Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Diğer İllerde Varsaklar

Burada Varsak Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Diğer İllerde Varsaklar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Ara 2010, 06:55

Diğer İllerde Varsaklar

Burada Aksaray, Kırşehir, Mersin ve Kıbrıs'daki Varsaklar'ın durumuna kısa bir göz atacağız. Aksaray'dan başlamak üzere, bu bölgeleri önce tarihi ve coğrafi açıdan birazcık tanıyalım.

Aksaray, İç Anadolu'da Tuz gölünün güneyinde bulunmakta olup Kapadokya Kralı Arkelais zamanında kurulmuş ve onun adını almıştır. Şehir uzun süre Bizans yönetiminde kalmış, Malazgirt zaferinden sonra Selçuklular'ın eline geçmiş, daha sonra 1155'de Konya'ya bağlanmıştır. II.İzzettin Kılıçaslan, savaşlarda harabeye dönen Arkelais'in yerinde, yeniden kurduğu bu şehire, beyaz mermerden yaptırdığı büyük saraydan dolayı Aksaray adını vermiştir.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında Konya eyaletine bağlı liva (sancak) merkezi iken, 1924 Anayasası'nın 89. maddesi livaları kaldırınca Aksaray vilayet oldu. 20 Mayıs 1933 yılında da yeniden ilçe haline getirildi. 1990 yılında burası tekrar T.C.'nin 68. ili olmuştur. Aksaray'ın Eskil, Ağaçören, Gülağaç ve Güzelyurt adında dört ilçesi vardır.

Yapmış olduğumuz incelemeler sonunda başta Eskil olmak üzere Güzelyurt'un bazı köylerine de diğer aşiretlerle beraber Varsaklar'ın gelip yerleştiklerini öğreniyoruz.
III.Murad döneminde Aksaray'ın köylerinden Katırcı'da Varsak Hoşkadem cemaatinden 28 nüfuslu bir topluluğun varlığından söz edilmektedir. Günümüzde gerek bu köyde, gerekse Güzelyurt'un diğer yerlerinde Varsaklar'a rastlayamadık. Ancak Güzelyurt ilçesine bağlı Sevinçli (gülegüle) köyünün Araplar mevkiinde tepebaşlarında ağıl olarak kullanılan eski yeraltı oturma yerleri ve ayrıca Farsak mevkiinde bir açık hava mabedi olarak kullanılan yer bulunmuştur.

Eskil'e gelince, Aksaray'ın kuzeybatısında bulunur. Aksaray'a 67 km, Konya'ya 115 km mesafede olup, genel olarak düz bir ova üzerine kurulmuştur.
Kaynaklara göre Eski-il olarak geçen Eskil'in ilk kurulduğu yer, bugün "Gauuröreni" olarak bilinen ve ilçenin kuzeyinde, Tuz gölünün yakınında bulunan mevkidir. Anadolu'da Selçuklu hakimiyeti ile birlikte, Sultan lI.Kılıçarslan tarafından Eskil ve çevresine Türk boyları yerleştirilerek bölge Türkleştirilmiştir. Buralara yerleştirilen boylar, Şeylillah, Hacı Hamza, Konurca, Ballı, Atacık, Sündüldü, Doğdu, Bulargı, Yerikli, Kafir, İshaklı, Alihallaç, Köse Yusuflar, Koyunca Emir, Sankızlı, Çetin, Karılı, Karadeveli, Varsak Hoşkadem ve Hoca Sanlu şeklinde sıralanmaktadır. Günümüzde ise, bunların çoğu unutulmuş ve isimleri kaybolmuştur. Kimin hangi boya mensup olduğu bilinmemektedir. Bu yüzden Eskil ilçesinde ne kadar Varsak bulunduğunu tesbit etmemiz mümkün olmadı.

Ayrıca Eskil'e bağlı Konya yolu üzerinde 15 km batı tarafında yaklaşık 125 hanelik Sağsak adında bir yer vardır. Yöre halkı buraya kendi aralarında "Sarsak" demektedirler. Gözlemlerimize göre muhtemelen buranın asıl ismi "Farsak"tır. Daha sonra halk tarafından Sarsak olarak değiştirilmiş olabilir. Çünkü yıllar önce Eskil ve çevresine gelen aşiretler içeresinde, ne "Sağsak" ne de "Sarsak" isminde hiç bir isime rastlanmamaktadır.
Burası Eskil'in bir yayla mevkiidir. Önceleri yazları oturulurdu, son yıllarda kışları da oturulmaya başlanmıştır.
Eskiden beri oldukça geniş yerleşim yerlerine sahip olan Eskil'de tarihi kalıntılara rastlanmaktadır. Ortakuyu, Köşk, Çukuryurt, Hacıeyvadlı, Mutlu, Çulfa, Sarsak ve Tosun yaylalarında höyükler vardır.

1990 yılında ilçe statüsüne getirilen Eskil, halen merkez ilçe belediyeye bağlı 11 adet mahalle, ilçe sınırlan içerisinde 82 adet mezra Eşmekaya kasabası, Böğet, Başaran ve Günüşli köylerinden oluşmaktadır.

1990 nüfus sayımına göre ilçe merkezinin nüfusu 16 bin civarındadır. Bunun ne kadarının Varsak nüfusu olduğunu tespit etmek mümkün olmadığı gibi, genel olarak Aksaray sınırları içerisinde bu aşiret mensuplarının miktarını da belirtmek mümkün değildir.

Kırşehir'deki Varsaklar'ın durumuna gelince, buraya Varsaklar'ın gelmesi hususunda iki görüş vardır. Birinci görüşe göre Varsaklar Kırşehir'in kuzey-batısında geniş alandaki ekinlikler ve kışlaklarda yurt tutmuşlardır. Bu Varsaklar, on koldan meydana gelen kalabalık bir topluluktur.

İkinci görüşe göre, 16. yüzyıl başlarında Dulkadirli elini meydana getiren oymaklar, Kayseri ve Kırşehir'e kadar gelmişlerdir. Daha sonra ise bir kısmı Çukur-Ova'ya geri dönmüşlerdir. Bu Dulkadirli elini meydana getiren oymaklardan biri de Varsaklar'dır.

Şu anda Kırşehir'de bu yönde yaptığımız araştırma ve tetkiklerimiz de yukardaki birinci görüşte yer alan iddiayı doğrular mahiyette hiç bir şey yoktur. Ancak, Sümer Hoca'nın belirttiği gibi Varsaklar'ın Kırşehir'e Dulkadirliler'le beraber gelmeleri kuvvetle muhtemeldir. Dulkadir eline mensup insanlarla gelen Varsak cemaati, burada devamlı olarak yerleşip kalmışlar mı, yoksa daha sonra Çukurova'ya tekrar geri dönen Dulkadirli cemaatleri ile bunlarda geri dönmüşler midir? Şayet Çukurova'ya onlarla beraber geri gitmişler ise, şu anda Kırşehir'de Varsaklar cemaati de yoktur, görüşü doğrudur. Eğer bu Varsaklar diğer Dulkadirliler ile beraber kalmışlar ise, Kırşehir'in kuzey-doğusunda 40 km uzaklıktaki Dulkadirli köylerinin bir kısmını bunlar oluşturmaktadırlar. Bu köyler, Dulkadirli İnlimurat, Dulkadirli Kartalkaya, Dulkadirli Hashöyük, Dulkadirli Yarımkale, Dulkadirli Karşıyaka ve Dulkadirli Karaisa olmak üzere altı tanedir.

C.H.Tarım, bu köylerde yaşayan halkın Dulkadir Oğulları'na mensup olduklarını belirtir. Ancak hepsine de Dulkadirli köyleri denmesine rağmen İnlimurat, Kartalkaya, Hashöyük ve Yarımkale sakinleri asıl Dulkadirli olmadıklarını belirtmektedirler. Eğer gerçekten bu iki köy bunların dediği gibi Dulkadirli değil ise, Varsak olmaları kuvvetle muhtemeldir. Özellikle Karaisa köyünün ismi, meşhur Varsak beyini çağrışım yapmaktadır.

Bu köylerden dışarıya göç alayı fazladır. Bu yüzden nerde ise nüfuz artışı görülmemektedir. Altı köyde yaklaşık 500 hanede 2500 ile 3000 arasında insan yaşamaktadır. Göçler, daha çok köylerden tahsil için gidenlerden dolayı değil de, çalışmak üzere ayrılanlar sebebiyledir.

Mersin bölgesine gelince, burası Varsaklar ve mensubu bulunduğu Ramazanoğulları için büyük önem arz eder. Çünkü bu bölge Ramazanoğulları'nın Anadolu'da ilk yerleşim yerleri olup aynı zamanda bu beyliğin de kurulduğu yerdir. Varsaklar ise, daha çok Tarsus ve çevresine yerleşmişlerdi. Ancak çeşitli sebeplerden dolayı başta Karamanoğulları olmak üzere, Kozanoğulları dönemlerinde asıl yerleşim topraklarını yavaş yavaş terketmişlerdir. Çoğunluğu Çukurova'nın Kozan, Feke, Kadirli, Saimbeyli ve Düziçi gibi kuzey bölgelerine yerleşmeyi tercih etmişler; bir kısmı da önce Karaman ve çevresine, daha sonra da Antalya ve Aydın taraflarına gitmeyi yeğlemişlerdir.

Bütün bu göçlere rağmen çok az da olsa bu bölgede kalanlar olmuş, bazı Varsak beylerinin ismiyle anılan yerler ve yerleşim birimlerinin adları, günümüze kadar ulaşmıştır.

Bunları şöyle sıralayabiliriz:

Mersin'e bağlı Elvanlı ve Göğceli köyleri ile Tarsus'a bağlı Ulaş ve Esenler köyleri yerleşim alanı olarak devam etmektedir. Bu köyleri kısaca tanıtmaya çalışalım.

Elvanlı köyünün yeri, muhtemelen Elvan Bey'in oturduğu yerdir. Şu anda köylülerin, büyük bir bölmünü "Ilayta ile Avcılar" adlı Yörükler oluturur. F.Sümer Haytalar'ın Elvan Bey'in soyundan geldiğini söylemesine karşın. Köylüler Hayta ve Avcılar'ın buraya sonradan gelip Elvan Bey'e sığındıklarını söylemektedirler. Haytalar kendilerinin Varsak olup olmadıklarını bilmemektedirler. Dört mahalleden oluşan köyün 1800 civarında nüfusu vardır. Mahallenin birini 1951'de gelen Bulgar göçmenleri oluşturur. Burası göçmen mahallesi olarak da anılmaktadır.

Mersin merkeze bağlı olan diğer bir köy de Göğceli'dir. Bu köy, Karacaoğlan deresinin kuzey-doğusuna düşer. Köy halkına göre, burası meşhur İnce Mehmet'in köyüdür. Köylüler kendilerinin Varsaklar'la ilgilerinin olup olmadığı hakkında bilgi sahibi olmadıklarını söylemektedirler.
Tarsus'a bağlı Ulaş ve Esenler köylerine de değinmeden geçemeyeceğiz. Ulaş, ilçeye 30 km uzaklıkta olup kuzeybatı tarafındadır. Bu köy yaklaşık 150 hanedir. 1990 nüfus sayımına göre 1000'e yakın nüfusu vardır. Nüfusun üçte birine yakını Tarsus'ta yaşamaktadır. Kanaatimizce bu köy ismini meşhur Varsak boylarından biri olan Ulaşoğulları'ndan almatadır.

Ulaş yurdu, Tarsus'un kuzey batısından başlayıp Bulgar dağına dayanır. F. Sümer'e göre Ulaş ailesi bu köyde kışları otururdu.
Esenler köyü ise, Tarsus'un 10 km doğu istikametine düşer. Bu köyün Varsak boylarından biri olan "Esenlü" aşiretiyle ilgisi olma ihtimali büyüktür. Esenlü oymağı, bu ismi kendisini idare etmiş olan Esen Bey'e nisbetle almıştır.

Ayrıca Tarsus ve civarında Varsak Beyleri'nden olan Kuş-Temur ile Kusun'un isimleri, "yer ismi" olarak geçmektedir.
Tarsus'un doğusunda Adana'ya kadar olan yere genel anlamda Kuş-Temur Ovası denmektedir. Yine burada Kuş-Temur soyadında bazı insanların varlığına şahit olduk. Tarsus'tan 15 km doğu tarafta Yenice kasabası ile Baltalı köyü arasındaki yere "Temir Ağa'nırı Çiftliği" adı verilir.

Hatta bu konuda bir halay oyunu olup şu cümleleri içermektedir:

Kaleden kaleye şahin uçurdum. Ah ile vah ile ömrüm geçirdim. Yare şeker ezdim şerbet içirdim. Oy Temir Ağa Vay Temir Ağa Tek ayak üstü dur (dön) Temir Ağa.
Tarsus'un kuzey doğusunda, Gülek boğazına uzanan dereye "Kusun Deresi" denmektedir. Şu anda Eski-Şehir köyü yerinde olmakla beraber, Eski Kusunlu kasabasının harabe halindeki yeri, nerdeyse kaybolmuş durumdadır. Burası Eski-Şehir köyünün kuzeyinde, yaklaşık 7 km uzaklıkta bir yerdir. "Türbe" diye adlandırılan kitabesiz yapıdan iz yoktur. Ancak bu bölgeye 4 km uzakta "Aladağlı" köyünde bir türbe vardır. O çevrede edindiğimiz bilgiye göre bu türbenin O türbe olabileceği görüşleri hakimdir.

Bu türbe, çevredeki insanlar tarafından ziyaret edilmektedir. Özellikle herhangi bir yerinden rahatsız olanlar türbeye gitmekte ve saatlerce kalarak dua edip yalvarmaktadırlar.

Varsaklar'ın bulunduğu bir diğer bölge de Kıbrıs'tır.
Bu insanlar Kıbrıs'a 1974 Türk barış harekatından sonra gitmişlerdir. Feke'nin Gedikli köyünden Ali Çavuşoğlu ve köyün ileri gelenleri, başta Gedikli olmak üzere Feke ve Saimbeyli'nin hemen hemen bütün köylerinden Kıbrıs'a göçen aileler olduğunu söylemektedirler. Kıbrıs'a gidenler arasında az da olsa Kozan'ın ve Yahyalı'nın Varsak köylerinden aileler de vardır. Kıbrıs'a giden bu Varsaklar'ın çoğu yazları bir iki ay süreyle hem yakınlarını görmek hem de tatil amacıyla eski köylerine gelmektedirler. Aldığımız bilgilere göre bu insanların bir kısmı, Kıbrıs'ta farklı farklı köylere yerleştiği halde, bir kısmı da biraraya yerleşerek, halkının tamamı Varsak olan köyler oluşturmuşlardır. Kıbrıs'taki Varsak nüfusunun tahminen 5 bin civarında olduğu sanılmaktadır.

Ayrıca bütün bu saydığımız yörelerin dışında, Niğde ve Karaman toprakları üzerin de de Varsaklar'ın olabileceği düşüncesindeyiz. Ancak buralarda var olduğunu düşündüğümüz bu aşiret mensubu insanlar, diğer boylara mensup insanlarla karışarak, aradan yılların geçmesiyle, kendi aşiretlerinden habersiz duruma düşmüşlerdir.

Kaynakça
Kitap: Anadolu'da Varsak Türkmenleri
Yazar: Ahmet GÖKBEL
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Diğer İllerde Varsaklar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Ara 2010, 06:56

Günümüz Varsaklar'ının Ekonomik Durumları

Günümüz Varsaklar'ının ekonomik durumları bölge bölge ele alınarak, her bölge kendi şartları çerçevesinde incelenirse daha iyi bir neticeye varılır kanaatindeyiz. Bu yüzden önce Varsaklar'ın en yoğun olduğu, Çukurova'nın kuzey bölgelerini oluşturan Feke, Saimbeyli, Kozan ilçelerinin merkez ve köylerindeki Varsaklar ile Yahyalı sınırları içerisinde bulunan ve Toroslar'ın uzantısı olan Aladağlar'ın eteklerinde yaşayan Varsaklar'ın ekonomik yapılarını vereceğiz. Sonra da sırayla Antalya, Aydın ve diğer bölgelere değinmeye çalışacağız.

Yukarıda belirttiğimiz Çukurova'nın kuzey bölgelerinin özellikle köylerinde yaşayan Varsaklar'ın geçim kaynakları aşağı yukarı aynıdır. Saimbeyli merkez ve köyleri, Feke merkez ve köyleri, Kozan'ın köyleri, Yahyalı'nın köyleri coğrafi konum itibariyle ormanla iç içe olup arazilerinin çoğunu ormanlık alan teşkil etmektedir. Buralarda yaşayan insanlar 1960 yılına kadar geçimlerini kendi imkanlarıyla (el testereleri ile) yaptık- lan keresteleri, çevrelerindeki yerleşim alanlanna satarak sağlarlardı. Ayrıca aynı dönemlerde hatta daha önceleri köylerde çalışabilir insanlar mevsimlik olarak Çukurova'ya giderler, çeşitli ziraat işlerinde çalışırlar ve iş mevsimi bittiği zaman geri dönerlerdi.

Yukarda zikrettiğimiz bu bölgelerdeki köylerin ulaşım problemi son yıllarda çözülmüştür. Özellikle 1960 yılına kadar, bu Varsak köylerinin tamamına yakını, ilçelerle ulaşımı katır ve eşeklerle yapmaktaydılar. 1960 yıllarından sonra orman işletmesinin yakın köylerden başlamak üzere açtığı yollarla ulaşım sağlanmıştır. 1975 yılında araba ile ulaşılamayacak Varsak köyü kalmamıştır. Bu tarihlerden itibaren köylerle ilçeler arası ulaşım, başta traktörler olmak üzere jeep ve üstü kapalı pikaplarla yapılmıştır. Son yıllarda bunlara minübüsleri de ekleyebiliriz. Günümüzde hala köyler arası ulaşımı sağlama ve yük taşımacılığında katır ve eşeğin önemli bir yeri vardır.
1960 yılından sonra, orman işletmesi vasıtasıyla devletin yavaş yavaş ormana el koyması ve köylülere ormanda çalışma imkanı tanıması, daha önceleri yaygın olan kaçakçılığın azalmasına neden olmuştur.
Zikrettiğimiz bu bölgede, oldukça yaygın olan ve insanların çoğunun geçimini bu yolla sağladığı kaçakçılığın önlenmesinde etkili olan bazı faktörler vardır.

Köylülere göre bu faktörleri şöyle sıralayabiliriz:

1. Devlet ormanda çalışma imkanı sağladığı halde, yine de bu işi yapanlara bazı cezalar uygulaması,
2. Devlet iş sahası açınca köylülerin buna ihtiyacının kalmaması,
3. Gittikçe ormanın yok olacağı düşüncesinin halk üzerinde yavaş yavaş yerleşmesi,
4. Halkın kendisine göre kerestenin iyi yerini seçmesi, kalan kısmını ise işe yaramaz düşüncesiyle almaması sonucunda ormanın büyük ölçüde tahrip görmesi ve zamanla halkın bu yapılan hatanın farkına varması,
5. Köylülerin kaçak olarak götürdüğü keresteyi yeterince değerlendirememesi gibi sebepler sayılabilir.

İşte bu ve benzeri sebepler, uzun yıllar süren ve ormanların bilinçsizce yok olmasına neden olan kaçakçılık olayını ortadan kaldırmıştır.
Bu orman köylerinde yaşayan Varsaklar'ın büyük bir bölümünün geçimlerini ormanda çalışarak sağlamaları, 12 Eylül 1980'e kadar devam etmiştir. Ancak bu harekattan sonra, iş imkanları kısılarak buradaki çalışanlar da geçinemez hale gelmiştir. Son birkaç yıl içerisinde ormandan iş verme daha da daraltılarak, ormandan gelen gelir köylülerin çok azına yeter hale gelmiştir.

Bu bölgede ikinci bir geçim kaynağı da hayvancılıktır. Gerçi yerleşim alanlarının dağlık, sarp ve otlağa elverişli olmayışı, mevcut arazinin önemli bir kısmının da ormanla kaplı olması, hayvancılığın gelişmesine engel olmuş ve çeşitli hayvan türlerinin beslenmesini imkansız hale getirmiştir.
Beslenen hayvanlar arasında ilk sırayı kıl keçisi almaktadır. Bunun yanısıra sadece ihtiyaçları gidermek için katır, eşek ve inek besleyenler görülür. Ancak bunlar ticari amaçlı değildir. Sadece kıl keçisinden çok yönlü faydalanma yoluna gitmektedirler.

Bunun bir takım sebepleri vardır:

a. Kıl keçisinin beslenmesinin ormandan temin edilmesi,
b. Dağlık yerlerde ve sarp arazilerde, diğerlerine nazaran daha dayanıklı ve her tarafta gezebilen özelliğe sahip olması,
c. Sert kış şartlarında dışarıda durup, bu şartlar altında hayatını sürdürebilme özelliğine sahip olması,
d. Aksine diğer hayvanların bu dağlarda gezemez, yayılamaz, barınamaz ve kış şartlarına uyum sağlayamaz olması, tercihi kıl keçisine yöneltmiştir.

Ayrıca bu kıl keçisinin etinden, sütünden, kılından çok yönlü olarak faydalanılır. Bu keçilerin kılları her sene Mayıs ve Haziran aylarında kırkılır (kesilir). Kesilen bu kıllardan-ihtiyacı olanlar-kıl çulu (kilim) dokurlar, evlere sererler. Yaylalarda kullandıkları çadırları da bu kıllardan dokumaktadırlar. Günümüzde hala bu bölgedeki Varsaklar'ın tamamı yaylalarda kıl çadırları kullanmaktadırlar. Bütün bunların yanında kıl keçilerinin canlı olarak satılmasından da kendilerince önemli gelir elde etmektedirler.

İneği bulunan evlerin sayısı fazla değildir. Çünkü onu beslemesi, saman ve yem temin etmesi oldukça zordur. Bunun aksine hemen hemen çoğu evde katır veya eşek bulunur. Ekim ve dikim için araziden yoksun olan bu köylerde, hacmi az da olsa tarla sahiplerinin çoğunda öküz bulunur. Son yıllarda köylere az miktarda da olsa traktör girmesine rağmen, traktör ile sürülebilen arazi çok azdır. Bu yüzden hala arazilerin çoğu öküz veya katırlardan yararlanılarak karasabanla sürülmektedir.
Gördüğümüz kadarıyla bu bölgedeki Varsak köylerinin tamamında traktör vardır. Bu traktör sayısı bazılarırında beş-altıya kadar çıktığı halde, bir kısım köylerde de bir-iki tanedir. Son yıllarda yolların da yapılmasıyla bu köylerin bir kısmına birer, bazılarında ise ikişer tane olmak üzere, minibüs de girmiştir. Büyük köylerde tek tük kamyona rastladığımız da oldu. İster traktör, ister minibüs veya kamyon olsun, sahiplerini sorduğumuz zaman bunların tamamına yakınını yurtdışına gidip işçilik yapan insanların oluşturduğunu öğrendik. Zira normal olarak bu köylerdeki Varsaklar'ın yüzde bir veya ikisinin ancak bir traktör veya minibüs alabilecek durumda olduklarına tanık olduk. Bütün bu sebeplerden dolayıdır ki, katır hiç bir zaman Varsaklar arasında önemini kaybetmemiştir. Sadece köyler ile ilçeler arasındaki ulaşım katırla yapılmayıp, traktör veya minibüse dönüşmüştür. Köyler arası gidiş gelişler, arazilerin sürülüp ekilmesi, çıkan saman ve diğer bütün ürünlerin evlere taşınması katırlarla yapılmaktadır.

Bu köylerde yapılan ziraat sonucu kaldırılan buğday, bazı köylerin yarısına yettiği halde, bir kısım köylerin tarlalarından kaldırdıkları buğday, köylülerin dörtte birinin ihtiyacını ancak karşılamaktadır.

Feke, Saimbeyli ve Kozan'ın köylerinde pek yaygın olmamasına karşın, Yahyalı'nın Varsak köylerinde dokunan el halıları, son yıllarda onlara önemli bir gelir kaynağı olmuştur.

Bu bölge, bir kısım maden yatakları bakımından zengin olmasına rağmen, bir kısmı imkansızlıklar nedeniyle işletilememekte, bir kısım yataklar ise Varsaklar dışındaki insanlar tarafından işletildiği için bu insanlar sadece buralarda işçi olarak çalışıp, bu şekilde faydalanmaktadırlar.
Her ailenin evinin yanında çok küçük de olsa bir bahçesi bulunur. Yazları burada yetiştirdikleri sebze ve meyvelerin yaşlarından faydalanırlar, kışlan ise yazın kurutup kışın yiyebilecekleri sebze ve meyvelerden faydalanma yoluna giderler. Mesela, yeşil fasülye, kabak, erik ve dağ armudunun kurutulması çok yaygındır.

Buradaki köylerin bir çoğuna elektrik 1983 yılından sonra girmiştir. Varsak köyleri elektriğe kavuşunca, bu durum birtakım hizmetleri de beraberinde getirmiştir. Her köye olmasa da merkez köylere, un değirmeni ve hızar atölyeleri gelmiştir. Ayrıca elektrik geldikten sonra bir kısım köylerde ufak tefek kaynak işleri yapılır hale gelmiştir.

Köylere televizyonun girmesi de, elektriğin gelmesinden sonra başlamıştır. Televizyonsuz köy hemen hemen kalmamıştır. Ancak köylerin büyük çoğunluğunda televizyon bir-iki tane olup, onlar da kahvehanelerde bulunmaktadır.

Sayıları birkaç tane de olsa hala hiç buzdolabı bulunmayan köylere rastladık. Varsak köylerinin büyük bir bölümünde de buzdolabı sayısı yedi-sekizi geçmez. Bu genellemeye ilçe merkezlerindeki Varsaklar dahil değildir.

Yine bu bölgedeki köylerin büyük çoğunluğunda sadece muhtarların evinde olmak üzere birer tane telefon vardır. Bu köylere telefon 1988den sonra bağlanmıştır.
Varsak köylerine televizyon girmeden önce, özellikle uzun kış gecelerinde olmak üzere, yazları kurutulan mısırlar kazanlarda kaynatılarak evlere toplanan cemaate ikram edilirmiş. Mısırın yerine bazı köylerde armut kurutması gibi farklı şeyler de ikram edilirmiş. Bu kış oturmalarının zaman zaman sabahlara kadar sürdüğü görülürmüş. Bu oturmalara odanın yukarı tarafına yaşlılık durumuna göre ve köyde hatırı sayılır insanlardan başlanılarak aşağı tarafa doğru dizilinir, gençlerin bir kısmı odanın alt kısmında oturur, bir kısmı da devamlı hizmette bulunur idi. Bu toplantılarda köyün ileri gelenleri bildikleri ölçüde konuşarak diğerlerine öğütler verirdi. Bu toplantıların önemli bir özelliği de bazı cenk kitaplarının okunması idi. Ancak günümüzde bu gelenek özellikle televizyonların gelmesiyle ortadan kalkmıştır. Ortadan kaybolan ikinci bir şey ise eskiye nazaran küçüklerin büyüklere karşı gösterdikleri saygıdır.

Çukurova'nın kuzeyindeki bu Varsak bölgelerinde köylerden ilçelere inildiği zaman, gelir ve geçim kaynaklarında farklılıklar görülür. Saimbeyli ve Feke ilçe merkezlerindeki Varsaklar'ın, ekonomik bakımdan durumları köylerden çok farklı olmayıp, köylere nazaran başta kıl keçisi olmak üzere hayvancılıkla daha az uğraşmaktadır. Her iki ilçede de geçim kaynaklarının başında orman ve orman işçiliği gelmektedir. Ayrıca insanların bir kısmı komşu ilçe olan Kozan ve Çukurova'nın diğer bölgelerine tarım işçiliğine giderek yıllık ihtiyaçlarının bir bölümünü karşılamış olurlar. Hayvancılık daha çok kendi ihtiyaçlarını karşılayacak kadar yapılır. Ekim ve dikime elverişli arazinin fazla bulunmadığı bu iki ilçe merkezinde, sebze ve meyve bahçeleri dere kenarlarında küçük vaha tipi yerlere kurulmuştur. Meyve bakımından çeşitli meyvelerin yetiştirildiği bölgede; elma, erik, şeftali, kiraz ve bol miktarda üzüm yetiştirilir. Üzüm yaş olarak tüketildiği gibi, üzümden pekmez ve pekmezden yapılmış yiyecekler de elde edilir. Saimbeyli'de meyveler arasında en meşhuru kirazdır. Kirazın bu ilçede ticareti de yapılır.

Kozan ilçe merkezindeki Varsaklar'a gelince, bunların ekonomisi nerdeyse tamamen tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünlerinden narenciye başta olmak üzere, pamuk, soya, buğday, mısır, karpuz ve çeşitli sebze yetiştirilir. Ayrıca -az da olsa- incir ve zeytin yetiştirenlere de rastlanmaktadır. Hayvancılık ev ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla yapılır.

Düziçi Varsakları'nın, ovaya inmeyen Yeni Farsak köyünün ekonomik yönü Saimbeyli ve Feke'nin köylerini andırır. Düziçi ovasına inen ve çoğunluğu Akdere ve Gümüş köylerinde oturan Varsaklar geçimlerini tamamen tarımdan sağlamaktadırlar. Bunun başında da yer fıstığı gelir. Aynca mısır, buğday ve arpa ekildiği de çok görülür. Buğday ve arpanın yerine mısır ekilerek çift ürün elde edilir. Bu iki ova köyünün ekonomik durumu diğer Varsak köylerine nazaran daha iyidir. Hemen hemen her evde televizyon ve buzdolabı bulunduğuna tanık olduk. Elektriğin gelmesiyle kuyulardan santrafişlerle sulama ve içmede kullanılmak üzere su çıkartılmaya başlanıp, ekim alanlarının daha verimli hale gelmesi sağlanmıştır.

Antalya bölgesindeki Varsaklar'ın büyük çoğunluğunun toplandığı Varsak kasabasının gelir kaynaklarına göz attığımızda, buradaki Varsaklar'ın geçimlerinde en önemli etkenin hayvancılık olduğunu görürüz. Burada küçük baş hayvancılıktan ziyade büyük baş hayvancılıkla uğraşılmaktadır. Hayvancılık, hayvanların otlatılmaları suretiyle değil, besicilik yoluyla yapılır. Beslenen hayvanlar canlı ve etlik olarak hem Antalya, hem de vilayet dışına gönderilerek, ticareti yapılır. 1992 yılının yazı itibariyle kasabada sığır sayısı 10-12 bin arasındadır.

Antalya'da geçim kaynaklan arasında ikinci sırayı çiftçilik alır. Kasabanın 30 bin dönüm arazisi bulunup, buralara buğday, arpa ve yulaf gibi tahıl çeşitleri ekilir. Yapılan çiftçilik ticarete yönelik olmayıp, kasaba halkının yiyeceği ve hayvanların tüketeceği kadardır.

Ayrıca seracılık da yaygın olup, halkın üçte birinin bu işle uğraştıkları belirtilmektedir. Seracılık tamamen ticarete yöneliktir denilebilir. Kasaba arazisinde yer yer zeytinliklerin çokluğu da dikkatimizi çekmiştir. Bu yolla da Varsak halkına önemli bir gelir girdiği anlaşılıyor.

Buradaki halk önceden olduğu gibi, hala her haneden en az bir kişi dahi de olsa, Korkuteli ilçesinin Sülekler köyü ile Daşkesik arasına yazlan üç ay kadar yaylaya çıkmaktadırlar. Varsaklar'ın bu mevkide üç bin dönüm kadar arazisi olup, orada yazlık evler yapmışlardır. Bu yaylaya çıkmalarının amacı hayvanları otlatmak değildir. Buraya gelen insanlar hem buradaki arazilerini işleyip değerlendirmekle uğraşırlar, hem de temiz ve serin havada streslerini atarlar. Buradaki arazilere tahılın yanısıra patates ekilmesi de yaygındır. Korkuteli sınırları içerisindeki bu bölge, "Varsak Yaylası" olarak meşhur olmuştur.

1986-87 yıllarında kasabada 250'ye yakın traktörün olduğu belirtildiği halde, şu anda bu sayı yüz civarına düşmüştür. Bunun nedeni de bir kısım insanların traktörünü satarak başka vasıtalar aldıkları ve bu yolla ticaret yaptıkları anlaşılmaktadır.

Buradaki Varsak ailelerinin tamamına yakınında buzdolabı mevcuttur. Çoğunu siyah-beyaz oluşturmak üzere, hemen hemen her hanede televizyon vardır.
Kasabaya 1975 yılında elektriğin girmesiyle bazı hizmetler de beraberinde gelmiştir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, buzdolabı ve televizyon gibi elektrikle çalışan eşyalar girmiştir. Bunların yanısıra son yıllarda olmak üzere dört-beş tane kaynakçı ve demir doğrama dükkanının kurulması, dört tane marangoz atölyesinin tesisi ile ayrıca bir petrol, iki tane un değirmeni ve iki tane fırın faaliyete geçmesi dikkate şayandır.

Öte yandan son yıllarda sondajlama faaliyetleri neticesinde arazi sulamaları eskiye nazaran daha da kolay hale gelmiştir.
Son olarak Aydın bölgesindeki Varsaklar'ın ekonomik yapılarına değinelim. Antalya'daki ve Çukurova'nın kuzey bölgelerindeki Varsaklar'ın aksine, buradaki insanların geçim kaynaklarının başında çiftçilik gelmektedir. Koçarlı sınırları içerisinde yoğunlaşan ve Koçarlu'nun hemen hemen bütün köylerine dağılmış olan Varsaklar'ın en çok uğraştıkları şey, başta pamuk olmak üzere zeytin, incir ve bağcılıktır. Sadece hayvanlara yem amacıyla yer yer arpa ekenlere de rastlanır.

Varsaklar'ın bu köylere yerleşmelerinden başlayarak 20.yüzyılın ilk yarısına kadar eski uğraşıları olan hayvancılık en önemli geçim kaynağı olmaya devam etmiştir. Ancak yerleştikleri bölgenin tarıma elverişli olması ve bölgedeki diğer insanlardan görerek örnek almaları, yavaş yavaş hayvancılığı terketmelerine neden olmuştur. Yine de Menderes ovasına biraz uzak olup da arazisi az olan köylerde, önceleri kadar olmasa da hayvancılık yapılmaya devam edilmektedir. Özellikle Aydın merkeze bağlı Tepeköy Varsakları, hayvancılıkla daha fazla uğraşmaktadırlar. Buradan Aydın'a ve bazı komşu illere etlik hayvanlar gönderildiği belirtilmektedir.

Elektriği olmayan Varsak köyü kalmamıştır. Bütün köylere telefon ulaşmıştır. Ancak telefonlu ev sayısı üçte bir civarındadır. Hemen hemen bütün köylerde her ailede buzdolabı bulunduğu görülmektedir. Ayrıca bir kısım siyah-beyaz olmak üzere, yüzde doksanının evinde televizyon bulunmaktadır.

Netice itibariyle ister Aydın, ister Antalya olsun, burada yaşayan Var-sak nüfusunun ekonomik durumları, Varsaklar'ın büyük çoğunluğunu oluşturan ve Adana-Kayseri sınırlan içerisinde bulunanlannkinden çok daha iyi haldedir. Çukurova'nın kuzey bölgelerindeki Varsak köylerine son yıllarda ulaşılıp, ilçe ve illerle ilişkileri yavaş yavaş başlarken, Antalya ve Aydın'da yaşayanlar her yönden çok daha ileri seviyede olup, diğerlerine nazaran refah seviyeleri yüksektir.
Diğer illerdeki Varsaklar'ın ekonomik durumlarına gelince, bunlardan ayrıntılara inerek bahsetmeyeceğim. Çünkü Mersin, Aksaray ve Kırşehir'de bulunan Varsaklar kimlik olarak kendilerini kontyamayıp diğer insanlarla karışık olarak yaşamlarını sürdürmektedirler. Bu yüzden bunlar hakkında vereceğimiz bilgiler, tam olarak gerçeği yansıtmayacak ve objektif olmayacaktır.

Öte yandan Çukurova'dan Kıbrıs'a giden Varsaklar'ın ekonomik durumlarının oraya gitmeden önceki mevcut hallerinden daha iyi olduğu belirtilmektedir. Kıbrıs'a göçen Varsaklar, geçimlerinin tamamına yakınını ziraatçilik yaparak sağlamaktadırlar.

C. Eğitim-Öğretim Durumları Ve Din Eğitimi

Varsaklar'ın ekonomik durumlarını olduğu gibi, eğitim ve öğretim durumlarını da bölge bölge vermeye çalışacağız. Önce Feke, Kozan, Saimbeyli ve Yahyalı'nın köylerinde bulunan Varsaklar'ın eğitim ve öğretim seviyelerine göz atalım, belirttiğimiz bu bölge maddi yönden fakir oldukları gibi, eğitim-öğretim açısından da çok geri kalmışlardır.

Bu köyler içerisinde Saimbeyli'nin Pağnık yöresindeki Kızılağaç köyünde ilk öğretime 1930'lu yıllarda başlanmıştır. Feke'nin Kisenit ve Tapan köylerine 1940'lı yıllarda açılan ilkokullardan başka 1958'lere kadar Var-sak köylerine okul gelmemiştir305. Yahyalı'nın Büyükçakır ve Delialiuşağı, Kozan'ın Akçalı gibi birkaç büyük köyü ile Feke ve Saimbeyli'nin bazı köylerine 1958'de başlamak üzere kademeli olarak en son 1970 yılına kadar bütün Varsak köylerine okul açılmıştır. Ancak açılan bu okullar ilk yıllarda düzenli bir binada eğitim-öğretim yapamamışlardır. Özellikle 1967-68 yıllarına kadar köylerin büyük çoğunluğunda eğitim-öğretim bazı evlerde ve boş olan ahırlarda devam etmiştir. Bu yıllardan itibaren sınıf sayıları yeterli olmasa dahi, bu köyler kademeli olarak okul binalarına kavuşmuşlardır.

Ulaşabildiğimiz bütün köylerden edindiğim bilgilere göre, her ne kadar falan tarihte falan köye ilkokul girmiş ve o tarihten itibaren eğitim-öğretime başlanmış desek de, okul binaları yapılıncaya kadar, bu yörelerde eğitim-öğretim seviyesi oldukça düşük kalmıştır. Çünkü o dönemlerde öğretmen sıkıntısı fazladır. Öğretmen bulunsa dahi bu bölgedeki Varsak köylerinde uzun süre durmamışlardır.

Okul binası yok, eğitim-öğretim yapılabilecek müsait bir ev bulunamamakta, aynı zamanda öğretmenin kalabileceği uygun bir yerin olmayışı işleri zorlaştırmıştır. Zaten 1970'li yıllardan önce bu dağlık yöredeki hemen hemen bütün köylerde evler, bölmeler halinde olmayıp tek veya iki oda şeklinde idi. Bir odasına eşyalar ve erzak konmakta, kalan bir odada da bütün aile fertleri oturup yatmakta idiler.

1965 yılından başlayarak 1970'li yıllarda bütün köylerin okul binalarının yapılması veya başka bir deyişle eğitim-öğretimin yapılabileceği bir yerin olması, yukarda belirttiğimiz sıkıntıların birazını olsun gidermiştir. Buralara gelen öğretmenler, en azından düzenli olarak ders yapılabilecek bir binanın olmasıyla, eskilere nazaran daha iyi hizmet vermeye başlamışlardır. Şunu da üzülerek belirtelim ki, 1980 yılına kadar bu köylerin tamamına yakınında eğitim ve öğretime tek öğretmenle devam edilmiştir. Bu gelen öğretmenlerin de çok azı kadrolu, büyük çoğunluğu ise vekil'dir. Bu Varsak köylerindeki öğretmen sıkıntısını gidermek için 1985 yılından sonra kademeli olarak köylere yaptırılan okul lojmanları, eskilere nazaran öğretmen sıkıntısını birazcık hafifletmiştir. Bütün bunlara rağmen 1993 yılı itibariyle gittiğim köylerin çoğunda bir veya iki öğretmen olup, yine bunların önemli bir kısmını da vekil öğretmenlerin oluşturduğuna şahit olduk.
Bu bölgedeki ormanlık alanda yerleşen Varsak köylerinde 25 ile 30 yaşın altındaki nüfusun ilkokul düzeyinde okuma-yazma oranı yüksektir. Son yıllarda tek tük yine okula çocuğunu göndermeyenler varsa da, artık hemen hemen herkes çocuğunu ilkokula göndermektedir.

Bölgedeki sayıları 100 civarında olan bu köyler içerisinde Kozan'ın Akçalı, Feke'nin Paşalı ve Saimbeyli'nin Himmetli köyleri olmak üzere, sadece üç köyde ortaokul vardır. Bunların her birinin öğrenci sayısı 50-60 civarındadır. Gerçi Feke ve Saimbeyli'nin köylerinden Develi, Feke ve Saimbeyli ilçelerine Kozan'ın Varsak köylerinden Kozan merkeze ve Yahyalı'nın köylerinden Yahyalı ilçe merkezine ilkokuldan sonra -başta İmam-Hatip liseleri olmak üzere- diğer ortaokullara çocuklarını verenler vardır. Ancak ilkokul sonrası okula gitme oranına genel olarak baktığımızda, oran çok düşük olup yüzde on veya yüzde onbeşlere düşmektedir. Bunlar bütün köylerde eşit oranlarda olmayıp, bazı belli köylerde yoğunlaşmıştır.

İlkokul sonrası eğitim-öğretim seviyesini gösteren birkaç örnek köy verelim:

Feke'nin Gedikli köyü, okuma-yazma oranı yüksek olan ve yüksekokula en çok öğrenci gönderen Varsak köylerinden biridir. Bu köyde yirminin üzerinde yüksekokul ve fakülte mezunu olduğunu tesbit ettik.

Bu mezunlardan:

İki tanesi İlahiyat Fakültesi mezunu (müftü), bir tanesi tıp mezunu (doktor), bir tanesi ziraat mühendisi, dört tanesi lise öğretmeni, altı tanesi ilkokul öğretmeni, üç tanesi iktisat mezunu, bir tanesi makina mühendisi, bir tanesi inşaat mühendisi, beş tanesi de açık-öğretim mezunudur.
Ayrıca bu köyde yirmiye yakın kişi, çoğu İmam-Hatip olmak üzere, lise mezunu ve bir kısmı da öğrenime devam etmektedir.
Yine Feke'nin Kisenit köyünden bu zamana kadar iki yıllık yüksekokullar dahil olmak üzere, 12 kişi fakülte veya yüksekokul mezunu olmuştur. Bu mezunlardan; biri ilahiyatçı, üçü ziraatçi, yedisi ilkokul öğretmeni, biri polis'tir.

Bunların dışında, beş tane İmam-Hatip lisesi, yedi tane de düz lise mezunu vardır. İmam-Hatip mezunları civar köylerde kadrolu veya vekil olarak imamlık yapmaktadırlar.

Saimbeyli'nin Çatak köyünde sadece iki kişi yüksekokul mezunu vardır. Bunlardan biri endüstri mühendisliğinden, diğeri filolojiden mezundur.
Biri tıp fakültesi, diğeri su ürünleri mühendisliğinde olmak üzere iki öğrenci okula devam etmektedir. Bir tane imam-hatip lisesi mezunu olup, iki tane de lisede okuyan vardır.

Yahyalı'nın Varsak köyleri arasında kuruluş tarihi itibariyle en eski köyü olan Büyükçakır köyünde hiç yüksekokul mezunu olmayıp, sadece bir tane yüksekokulda okuyan vardır. Bunun yanısıra beş tane imam-hatip lisesi mezunu olduğunu, sekiz öğrencinin de hala Yahyalı İmam-Hatip Lisesi'nde öğrenci olduklarını öğrendik.

Öte yandan aynı ilçenin Kapuzbaşı köyünde yüksekokul mezunu hiç bulunmamaktadır. Bu zamana kadar iki kişi liseden mezun olmuş, dört kişi de lisede hala öğrencidir.
Verdiğimiz örnek köylerden de anlaşıldığı gibi, bu yöredeki Varsaklar arasında ilkokuldan sonraki eğitim ve öğretim düzeyi, oran itibariyle oldukça düşüktür. Aralarında, hiç yüksekokul mezunu olmadığı gibi, lise mezunu da bulunmayan köylere de rastladık. Ancak bütün köyleri tek tek örneklendirmek mümkün olmadı.

Bu köylerin din eğitimine gelince istisnasız bütün köylerde ibadetlerini yerine getirmeye çalıştıkları yeterli veya yetersiz bir cami vardır. Sadece Feke'nin Gedikli köyünde bir Kur'an kursu inşatının devam ettiğini gördük. Diğer hiçbir Varsak köyünde Kur'an kursu yoktur.

Aldığımız bilgilere göre, 1975 yılından önce, bu köylerin büyük çoğunluğunda, din eğitimi almış ve başkalarına da bu konuda faydalı olabilecek bir kişi mevcut değildi.
Köylülerin belirttiğine göre, köylere bu zikredilen yıldan önce, özellikle kış aylarında olmak üzere, ücretli imamlar getirilmekteydi. Bu hocaların kış aylarında tutulmasının nedeni, köylülerin büyük çoğunluğunun yaz aylarında yaylalara göçmesidir. Ücretleri verilerek getirilen bu hocalar, Feke'nin Kayseri sınırına yakın bazı köyleri ile Yahyalı'nın Varsak köylerine Yahyalı'dan, Saimbeyli, Feke ve Kozan'ın Varsak köylerine de başta Kozan olmak üzere diğer ilçelerden gelirlerdi. Dışarıdan ücretleri verilerek tutulan bu hocalar hem köylülerin namazlarını kıldırırlar, hem de çocuklara namaz surelerini öğretmeye çalışırlardı. Ancak bu hocaların kendi memleketlerinde bilgi eksikliği yüzünden hocalık yapamayıp çok yeterli olmadıkları ve daha çok selahiyetli ve bilgili olanların buralara gitmedikleri anlaşılmaktadır. Çok yetersiz de olsalar, bunlar bu köylerde hoca olarak kabul edilmiş ve onlara büyük saygı duyulmuştur.

Yahyalı'nın Delialiuşağı köyünden Ali Açıkgöz (muhtar), bu konuda şunları söylemektedir:

"1980'li yıllardan önce öyle zamanlar olmuştur ki, özellikle yaz aylarında buralarda hoca bulunmadığından, bir cenaze olduğu zaman, cenaze namazını kıldırabilecek hiçbir kimse bulunamamış ve cenazenin beklemesi kokmaya sebep olacağından namaz kılınmadan defnedilmiş, daha sonra bir hoca getirtilerek veya rastgeldiğinde cenaze namazının mezarlıkta, mevta çıkartılmaksızın kılındığı vuku bulmuştur". 1980'li yıllardan itibaren Varsak köylerinin ekseriyetinde, çocukların tek tek imam-hatip liselerinden mezun olmaları, bu köylerde bu konularda daha önce yaşanan zorlukları yavaş yavaş ortadan kaldırmıştır. Yılın bir çoğunu imamsız geçiren bu köyler, kendi çocuklarının imam olarak yetişmesiyle bazı sıkıntılardan kurtulmuşlardır.

Bu Varsak köylerinde kışları hariç diğer mevsimlerde insanların büyük çoğunluğunun bağında, bahçesinde, tarlasında veya ormanda çalışıyor olması, camilerin boş ve cemaatsiz olmasında önemli etkendir. Köylüler her ne kadar dini eğitim bakımından yetersiz olsalar da bildikleri kadarıyla bu işin gayreti içerisindedirler.
Özellikle 1960'lı yıllardan önce insanlar köylerde sırasıyla belirli evlerde toplanırlar, başta cenk kitapları olmak üzere çeşitli kitaplar okurlardı.

En çok okunan kitaplar arasında:

1. Battalgazi'ye ait kitaplar
2. Hz. Ali'nin cenk kitapları
3. Tuna Nehri, Viyana adlı kitaplar
4. Siretin Nebi
5. Aynca Köroğlu, Dede Korkut, Memo ile Cemo, Karacaoğlan ve Kerem ile Aslı adlı kitaplardır.

O dönemde köylerde okur-yazar sayısı bir kaç kişiyi geçmediği için okumayı bilen ve köyün ileri gelen birisi bu kitaplardan okur, köy halkı da okuyan kişinin başına toplanır, hepsi onu can kulağı ile dinlerdi ve zaman zaman halk büyük heyecana kapılırdı.

Yahyalı'nın Delialiuşağı köyünden birisi, okudukları cenk kitaplarından hatırında kalan "İvci Baba" ismindeki bir masalı şöyle anlattı:

"Eski zaman içinde, dev ismi ile anılan bir "İvci Baba" (sihirbaz) varmış. Bu insan eti yiyerek hayatını sürdürürmüş. Herhangi bir adamı tutup kendi oturduğu yere götürür, orada günlerce beslermiş. Bu götürüp beslediği adamlardan bir kısmına kendi mesleğini (sihirbazlık ) öğretir, bazısını da acıktığı zaman öldürüp yermiş. Günün birinde buna bir kız rastlamış. Bu kızı da diğerleri gibi evine götürmüş. Kız, senelerce onun hizmetini yapmış ve aralarında kişisel olarak hiçbir yaklaşım sözkonusu olmamış. İvci Baba'nın verdiği derslerle kız onun sihrini öğrenmiş. Kızı, kendi sihrini öğrendiğini anlayınca, bir karanlık odaya kapatıp, saçlarından tavana asmış. İvci Baba kaldığı mağaranın kapısını kapatıp, dışarıya çıktığı zaman genç bir delikanlıya rastlamış. Kendinden daha uyanık olan bu oğlanı mağarasına götürmüş. Oğlanla belirli bir müddet beraber kaldıktan sonra, oğlan İvci Baba'nın güvenini kazanmış. İvci Baba ise mağarada bulunan odaların anahtarlarını buna teslim etmiş. Bütün odaları, açabileceğini, yalnızca bir odayı açamayacağını tembihleyip, o odanın açılmasını yasaklamış. Genç bunu dinlemeyip kendi gittikten sonra, yasakladığı odayı açmış. Çok güzel bir kızın saçlarından asılı olduğunu görmüş.

Kıza:

- Sen kimsin, nesin, in misin, cin misin? diye sormuş.

Kız şöyle cevap vermiş:

- Ben de senin gibi bir insan oğluyum. Ne inim, ne de cinim. Yalnız bugün beni İvci Baba öldürüp yiyecek. Korku içindeyim. Ancak sana şunu söyleyeyim. Söylediklerimi iyi dinle. Sihrini öğren fakat öğrendiğini sakın belli etme. Bilmiyormuş gibi hareket et.

Genç, kızın dediğini aynen uygulamış ve sihri öğrenmiş. İvci Baba ise, genç bu sihri öğrenemedi düşüncesiyle onu yanından kovmuş.
Oğlan kendi evlerine gitmiş. Bu genç sihirbaz, babasını bir deve yaparak satmak için pazara çıkarmış. Bu esnada İvci Baba ile karşılaşmış. İvci Baba genci tanımış ve genç sihirbazdan deveyi satın almak istemiş. Ancak çocuk da onu tanıdığı için deveyi vermek istememiş. Genç sihirbaz, dualarını okuyup o anda bir güvercin olarak havaya uçmuş gitmiş.

Hocası da (İvci Baba) şahin olup güvercini tutmak için arkasından uçup onu takip etmiş. Güvercin kurtulmak için kendini herhangi bir pencereden içeri atmış. Şahin bunu yine takip etmiş. Güvercin ise içeride mısır olarak tahtanın üzerine saçılmış. Hocası da hemen tavuk olup mısır tanelerini toplamaya başlamış. İki tahtanın arasından alta giden bir tek mısır tanesi sansar olmuş. Tavuk kafasını tahtaların arasından aşağıya uzatarak mısır tanesini almak isteyince, sansar olan bu mısır tanesi de tavuğun başını koparmış. Böylece sihri öğrenen genç, İvci Baba'nın zulmüne son vermiş."

İvci Baba masalı gibi birçok heyecanlı masalları içine alan cenk kitaplarının okunduğu meclislere çok halk toplanırdı. Ancak 1960-1970'li yıllardan itibaren bu tip kitapların okunması azalmış, hatta tamamıyla ortadan kalkmıştır.

Feke, Saimbeyli ve Kozan ilçe merkezlerindeki eğitim-öğretim durumuna da bir göz atacak olursak, bu ilçe merkezlerinde köylere nazaran şartlar daha iyidir.
Feke'de bir ortaokul, bir lise, Saimbeyli'de iki ortaokul ve bir lise vardır. Kozan'da ise üç ortaokul ve dört tane genel lisenin yanısıra birer tane olmak üzere, imam-hatip lisesi, ticaret lisesi, endüstri meslek, kız meslek, sağlık meslek ve anadolu lisesi bulunmaktadır. Kozan milli eğitim müdürü Hakkı Tandoğan'ın verdiği bilgilere göre, ilçede Varsak ailelerin büyük çoğunluğu çocuklarını liseler arasında en çok imam-hatip lisesine gön-dermektedirler. Aynı şahıs, şu anda imam-hatip lisesinin 2500 mevcudu olduğunu, bunun 2000'e yakınını Varsak çocuklarının oluşturduğunu belirtmiştir.
İlçe merkezlerindeki Varsaklar'ın eğitim-öğretim seviyeleri köylere nazaran yüksektir.

Bu ilçelerin dini eğitimine göz atacak olursak, Feke ve Saimbeyli ilçe merkezlerinde ikişer cami bulunmaktadır. Her iki ilçede birer tane de Kur'an kursu vardır. Kozan ilçe merkezi ise, Feke ve Saimbeyli ilçe merkezlerine nazaran cami ve Kur'an kursları açısından daha şanslıdır.
Antalya merkez Varsak kasabasının eğitim-öğretim seviyesine de kısaca göz atalım. Kasabada iki tane ilkokul, bir tane de ortaokul vardır. Daha önceleri köy statüsünde olan kasabaya ilkokul 1943 yılında girmiştir. Kasaba halkının tamamına yakını ilkokul düzeyinde öğrenim görmüştür.

İlkokuldan sonra ortaokula devam eden yüzde kırk civarında ise de, liseye devam eden oldukça düşüktür. Kasabada lise mezunu sayısı kırk-elli civarındadır. Yirmi-otuz öğrenci de liseye devam etmektedir. Buna karşılık kasabadan Antalya İmam-Hatip Lisesine giden öğrenci sayısı normal lisede okuyanlar kadar vardır.
Kasabadaki dokuz camiden, sekiz tanesinin imamı olup, biri imamsızdır. Kadrolu sekiz imamın altı tanesi dışarıdan, iki tanesi de Varsak'tır. Kasabada bir tane de Kız Kur'an Kursu faaliyet göstermektedir.

Son olarak Aydın'da bulunan Varsaklar'ın durumuna bir göz atarsak, Varsaklar'ın bulunduğu köylerin hepsinde ilkokul mevcuttur. Söbüce sakinleri, bu yörede yaşayan Varsaklar'ın okur-yazar oranının diğerlerinden fazla olduğunu, mümkün olduğu kadar ilkokuldan sonra orta, lise ve yüksekokula gönderme çabası içerisinde bulunduklarını belirtmektedirler.

Burada Varsaklar'ın bulunduğu köylerin birçoğunun Aydın ile ulaşımının iyi olması hasebiyle orta veya liseye gelip gitme imkanı vardır.
Varsaklar'ın bulunduğu bütün köylerde cami vardır. Ayrıca Koçarlu merkez, Yeniköy ve Bağarası mevkilerinde Kur'an kursunun olduğunu öğrendik. Aydın'daki Varsak köylerinin hem öğretmen, hem de imam sıkıntısı yoktur.

Aydın ilinde yaşayan Varsaklar'ın diğer bölgelerdekilere nazaran daha iyi imkan ve şartlara sahip olmalarına rağmen, din eğitimi yönünden ne imam-hatip lisesine, ne Kur'an kurslarına, ne de camilere ilgi -diğer bölgelere nazaran- çoktur.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Varsak Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron