Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Türkmen Türküleri ve Hikayeleri

Burada Türkmen Aşiretleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Re: Türkmen Türküleri ve Hikayeleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 17 Ara 2010, 23:07

XXX. HİKAYE

Alageyikli

Bir padişahın üç kızı varmış. Bir gün büyük kız vezire bir karpuz vererek der ki:


"- Bu karpuzu babama ver, yemekten sonra soğuk soğuk yesin."
Vezir karpuzu padişaha verir, padişah keser, bir de ne görsün; içi gitmiş, bir özü kalmış... Padişah bunun manasını vezirden sorar.

Vezir der ki:

"- Kızın vaktim geçiyor, bana er bul, diyor."

Ertesi gün yarı kavlamış bir karpuz ortanca kızdan, daha ertesi gün çok güzel olmuş bir karpuz da küçük kızdan gelir. Padişah emreder. Sarayın önünden delikanlılar, yiğitler geçirilir. Büyük ve ortanca kızlar ellerindeki almalarıyla (elma) birer vezir oğlu vururlar; küçük kızın alması bir keloğlana rasgelir. Bu, üç defa olunca bu tesadüf sayılmaz. Sonunda kısmeti imiş deyip küçük kızı keloğlana verirler. Keloğlan güveyi girerken cebinden bir tüy çıkarır, çakar bir civan olur. Kız şaşar ve bu oğlanın asimi sorar.

Oğlan der ki:

- Ben Kafdağı'nda Alageyik adındaki dev ananın oğluyum. Anam 18 kafa hükmeden Tepegöz Sultandır. Fakat, benim sırrımı bir kimseye söylersen beni kaybedersin ve sonra ararsın. Kız söz verir. Bir süre geçinirler. Bir gün padişah hasta olur.

Hekimler padişaha:

"Alageyik sütü içerseniz şifa bulursunuz" der.

Padişah damatlarına emir verir. İki vezir oğlu damadı Alageyik sütü bulmaya çıkar. Bu arada Keloğlan da başvurur, hakaret görür, rica eder, sonunda saraydan bir topal at alarak gider. Şehir dışına çıktıktan sonra çakmak çalar, tüyünü çakar, bir yağız at görünür. Buna biner "ha" der, Kafdağı'na gider. Kız kardeşleri davarlarını sayarken yetişir. Bunların davarları hep geyiş imiş. Bir tas tatlı, bir tas acı süt alır... Diğer güveyiler adi süt getirir. Fakat Keloğlan bu işte kazanır ve padişah tekrar sağlığına kavuşur, bir cirit oyunu oynarlar. Oyun sırasında bir atlı yiğit üç gün padişahı hayran eder.

Ve padişah:

"- Ah benim böyle bir oğlum veya damadım olsaydı ne olurdu" der. Keloğlanın karısı ile de diğer ablaları alay ederler. Sonunda kız kocasının sırrını açığa vurur. Fakat o gece Kafdağı'nın emiri eve gelmez. Kız ağlar, derdini döker, sonunda babasından bir çift demir pabuç ve bir demir asa alarak Kafdağı emirini aramaya başlar. Seneler geçer, ayağında demir çarık delinir, elindeki asa eğrilir.

Bir gün bir Bakır kalesinin karşısına gelir ve kalenin burçlarından etrafı seyreden kızlara seslenir:

Kalalı kalalı kızlar, Bakır kalalı kızlar, Alıra t bacınız olam, Emir nerede kızlar?

kızlar cevap verirler:

"- Biz bilmezik. İlerde Gümüş kal'a var, ona sor."

Kadın gümüş kaleye gider. Oradan da Bakır kaleden aldığı cevabı alır.
Altın kaleye gelir. Oradan da "Kafdağı'na, devler. Yürür. Sonunda, bir gün yorulur, bir köyde bir pınarın başında ağlamaya başlar. Meğer kocası Emir, o köyde çocuk okuturmuş. Pınardan su almaya çıktığında kadını görür. Bir de ne görsün, kendi karısı... Karısına bir fiske vurur, onu bir topak iplik yapar, eve getirir, anasına "Bir kız buldum, gelsin bizim evde çalışsın" der.
Anası razı olur. Fakat insanoğlu olduğu için bir gün kızı yemek ister, kıza incili, elmaslı bir süpürge verir. "Ortalığı iyi süpür" der. Kız eline alır almaz süpürge dağılır, bunu görüp ağlamaya başlar. Emir gelir, kıl çakar, süpürgeyi toplar, kürkü ile ortalığı temizler.

Dev anası gelir, işi anlar. Kıza:

"Ah kahpe, sen oğlumun ya karısı, ya da oynaşısın" der. Kıza iki kazan getirir, "Bunlara gözyaşını dolduracaksın" der. Kız kazanların başında ağlamaya başlar... Hiç kazan gözyaşıyla dolar mı? Emir gelir, kazanlara su doldurur, içine tuz atar.

Dev anası yine gelir ve içi çakarak:

"Sen oğlumun ya karısı, ya oynaşısın" der.

Üçüncü gün dev anası kadını kız kardeşine gönderir ve ona der ki:

- Bacıma git; orada bir çift dambıt dumbut (bir çeşit bilinmeyen musiki aleti) vardır, onları getir, oğlumu evereceğim düğünde lazım olur. Kız ağlaya ağlaya giderken Emir önüne çıkarak ona bu işin usulünü öğretir. -Açık kapıyı kapa, kapalı kapıyı aç. İtin önündeki otu ata, atın önündeki eti ite ver. Kanlı pınardan su iç, irinli pınardan yüzünü yıka, tizem (teyzem) seni yemek için dişlerini bilemeğe gidince penceredeki parlak kutuyu kap gel.

Kız böyle yapar ve kendi kendine çalgı çalan kutuyu alıp gelir. (Bu kutunun içinde iki sink varmış.)
Dev anası birkaç saat önce bir dev kızıyla oğlu Emir'i evlendirmeyi tasarlar. Oğlu o gece dev kızım bırakır, eski karısını alıp anasının küpüne biner, gökte uçarak gider. Fakat dev anası başka bir küpe binerek bunları takibe koyulur. Oğlan kurtuluş olmadığını görünce, kıza bir tokat vurur, onu bir kavak ağacı yapar, kendi de bir yılan olarak ağaca sarılır. Dev anası gelir, tılsımı tanır "Ey oğlum, şimdi sizin ikinizi de yok edeceğim de bakalım" der. Oğlan yalvarmaya, Arap dili dökmeye (riyakarlık etmek demektir) başlar. Sonunda "Oldu olan, bari dilini uzat da öpeyim. Sonra beni ne edersen et" der. Annesi dilini uzatır, oğlu zehirinden akıtarak anasını dilinden sokar. Dev anası ölür.
Oğlan kız birlikte kızın babasının ülkesine gelirler. Meğer kızın babası ölmüş, hükmettiği ülke şahsız kalmış. Emir kıza emreder. Kız tellallar bağırtır ve kocasını tahta geçirir. Ondan soma kızın baba yurdu da Alageyik soyuna karışır. Millet o günden sonra geyik sütü içmeye başlar. Yurdun bütün davarları geyik, katırları at, oğlanları kahraman birer cellat olur. Dünyada biricik Alageyik devleti kurulur; kız oğlan tekrar yedi gün yedi gece düğün yaparak muratlarına ererler, işte o günden beri bu memlekete Alageyik yurdu derler.

(Bu hikaye Hınız Ahmet'ten alınmıştır.)
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Önceki

Dön Türkmen Aşiretleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir