Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kayseri Varsakları

Burada Varsak Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Kayseri Varsakları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Ara 2010, 06:53

Kayseri'de Varsaklar

1453 tarihli vakıf defterinde Kayseri'nin mahalleleri arasında "Varsahan" adında bir mahalleye rastlanmaktadır. Adı geçen mahallenin bir Var-sak mahallesi olma ihtimali büyüktür. Çünkü XV. yüzyılda Dulkadirli Eli'ne bağlı oymaklarla beraber bazı Varsak oymaklarının da Kayseri ve Kırşehir bölgesine gelip yerleştikleri kaydedilmektedir. Nitekim XVI. yüzyılın başlarında Kayseri'yi oluşturan beş semtten biri olan Lala (Lale) Camii semtine bağlı mahallelerden birinin adı Varsak mahallesi olup 1520 yılında burada 11 hane Varsak ailesi yaşadığı belirtilmektedir.

1583 tahririnde ve XVII. yüzyılın ortalarında Kayseri'ye gelen Evliya Çelebi'nin kaydettiği Kayseri'nin mahalleleri içerisinde Varsak mahallesinden bahsedilmemektedir. Ancak daha sonraki nüfus kayıtları Ermeni ve Rumlar'ın yaşadığı mahalleler arasında bir de Varsak mahallesinin varlığını haber vermektedirler. Aynca 1831 yılında Kayseri'de yapılan ilk nüfus sayımına bakıldığı zaman o dönemdeki sülale lakapları arasında Varsak Oğlu'nun geçmesi ve 1872'deki 223 nolu şeriye sicilinde Kay-seri'de Varsiyak adında bir mahallenin yer alması, XIX. yüzyılda Kayseri'de bu aşirete mensup insanların varlığını hala devam ettirdiklerini göstermektedir. Ancak günümüze baktığımız zaman bunların izinin kaybolduğu anlaşılıyor.

Varsaklara mensup bir oymağın da XV. yüzyılda Kayseri'ye gelenler ile eş zamanlı olarak Tomarza bölgesine gelip yerleştiğini ve muhtemelen Tomarza'ya bağlı Persek köyünün (yeni adı Kapıkaya) Varsaklara dayandığını ileri sürenler varsa da266 bu konuda yeterli delile sahip değiliz.

Günümüzde ise Kayseri'de bu isimle anılan ne bir mahalle, ne de herhangi bir yer ismine rastlanmamaktadır. Kayseri merkezde XVI. ve XVII. yüzyıllarda yaşamış Varsaklar'ın torunları mutlaka vardır. Ancak bunlar tamamen kimliklerini kaybetmiş olup, onları tesbit etmek mümkün değildir. Bunların dışında Kozanoğulları döneminde okumak için Kayseri'ye gelen Varsaklar'ın bir kısmının tekrar Çukurova'ya dönmeyip buraya yerleştikleri rivayet edilmektedir. Cumhuriyet döneminde özellikle 1950'den sonra, başta Yahyalı'nın köyleri olmak üzere Feke, Saimbeyli ve Kozan'ın bazı köylerinden ekonomik maksatlarla Kayseri'ye az miktarda da olsa göç olmuştur.

Kayseri'deki asıl Varsak nüfusu Yahyalı sınırları içerisindedir. Buradaki Varsak köylerine geçmeden önce Yahyalı hakkında kısaca bilgi verelim.
Yahyalı, ilkçağ (M.Ö.3500-M.S.375)'ın iki önemli merkezi olan Kapadokya (Kayseri bölgesi) ile Kilikya (Çukurova) arasında oldukça stratejik bir konuma sahip olmuş önemli bir yerdir.

Yakınındaki Develi ve Fraktin muhitlerinde 1947 yılından itibaren başlayan kazılarda, eski bronz devri kültürüne ait çeşitli eşyalar bulunmuştur. M.Ö.500'lü yıllarda Persler, M.Ö.300'lü yıllarda Büyük İskender'in hakimiyet sahasına dahil olan Yahyalı ve civarı, M.Ö.l.yüzyılda Roma İmparatorluğu içinde görülür. Bu imparatorluğun M.S.395'de ikiye ayrılmasıyla da Doğu Roma hakimiyeti, yaklaşık yedi asır devam etmiştir. Bu bölge Türkler'in Anadolu'ya girmeleriyle beraber belirli bir dönem Selçuklular'ın hakimiyeti altında kalmıştır.

Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmasından sonra Develi, Karahisar (Yeşilhisar) ve Yahyalı civarı önce Eratnaoğulları (1343-1381)'nın eline geçer. Daha sonra ise Kadı Burhaneddin Devleti (1381-1398) hakimiyetine girmiştir. Takip eden yıllarda bölge Karamanoğullan'nın akınlarına sahne oldu. 15.asrın yarısına kadar Karamanoğulları ve Osmanlılar'ın mücadelesi sonucunda burası zaman zaman el değiştirmiştir. Bu tarihten sonra da tamamen Osmanlılar'ın egemenliği altında kalmıştır.
Kayseri'ye 105 km uzaklıkta olan Yahyalı, Erciyes'in güneyine düşer. Taşeli yaylası ile Aladağlar arasında uzanan ve Orta Toroslar denilen sıradağların iç kıvrımı üzerinde yer alır. Karların erimesiyle Toroslardan inen sular, Yahyalı Deresi (Karaçay)'nde toplanır ve kuzeye doğru akarak ova köylerinden geçer, nihayet Sultan Sazlığı'na ulaşır. İlçede başta demir olmak üzere önemli maden yatakları vardır. Elden dokuma halıcılık da oldukça yaygın olup, Yahyalı halısı her tarafta meşhur hale gelmiştir.
Bölge jeopolitik yapısı itibariyle özellikle Ortaçağ' da olmak üzere askeri, ticari ve kutsal yerlere gitme yolları amacıyla kullanılmış. Bu konuda ayrı bir önem taşır. Orta Anadolu'yu Çukurova'ya bağlayan dört önemli yol bugün de mevcuttur. Daha çok ticari nitelikte olup askeri amaçla kullanılan Gülek Boğazı, bunun 15 km doğusunda Çakıt Boğazı, Göksün ve Saimbeyli (Hacın) dağlık bölgelerinden Çukurova'ya inen yol ve Yahyalı-Faraşa hattında Zamantı Irmağı'na paralel giden yoldur. Bostanlık, Aşırlık ve Kavak mıntıkalarındaki kaleler, Roma-Bizans döneminde yapılmış olup Yahyalı-Faraşa yolunun askeri-ticari ehemmiyetini de gösteren en sağlam delillerdir.

Yahyalı Ulu Camii bahçesinde türbesi bulunan Yahya Gazi, günümüze kadar gelen söylenti ve rivayetlere göre, Yahyalı'nın kurucusu ve ilçeye adını veren kişidir. Yahya Gazi haricinde Seyid Ali (Şeydi Beğ), Benli Gazi (Gazi Beğ) gibi alp-eren önderlerin yanı sıra Abdal İlyas, Dede Sultan, Akkoca Sultan, Hoca Ahmet (15.yy) gibi din büyükleri2'1 Yahyalı'nın temelinde harcı olan mübarek şahsiyetlerdir.

Osmanlı döneminde uzun süre Develi Karahisar'a bağlı bir korye olarak varlığını sürdüren Yahyalı, XIX. yüzyılda zaman zaman Niğde ile Kayseri arasında el değiştiren bir kaza (kadılık) durumundadır. 1870'de Niğde Vilayeti'ne bağlı bir belde iken 1913 yılında belediyeliğe dönüştürüldü. 1927' de Develi İlçesi'ne bağlı bir bucak merkezi (nahiye) olarak gördüğümüz Yahyalı, 1954 yılında 6324 sayılı kanun ile ilçe yapılarak Kayseri' ye bağlanmıştır.

1990 Genel Nüfus Sayımına göre Yahyalı merkez nüfusu 20.401, köylerin toplam nüfusu 23.646'dır. İlçeye bağlı 11 mahalle, 27 köy ve bir kasaba vardır. Aynca dört tane de mezra bulunmaktadır.

Yahyalı'nın güneyinde bulunan, Zamantı suyu boyunca yerleşmiş Torosların eteklerindeki köylerin 8 tanesi Varsak (Farsak)'tır. Bunlara bağlı 4 tane de mezra vardır. Çok az da olsa Yahyalı merkezde de bu köylerden göçerek yerleşen Varsaklar'a rastlamaktayız.

Bu köyler sırasıyla:

Delialiuşağı, Avlağa, Yeşilköy, Balcıçakırı. Çubukharmanı (Horozpı-narı), Büyük Çakır, Kapuzbaşı ve Ulupınar (Barazama)'dır. Ayrıca Büyükçakır'a bağlı Değirmenocağı, Çubukharmanı'na bağlı Köykenarı (Köykeleri), Çamlıca'ya bağlı Çavdaruşağı ve Yeşilköy'e bağlı Çağlalık mezraları vardır. Bu saydığımız sekiz köyün ve dört mezranın tamamı Varsaktır. Çamlıca (Faraşa)'nın da bir kısmı Varsaktır.

Delialiuşağı, Yahyalı'ya 35 km olup Yahyalı'nın güney doğusunda ve Toroslann doğu eteğinde yer alır. 180 hanede yaklaşık 1100 nüfusa sahiptir. Diğer Varsak köylerine göre merkezi niteliği bulunan köye, 1963 yılında bir jandarma karakolu kurulmuştur. Ayrıca buradaki sağlık merkezinden diğer Varsak köylerine hizmet gitmektedir.
Avlağa, ilçenin 32 km güneydoğusundadır. Zamantı ırmağı kıyısında şirin bir dağ köyüdür. 70 hane olup yaklaşık 500 nüfusa sahiptir. Köyün kuruluşu çok yeni olup 1935 yılına dayanır. Önceleri Delialiuşağı köyünün bir mezrası iken 1960 yılından itibaren muhtarlığa dönüştürülmüştür. Köyün eski adı kurucusu Torun Osman Ağa'ya izafeten "Torun" imiş. Köyün bugünkü yerine yerleşilmeden önce ağıllar bulunuyordu. Köyün adı üzerinde, bunların etkisi olduğu bir gerçektir. Bu konuda iki iddia vardır. Biri av ile ilgili olup avlanılan yer anlamına gelen "avlak" sözünden gelmektedir. Diğeri ise yukarıda da değindiğimiz gibi ağıl, avlağı sözünden kaynaklanan "Avlağa" dır. Köyün ileri gelenleri ikinci iddianın daha doğru olduğunda birleşmektedirler. Tarihi Zebil mağarası bu köy sınırları içindedir.

Yeşilköy, Delialiuşağı köyünün güneyinde ve bu köyden ayrılma 47 haneli, 600 nüfuslu, eğimli bir arazide yeşillikler arasında kurulmuş bir köydür. Mazisi yaklaşık 200 sene öncesine dayanır. Köyün nüvesini yazın Delialiuşağı'na yaylaya gelen, kışın Çukurova'ya giden Abdurrahmanka'nin (Kahya) oğulları (7 kadar imiş) atmışlardır. "Çağlalık" mezrası bu köyden bölünen bazı aileler tarafından kurulmuştur. Yeşilköy'ün güneydoğusunda yaklaşık üç saatlik mesafede bulunan "Ulupınar Yaylası" ve Kalecik adını taşıyan, bugün harabe vaziyetindeki kalesi önemli ziyaret yerlerindendir.

Balcıçakırı, Yahyalı'ya yaklaşık 63 km olup Toroslar'ın güneydoğusunda, zamantı suyu üzerinde yerleşmiş, takriben 600 nüfuslu bir köydür. 250-300 yıllık tarihe sahip olan köyün kurucuları Büyükçakır köyünden buraya gelip yerleşmişlerdir.

Balcıçakır ismi köyün güneybatısında bulunan ve hakkındaki çeşitli efsaneler anlatılan "Ballık" veya "Balcayası"ından gelmektedir. Köy, zikredilen bu kayanın yakınına kurulduğu için bu kayadan esinlenerek "Bala" ismi köy halkını Büyükçakır'dan gelenler oluşturduğu için de "Çakır" ismi alınmış ve "Balcıçakırı" denmiştir.

Çubukharmanı (Horozpınarı) köyü, Yahyalıya 80 km olup Torosların güneydoğusunda Divrik dağının doğu tarafında yer almaktadır. Köy, zamantı suyu kenannda ve sudan 1000 m yükseklikte bulunup dağın yamacına kurulmuştur. Yaklaşık 110 hane olan köyün nüfusu 730'dur. Köykenarı (Kövkeleri) adlı mezrası ise, köyün 5 km güneydoğusunda olup 20 hanede 100 nüfus yaşamaktadır. Mezra küçük ve oldukça ibtidai bir yerleşim birimidir.

Köy, Büyükçakır'dan ayrılan bir grup tarafından yaklaşık 250 yıl önce kurulmuştur. Büyükçakır'la arasından Zamantı ırmağı geçmekte, aynı zamanda sınırı oluşturmaktadır. Köyün 1960 öncesi ismi "Horozpınarı" dır. Rivayete göre 1945 yılı öncesi bu köyün yerleşim alanı yaklaşık yedi-sekiz yüz metre aşağıda ve zamantı suyuna daha yakın idi. Bu eski köyde bir pınar vardı ki köy su ihtiyacını bu mahalleden karşılardı. Daha köy bu pınarın çevresine yerleşmeden önce pınarın başında, zaman zaman horoz sesinin duyulduğu ve yaklaşıldığı zaman horozun kaybolduğu anlatılmaktadır. Bu nedenle bu pınara "Horozpınarı" adı verilmiş ve Eski köy de bu pınarın etrafına yerleştiği için köye pınarın ismi konmuştur.

Yukarıda bahsettiğimiz "Köykeleri" mezrası, Çubukharmanı, köyünden ayrılıp gitme değildir. Buradaki insanlar Adana'nın Karsantı (Aladağ)'ya bağlı Mengeç, Küp ve Karatepe köylerinden gelen Varsaklar'dır. İlk yerleşme, mağaralarda başlamış, zamanla taşlardan gelişigüzel örülen evlerde devam ettirilmiştir. Günümüzde bu mağaralar (kelerler) samanlık görevi görmektedir. Zira "Marağalar Köyü" anlamına gelen "Köykeleri" mezrası ismini buradan almıştır.

Büyükçakır; Yahyalı'nın güney ucunda, Adana ile sınır olan köyün, eski adı Divrikçakırı'dır. Yanındaki Divrik dağından dolayı bu adı almıştır. Toraslar'ın doğusu kaliteli çam ormanlanyla kaplıdır. Ormaniçi köylerden olan Büyükçakır, eskinin en çok nüfuslu Varsak köyü olup şu andaki hane sayısı yaklaşık 145'tir ve bini aşkın nüfusa sahiptir.

Diğer köylerden elde ettiğimiz bilgi ve bu köydeki yaşlılarla yaptığımız sohbetlerden çıkan neticeye göre, Balcıçakırı, Çubukhamanı, Yeşilköy, Kapızbaşı ve Değirmenocağı ile Çavdarlı mezralarının temelini bu köyden giden insanlar oluşturmaktadır. Kapızbaşı ile Yeşilköy hakkında başka rivayetlerde söz konusudur.
Köyün ismini nereden aldığı hakkında net bir görüş yoktur. Ancak gerek bu köylüler, gerekse komşu köylerin insanları, bu köyün Varsak köyleri arasında en eski köy olduğunu söylemektedirler.

277 Musa Kahraman. Çubukharmanı köyü muhtarı (Yahyalı), 45 yaşında, ilkokul mezunu; Köyde konuştuğumuz ihtiyar bazı köylüler de aynı görüşü paylaşmışlardır.
Büyükçakır'a bağlı, daha önceleri Sina adıyla anılan Değirmenocağı isminde bir mezra vardır. Mazisi 100-120 sene öncesine dayanan mezra da 60-70 arası nüfus yaşamaktadır.

Kapızbaşı köyü, Yaşlı Köy halkına göre mazisi iki asır öncesine kadar uzanan 60 hanede yaklaşık 400'e yakın nüfusun yaşadığı küçük bir köydür. İlçeye 75 km olup güneyine düşer. Köylülere göre Kapuzbaşı isminin verilme sebebi şudur: Köyün güneyinde karşı karşıya bulunan iki sarp kayanın ortasından su geçmektedir. Bu kayaların bulunduğu bölgeye kapuz denmektedir. Köy de bu kapızın bulunduğu yere nazaran daha yükseğe kurulduğu için Kapızbaşı, yani kapızın başı (kapızın üstü) anlamını taşıyan isimle anılmış ve hala da bu isimle anılmaktıdır. Köyün kuruluşunu oluşturan insanlar hakkında iki ayrı görüş vardır: Birincisine göre; köyün üç-dört yüz metre yukarısındaki "Dölkeleri" mağarasına gelen ve buraya yerleştiğine inanılan 3 eşkiya köyün kurucularıdır. İkinci görüşe göre, köyü Büyükçükırdan gelip buraya yerleşen insanlar kurmuştur. Biz de oradaki yakın köylerin bütün temelini oluşturan Büyükçakır köyünün, bu köye de temel teşkil ettiği görüşündeyiz. Çünkü Kapızbaşı köyünün büyük çoğunluğunun Büyükçakır'da akrabası vardır.

Ulupınar (Barazama), son Varsak köyü olup bu da Yahyalı'nın güneyinde yer alır. İlçeye uzaklığı 67 km'dir. Ulupınar sonradan verilmiş bir isimdir. Eski adı Barazama'dır. Köyde hiç bir kimse Barazama isminin nereden geldiği hakkında bilgi sahibi değildirler. Aynca köyün yerleşim tarihi hakkında da bir şey söylenmemektedir. Herkes Büyükçakır gibi bu köyün de mazisinin çok eski olduğu görüşündedir.

Ulupınar dışındaki diğer sayıp bilgi verdiğimiz Varsak köyleri, Ulupınar'ı, Varsak olarak kabul etmezler. Ulupınar'ın Çamlıca (Faraşa) gibi eskiden Rum köyü olduğu söylentileri vardır. Rumca olduğu söylenen Barazama adı değiştirilerek Ulupınar'a çevrilmiştir. Yakınında Çamlıca köyü gibi burasının da eski bir Rum olduğu, tarihinin Selçuklular'a kadar uzandığı belirtilmektedir. Rivayete göre Osmanlılar döneminde devlet, bu iki köyden haraç ismi altında bir vergi alırmış. Ancak Faraşa köyü Barazama'ya nazaran daha zengin olduğu için, onlar, alınan bu haraç vergisini devam ettirmişler, Barazama ise kendi üzerine düşen haracı fakirlikleri yüzünden verememiştir. Parayı vermemek için de Müslüman olmuşlardır. Böylece vergiden de kurtulmuşlardır. Ayrıca Barazama'nın bazı inançları diğer Varsak köylerinden farklılık arz eder. Son yıllarda önemini büyük ölçüde kaybetmesine rağmen, yine de halk üzerinde hala izleri bulunan "Meryem Ana" ismiyle anılan bir mağara vardır ki rivayete göre yakın zamana kadar, halk Hz.Meryem'in Hz.İsa'yı orada dünyaya getirdiğine inanmakta idi. Bu sebepten kutsal kabul edilen "Meryem Ana" ya halk eskiden olduğu gibi şu anda da kuraklık vuku bulduğu zaman yağmur duası amacıyla ve bazı hastalık ve vücuttaki yaralara şifa olması inancıyla giderler. Mağaranın önünde bulunan suyun kenarındaki çamurlardan hasta olan uzuvlara sürerler.

Gözlemlerime göre, Barazama köyünün diğer köylerden bazı farklı yönleri vardır. Ancak bu farklılıklar bu köyün zamanla Faraşa ile çok yakın ilişki içerisinde bulunmalarından kaynaklanmaktadır. Hatta bu köyde Türkmenlerle beraber sonradan müslüman olan Rumlar'ın yaşadığı da kesindir. Türkmenler'in, Rumlar'la müslüman olmadan önce beraber yaşamaları, bir de tamamıyla Rum köyü olan Faraşa ile çok yakın işbirliği içinde bulunmaları, kendileri üzerinde bazı değişikliklere yol açmıştır. Hatta bazı inançlarda da onlardan etkilendikleri görülmüştür.

Bütün bunlara rağmen, Barazama'ya bir Varsak Türkmen köyü değildir diyemeyiz. Çünkü edindiğimiz bilgiler ve şu andaki durum gösteriyor ki, bu köyde Varsaklar daima çoğunlukta olmuştur. Belki de Varsaklar bu bölgeye gelmeden önce burası bir gayri-müslim köyü idi.

Tarihte dinleri farklı olup komşu olarak yaşayan toplumların birbirlerinden etkilenip daha sonra ayrılsalar dahi beraber yaşadıkları toplumun örf, adet ve inançlarından kopamadıkları ve bir kısmını devam ettirdikleri görülmektedir. Gördüğümüz kadarıyla son yıllarda yukarda saydığımız farklı inanışlarda kaybolmaya yüz tutmuş ve gittikçe azalmaya başlamıştır.

Böylece Yahyalı'nın bütün Varsak köylerinden kısa kısa bahsettikten sonra bunlara komşu ve aynı zamanda bir Rum köyü olan Faraşa (Çamlıca)'dan bahsetmeden geçemeyeceğiz.

1970'li yıllarda Çamlıca adını alan, Zamantı suyu kıyısındaki bu ormaniçi köy, 90 hane olup yaklaşık 750 nüfus barındırmaktadır. 1934 yılında yapılan mübadeleden önce köyün nüfusunun tamamına yakını Rum idi. Camiye çevrilen kilisesi, hala ayakta duran kalesi, Meryem Ana tapınağı ve yakınındaki Zebil mağarası ile Rum dönemi hatıralarını yaşatan tarihi Faraşa, Kilikya Ermeni Krallığı döneminin önemli bir maden ve sanayii kentidir. Köy halkına göre, kilise 1843-1846 yıllan arasında yapılmış, kalenin tarihi ise Rumlar'dan daha öncesine uzanmaktadır.

282 Hasan Kaya, Çamlıca köyü muhtan (Yahyalı), 68 yaşında, okur-yazar; Adem Yıldız, Çamlıca köyü öğretmeni (Yahyalı).
1934 yılında yapılan mübadele ile buradaki Rumlar Selanik'e, oradaki bir kısım Türk aileleri de getirilerek Faraşa'ya yerleştirilmiştir. Rumlar'ın Faraşa'dan gitmesinden sonra, oradan getirilen Türk ailelerinin yanına çevre köylerden de Varsak Türkmenleri gelip yerleşmişlerdir. Şu anda köyün yansına yakınını Varsaklar oluşturmaktadır. Bu yüzden adet gelenek ve görenekleriyle bir Varsak köyü görünümü verir hale gelmiştir.

Maşatlık denilen eski Rum mezarlığı, üzerinden yol geçtiği için bugün nerdeyse kaybolmuş durumdadır. Harabe haldeki Meryem Ana Tapınağı ise yabancı turistler tarafından ziyaret edilmektedir. Köydeki Uyuz Pınarı'nın suyu hem bir ziyaret yeri, hem de uyuz hastaları için tedavi kaynağıdır.

Bu bölgedeki Varsak köylerini kısaca tanıttıktan sonra, şimdi de bu köylerin ne zaman ve nasıl Torosların Aladağlar bölümünün eteklerine yerleştiklerine değinmeye çalışalım. Bu konuda başta Büyükçakır olmak üzere Delialiuşağı köyünden bahsetmemiz gerekir. Çünkü diğer Varsak köyleri bu iki temel köyden gidenler tarafından sonradan oluşturulan yerleşim birimleridir. Mesela; Avlağa köyü daha çok Delialiuşağı köyünden göç edenler tarafından kurulmuştur. Yeşilköy, Balcıçakırı, Çubukharmanı, Kapızbaşı köyleri ile Değirmenocağı ve Çavdarlı mezraları Büyükçakır'dan giden insanlar tarafından yerleşim birimi haline getirilmiştir. O halde burada asıl temel köyler Büyükçakır ve Delialiuşağı köyleridir. Daha önce belirttiğimiz gibi Feke ve Saimbeyli arazilerine nasıl Ramazanoğulları Beyliği'nin son zamanlarından başlayarak Kozanoğulları döneminde önce yayla olarak, sonra da tamamıyla yerleşik hayata geçmişlerse, aynı dönemlerde bölgenin devamı olan Aladağların etekleri olan Zamantı suyu kenarına yerleşmişlerdir. Zaman itibariyle 17. yüzyıl içerisinde olma ihtimali kuvvetle muhtemeldir.

Kaynakça
Kitap: Anadolu'da Varsak Türkmenleri
Yazar: Ahmet GÖKBEL
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Varsak Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir