Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Türkiye Türkmenleri Ve Ahvali Umumiye

Burada Türkmen Aşiretleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Türkiye Türkmenleri Ve Ahvali Umumiye

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 17:42

TÜRKİYE TÜRKMENLERİ VE AHVALİ UMUMİYE

Türkiye Türkmenleri, Türkiyenin vilayet-i şarkiye hududundan başlayarak, üç büyük kol ile Anadoluya doğru uzanan yayla sahalarında cevelan ederler. Bu sahanın cevelan istikametleri şunlardır.

1. İran Hududu-Halep Silsilesi:

A. Irak-ı Şimali Şubesi.
B. İskenderun Şubesi.

2. İran Hududu-Cenubi Anadolu Silsilesi.

3. İran Hududu Şimali Anadolu Silsilesi.

Bu sahalar, yalnız Türkmenlerle meskun değildir. Buralarda bazı Kürt ve Arap aşiretleri de vardır, bunların ehemmiyetleri fazladır. Bazı Kürt ve Türkmen aşiretleri arasında vuku bulan tesalüp neticesinde bir takım melez aşiretler de, zuhur eylemiştir.

Liyung (Leung) tetkikine nazaran:

"Türkmen-Kürt aşiret tesalüpleri, sabit bir neticeye müncer olmuyor. Bazen Kürt aşiretlerinin hesabına olarak bir devr-i istifa geçiyor. Bu bapta vasati bir hesaba nazaran, bu istifadan yüzde yirmi Türkmen, yüzde otuzbeş Kürt aşiretleri istifade ediyorlar "
Fakat, halihazırda bu tesalübün, ehemmiyeti kalmamıştır. Çünkü, tesalübün esbabı bir takım hadisat-ı tarihiye idi ki, Türkiye hükümetinin Kanuni Sultan Süleyman devrinden sonra nihayete ermişti. Bu sebeple, aşiretler de hal-i aslilerini muhafaza ediyorlar.
Türkmen aşiretlerinin silsileleri arasında mutavattın Türklerde vardır. Bu hal seyyar aşiretlerin, hali ve yalnız göçebeliğe mahsus bir sahada yaşamadıklarını göstermektedir. Bundan da, Türkmen aşiretlerinin adeta hariç ezmemleket usülünde yaşadıkları görülüyor ki, bunun gerek irade, gerek hissiyat ve gerek efkar üzerinde pek mühim tesiratı vardı. Bu tesirat, bilahare, fasl-ı mahsuslarında uzun uzadıya izah olunacaktır. Burada kaydedilecek en mühim nokta, Türkmen aşiretlerinin cevelan sahaları dahilindeki mutavattın insanların vaziyetlerindir. Acaba, bu insanlar da Türkmen aşiretlerinin bir nevi midir? Bu baptaki mütalaat, pek mütenevvidir. Buna binaen, hepsini de burada ziketmek mümkün olamayacaktır. Ancak, bu mütalaatın iki zıt cihetini, tasrih eylemeği faydalı buluyoruz. Bu mütalaatı, telhısen telfik suretinde bast etmek münasip olur.

1. Türkmen aşiretleri, Anadolu'nun ilk Türkleridir.

Bunların bir kısmı, gerek tarihi ve gerek coğrafi sebepler dolayısıyla tavattun ederek, bugünkü Anadolu halkını vücuda getirmişlerdir.

Bu iddia, Anadolu'nun yerli hristiyanlarına, Ermeni, Rum, Karamanlı gibi milletlerine de raci adolunabilir.
İddianın esbab-ı mucibesi, bir takım malümat-ı tarihiyedir ki, Türklerin Anadoluya muhacerat-ı iptidaileri esas ittihaz olunuyor ve eski Anadolu hükümetlerinin, Hititlerin, Akatla-rm, Fenivaların (Fenikeliler?) Türk olmalarına istinat edilerek gayrı kabil-i red bir iddia suretinde serdolunabilir. Lakin, bu iddianın esas itibariyle kıymeti pek azdır. Anadolu ahaliye-i asliyesi belki Türklerdir. Lakin, Türk ile Türkmeni tefrik eden farkların halihazırdaki şekillerine nazaran, bu iki kavim arasında ittihat yoktur. Sonra, Anadolu ahaliye-i asliyesinin Türk olması, Türkmenin bugünkü Türkün bir mukabili olduğunu ispat etmez. Yalnız şunu kaydedelim ki, bu mukabil meselesi, etnografık veya organik cihete ait değildir. Yalnız his-si, fikri ve iradi hususlara aittir. Göçebelik, hiçbir zaman mutavattın halkın inkişafına, Türk olabilmek için bir basamak olmamıştır. Zira, bu mesele mutavattın halkın inkişafına ait bir meseledir. Türkler, muayyen bir tarihin tesiratı altında olarak sırf medeniyet ve hükümet ciheti ile bir tekemmül silsilesi takip etmiştir. Ve hiç şüphesiz, bu hareketleri hadisat-ı tarihiyenin neticesi olduğu için, tekrarına imkan kalmamıştır. Buna binaen, Türklerin takip ettikleri tarik-i inkişafı, Türkmenler takip edemezler.
Bunlar, ayrı bir tarik-i inkişaf takip etmek mecburiyetindedirler Çünkü, ayrı bir hayat-ı medeniyenin tesiratına tabi bulunuyorlar. Bu halde, Türkmen ile Türk arasında harsi mazilik veya mabadilik aranamaz.

2. Türkmenler başka, Türkler başka mıdır?

Bu iddia, ilk iddiaya karşı itiraz ettiğimiz nazariyatı esas ittihaz etmiyor. Lakin, netice aynıdır. Bu fikrin taraftarları, Türklerle Türkmenler arasında eski bir taksime müracaat ediyorlar. Bu suretle, Türklerin ayrı ve Türkmenlerin ayrı olduklarını zikrediliyorlar. Herhalde, bu netice doğrudur. Nitekim buna binaendir ki, Türkmen aşiretiyle Türk daima ayrı ayrı yaşamaya muvaffak oluyorlar. Filhakika, Türkmenlerin de şehirlere hicret eden ve şehirlileşen fertleri vardır. Lakin, bu mesele, bazı esbab-ı taliye neticesi olarak tevellüt ediyor. Ezcümle, ya bir cinayet, ya hükümetin idari bir mecburiyeti veya aşiret içinde adem-i ülfet veyahut aşiret şuurunu tecavüz edebilecek malümat sahibi olmak1 gibi sebepler tesiriyle, Türkmenlerin şehirlere indiği görülüyor. Böyle bir zaruret mevcut olmadığı taktirde, aşiretin Türklerle münasebet-i sıhriyede bulunması veya şehre hicret etmesi vaki değildir.

Bu mütalaat, Türkmenlerin kendilerine mahsus bir sahada cevelan ettiklerini ispat etmektedir. Ancak bu sahanın kendilerine aidiyeti ciheti de itibaridir. Çünkü, buralarda başkalarının da mevcut olduğunu görüyoruz. Türkmenler, bu itibari istiklalleri dahilinde olmak üzere de, muhtelif kısımlara ayrılmaktadırlar. Bu bapta, muhtelif taksimler vardır. Fakat, bunların hepsi de ifratkarane adolunabilir. Çünkü, bu aşiretlerin muhtelif isimleri olduğu gibi, hemen hemen her aşireti teşkil eden kabilelerin de isimleri vardır. Bu cihetle, bunların isimlerinin zikriyle yüz sahife doldurmak bifaydadır.

Biz, bunlar arasında umumi bir tasnife müracaat edeceğiz. Bu tasnif, seyahatimiz zamanında elde edilen neticelere istinat ediyor. Fakat diğer taksimlere nazaran daha doğrudur. Çünkü, aşiretlerin bu günkü vaziyetlerine nazaran tertip edilmiş ve sonra, ameli olmak üzerede tahkik olunarak, hudutları tayin olunmuştur.

Bu taksim ber-veçh-i atidir:

1. Farsak Aşiretleri.
2. Afşar Aşiretleri.
3. Kaçar Aşiretleri.
4. Sarı Aşiretleri.
5. Yörük Aşiretleri.

Burada, bu aşiretlerin taksimatını tenvir edecek bazı malümat zikr etmek icap etmektedir. Türkler, bu aşiretleri muhtelif isimlerle yad etmektedir. Mesela bazı yerlerde göçebelere doğrudan doğruya Yörük derler ki, buradaki mana, bir cinsi aşiretin tayini değil, belki göçebelik ifadesidir. Farsak, Afşar kelimeleri de öyledir. Buna binaen, bunlar arasındaki farklar tayin edilmez. Bunun için, Türk halkının bunlar hakkındaki nokta-i nazarları doğru değildir, daha doğrusu galattır ve gayet güzel bir tahlile muhtaçtır. Bilhassa, bu isim meselesi, bu aşiretlerden birinin bulunduğu mahalde başka ve bulunmadığı mahalde de, başka bir manayı şamildir. Daima aşiretler dahilindeki kanaatleri esas ittihaz ederek, Türk halkının telakkileriyle mukayese ettik ve bilahare, bir esas olmak üzere kabul eyledik.

Kaynakça
Kitap: TÜRKMEN AŞİRETLERİ
Yazar: FRAYLİÇ, RAVLİG
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Türkmen Aşiretleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron