. Lakin hepsinin irtifaları aynı değildir. Nefs-i Adana'ya müteveccih olan iki ova silsilesinin birincisi ve Adana'nın üzerinden inen ovanın irtifaı fazladır. Burası daha erken neşv ü nema bulur. Buna binaen aşiretlerin yazlık seyahatleri de buradan başlar. Aynı hal, Antalya'nın cenubuna inen ovada da mevcuttur. Gerek Antalya'nın şimalinde olan ve gerek Adana'nın garbından cenuba doğru inen yek-diğerine komşu iki ova silsilesinin de irtifaları daha alçaktır. Buraları daha geç yetişmektedir. Bu teahhur, bu silsilelerin avdet için tercih edilmelerine sebep oluyor. Bu suretle dahili yaz cevelanının ikmali mümkün oluyor.
Yazın harice olan cevelan ise, ikinci kısmı teşkil eden şark-ı cenubiye müteveccih ova silsileleriyle mümkün oluyor.

Bu silsileler, üç ova iki yayla silsilesinden ibarettir ve ber-veçh-i ati zikr olunur:

1- Nefs-i Adana'nın şimalinden Halep'e doğru kavisvari inen yayladır ki, şekline rağmen şark-ı cenubi istikametini takip ediyor.
2- Bu yaylanın daha şimalinde ve Kayseri ile Sivas vilayeti cenubundan amuden Halep Ovasına inen ve şimali Halep yaylasında birinci yayla ile birleşen yayla yoludur.
3- Birinci yayla yolunun cenubundan Antalya Ovası silsilesiyle birleşerek, şark-ı cenubi istikametini takip eden ve daima birinci yayla hattına muvazi olarak devam eden ova.
4- Üçüncü yola muvazi olarak devam eden fakat Adana vilayetinden çıkıldıktan sonra İskenderun sancağına amuden inen ve bilahare de bir zaviye-i hadde teşkil ederek şimali Halep Ovasının kısm-ı cenubisine inen ova.
5- Adana şehrinin cenubundaki kumluk araziyi takiben müteaddit hatt-ı münkesirlerle şimale doğru devam ederek İskenderun sancağım giren ve bilahare de dördüncü ova silsilesinin teşkil ettiği zaviye-i hade noktasına iltisak peyda eden ova.

İşte Halep Ovasına inen bu beş tarik, aşiretler için azimet ve avdet yollarını irae etmektedirler. Bunların dördüncü, ikincileri, azimet yollarıdır. Buraların neşv ü neması tam azimet mevsimine muvafık gelmektedir. Filhakika, birinci, üçüncü, beşincilerde aynı mevsimlerde neşv ü nema bulmaktadırlar. Lakin bu yollan Kürt, Afşar ve ara sıra Yörük aşiretleri de takip ediyorlar. Buna binaen bu grup için faydalı değillerdir. Sonra bu avdet yolu avdet mevsimine kadar diğer bir defa da neşv ü nema bulmaktadır ki, Farsaklar da bundan istifade etmektedirler. Fakat söylediğimiz gibi, sırf itibari bir mütalaa serdediyoruz ki, takribi bir surette de böyle cereyan ettiğine inanmak lazımdır.

Grup aşiretlerinin kışlık mahalleri, diğerleri gibi kuytu vadi kenarları, eski kaleler ve harabelerdir. Bunlar da diğerleri gibi gerek sancak, gerek kaza ve gerek nahiyelerden uzak bulunmayı tercih ederler. Buna binaen şehirlere nazaran yüzlerce kışlak dairelerini zikretmek imkan haricinde bir meseledir.

Ancak bunlara en yakın olan şehirlere istinaden atideki levha tertip edilebilmiştir:

1- Adana'dan İçil hattı
2- Adana'dan şimale doğru teveccüh eden hat
3- Adana'dan Cebel-i Bereket'e doğru temadi eden hat
4- Adana'dan Halep Sancağına doğru temadi eden hat

Hulasa Farsakların da cevelanlarında Afşarlar'da tesadüf edilen aynı seviye-i iktisadiyeye müşabih bir tarz mevcuttur. Bundan hiçbir suretle şüphe edilemez.
Bittabi bu daire-i cevelanda da, noksan olan mühim bir cihet mevcuttur. Bu cihet, bu aşiretlerin gerek yaz ve gerek kış cevelanlarının istihsalat ve istihlakatı meselesidir. Bu iki mesele, burada da tamamıyla mühim bir halde bulunuyor. Burada garip bir meseleyi zikretmek istiyoruz. Adana'da yüksek bir memura müracaat ettik. Vilayetindeki aşiretlerin yazlık cevelanlarındaki istihlakatın ne miktarda olduğunu ve bu istihlakin vilayet istihsalatıyla ne gibi bir nispette bulunduğunu sual ettik.
Aldığımız cevap, biraz gülünç idi!!?
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Türkmen Aşiretleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir