Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Nakşibendiler, Alevi-Bektaşilere kara çarşaf giydirmek isti

Burada İttihat ve Terakki hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Nakşibendiler, Alevi-Bektaşilere kara çarşaf giydirmek isti

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Ara 2010, 01:46

Nakşibendiler, Alevi-Bektaşilere "kara çarşaf giydirmek istiyor!

Bektaşilik ve Nakşibendilik, ilk Türk tasavvuf hareketi olan Yesevilik'ten doğdu. Nakşibendilik, zamanla Türklüğü unutup, Hint ve Iran etkisine girdi. Önce Orta Asya'da, Yeseviliği Sünni öğreti içinde eriterek yok etti. Ardından, Anadolu'da kök saldığı son 400 yıldır da hedefinde, hep Bektaşiler oldu. Onları da "Sünnileştirmek" için hiçbir fırsatı kaçırmam; ne yazık ki Bektaşilerin katledilmesine bile onay verdi.

Tarih: 2 zilhicce (1826).
Yer: İstanbul Topkapı Sarayı'ndaki Camn Şerif.
Padişah II. Mahmud, kafes arkasına geçip, camiye davet edilen şeyhlerin neler konuştuklarını dinlemeye başladı.
Osmanlı merkezi idaresi, o günlerde tarihinin en önemli kararlarından birini almak üzereydi. II. Mahmud, Sünni din adamlarının desteğine ihtiyaç duyuyordu.

Toplantıya katılan bu "kanaat önderleri" şunlardı:

- Nakşibendi tarikatı şeyhlerinden, Beşiktaşlı Yahya Efendi Türbedarı Hafız Efendi ve İdris Köşkü'nde tekkesi olan Balmumcu Mustafa Efendi;
- Üsküdar'da Nasuhizade Şeyh Semseddin Efendi, Bandırmalızade Galip Efendi, Sa'diye'den kahveci Şeyh Emin Efendi;
- Koca Mustafapaşa'da Sünbüliyye Şeyhi;
- Mevlevi şeyhlerinden, Galata Şeyhi Kudredullah Dede; Beşiktaş Şeyhi Abdulkadir Efendi; Kasımpaşa Şeyhi Ali Efendi;
- Halvetilerden Zakirbaşı Şikarizade Şeyh Ahmed Efendi, Merkezefendi Şeyhi Ahmed Efendi, Hüdayi Mahmud Efendi Şeyhi Seyid Efendi;
- Eski ve yeni şeyhülislamlar, sadrazamlar ve" şûra ileri gelenleri...

İlk sözü Şeyhülislam Kadızade Mehmed Tahir Efendi aldı. Göreve birkaç hafta önce gelmişti; Şeyhülislam Mekkizade Mustafa Asım Efendi, yapılacak büyük katliama fetva vermeyeceği düşünüldüğünden görevden alınmıştı.

Şeyhül-İslam Kadızade Tahir Efendi toplantıdaki sözlerine Hacı Bektaş Veliyi överek başladı:

Hacı Bektaş Veli ve başkaca pirler, saygı değer kişiler, hep ehlullah (veli) olup onlara kesinlikle diyeceğimiz yoktur. Yalnız şeriatta mekruh nesne tarikatta haram sayılır. Bazı cahil kimseler Bektaşilik adıyla kendi havalarına uyarak farz olan şeyleri yerine getirmek bir yana, ibadeti bile küçümseyip kötü gözle bakmaları ve mahrumiyet tanımamaları ile kafir oldukları herkesin ağzından duyulmaktadır. Sizler Osmanlı Devleti'nin yolunda şeyhlersiniz, bu hususta duyduğunuz ve bildiğiniz nasıldır. Bu gibileri hakkında ne dersiniz?

Toplantıda söz alan tüm şeyhler benzer sözleri tekrarladı:

"Şeriata aykırı hareket ediyorlar!" "Öldürülmeleri vaciptir!"

Anadolu'da Türk kültürünün yerleştirip yaşatılmasında büyük emeği olan Bektaşilerin yok edilmesi için şeyhler tek tek onay verdi.
II. Mahmud bu sözleri duyduktan sonra camiyi terk etti. Yeniçerileri ve onların pirdaşı Bektaşileri yok etmek için tek bir engel kalmıştı sadece...

Burada bir parantez açmama izin veriniz:

Yukarıdaki bilgileri Ahmed Cevdet Paşa'nın Tarih-i Cevdet adlı kitabın 12. cildinin, 236-237. sayfalarından aldım.

Bilgileri aktaran Ahmed Cevdet Paşa olaya kendi duygu ve düşüncelerini de katıp bakın ne yazıyor:

Bektaşiler, karışıklığa yatkın olan halkın kalbini çelip kötülüklere sürükledi. Özellikle cahil insanlara ve Yeniçerilere sokulup, işledikleri kötülüklerle onları da baştan çıkarıp isyan edecek duruma soktular. Osmanlı topraklarının her yerinde idam edilmeleri devleti sevenlerin amacı idi. Allah'ın lütfü ile bunun zamanı gelmişti.

Osmanlı tarih yazıcılığının en önemli kaynak kitaplarını yazan Ahmed Cevdet Paşa'nın tarafgirliğini görüyor musunuz? Ama kader işte, kızı yazar Fatma Aliye'den torunu ismet Faik, ABD'de Hıristiyan oldu!

Bektaşileri ve yeniçerileri yok etmek için "siyasi elitin" de desteği şarttı. 25 mayısta Şeyhülislam Kadızade Mehmed Tahir Efendinin konağında bir toplantı yapıldı. Toplantıya, Sadrazam Mehmed Selim Paşa, Rumeli kazaskeri, istanbul müftüsü, Sadaret kethüdası, defterdar, Darphane nazırı, Tophane nazırı, Yeniçeri ağası ve ocağın ileri gelenleri ile din adamları katıldı.

Konuşmalardan sonra vezirler, din adandan ve ocağın ileri gelenleri, Bektaşilerin ve Yeniçerilerin katli vacip olduğuna karar verip senet imzaladılar.

Buraya bir ekleme yapmak zorundayım:

Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı-Efendi 2 kitabında yazdım, bizim tarihimizde bu büyük kıyımın sebebi olarak; askeri modernizasyona karşı çıkan yeniçeriler, şeriata aykırı olan tarikatlar gösteriliyor. Yanlıştır. Bu meselenin özünde, Hıristiyan (Rum-Ermeni)-Yahudi cemaati arasındaki Osmanlı pazarına kimin hakim olacağı (örneğin Osmanlı Darphanesi yönetiminin kimde kalacağı) gibi iktisadi nedenler vardır.

Yahudilerin ittifak ettiği iki güç yeniçeriler ve Bektaşilerdi; yani Türklerdi. Bu kıyımda, başta Üzeyir Garih'in akrabaları olmak üzere Yahudiler de kayıplar verdi. Önde gelen Yahudi sarraflar idam edildi.
Yani meseleye daha geniş açıdan bakmak gerekiyor.

Kıyım 15-16 haziran 1826'da başladı.
Sultanahmet Camii çevresinde yoğunlaşan çatışmalarda 3 000 yeniçeri olay sırasında öldü. 7 000-8 000 yeniçeri Atmeydanı'ndaki kışlalara sıkıştırılıp önce top ateşiyle sonra binalarıyla birlikte yakılarak yok edildi. Yakalananlar hemen idam edildi. Belgrad Ormanı'na kaçanlar ise ormanla birlikte yakıldı.
Osmanlı yönetimi, halk desteğini yanına almak için dini araç olarak kullandı. Yeniçerilerin Kuranıkerim'i parçaladıkları yalanına başvurdu.

Bu arada II. Mahmud, kurduğu yeni ordunun adını açıkladı:

"Asakir-i Mansure-i Muhammediye", yani Allah'ın izniyle muzaffer olacak Muhammed'in ordusu!
Sanki yeniçeriler Allah'ın ordusu değildi!

Bu dinsel aldatmacalar sonucu doğmakta olan Türk (Yeniçeri-Bektaşi) sermayesi etkisizleştirildi. Bunun yerini, yine vergisini ödemeyen ulema ve paşa gibi rantiye ayan sınıfı aldı.
Ve bize okullarda, şekilci değişimler "modernizasyon" "reform" diye yutturuldu. Eee tarihi kaynağınız Ahmed Cevdet Paşa ve "ingiliz tarih yazıcılığı" olursa bu yanılgı da kaçınılmaz olur!

Bektaşilik yasaklandı.
Başta istanbul Ağası Zade Baba, Kinci Baba, Salah Baba olmak üzere Bektaşilerin önde gelen dedebabaları idam edildi.
Çoğu tekke dedesi sürgüne yollandı.
Bektaşi tekkeleri yağmalandı; mezar taşlan bile kırıldı.
Bektaşi tekkelerinin malvarlığı, Nakşibendi tarikatlarına nakledildi. Hacı Bektaş'taki dergahın başına bile Nakşibendi şeyhi Kayserili Mehmed Said Efendi getirildi. Bu Nakşibendi şeyhinin ilk yaptığı icraat da, dergaha cami yaptırmak oldu!

Zamanla olaylar duruldu.
Gözaltına almanlar, sürgüne gönderilenler "Sünni" olduklarını, "Sünni" kalacaklarını söyleyerek kurtuldu.
Fakat Dedebabalar tekkelerinin başına dönemedi. Bazıları bulabildiği Nakşibendi şeyhinden icazet alıp, bunu "icazetin meclis-i meşayihe" (şeyhler meclisine) onaylatarak tekkesinin başına geçebildi. Yani, kağıt üzerinde Nakşibendi oldu! "Nakşibendi örtüsü" altına saklanmak zorunda kaldı.
Araştırmacı Baki Öz'ün iddiasına göre kendisi de Bektaşi olan Sultan Abdülaziz döneminde rahat nefes almaya başladı. İttihat ve Terakki Alevi-Bektaşi üzerindeki örtüyü biraz kaldırdı.

Cumhuriyet'in laiklik politikası ise, Bektaşilere özgürleşme yolunda en büyük adımı attırdı...
Peki sonra ne oldu da, K.Maraş, Çorum, Gazi Mahallesi, Sivas Madımak gibi son 30 yılın büyük katliamların mağdurları hep Alevi-Bektaşiler oldu?
Tüm bunlara rağmen hala Türkiye'nin birliği ve dirliği için uğraş veren, Alevi ve Bektaşileri el üstünde tutmalıyız...

Kaynakça
Kitap: Siz Kimi Kandırıyorsunuz!
Yazar: Soner Yalçın
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön İttihat ve Terakki

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir