Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Varsak Kelimesinin Anlamı

Burada Varsak Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Varsak Kelimesinin Anlamı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Ara 2010, 05:39

Varsak Kelimesinin Anlamı

Varsak kelimesi, daha sonra izah edileceği gibi, Tarsus ve çevresinde yaşamakta olan bir Türkmen zümresine verilen addır. Bu topluluğun adı genellikle Varsak (Varsak, Varsak, Varsak) suretinde olup, ayrıca Varsah, Farsak, Fersah şekillerinde de söylenmektedir.

Varsaklar için "Karsak" sözünü kullananlar da vardır. Bugünkü Varsaklar kendileri için genellikle Farsak şeklini kullanıyorlar.
Ortaçağ Türk tarihinde geçen el (il), boy, oymak ve şahıs adlarının pek çoğu gibi, Varsak kelimesinin menşei ve manası üzerinde de günümüze kadar detaylı bir araştırma yapılmamıştır.

Elde ettiğimiz verilere göre, Varsak kelimesi belli başlı şu anlamlara gelmektedir:

1. Bir Türk boyu, kabilesine verilen isim,
2. Eski harp aletlerinden bir çeşit yatağan, kısa kılıç,
3. Taşçıların taş kırdıkları büyük çekiç.

Osmanlı devrinde Varsak kelimesi, Türk boyuna verilen addan başka kesici bir silaha da ad olarak verilmektedir; yani bir çeşit enli yatağana "varsak" denilmektedir.
Aksü'l-ireb müellifi Ahmed Efendi bunun bersak'tan muharref olduğunu söylüyor5. Bundan dolayı söylemek istediğimiz bir husus vardır. Bilindiği gibi eski Osmanlı harp silahlarından bir nevi topuza da "bozdoğan" denilmektedir. Aynı adda (yani Bozdoğan adında) Varsaklar ile çağdaş olan, hatta bazı kayıtlarda kendileri Varsak olarak vasıflanan büyük bir boy vardır. İşte bu boylar, bu silahların mı adlarını almışlardır, yoksa olay aksine mi olmuştur, yahut bunlar farklı farklı menşeilerden mi gelmektedir, bu hususlarda kesin bir şey söylemek mümkün değildir.

Katip Çelebi, Silifke'nin kuzey ve batısında Varsak Dağı'nın bulunduğunu söylemektedir. Acaba burada Varsak sıfat mıdır, yahut doğrudan doğruya dağın adı mıdır? Şayet buradaki Varsak, dağın adı ise, o zaman bu aşiretin adının dağdan gelmiş olması düşünülebilir. Sümer'in naklettiğine göre, Neşrinin "Kefere-i Varsak" sözü de Varsak'ın başlangıçta dağlık bir yerin adı olması ihtimalini akla getirmektedir. Ancak Fuad Köprülü, bunun tam tersini savunarak Varsak isminin, vaktiyle bunlarin oturduğu Tarsus'un batısındaki taşlık havaliye isim olduğunu belirtir.

Sonuç olarak bu konuda şunu söyleyebiliriz ki, Varsak ismi Tarsus ve Silifke'nin kuzeyindeki ağaçlı, dağlık bölgede yaşayan Türk halkına verilmektedir. Bu kelimenin onların yaşadıktan yerin coğrafi durumu ile yakın ilişkisi vardır.

Bütün bunların dışında Varsak kelimesinin, bir şahıs adından da gelme ihtimalinin büyük olduğunu belirtenler de vardır. Zira, Varsak Türkmenleri'ni oluşturan Kusun, Ulaş, Kuştemur, Csenlü, Eluanlu ve Orhan Beğlü boylarının isimlerini boy beyinden aldıkları sonucuna varılmıştır. Keza, XVI.yüzyıla ait tahrir defterlerinde, Varsak kelimesine şahıs adı olarak rastlanmaktadır. Bu nedenle bu Türkmen grubunun adını boy beyinden, yani bir şahıstan almış olması muhtemeldir.

Varsak kelimesinin menşei ve anlamından bahsettikten sonra, "Güney Anadolu bölgesinde yaşayan Varsak Türklerinin söyledikleri koşma" olarak bilinen "VARSAGF kelimesinden de biraz bahsedelim.

Varsağı, Anadolu halk şiir ve musikisine mahsus şekillerden biri olup, şekil bakımından semaiden farksızdır. Onun gibi hece'nin 3+5=8'i ile yazılır, 4+4=8 de olabilir. Mevzu bakımından semai'den farklıdır. Kahramanlık, kabadayılık, merdlik duygularını terennüme mahsustur. Bestede de bu duygular belirtilir. "Be, bre, hey, be-hey, bre-hey" gibi hitaplarla başlar.

Ayrıca varsağı kelimesi halk şairlerince şarkı tarzında yazılan manzume çeşitlerinden birinin adı olarak da geçmektedir.
Köprülü'ye göre varsağı ise, Varsaklar'a mahsus bir beste ile terennüm edilen bir çeşit halk türküsüdür. Çok eski zamanlardan beri Anadolu ve Azerbaycan'da şöhret kazanmıştır.

Mesela:

Ali Osmanlılar'ın ilk devirlerinde bazı varsağı söyleyenlerden bahsettiği gibi, Aşık Çelebi'de Yunus Emre'nin varsağı tarzında eserleri olduğunu söyler.

XVI. asırda Azerbaycanda yetişen şairlerden Şemsi mahlaslı Mehmet Bey, o havalide varsağı söylemekle meşhurdur.
Vezin bakımından varsağılarda belli bir kaide yoktur. aşıklar bazen onbirli varsağılar tertip etmekle beraber, en çok sekizlileri kullanmışlardır. Şekle gelince, tıpkı koşmalar, türküler, türkmaniler gibi dört mısra'dan oluşan kıt'alardan meydana gelir ve son mısralar daima birbirleriyle kafiyeli olur. Varsağıların biraz kaba, erkek bir lisanla ve daği bir eda ile yazılması gerekir. Bu hususta Karaca-oğlan en iyi örnektir.

Demek ki Avşari, Bayati, Gereyli gibi aynı isimdeki Türk kabilelerinin halk musikilerinden adlarını almış bazı musiki-nazım şekilleri ile Varsak kabilesine nisbetle, varsağı adıyla anılan ve Anadolu'da da eskiden beri meşhur olan şekil, Azeri sahasında hece vezninin ve halka mahsus musiki-nazım şekillerinin ne kadar ehemmiyet kazanmış olduğunu gösterir.
Ayrıca eskiden Ortaçağ'da Azerbaycan'da aşıklara "Varsağ" adının verildiği de belirtilmektedir.

Şimdi de Karacaoğlan ve Kerem Dede'den birer varsağı örneği verelim:

VARSAĞI

Evvel Allah, ahir Allah
Andan ulu gelmemişdür.
ak Muhammed'den sevgülü
Hakk'ın kulı gelmemişdür.
Şah-ı Merdan idi adı
Cömerd sofrasın kim kodı
Ali'ye arslanım didi
Ayruk Ali gelmemişdür.
Pir olmayan aşka gelmez
Koç olmayan kurban olmaz
Ecel gelse derman olmaz
Hak'tan rıza gelmemişdür.
Od düşdügi yire yakar
Değme dalda gül mi biter
Kudret dilin çok kuş öter
Bülbül üngi gelmemişdür.
Karacaoğlan Hakk'a yalvar
Virdüğine kanah ol var
Şol alemde eksiksüz yar
Kimse bulup gelmemişdür.

Karacaoğlan, XVI. yüzyıl

VARSAĞI

Şol alemde seyyah olup gezerem
Şaz oluban girdügüm yola ne dersin
Ustinin esresin kor kalem ile
Ya şunı yazan ele ne dersin.
Mü'ıninler içer cennette şarabı
Allah'um sun'etdi virdi türabı
Kimi farsi söyler kimi Arabi
Yetmiş iki dürlü dile ne dersin.
Lam-elif oluban belüm bükilür
Hasım kavma dosta dolu çekilür
Bir çeşmedür taşdugünce dökilür
Akmaz iken akan göle ne dersin.
Erenler kısbetin geydüm serüme
Hizmet idüp yüz süreyem pirüme
Yemenden bezirgan geldi şaruma
Gevheri dökenmez göle ne dersin.
Yandun şol güzelin canı elinden
Bülbül olan dönmez bakça gülünden
Bir sümük idüm endüm ata belünden
Ananın rahmına göre ne dersin.
Kerem Dede
Kerem Dede'nin kulı
Ağu oldı bana bu dünya balı
Bin bir yaprağı var on iki dalı B
ir dalda biten güle ya ne dersin.
Kerem Dede.

Kaynakça
Kitap: Anadolu'da Varsak Türkmenleri
Yazar: Ahmet GÖKBEL
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Varsak Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir