Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kozan Dağında Ve Yürükler Arasında

Burada Türkmen Aşiretleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Re: KOZAN DAĞINDA VE YÜRÜKLER ARASINDA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 Ara 2010, 03:29

Ala ve Kozan Dağlarında:

ÇEŞİTLİ BİLGİLER


Kozan Dağında Tunuslar, Avşar içinde Av kuşları, Düz içinde Genç Osman Haruniye'de Peçenek, Milli Mücadele, Karacaoğlan'ın köyünde, Aladağın Bor kasabasında eski bir oyun ve Kozandağına efsaneler.

KOZAN DAĞINDA TUNUSLULAR

Kozandağı'nda ne zaman geldikleri bilinmeyen 45-50 ev Tunus arapları vardır.

Bu araplar üç kabileden ibarettir:

1 — Toros Arapları,
2 — Getten Arapları,
3 — Oçanlar Arapları.

İki yıl önce, öteden beri kışladıkları Andıl dağı eteklerinde yerleştirilen bu araplar Türkiye'ye geldikleri günden beri dil, adet ve geleneklerini korumaktadırlar. Dağılcık suyu ile Kozan arasında birkaç defa gördüğüm bu aşiret halkı tıpkı Türkler gibi yaşarlar.
Yazm Bakırdağında ve eteklerinde yayla edenlerin arasında 1930 yılında yaptığım araştırmalar bana bunların Tunus'ta olan büyük bir isyan üzerine Türkiye'ye sürgün olarak gönderildikleri kanısını vermiştir.

AV KUŞLARI

Balaban ile Şahin arasında:


Av kuşları arasında Balaban ve şahan (şahin) diğer av kuşları gibi halkın büyük ölçüde ilgisini çeker.
Saimbeyli'nin Mağara bucağında Aşık Mulla İbrahim'den aldığım şu Karacaoğlan türküsü av kuşlarının önemini gösterir bir belgedir.

Aldı Balaban:

Bir balaban bir Şahana azmeder, Neyitirdin ne ararsın burada? Urum sertin Arabistan benimdir, Haddin ne ki; avhığuma gelesin ?

Aldı Şahan:

Şahan der ki; küçücüğüm emme, göğe tükerim, Tükerim de kendi kendim denerim. Şimdi beni darıltma da geri dönerim. Yer değil ki, çalı çalı sinesin.

Aldı Balaban:

Balaban der ki; beni beyler götürür, Ala göze altın iskif tutulur. Senin avın kel atmaca getirir, Sayar mıyım hey kuşların curası2?

Aldı Şahan:

Şahan der ki; demedim ben o sözü,
Var koç yiğide, eyle şakayı nazı.
Göğün bir ala katından indirdim turnayı, kazı,
O zamanlar yıkımı da bulasın.

Havaya hey Karacaoğlan havaya, Alıcı kuş çevrilme mi yuvaya? Boz kuş yüz deveye, şahan mayaya. Saraf kessin ikinizin bahasın?

GENÇ OSMAN

Güney yurdumuzda "Dadaloğlu" bize "Genç Osman" isimli bir yiğidi övüyor.
Genç Osman, bıyıkları tarak tutmayacak kadar toy olduğu halde dudağına tarak saplayarak: "Adam bıyıkla ve sakalla değil, yiğitlik ve özlükle adam olur" demiş ve Dördüncü Murad'ın ordusuna girmiş ve ta Bağdat'a kadar yürümüş, Bağdat ele geçirildikten sonra ismi saltanatın ihtirasları arasında kaybolmuş bir Türk askeridir.

Vaktiyle ben, bu yiğidin "Dadaloğlu" tarafından düzenlenmiş destanlarını inceler ve yayınlarken türküler arasında "Genç Osman'ın islahiye kazasına bağlı Kara-borçlu köyünde doğmuş bir dul kadının oğlu olduğunu tespit etmiştim.
Üstat Köprülüzade Mehmet Fuat Beyefendi de, Genç Osman'a dair çıkardığı bir inceleme ve tahlil kitabında bunu aynen belirtmişti.

Şimdi, Bahçe kazasının Haruniye bucağında saz şairlerinden Kır İsmail, bize yepyeni bir türkü veriyor ve bu türküde Genç Osman'dan başka bir de Köçekoğlu isminde kahraman tanıtıyor. Köçeklioğlu'nu tanımakla bir şey kaybetmiyoruz, yalnız bu türküde ismi geçen "Genç Osman'ın Everekli olduğu işaret ediliyor ki; bu, gariptir.
Bu mesele bizi düşüncelere, tetkik ve tahlillere sürüklüyor. Acaba Genç Osman, Everekli mi? Yoksa Karaburç-lu mu?
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KOZAN DAĞINDA VE YÜRÜKLER ARASINDA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 Ara 2010, 03:30

GENÇ OSMAN

Kır İsmail
Haruniye: 14.4.1934


İptili Bağdat'a sefer eyledi, Hopladı hendeği geçti Genç Osman. Allah Allah dedi, girdi meydana, Kaleye bayrağı dikti Genç Osman.
Eğerledi kır atının ikisin, Komadı düşmanın, kırdı hepisin. Sabah namazında Bağdat kapısın, Allah Allah dedi kırdı Genç Osman.
Sabahleyin Bağdat 'ta bir gül açıldı, Rayhası dünyalara saçıldı, (Everek)'ten iki yiğit seçildi. Biri (Köçekoğlu) biri Genç Osman.
Sabahleyin Bağdat'ın kapısın açtı, Gören düşmanlar tedbiri şaştı,

Kelle kucağında üç gün savaştı,
Daha bundan ne olur der, Genç Osman.

Bir konak yaptırdım Aceme karşı, Kan ile yoğruldu toprağı taşı, On iki senenin1 binek yoldaşı, Aceme, velvele verdi Genç Osman.
Askerin ucu da çıkıştı Van'dan, Gözler görmez oldu tozdan dumandan, Kılıcın balçağı doluyor kandan, Aceme zor savaş verdi Genç Osman.

Yıktı Bağdat'ı da viran eyledi, Yas çekti hanımlar da, kara bağladı. Vezirler okudu, hünkar ağladı, Aceme velvele verdi Genç Osman.

Kaleler yapıldı kesilen baştan, At işlemez oldu yatan öleşterr", İki şehit düştü diler güneşten, Biri Köçekoğlu, biri Genç Osman.

1) On iki sene: Genç Osman yaşı imiş.
2) Balçak: Kabza, tutacak yer.
3) Öleş: Arapçadaki leşe değildir. Bu kelime (Ölmek) mastarından gelir; Türkçedir. A.R.

Murat der de; getirin ben göreyim, Nasıl bir yiğitmiş, ben de bileyim, Vezirlik isterse, üç tuğ vereyim; Şehitlere serdar oldu Genç Osman.

Abdürrahman'ım der; neyledi netti;
Yıktı koca Bağdad'ı viran etti,
Sağ olan geriye sılaya gitti,
Kanlı Bağdat sende kaldı Genç Osman.

Ben kendi payıma "Dadaloğlu"nun rivayetinden birdenbire vazgeçemeyeceğim. Çünkü Dadaloğlu, güneyde bütün köylerde ve aşiret arasında tanınmış meşhur bir halk şairidir. Hele bu şairde meslek ve karakteri, daima bu gibi olayları bulmak, tetkik ve tahlil ederek onlara ait destan ve hikayeler düzenlemektir.

Kitabımıza alınan türküyü söyleyen şair "Kul Abdurrahman" ise, ismine ilk defa rastladığımız bir halk şairidir. Belki de, Abdurrahman, kendisi Everekli olduğu için coşarak bu yiğidi (Genç Osman'ı) kendi memleketine mal etmeye çalışmıştır.
Veya Everekli olan Köçekoğlu ile Genç Osman'ın kah-ramanlıklarını birbirine benzeterek bu iki ismi karıştırmış ve şiirine açıklık vermiştir. Çünkü, elimizde buna benzer birkaç belgemiz vardır.

Genç Osman'ı Gaziantep'in bazı söyleyicileri arasında dinlerken şöyle bir parçayla karşılaşıyoruz:

Şu dünyada iki yiğit türedi;
Biri Benderoğlu da, biri Genç Osman.

Bundan başka Dörtyol'un Kuzucular köyünde de şöyle bir hikaye dinledim:

"Dördüncü Murat, Bağdat seferine çıkarken anası oğluna demiş ki:


- Oğlum, yolda Kuzucular köyünde Şıh Murtaza ve Payas'ta Genç Osman vardır. Onları beraberinde savaşa götürmezsen yenilirsin.
Zaten Türk halkı her zaman böyle "Genç Osman" gibi meşhur yiğitleri kendi topluluğu arasına koymaya ve onunla iftihar etmeye alışmıştır. Bunun en büyük örneğini Karacaoğlan'ın hayat hikayesinde görürüz.
Sözün kısası; ikinci ve üçüncü söylentiler bulununcaya kadar biz genç Osman'ın güneyde, islahiye kazasının Karaburçlu köyünde doğmuş ve büyümüş olduğunda ısrar edeceğiz.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KOZAN DAĞINDA VE YÜRÜKLER ARASINDA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 Ara 2010, 03:33

PEÇENEK KÖYÜ

Nurhak dağının batısında, Ceyhan nehri kenarında bir harabe vardır. Buna halk "Peçinek Han" ismini vermiştir. Eskiden bu yerde bir han harabesi varmış.

Ceyhan nehrini takip ederek Bançe kazasının Haruniye Bucağına geldiniz mi, karşınıza etrafı "Domuzluk, Hödük, Dumanlı, Düldül, Çatal dağları ve Sabun Çayı" ile çevrilmiş küçük bir yayla ovası çıkar. Bu ovaya "Düziçi" ismi verilmiştir.
Düziçi ovasının batıya yakın bir hüyüğü üzerinde (İçişleri Bakanlığı yayınlarından olan Köylerimiz isimli kitapta ismi bulunmayan) dokuz evli bir köy vardır. Bu köyün ismine halkın bir kısmı "BEÇENEK" diğer bir kısmı ise, doğrudan doğruya "PEÇENEK" demektedir.

Peçenek köyü, çok küçük bir köy olduğu için yanıbaşındaki Karagedik köyü muhtarlığına bağlıdır.
Düziçi ovasının etrafında bundan başka bazı önemli köyler daha vardır. Elbeyli, Bayındır, Alibozlu bunlarm arasında sayılan köylerdendir.
Düziçi ovasında yalnız dokuz köy vardır. Bu köylerden bir kısmının çok önemli olan mahalleleri de bulunuyor.

Düziçindeki bu köylerden:

1- Karagedik ve Peçenek
2- Ellek
3- Yazlamalı
4- Böcüklü
5- Çünür
6- Çerçiuşağı
7- Pirsultan ve Boşnak
8- Bostanlı
9- Boğazuşağı

Köyleri dikkat çekicidir. Bu köylerden Böcüklü köyünün dört mahallesi vardır:

"Demirciler, Çukuroba, Kürtler, Dümbürdek". Çerçi köyünün "Kötüçünür, Karakuyu, Yaşıl", Karagedik köyünün ise, Peçenek'ten başka "Karınoba, Karani" Ellek köyünün de yalnız "Akçakoyunlu" isminde mahalleleri vardır.

Adetler:

A- "KAN BATMAZ".

Karacaören'de bir köylü ile Peçenek konusunu konuşuyorduk. Köylüye Peçeneklerden söz açtım ve Avrupa'daki soydaşlarımızın da burada bir köyleri olmasını sevinçle kendisine söyledim.

Köylü, gülümseyerek bana:

- Efendi, sen buna şaşırma; dünyada her şey batar, yok olur ama kan batmaz. Belki onlar bizden, biz onlardanız" dedi.

B-

"KEKİL"


Boşnaklar ve Kuzey Arnavutları arasında (Perçem) olduğu gibi, Anadolu'da Kürtlerde de başın tepesinde saç bırakmak adettir. Bu adet, Düziçi'nde gelenek halindedir. Çocuklardan tutunuz, ihtiyarlara kadar kekil bırakmak alışkanlıktır.
Karacaören'de bir okullu çocuk gördüm ve bacındaki kekili kesmesini söyledim.

Çocuk:

-"Babam ölürken oğlum kekil bıraksın demiş, onun için ben başımı keserim ama kekilimi kesemem" dedi.

C-

Düziçi'nde yeni yapılan evlerin duvarlarına nazar değmemesi için öküz başı ile birkaç gök boncuk asmak adettir.
Düziçi ovasının kuzeyinde Varsak isminde bir köy vardır.

Bu köyün delikanlılarından Kaypak'ta çobanlık eden 19-20 yaşlarında Ökkeş bana bir Türkü okumuştu:

Böcüklü'de bir güzele uğradım, Eğlen de burada kal dedi gönül. Bilmedim gelin miydi kız mıydı, Utanma aslını sor dedi gömil?
Bizim iller yazı değil, dağ idi; Dört tarafı menevşeli bağ idi, Benim gönlüm her güzele ağ idi, Bu ala güzeli al dedi gönül.
Sabahleyin tan yüzüne uyanmış, Baka baka akılcığı dayanmış, Top zülüfler zaferan ile boyanmış, O demde koynuna gir dedi gönül.
Benim gönlüm o kaşları karada, Birkaç gece kalabilse burada. Gitti yoldaşlarım, kaldım arada, Aklını başına der dedi gönül.
Yönünü dönmüş de kendi iline, Umma oldum ağzındaki diline. İbrişim kuşak bağlamış beline, Yıkıl da üstünde öl dedi gönül.
Aşık Hacı'm, derde gönlüm kakmıyor, Körolsun, yar gözü bize bakmıyor. Züğürtlüğüm bildi matah satmıyor, Beleşten şeftali al dedi gönül.

Bu Türküyü bizim Ökkeş'in akrabalarından birisinin bundan 50 yıl önce düzenlemiş olduğunu Ökkeş söylüyor.

MİLLİ MÜCADELE HATIRALARI

Yeniköy, 11.8.1928

Hacı Ahmet'ten alınmıştır:

Adana ve Kozan'ı kuşatan Fransız kuvvetleri Bakırda-ğı bucağının 24 köyünü de kuşatmıştır. Bu işgale sebep; Hacın Ermenilerinin yakın bulunması olmuştur.
Düşman iki yıl kadar buralarda kırmadığı koz bırakmamış ve Ermeniler vasıtasıyla Türklere her türlü zulmü yapmaktan çekinmemiştir.

Sonunda Everek kazasında Doğan ve Tufan takma isimlerini taşıyan topçu binbaşısı Kemal Bey ile yüzbaşı Osman Beylerin fedakarane çalışmaları sayesinde harekat başlamıştır. Bu arada Kanberlizade Osman Yaşar, Coşkun Osman beyler de anılacak saygıdeğer kimselerdir.

İşgal hatıraları:

Kale köyünü de Hacın Ermenileri işgal etmişler ve yapmadıkları kötülük bırakmamışlardır. Fransızlar bu hareketlere sebep olan çirkinleri gördükleri halde göz yummuşlardır. Halk Ermenilerin işkencelerini gözyaşları dökerek hikaye etmektedir.

Şehit ve gazileri:

Kaleköyü'nün üzülecek derecede şehitleri vardır. Bunların toplamı 27 kişidir. Bu saygıdeğer topluluktan başka 25 kişi de dünya savaşında çeşitli cephelerde şehit düşmüştür.

Milli harekat da Hacın Ermenileri tarafından İdris oğlu Salih Çavuş, Kürt isyanında Ali Osman oğlu Yusuf şehit edilmişlerdir.
Köyün saygıdeğer ve meşhur bir de gazisi vardır; Ali oğlu Veli. Bu kişi Çanakkale savaşında dokuz yerinden-yaralanmış ve hala gösterdiği kahramanlıklarını hikayelerinden zevk alarak savaşın şiddetini anlatmaktadır.

KARACAOĞLAN'IN KÖYÜNDE

Gökçeli, 2.9.1928


Birinci ziyaretimde işittiğim Türkülerden başka bir şey bulamadım.
Karacaoğlan der ki; ünüm duyuldu, Bin on beşte göbek adım koyuldu.
Çingiroğlu benim özce soyumdu, Şimdi soyka kaldım garip başıma.

Has Köseoğlu Ali

Çingiroğlu Mehmet Ağa'nın çocuklarının söylediklerine göre; bu köy seksen yıl öncesine kadar -Düşmüşün mezarlığı- semtinde iken hastalık yüzünden eskiden yaylaları olan Göğceli tepesine çıkmaya mecbur kalmıştır.
Köy halkının meşguliyetleri bağcılık ve davarcılıktır. Eski eserlere ait Düşmüşün Mezarlığı'ndan başka bir şey yoktur.

Çingiroğlu Mehmet Ağa'nın küçük oğlu Mehmet Ali, beni bağlarına götürürken dedi ki:

- Karacaoğlan, benim şimdiye kadar Türküsünü söylemediğim bir şey kalmadı; benden sonraki aşıklar analarıyla bacılarını (kızkardeşlerini) övsünler, demiş.
Bu sözün eskidenberi ailesi arasında söylenmekte olduğunu ekledi. Burada birkaç Türkü yazmak gerekir.

Çingiroğlu Mehmet okumaya başladı:

Karacaoğlan der ki; alemde kaza, Ak kağıt üstüne karalar yaza. Alnı top kaküllii gelinlerimize, Gelini de sevmez, kız ister gönül.
Ne olacak, çocuk bu kadar söyleyebilirdi.

Ayağına girmiş bir hoş yemeni, Kıza aşıkların kalmaz giimeni Küçüksün sevdiğim bilmem amanı, Yaktı kül eyledi beni bir gelin.
Öğer Karacaoğlan da öğer. Altun saç bağları topuğu döğer. Ay ile bahsetmiş gün ile doğar, Cennet-i alanıın nuru bir gelin.

Mehmet Ali, 13-14 yaşlarında küçük bir çocuk olduğu için Türküsünde mana ve söz düzeni sağlayamıyor. Fakat ne de olsa, kendisinden işittiklerimi aynen yazmaya mecburum.

Aşağıdan gelen küçük gelin, Doldur dolu içeyiın aşkına. Selam vermiş benim gibi dostuna, İnce belli şal kuşaklı bir gelin.
Karşıdan gelen de küçük gelin, Azıcık karşımda durabildin mi? Güvenim, güvencim senindir gelin, Kırıldı kollarım sarabildin mi?
Ezel yükseğinden inmişsin düze, Sürmeler çekmişsin şol ala göze, Bir çift sualim var darılma size, Ellerimi koyunucuğuna alabilin mi?

Karacaoğlan der ki; asılmaz kara, İçime açtın da sen onulmaz yara. Dolanıp varma da sevdiğin yere, Ya muhabbet kalkar ya, bir hal olur.

Mehmet Ali derme çatma kıtalara devam ediyor:

Evlerinin önü ufacık yazı, Ağalar koyvermiş ceyrane tazı,
Ölsem kanımı içebilin mi?

Yolumuza devam ederken Mehmet Ali, aklına gelen bir kıtayı daha yazdırayım dedi:

Sallanı sallanı suya gelmişsin, Kırmızıdan irengini almışsın, Güzellikte kemalini bulmuşsun, Cennet-i alanın nurusun gelin.

Bu parçalar önceki Türkülerimizde geçmiş ise de, bazı ufak tefek değişikliklerin Karacaoğlan'ın kendi soyunun ağzından işitilmiş olması tekrar yazılmasına sebep olmuştur:

Karacaoğlan bunu böyle söylemiş, İnmiş aşkın deryasını boylamış. Üç kulaç'ta bir gün karar eylemiş, Beş kulaçta artar saçın sevdiğim.
Artık küçük Mehmet Ali'ye veda ederek Kozana gidiyorum. Kardeşi Osman, ben de bir Türkü söyliyeyim dedi.

Bu iki genç kardeş benim ziyaretimden coşmuşlardı ve şu hikayeyi Osman anlatmaya başladı:

- Karacaoğlan bizim köyde bir kız sevmiş, kız başkasına kaçmış. Karacaoğlan kahrolmuş; köyü bırakıp kaçarken şu Türküyü söylemiş:

Bir ufacık pınar olsan, Aksan yanıma gelsen,
Susasam da susuz kalsam, İçmem bir tas senden kelli.
Bir altından kaşık olsan, Bir gümüşten beşik olsan,
Yeryüzünde ışık olsan, Bakmam sana şimden kelli.
Gökyüzünde turna olsan, Yeryüzünde hurma olsan,
Çekmem seni şimden kelli Kara kaşa sürme olsan.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KOZAN DAĞINDA VE YÜRÜKLER ARASINDA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 Ara 2010, 03:34

TULUK OYUNU

Niğde'nin Bor kasabasında tabak esnafı arasında gizlenmiş önemli bir oyun vardır.

Tuluk oyunu iki bölüktür:

1- Tulukçular,
2- Geçiler

A- Tulukçular:

Tulumu çıkmış bir keçi derisini şişirirler. 10-20 çift savaşçı meydana çıkar ve şişirilmiş tulumlarla tıpkı boks edercesine döğüşmeye başlarlar. (Tulumların çıkardığı sesler top sesi gibidir ve çok heyecan verir.)
Bu oyun önce karışık ve eşsiz başlar, oyun arasında her oyuncu kendi düşmanını bulur. Oyunda bilek çıkar, tuluk patlar, savaşçı yıkılırsa oyundan çıkar ve böylelikle oyun alayı seyrekleşir.

B- Keçiler:

Tuluk oynayanlara koruyuculuk edenler ilk insanlar gibi keçi derilerine bürünürler, üstlerine çanlar, ziller takarlar, başlarına yine deriden yapılmış bir başlık giyerler; yüzlerini boya ile karartırlar ve maske kullanırlar. Acayip bir yaratık gibi tuluk oynayanların etrafını çevirirler; ellerindeki çuvaldızlarla oyuna karışmaya kalkanlara engel olurlar, döğüşen tulukçuların etrafında sıçrayarak, dansederek, koşarak tuluk seslerine başka bir ahenk verirler ve bu oyunun heyecanmı bir kat daha arttırırlar.
Bu oyun on beş yıl önce tabak esnafı arasında her düğünde oynanırken şimdi bırakılmıştır.

KOZANDAĞINDA EFSANELER Bozoğlan Dede:

Saimbeyli: Öğretmen Abdullah Bey

Saimbeyli kuzey dağlarında "Bozoğlan Dede" isminde bir yatır vardır. Bu yatır, çobanlara yol gösterir, kış günü yolda kalanlara kılavuzluk edermiş. Bu inanç halk arasında yaşar.

Mürsel Dede:

Saimbeyli güneyinde bir dağ başında "Mürsel Dede" isminde bir yatır daha vardır. Bu yatır çocuğu olmayan kadınlara çocuk verir. Kadınlar bu dedeyi ziyaretlerinde adak adarlar ve çaputlardan bir yapma bebek (kukla) yaparak kurdukları küçük bir salıncakta sallarlar; böylelikle Mürsel Dede'nin maneviyatından yardım beklerler.

Birobiro:

Kozandağında "Birobiro" isimli korkulu bir canlının varlığına inanılır. Bu yaratık, insan kılığında olurmuş ve gece vaktinde (Birobiro) diye bağırırmış. Eğer biri bunu insan sanarak cevap verirse, bu hayvan o insanın üstüne atılır ve onu ikiye bölüp öldürürmüş. Birobiro'nun hayali şekli şöyledir: "Tek ayaklı, tek kollu, tek gözlü, yani; başından itibaren yarıya bölünmüş bir insan gibidir." Bu hayvan en çok senenin yanar gün (Eyyamı bahur)'lerinde görülürmüş. bunu gördüm diyen bağ bekçilerinede rastlandırmış.

-Mağara bucağı Hokkeçe: Aşık İbrahim-

Al Karısı:

Al karısı bir kuş gibidir, eve her yerden girer. Elinde bir boncuğu vardır. Ve hemen lohusanm üstüne çullanır. Eğer lohusa su kaplarını açık bırakmazsa al karısı eve giremez, eğer lohusa al karısının attığı boncuğu alırsa al karısı yalvarmaya, yakarmaya başlar.

Alçılar

Al basma hastalığından korunmak için ocaklı olanlara "Alcı" derler. Alcı olmak için; alkarısının attığı boncuğu alan lohusa, bunu geri verirken al kansına yemin ettirmelidir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KOZAN DAĞINDA VE YÜRÜKLER ARASINDA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 Ara 2010, 03:44

Resim
Çadırında ve astarının başında kilim dokuyan bir aşiret kadını

KİLİM MOTİFLERİNİN HALK ARASINDAKİ İSİMLERİ

KİLİM MOTİFLERİ:


1- Pençeli (Bir ismine de Kürt işi derler)
2- Çiçek
3- Hatunparmağı
4- Seleser (Bu işte uğursuzluk vardır) gibi inanışlar var. Seleser işine salı günü başlamak uğurludur. Salı gününe ait bir atasözünü de burada dinledim.

(Sah günü alı günü)

Alı günü:

Fetih günü demekmiş.

5- Urumalası. Ortasındaki "H" harfi gibi işaret "uğur" sayılırmış.
6- Avşar kilimi veya kağıt kilim.
7- Kurbağa işi
8- Heykel kilim
9- Parnakişi
10- Nacak kilim
11- Yıldız kilim veya seymen kilimi
12- Kıvrım ve kurt ağızı işi
13- Su işi
14- Zencirliiş

Kilim Motifleri

Resim

Not:

Avşar kilimlerinde süsleme daha çok üç motiflidir. Bu motifler Rum alası seleser, bukasuyu'dur. Bukasuyu altıncı motife dikey olarak inen dikdörtgenlere verilen isimdir.

Resim
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KOZAN DAĞINDA VE YÜRÜKLER ARASINDA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 Ara 2010, 03:45

Resim
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KOZAN DAĞINDA VE YÜRÜKLER ARASINDA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 Ara 2010, 03:45

Resim
Farsaklı Yiğit Ağa
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KOZAN DAĞINDA VE YÜRÜKLER ARASINDA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 Ara 2010, 03:45

Resim
SAIDE HANIM (Tecirli aşireti kızı kıyafetinde) Saide Hanım zaten Tecirli aşireti kızlarındandır. Kendisi öğret¬men ise de bu kıyafeti temsilde mahareti vardır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KOZAN DAĞINDA VE YÜRÜKLER ARASINDA

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 Ara 2010, 03:45

Resim

TULUK OYUNU

1- Soldan: Tulukçular önlerinde tulumu, oyuna hazırlanırlarken
2- Sağda: Tuluk oynayanların kıyafeti
3- Aşağıda: Keçilerin kıyafeti
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Önceki

Dön Türkmen Aşiretleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir