Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Varsaklar'ın Yurtları ve Kabile Yapıları

Burada Varsak Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Varsaklar'ın Yurtları ve Kabile Yapıları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Ara 2010, 06:44

Varsaklar'ın Yurtları Ve Kabile Yapıları

Diğer Türkmen gruplarıyla beraber Varsaklar'ın Çukurova'ya gelişlerinden başlayarak bunların siyasi tarihlerini incelediğimiz zaman yurtlan ve kabile yapılan hakkında önemli bilgiler elde etmekteyiz.

Gerek Memlüklü kaynaklarından, gerek Şikari'nin yazdığı gibi Karamanlı tarih kitaplarından ve Osmanlı tarihçilerinin sözlerinden edindiğimiz bilgilere göre, Varsaklar'ın yurtlarının özellikle kuzeydeki dağlık yöreler olmak üzere Tarsus ve Mersin bölgesi olduğu anlaşılıyor. Ancak çeşitli nedenlerle meydana gelen göçler dolayısıyla yurtlarında değişmeler gözlemlenmiştir.

Bu konuda Alman seyyahlar, Fıraylic ve Ravlig, "Türkmen Aşiretleri" adlı eserlerinde önemli bilgiler vermektedirler. Bu eser Varsaklar için şöyle bir sınır çizer; Farsak aşiretleri, Bağdat demiryolunun güney kısmını teşkil eden sahada bulunurlar.

Takip ettikleri başlama ve bitiş noktası şöyle zikredilebilir:

Muğla sancağındaki Osmanlı dağlarından, Konya vilayetinin Antalya sancağı, Adana vilayeti, Halep'le Sivas arasında dar bir kavuşma silsilesi ile Diyarbakır'a doğru uzanırlar. Bunların bu coğrafi konumları, gayet geniş bir mütala sonucu beyan edilebilir. Halbuki Farsak aşiretlerinin asıl dolaşım sahası, Adana ve Antalya vilayetleridir. Buradaki aşiretlerin önemli bir kısmı Farsak'tır. Halk, buralardaki Türkmen aşiretlerini Farsak adı ile anmaktadır. Ancak halkın o yörelerdeki Türkmen aşiretlerini Farsak diye anması bu bölgelerdeki bütün aşiretlerin Farsak aşiretine mensup olduğunu göstermez. Bu bize sadece Varsak aşiretlerinin bu bölgelerde yoğunluk kazandığını gösterir. Zamanla bunların bir kısmı Mersin ve Tarsus bölgelerinden, Çukurova'nın kuzey bölgelerine doğru çıkarlarken, bir kısmı da önce Karaman-ili olmak üzere, Antalya ve daha sonraları da Konya bölgesindeki Varsaklar'ın buradan özellikle Aydın olmak üzere çeşitli yerlere göç etmişlerdir. Hatta tarihi kayıtlar, Kırşehir ve Kayseri'ye de Varsaklar'ın göçlerinden bahsederler.

Varsaklar'ın coğrafi konumuna bu kadar değindikten sonra, şimdi de kabile yapıları ve nüfusları üzerinde kısaca duralım.
Edindiğimiz bilgilere göre, bu aşiret topluluğu epey bir yekün teşkil etmektedir. Aynı zamanda bunların hepsi aynı isim altında da değildir. Bu aşiretler arasında pek çok kabile taksimatı vardır. Bu durum ise genel olarak kabilelerin zayıf kalmasına neden olmuş ve bilhassa aşiretlerin hareketlerinde düzensizlikler ortaya çıkarmıştır.
"Türkmen Aşiretleri" adlı eserde Varsaklar'ın kabile yapıları ve nüfusları hakkında önemli bilgilere rastlamaktayız. Bu eserde belirtildiğine göre, kışın bir iki saatlik mesafede bulunup bir diğerine komşu olarak çadır kuran iki kabile arasındaki elbiselerde bile tam bir birlik sağlanmış değildi. Fakat bu kadar küçük bölünmelere rağmen aşiretlerde esas teşkil eden bazı özellikler muhafaza edilmiştir. Mesela, bütün Türkmen aşiretlerinin hayat tarzı, duyguları, düşünceleri, bunlarda da mevcuttur. Genel olarak hayatları sakin bir şekilde olup büyük aşiret, küçük parçalara ayrılmış olduğundan hiçbir küçük parça, kendi mevcudiyetini muhafaza eden müesseseleriyle mensup olduğu sosyal hayata iştirak etmek cesaretinde bulunamamıştır.

Aynı eserde, Varsaklar'ın XVIII. yüzyılın sonları ve XIX. yüzyılın başkalarındaki nüfusu genel olarak şu şekilde verilmektedir:

Farsak aşiretleri toplam olarak 80.000 nüfustan ibarettir. Bu nüfus Adana ve Antalya bölgesinde çeşitli oranlarla dağılmıştır. Ancak bazı seyyahlar bu nüfusun 150.000 civarında olduğunu kaydetseler de bu kadar fazla bir nüfusun, genel Türkmen nüfusuna göre doğru olmadığı açıktadır.

Bu 80.000 civarındaki nüfus aşağıdaki yörelerde şu şekilde yayılmıştır:

1. Antalya sancağında (80.000'in) % 30'u
2. Adana'nın kuzeyinde (80.000'in) % 15'i
3. Adana'nın güneyinde (80.000'in) % 11'i
4. Adana'nın doğusunda (80.000'in) % 30'u
5. Konya-İzmir vilayetleri sınırlan arasındaki sahada da (80.000'in) % 9'udur.

Aynı zamanda bunların muhitleri arasında da önemli farklılıklar göze çarpar. Çünki bunların dağlarda yaşayanları olduğu gibi, ovalarda, yaylalarda yaşayanları da mevcuttur. Fakat çoğunun sıcak bölgelere alışamadıkları ve daima mu'tedil ve soğuk iklimleri tercih ettikleri görülür.

Varsaklar, genel olarak boy adı ile Kuştemür. Esenlü, Gökçelü, Elvanlu, Kusun ve Ulaş gibi birtakım kabilelere ayrılmışlardır. Bunların hepsine birden Varsak aşiretleri adını vermekteyiz. Bir taraftan F.Sümer, bu tanıma katılırken, diğer taraftan İslam Ansiklopedisindeki Ramazanoğulları maddesinde "Kara Isa"ya da Varsak kabileleri arasında saymaktadır. Halbuki bütün Osmanlı tarih kitapları, Varsaklar gibi Kara İsa'nın da Ramazanoğulları'nı oluşturan Üç-Ok'lu Türkmenler'den birisi olduğu üzerinde ittifak halindedirler. Kara İsa'nın yurdu Adana'nın kuzey batısındaki arazi olmuştur. Kara İsa'nın başında bulunduğu aşirete, bu beyin adına izafetle, Kara-İsalu denilmiş ve bu isim, sonra yörenin de adı olarak zamanımıza kadar gelmiştir. Şu anda Adana'nın bir ilçesi olan Kara-İsalı halkı kendini Varsak olarak kabul etmemektedir. O nedenle Kara İsa'yı bir Varsak kabilesi olarak görmüyoruz. Ancak Memlüklü Sultanı Baybars'a Varsak beylerinden Kara İsa-oğlu Hamza'nın gidip tabiyetini sunduğu hakkında rivayetler söz konusudur. Buradaki Kara-İsa ile Üç-Ok'lu Türkmen beylerinden olan ve Yüreğir oğlu Ramazan'ın diğerlerine olduğu gibi, kendisine de Midilli'yi kışla ve Gülek'te Tekfur Belin'i ve Alnakaş'ı yayla olarak verdiği, Kara İsa Bey birbirine karıştırılmamalıdır.

Yılmaz Kurt'un nakline göre, Aşıkpaşazade de, Kara İsa'yı yukarıda değindiğimiz gibi, Ramazanoğulları Beyliği'nin kurucusu Ramazan Bey ile çağdaş kabul etmektedir.
Netice itibariyle bu şahısların farklı olduğu kanaatindeyiz.
Şimdi de kabul ettiğimiz bu Varsak boylarından kısa kısa bahsedeceğiz.

1. Kuştemür

Kuştemür kabilesinin Varsak olup olmadığı hakkında bazı farklı görüşler olsa da, Araştırmalar, Kuştemurların Varsakları oluşturan önemli boylardan birisi olduğunu ortaya koymaktadır. F.Sümer "Oğuzlar" adlı eserinde Kuştemür'un bir Varsak boyu olduğunu iddia ederken başka bir yazısında Kuştemür'u Varsak boyları (kabileleri) içerisinde göstermeyip, genel olarak Üç-Ok'lu boy beyi ailelerinden biri olarak kabul etmektedir. Aynı tarihçi "Çukurova Tarihi" adlı eserinde de bir Varsak kabilesi olarak işlemektedir. Biz, Kuştemür kabilesini Varsak kabul ederek kısaca bilgi vereceğiz.

Tarsus sancağı, üç yöreye (nahiye) ayrılmış olup bunlar da asıl Tarsus, Kasun ve Ulaş'tır. Asıl Tarsus yöresinde Kuştemür, Esenlü, Gökçelü ve Elvanlu boyları yaşamaktadır. Bunlardan Kuştemürler'in kışlağı, Berdan çayı ile Seyhan arasındaki ovadır. Osmanlı dönemine ait eserlerden, Kuştemür boyunun kışlağının Tarsus, yaylağının Bulgar dağı olduğu öğrenilmektedir. 1519 tarihli deftere göre ise Kuştemürlüler, 44 cemaate ayrılmış olup hepsi de çeşitli şekillerde çiftçilik yapmaktadırlar. Bu boydan bir kolun Konya tarafına giderek Koç-Hisar gölünün güney taraflarında yerleştiği belirtilmektedir. Örneğin, kaynaklardan öğrendiğimiz kadarıyla, 1486 trihinde Larende kazasında Kuştemur isimli bir köye tesadüf edilmektedir. Yine 1584 tarihinde Kırşehri kazasında Gökçe Özlü, Eyük, Boz Viran ve Çuğun köylerinin, Kuştemur boyunun meskün bulunduğu yerler olduğu nakledilmektedir.
Ayrıca III.Murat zamanındaki Karaman köyleri arasında 34 nüfusu olan Kuştimür adında bir köyün varlığından bahsedilmektedir.

2. Esenlü

Elde ettiğimiz bilgiler, Kuştemürlüler'den sonra gelen Esenlü boyunun, Tarsus'un kuzey batısında, bugün Esenlü denilen köyün bulunduğu yörede yaşadığını ve bu köyün boy ailesinin kışlağı olmasından dolayı bu ismi aldığını ortaya koymaktadır.

Sümer, bu konuda şunları nakletmektedir:

'Tarsus bölgesinde yaşayan ve kaynaklarda Varsak olarak anılan Türkmen oymakları arasında mühim bir Dodurga oymağı vardır. Bu oymak kendisini idare etmiş olan Esen Bey'e nisbetle Esenlü adını taşıyor. Esen Bey'in ordusunun bulunduğu, yer Tarsus'un kuzeyindeki Esenlü köyü idi". Bugün hala bu köy mevcut olup orada insanlar yaşamaktadır.

Öte yandan, 1518 tarihinde Konya'daki 79 mahalleden birinin Esenlü mahallesi olduğu ve 1584 yılında yazılan Konya tahrir defterine göre yine bu mahallenin varlığını devam ettirdiği görülmektedir. Ayrıca 1563 yılında Maraş kazası, Kara Hayıt nahiyesinde Esenlü adında bir mezranın varlığı zikredilmektedir.

Fethiye kazasının dağlık bölgesinde yaşayan, hala göçebe hayatını sürdüren ve tahtacılar şeklinde anılan bir de "Esenli Ocağı" vardır. Bunların bir kısmı ise Finike ve Antalya yöresinde bulunmaktadır. Yine Esenli isminde Balıkesir'in Bigadiç, Bolu'nun Düzce, Erzurum'un Hınıs, Giresun'un Görele, Malatya'nın Akçadağ, Mardin'in Kızıltepe ve Silopi, Sivas'ın Hafik, Yozgat'ın Sorgun ilçeleri ile İçel ve Kastamonu merkezlerinde birer tane köy vardır. Ancak, ister yukarda belirttiğimiz "Esenli Ocağı" olsun ister çeşitli illerde bulunan bu isimdeki köylerin bu kabile ile direkt veya dolaylı ilgisi hakkında elimizde net bir bilgi yoktur.

3. Gökçelü

Tarsus sancağının bir bölümünü oluşturan asıl Tarsus yöresinde Kuştemür ve Esenlü'den sonra Gökçelü boyu gelmektedir. Gökçelüler'in yurdu bugün Mersin'in 10 km doğusundaki Deliçay ile 8 km batısındaki Mezitli deresi arasındaki saha olup bu saha kuzeyde dağlara kadar uzanmaktadır. Başka bir rivayette de İğdir adlı iki oymak, Ramazanlı Ulusunun boy mahiyetindeki müstakil teşekküllerden birisi olan Tarsus mıntıkasındaki Gökçelü kabilesine tabi bulunmakta idiler. Gökçelü boyunun adını, diğer boylar gibi boy beyinden aldığı anlaşılmaktadır. Nitekim Gökçelü boyunun temel nüvesini, Ordu-yı Gökçelü cemaatinin oluşturduğu rivayet edilmektedir. Bu cemaat ismindeki Gökçe tabiri bir şahsın adının boya verildiğini göstermektedir.

Şapolyo, Adana yöresi ile Akhisarda tahtacı olan bir "Gökçeli Ocağından bahsederek bunların "Yanın Yatır"a bağlı olduklarını zikretmektedir. Eğer bu oymak gerçekten tahtacı ise, tahtacılar Varsak olmayıp XIII. yüzyıldaki Moğol istilası üzerine Türkistan'dan Anadolu'ya göçeden ve Maraş, Malatya yörelerinin ormanlık arazisine yerleşen Türkmenlere dayanmaktadır. Zira bunlara, yöredeki ormanlık kesimlerde yaşayıp onunla meşgul oldukları için "Ağaçeri" adı verilmiştir. Türkiye'deki tahtacıların çoğunluğu da bunların devamıdır. Bu nedenle bu ocağın isminin, Gökçelü kabilesi ile bir isim benzerliği olduğu kanaatindeyiz.

Ayrıca Anadolu'nun Rumeli yakası da dahil çeşitli yerlerinde özellikle 16. yüzyılda olmak üzere Gökçeli, Gökçeler ve Gökçe isimlerini taşıyan köylere rastlamaktayız.
Çünkü Anadolu'da bulunan Türkmen aşiretlerinin bir kısmı, Safevi hükümdarı Şah İsmail'in harekatı sırasında Kızılbaş ordusuna iltihak ettiler. Hatta o sıralarda Osmanlı imparatorluğu bunu önlemek için Teke havalisindeki bunlara meyleden Türkmen ailelerinin bir kısmını Rumeli'ye sürmüştür. O nedenle XVI. yüzyılda (1543-1584), Yanbolu'da, Gökçeli ve yine XVI. yüzyılın ikinci yarısında (1584) Filibe'de Gökçeler adında bir köyün bulunması, bize bunların Gökçeli kabilesinin birer devamı olabileceği ipucunu vermektedir.

Bütün bunlardan başka, 16. yüzyılda olmak üzere, Maraş kazası, Kara Hayıt nahiyesinde (1563) 133 nüfuslu bir köy, Elbistan kazasına bağlı Aynü'l-Arus nahiyesinde Gökçe Kuyu ve Zamantı kazası, Pınarbaşı nahiyesi sınırlarında Gökçeköy adında mezraların varlığı nakledilmektedir.

Öte yandan III. Murat döneminde Karaman köyleri arasında 98 nüfuslu "Gökçe" isminde bir köye rastladığımız gibi, 1965 sayımına göre de Karaman'ın bugünkü merkez köyleri arasında 37 haneli ve 202 nüfusa sahip olan yine "Gökçe" isminde bir köye rastlamaktayız.

4. Elvanlu

Tarsus Sancağı'nın batı ucunda yaşayan Elvanlu Boyu'nun yurdunun, lö.asrın başlarında Bulgar (Bolkar) Dağı olduğu rivayet edilmektedir.
Verilen bilgilere göre, bu boy, Osmanlıların bölgeyi fethinden sonra, bugünkü Mersin-Erdemli arasındaki kıyı şeddine inerek, denize 4-5 km. uzaklıktaki Elvanlu köyünün bulunduğu yere yerleşmiştir. Elvanlu boy ailesinin oturduğu yere de Elvanlu köyü ismi verilmiştir. Bu yurdun kuzeye yani Bolkar Dağı'na doğru uzandığı, aynı zamanda Elvanlu boyunun da adını, Varsak beylerinden olan Elvan Bey'den aldığı nakledilen bilgiler arasındadır. Elvanlu boyunun ana cemaatleri Ordu-yı lilvan ve Ordu-yı Ihzırşah

b. Elvan isimlerini taşımaktadır.

Sümer'in bu boy hakkında verdiği bilgiler ile yukarıda verilen bilgilerin, önemli ölçüde örtüştüğü görülmektedir. Ona göre, Elvanlu Boyu, Gökçelüler'in batısında yaşıyordu. Mersin'in 27 km kuzeyindeki Elvanlı köyü, Elvan beylerinin oturdukları yer idi. 1487'de Varsak ili'ne giren Osmanlı sadrazamı Davud Paşa'nın huzuruna gelen Varsak beyleri arasında, Elvan oğlu'da vardı. Şikaıiye göre Elvan, Kusun Bey'in kardeşidir. Yine aynı eserde Elvan oğlunun, Karaman devletinin ileri gelen beyleri arasında sayıldığı belirtilir. Bugün Elvanlı köyünde "Hayta" soyadını taşıyan bir ailenin Elvan Bey'in soyundan geldiği söylenmektedir.

Mersin bölgesinde bulunan bu Elvanlı köyünden başka. Ankara'nın Çamlıdere ilçesinin Elvanlar, Yenimahalle ilçesinin Elvan adlı köyleri vardır. Elvanlar ile Elvan köylerinin bu kabile ile ilgisinin bulunup bulunmadığı hakkında kesin bir bilgimiz yoktur.

Ayrıca 16. yüzyılın ikinci yarısında, (1584) Edirne'de Elvanlı adında bir köyün varlığından bahsedilmektedir. Bu ve buna benzer çeşitli Türkmen kabilelerinin Şah İsmail döneminde nasıl Rumeli'ye göç ettiklerini, Gökçelü kabilesini işlerken belirtmiştik.

5. Kusun

Kusun boyu, Varsakların en büyük boylarından birisidir. Adını Kusun Bey'den almıştır. Boyun adına izafeten Tarsus Sancağı'nın kuzey kısmında yer alan bölgeye ve ayrıca kasabaya bu isim verilmiştir. Osmanlı fethinden sonra yapılan idari taksimatta, Kusun boyunun yaşadığı bölge idari bir ünite yapılmıştır. Tesis edilen Kusun idari ünitesi, bazen nahiye-i Kusun ve bazen de kaza-i Kusun şeklinde tahrir defterlerine kaydedilmiştir.

Kusun nahiyesinin, önemli bir bölümünün dağlık arazi olduğu. Kusun boyunun da yüksek dağ tepelerinde yaşamayı tercih eden bir yapıya sahip oldukları verilen bilgiler arasındadır.

Tarsus'un ikinci yöresi olan Kusun, adını bu yörenin hakimi Kusun Bey'den almıştır. Bu yöre, Tarsus'un biraz kuzey doğusunda olup burası, Gülek boğazına kadar uzanıyor. Orta Anadolu'ya giden tarihi anayol, Kusun'un yurdundan geçiyordu.

Kusun boyu pek çok cemaatlerden müteşekkil olup, bunlardan bazıları şöyledi:

Yahşi-Beglü, Güçlü-Beglü, Kara Musalu, Danışmanlu, Ali Şarlu, Selçuklu, Beg-Dili ve Karkın'dı. Osmanlı tarihlerindeki rivayetlere göre Kusun, Uç-Ok'un oğlu ile Çukur-Ova'ya gelen 6 veya 7 beyden birisidir. Bazı kaynaklarda Kusun ve Varsak ayrı ayrı geçmesine rağmen, "Aşıkpaşazade"de Kusun Varsakı olarak belirtilmektedir ki bu, Kusunlular'ın Varsak olduğu hükmünü kuvvetlendiriyor. Kusunoğullarının da, diğer Varsak aileleri gibi zaman zaman Karamanoğulları'nın hakimiyetini tanıdıkları belirtilmektedir..

Kusunoğulları'nın yaylağı, Gülek Boğazı'ndaki Beremedik ve Tekfur-Beli (şimdiki Tekir yaylası), kışın ise, Eski-şehir köyünün yanındaki Kusunlu kasabası idi. Kusunlu, şimdi harabe halinde olup Tarsus'un 17 km kuzey-doğusundadır. Orta Anadolu'ya giden bugünkü ana yolun 5 km sağında bulunmaktadır. Kasaba harabesinin yanında ise, "Iiski-Şehir" köyü vardır.

Sümer, 1557 yılında Mekke şerifinin elçisi olarak İstanbul'a giderken buradan geçen Kutbeddin Mekki'nin Kusunlu ve ailesi hakkında şu önemli malumatı verdiğini naklediyor:

"Cemazi evvel'in 10. Salı günü sabah Adana'dan geçerek ikindiye yakın Kusunlu denilen ve dağ eteğinde bulunan kasabaya vardık. Kasabanın 40 Osman! alan bir kadısı vardı. Şehre vardığımızda çırada bulunmadıkları için kendisi ile görüşemedim. Burada Alay Bey medresesinde 15 Osmani ile müderrislik yapan Şehzade Sultan Selim'in hocası Ata Efendi'nin mülazimlarından olan Himmed Halife vardır. Fazilet sahiplerinden olan bu zatla görüştüm. Bu kasaba ahalisinin hepsi sipahi beyleridir. Bunlar, bu mıntıkada hüküm süren Emir Kusun'un neslindendir. Kendisi ve çocukları bu mıntıkada dört yüz seneden beri icra'yı nüfuz ediyorlardı. Burası Tarsus sancağına bağlıdır. Bugün en büyükleri Isa Bey'dir. Bunun Mahmud Bey adında bir kardeşi vardır. Ben buraya geldiğimde Mahmud Bey'in on bir yaşlarındaki henüz ölen çocuğuna yaslı idiler. Çarşamba sabahı buradan göçerek dağ, dere, tepe geçtikten sonra Gülek yokuşuna ulaştık. Buranın çamuru pek çoktu. Buradan yeni kurulmuş Kızıl-Işık adlı bir köye vardık. Yakınında Rum memleketlerine giden yolcuların soluna düşen bir han var. Bunu Alay Beyi İsa Bey yaptırmıştır". Mekkfden nakledilen bu sözlerden anladığımıza göre, 1558 tarihinde Kusun'un ismiyle anılan Kusunlu kasabasında yaşayanlardan hepsi Kusun ailesindendir ve aynı zamanda sipahidirler. İsa Bey'in de o zaman Alay Bey'i olduğu anlaşılıyor.

Sümer'e göre, Mekkfnin bahsettiği kasabadaki Alay Bey'i medresesi, şüphesiz bu aile tarafından yaptırılmış olup belki yaptıran da İsa Bey idi. Görüldüğü üzere aynı müellif İsa Bey'in Gülek boğazındaki Kızıl-Işık köyü yakınında bir han yaptırdığından bahsediyor. Ayrıca, o zaman mamur olarak vasıflanan Kusunlu kasabasının bugün harabesinin bulunduğunu belirtmektedir. Bu harabeler içerisinde halkın türbe diye adlandırdığı kitabesiz bir yapı vardır ki muhtemelen bu türbe Kusun beylerine aittir. Öte yandan han, medrese ve hamam gibi diğer binaların duvarlarının kalıntılarına rastlanmaktadır.

Şu anda böyle bir yerleşim alanına rastlamamaktayız. Ancak Kusun kabilesi ile ilgisinin olduğu net olarak bilinmemekle beraber Ankara'nın Çankaya merkeze bağlı Kusunlar adında bir köyü mevcuttur.

6. Ulaş

Ulaş boyu, Varsak Türkmenlerini oluşturan ikinci büyük boydur. Boy adını, Türkmen beylerinden Ulaş Bey'den almıştır. Kaynaklar, Ulaş Bey'in de diğer Varsak beyleri Kusun, Kuştemur ve Kara İsa gibi Çukurova'nın fethine iştirak etmiş Ramazanlıların önde gelenlerinden birisi olduğu üzerinde dururlar. Onun adına izafeten Tarsus'un kuzey-batı istikametinde yer alan ve Bolkar Dağı'na kadar uzanan bölgeye de Ulaş Yurdu denilmiştir. Osmanlı idari sisteminde tesis edilen nahiye ve kazaya da bu isim verilmiştir.

Ulaş-Oğulları, en tanınmış Varsak beyleri arasında sayılır. Fatih'in vezirlerinden Rum-Mehmet Paşa'yı 1469 yılında perişan eden Varsak beylerinin başı Uyuz Bey, Ulaş ailesindendir. Ulaş boyu büyük bir teşekkül olup, bu boyu oluşturan taifeler arasında en önemli yeri Bayındır ve Salurlar almaktadır. Bu taifelerin yanı sıra, Orhan Beğlü, Yortan, Günerli, Kaplancı ve Kutlu Hanlu taifeleri Ulaş boyunu oluşturan diğer teşekküllerdi. Orhan Beğlü taifesi, 1426 tarihine kadar Ulaş boyu ile birlikte yaşamış, belirtilen tarihten bir müddet evvel, Tarsus merkez nahiyeye göç etmiştir. Bu cemaatler içerisinde bizzat Ulaş boyunun ana cemaatleri bulunmaktadır ki, bunlar arasında Ordu-yı Hüseyin Bey b. Ulaş, Urdu-yı Ulaş b.İlyas, Ordu-yı Temir Bey, Ordu-yı Sevindik b. Mustafa ve Ordu-yı Rüstem Bey b. Ulaş zikredilebilir.

Tarsus'un kuzey batısında 50 km uzaklıktaki Ulaş köyünün bu Ulaş ailesinin kışlık yeri olduğu rivayet edilir. Ulaş ailesinden Rüstem Bey'in Tarsus'ta cami ve medrese yaptırmış olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca bu aileden bazı kimselerin tımar sahibi oldukları da nakledilmektedir.
Öte yandan 16. yüzyılda Rumeli yakasındaki Kırk-Kilise ve Rus Kasrı'nda Ulaşlı adında köylerin varlığı söz konusudur.

1968 kayıtlarına göre, Kırıkkale merkez, İçel-Tarsus merkez, Muğla-Milas merkez ve Tekirdağ-Çorlu merkeze bağlı Ulaş isminde köyler vardır. Ayrıca Bolu-Gerede merkez, Kütahya-Emet merkez, Nevşehir-Urgüp merkeze bağlı birer ve Gaziantep-Oğuzeli Doğanpınar nahiyesine bağlı bir köy ile Kocaeli Gölcük Değirmendere'nin Ulaşlar adında bir bucağı ile Sivas'a bağlı Ulaş adında bir ilçe bulunmaktadır.

16. yüzyılda adı geçen Ulaşlı ismindeki köyler ile diğer bahsedilen Ulaş ve Ulaşlar adındaki köylerin, bucakların ve ilçelerin Ulaş kabilesi ile ilgisinin olup olmadığı hakkında elimizde kesin bir delil yoktur.

Kaynakça
Kitap: Anadolu'da Varsak Türkmenleri
Yazar: Ahmet GÖKBEL
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Varsak Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir