Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

İttihad Ve Terakki Mi? Terakki Ve İttihad Mi?

Burada İttihat ve Terakki hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

İttihad Ve Terakki Mi? Terakki Ve İttihad Mi?

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 21:29

İTTİHAD VE TERAKKİ MI? TERAKKİ VE İTTİHAD MI?

KUNIHIRO SHIDARA

"Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti", 1889 yılının Mayıs ayında, İstanbul Askeri Tıbbiye Mektebi öğrencilerinden Arnavut İbrahim Temo Bey tarafından kurulmuştur. Bu cemiyetin amacı, Osmanlı Devleti'ni kurtarmak için, çökmesine neden olan II. Abdülhamid'in istibdadını kaldırmak idi. Fakat bu cemiyetin dışında kalanlar da istibdada karşı harekete geçiyorlardı. Bunun için cemiyetin mensubu olmasa da istibdadı protesto edenlere "Jön Türkler" adı verilmekteydi. Onların düşüncesi, istibdadı kaldırdıktan sonra, 1878'den beri tatil edilen Kanun-ı Esasi'yi tekrar canlandırmak idi.

Bu cemiyetin ilk kurucuları, başta İbrahim Temo Bey olmak üzere, onun Tıbbiyeli arkadaşlarından İshak Süküti, Abdullah Cevdet ve Mehmet Reşit Beyler idi.
Bu cemiyetin adı, yalnız bu dört ubbiyelinin katıldığı bir toplantıda "Hatab Kiraathanesi İçtimai" olarak saptandı. Ondan sonra Edirnekapı'nın dışındaki bir bağda oniki kişinin katıldığı daha geniş bir toplantıya "İnciralü İçtimai" ismi ve-rildi6. Bu toplantıda, İbrahim Temo Bey bu cemiyetin başkanlığına seçilemedi, en yaşlı üye Ali Rüşdi Bey reis oldu. Ama İbrahim Temo Bey cemiyetin esas kurucusu olduğu için kendisine 1/1 numarası verildi.

0 zaman Paris'te Ahmed Rıza Bey bulunuyordu. O da Jön Türklerden biri idi. İstanbul'da cemiyetin faaliyeti başladığı vakit onunla temas kurmak için Nazım Bey Paris'e gönderildi. Ahmed Rıza Bey, August Comte'nin pozitivizmine ilgi duymakta idi. Ondan pozitivizmin remzi olan "order et progres" in cemiyete ad olarak verilmesi tavsiyesinde bulunmuştu. Fakat Türkçe "Nizam ve Terakki" manasına gelen bu unvanı gençler ufak bir tadile uğratmışlar ve "order" yerine "union", Türkçe "İttihad" kelimesini muhafaza ile cemiyete "Union et Progres" Türkçe olarak "İttihad ve Terakki" adını vermişlerdir. Bundan sonra cemiyetin adı "Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti" (Le Comite Ottoman D'UNION ET DE D'PROGRES) oldu.

Cemiyetin büyümesi devam ederken üyelerinin sayısı da artmıştır. İstanbul'da Tıbbiyeden başka Harbiye, Bahriye, mühendis okullarında da cemiyete katılanlar bulunuyordu. Hükümetin yüksek memurları arasında da cemiyete mensup olanlar vardı.

Ama, cemiyetin kuruluşunun üzerinden çok geçmeden, Abdülhamid II tarafından baskı başlamış ve cemiyetin bazı üyeleri tutuklanarak gözaltına alınmıştır. Kurucularından İbrahim Temo Bey de üç defa tutuklandı. Sonra Romanya'ya kaçan İbrahim Temo orada bir şube açıp, faaliyetini devam ettirdi. 1897'de, büyük baskılar nedeniyle cemiyetin İstanbul'daki çalışmaları hemen hemen tümüyle sona ermiştir. Cemiyetin mensuplarının çoğu tutuklanmış ve Trablusgarb'a ve diğer yerlere sürgün olarak gönderilmişti. Bundan sonra İstanbul'daki cemiyetin, hürriyet ilanına kadar önemli bir faaliyeti olmamıştır. Trablusgarb'a sürgün edilenlerden Avrupa'ya kaçanlar da bulunuyordu. Bunların içinde Abdullah Cevdet Bey vardı ve İshak Süküti Bey de Rodos'a sürgün edilirken sonra Avrupa'ya kaçu. Abdullah Cevdet ve Tunalı Hilmi Beyler, 1897'den itibaren Cenevre, Londra ve Kahire'de "Osmanlı" gazetesini çıkarmışlardır.

İstanbul'da cemiyetin merkezi kapanmış olduğu için Paris'te çalışan Ahmed Rıza Bey, cemiyetin liderlerinden biri oldu. Avrupa'ya kaçan cemiyetin üyeleri ve mensup olmayan Mizancı Murat Bey", sonra Avrupa'ya kaçan Damat Mahmud Paşa da iki oğluyla Ahmet Rıza Bey'Ie bir araya gelmişlerdir. Ama, düşünceler farklı olduğu için anlaşmazlık çıkmıştır.

Ahmed Rıza Bey, Paris'te "Meşveret" gazetesi çıkarmış, yabancı postaneler kanalıyla Osmanlı İmparatorluğu'na göndermiştir. "Meşveret" gazetesini alanlar, cemiyetin İstanbul'daki merkezinin kapanması üzerine, yurt dışında vatanseverlik faaliyetinde bulunan meşhur hareketçilerden biri olarak Ahmed Rıza Bey'i tanımışlardır. Yurt dışında başta İbrahim Temo Bey olmak üzere, Abdülhamid'in istibdadını protesto etmek için çalışanlar pek çoktu. Ama bunlar Ahmed Rıza Bey kadar propaganda yapmaya önem vermiyorlardı14. Ahmed Rıza Bey kendisinden farklı düşünenlerle beraber hareket etmek istemiyordu. Bunun üzerine Ahmed Rıza Bey, cemiyetin lideri gibi hareket etmeye başladı ve Paris bu cemiyetin merkezi haline geldi.

"Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti"ne girmeyen Damad Mahmud Paşa ile iki oğlu Prens Sabahattin ve Prens Lütfullah Beyler 1899 senesinde, bir Fransız gemisiyle Avrupa'ya kaçtılar. Damad Mahmud Paşa daha sonra Paris ve Kahire'de bulunmuştur ve buralarda Abdülhamid'in istibdadına karşı faaliyete geçmiştir. Ama hastalanması üzerine oğlu Prens Sabahattin Bey babasının işlerini yürütmeye başlamıştır.

1902'de, Prens Sabahattin Bey'in idaresinde, birinci "Jön Türkler Kongresi" (Hürriyetperveran Kongresi) toplandı15. Bu toplantıya Arap, Ermeni, Rum, Kürt ve diğer Osmanlı İmparatorluğu'nun azınlıkları da delegeler gönderdiler. "İttihad ve Terakki Cemiyet"nden İbrahim Temo ve Ahmet Rıza Beylerin de katıldığı bu toplantıda, Prens Sabahattin Bey, azınlıklar için Osmanlı İmparatorluğu'nu bir federasyon haline getirmeye çalışmış, ve sonra 1906'da "Teşebbüsü Şahsi ve Ademi Merkeziyet Cemiyetini kurmuştur. Ahmet Rıza Bey, bunu sert bir şekilde protesto etmiş, ve Merkeziyetçi grubu kurmuştur.

Ahmet Rıza Bey, kendi grubunu kuvvetlendirmek ve başkan olmak için "İttihad ve Terakki Cemiyetine benzer bir cemiyet olan "Terakki ve İttihad Cemiyetini kurar. Bundan sonra "Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti Paris Şubesi" ise "Osmanlı Terakki ve İttihad Cemiyeti Merkezi" oldu. İbrahim Temo "Osmanlı Terakki ve İttihad Cemiyetini kabul etmedi.

1906 senesinde Selanik'te bir cemiyet kuruldu. O zaman Selanik şehri Makedonya'nın merkezi idi. Makedonya'da Bulgar komitacılar da başgöstermeye başlamış ve iç durum karışmıştır. Bu nedenle Avrupa devletleri Makedonya'nın iç siyasetine müdahale etmeye başlamışlardır. Osmanlı Hükümeti de Makedonya'ya bağlı üç vilayet için Selanik'te bir idare merkezi olarak umumi müfettişlik ve askeri merkezi olarak üçüncü ordu müşirliğini oluşturdu. Böylece subayların sayısı çoğalmış ve Harbiye Mektebi'nden mezun olan genç subaylar, üçüncü orduya tayin edilmiştir. Yabancı devletlerin iç siyasete müdahale etmesine hiçbir şey yapmayan hükümeti protesto etmek için ve para sıkınüsından maaşların geç ödenmesi nedeniyle, Makedonya'daki genç memur ve subaylar hükümetin idaresinden hoşnut değildi. Böyle bir durum içinde bu cemiyet kuruldu. Kurucuları arasında altı subay ve dört sivil bulunuyordu.

Siviller arasında posta memuru Talat Bey de (sonra Paşa Sadrazam) vardı. İbrahim Temo Bey'in hatıratına göre, Talat Bey'in ilk "İttihad ve Terakki Cemiyetine Edirne'de bulunduğu sırada girdiği yazılmaktadır. Selanik'te kurulan cemiyetin adı "Osmanlı Hürriyet Cemiyeti" oldu.

"Osmanlı Hürriyet Cemiyeti" kurulduktan sonra Paris'teki "Osmanlı Terakki ve İttihad Cemiyeti" ile ilişki kurmuş ve Paris'ten Ahmet Rıza Bey'in en mühim yardımcısı olan Dr. Nazım Bey, Yunanistan yoluyla Selanik'e gelmiştir. Nazım Bey'in Selanik'teki çalışmasının sonucu olarak "Osmanlı Hürriyet Cemiyeti" ve "Osmanlı Terakki ve İttihad Cemiyet"lerinin birleşmesine karar verildi. Merkezi Paris'te olan "Osmanlı Terakki ve İttihad Cemiyeti"ne merkezi Selanik'te bulunan "Osmanlı Hürriyet Cemiyeti" 29 Eylül 1907 tarihinden itibaren "Osmanlı Terakki ve İttihad Cemiyeti" namı altında birleşmiştir. İkisi de merkez oldu. Sonra Manastır'da da bir şubesi açıldı ve merkez haline geldi.

10 Temmuz 1908'de Manasür'da Harbiye Mektebi Müdürü Vehip Bey (sonra Paşa) tarafından ilk olarak II. Meşrutiyeti ilan eden söylev verildi. Bu söylevde "Osmanlı Terakki ve İttihad Cemiyeti" adı geçmektedir. Daha evvel dağa çıkmış olan "Hürriyet kahramanı" Kolağası Ahmet Niyazi Bey tarafından yayımlanmış beyannamede de "Terakki ve İttihad Cemiyeti" adı kullanılmıştır. Hürriyet ilanından sonra da Manasür merkezi bu ismi kullanmaya devam etmiştir.

Selanik'te bulunan cemiyetin Merkezi Heyeti'ni teşkil eden Talat Bey ve arkadaşları hürriyet ilanından hemen sonra, İstanbul'a gidip, siyasi faaliyete girmek istediler. Onun için bu cemiyetin Merkezi Heyeti, bir siyasi parti haline gelecekti. Partisinin adını en meşhur ve en gerçek teşkilat olabilmesi için herkesçe vatanseverlerin teşkilatı olarak tanınan "İttihad ve Terakki Cemiyeti" adını kabul ettiler. Cemiyetin adı da "Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti" oldu.

"Terakki ve İttihad Cemiyeti" ise Ahmet Rıza Bey tarafından, "İttihad ve Terakki Cemiyeti"nden ayrılıp liderlik kazanmak için alınmış bir isimdi. Ama bu isimle genel olarak ikisinin arasındaki fark anlaşılmamış ve aynı teşkilat sanılmıştır. İbrahim Temo diyor ki, Türkçe bir atasözünde ha Ali Hacı, ha Hacı Ali ikisi arasındaki fark gibi.
Fakat hürriyet ilanından sonra bir siyasi parti olarak faaliyete geçerken, genel olarak kabul edilen "İttihad ve Terakki Cemiyeti" adını almanın daha faydalı olacağını düşünmüşlerdir. Selanik Merkezi "İttihad ve Terakki Cemiyeti" ismini kabul etmiş. Ama esas kuruculardan İbrahim Temo Bey ve diğer şubeler ile münasebet kesilmiştir.

İbrahim Temo Bey'in hatıratına göre:

Hürriyet ilanından sonra İstanbul'dan memleketi olan Arnavuduk'a giderken Selanik'te bulunan "Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti"nin merkez binasına gitmiş. Orada Cemal Bey'le görüşmüşler.

Cemal Bey bana; Doktor, hangi cemiyed murad ediyorsunuz? Bizim bu cemiyetimiz, sizin vatan haricinde çalışüğınız cemiyet değildir. Bu cemiyet, Manastır ve Selanik mahsulüdür, gibi sözlerle, kendilerinden bir ümid beslediğimi ima eder bir tarzda beni fikirdaş gibi tanımak istemedi.

Ben o vakit; Pekala beyler, bu muvaffakiyeti sizin kazandığınızı ve benim gibilerin hizmetlerinin sebat etmediğini kabul edeyim; o halde, niçin bu sizin cemiyetinize bizim cemiyetin ismini verdiniz? sualim üzerine bu isimi teberruken kabul ettik cevabını alınca; öyle ise İttihad ve Terakki veya sizin takdim ve tehire uğrayan Terakki ve İttihad Cemiyeti'nin müessislerinden olduğum için beni de böyle tanımanız lazım gelir. Sonra kavga çıkmaması için arkadaşı Mithat Şükür, İbrahim Temo'yu dışarı götürmüştür.

Siyasi partinin "Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti" kuruluşundan sonra da ismi meselesinde esas kurucular ile anlaşmazlık çıktı. Bundan biraz sonra cemiyeti idare edenler, siyasi parti olan bu cemiyetin gerçeklik kazanması için, İbrahim Temo Bey ile aynı zamanda Tıbbiye'de bulunmuş Hüseyinzade Ali Bey'i, Merkez Heyeti'ne üye olarak içlerine almışlar.

Netice:

"Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti" 1889'da kurulmuş ve 1897'den sonra memleket dışında faaliyete devam etmiştir. Paris'teki Ahmet Rıza Bey kendi grubunu, 1902'deki "Jön Türkler Kongresinden sonra Prens Sabahattin Bey'e karşı çıkmak için, kendisini kuvvetlendirmek ve cemiyetin lideri olmak amacıyla "Osmanlı Terakki ve İttihad Cemiyeti" adını benimsemiştir. Yalnız Paris'teki Ahmet Rıza Bey grubu, cemiyetin adını değiştirmiştir. İlk kurucular esas isimiyle faaliyete devam etmişlerdir.
Ahmet Rıza Bey'in hareketi propagandaya önem veriyordu. "Meşveret" gazetesini çıkarıp, memlekete gönderiyorlardı. Memleket içinde bulunanlar, eskiden tanınan "Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti" ile Ahmet Rıza Bey'in "Osmanlı Terakki ve İttihad Cemiyeti" arasındaki farkı anlayamamışlardı.
1906'da kurulmuş olan "Osmanlı Hürriyet Cemiyeti", ertesi sene "Osmanlı Terakki ve İttihad Cemiyeti" ile birleşti. Hürriyet ilanında, Manastır merkezi, "Osmanlı Terakki ve İttihad Cemiyeti" namına nutuk verdi.

Selanik merkezi, hürriyet ilanından sonra İstanbul'da iktidara gelmek isteyerek, bir siyasi parti kurdu ve evvelden herkesçe tanınmış olan "Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti" adını kullandı. O zaman Heyeti Merkeziye'de bulunan liderleri, kendi siyasi partilerine "Osmanlı Terakki ve İttihad Cemiyeti" ismi verilse, Osmanlı İmparatorluğu'nun siyasi adamlarının bunu hakiki bir cemiyet olarak kabul etmeyeceğini düşünmüşlerdir. O nedenle Selanik Merkezi "Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti" ismini kullanırlarsa, onlar İstanbul'a gidip iktidara geçmenin daha kolay olacağını düşünmekteydiler. Ve esas "Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti" üyeleriyle cemiyetin isim meselesinde anlaşmazlık çıktı.

Siyasi parti olan "Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti"ne yeni üyeler alınırken, Selanik Merkezine ait olmayanlara, çok sert davranılmıştı. Manasur Merkezi lideri Miralay Sadık Bey de cemiyetin Heyeti Merkezi'ne giremiyordu. Esas "Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti"nin üyeleri ile aralarında anlaşmazlık çıktı. İlk kurucu İbrahim Temo Bey ise sonra diğer siyasi parti olan "Osmanlı Demokrat Fırkası"nı kurdular. İşte böyle esas "Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti" yok oldu.
Siyasi parti olan "Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti" de kurucuları almamakla gerçekliğini yitirmemek amacıyla Hüseyinzade Ali'yi, Heyeti Merkeziye üyeleri arasında bulundurmuştur.

Sonuç olarak aşağıdaki konulan teklif ediyorum.
İttihad ve Terakki Cemiyeti'ni ikiye ayırmak gerektiği kanısındayım.

Birincisi 1889'da İbrahim Temo Bey tarafından kurulandır. Bu cemiyet 1908 hürriyet ilanına kadar sürmüştür, daha sonra barınamamıştır.
İkincisi, Paris'te başlamış "Osmanlı Terakki ve İttihad Cemiyeti"nden gelir, 1906'da Selanik'te kurulan "Osmanlı Hürriyet Cemiyeti" ile birleştikten sonra, 1908 hürriyet ilanına kadar bulunduğu "Osmanlı Terakki ve İttihad Cemiyeti" Selanik Merkezi, hürriyet ilanından sonra Osmanlı Devleti'nde siyasi iktidara gelmek için bir siyasi parti olarak meydana gelip yeniden isim almış "Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti"dir.

Düşünceme göre bundan sonra "Birinci (İlk) İttihad ve Terakki Cemiyeti", "İkinci İttihad ve Terakki Cemiyeti"ni söylemek ve Hürriyet ilanı ise "Osmanlı Terakki ve İttihad Cemiyeti" tarafından getirildiğini de teklif etmek istiyorum.

Kaynakça
Kitap: XII. TÜRK TARİH KONGRESİ
Yazar: TÜRK TARİH KURUMU
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön İttihat ve Terakki

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir