Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Varsaklar'ın Çukurova'ya Gelişleri

Burada Varsak Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Varsaklar'ın Çukurova'ya Gelişleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Ara 2010, 05:43

Varsaklar'ın Çukurova'ya Gelişleri

Varsaklar'ın Çukur-Ova'ya gelişlerini, Oğuz Türkleri'nin 1071 Malazgirt zaferinden sonra Anadolu'daki Bizans hakimiyetinin parçalanıp Türkmenlerin Anadolu'ya akınları içerisinde ele almamız gerekir. Ancak bazı Türkmen gruplarının Malazgirt zaferinden daha önce Anadolu'ya girdiklerini gözönüne alarak konuyu VIII. asırdan itibaren ele alacağız.

VIII. yüzyılın başlarında Doğu Anadolu'daki Ermeniler'in ilk tanıdıkları Türk toplumu Hazar Türkleri'dir. Ermeni toplumunun karşı karşıya geldiği ikinci topluluk Türkmenler (Müslüman Oğuzlar) ile Selçuklu Türkleri olmuştur. Selçuklu akınları başlarken Bizans artık doğu sınırını savunacak durumda değildi. 1018 yılında yapılan bir seferle Anadolu'ya ilk giren Sultan Alparslan'ın babaşı Çağrı Bey'dir, Çağrı Bey bu seferinde Horasan ve Azerbaycan üzerinden yaspuragan'a girmiştir.

Aslında Türkler Çağrı Bey'in seferinden önce de bu bölgeye yabancı değillerdi. Türkler Abbasi ordularında, İslam imparatorluğunun sınır bölgelerinde gazalar yapmışlar, Horasan gemileriyle gönüllü olarak Bizans sınırlarından Van yöresine çeşitli defalar geçmişlerdir. Onlar Ermeniler'in diğer toplumlarla (Bizanslı, Grek, Müslüman Arap, Frank, Süryaniler) birlikte yaşadıkları bölgelere girmişler, Diyarbakır'a kadar ilerlemişlerdir. 1042'de Oğuzlar'ın ikinci kez Vaspuragan'a girmelerinden sonra, 1044'de Türkmenler kalabalık kitleler halinde Doğu Anadolu'ya hakim olmuşlardır.

1048'de artık Türkler dalgalar halinde Erzurum ve Pasin ovalarına yerleşmeye başladılar. Tuğrul Bey'in görevlendirdiği komutan İbrahim Yınal, Gürcü, Ermeni ve Bizanslılardan oluşan Bizans ordusunu yine 1048'de Hasankale'de kesin bir bozguna uğrattı.
Bu arada Bizans'ta iç savaşlar, isyanlar birbirini izlemekte, böylece imparatorluğun doğu sınırı tamamen Türkler'e açılmaktaydı. XI. asrın başlarında Bizanslılar Doğu Anadolu'yu işgal ederek küçük Ermeni kırallıklarını ortadan kaldırmış, önemli bir Ermeni nüfusunu Sivas ve Kayseri bölgelerine nakletmişti. Anadolu'ya akan Türk nüfus da Ermeniler'in daha fazla batıya kaymasına, Çukurova, Malatya, Maraş ve Urfa'da yoğunluk kazanmalarına sebep oldu. Bizans yönetiminden memnun olmayan Ermeniler, Bizanslılar'a yardım etmedikleri gibi, çoğu zaman Türkmenleri bir kurtarıcı gibi karşıladılar.

Öte yandan küçük bir Ermeni prensliğinin merkezi olan Ani şehri 1045'de Bizanslılar tarafından alındı. Bu Ermeni şehri, kısa bir müddet Bizans egemenliği altında kaldıktan sonra, 16 Ağustos 1064'de Alparslan tarafından fethedilerek Anadolu'nun bu kilit noktası Türkler'e açılmış oldu.

Fahrettin Kırzıoğlu, Varsaklar'ın Kars Bulgarları ile beraber Anadolu'ya gelip Çukur-Ova'ya yerleştiklerinden bahsederek bu konuda şunları söyler:

"Kars bölgesine adlarını veren Vanand Bulgarlarından 'Karsak' adlı bir oymağın Çıldır'ın doğusundaki göl ile yanındaki büyük köye 'Karsak' ve şehre de 'KARS' diye kendi isimlerini vermişlerdir. Onlar Selçuklular'ın akınları ve fetihleri sırasında 1064 yıllarında Anadolu'ya doğru ilerlemişlerdir. Yıllar sonra Orta-Toroslar üzerine gelen, Kars Bulgarları bölgenin en yüksek dağlarına 'Bulgar Dağı' adını vermişlerdir. Bu isim Çukur-Ova'da günümüze kadar Bolkar ve Bulgar dağları şeklinde gelmiştir.

Karsaklı=Varsaklı=Farsak Yörükleri Kars Bulgarlarının arasında önceleri Hristiyan iken sonradan Müslüman olmuşlardır. Ve onlarla beraber Anadolu'ya gelip Çukurova'ya yerleşmişlerdir. Maraş ve Silifke'deki Kars ismindeki yerler, ayrıca Karsı-Zülkadriye (Kadir-li)'nin adlan eski Vanand-Kars'ından gelen yerlilerden kaldığı anlaşılıyor. Ahılkelek-Ardağan yolu üzerindeki 'Karsak Köyü' ve 'Karsak Gölü' Tortum'daki 'Kars' köyü, hep Bulgar Türkleri'nin buralardaki Karsak oymağından kalmadır.".

Mecit Doğru da Varsaklar'ın 1064'den sonra Kars tarafından Bizans'a göç ettiklerini söylemektedir.
1071 Malazgirt zaferinden sonra, Anadolu'daki Bizans hakimiyeti parçalanmış, Selçuklu devlet yönetimi kurulmuştur. Süleyman Şah, 1082 yılında Kilikya'ya inerek 1083 yılında Adana, Tarsus, Misis, Anavarza şehirleriyle beraber Çukurova'yı fethetmiştir. Bu fetihler, 1084'de Antalya ve 1085'de ise Elbistan, Göksün ve Raban kentlerinin alınmasıyla devam etmiştir.

Şunu da belirtmek gerekir ki, Süleyman Şah'ın Çukurova'yı fethiyle beraber, Çukurova'da Türk hakimiyetinin kurulduğunu söylemek oldukça güçtür. Çünkü Türkler'in, Çukurova'daki fetihçi politika isteyen askeri üstünlükleri, kısa zamanda bölgeye kalabalık bir nüfus kitlesinin yerleştirilememesi ve belli ekonomik düzen kurulamaması yüzünden sürekli hakimiyete ve yurt tutmaya dönüşememiştir. İleride bahsedileceği üzere, esas Çukurova'nın Türkleşmesi, Uç-Ok'lu Türkmenler grubu tarafından gerçekleştirilecektir.

Bütün bu gelişmelerden sonra, XI. yüzyılda Anadolu bütünüyle ele alınacak olursa, Türkler'in bu ülkeye sokulmaya başladıkları dönemlerde çok az nüfuslu bir ülke idi. Fetihler süresince vukubulan savaşlardan, katliamlardan ve toplanan esirlerden dolayı nüfus daha da azalmıştı. Yine aynı yüzyılda, Anadolu'daki Bizans askeri teşkilatının bozulması; Bizans imparatorlarını Balkanlar'da esir ettikleri veya ücretli asker olarak ordularına aldıkları, Karadeniz'in kuzeyinden gelen Türkleri, çeşitli zamanlarda, asker sınır muhafızı veya kolonizatör olarak Anadolu'ya sevk etmeye mecbur bırakmıştır.

1096 yılında başlayan Haçlı seferlerinin ortaya çıkardığı karışıklıklardan yararlanan Ermeniler, Çukurova'da üç asrı aşkın bir süre içerisinde çoğu zaman hakimiyeti ellerinde tutmuşlardır. Ancak Bizans hiç bir zaman Kilikya'yı gözden çıkarmamıştır. İmparatorluk içinde azınlık olarak yaşayan Ermeni toplumu, Bizans'ın bir hizmetkarı durumundadır. Bizans hiç bir zaman ne Doğu Ermeni derebeylerini, ne de Kilikya Ermeni baronlarını tanımamışdır. Kilikya'da resmi, milli, bağımsız bir Ermeni Krallığı kurulmuş değildir. Ermeni Baronluğu önce Roma Germen imparatorunun, daha sonra Papalığın tabiyetinde olmuştur. Ermeniler her zaman Haçlıların hizmetinde bulunan bir dayanaktır.

1243'de II.Keyhüsrev'in Kösedağ'da mağlup olmasıyla Anadolu, Moğol yönetimine açılmıştır. Moğollar'ın 1257'de Batı İran dağlarına ulaşması; Bağdat'ın alınması, yağmalanması, İslam halifesinin öldürülmesi, İslam dünyasında feci akisler uyandırmıştır. Moğollar 1260 yılında da Eyyübiler'in elinde bulunan Suriye'yi zaptetmişlerdir. Ancak Moğollar'ın üst üste gelen parlak zaferleri, Eylül 1260'da Memlûkler'e mağlup olmalarıyla son bulmuştur.

Osman Gazi'nin büyük babası Süleyman Şah. Moğol istilası sebebi ile XIII. asırda Anadolu'ya kalabalık sayıda gelen Türkmen grupları arasında idi. Bulundukları bölgeden Anadolu tarafına yönelip Caber kalesi önünden akan Fırat nehrinden geçmek istediklerinde Süleyman Şah burada boğularak şehit olmuş ve kendisine bağlı bulunan boy ve çocukları dağılmıştı. Bu arada onlarla birlikte gelen görkemli beylerden Yüreğir, Kusun, Kuştimur, Varsak, Kara İsa, Özer ve Gündüz beyleri oradan göçüp Çukur-Ova'ya yerleşmişlerdir. Solak-Zade Tarihinde Kusun ye Varsak ayrı ayn zikredilmeyip, "Kusun Varsak" olarak geçmektedir. Yüreğir, bunlara baş olmak suretiyle Misis, Adana ve Tarsus'u, Ermeniler'den uzun mücadelelerden sonra alıp oralara yerleşmişlerdir.

Başka bir rivayete göre, Yüreğir başkanlığında içlerinde Varsakların da yer aldığı Türkmenler, Moğollar'a itaat etmediklerinden, onların şiddetli takiplerine maruz kalmışlardır. Neticede Doğu Anadolu bölgelerine ve oradan da Suriye'ye inen Türkmenler'in bir müddet sonra nüfusları fazlalaşmıştır. Bunlar bir taraftan Memlûkler'in isteği doğrultusunda, diğer taraftan da Moğol gücünün zayıflaması üzerine Anadolu'ya güney ve kuzey istikametinden nüfuz etmeye başlamışlardır. Kuzeye, Sivas'a doğru giden ve umumiyetle Boz-Oklar'dan olşın kabileler, XIV. yüzyılın ortalarına doğru Dulkadirli Beyliği'ni kurdular.

Güneye, yani Adana, Tarsus istikametine genellikle Üç-Ok'lu denilen Türkmenler'den oluşan gruplar gelerek zamanla siyasi ehemmiyetini kaybeden Ermeni Krallığı topraklarında yurt tutmuşlardır. Üç-Ok'ların, Kilikya bölgesindeki yayılma ve yurt tutma faaliyetleri, batıya doğru gelişerek Silifke'ye kadar uzanmıştır. Varsak, Yüreğir, Kuştimur, Kara-İsa, Özer ve Gündüz'den oluşan bu Türkmen grubu, Çukurova bölgesinde Ramazanoğulları'nı meydana getirmişler ve bu bölgeyi hiç bir zaman değişmeyecek bir surette aralarında paylaşmışlardır.

Kaynakça
Kitap: Anadolu'da Varsak Türkmenleri
Yazar: Ahmet GÖKBEL
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Varsak Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron