Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Adana Varsakları

Burada Varsak Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Adana Varsakları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Ara 2010, 06:52

Adana'da Varsaklar

Adana ilindeki Varsak nüfusu belli ilçelerde yoğunluk kazanmaktadır. Bunlar, yüzde itabariyle ve sırayla Feke, Kozan, Saimbeyli, Düziçi ve Osmaniye'dir Biz bu sırayı takip ederek bunlardan tek tek bahsetmeye çalışalım.

a. Feke

Feke'nin tarihi M.Ö. Hititler dönemine kadar dayanmaktadır. Çünki bazı bulgular, buranın birçok medeniyetleri içinde sakladığı kalıntılardan meydana gelen bir uygarlık merkezi olduğunu ispatlamaktadır. Feke'nin bulunduğu bölge M.Ö. VI. yüzyılda Persler'e, M.Ö. 333'te Büyük İskender'in eline, Milada yakın bir tarihte ise Bizanslılar'ın eline geçmiştir.

Şimdiki yerleşim yeri olan Asmaca'ya yedi km uzaklıktaki eski yerleşim merkezi VAHGA ( FEKE) Kozan'dan Saimbeyli'ye (HAÇİN) giden geçit yolunun dışında kalmıştır. Bu yerleşim alanında Bizanslılar'a ait bir "Vahga" kalesi bulunmaktadır. Bu geçit yolu. Kilikya ovaları ile Kapadokya'nın yüksek platosu arasındaki bağlantıyı sağlamaktadır.
İslam orduları Kilikya'ya (Çukurova) girdiklerinde Selçuklular'ın önünden kaçan Ermeni muhacirleri Toroslar'a yerleşmişlerdi. Ermeniler Rupen başkanlığında 1081 yılında Toroslar'da hakimiyet kurmuştur. XIV. asrın ikinci yarısının başlarından itibaren Çukurova yavaş yavaş müslüman Türkler'in eline geçmeye başlamış ve burası 1517 yılından itibaren de Osmanlılar'ın hakimiyeti altına girmiştir.

Feke, bağlı bulunduğu Adana ilinin kuzeyine düşüp, buraya uzaklığı 122 km'dir. İlçe, orta Toroslar'ın kolları arasında derin bir vadinin kena-nnda kurulmuştur. İlçe merkezinin bulunduğu yerin deniz seviyesinden yüksekliği 630 m'dir. Kuzey ve kuzey-doğusunda Saimbeyli, doğusunda kısmen Kadirli, güneyi Kozan, batısı ise Kayseri iliyle çevrilidir.

Feke bölge itibariyle çok engebeli ve değlık bir konumdadır ve Seyhan nehri kolları tarafından yarılmış derin vadiler, dik yamaçlar ve sarp kayalardan oluşmuştur. Dağlar dik ve birbirine paralel şekilde uzanmakta olup üzerleri sık ormanlarla kaplıdır. Bu dağlar arasında ve vadilerde yer yer küçük düzlüklere rastlanır. Bu düzlükler yörede yaşayan halkın ekim ve dikim alanlarıdır.

Çevredeki ormanlarda karaçam ve kızılçam çok yer tutar. Bu bölgenin dağlarında yer yer gür kaynaklar çıktığı gibi, birçok yerlerde de sular dibe dalmaktadır241. İlçe merkezini ikiye ayıran Pağnık çayı ise ilçe merkezine 1 km doğuda Göksu ile birleşen en önemli bir akarsu kaynağıdır.
İlçenin nüfus yapısına gelince, nüfusun tamamına yakınını Varsaklar oluşturmaktadır. Buna hem köyler hem de ilçe merkezi dahildir.
İlçenin nüfusu, 1927'de 467, 1945'te 1850'ye ulaşmıştır. 1965'de ise ilçe merkezinin nüfusu 3000 civarına varmıştır. Köylerde oturanların bir kısmı ilçe merkezine göç ettiğinden nüfusta kademeli olarak bir büyüme görülmüştür. Adı geçen ilçe de belediye 1895'te kurulmuştur.

1990 yılında yapılan genel nüfus sayımına göre, merkeze bağlı beş mahalle ve 36 köyün nüfus durumu, Feke nüfus müdürlüğünden alınan yazılı belge doğrultusunda aşağıda belirtilmiştir:

Mahalle-KövHane SayısıNüfusu
İslam mahallesi3.785
Gökçeli mahallesi50
Kazancı mahallesi161
Karacauşağı mahallesi109
Belenköy mahallesi528
Akkaya köyü65365
Akoluk köyü70437
Bağdatlı köyü40157
Bahçecik köyü126729
Çandırlar köyü140842
Condu köyü65250
Çürükler köyü28174
Göbelli köyü73304
Gürümze köyü142766
Güzpmarı köyü115645
I lıdıruşağı köyü48338
Incirci köyü107620
Kaleyüzü köyü80489
Gedikli köyü130820
Kayadibi köyü30171
Kırıkuşağı köyü2241164
Kısacıklı köyü73404
Kızılyer köyü53288
Koçyazı köyü49302
Konakkuran köyü60626
Mansurlu köyü140633
Musalar köyü1601151
Olucak köyü46279
Ormancık köyü130868
Oruçlu köyü107713
Paşalı köyü1921181
Süphandere köyü99650
Şahmuratlı köyü60551
Tenkerli köyü34536
Tokmanaklı108585
Tortulu köyü55328
Uğurlubağ köyü45128
Yaylapınarı köyü30162
Yerebakan köyü46246


Bu çizelgeye göre, 1990 sayımına dayanarak, toplam 22535 kişinin varolduğu ve bunların 4633 kişisinin merkez mahallelerde yaşadığı anlaşılmaktadır.
Feke'nin nüfus durumunu belirttikten sonra, Varsaklar'ın bu ilçeye nereden ve ne zaman geldiklerini belirtmemiz gerekir. Ancak buradaki Var-sak nüfusu Kozan, Saimbeyli, Düziçi ve Osmaniye'deki Varsaklar'la bir bütünlük arzettiğinden bu Türkmen aşiretine mensup insanların bu bölgeye nasıl gelip yerleştiklerini ilerdeki sayfalarımızda toplu olarak belirtmeye çalışacağız.

b. Kozan

Kozan'ın tarihte adı "Sis" olarak geçer. XVII. yüzyıla kadar kaynaklarda Sis olarak zikredilmektedir.
Kozan hakkındaki bilgilerimiz ilk çağlara kadar uzanıyor. Kozan, Etiler'in Anadolu'ya geldiklerinde yerleştikleri bölgelerden biridir.
Emevi halifesi Abdülmelik zamanında Çukurova bölgesinin fethiyle, Kozan'ın da Müslümanların idaresine girdiği tahmin edilmektedir ki, Türk iskanı Abbasiler zamanında yapılmıştır. Bölge, X. asırda Rumlar'ın, XI. asır sonunda Selçuklular'ın, daha sonra da Haçlılar'ın eline geçmiştir. XII. yüyılda bir aralık Konya Selçuklularının eline geçen bölgenin, onların elinde de kalmayarak Bizans imparatorluğu ile Bizans'ın doğu sınırlarında bulunup Türk istilasından kaçarak Çukurova'ya gelen Kilikya Ermeni Prensliği arasında bir mücadele sahası olduğu görülmektedir.

Kozan bölgesi XVI. yüzyıl ortalarından itibaren Mısır Memlüklüler'ine ve belli bir müddet bunlara bağlı kalan Ramazanoğulları'nın egemenliğine sahne olmuştur. 1516'da Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferinden sonra Osmanlılar'ın eline geçmiş, Osmanlılar da Kozan'ın ve çevresinin idaresini Ramazanoğulları hanedanının idaresinde bırakmıştır. 1610 yılından itibaren Kozan belirli bir süre Kıbrıs Beylerbeyliği'ne bağlanmıştır. Daha sonra ise Kozan'ın Kozanoğulları'nın idaresine girdiği görülüyor. Kozan adı da buradan gelmektedir.

Tarihine kısaca bu şekilde değindikten sonra, coğrafi yönü ve nüfus yapısından bahsedelim. Kozan ilçesi, Adana ilinin hemen hemen orta bölümüne düşer. Kozan Dağı eteklerinde kurulan bir ilçe, ovaya doğru genişliyen şirin bir görünüm arzeder. Adana'ya uzaklığı 65 km olup seviyesinden yüksekliği 125 metredir.

İlçe, doğusunda Kadirli, güneyinde Ceyhan ve İmamoğlu, batıda Karaisalı, kuzeyde ise Feke ilçeleriyle çevrilidir. Bölgenin dağları Orta Toroslar'ın güneye doğru uzantılarından ibarettir. İlçenin kuzeyi, kuzey batısı ve kuzey doğusu dağlıktır. Dağlar arasındaki vadiler ve düzlükler, kuzeyde yerlerini dik, meyilli, sarp yamaçlı dağlara terk eder. Burada Orta Toroslar'ın zengin ormanları başlar. İlçenin güneyi ovalıktır.

İlçenin doğal bitki örtüsünü; Akdeniz iklimine giren bitki toplulukları, ormanlar ve otlaklar kadar, Akdeniz bitki topluluğuna giren pırnal meşesi, zakkum, harnup, melengiç, fundalık ve yabani meyve ağaçlan oluşturur. Bunlardan sonra zengin kaynaklarımız arasında önemli yeri olan ormanlar başlar. Ormanlarda kızılçam çoğunluktadır.

Kozan'ın demiryolu üzerinde bulunmayışı gelişmesini kısmen engellemiştir. Ulaşım, otobüs ve minibüslerle yapılır. Adana'ya karayolu ile bağlı olup Adana'dan gelerek Feke, Saimbeyli üzerinden Tufanbeyli'ye uzanan yol, Tufanbeyli'ye yedi km kala Kayseri'ye gitmek üzere ikiye ayrılır. Kozan'dan ayrılan bir karayolu da Kadirli'ye gider.
İlçenin nüfus yapısına gelince, 1935 yılında 5.000 nüfusa sahip iken 1985 genel nüfus sayımına göre 50.324 kişi ilçe merkezi ve kasabalarda yaşar hale gelmiştir. 1990 sayımında ise ilçenin merkez nüfusu 56.000 civarına ulaşmıştır. Çeşitli boy ve aşiretlere mensup insanların bulunmasına rağmen, ilçe halkının çoğunu Afşar ve Varsaklar oluşturmaktadır.

Bu durum aşağı yukarı köylerde de aynıdır. Kozan'ın özellikle dağlık ve Ormanlık alanlarında meskun olan köylerin tamamına yakınını Varsaklar oluşturur. Biraz sonra bu köylerin isimlerini ve sahip oldukları nüfusları vermeye çalışacağız. İlçenin merkezine gelince Kozan milli eğitim müdürü Hakkı Tandoğan ile kültür müdürlüğü, nüfus müdürlüğü ve bunların yanında bu konuya ilgi duyan bazı şahıslardan aldığım bilgilere göre, Kozan'ın yarıya yakını Varsaktır. Şehrin hangi mahallelerini Varsaklar'ın oluşturduğunu sorduğumuz zaman, özellikle belli mahallelerin Varsak olmadığını, Kozan'ın bütün mahallelerinde Varsaklar'ın karışık olduğunu, ancak Kozan'ı çevreleyen bütün mahallelerde çoğunluğu Varsaklar'ın oluşturduğunu belirttiler. En düşük ihtimalle ilçe merkez nüfusunun yaklaşık 25.000 kadarının Varsak olduğunu zikrettiler.

Kozan'ın Varsak köylerine gelince:

Köy AdıNüfus
Çamdere720
Çamlarca252
Çslenuşağı247
Çulluuşağı393
Çürüklü301
Ergenuşağı742
Iiskimentaş710
Ferhatlı624
Gedikli542
I Ienisçakırı540
Işıkkaya434
Kabaktepe106
Kıbrıslar272
Karanebili215
Kızlar Sekisi567
Kuyubeli450
Mahyalar326
Marangeçidi401
Minnetli233
Özbaşı239
Şerifli428
Salmanlı219
Velicanlı237
Yanalerik447
Yukarıkeçili999


Ayrıca bunlardan başka Akdam'da 300, Çardak'da 100, Akkaya'da 60, Gökgöz'de 100 ve Hançakırı'nda da yaklaşık 100 hane bulunmaktadır. Görüyoruz ki, yukarıda sıraladığımız köylerle beraber bu köylerde 14.000'e yakın Varsak nüfusu bulunmaktadır.
Bütün bunlardan başka, Andıl, Dağlıca, Doğanalanı, Duraliuşağı, Düzağaç, Karabucak, Karahamzalı, Kemer, Kızıllar, Köseli, Kuytucak, Örendere gibi köylere Varsak diyenler olduğu gibi, Varsak değildir diyenler de vardır. Bu sebepten Varsak köyleri arasında belirtmedik. Sonuç olarak Kozan'ın merkez ve köylerini birarada mütala edersek toplam 40.000 civannda Varsak'ın bulunduğunu söyleyebiliriz,

c. Saimbeyli

Saimbeyli ilçesinin kuruluş tarihi hakkında elimizde net bir bilgi yoktur. Saimbeyli'nin kale ve kilisesi ortaçağdan kalmadır. Ermeniler bu kalenin bir kısmını sonradan kilise haline getirmişlerdir.

İlçede ortaçağ'dan kalma Çeralan, Karakuyu, Kaleboynu ve Cıvıklı kalelerinin dışında Kazandere köyünde Romalılar' dan kalma şehir kalıntısı bulunmaktadır.
Saimbeyli bölgesi, sırasıyla Etiler, Asurlar, İran, Büyük İskender, Roma İmparatorluğunun yönetimleri altında bulundu. Daha sonra Bizans'ın emrine girdi. Bu sıralarda Saimbeyli ve Feke' de Ermeni baronları vardı. İslam orduları M.S. VII. yüzyılda, Hz.Omer zamanında buralara geldiler. Feke' ye olduğu gibi buralara da Malazgirt zaferi'nden sonra yavaş yavaş Türkmenler gelmeye başladı. Belli bir dönem Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçukluları'nin elinde kaldıktan sonra244 1516' da gerçekleşen Yavuz' un Mısır seferine kadar Ramazanoğulları'nın idaresi altında kaldı. Bu tarihten sonra Osmanlı yönetimine giren Saimbeyli, zamanla daha önceki önemini yitirerek küçük bir kasaba haline gelmiştir.

Adana'nın kurtuluş mücadelesinde, diğer ilçe halkları gibi büyük kahramanlıklar gösteren Saimbeyli, düşmanla birlik içinde hareket eden Ermeniler'in en fazla zulmettikleri bir ilçedir. Ermeni zulmü sırasında, onlara karşı kahramanca savaşan ve bir süre sonra bir talihsizlik eseri şehit olan Teğmen Saim Bey'in hatırasına hürmeten 1923 yılında İl Genel Meclisi, aldığı bir kararla "Hacın" olan ilçenin ismini Saimbeyli olarak değiştirmiştir.

İlçenin coğrafi yapısına gelince, Adana'nın merkeze en uzak ilçelerinden biridir. Adana'nın kuzeyine düşer. Kayseri ve Kayseri sınırına daha yakın mesafede bulunan Saimbeyli'ye Kozan-Feke yoluyla gidilir. Adana'ya 157 km'lik bir karayolu ile bağlıdır. İlçenin doğusu Kahramanmaraş ili, kuzeybatısı Kayseri ili, kuzeyi Tufanbeyli, güneyi ise, Feke ve Kadirli ilçeleri ile çevrilidir. İlçe merkezi orta Toroslar'ın geçit verdiği bir vadi kenarında kurulmuştur. Denizden yüksekliği 1050 m'dir.
Saimbeyli Osmanlı döneminde Maraş sancağı Elbistan kazasına bağlı olup 1928 yılında Adana ili sınırları içerisine alınmıştır.

İlçenin arazisi genel olarak dağlık ve ormanlıktır. İlçe arazisi Orta Toroslar'ın sarp ve yalçın tepeleri ile bunlar arasındaki vadilerden ibarettir. Özellikle dağların yüksek kesimleri baştan başa sık ormanlarla kaplıdır. İlçede ovalık alan yoktur.

Arazilerin meyilli olması nedeniyle çok toprak kaybı olmaktadır. Özellikle tarlalar bu yüzden ekime çok elverişli değildir.
Yeraltı zenginlikleri olarak maden kömürü (Linyit), demir, çinko, ve kurşun bulunmaktadır. Ancak bunlar arzu edilen şekilde işletilmemektedir.
Nüfus durumuna gelince, 1990 nüfus sayımına göre ilçe merkezinin nüfusu 4700 dür. Ancak 1993 yılında yapılan seçmen sayımına göre üç binin üzerinde seçmen bulunduğu anlaşılmıştır. Buna binaen şu andaki Saimbeyli merkez nüfusu 5.500-6000 civarına ulaşmıştır. Bu nüfusun 4000 kadarı Varsaktır. Varsaklar buraya Kozanoğulları döneminde yerleşmeye başlamışlardır. Çünkü, şu andaki Saimbeyli köylerinin bulunduğu yerler ve araziler Kozanoğulları'nın yaylaları idi. İlçe merkezinde, kalan nüfusun 5 veya 6 yüz kadarını da kürtler teşkil etmektedir. Bunlar alevi vatandaşlar olarak bilinir. Ancak alevilik konusunda hiçbirşey bilmezler. Bunlar devamlı Saimbeyli dışına göç ettiklerinden nüfusları da artma-maktadır.

Ayrıca bir kısmı merkezde, diğer bir kısmı da Gedikli ve Kızılağaç köylerin de olmak üzere dönmeler vardır. İlçe Merkezinin geriye kalan nüfusunu da şu anda yerliler olarak bilinen insanlar oluşturmaktadır. Haçın'da, Varsaklar'dan önce Ermenilerle beraber yaşayan Müslüman insanlar (Türkler) vardı. İşte o insanların şimdiki devamına Çandırlar veya Yerliler denmektedir. Bu insanların hangi Türkmer boyuna veya aşiretine mensup olduğu hakkında bilgimiz yoktur.
İlçenin Avcıpınarı ve Beypınarı hariç diğer köylerinin çoğunluğuna yakını Varsaktır.

Şimdi bu köylerin isimleriyle beraber 1990 nüfus sayımına göre nüfus durumlarını verelim:

Köv AdıNüfus
Aksağaç670
Avcıpınarı345
Ayvacık536
Beypınarı440
Cıvıklı535
Cumhurlu384
Ceralan960
Çatak803
Çorah290
Değirmenciuşağı673
Eyüplü371
Günleşen465
Gökmenler780
I Iimmetli1305
Kapaklıkuyu590
Karakuyu1369
Kalaboynu1280
Kandilli780
Kızılağaç830
Mahmudlu570
Nalday230
Payambumu385
Tülü340
Yardibi960
Yeniköy465


Saimbeyli'nin merkez nüfusu 1990 sayımına göre 4580'dir. Yukarıda saydığımız köylerin nüfusuyla beraber Saimbeyli ilçesinde yirmi bine yakın Varsak nüfusunun varlığı ortaya çıkmaktadır.

d. Tufanbeyli

İlçe Adana ilinin en kuzeyine düşer. İlçenin Adana'ya uzaklığı 196 km'dir. Kayseri'ye 207, Kahramanmaraş'a uzaklığı ise 160 km'dir.
Önceleri "Höketçe" adıyla Saimbeyli ilçesine bağlı bir köy iken, daha sonra Mağara adıyla bucak merkezi olmuştur. 1958 yılında Saimbeyli'den ayrılarak yine Mağara ismiyle ilçe olmuştur. Mağara adının bu bölgeye yerleşen bir Türk aşiretinden geldiği söylendiği gibi, o çevrede çok Mağara bulunmasından dolayı bu ismi aldığı da söylenmektedir.

1967 yılında ilçenin ismi Tufanbeyli olmuştur. Tufanbeyli adı; Tufan Bey'den gelmedir. Tufan Bey Kurtuluş Savaşı sırasında güneyde milli örgütü kuran subaylarımızdan biridir. Tufan Bey Doğu Kilikya komutanı iken Saimbeyli, Feke, Kozan ve Kadirli ilçelerinin düşmandan kurtarılmasında baş rolü oynamıştır. Bu yüzden Tufan Bey'in Kurtuluş Savaşı'nda gösterdiği kahramanlığı unutmayan Adana halkı Mağara ilçesine bu adı vermiştir.

İlçenin kurtuluşu çok eskilere dayanmasa da, bölge eski bir yerleşim yeridir. İlçenin Şar, Doğanbeyli ve Hanyeri köylerinde Hitit, Roma ve Bizans devirlerinden kalma tarihi eserler vardır.

İlçe arazisi genel olarak dağlıktır. İlçede dağların yüksekliği üç bin metreyi bulur. Tufanbeyli'de Feke ve Saimbeyli ilçelerinde olduğu gibi zengin ormanlar yoktur. Dağların güneye bakan yamaçlarında ormanlara rastlanır. Burada geniş otlaklar ve çayırlar görülür. Bu yüzden Tufanbeyli'de başta koyun olmak üzere hayvancılık yaygındır.

İlçe halkı hayvancılık ve tarımla geçinir. Ekim-dikim için geniş araziler yoktur. Ticaret ve endüstri gelişmemiştir. Bir kısım halk maden ve orman işçiliği yapar. Hasat ve çapa mevsiminde Çukurova'ya gidenlere de rastlanır.
Tufanbeyli halkı çeşitli bölgelerden gelen aşiretler ve göçmenlerden oluşmuştur. Avşar, Farsak, Kakartay ve Abozalar ile Dersim kökenli Şadıllı ve Koçkiili aşiretleri bunların başlıcalarıdır. Aldığımız bilgilere göre, ilçenin Pekmezli, Çatalçam ve Şansa köyleri Varsak'tır. İlçe merkezinde de az miktarda olsa Varsak ailelere rastlanmaktadır.

e. Düziçi

Düziçi, 1954 yılında belediyelik olan Hacılar 1957 yılanda belediyelik statüsüne kavuşmuş olan Harunuye'nin birleşerek 29-11-1983 tarihinde ilçe olmuş yeni bir yerleşim merkezidir.

Bugünkü Haruniye, yeni ismi ile Düziçi ilçesi, Büyük Abbasi halifesi Harun Reşit'in uç beyi olan Faraç Bey tarafından 699 yılında kurulmuştur.
Faraç Bey, bugünkü Kurtbeyoğlu mahallesinde bir kale inşa ettirerek burayı yerleşim merkezi olarak seçmiştir. Kaleye Harun Reşit kalesi ismi verilmiş ve yörenin adı da Haruniye olmuştur. Askeri yönden büyük önem taşıyan bu yöre ve kaleye Horasanlı gönüllü Türk mücahitleri iskan edilmiştir. Haruniye M.960 yılında Araplar'dan Bizanslılar'ın eline geçmiş ve kale yıktırılmıştır. Daha sonra Hamdaniler'den Halep Emiri Şeyhüt Davla tarafından geri alınarak yeniden onarılmıştır. Bir süre sonra ilçe Anadolu Selçuklularının eline geçmişse de Karamanoğulları ve Ramazanoğulları döneminde zaman zaman Ermeniler'in eline geçmiştir. Ancak Karamanoğulları'ndan sonra sırasıyla Ramazanoğulları ve Dulkadiroğulları etkinliklerini sürdürmüşlerdir. Yavuz Sultan Selim 1516 yılında Mısır'a yaptığı sefer sırasında ilçeyi topraklarına katmıştır.

Kısaca tarihine değindikten sonra şimdi de coğrafi ve nüfus durumuna değinelim:

Düziçi Adana'nın kuzey doğusuna düşer. İlçenin doğusunda Bahçe, batısında Kadirli, güneyinde Osmaniye ilçeleri, kuzeyinde Kahramanmaraş yer alır. İlçe merkezi, Düziçi adını aldığı Düziçi ovasının kenarına kurulmuştur.

Adana'ya uzaklığı 125 km, Osmaniye'ye 31 km, Bahçe'ye 34 km, Antep'e 115 km'dir. Deniz seviyesinden yüksekliği 400 m civarındadır. İlçe 15 km'lik bir asfalt yol ile Adana-Gaziantep karayoluna bağlanır. Ayrıca Yarbaşı Tren istasyonundan da faydalanılmaktadır.

Düiziçi ilçesi genel olarak dağlık ve kısmen ovalık alanlardan oluşur. Amanos dağları ilçenin kuzey ve doğusunu engebeli ve dik yamaçlı dağlarla çevirir. Haruniye'nin doğusundaki Dumanlıdağ, ilçenin en yüksek dağıdır. Düziçi ovası, dik yamaçlı ve çok engebeli dağların hemen önünde düz bir alana yayılmış verimli topraklarıyla tarıma elverişli bir ovadır. Dumanlı dağlarından inen Sabun çayı, Düziçi ovasını sulayarak ovanın büyük bir bölümünde sulutanının yapılmasını sağlar. İlçenin kuzey ve batı yönlerinden sınırlarını çizen Ceyhan nehrinden başka, Düziçi'nden geçen Kızılca, Deliçay, Üzümlü ve Çamiçi dereleri ilçenin başlıca akarsularıdır.
Yaz ve kış mevsimlerinde yemyeşil kalan maki ve fundalıklar, 6-7 yüz metreden sonra yerini orman ağaçlarına bırakır. Eskiden geniş yer kaplayan ormanlar günümüzde ancak dağlann tepelerine yakın yerlerde kalmıştır.

Düziçi'nin nüfus yapısına gelince, ilçenin 1985 yılı genel nüfus sayımına göre toplam nüfusu 68.936'dır. Bu nüfusun 35.750'si ilçe merkezinde, 33.186'sı ise köylerde oturmaktadır. İlçenin 24 köyü, 60 mahallesi, bir tane de Elek beldesi vardır. Düziçi merkezinde Varsak nüfusu ilçe merkezi nüfusuna oranla tahminen % 10 civarındadır. Köylerine gelince, Farsak Akdere, Yeni Farsak ve Gümüş Köyü olmak üzere üç köy tamamıyla Varsak'tır.

Şu anda Düziçi'nin birer mahallesi haline getirilen Şekeroğlu ve İkizdeğirmeni (şu andaki ismi Karacaoğlan'dır) daha önceleri Akdere'ye bağlı idiler. 50 civarında olan Çatak Varksakları da Akdere köyüne bağlı olup buranın muhtarına tabidirler. Akdere'de ise yaklaşık 80 hanede 900 civarında nüfus yaşamaktadır.

Yeni Farsak köyünde 100'ü aşkın hane bulunup, 800 civarında nüfus barınmaktadır. Köyde kendi kendine yeterli bir ekonomik yapı bulunmadığından köylünün büyük bir bölümü Adana ve Hatay dolaylarına mevsimlik işçi olarak göç ederler. Ancak bu göç, büyük boyutlara ulaşan bir "köyden kente göç" halini almamıştır. Köyden kente göç olayının pek görülmediği Gümüş köyünde, yaklaşık 1700 civarında nüfus yaşamaktadır.
Akdere ile Gümüş köyleri ovaya kurulmuş mazileri çok eskiye dayanmayan köylerdir.

Akdere köyü ilçeye 17 km uzaklıkta ve ilçenin kuzeybatısında yer alır. Yaklaşık bundan bir asır önce şimdiki bulundukları yerlere Hodu ve Nacar yaylalarından inmişlerdir. Hala bu insanların bir kısmının Hadu yaylasında arazileri bulunup, zaman zaman giderek orada kalanlara icara vermektedirler. Gümüş köyü de ilçeye 15 km uzaklıkta olup, ilçenin batı tarafında yer almaktadır. Bu köy sakinleri de bundan 150 yıl kadar önce Dumanlı yaylasından göç ederek buraya yerleşmişlerdir. Dumanlı yaylasında hala yaşayanlar bulunup, ovaya göçen insanların arazilerini de bu insanlar ekerek bakımını yaparlar ve ona göre icarını alırlar.

Yeni Farsak köyüne gelince, bunlar Düziçi ovasına inmeyip tamamıyla "Tesbi" denilen bölgede (yaylada) kış ve yaz yaşamaktadırlar. Bu köyün Fındık adında bir de mahallesi vardır. Köyün kuruluş mazisi 200 seneden daha da öncesine dayanmaktadır. İlçeye uzaklığı 26 km'dir. Köyde coğrafik koşullar oldukça elverişsizdir. Bu yüzden eski tarım usülleri hala varlığını sürdürmektedir.

f. Osmaniye

Bu ilçeye Osmaniye adı 19.yüzyılda verilmiştir. Osman eli veya yurdu anlamına gelmektedir. Osmaniye bölgesine Kınık derlerdi. Sebebi ise Kınıklar'ın belli bir dönem burada oturup daha sonra diğer aşiretlerle anlaşamadıklarından İç Anadolu'ya doğru çekilmeleridir.

Osmaniye toprakları eski ve orta çağlardan beri önemli yerleşme yerlerinden biri olmuştur. Bu araziler üzerinde sırasıyla Hitit, Asur, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetleri yer almıştır. Ormanlık ve dağlık yerdeki Yarpuz (yüksekliği 1000 m)'dan geçen kervan yolu Osmaniye'den de geçmiştir. Hatta şu anda dahi ilçe arazisi içerisinde eski ve tarihi değeri bulunan kalıntılar vardır.

Osmaniye halkı daha önceleri dağlık bölgelerde yaşayıp 1865 yılında, Abdülmecit zamanında general olan Derviş Paşa tarafından ovaya indirildi. Derviş Paşa Tanzimat gereğince bu bölge için gönderilmişti. Halk, ovaya indirilince bir müdürlük kurulmuş, Payas sancağı Antakyadan alınıp Adana'ya bağlanınca Osmaniye ve Yarpuz da Payas'a bağlanmıştır.

Şimdiki Hacıosmanlı mahallesi çevresinde kurulan Osmaniye'nin nüfusu arttığından 1881 yılında sancak olmuştur. Cumhuriyet dönemine gelince, 1923'te il, 1933'te ise yeniden ilçe haline getirilerek Adana iline bağlanmıştır.

Osmaniye halkı; Ulaşlı, Cerit, Tecirli, Bozdoğan ve pek az Avşar aşiretinden oluşmakta idi. Bu aşiretler o dönemde padişahı ve hükümetini tanımazlar, askere gitmezler, vergi vermezlerdi. Bunlardan Tecirli, Cerit, Ağcakoyunlular malcı (sığır, koyun, deve sahibi); Ulaşlılar dağlı olup, keçi ve at beslerlerdi. Ulaşlı aşiretinin en kuvvetlisi Alibekiroğlu ailesi olup, Anadolu'dan Suriye ve Maraş, Antep, Urfa, Halep tarafına giden kervan yolu üzerini tutmuşlardı.
Varsak kabileleri arasında zikrettiğimiz Ulaşlar'ın bir uzantısı olan ve Osmaniye'de yaşayan Ulaşlılar hakkında kısaca bilgi verelim.

1071 Malazgirt zaferinden sonra Çukurova'nın kademeli olarak Türkleşmesi çerçevesinde ve Ramazanoğulları hakimiyeti altında Osmaniye'ye gelen Türk aşiretleri arasında Ulaşlılar da vardı ki, bunlar Osmaniye'nin dağlık bölgesine (Gavurdağ-lanna) yerleşmişlerdir. Osmaniye'nin dağlık bölgesinde yaşayan Türkler'e "Ulaşlılar" adı verilmektedir. Gavurdağlarının (şu anda Nurdağları denmektedir) zirvesine kadar olan yerlere Ulaşlılar yerleşmişlerdir. 1865'den evvel halkın ovaya indirilmesinden önce Ulaşlılar'ı derebeyi idaresine benzer şekilde ağalar yönetmekte idi. Ağalıklar babadan oğula geçer, bunlara "OCAK" denirdi. Her ocağın belli bir yerleşme yeri olup, Ulaşlılar beş ocaktan oluşmaktaydı.

Bunlar sırasıyla:

• Kelmen Oğulları: Yarpuz (cebel) bucağı
• Karayiğit Oğulları: Yarpuz bucağı ile Bahçe ilçesi arası
• Kaypak Oğulları: Karayiğit ve Serdar köyleri ile Bahçe ilçesi arası
• Cend Oğulları: Serdar bucağının ovaya bakan yönü
• Ali Bekir Oğulları: Serdar bucağı ile Cend Oğulları'nın yerleşme yerlerinin güney yönü

Her ocağı bir ağa yönetirdi. Her ne kadar Ulaşlılar beş ocağa ayrılsa da bütün ocak ağaları Ali Bekir Oğulları'na bağlı idiler. Ali Bekir Oğulları çok kuvvetli olup daha çok dağın sarp yerlerinde yaşarlardı.

Gavurdağlarında yaşayan bu Ulaş aşiretine mensup insanlar, çeşitli zamanlarda dağdan ovaya indirilip belli bir yerde yerleştirilmek istenmiştir. Ancak iskan olayı 1865 yılına kadar gerçekleşmemiştir.
Ulaşlılar geceleri geniş bir alanda ateş yakıp onun çevresinde toplanmayı çok severlermiş.

Bu konuda Cevdet Paşa, Ulaşlılar ovaya iskan edilirken, maiyetindekilere şöyle söylemiştir:

"Ulaşlıların önüne bir ateş yakın, onlar artık o ateşin başından ayrılmazlar".

Derviş Paşa'nın da Ulaşlılar hakkında şöyle bir söz söylediği nakledilmektedir:

"Çerkezi yakalarsan ayağına bukağı vurun. Ulaşlılar! yakalarsan önüne ateş yakın."

Bu yaylalarda yaşayan aşiretler, kışları Hacılar ve Fenk çevresinde geçirirler, yazın ise Olukbaşı, Zorkun, Çobanlı, Çağşırlı ve çevresindeki yaylalara çıkarlardı. 1865 yılında dağlarda yaşayan aşiretler Osmaniye'ye iskan edildikten sonra, yaylalar yazdan yaza geçici olarak gelinen yerler olmuştur. Günümüzde de aynı gelenek devam etmekte olup, biraz daha yaygınlaşmıştır. Yazları, özellikle hafta sonları başta olmak üzere ilçe mer-kezinde bulunan insanların çoğu Zorkun yaylalarına çıkmaktadırlar. Bu yaylalar yazları bir şehir görünümü vermektedir. Camisi ve her çeşit alış veriş merkezi mevcut olup, bütün ihtiyaçlar orada karşılanmaktadır.
Hatta Nurdağları üzerinde bulunan bu Zorkun yaylasında Mesire yeri olarak Gökçe, Hopur ve Gökçe Tepe adlarında yerler vardır. Bu Gökçe adındaki yerler bize, Varsaklar'ın bir diğer kabilesi olan "Gökçelü" aşiretini çağrışım yaptırmaktadır. Bütün bunlardan da anlaşılacağı üzere bu yaylaların bir kısmı Varsaklar'ın yurtları olmuştur.

Osmaniye ilçesinin ve ilçede yaşayan Ulaşlılar'ın tarihi gelişimine kısaca değindikten sonra, biraz da coğrafi yapısı ve nüfus durumundan bahsedeceğiz.
Osmaniye ilçesi Adana'nın doğusuna düşer. Osmaniye'nin güneyinde Hatay, doğusunda Gaziantep, kuzeyinde Bahçe, Düziçi ve Kadirli, batısında ise Ceyhan ilçesi yer almaktadır.

İlçe merkezi Amanos dağlarının ovalık alanına kurulmuştur. İlçenin doğusu ve güneyi dağlıktır. Kuzey ve batı kısmı ise ovalıktır. Bu ovalık alan sayesinde ilçe çeşitli tarım ürünlerinin bol bol yetiştirildiği zengin bir yerdir.

Dağların yüksek yamaçlarında ormanlar vardır. Bunların bir kısmı iyi korunmuş, bir kısmı bozulmuş durumdadır. Bu ormanlarda kızılçam, karaçam, sedir, köknar, ardıç, meşe, kayın, gürgen ve çınar vardır. İlçe arazisi maden bakımından da oldukça zengin bir bölgedir.

Osmaniye'nin merkez nüfusu 1990 sayımına göre 122.000 civarındadır. Kendisine bağlı dört belde ve 48 köy vardır. İlçe 1927'de 5.000 nüfuslu bir kasaba, 1950'ye kadar 8-10 bin nüfuslu küçük bir şehir iken, 1950'den sonra gelişme göstermiş ve şehir özelliği almıştır. 1975 sayımına göre yaklaşık 60.000 sınırına dayanmış, 1990 sayımına gelince de bu 122.000'e ulaşmıştır.

Ulaşlılar, Osmaniye'nin hem merkezinde, hem de bazı köylerinde yaşamaktadırlar. Osmaniye'de bulunduğumuz süre zarfında bu konulara yakından ilgi duyan insanlarla temas kurduk. Başta emekli edebiyat öğretmeni Salih Sefa Yazar Bey olmak üzere bir kısım insanlardan.

Osmaniye'deki Ulaş nüfusu hakkında aldığımız bilgiler şu şekilde özetlenebilir:

Osmaniye'nin Karaçalı, Cebel, Karayiğit, Ulaş, Yanıkışla, Oruçgazi, Kaypak adlı yedi köyünde Ulaşlılar yaşamaktadırlar.
İlçenin merkezine gelince, bu aşirete mensup insanlar isminden de anlaşılacağı gibi, Ulaşlı ve Ali Bekirli mahallelerinde yoğunluk kazanmışlardır. Bu insanlar sadece bu mahallelerde oturuyorlar denemez. Çünkü ilçenin diğer mahallelerinde de sakin olanlar mevcuttur. Genel kanaate göre merkezi oluşturan nüfusun 20 bin kadan Ulaşlıdır. Köyleri de bunun üzerine ekler isek 25 binin üzerinde bir Ulaşlı'nın bulunduğunu söyleyebiliriz.

Böylece Adana bölgesinde yaşayan Varsak yerleşim merkezlerini tarihi ve coğrafi yönden kısaca tanıttıktan sonra, bu insanlann bu yörelere hangi yollarla geldiğinden kısaca bahsetmeye çalışalım.

14. yüzyılın ikinci yarısının başlarından itibaren temelleri atılan Ramazanoğulları Beyliği'ni oluşturan Yüreğir, Kusun, Varsak, Karaisalı, Üzer, Gündüz ve Kuştemur oymaklarının ortaklaşa kurdukları sistem, federatif ve feodal bir yapıya dayanıyordu. Bu beylikte genel dayanışmaların dışında kalan her türlü olaylar, kendi aşiretinin veya oymağının reisi tarafından halledilirdi. Reis kendi aşiretinin mutlak hakimiydi.

1375 yıllarından sonra Ermeni krallığının yıkılmasıyla beraber bütün yöreye sahip olan Ramazanoğulları Beyliği'ni oluşturan bu aşiretler, daha önce de belirttiğimiz gibi, Gavurdağından Silifke'ye, Niğde ve Kayseri il sınırlarından Akdeniz'e kadar olan bölgeyi kendi aralarında yaylak ve kışlak olarak taksim ettiler. Yazları Torosların yüksek yaylaları, kışları Çukurova'nın bol otlu ılıman iklimi, hayatlarını hayvanlarının ürünleriyle sürdüren Türkmen aşiretlerinin yurdu değil, adeta cenneti olmuştu. Bu sebepten zamanla bütün dağlar, vadiler çeşitli aşiretlerle dolmuş ve Çukurova Türkleşmiştir.

Ramazanoğullan beyliğini oluşturan aşiretlerden Varsaklar, diğer aşiretlere nazaran beylik içerisinde daha bağımsız hareket etmişler, öbürlerinin aksine beyliğin Osmanlı hakimiyetine girmesinden önce farklı roller üstlenmişlerdir. Ayrıca bunlar yer itibariyle de daha çok Çukurova'nın kuzeyini ve batı taraflarındaki dağlık arazileri tercih etmişlerdir. Çünkü bunların bütün varlıkları ve yaşamaları, bir kısmı koyun olmak üzere, çoğunluğunu keçi sürülerinin oluşturduğu hayvancılığa bağlı idi.

Varlıklarını, 1516 yılına kadar Memlükler'in buyruğu ve bu tarihten sonra da Osmanlılar'ın hakimiyeti altına giren, Ramazanoğulları içerisinde sürdüren Varsaklar, 17. yüzyılın sonlarından (1690) itibaren kendilerini Kozanoğulları'nın içerisinde bulmuşlardır.

Çukurova'nın batı tarafında Toros dağlarının geniş bir bölümünü kaplayan Kozandağı ismini aynı bölgede kurulan Kozanoğulları'ndan almıştır. Bu konuda farklı görüşler var ise de, Kozanoğulları'nın bölgenin fethine iştirak eden ve buralara yerleşen Varsaklar'ın bünyesinden çıktığı ve zamanla nüfuzlarını arttırarak kuvvetli bir derebeylik yönetimi kurduğu görüşü benimsenmektedir.

Çukurova bölgesinde kalıp, Kozanoğulları içerisinde bulunan Varsak aşiretine mensup insanlar, Kozan'ın dağlık bölgeleri ile Feke ve bugünkü Saimbeyli toprakları üzerinde yoğunluk kazanmışlardır. Saimbeyli ve Feke arazileri Kozanoğulları'na mensup ağaların yaylak yerleri olmuştur. Günümüzde de Feke nüfusunun tamamı, Saimbeyli'nin tamamına yakını ve Kozan'ın ise aşağı yukarı yarıya yakını bu aşirete mensup insanlar tarafından yurt tutulmuştur. Ayrıca Gavurdağları veya Nur dağları dediğimiz bölgeye yerleşen Varsaklar'ın çoğunluğu bu dağlardan inerek bir kısmı Düziçi ovasına, bir kısmı da (Ulaşlılar) Osmaniye'ye yerleşmişlerdir.

Kaynakça
Kitap: Anadolu'da Varsak Türkmenleri
Yazar: Ahmet GÖKBEL
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Varsak Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir