Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Osmanlı-Karaman Münasabetlerinde Varsaklar'ın Rolü

Burada Varsak Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Osmanlı-Karaman Münasabetlerinde Varsaklar'ın Rolü

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Ara 2010, 05:45

Osmanlı-Karaman Münasabetlerinde Varsaklar'ın Rolü

Üç-Ok'lu Türkmen grubunun Çukurova'da oluşturduğu Ramazanoğulları, daha kuruluşundan itibaren Memlükler'in gözetimi altında tutuluyordu. Çukurova'da önemli bir yere sahip olan Tarsus 1360 yılında Memlükler'in eline geçmiş ve burası bir Memlük valiliği haline getirilmiştir. Memlükler buradaki valileri vasıtasıyla Varsak beylerini kontrol altında tuttukları gibi, Karamanlılar'ın bu yöndeki hareketlerini de bu yolla önlemişlerdir. Ancak Berkuk ile Türk emirleri arasında vukubulan mücadeleler buradaki Memlük hakimiyetini zayıflatmış, buna karşılık Ramazanoğulları'nı oluşturan Türkmen aşiretlerinden biri olan Varsaklar üzerinde Karamanoğulları'nın nüfuzları yavaş yavaş artmaya başlamıştır. Bu yıllardan itibaren Osmanlı-Karaman münasebetlerinde Varsaklar'ın önemi büyümüş ve Karamanoğulları'nın Osmanlı idaresi altına girmesine kadar bunların siyasi bakımdan ehemmiyeti devam etmiştir. Bu sebepten dolayıdır ki bu başlık altında Osmanlı-Karaman ilişkilerinde Varsaklar ve bunların rolü üzerinde duracağız.

Osmanlı Padişahı I.Murad'ın 1360'lı yıllarda Avrupa'da yaptığı fetihler, Karamanoğulları beyliğinde kıskançlık doğurmuştur. Karamanlılar Ankara ahilerine yardım ederek 1361 yılında Osmanlılar'a karşı bir ittifak anlaşması yaptılar. Bu ittifaka, Eratna-Oğlu Mehmet Bey de dahil olmak üzere Varsak, Turgud gibi bazı Türkmen oymakları da girdiler. Müttefiklerin Bursa ve İznik önüne gelerek yapmak istedikleri taarruz, I.Murad'ın tedbirleri üzerine hüsrana uğratılmıştır.

I.Murad 1386 yılında, gücünü Balkanlarda Osmanlı aleyhine bulunanların bastırılmasında harcamaya niyetli olduğu için Edirne tarafına hareket etmiş ve bu yılı orada geçirmişti. Bu sırada Hayrettin Paşa ile Evronos Bey'i Çitiroz, Çayhisar ve Yenişehir kalelerini açmak için görevlendirmişti. Hayrettin Paşa'nın Yenice'de öldüğü haberi gelince Padişah çok üzülmüş ve vezirliğe oğlu Ali Paşa'yı getirmişti. Ali Paşa, Hayrettin Paşa'nın yerine Yenice'ye gönderildi. Ancak bu sıralarda gelen haberlere göre Karamanoğlu haddini aşarak Osmanlı yönetimi altındaki toprakları yağma ve talana kalkıştığı belirtiliyordu. Daha sonra sözü edilen bu topraklan eline geçirdiği ve isyan bayrağını açtığı anlaşıldı. Bunu duyan padişah son derece üzülerek hemen bu fesat ateşini söndürmek ve fitne kıvılcımını bastırmak için karar verdi. Ordunun toparlanmasını emretti ve Karaman ülkesine doğru yol almaya başladı. Aynı zamanda Rumeli beylerbeyi Timurtaş Bey'e de kuvvetlerini hazırlaması emrini vermişti. O da yanındaki askerlerden başka, iki bin zırhlı Sırp askeriyle padişahın ordusuna katılmak için yola çıktı. İki ordu Kütahya'da buluşup birleşerek Karaman üzerine yürümeye başladı. Bunu duyan Karamanoğlu pişmanlık duymuştu. Osmanlı padişahına bir elçi göndererek af diledi.

Ancak padişahın Karamanoğlu'na güveni kalmamıştı. O sebepten affetme niyetinde değildi. Yine de ileri gelenleri toplayarak istişarede bulundu. Neticede elçiye olumsuz cevap verilerek Karaman ülkesine saldırılacağı bildirildi. Osmanlı ordusu Konya'ya doğru ilerlemeye başladı. Buna karşılık Karamanoğlu, Osmanlı ordusuna karşı koyup kaleyi korumak amacıyla başta Varsaklar olmak üzere, Turgut, Bayburt Türkmenleri, Tebrek, Samagar, Barımbay, Çağazan, Sağa ve Tosboğa Tatar kuvvetlerini yanına almayı başarmıştır. Kendi askerlerini de toplayarak bunlarla birlikte Konya kalesi önüne saf bağladı. Buna karşılık Osmanlı ordusu da savaş meydanına girerek padişah merkezde, diğer beyler ise sağ, sol ve arkada olmak üzere yerlerini aldılar.

I.Murad'ın bu savaştaki askeri düzeni, ondan sonraki Asya savaşlarında Osmanlı ordusu tarafından devamlı uygulanmıştır. Bu tarihten sonra Anadolu askerleri daima sağ tarafı korumuşlar. Rumeli askerleri de hep sol tarafta yer almışlardır. Merkez cephesi yeniçeriler tarafından tutulmuş, onların arkasında muntazam süvariler, sipahilerle silahtarlar ve padişah olmadığı zamanlarda da sadrazam bulunmuştur.

Bu savaşta Karamanlı ordusunun düzeni de şu şekilde olmuştur:

Varsaklar'la Tatar süvarileri sağ kanada konulmuştu. Türkmenler ve Turgutlar, Samagar komutasında, sol kanadı teşkil etmişti. Karaman beyi ordunun merkezinde idi. Kanlı çarpışmalardan sonra savaş Osmanlı lehine sona erdi. Bu savaşta Varsaklar ve Tatarlar Yıldırım Bayazid'in karşısında yer almışlardı. Yıldırım çevresindekilerle beraber bu iki taifeyi kısa zamanda dağıtmış ve yiğitliğini göstermişti. Nihayet Karamanoğlu dayanamayacağını anlayınca kaçtı ve daha sonra eman diledi. Padişah da Karamanoğlu'nda bulunan kız kardeşi hatırı ve merhameti dolayısıyla Karamanoğlu'nu affedip yine memleketini kendisine verdi. Osmanlı ordusuna bu savaşta oldukça fazla ganimet kaldı.

Neşri, iki ordunun birbirine karışıp yaptığı bu kanlı çarpışmayı, iki denizin birbirine karışıp, dalgaların birbiriyle çarpışmasıyla yeşil denizin kandan kırmızı bir deniz haline gelmesine benzetmektedir.

Cihan-Nüma'dan aldığımız şu beytler bu savaşı en güzel şekilde dile getirmektedir:

İtdi haniyle Kareman Şahı ceng
Liken oldı yir yüzi gözine teng
Her yandan istedi avn-ü meded
Bu penah itdi ki ana oldır samed
Her bahadır kim tatarda varidi
Kamu ana teşker-ü hem yar idi
Varsak-ü Turgud Türk-ü Rüm-ı Şam
Anun iyle bileyidi anda temam
Cün işitdi büni Gazi Murad
Germ yuridi idem diyü bir ad
İstemadi kimesneden ol meded
Feth virdi ana tevekküliycün Samed
Berk idi vü-irişüben urdı zarb
Düşmaniyle eyledi şirane harb
Cidler sındı üşendi tig-i tiz
Sanayidün kopdı rüz-ı rüşthiz
Hem tatar hem Türk alıganın telef
Kılıcına oldılar anın alef.

Hülasa Karamanlılar büyük bozguna uğrayıp kırıldılar, kovuldular ve geri döndürüldüler. Tatar ve Varsaklar dağılınca Karamanoğlu yalnız kaldı.
1392 yılında, sultan Bayezid Rumeli'ne geçerek gazaya çıkmıştı ki bunu fırsat bilen Karamanoğlu Alaeddin Bey bir gece ansızın Anadolu beylerbeyi Demirtaş Bey'i basarak yakalamış ve Konya'ya hapsettirmişti. Daha sonra sultan Bayezid'in savaştan zaferle döndüğünü haber alınca Demirtaş Bey'i hemen serbest bıraktırarak hil'atler verdi ve gönlünü aldı. Çeşitli hediyelerle birlikte sultana bir elçilik heyeti gönderdi.

Hünkar elçiye hiç yüz vermeyip Rumeli ve Anadolu askerlerini toplayarak Alaeddin Bey üzerine yürüdü. Buna karşılık Alaeddin Bey de ne kadar Varsak, Turgudlu, Bayburdlu ve Samagarlı varsa toplayarak Akçay' da Osmanlı ordusu ile karşı karşıya geldi. Yapılan muharebe sonunda dayanamayıp kaçtı. Daha sonra yakalanarak sultana teslim edildi. O da Alaeddin Bey'i Demirtaş Bey'in emrine verdi. Demirtaş Bey ise kısa bir müddet sonra Alaeddin Bey'i astırmıştır. Bayezid'in gayesi onu öldürmek olmadığı için bunu duyunca çok üzülmüştür. Bu savaş neticesinde Konya'nın yanısıra Aksaray ve Develi'nin Karahisar'ı Osmanlı'nın eline geçmiştir.
Görülüyor ki, Varsaklar bu savaşta da Ramazanoğulları'ndan ayrı olarak Karamanoğulları'nın yanında yer almışlardır.

Kadı Burhaneddin'in iki amansız rakibi Emir Mutahharten ile Karamanoğlu Alaeddin idiler. Bunlar 1394 baharında Timur'un yakın şarkta görünmesini fırsat sayarak buna itaatlerini arzetmişler ve devlete karşı harpci faaliyetlere girişmişlerdi. Timur tehlikesi ortadan kalkınca bu iki beyi kat-i olarak cezalandırmaya karar veren sultan, hemen harekete geçerek ilk defa Mutahharten üzerine yürüdü. Bu esnada Kadı Burhaneddin Varsak ulusuna dahil topluluklardan birisi olan Bozdoğanlı Türkmen kabilesi reisi Sad'ül Mülk'ün maiyeti ile Suriye hududundan devlet topraklarına girdiği ve kendisine bağlılığını iletmek istediği haberini aldı. Nihayet bu haberden birkaç gün sonra Kadı'nın yanına gelerek onun sadık bağımlıları arasına giren Sad-ül Mülk'e hil'at giydiren hükümdar, yaptığı harekete memnun olmuş ve Akşehir ile Suşehri'ni kendine ikta olarak vermiştir. Bu yolla da bir Varsak beyini ödüllendirmiştir. Ancak şunu da belirtmemiz gerekir ki Bozdoğanlı Türkmenler'in Varsak olduğunu diğer kaynaklar doğrulamamaktadırlar.

Yine Osmanlıların Rumeli'de yeni fetihlerle uğraşmasını fırsat bilip Osmanlı topraklarına dahil olan Ankara'yı zapteden Karamanoğlu Alaeddin Ali Bey ile Yıldırım Bayezid arasında 1397 yılında yapılan Akçay savaşında Varsaklar, Karamanoğulları saflarında yer almışlardır. Bu savaşta da Karamanoğulları'nın mağlup olması, Anadolu'da Osmanlı devletinin nüfuzunu daha da artırmıştır.

Sümer'in bildirdiğine göre, 1399 yılında Memlük hükümdarı Berkuk'un oğlu Ferec, tahta geçince Üç-Ok beylerine; kale kumandanlarına olduğu gibi, Varsak beylerine de mektuplar göndermiştir. Ancak Ferec ile emirleri arasındaki mücadeleler yüzünden Tarsus, Karamanlılar'ın eline geçmiş ve Varsaklar da tamamen onların idaresi altına girmişti. Memlükler burada hakimiyetlerini 1419'da yeniden tesis ettiler ve sıkı bir şekilde kontrol altında tutmaya başladılar. Daha önce de belirttiğimiz gibi 1428'de Varsak beylerinden Kara-İsa oğlu Hamza, kırk kişilik taraftarı ile Kahire'ye giderek Bay Bars'a tabiiyetini bildirmişti. Keza 1429-1430 yılında sultan Bay Bars'ı ziyarete gelen Türkmen beyleri arasında birçok Varsak beyleri de vardı.

Öte yandan Bayezid'in 1402'de Timur'a mağlup olması üzerine, Karamanlılar yeniden siyaset sahnesinde göründüler. Timur, Karamanoğlu Mehmet Bey'i Bursa hapishanesinden çıkarttırarak Karaman vilayetini ona verdi. Sırasıyla Akşehir ve Niğde, Karamanoğullan'nın hakimiyeti altına girdi. 1406 yılından sonra Karamanoğlu Mehmet Bey, Germiyanoğlu Yakub Bey ile muhasaraya girişerek Kütahya'yı zaptetmiş ve bilahare Bursa'ya yürüyerek, şehri 31 günlük bir muhasaradan sonra ateşe vermesi, Çelebi Mehmed'i kızdırmıştı.

Osmanlılar, Kastamonu hakiminin oğlu Kasım Bey'in yardımını alarak Akşehir, Beyşehir ve Seydişehir'i geçerek 1414'de Konya önüne geldiler. Burada yapılan muharebede Karamanlılar mağlup olarak dağılmışlardır. Osmanlılar tarafından takibe alınan Karamanoğlu Mehmed Bey, Varsaklar arasına kaçarak canını kurtarmıştır.
Karamanoğlu Mehmet Bey'in büyük oğlu İbrahim Bey, Osmanlılar'ın yardımıyla amcası Ali Bey'i Niğde'ye çekilmeye mecbur edip yönetimi ele aldıktan sonra (1424) Osmanlılarla dostluğunu bozdu ve Osmanlılar'a bırakmış olduğu İsparta, Eğridir yörelerini yeniden ele geçirmek için fırsat kolladı. Böylece O, sırplar aracılığıyla Macarlar'la, Osmanlılar aleyhine ittifak yaptı".

Evrenuzzade Ali Bey'in 1433'de Macaristan'a karşı başlattığı saldırıda başarılı olamaması üzerine, ittifak gereğince Macarlar taarruza geçmiş, İbrahim Bey de Beyşehir'i alıp oranın sancak beyi Şarabdar İlyas'ı esir edip Hamideli (İsparta)'ne ilerlemişti. Sırplarla Macarlar, Güvercinlik kalesini döğmeye başlamışlar ise de, Rumeli Beylerbeyi Sinan Paşa'nın karşı harekatı üzerine bozulup çekilmek zorunda kaldılar.

Rumeli'deki tehlikeli durumun düzeltilmesi üzerine II.Murad, Osmanlı kuvvetlerini Karamanoğlu'na karşı şevketti. Bu kuvvetler Akşehir'den başlayarak Beyşehir, Seydişehir, Saideli ile Konya ve Karaman'a ait İçel dışındaki bütün yerleri ele geçirdi. Ayrıca Karamanoğlu'nun en çok güvendiği Varsak aşireti üzerine de bir kuvvet gönderilerek bunlar, Bulgar Dağı'na kadar ilerlediler ve onları etkisiz hale getirdiler. Bu arada Konya halkının Afyonkarahisar'a sürülmesi emrolundu. Bu tehlikeli durum üzerine İbrahim Bey, Mevlana Hamza'yı sultana elçi olarak göndererek barış isteğinde bulundu. II.Murad önceleri kabul etmedi ise de, özellikle Mevla-na Hamza'nın ve bazı ordu erkanının ricalarıyla almış olduğu yerleri geri vermek ve bir daha anlaşmalara aykırı harekette bulunmamak şartıyla barış yapıldı(1435).

Osmanlılar, 17-20 Ekim 1448 yılında, üç gün devam eden ve düşmanın mağlup edildiği II.Kosava savaşına, ordunun disiplini bozar endişesiyle ekserisi Varsak ve Turgud boylarından derlenmiş Karamanlu yardımcı kuvvetlerini sokmamışlardı.

Osmanlı-Karaman münasebetleri başladığı günden beri her iki devlet, biri diğerinin aleyhine genişleme siyaseti güttüğünden, aralarındaki barış hiç bir zaman ciddi olamamıştır. Zaman zaman birbirleriyle akrabalık bağları ile bağlanmalarına rağmen, bu bağ zayıf kalmıştır. Her ikisi de Türk olan bu iki devlet arasında, yüzyıllarca mücadele olmuş, çoğu zaman Karamanlılar, Osmanlı egemenliğini tanıdıkları halde kısa bir süre sonra tekrar baş kaldırmaktan geri kalmamışlardır.

Bu defa da Osmanlılarla yapılan anlaşmaya rağmen Pir Ahmet'in Ak-Koyunlu ve Venedik devleti ile yaptığı ittifak ve akabinde İlgın'ın tekrar kendisine verilmesini istemesi, Osmanlılar'ı oldukça kızdırmıştı. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet, Karamanoğlu beyliğine son verme zamanının geldiğini düşünmüş ve divanı toplayarak sadrazam Mahmud Paşa'yı Karaman seferine memur etmiştir.

1466 yılının baharında 60 bin kişilik bir ordu, başta Fatih olmak üzere, Mahmud Paşa kumandasında Konya üzerine yürümüştü. Ordu, Akşehir ve Ilgın'ı fethettikten sonra Konya kalesi önlerine geldi. Turgutoğulları'nın da desteğini alan Pir Ahmet, Konya kalesi önlerinde yapılan kanlı savaşta yenilmiş, Konya'yı terkederek Larende'ye kaçmıştı.

Sadrazam Mahmud Paşa, Pir Ahmet'in tekrar toplanarak Gülnar ve Varsak aşireti askerleriyle takviye edilen ordusunu, Karadağ civarında ikinci kez bozmuş ve Fatih'in emriyle Turgutoğulları üzerine yürümüştü.

Fatih, Eğriboz seferinden döndükten sonra İstanbul'a gelip bir yandan halkın gönlünü alırken, diğer taraftan zulmü ile ün salmış Rum Mehmet Paşa'yı, Karamanoğulları'nı tamamen elde edip, ortadan kaldırmak amacıyla o bölgeye gönderdi. Rum Mehmet Paşa, Karaman diyarına vardığı zaman her tarafı darmadağın etmiş, zenginlerden mal ve para toplamıştı. Özellikle Karaman şehrinin mescit ve medreselerini viran, köy ve bucaklarından çoğunu da cehenneme çevirmişti. Daha sonra Ereğli şehrine girerek halkını çeşitli eziyetlerle perişan etmişti.

Rum Mehmet Paşa, bu acımasız tahribattan sonra Varsak diyarına yürüyerek onları da Karamanlılar'ın akıbetine uğratmak istedi ise de Varsak beylerinden Uyuz Bey (asıl adı Hüseyin), Rum Mehmet Paşa'nın bu yöreye gelmek üzere olduğunu haber alınca, Varsak süvarilerinden topladığı kuvvetle dar ve taşlı bir boğazda Paşa'nın yolunu kesti. Kuvvetli bir saldırıya geçti. Bu boğazda at oynatma imkanı bulunmadığı için Varsak süvarileri birçok Osmanlı atlısını yere serdi. Neticede Rum Mehmet Paşa'nın bu gereksiz tasarısı sonunda askerlerinin ancak yarısı güçlükle kurtulabilmiş ve aldığı mal, o taşlık alana dökülmüştü. Başları bağlı para keseleri, Varsak bıçakları ile sökülmüş, böylece Rum Mehmet Paşa'nın Karaman ve Ereğli'den gasbettiği bütün mal ve para Uyuz Bey komutasındaki Varsak Türkmenleri'nin eline geçti.

Varsak kavmi, savaştan dönen Uyuz Bey'i karşılayıp "Bu ne mübarek paşa imiş ki topladığı parayı ayağımıza kadar gelirdi, bize teslim etti" gibi sözlerle Rum Mehmet Paşayla eğlenmişlerdir. Rum Mehmet Paşa'nın bu şekilde dönüşü padişahın gönlünde kırgınlığa yol açmış ve bu sorunun çözümü için İshak Paşa'yı görevlendirmiştir. Ancak Namık Kemal "Osmanlı Tarihi" adlı eserinde, Rum Mehmed Paşa'nın bazı kaynaklarda geçtiği gibi çok zalim ve aciz birisi olmadığını belirterek, Fatih'in bu başarısızlıktan bir yıl sonra Alaiye'nin ele geçirilmesinde yine onu memur ettiğini belirtmektedir.

Bütün bunlara rağmen, başta Niğde olmak üzere 1471'de bir kısım Karaman ili şehirlerini zapta başlayan Osmanlılar, Karaman ilinde meydana gelen son hareketler üzerine bazı zorunlu tedbirler almak mecburiyetinde kalmışlardır. Nitekim Pir Ahmet, Mut civarında İshak ve Gedik Ahmet Paşa'lar emrindeki kuvvetlere mağlup olarak Türkman-iline (Erzincan) çekildiği gibi, kendisi ile birlikte hareket eden kardeşi (Bir rivayete göre, amcası) Karaman, Fatih'e teslim olmuş, Kasım Bey ise, mücadeleye devam etmek üzere Hasan-dağı veya Bulgar-dağına (bugün: Bolkardağı), Bulgar cemaatinin yanına çekilmiştir.

Bulgarlu Cemaati Beyleri Bulgar-oğlu Pir Ahmet ve Turgudoğlu Ömer Bey'in ölümleri üzerine, bunların yerine Adaluoğlu başa getirilmişti. Kasım Bey. Adaluoğlunun, Varsaklar'ın ve diğer cemaatlerin yardımları ile Niğde'ye saldırıp Davud Paşa kuvvetleri ile savaştı ise de, şiddetle mukabele eden Osmanlılar, başta Karaman olmak üzere Ereğli ve Aksaray gibi Karamanlılar'a taraftar şehirlerin Müslüman ve bir kısım Hristiyan halkını İstanbul'a sürdüler (1471).

Bütün bunlardan sonra harekata devam eden İshak Paşa, Varsaklar'a şiddetle hücum etmiştir. Alaiyye üzerine yürüyen Gedik Ahmet Paşa da buranın sahibi Kılıç Arslan Bey'i teslim alıp ailesiyle beraber İstanbul'a göndermiştir. Daha sonra Karamanlılar'ın elinde bulunan İçel, Silifke kaleleri ile Mokan (Mervan Hisan) ve Gorigos müstahkem mevkilerini birbiri ardından zaptetmiştir.

İbni Kemal, "Teuarih-i Al-i Osman" adlı eserinde, Varsak aşiretinin, Karaman beylerine bağlılığını şu şekilde belirtmektedir:

Milk-i Yunan'a malik olmuşdu. Rüma vüşama namı dolmuşdu. Varsağ ve Turgud, ana tabi idi. Samağarlu dahi müteabi idi.
Saltanat tahtına uruc itdi. Tac-dar oldu ve huruç itdi. Uydular ana Turgud ve Varsak. Oldu divanı mecma-ı füssak.

Karamanoğulları Pir-Ahmet ve Kasım Beyler, Fatih'in ordusuna karşı Varsaklar ile birlikte onlann yurtlannda mukavemet etmeye çalışmışlardır. O dönemde onların en çok güvendikleri Varsak beylerinden birisi Adalıoğlu Paşa Bey idi. Bu Varsak ailesi Ereğli yöresinde oturuyordu.

Nitekim Konya valisi şehzade Mustafa, Karamanoğulları'nın elinde bulunan Develi-Karahisar'ı da alınca, Karamanoğulları'nın bütün şehir ve kaleleri, Osmanlılar'ın eline geçmiş oldu (1475). Fakat 1481 yılında Fatih'in ölümü üzerine hükümdar olan III.Bayezit ile mücadeleye girişen Cem'i, gerek Bursa yürüyüşünde ve gerek Mısır'a ilticası sırasında (1481) destekleyen cemaat beyleri, onun teessürüne iştirak etmişlerdir. Kasım Bey de maiyetinde Turgudlu, Varsak, Özer, Koşun ve Karaisalu cemaatleri olduğu halde Konya'ya yürümüş, yeni Karaman valisi şehzade Abdullah Çelebi ile Karaman Beylerbeyi Hadım Ali Paşa'nın kuvvetlerini Mut yakınında, Pervane sahasında mağlup etmiştir.

Bununla beraber II.Bayezid'in emri ile hareket eden Gedik Ahmet Pa-şa'nın önünden çekilerek Taş-ili'ne sığınan Kasım Bey, Osmanlılar'ın Varsaklar'a hücum ettiği bir sırada, Rodos'a elçiler gönderip yardım istemiştir. Ancak Gedik Ahmet Paşa'nın harekatı üzerine Rodoslular tarafından vadedilen yardımı alamamış, Cem'in yeniden Anadolu'ya girdiği bir sırada, onu Adana'da karşılayarak maiyetinde Varsak, Turgudoğulları ve beyleri olduğu halde, Konya muhasarasına iştirak etmiştir. Bütün teşebbüslerinde hiç bir muvaffakiyete nail olamayan Kasım Bey, Cem'in Rodos'a ilticasından sonra, lI.Bayezit'e başvurarak affını istemiş ve sonunda Osmanlılar'a tabi olmak şartıyla, İçel'de Şubat 1493'de ölümüne kadar bu beyliğin başında kalmıştır. Ölümü üzerine Karamanlı beyleri onun yerine, Karamanoğlu'nun kızından doğan Mahmut Bey'in atanmasını istediler. Padişah da bunu kabul etmişti. Ancak Mahmut Bey, Osmanlı ile Memlükler arasında çıkan savaşta Memlükler tarafını tutunca kendisine karşı kuvvet gönderildi ise de, yakalanamadı ve sonunda ailesi ile beraber Haleb'e kaçtı (1497). Böylece Karamanoğulları beyliği ortadan kaldırılmış oldu. Karamanlı beyliğinin ortadan kalkmasıyla burada bir eyalet kuruldu. Bunun üzerine Karaman timarlı sipahileri ile Turgut ve Varsak oymakları buluşarak Karaman ailesinden olup İran'da bulunan Mustafa Bey'i İçel'e davet ettiler. O sırada II.Bayezit Mora seferinde bulunuyordu. Daha sonra bunlar üzerine Amasya valisi Şehzade Ahmet ile Konya valisi Şehinşah ve oğlu Beyşehir sancak beyi Şeyhzade Mehmet Bey gönderildi. Bunun üzerine Karamanoğlu Haleb'e kaçtı (1502). Mora'dan dönen sultan, İçel'e vezir-i azam Mesih Paşa'yı göndererek Karamanlı memleketlerinde huzur ve güven sağladı. Karamanoğlu Mustafa Bey, 1513 yılında Mısır'da vebadan hayatını kaybetmiştir.

Bu konuda netice itibariyle şunları söyleyebiliriz:

Karamanoğulları ile Osmanlılar daha ilk münasebetlerinden itibaren Namık Kemal'in deyişiyle bir yılan ile aslan savaşına başlamışlardır. Osmanlılar her ne zaman bir düşmanla uğraşmak için arkalarına dönseler, Karamanoğulları ortaya çıkarak üzerlerine saldırmışlar. Osmanlılar onların üzerine gelince yuvalarına girmişlerdir. I.Murat zamanında bir iki kez bu hareketleri kendilerine (Karamanoğulları) bağışlanmıştır. Yıldırım Bayezid zamanında yine büyük darbeler yemelerine rağmen, Timur'un yardımıyla yine ortaya çıkmışlar ve Çelebi Mehmet ile II.Murat dönemlerinde Timur'un yerine geçen Şah-ı Ruh'a dayanarak yapmadık kötülük bırakmamışlardır. Ancak son olarak Fatih Sultan Mehmet'in akıllı ve kararlı politikası karşısında siyasi sahneden silinmişlerdir. Yapılan bütün bu savaşlarda Karamanoğulları, Varsaklar'ı Osmanlılar'a karşı yanlarına almışlar ve her fırsatta onlardan yararlanmayı başarmışlardır. Varsaklar'ın verdikleri destek sayesinde galip geldikleri seferler de olmuştur.

Kaynakça
Kitap: Anadolu'da Varsak Türkmenleri
Yazar: Ahmet GÖKBEL
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Varsak Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron