Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Yozgat ve Yöresi Türk Devri Yapıları

Burada Bozok Sancağı ve Çapanoğlu Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Yozgat ve Yöresi Türk Devri Yapıları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 18:35

YOZGAT VE YÖRESİ TÜRK DEVRİ YAPILARI

SUNUŞ


Yozgat ve yöresindeki Türk Devri Yapılan adlı bu araştırma, 1975 yılında bazı değişikliklerle birlikte Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümünde Yüksek Lisans Tezi olarak tamamlanmıştır. Yöreye ilişkin bilgilerin yetersizliği üzerinde durarak, bu yörenin mimari sanat etkinliğinin mutlak araştırılması gereğine inandım. Bunu da ancak Yozgat ve yöresini iyi bilen bir sanat tarihçisi değerlendirebileceği için çalışmalarımı sürdürdüm.
ilk iş olarak Yozgat ve yöresindeki yapılan yerinde görerek, planlarını çıkartıp, resimlerini çekip, gerekli incelemeyi yaptık. Yozgat merkez olmak üzere bu bölge eserlerinin nasıl bir gelişme ne gibi bir mimari gelişme gösterdiğini belirttikten sonra, imkanlarımız oranında, Yozgat ve yöresindeki yapıları belirli bir yöntem ve sınırlılık içerisinde tanıtmaya çalıştık.

Bu çalışma Yozgat ve yöresi üzerinde, ilk ve ön ilmi çalışma niteliğindedir. Bu bakımdan eksikliklerimizin bulunacağı doğaldır. Bu eksiklikler yeni araştırmalar sonucu zamanla tamamlanacaktır.

GİRİŞ:

Bu araştırmamızda Yozgat ve yöresi yapılarının Türk Mimari tarihindeki yerini belirtmeye çalıştık.
Bugüne kadar Yozgat ve yöresi mimarisi üzerinde yapılan ilmi çalışmalar çok azdır. Bölgenin tarihçesi ile ilgili S. Duygu'nun 'Yozgat Tarihi ve Çapanoğulları" adlı küçük kitabı ile F. Sümer'in "Bozok Tarihine Dair Araştırmalar" adlı makalesi, İ.H. Uzunçarşılı'nın "Çapanoğulları" adlı makalesi, A. Yaşar Ocak'ın "Milli Mücadelede Çapanoğlu İsyanı" adlı kitabı ve çalışmalarımın sonuna doğru yayınlanan Y. Özkaya'ınn "Osmanlı İmparatorluğunda Ayanlık" adlı eserler vardır.

Sanat tarihi açısından bölge ile ilgili; G. Goodwin'in "A History of Ottoman Archiiecture" adlı kitabı, R. Arık'ın 'Yozgat Çapanoğlu Camii" ile "Resimli Türk Evlerinden İki Örnek" adlı makaleleri ve "Batılılaşma Dönemi Türk Mimarisi Örneklerinden Anadolu'da Üç Ahşap Camii" ile "Batılılaşma Dönemi Anadolu Tasvir Sanatı" adlı kitapları, G. Renda'nın Öncelikle Tanıtılması ve Korunması Gereken Sanat Eserleri, Resimli ve Nakışlı Türk Evleri" adlı makalesi ve "Batılılaşma Döneminde Türk Resim Sanatı" adlı kitaplar ilk yayınlardır.

Bugüne kadar çeşitli Sanat Tarihçilerinin yaptıkları çalışmalarla Son Dönem Yozgat yapılan bir hayli aydınlığa kavuşturulmasına rağmen Selçuklu, Beylik ve Osmanlı Dönemleri, ayrıntılı bir inceleme konusu yapılmamıştır. Oysa bu yörede Türk Mimarisinin her dönem eserleriyle karşılaşmak mümkündür. Özellikle Yozgat'ta Çapanoğulları zamanında (Ayanlar Döneminde) belirli bir ölçüde başkentle yarışabilecek, onlardan hiç de aşağı kalmayan mimari ve resim sanatı ürünleri bulunmaktadır.

Son Dönem Osmanlı saray çevresinde ilgi ile izlenen Avrupa özentisi ve kültürü giderek Osmanlı toplumunda da benimsenir duruma gelmiştir. Hatta bu akım, Anadolu'nun içlerine kadar girmiştir. Özellikle Anadolu'nun en kuvvetli Ayanı Çapanoğulları gibi sarayla yakın ilişkileri olan ayanların hakim olduğu bölgelerde bu etkinlik daha da fazla görülür.
Bu dönem sanatı hiç bir zaman Türk Sanatından ayrılamaz veya ikinci derecede bir sanat ürünü olarak görülemez. Çünkü bu sanat ürünleri, Son Dönem Osmanlı Mimarisinin genel özelliklerini yansıtır.

Kaynakça
Kitap: Osmanlı Devleti ve Bozok Sancağı
Yazar: Ali Şakir Ergin
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: YOZGAT VE YÖRESİ TÜRK DEVRİ YAPILARI

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 18:36

YOZGAT VE ÇEVRESİNİN TARİHÇESİ

Yozgat ve çevresi, Bozok Platosu üzerinde kurulmuş, ilk çağlardan beri önemli yerleşme merkezlerinden biri olmuştur.
Alişar, Kuşhisar, Kazankaya, Çengeltepe ve Mercimektepe gibi Hitit yerleşme bölgelerinden başka; Büyük Nefes Köyündeki Tavium harabeleri ve Küçük Nefes Köyündeki, Galat ile Sarıkaya'daki Roma yerleşme yerleri vardır.
Bizans devrinde ise Bozok Bölgesinin Charsianon eyaletine dahil olduğu bilinmektedir.

1071 Malazgirt zaferinden sonra yavaş yavaş bu bölgede Türkleşmeye ve Türk hakimiyetine girmeye başlar. "1243 yılında Selçuklu ordusunu mağlup eden Moğollar 1256 yılından itibaren fiilen Anadolu'da işgal kuvvetleri bulundurmaya başladılar. Bu arada Moğol işgal kuvvetlerinden pek mühim bir topluluk Özler Bölgesi adını verdiğimiz, Yozgat bölgesini yurt tuttu."

1402 Ankara savaşından sonra Çelebi Mehmed tarafından tekrar Osmanlı Devletinin topraklarına katılır. Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran savaşından dönüşünde Bozok ve Kayseri sancakları Dulkadirli beylerinden Şehsuvaroğlu Ali Bey'e verilmiştir. XVII. ve XVIII. asırlarda bir çok isyan ve karışıklıklara maruz kalan bu bölge XVIII. yy. ikinci yarısından sonra Çapanoğulları'nın hakimiyetleri altına girer.

Bu bölgenin esas önem kazanması Çapanoğulları dönemine rastlar. "Hatta bu bölgenin merkezi olan Yozgat'ın da Çapanoğulları tarafından kurulduğu, Yozgat isminin de bu Türkmen aşiretiyle ilgili olduğu kuvvetle muhtemeldir." "Çapanoğulları, Mamalı Türkmen aşiretine mensup olduğu anlaşılıyor." "Bundan tahminen 300 sene önce Horasan'dan kalkıp Erivan, Kars ve Maraş yoluyla Güney Anadolu'ya gelmişler ve Gaziantep, Maraş dolaylarında yerleşmişlerdir. Fakat sürüleri için daha elverişli yerler aramak zorunda kalan bu Yörükler, Ömer Ağa idaresinde İç Anadolu'ya yürümüş ve Yozgat ile Yerköy arasında bulunan Saray Köyü'nü kurup bir müddet orada kalmışlar, daha sonra Yozgat'a gelip yerleşmişlerdir." 'Yozgat kasabasını ilk defa Çapanoğlu Ahmet Paşa tesis etmiş ve oğullan Mustafa ve Süleyman Beyler burasını imar ile bir kasaba haline koymuşlardır." Ahmet Paşa Yozgat'ta bir medrese (Şimdi yoktur) ile Saray Köyünde bir cami yaptırmıştır.

Ahmet Paşa'nın büyük oğlu olan Mustafa Bey zamanında, Yozgat şehri daha da gelişir. Şehirde bir cami, türbe ve şadırvan yaptırır. "Aynca 1773 yılında Boğazlıyan Mustafa Bey'in çiftliği durumuna getirilir ve pek çok arazi adına tapulanır."

Çapanoğulları ailesi içinde en nüfuzlu ve devlet hizmetinde en çok emeği geçmiş birisi de Süleyman Bey'dir. III. Selim'in tesis ettiği Nizamı Cedid teşkilatındaki gayreti ile Padişah'ın Anadoluda en çok güvendiği ve sevdiği bir şahsiyetti... Süleyman Bey Nizam-ı Cedid'e hizmeti sebebiyle geniş imtiyazlara nail olmuş, Bozok ve Çankırı'dan başka zaman zaman Kırşehir, Aksaray, Kayseri, Çorum, Ankara Mütesellimliklerinde bulunmuş, İskilip, Zile, Amasya'yı nüfuzu altına almış, oğlu Celaleddin Paşa vezir ve Sivas valisi olunca bu nüfuzunu o havalide Elbistan, Adana ve Tarsus'da bile göstermiştir. Devlete sadık sikkesiz bir hükümdar gibi tam serbesti ile hareket ederek icabında şedid icraatıyle etrafa kuvvetiyle hakim olmuştur. Buna mukabil hükümetin bütün işlerinde hizmeti ve fedakarlığı görülmüştür." Süleyman Bey devlete sayılamayacak kadar pek çok yararlı işler yapmıştır. Onun için, "Çok karıştırma altından Çapanoğlu çıkar" ve "Çapanoğlunun abdest suyu" deyimleri Süleyman Bey zamanında ortaya çıkar. Aynca "Çapanzadelere bazı eşkiyalıkları önlemek gibi görevler de verilmişti."

Süleyman Bey devlete yaptığı yararlı işlerden başka şehirde ve çevrede bir çok imar faaliyetlerinde bulunmuştur. Şehirde bir cami ile bir çok köprü yaptırmıştır.
Süleyman Bey'den sonra yakın zamana kadar Yozgat ve Çevresi Çapanoğulları ailesi idaresinde kalmıştır." İstiklal Harbi sıralarında da bu ailenin bir çok yararları olmuştur."
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: YOZGAT VE YÖRESİ TÜRK DEVRİ YAPILARI

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 18:38

CAMİ VE MESCİTLER OSMAN PAŞA KÖYÜ CAMİİ

Osman Paşa, Yozgat'a 38 km. uzaklıkta, merkeze bağlı, eski Kayseri ve Kırşehir'den Amasya'ya giden kervan yolu üzerinde kurulmuş bir kasabadır.
Cami, kasabanın orta kısmına yakın bir yerde, hafifçe yüksek bir alanda yer alır. Büyük bir avlu içinde, biri kubbeli, diğeri kırma çatılı, birbirine bitişik iki yapıdır. Kırma çatılı, sarı kesme taştan olan caminin, doğu kısmında beş yuvarlak ağaç sütuna oturan sundurmalı kısım vardır. Sundurmanın kuzey doğusunda harime giriş kapısı yer alır. Kapının sol üst köşesinde, iki pencere arasında iki tane, bir tane de diğer pencere arasında olmak üzere üç tane kitabe bulunmaktadır.

Kitabeler:

1- Emere bi-imareti hazihi'l-mescidi'l-mubareki'l-abdül fakirü'l-
2- Muhtaç ila rahmeti rabbihi'l-Latif Hacı MehmedBarcuk
3- Evahir-i Ramazani'l-mübarek sene hamse aşere seb'a mie (715) Amele Hüseyin.

1- Ve amere hazihi'z-zaviyeti'l-mubareke Seyyid Ahmet bin Duşta
2- Ve evladi kutbi'l-arifin Sultan Emirci nevver-Allahu
3- Merkadehu fi eyyam-i Sultan Murad Han min şuhur-i şehiri'l-mu-azzam
4- Ramazani'l-mübareki'l-mükerrem selase ve tis'in ve tis 'sa-mie (993)

Kitabelerine göre yapı, H. 715/M. 1315-1316 tarihinde Hacı Mehmet Barcuk tarafından yaptırılmıştır.11 İkinci kitabede belirtilen 993/1585 tarihinde ise Sultan III. Murat zamanında, Seyyid Ahmet İbn Dusta'mn oğlu Sultan Emirci tarafından onarılmıştır. Mahalli rivayetlere göre, 1910'da yapılan son onarımında sadece kuzey duvarı sabit kalmak üzere tamamen yenilenmiştir. Bu onrım sırasında batı duvarına bitişik türbe yapılmıştır.

Harim, kareye yakın dikdörtgen planlı, mahfilli ve düz tavanlıdır. Mahfilin altında kuzey-batı köşesinde minareye çıkış kapısı ile batı duvarının ortasına yakın bir yerinde, ufak dikdörtgen, türbeye geçiş kapısı yer alır. Harimde, iki kıble duvarında, üç de doğu duvarında olmak üzere beş pencere vardır. Pencerelerin az ve küçük olması nedeniyle yapı içi biraz karanlıktır.
Harimde süsleme unsurlarıyla hiç karşılaşılmaz. Minber yeni yapılmıştır. Mihrap, çok sade bir niş şeklindedir. Yalnız mihrap kavsarası içinde iki sıra dikine sıralanmış üçgen prizma şeklinde stalaktitler bulunur.

ÇANDIR ŞAH-RUH BEY MESCİDİ

Çandır, Çayıralan'a bağlı, onun 13 km. batısında, Boğazlıyan Çayıralan yolu üzerinde kurulmuş bir kasabadır. Şah Ruh Bey Mescidi ise kasabanın tam ortasında yer alır.

Mescite giriş kapısı üzerinde bulunan tamir kitabesine göre:

1- Sahibu'l-hayrat merhum Şah Ruh Bey
2- Bin Alaüddevle Bey el-camii şerif. Bi tamire'l-mütevelli
3- Ahmet Beğ bin Arslan paşa sene Seb'a ve hamsin ve mie ve elfu (1157)

Ahmet Bey oğlu Arslan Paşa tarafından H. 1157/M. 1744-45 yılında tamir ettirilmiştir. Aslında mescit daha eski tarihlidir. 897/1492 tarihli hüccette Şah Ruh Bey'in karısı Şah Sultan Hatun için bir zaviye yaptırdığı yazılıdır. Tahrir defterinde ise hem zaviye, hem de mescitten bahsedilir. Buna göre Şah Ruh Bey'in Çandır'daki mescidi hüccetin tanzim tarihinden sonra yaptırdığına hükmedilebilir.

Mescit kırma çatılı, iki minareli ve moloz taş bir yapıdır. Minarelerinden biri uzun, diğeri kısadır. Kısa minare tuğladan yapılmış, gövdesi yuvarlak, petek ve şerefe kısmı köşelidir. Uzun minare ise, yuvarlak gövdeli ve kısa minareden daha yenidir. Mescitin ön kısmında beş ağaç direk üzerine oturan sundurmalı son cemaat yeri vardır. Sundurmalı kısımdan direkt olarak mahfil altına girilmektedir. Sundurmalı son cemaat yeri ile mahfilin bulunduğu kısım, minarelerin durumundan da anlaşılacağı gibi, harime sonradan ilave edilmiştir. Harim üç sahınlı bazilikal düzenlidir. Orta şahın yan satımlardan daha geniştir. Sahınlar arasını, alt kısmı kare, gövdeleri çokgen iki sıra, beşer tahta direk ayırmaktadır. Mihrap önündeki ikişer direk aralarının üst kısımları tavana doğru üçgen şeklinde desteklenerek bir kemer görünümü verilmeye çalışılmıştır. Harimi batı duvarında üç, doğu duvarında beş, giriş ve kıble duvarında da ikişer tane olmak üzere oniki pencere aydınlatır. Ayrıca kuzey duvarına ve iki yan duvarlar ile giriş önündeki iki sütuna oturan bir mahfil vardır. Mahfilin orta şahına bakan ön kısmı, balkon gibi kıbleye doğru çıkıntı yapar. Batıda, kıbleye dikey galeri gibi girinti yapan mahfil altının ön kısmı, parmaklıkla kapatılmıştır.

Harimde süsleme unsuruna rastlanmaz. Minber yeni yapılmıştır. Mihrap ise gövdesi silindir, kavsarası kat kat ters merdiven şeklinde mukarnaslıdır. Mukarnas nişinin ön cephesi kaş kemerlidir. Mukarnas içleri ufak üçgenlerle süslenmiştir. Mihrap kenarını bir sıra kaval silme çevreler. Kaş kemerin (Tam bir kaş kemer değildir) iki yanında bulunan üçgen boşluklarda birer tane, içleri çok ufak üçgenlere ayrılmış iki kabara motifi bulunur. Mihrap alınlığı üç sivri kemerli kör nişe ayrılmıştır. Nişler arasında birer alem motifi yer alır. Kör niş içlerindeki yuvarlak kabaralar üzerinde ise, orta'da fırıldak, yanlarda ufak üçgen motifleri görülür.

ÇAYIRALAN KÜMBETLİ CAMİ

Eski kaynaklarda adı Çayırşeyhi olarak geçen Çayıralan, Yozgat'a bağlı, yaklaşık olarak 5500 nüfuslu küçük bir ilçe merkezidir.
Cami, şehir çarşısının batı tarafında, Çerkeş Bey türbesinin yanındadır. Türbeyle aynı avluda olması nedeniyle Kümbetli Cami ismini alır.

Yapının kırma çatısı ve yuvarlak gövdeli uzun bir minaresi vardır. Sonradan eklenen son cemaat yerinden harime giriş kapısı üzerinde, yeni harflerle yazılmış küçük kitabenin, bir tarafında, yazı ile H. 1152/M. 1739-40'da onarıldığı, diğer tarafında ise, eski yazı ile H. 981/M. 1573-74 tarihi yazılıdır. Caminin orjinal kitabesi yoktur. Buna göre, ilk yapı H. 981'de yapılmış olabilir. Çerkeş Bey'in, çiftliği olan Çayır Şeyhi'de bir mescid yaptırdığı bilinmektedir. Ayrıca cami avlusundaki Çerkeş Bey'in türbe kitabesinde, Çerkeş Bey'in H. 966/M. 1558-59'da öldüğü yazılıdır.

Enine üç sahınlı harim, çeşitli onarımlar geçirdiğinden orijinal durumunu koruyamamıştır. Mihrap önündeki iki ağaç direkten doğu yönündeki yıkılmıştır. Bu şekliyle harim, girişi üç enine sahınlı, mihrap önü de birbirine eşit olmayan büyüklükte boyuna sahınlı gibi görünmektedir. Sahınlar köşeleri pahlanmış beş ağaç direkle ayrılır. Harimi, her duvarda ikişer tane kareye yakın dikdörtgen pencereler aydınlatır. Harimde, girişin üzerinde bulunan mahfilin güneye bakan orta kısmı balkon gibi dışa-n doğru çıkıntı yapar. Mihrap yarım silindir şeklindedir. Minber ise yeni yapılmıştır.

Duvarlarda yer yer kalan süsleme artıklarından anlaşıldığına göre, eskiden harimin tüm duvarları kalem işleriyle bezeli olmalıydı. Bugün ise, enine kirişlerden kıbleye en yakın olanı üzerinde bir parça süsleme görülür. Bu süsleme kıvrım dallı çiçek motiflerinden oluşur. Süsleme karakteri bakımından da caminin onarım tarihi 1152 olmalıdır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: YOZGAT VE YÖRESİ TÜRK DEVRİ YAPILARI

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 18:38

DİVANLI KÖYÜ CAMİİ

Divanlı Köyü, Yozgat'ın 12 km. güneyinde, Yozgat Çamlığının arkasındadır. Divan bu köyde kurulduğundan, Divanlı ismini aldığı rivayet edilmektedir. 983/1574-75 tarihinde Divanoğullarından bir kısmı Koyunlu Yusuf özünde oturmakta idilerdi ki, şimdiki Divanlı Köyünün bununla ilgili olduğundan şüphe edilmez."

Köyün kenarında yer alan cami, kırma çatılı, san kesme taş bir yapıdır. Harime giriş kapısı üzerinde kitabesi vardır.

1- Bi-hamcLi lillahi'l-Kerimi-zül-Celal: Tevfik itse bir kuluna hüsn-i hal
2- Rızası a'maline salik ider: Muhtar İder şöyle hayra bezi-i mal.
3- Hak teala a'dasın menkus ide: Gazi Sultan Muhammedin Küll-i hal.
4- Silahdarlığı ile Handan iken: Mustafa Paşa Kapudan-ı zü'l-al.
5- Cami-i şerifi tecdiden bina: Eyledi ol sahib-i hayru'n-nevai.
6- Devr ide devvar-ı çerh-i tarihi "Tafığ" oldı nazırin etsin hayal. 1089. IV Mehmet'in (Avcı Mehmet) Silahtan ve Kaptan-ı Deryası, Bozoklu Mustafa Paşa tarafından H. 1089/M. 1678-79 tarihinde yaptırılır.

Yapının etrafını çeviren geniş bir avlu vardır. Avluya batı ve güney kapılarından girilir. Yapının ön kısmında, altı tane yuvarlak ağaç direğe oturan, teras gibi yüksek bir sundurmalı son cemaat kısmı bulunur. Caminin kuzey-batı köşesinde yer alan minare, kaidesindeki kitabeye göre 1326 yılında yapılmış ince ve çokgen gövdelidir.

Yuvarlak kemerli bir kapıdan girilen harim, kıbleye dikey uzanan üç sahınlı bazilikal bir düzen gösterir. Şahın aralarını iki sıra yuvarlak ağaç direkler ayırır. Harimi her duvarda ikişer tane olmak üzere sekiz dikdörtgen pencere aydınlatır. Pencerelerin üzeri dıştan kaş kemer gibi silmelerle belirtilmiştir. Mihrap yarım yuvarlak niş şeklindedir. Aynca harimde bir giriş ve iki yan duvara oturan mahfil bulunmaktadır. Mahfilin orta şahına bakan ön kısmı, balkon gibi çıkıntı yapar.

İnce çıtalarla kasetlenen tavanın orta kısmı kare şeklinde göbeklendirilmiştir. Harimin en güzel süslemesi tavan göbeğinde görülür. Kare tavan göbeğini bir sıra kıvrım dallı çiçek motifleri ile bezenmiş bir bordür çerçeveler. Orta kısımda, üzerleri kalem işçiliği ile yapılmış kıvrım dallar, yapraklar ve çiçeklerle süslü altı kollu yıldızların oluşturduğu bir kompozisyon vardır. Ayrıca üst mahfilin arka duvar pervazında da bu şekilde bir süslemenin olduğu kalan ufak tefek parçalardan anlaşılır. Motifler kıvrım dallar, laleler, sümbüller ve papatyalardır. Renkler ise siyah, turuncu, beyaz, kiremit ve kahve renkleridir.

Ahşap minberin yan yüzeyleri, tavan göbeği gibi kalem işçiliği ile bezeliymiş. Fakat Temmuz 1975'de yaptığımız inceleme sırasında bu süslemelerin üzerinin 1 ay önce yeşil boya ile kapatıldığını öğrendik. Bugün minbere dikkatle bakacak olursak bu süslemeyi görebiliniz. Aynca yapı içinde ve dışında başka süsleme ile karşılaşmayız.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: YOZGAT VE YÖRESİ TÜRK DEVRİ YAPILARI

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 18:39

YERKÖY-SARAY KÖYÜ ÇAPANOĞLU CAMİİ

Saray Köyü, Yozgat'ın 20 km. batısında, Ankara-Yozgat yolu üzerinde kurulmuş, Yerköy'e bağlı büyük bir köydür.
Çapanoğlu Camii, köyün ortasında yer almıştır. 1957'de yapılan tek şerefeli minaresiyle köyün her yerinden görülebilir. Camide Süleyman Duygu'nun belirttiği gibi herhangi bir kitabeye rastlanmamaktadır.

Yalnız mihrabın iki yanında yer alan şamdanlar üzerinde üç satırlık bir kitabe bulunmaktadır:

1- Kad vakf-ı Hazihi'ış-şam'dan-ı
2- Ahmet Kapucu ser voyvoday-ı Bozok
3- Sene 1163.

Bu şamdan kitabesine göre cami, H. 1163/M. 1749 tarihinde Kapucubaşı Çapanoğlu Ahmet Paşa (?-1765) tarafından yaptırılmıştır. Kırma çatılı, köşe duvarları ve pencere kenarları kesme taş, diğer kısımları moloz taş bir yapıdır. Camiin ön kısmında, tek kapısı batıya açılan bir avlusu vardır. Avlunun doğu iç duvarına bitişik abdest muslukları ile kuzey dış duvarına bitişik ufak tuvaletler bulunur. Doğu ve batı duvarları; Ankara yapılarından Kulderviş ve Sabuni mescitleri ile Hacı Musa ve Leblebici-oğlu Camiilerinde olduğu gibi, kuzeye doğru anten şeklinde çıkıntı yapan son cemaat yerinin ön kısmı sonradan kapatılmıştır. Son cemaat yerine ve buradan da harime yuvarlak kemerli birer kapıdan girilmektedir. Harime giriş kapısının iki yanında, basık yuvarlak kemerli, sonradan kapı gibi genişletilmiş birer pencere vardır.

Harim, kıbleye dikey uzanan üç sahınlı bazilikal planlıdır. Sahınları birbirinden ayıran kare kesitli, büyük ağaç direkler yer alır. Harim örtüsü bu destekler üzerinde, kıbleye dikey uzanan iki kalın ana kirişle taşınır. Ana kirişlerden doğu ve batı yan duvarlarına doğru küçük kirişler uzatılmıştır. Yan sahınları örten bu kirişler üzerine de orta şahın kirişleri getirildiği için daha yüksek bir örtü oluşturur. Böylece orta sahın yan satımlardan hem geniş, hem de daha yüksek tutulmuştur. Her duvarda ikişer tane olmak üzere sekiz tane dikdörtgen pencere iç mekanı aydınlatır. Harimde, kıbleye dikey uzanan, kirişler üzerine oturtulmuş bir mahfili bulunur. Mahfilin orta kısmı balkon gibi güneye doğru çıkıntı yapar.

Yapı içinde, ahşap ve kalemişi olmak üzere iki tür süslemeyle karşılaşırız. Ahşap süslemeleri kiriş uçlarındaki ufak konsol gibi "S" kıvrımlarda ve minberde görmekteyiz. Minberin korkulukları kafes işçiliği ile yapılmış olup, diğer tarafları sadedir. Harimin doğu, batı ve güney duvarlarını üç yönden çevreleyen, en ve boylan birbirlerinden farklı ölçülerdeki dikdörtgen süs panoları mahfilin ön hizasına kadar gelir. Bu panolar pencerelerin üst hizasından, tavan kirişlerinin altına kadar uzanır. Mihrap duvarında 12, yan duvarlarında da 14'erden 28 olmak üzere toplam 40 pano bulunur. Bunlar mihraba göre ve karşılıklı olarak simetrik bir düzenleme ile yerleştirilmiştir.

Pano içlerinde çok kere aynı motifler tekrarlanmıştır. Üst kısımları mihrabiyelidir. İçlerinde zincirle sarkıtılmış kandiller, rozetler, taç alınlığı ve halı göbeği gibi motifller yer alır.
Üç sıra mukarnaslı kavsarası olan ve beş köşeli mihrap nişinin her yüzünde zincirle sarkıtılmış kandil motifleri bulunmaktadır. Mihrap nişi, iki yan ve üstten kıvrım dallı rozetlerden oluşan dikdörtgen bir bordürle kuşatılmıştır. Bu çerçeve içinde kalan mihrap nişi köşeliklerinde birer gülçe yerleştirilmiştir. Bunlar dışında kalan yüzeyler ise kıvrım dal ve çiçek motifleriyle süslenmiştir. Caminin en güzel bezemesini mihrap üstüne rastlayan yerde görmekteyiz. Dış sınırları bakımından tuğlu bir taç motifi görünümündeki zengin süsleme unsuru mihrap nişini de gerçekten taçlandırır niteliktedir.

BOĞAZLIYAN HACI AHMET AĞA (ULU CAMİ) CAMİİ

Boğazlıyan, Yozgat'ın 92 km. güneydoğusunda, Yozgat-Kayseri yolu üzerinde kurulmuş bir ilçe merkezidir.
Cami, şimdiki hastanenin yakınında, müftülüğün arkasındadır. Çok geniş bir avlu ortasında kurulmuş, beşik çatılı, kuzey-batı köşesinde yuvarlak gövdeli iki şerefeli ve birinci şerefeye kadar siyah ve beyaz taşlarla damalı bir şekilde yapılmış, uzun minareli, bazilikal görünümlü bir yapıdır.

Ankara Vakıflar Gen. Müd. Arşivinde 386 numaralı defterin, 143. sa-hifesinde kayıtlı, H. 1173/M. 1759-60 tarihli vakfiyesine göre, cami El Hac Ahmet tarafından yaptırılmış, 1173 tarihinde Ahmet İbn Mehmet tarafından Kozan Çayı üzerinde bir değirmen vakfedilmiştir. Ayrıca üzeri kesik pramit gibi minare kaidesi üzerinde H. 1284/M. 1867-68 onarım tarihi vardır. Yapı girişinin ön kısmına, yakın bir tarihte camekanlı sundur-malı kısım ilave edilmiştir. Sundurmalı kısımdan harime yuvarlak kemerli iki kapıdan girilir. Minare kaidesine yakın olan kapı üzerinde, sundurmayı taşıyan kolonlardan birinin altında kalmış, Hacı Ahmet Ağa yazısı okunabilen bir kitabe parçası göze çarpar.

Harim, kıbleye dikey üç sahınlı bazilikal planlıdır. Orta şahın yan satımlardan daha geniş ve yüksektir. Sahınları, çokgen gövdeli iki sıra üçer ağaç sütun ayırır. Şahın üzerlerini tahtadan yapılmış beşik tonozlar örter. İç mekanı yan duvarlarda dört, kıble duvarında iki ve kuzey duvarında bir tane olmak üzere onbir pencere aydınlatır. Ayrıca bazı pencerelerin üzerinde, dıştan okulüs, içten yuvarlak kemerli ufak pencereler vardır.

Yapı içinde ve dışında her hangi bir süsleme unsuruyla karşılaşmıyoruz. Mihrap yuvarlak bir niş şeklindedir. Minber yeni yapılmıştır. Caminin en orjinal yönü, bazilikal görünümlü dış görünüşü ile tavan örtü sistemidir. Ayrıca yapı dışında damalı minaresi dikkatimizi çeker.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: YOZGAT VE YÖRESİ TÜRK DEVRİ YAPILARI

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 18:40

YOZGAT ÇAPANOĞLU CAMİİ

Tarihte Yousgath, Yozghourt, Jusgat, Uskat ve Yüzgat gibi isimler alan Yozgat, XVIII. yy. ikinci yarısında Çapanoğulları tarafından, İç Anadolu'nun Bozok platosunda kurulmuş bir şehirdir. İki dağ arasında yer alan kentin ortasından geçen kirazlı deresi adeta kenti iki eşit parçaya böler.

Çapanoğlu Camii, kentin her yerinden görülen, Yozgat'ın sembolü sayılan büyük bir yapıdır. Çok ince minaresi, yüksek kasnaklı kubbesi ve köşe kuleleri ile dikkatimizi çeker. Dış görünüşü bakımından hiç de aynı dönem başkent camilerini aratmaz.18 Yapı ayn tarihlerde inşa edilmiş iki yapının birbiriyle çok güzel kaynaştırılmasından oluşmuştur. Caminin ilk yapı tarihini gösteren kitabe harimin orta kapısı üzerinde bulunmaktadır.

"Bozok sancağının valisi Seyyid Mustafa Bey kim Vücudun kıldı Hak ol katre mahz-ı emn-ü asayiş Hadis-i men benayı fikr idüp bünyan-ı ikbalin Müesses kılmağı dar-ı bekada eyledi hahiş
Yapup bu camii gerdun tıbak seyredenlerdir: mualla Kubbesin bulmuş Kıbab-ı Çerh-i efrayiş iki alemde kadrin Hazret-i Mevla
Cübah-ı sacidad ittikçe sahn-ı pakine maliş Kumaş-ı vasfını tahsil içün suk-ı maarifte Ederken hukte sübhan, sarf-ı nakd-i rayiç daniş Ha-vas-ı hamsesin cem eyleyüp Hayrı didi tarih Bu cami virdi din-i Mustafa-ya Zib-ü arayiş. 1193."

Caminin ikinci yapı tarihini gösteren kitabe, bugünkü giriş revakına açılan kapı üzerindedir."

1- Binay-i Camiü'l-hayrı tasvir et-Husule eldi manadan zuhura
çık-çapanzade Süleyman Bey muvaffak oldu hamdolsun
Civar-ı Hazret-i Hak'da bula ecrini la yuhsa

2- -Resul-ü Kibriya'nın riş-i pak-i habegahını
Rızay-i Hakk'a vasıl olmağ içün kıldı istibna
- Habib-i Layezalin galiba i'caz-ı sırrından
Mübarek oldu riş-i pak içün bu cami-i hub-ziba 3- ilahi hürmet-i ismin resulün nur-u lihyesi Süleyman'a şefi'ola ferda Muhammed Mustafa - Nazifi çıktılar melekler didiler iki tarih Bu cami'i kıldı meclis envar-ı ziynet islama. Sene 1209
Kitabelerine göre ilk yapı H. 1193/M. 1779'da Çapanoğlu Mustafa Bey (7-1782) tarafından; ikinci yapı ise, H. 1208/M. 1794'de Çapanoğlu Süleyman Bey (7-1812 tarafından yaptırılmıştır. Ayrıca kapı revağı kubbe eteğinde; "Abdülcebbarzade Süleyman Bey hafidi, mütevelli Mahmad Celaleddin" ismi ve H. 1317-1319/M. 1889-1901 tarihli tamir kitabesi vardır.

Goodwin'in de belirttiği gibi İslam Sanatının ilk devirlerinden beri görülebilen, Konya Alaeddin Camiinde (M. 1155/M. 1219) olduğu gibi21 ayrı tarihlerde yapılıp, birbirine kaynaştırılmış, mimarı bilinmeyen (Meşhur el kesme olayı bu caminin mimarı için de söylenir). İlk kısmı beyaz, ikinci kısmı kahverengi kesme taştan yapılmış büyük bir yapıdır. Caminin etrafını çeviren bir avlusu bulunur. Avluya doğu ve batı yönlerinde, küçük ölçüde birer abidevi kapı ile kuzeydeki kapılardan girilir. Abidevi batı kapısından, eskiden avlu dışında duvara bitişik olarak yapılmış helalara geçilirdi. Bugün yerini modern bir tuvalete terk etmiştir. Doğuda camiye bitişik türbeden başlıyarak, çeşme dışarda kalmak üzere güney-batıya kadar devam eden demir parmaklıkla çevrili, adeta uçları kesik "U" şeklinde bir hazire kısmı vardır. Burada Çapanoğlu sülalesinin ileri gelenlerinin mezarları bulunmaktadır. Caminin kuzey duvarının iç yönünde, mermer sütunlara oturan bir sundurmanın altında abdest muslukları sıralanmıştır. Avlunun ortasında şadırvanı bulunmaktaymış.22 Sonradan, 1964 yılında buraya bir şadırvan yapılmıştır.

Avludan camiye üç kapıdan girilir. Bugünkü girişin önünde, kuzey cepheyi tamamen kaplayan bir platform bulunur. Bu platforma, doğu ve batı uçlarında üçer basamaklı dikdörtgen, ortasında da yarım daire planlı, iki basamaklı birer merdivenle çıkılır. On oniki sene öncesine kadar bu platformun ön ve yan kısımları ajurlu, oymalı 80 cm. yüksekliğinde kare taş bloklarının yan yana dizilmesiyle oluşturulmuş bir korkulukla çevrili idi. Yan kısımların korkulukları hala yerinde durmaktadır. Tam orta kapı önünde sonradan eklendiği hissini veren, üç bölmeli, sekiz sütuna oturan, aralarındaki sivri kemerlerle taşınan; örtü sistemi, ortada küçük kubbe, iki yanda da kırma beşik tonozdan ibaret sundurma gibi küçük re-vaklı kısım bulunur.

Buradan ikinci yapının harimine girilir. Harimde açık bir şekilde olmasa da bir ters 'T' plan şeması görülür. 'T'nin yatay ve dikey ucu, enine üç bölüme ayrılmıştır. Üçlü grupların orta bölmeleri aynalı tonozla, yanları kubbe ile örtülüdür. Üçlü grupları ayıran sivri kemerler duvardan, Osmanlı-İon başlıklı, yuvarlak mermer gövdeli çift sütunlara veya sütunlardan sütunlara atılmıştır. Harimi, altta yuvarlak kemerli yedi, üstte, ajurlu dokuz pencere aydınlatır.

Dış camiden iç camiye giriş, yuvarlak kemerli üç açıklıktan oluşur. Orta kemer açıklığı adeta bir taç kapı gibidir. İki harim arasındaki bağlantı bu açıklıklarla sağlanmıştır. Dikdörtgen olan iç mekan, kuzeyde köşeleri pahlanmış iki kare ayakla, bunun üzerine oturan üst mahfille sınırlandırılmış, geriye kalan kare kısım, 15.15 m. çapında büyük bir kubbe ile örtülmüştür. Köşelerden, yarım kubbe biçimli tromplarla büyük kubbeye geçilir. Kuzeyde ise duvarlardan ayaklara ve iki ayak arasına atılan sivri kemerlerle üç bölümlü bir mekan oluşturulmuştur. Burası da iki kata bölünmüştür. Üç bölümlü mahfil üzeri, orta kısım aynalı tonoz, iki yanda ufak kubbe ile örtülmüştür. Mahfilin orta kısmı güneye doğru balkon gibi çıkıntı yapar. İç caminin ön kısmında, sanki bir son cemaat yeri gibi dış caminin üçlü kuruluşu ile karşılaşırız. Mahfilin alt kısmı ile bu şekilde içli dışlı narteks görünmündedir. "İznik Yeşil Cami planının gelişmiş bir şekli olan bu tip, Klasik Osmanlı eserlerinde özellikle İstanbul'dakilerde daha organik biçimlerde düzenleniyordu." Kubbeli kübik harimi üst kat pencere ile kubbe kasnağında 16 tane yuvarlak kemerli vitray pencere aydınlatır.

İç cami, dış camiye nazaran daha ferah, daha aydınlık ve büyük kubbesi ile daha da etkileyicidir.
Yapının, Barok etkilerini yansıtan en önemli özelliğini tezyinatında görürüz. Dışta sadece kubbe kasnağındaki "S" kıvrımlı konsollarda, köşe kulelerinde ve ince minaresinde Barok etkiler yansır. Ayrıca orta kapı önündeki sundurma kubbesinin ufak pandantifleri üzerinde, vazo içinde çiçekler ve tabak içinde meyveler ile üç bölümlü sundurmanın her bölümünde, cami duvarına yapılmış üç manzara resmi yer alır. Ortadaki; dalgalı tepeler arasında kurulmuş kırma çatılı, iki katlı iki uzun yapı ile kulevari üç katlı binalar gösterilmiştir. (Bu manzara panosunu Çapanoğlu sarayından söz ederken daha uzun tartışacağız.) Doğudaki 'S' gövdeli iki ağaç motifi arasında, dalgalı tepeler üzerine kurulmuş, tek minareli bir cami ve uzun yapılar yer alır. Batıdaki; yine aynı çerçeve motifi içinde uzun çokgen gövdeli bir kule ile iki uzun dikdörtgen yapı ve şehir manzarası görülür. Yan kapıların sade, yuvarlak kemerli olmasına karşın, sundurmanın bulunduğu kapı zengin profillerle çerçevelenmiştir. Yuvarlak kapı kemeri açıklı-koyulu renkli mermerlerin nöbetleşe yerleştirilmesiyle meydana gelmiştir. Dış cami harimi içinde İyon başlıklı, açık kahverengi ve açık sarımsı blok mermerlerden yapılmış çokgen kaideye oturan çift sütunlar, iç mekana bir canlılık getirmiştir. Bu kısımda kubbe ve kemerlerin renkli kalem işi nakışların son yıllarda yapılan onarımlarla tamamen yenilenmiş ve orjinalitesi kaybolmuştur. Burada iç camiyi dış camiye bağlayan esas taç kapı kemeri ve kenarındaki renkli mermer kaplamalar dikkati çeker. Siyah, beyaz, açık sarı ve kırmızı mermerden yapılmış yuvarlak kapı kemerinin iki yanında, üzeri 'C' ve 'S' kıvrımlarla taçlandırılmış ince uzun birer niş bulunur. Kapı kemerinin üzeri istiridye ve oval kartuşla belirlenmiştir. Kapı kemeri üzerinde, kenarı ince profillerle çerçevelenmiş dikdörtgen bir kitabe bulunur. Kitabe üzerinde ise siyah kontr boya üzerinde altun yaldızla yapılmış III. Selim'in tuğrası yer alır. Portal üzerini, 'S' ve 'C' kıvrımlar, istiridye motifleri, ufak yivli sütunceler, oval kabaralar, kartuşlar ve aynalıkların oluşturduğu Barok uslup için tipik olan katmerli bir taç kısmı vardır.

İç cami harim duvarları, kubbe içleri ve diğer kısımlardaki renkli kalem işi nakışlar son yıllarda yapılan onarımlarla tamamen yenilenmiştir. Sadece bir kaç yerde özelliğini kaybetmeyen kalem işleriyle karşılaşırız. Dikdörtgen alt pencere alınlıklarında Rokoko dönemi süslerini hatırlatan goblen desenlerine, mahfil altı kemer içlerinde de kartuş üzerinde yer almış bir demet çiçek motifine rastlanmaktadır. Ayrıca duvarlarda, kemerlerde ve ayaklarda mermer süsü veren beyaz boyalar vardır. Aynı süs unsurlarını üst mahfilde de görmek mümkündür. Üç bölümlü mahfilin orta kubbe eteğinde, kuzey duvarına rastlayan kısımda bir natürmort motifi ile doğu kubbe eteğindeki pano içinde de İstanbul camilerinden bir tanesi yer alır. Batı kubbe eteğinde de esas yapının (Mustafa Bey'in yaptırdığı kısım) ilk halini gösteren bir resim vardır.

Bu ana mekanda, Barok döneminin en görkemli temsilcileri olarak mihrap ve minberi görürüz. Kırmızı, siyah, beyaz, açık sarı ve açık kahverengi damarlı mermer kaplamalardan yapılmış, kıble duvarı dışına zarif, köşeli çıkıntı yapan mihrap nişi içerisinde, her köşede ince uzun sütuncelerin ayırdığı, değişik renkli, yuvarlak kemerli 7 tane niş vardır. Mihrap kavsarası kat kat sade mermerden yapılmış iç bükey silmelerden oluşmuştur. Kavsaranın kenarlarında 'C' ve 'S' kıvrımlar, volütler, fistolar ve silmeler bulunur. Mihrap alınlığının üst kısmında, sağda ve solda 'C' kıvrımların oluşturduğu kartuş motifi ile orta kısımda yivli iki ufak silmenin bulunduğu dikdörtgen bir kartuş vardır. Minber de mihrap gibi damarlı renkli mermerlerden yapılmıştır. Yan yüzlerinde, mihrapta gördüğümüz şekildeki nişlere rastlanır. Yalnız buradaki nişler ufaktan büyüğe doğru sıralanır. 6 tane olan bu nişlerin üzerleri 'S' kıvrımlıdır. Minber köşkü ise baldaken gibi dört ince sütunca üzerine oturmaktadır.
Plan bakımından barok özellikleri göremediğimiz bu yapıda daha çok süslemelerinde bu özellik bariz bir şekilde göze çarpar.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: YOZGAT VE YÖRESİ TÜRK DEVRİ YAPILARI

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 18:41

ÇALIŞKAN KÖYÜ (MUŞALLİM KÖYÜ) CAMİİ

Çalışkan Köy, Akdağmadeni'ne bağlı, Sivas-Ankara karayoluna 8 km. ilçeye 11 km. uzaklıkta, onun kuzey-doğusunda bulunan büyük bir köydür.
Zaviye, kalenin güney tarafına rastlayan aşağı kısımda yer alır. Kırma çatılı dikdörtgen planlı büyük bir ev görünümünde, moloz taş bir yapıdır.

Son cemaat yerinden harime giriş kapısı üzerinde yer alan kitabesine göre Sarıkaya ilçesine bağlı Küçük Çalağıl köyünden Asiye Hatun tarafından H. 1192/M. 1778 tarihinde yaptırılmıştır.24 Kuzey-batı köşesinde minaresi bulunur. Çok yakın bir zamanda da bir onarım geçirdiği belli olmaktadır.
Geniş bir avlu ortasında kurulan bu yapıya, dikdörtgen bir kapıdan son cemaat yerine girilir. Harim dikdörtgen planlı, düz tavanlıdır. Yapı içinde ve dışında herhangi bir süsleme unsuruyla karşılaşılmaz. Mihrap, yarım yuvarlak bir niş şeklindedir. Minber yeniden yapılmıştır.
Ali Şir Zaviyesi ise köyün güneybatısında yıkıntı halindedir. İçerisinde mezarlar bulunur.

TÜRKMENSARILAR KÖYÜ HÜSEYİN AĞA CAMİİ

Türkmensarılar Köyü, Yozgat'a 30 km. uzaklıkta, Yozgat-Alaca yolunun 3 km. batısında, koruluklarla kaplı küçük bir vadi içerisinde yer alan şirin bir köydür.
Cami, köye giren yolun diğer yakasında, kırma çatılı, oluklu, kiremitli, minaresiz, büyük bir ev görünümünde moloz taştan yapılmış bakımsız ufak bir yapıdır. Camiye giriş kapısı üzerinde bir kitabe bulunur.

1- Sahibü'l-hayrat vel hase-
2- El Camiü'l-şerif Hüseyni 'I ' hazin
3- Bi Çapanzade Mir Süleyman Sene 1200
Kitabesine göre, cami H. 1200/M. 1786 senesinde Çapanoğlu Süleyman Bey'in hazinedarı Hüseyin Ağa tarafından yaptırılmıştır. Caminin ön kısmında, iki ağaç direk üzerine oturan, üzeri harim çatısıyla birlikte örtülmüş, önü parmaklıkla kapatılmış, dört basamakla çıkılan, sundur-malı bir son cemaat kısmı bulunur. Buradan harime yuvarlak kemerli bir kapıdan girilir. Harim dikdörtgen planlı, düz tavanlı ufak bir mekandır. İç mekanı, birer yan duvarlarda, iki tane de güney duvarda olmak üzere dört ufak, dıştan içe doğru genişleyen dikdörtgen pencere aydınlatır. Harimin kuzey tarafında, iki büyük ve iki ufaklkare kesitli ağaç direklere ve duvarlara oturan, ön kısmının ortası güneye doğru balkon gibi çıkıntı yapan bir mahfil bulunur. Mahfil altının ön kısmı tahta parmaklıkla kapatılmıştır.

Çok basit görünüşlü olan bu yapı içinde ve dışında pek az süsleme ile karşılaşırız. Dışta sadece yuvarlak kapı kemerini çevreleyen, ufak yuvarlak daireler içinde çok küçük üçgen prizmalara ve geometrik şekillere rastlanır. Bu süslemeler alçı üzerine baskı ile yapılmıştır. Harim içinde de, mahfilin güneye bakan kiriş uçları 'S' kıvrımlı bir şekilde pahlanmıştır. Ayrıca balkon gibi çıkıntı yapan balkonun alt kısmı fisto gibi süslenmiştir. Mihrap düz bir niş şeklindedir. Minber ise, harimin güney-batı duvarına yapışık, yan yüzeyi yamalı gibi tahta parçalarının çakılmasıyla oluşturulmuş hantal görünüşlü bir tahta kuruluştur.

CEVAHİR ALİ EFENDİ CAMİİ

1- Ali Efendi, Hacı Ahmet Ağa ile edib himmet
- Yapup bu camii ecr-i cezili ettiler ihraz

2- Bi hakkı hamsi mektuba o iki zat-ı valanın
- Du alemde mededkarı ola ol ferd-i Rabbani

Yozgat'ın Aşağı Çatak mahallesinde, eski Yozgat-Sungurlu yolu üzerinde, yoldan tahminen 1,5 m. aşağıda kurulmuş, kırma çatılı kagir duvarlı, dikdörtgen planlı bir yapıdır. Harime giriş kapısı üzerinde bir kitabe bulunur.

3- işitti rüşdiya (?) ve beyan-ı tarihini söyler. - Mutaf-ı pakiyan-ı kudsidir bu camii mümtaz. Ketebehu Abdülkadir E$ Şükri sene 1202.

Kitabesine göre cami H. 1202/M. 1788 yılında Çapanoğulları zamanında, Cevahir (Cevheri) Ali Efendi tarafından yaptırılmıştır. Kitabenin alt kısmında "Bunu Abdülkadir yazdı" ibaresi;yazılıdır.
Bu yapıyı çevreleyen i san kesme taştan yapılmış avlu duvarı vardır. Avluya, doğu ve batı yönündeki yuvarlak kemerli, Çapanoğlu Camii'nin doğu kapısının benzeri olan ufak bir kapıdan girilir. Avluya doğu kapısından girilecek olursa, 6 basamaklı, yarım yuvarlak merdivenle inilir. Bu-merdivenin güney tarafında yapının kuzey-doğusuna yapışık, kare kaide üzerine oturan, armudi iri topuklu, çokgen gövdeli, beyaz kesme taştan yapılmış bir minaresi vardır. Minareye son cemaat yerine açılan kapıdan çıkılır. Minarenin güneyinde, caminin doğusunda ufak bir hazire kısmı bulunur. Kuzey avlu duvarının iç kısmında ufak bir revaklı kısım vardır. Revaklı bölümün içinde bir lahit yer alır.

Avludan harime, önü cemekanla sonradan kapatılmış son cemaat yerinden, siyah, beyaz ve kırmızı mermerden yapılmış yuvarlak kemerli bir kapıdan girilir.

Harim, dikdörtgen planlı, düz tavanlıdır. İç mekanı, her duvarda ikişer tane, dıştan içe doğru genişleyen dikdörtgen pencere aydınlatır. Halimin gerisinde, son cemaat yerinin üzerine doğru, dışarda iki büyük ahşap direkle desteklenen, altı düz tavanlı, üç bölmeli son cemaat yerini teşkil etmektedir. Mahfilin bu şekilde kuzeye doğru çıkıntı yapmasını Saray Köyü Çapanoğlu Camii'nde de görmüştük. Mahfilin harime bakan yüzü dört, kare kesitli ağaç direk üzerine oturur. Ayrıca iki yan kanadı kıbleye dikey uzanan, ince uzun 7 tane sütuncelere oturan, birbirlerine bağdadi kemerlerle bağlanan bir üst galeri bulunur. Mahfilin orta kısmı balkon; gibi güneye doğru çıkıntı yapar.

Yapı dışında pek süsleme ile karşılaşmayız. Profilin avlu kapıları, geç devir özellikli tipik minaresi ve üst kat pencerelerinin tuğla dizileri ile dikkatimizi çeker. "Pencere kemerlerine bakarak, tuğların süsleyici olarak değerlendirildiği daha zengin asli cepheleri bulunduğu düşünülebilir."

Yapı içinde, süslemelerin daha yoğunlaştığı göze çarpar. Çift sıra çıtalarla kasetlenmiş tavanın orta kısmı, kare şeklinde, kat kat profillerle çerçevelenmiştir. Bu profillerin üzeri oyma ve kalem işi, bitkisel ve geometrik motiflerle bezenmiştir. Tavan göbeğinin orta kısmında çam kozalağına benzer bir sarkıt bulunur. Ayrıca güneye doğru uzanan galerilerin ince uzun ağaç sütunlarının volütlü başlıklarında ve mahfil direklerinin harime bakan yüzey kemerlerinde, ajure tekniğiyle yapılmış naturalist ve geometrik motiflere rastlanır.

Mihrap, yarım yuvarlak bir niş şeklindedir. Minber, çok sadedir. Yalnız giriş kapısı alınlığı 'S' şeklindeki volütlerle taçlandınlmıştır. Hatimdeki en güzel ahşap süslemelerden birisini de vaiz kürsüsünde görmekteyiz. Vaiz kürsüsü, korent başlıklı, 'C' ve 'S' kıvrımların oluşturduğu kemerli, 4 ağaç sütunce üzerine oturan, yan yüzeyleri kasetleme tekniğiyle yapılmıştır.

Motifler 'C' ve 'S' kıvrımlı, geometrik, natüralist ve bitkisel motiflerdir. Kalem işlerinde en çok yaldız boya kullanılmıştır. Ayrıca duvarlarda ve bazı kemer alınlıklarında madalyon içlerine yapılmış yazı motifleri de dikkatinizi çeker.
Harim daha süslü olması gerekirken, yapılan sıva ve onarımlar neticesinde bu süsler kaybedilmiş veya tahrip edilmiştir.

KÖSEYUSUFLU KÖYÜ ABDULLAH AĞA CAMİİ

Köseyusuflu Köyü, Yozgat'ın güneybatısında, ona 11 km., Yozgat-Ankara yoluna 4 km. uzaklıkta kurulmuş büyük bir köydür. Cami, köye girmeden gerilerden de görülebilen minaresi ve uzun kavaklarıyla dikkatimizi çeker.
Geniş bir avlu ortasında kurulmuş, çadır çatılı moloz taş bir yapıdır. Harime giriş kapısı üzerinde bir kitabesi bulunur.

1- Bir ibadethane bünyad etti Abdullah Ağa - Ba'is-i mağfur ola budilerim ruz-u kaze
2- Talib-i merzat (?) Hakka vuslat için ol kerim - Yapdı cay-ı nazenine böyle Ali bina
3- Teberrük camii şerife geldi bir ha'ifdidi • Tarihi yek cami'ül-hayr ey mucibussela.
Sene 1210

Kitabesine göre cami, H. 1210/M. 1796 yılında Çapanoğlu Süleyman Bey'in Kethüdası Abdullah Ağa tarafından yaptırılmıştır. Geniş bir avlu ortasında kurulmuş bu yapı, büyük bir ev görünümündedir. Büyük avlunun iç duvarlarını çepeçevre medrese dersaneleri çevirmekte iken, bugün sadece güney taraftaki medrese odaları ile doğudaki kütüphane binasının depo kısmı kalmıştır.

Cevahir Ali Efendi Camii'nde olduğu gibi, önü sonradan kapatılan üç bölümlü son cemaat yerine dikdörtgen bir kapıdan, buradan harime ise, yuvarlak kemerli bir kapıdan girilmektedir. Harim, kareye yakın dikdörtgen planlı ve düz tavanlıdır. İç mekanı, her duvarda ikişer tane, dıştan içe doğru genişleyen, dikdörtgen 8 pencere ile vitray pencereler aydınlatır. Harimin gerisinde C. Ali Efendi Camii'nin mahfil planına çok benzeyen bir mahfil bulunur. Güneye doğru uzanan iki üst galeriyi birbirlerine bağdadi kemerlerle bağlanmış 7 tane, ince uzun sütunceler taşımaktadır. Bu galerilerin alt kısmı 'S' profille duvarlara tutturulmuştur. Eskiden bu kısımlarda şerit manzara resimleri bulunmakta iken, yapılan onarımlar sonunda tamamen kaybolmuştur.
Yapı dışında hiç bir süsleme unsuruna rastlamayız. Harim içinde ise yer yer bozulmuş vitray pencerelerle ve kasetli tavan görmekteyiz. İnce çıtalarla karelere ayrılmış tavanın orta kısmında ufak ongen bir göbek vardır. Ongenin kenarları ajure tekniğiyle yapılmış fisto motifi ile işlenmiştir. Tavan göbeğinin içi, yıldız ve geometrik şekillere çıtalarla ayrılmıştır.

Mihrap, yarım yuvarlak silindir gövdeli, sivri kemerli ve istiridye kabuğu gibi kavsaralıdır. Minber, çok sadedir. Yalnız korkuluk duvarları kasetleme tekniğiyle yapılmış geometrik süslerden oluşturulmuştur.

BAŞÇAVUŞ CAMİİ

Yozgat'ın İstanbulluoğlu mahallesinde, kırma çatılı, taş ve tuğla karışımı kagir bir yapıdır. Yapının kuzey-batısına yapışık yuvarlak gövdeli bir minaresi ile büyük bir avlusu vardır. Avluya kuzey ve güneydeki ufak kapıdan girilir. Batı tarafı hazire kısmı olarak kullanılmıştır. Harime giriş kapısı üzerinde bir kitabesi vardır.

1- Min hasenat-ı ibn Baş Çavuş Halil Ağay-ı sahib-i hayr
- Bu ziba cami vel müştebalar bünyarı oldu

2- Hulusundan senin tevfik-i Rabbani olup yaver
- Nice nakdin hele masruf-i haykat-ı hisan (ihsan) oldu

3- Mübeşşir bir Melek rüştü gelib itmamına tarih Dedi, Makbul-ı dergah-ı uluvvu müstean oldu
Abdülkadir Sene 1215

Kitabesine göre cami, H. 1215/M. 1800-1801 yılında Çapanoğlu Süleyman Bey'in Baş Çavuşu Halil Ağa tarafından yaptırılmıştır.
Sonradan camekanla kapatılan son cemaat yerine, yamuk şeklinde 4 basamaklı bir merdivenle çıkılır. Ön kısmı iki kare kesitli ağaç direkle dışarı açılan son cemaat yerinin üzeri, doğu ve batı anten duvarları ve bu ağaç direklere oturan üst mahfil uzantısı ile düz tavan şeklinde örtülmüştür. Buradan harime yuvarlak kemerli bir kapıdan girilir.
Harim kareye yakın dikdörtgen planlı, düz tavanlıdır. Harim ve üst kat mahfil planı bakımından C. Ali Efendi ve Köseyusuflu Camii'ne çok benzer. Yalnız burada üst galeriler ve vitray pencereler daha süslüdür. Ayrıca ince uzun galerilerin alt kısmındaki 'S' kıvrımlı bağdadi korniş yüzeyinde ince uzun şerit manzaralar yer alır.

Yapı dışında herhangi bir süslemeyle karşılaşmayız. Harimde ise, yoğun bir şekilde, ahşap ve kalem işi süslemeler görülür. Tavan, kabartma Barok motiflerle ve kalem işi kompozisyonlarla aplike tekniğiyle hah gibi işlenmiştir. Tavanda büyük bir kare çerçeve vardır. Bu çerçevenin içinde, karenin kenar ortaylarına teğet olan büyük bir daire yer alır. Bu dairenin merkezinde, ajure tekniği ile yapılmış taşkın bir sartık bulunur. Bu sarkıttan dairenin çemberine doğru güneş ışını gibi, 'S' kıvrımların oluşturduğu şeritler vardır. Bu şeritlerin uçları fisto gibi birleşerek dairenin çemberini oluştururlar. Bu çember ile kare çerçeve arasında kalan üçgen boşluklarda kıvrım dal ve çiçeklerden oluşmuş dört tane kartuş motifi vardır. Harim duvarları, pencere üzerleri ve araları tamamen kalem işi nakışlarla süslüdür. Alt duvarlarda kıvrım dal motiflerinin oluşturduğu baklama dilimleri içinde ufak çiçek motifleri yer alır. Harimin en güzel süsleme unsuru, ince uzun üst galerilerin alt kısmındaki 'S' kıvrımlı bağdadi korniş yüzeyindeki şerit manzaralardır. Doğu ve batı korniş yüzeylerinde, ince kartuşlu üçer şerit bulunur. Pano içlerinde birbirlerine çok benzeyen manzaralar vardır. Figür hiç göze çarpmaz. Sadece tabiat ve yapı manzaraları yer alır. Kır yapıları, köşkler, pavyonlar, çadırlar, köprüler ve derelerdir.

Yarım yuvarlak niş şeklindeki mihrap alınlığı, alçıdan yapılmış volütlerle, C ve S kıvrımlarla ve bir vitray pencere ile taçlandırılmıştır. Minberin ise, korkuluk duvarında görülen kasetleme tekniği ile geometrik süsleme görülür.
Daha süslü olması gereken harim, yapılan onarımlarla tahrip edilmiş veya orjinalliği bozulmuştur.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: YOZGAT VE YÖRESİ TÜRK DEVRİ YAPILARI

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 18:41

KAYYIMZADE (DEMİRCİLİ ALİ EFENDİ) CAMİİ

Yozgat'ın Köseoğlu mahallesinde kurulmuş, kırma çatılı, son cemaat yeri ile harimin birleştiği kuzey-doğu köşesinde, çokgen gövdeli minaresi olan bir yapıdır. Yapıyı, kuzeydeki tek kapıdan girilen, yüksek duvarlı bir avlu çevirir. Avlunun doğu iç duvarında iki ağaç direk üzerine oturan ufak bir revaklı kısmı vardır. Bu revaklı kısmın güney tarafına, adeta revak ikiye bölünmüş gibi imam için lojman yapılmıştır. Revakta bulunan abdest muslukları sökülerek giriş duvarının iç kısmına sonradan nakledilmiştir. Harime giriş kapısı üzerinde mermerden bir kitabesi yer alır.

1- Yaptı lillah mahallinde o sahib-i irfan - Yani hemmam-ı Ali zat-ı şerif-i zişan

2- Böyle bir cami ve illa ki kabul eyleye Hak
- Çıktı bir beyt ile tarih olup istihsam

3- Barek Allah hele bu ma'bed-i zeynebde bina
- İde makbul anı sa'd ile Cenab-ı Mennan Sene 1219 Kitabesine göre, H. 1219/M. 1804 tarihinde yapılmıştır. Yaptıranın C. Ali Efendi olduğu söylenir.

Avludan camiye, 6 basamaklı bir merdivenle çıkılır. C. Ali Efendi, Camii Köseyusuflu ve Başçavuşoğlu camilerinde olduğu gibi, ön kısmı sonradan cemakanla kapatılmış son cemaat yeri, 5 ağaç direkle ve doğu ile batı anten duvarları üzerine oturur.
Yuvarlak kemerli, beyaz ve kırmızı damarlı mermerlerden yapılmış kapıdan girilen harim, dikdörtgen planlı, düz tavanlıdır. Harimi, doğu ve batı duvarlarında üçer, güney ve kuzey duvarlarda ikişer dikdörtgen pencere ile üst vitray pencereler aydınlatır.
Harimin gerisindeki mahfil, son cemaat yerinde batıya doğru bir çıkıntı yaparak genişler.
Harim dışında herhangi bir süsleme unsuruyla karşılaşmayız. Harimde ise sadece alçıdan yapılmış vitray pencereler dikkatimizi çeker. Mihrap, istiridye kabuğu gibi boyanmış kavsara kısmı ile yarım yuvarlak niş şeklindedir. Minber herhangi bir özellik taşımaz.

SORGUN SALİH PAŞA CAMİİ

Sorgun, Yozgat'ın 33 km. doğusunda, Yozgat-Sivas kara yolu üzerinde kurulmuş, bir ilçe merkezidir. Cami Sorgun Çayı'nın kenarında kırma çatılı, kısa çokgen gövdeli minareli, ufak bir yapıdır. Yapının kuzeyinde ufak bir avlusu ve bu avlunun batı kısmında müftülük binası bulunur. Harimin batı duvarında, kare minare kaidesinin alt kısmına yakın bir yerde abdest muslukları sıralanmıştır. Harime giriş kapısı üzerinde bir kitabesi vardır.

1- Hazreti desturu mualla şim ve Salih nam
- Ehl-i hüner zati mehasini pira
2- Daima celb-i dua gastı şehi devrane
- Sayesinde olup asude güruhu fukara
3- Geldi itmamına bu mabed-i pakn riişdı
- İki mısraın bu beytin ola tarih-i resa 1973 Yozgat İl Yıllığı, Yozgat 1973, s. 127. Aynca halk arasında yaptırdığı ilk camii çok aşağıda kaldığı için Kayyımzade camiini yaptırdığı söylenir.
4- 'Yümünle eyleye makbul Cenab-ı Allah - Köhnede yaptı bu nev camii Salih Paşa"

Kitabesinde de belirtildiği gibi, Salih Paşa tarafından (Ebced hesabına göre) H. 1228/M. 1813 tarihinde yaptırılmıştır.30 Yapı 1955 yılında, batı duvarı sabit kalmak şartıyla, orjinal planı pek bozulmadan tamamen yenilenmiştir.
Harime, önü kapatılmış, tek kapılı son cemaat yerinden girilir. Harim, üç boyuna sahınlı, düz tavanlıdır. Orta sahın yan sahınlardan çok geniş tutulmuştur. Yan satımlar; orta şahından, kıbleye doğru uzanan ince uzun üst galeriyi taşıyan 4 yuvarlak beton sütunla ayrılmıştır. İç mekanı, üçer yan duvarlarda, ikişer ön ve arka duvarlarda olmak üzere 10 tane dikdörtgen alt pencere ile aynı dizilişle 10 tane üst pencere aydınlatır. Son onarım sırasında Harim zemini çok yükseltilerek pencerelerin alt hizasına kadar çıkartılmıştır.

Yapı tamamen yenilendiği için, yapı dışında ve içinde herhangi bir süsleme unsuru ile karşılaşmayız. Yapı ile beraber mihrap ve minberi de tamamen yenilenmiştir.

KIZILTEPE KÖYÜ CAMİİ

Kızıltepe, Yozgat'a bağlı, onun kuzey-doğusunda 15 km. uzaklıkta, bir vadi içerisinde kurulmuş ufak bir köydür.
Köyün tam ortasında yer alan cami, ufak bir ev görünümlü, kırma çatılı, moloz taş bir yapıdır. Harime giriş kapısının sol üst köşesinde kitabesi vardır.

1- Sahibül-hayrat ve'l-hasenat
- El Hac Halil Ağa'nın

2- Zevcesi Ayşe Hatun
- Taleben li-merzat-i'llahi ve li-resulihi

3- Bu camii şerifi bina ve ihya etmiştir
- Nef-i ibada seoab kendüyedir

4- Sahibü'l-hayrat olanların
- Nami-i Şanı dünyada zindedir.

Sene 1232 Kitabesine göre, H. 1232/M. 1816-1817 tarihinde Halil Ağa'nın karısı Ayşe Hanım tarafından yaptırılmıştır. Giriş kısmında, doğu yönüne iki kare kesitli direkle açılan bir son cemaat yer alır. Son cemaat yerinin batı kısmı ince bir duvarla kapatılarak bir mekan oluşturulmuştur. Harime yuvarlak kemerli bir kapıdan girilir.

Harim, dikdörtgen planlı, düz tavanlıdır. Harimin kuzeyinde ufak bir mahfil bulunur. Mahfilin orta kısmı güneye doğru balkon gibi bir çıkıntı yapar. İç mekanı, doğuda kareye yakın, içten dışa doğru daralan iki, güneyde de yine içten dışa doğru daralan iki dikdörtgen pencere aydınlatır. Pencerelerin az oluşu nedeniyle iç mekan biraz karanlık olmuştur. Çok sade bir görünümü olan yapının içinde ve dışında herhangi bir süsleme unsuru görülmez. Mihrabı, basit yarım yuvarlak bir niş şeklindedir. Mim-beri ise, çok iptidaidir.

ÇOKRADAN KÖYÜ CAMİİ

Çokradan, Çayıralan-Sarıkaya yolu üzerinde kurulmuş, Çayıralan'a 7 km. uzaklıkta büyük bir merkez köyüdür.
Cami, kırma çatılı, dikdörtgen planlı, moloz taş yapıdır. Sonradan yapılan yuvarlak gövdeli çok uzun minare, yapının güney-doğu köşesinde yer alır. Caminin kitabesi yoktur. 'Yöhflz minarenin bulunduğu köşede, çatı saçağı altında halem işi bir kartuş içinde H. 1232/M. 1816-17 tarihi yazılıdır. Harim içiride görülen süs özellikleri bakımından da, yapıyı bu döneme tarihlendirmek mümkün olur.

Doğudaki dikdörtgen kapıdan girilen harim, dikidörtgen planlı, düz tavanlıdır. Harimin kuzeyinde bir mahfil bulunur.
Yapı dışında herhangi bir süsleme ile karşılaşmayız. Yapı içinde ise, kuzey duvarı haricinde tüm duvarları çepeçevre çok sade kartuşlar çevreler.-Kalem işi ile yapılan bu kartuşların çoğunun içleri boştur. Bazılarının içlerinde yazı, bazılarının içlerinde de C ve S kıvrımlı naturalist süslemelere rastlanır.
Mihrap, yarım yuvarlak bir niş şeklindedir. Minber sonradan yapılmış, çok sade ahşap bir kuruluştur.

-II-TÜRBELER

OSMAN PAŞA TÜRBESİ


Türbe, Osman Paşa Camiine bitişik, kubbeli, kübik, moloz taş yapıdır. Kubbe kasnağını destekleyen 'S' konsolları ve köşe kuleleri ile Yozgat Çapanoğlu Camiine çok benzer. Türbeye bitişik zaviyenin 1204'de kurulduğunu bilmemize rağmen türbenin yapım tarihini kesin olarak bilmiyoruz. Sadece yapı içerisindeki sandukalardan H. 637/M. 1239-40 tarihli Emirci Sultan'a ait olanının kitabesine göre, türbenin 1240'dan sonra yapıldığını söyleyebiliriz. Bir çok onarımlar geçirdiği anlaşılan bugünkü yapının orjinal durumunu yansıtmadığı bir gerçektir. Çünkü kubbe kasnağındaki köşe kuleleri ve Çapanoğlu Camiine benzeyen yönleriyle Barok dönem yapı özelliklerini taşır. Zaten yapı içinde bulunan bir levha üzerindeki yazı da bu tezimizi kanıtlar.

1- Ya Hazret-i Emmirci Sultan-ı Veli
2- Kaddesi şerril Ali. 1329

Yazıdan anlaşıldığı gibi, H. 1328/M. 1912-13 tarihi dolaylarında son onarımını geçirmiştir.
Türbeye güneyindeki yuvarlak kemerli, çift kanatlı büyük bir kapıdan girilir. Ayrıca yapının doğu duvarında camii ile bağlantılı küçük bir kapısı daha vardır. Kareye yakın dikdörtgen, planlı türbe, ne Selçuklu ne de Osmanlı türbe biçimlerine benzer. Bu şekli ile tütbe-mescid karışımı bir yapıdır. Tromp geçişli büyük kubbenin kapattığı kübik mekanı, batı ve kuzeyde üçer, güneyde de iki tane olmak üzere yuvarlak kemerli sekiz pencere aydınlatır.

Yapı içerisinde dört sanduka vardır. En eski sanduka H. 637/M. 133940 tarihli, Emirci Sultan Şerefudt-din İsmail b. Muhammed'e aittir. Bundaribaşka, H. 715/M. 1315-16 tarihli, Gıyas'üd-Din b. Halid b. Ali el-İsfehani'ye ait sanduka vardır. Ayrıca, biri Emirci Sultan'ın hanımı olduğu söylenen, iki kitabesiz sanduka daha bulunur.
Yapı içinde ve dışında hiç bir süsleme yoktur.

AKDAĞMADENİ-ÇALIŞKAN KÖYÜ ALİ ÇELEBİ TÜRBESİ

Köyün kuzeyinde, her tarafa hakim bir tepe üzerinde kale (Muşallim Kalesi) ile batı eteğinde kurulmuş iki türbe bulunmaktadır. Bu türbelerden kaleye yakın (yukarıda) olanı, Ali Çelebi, aşağıda olanı Mahmut Çelebi Türbesidir.

"Dikdörtgen Planlı, Baldeken Tarzında Türbeler" grubuna giren bu türbe, kare planlı, 'L' ayaklar arasındaki üç sivri kemere ve duvara pandantifle oturan ufak kubbeli bir yapıdır. Pek muntazam olmayan beyaz ve kahverengi kesme taşın kullanıldığı 'L' ayaklarda, ağaç hatıllara ve devşirme malzemeye rastlanır. Örülü olan kuzey duvarında devşirme malzeme daha çok kullanılmış ve duvar yüzeyinde bir hareketlilik sağlamıştır.

Türbe içinde (içindeki kırıktır) ve dışında birer mezar taşı vardır. Bunlar üzerindeki kitabeleri Paul Wittek şöyle okumuştur.
'Yukarıdaki türbede 871/1466-67 tarihinden başka bir mezar taşından maada adı geçen Mahmut'un babasının mezar taşı vardır. Bu da hristiyan mezar taşı şeklindedir. Bunun kapağının her iki tarafında 112. sure ile Kelime-i Şahadet yazılıdır. Mezarın uzunlamasına olan her iki tarafında Ali bin Muşallim bin Nusret adı ve ölüm tarihi olarak da Recep ayı başlan yani onuna kadar günlerden biri 875/24-XII-1470:2-l-1471 yazılıdır." Bu mezar taşlan üzerindeki kitabelere göre, türbe 871/1466 veya 875/1471 tarihleri arasında yapılmış olmalıdır.

İçerisinde el yazması kitap sahifelerine ve röliklere rastlanan kare planlı, beşik tonozla örtülü esas mezar odası toprak altında kalmıştır. Eğer mezar odasının beşik tonoz kısmı kırık olmasa idi, buranın varlığından söz etmek imkansızdı.
Yapı içinde ve dışında herhangi bir süsleme unsuruna rastlanmaz. Sadece devşirme malzemenin kullanılış biçimi yapı dışında bir hareketlilik sağlamıştır.

ÇALIŞKAN KÖYÜ MAHMUT ÇELEBİ TÜRBESİ

Muşallim Kalesinin batı eteğindeki iki türbeden aşağıda kalan, kubbesi yıkık türbedir. Yukarısındaki Muşallimoğlu Ali Çelebi Türbesinden pek farklı yanı yoktur. Yalnız bu yapıda devşirme malzeme çok kullanılmış ve ebatları bakımından da diğer yapıdan daha büyüktür. Ali Çelebi Türbesinde olduğu gibi kuzey tarafı kapatılmış, üç sivri kemerinden doğudaki sivri kemer kavsi kalmıştır. Kubbesi ve üst kısmı yıkılmıştır. Köşelerde pandantif izlerine rastlanır.

Türbe içinde kırık mezartaşı üzerindeki yazıyı P. Wittek şu şekilde okumuştur. "882/9-X:7-XI-1477 tarihli bir mezar taşı mevcuttur. Bu bir hristiyan mezar taşı şeklindedir. Bunun üzerinde ve yanlarda müstakil bir yazı zemini görülür. Bunların ikisi üzerinde Kur'an'ın 112. suresi yazılıdır. Diğer ikisinde de merhumun adı ve ölüm tarihi yazılıdır. Büyük Emir Ali Çelebi'nin oğlu Mahmut Çelebi Recep 882" Bu kitabelere göre, türbenin 882/1477 tarihinde yapıldığı söylenebilir. Bu yapı, Muşallim'in torunu, Ali Çelebi'nin oğlu Mahmut Çelebi'ye aittir.

Kare planlı, yıkılmış olan esas mezar odasının üzeri ardıç ağaçları ile kapatılmıştır.
Yapı dışında devşirme malzemelerin süs unsuru olarak da kullanıldığı hissi sezilmektedir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: YOZGAT VE YÖRESİ TÜRK DEVRİ YAPILARI

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 18:41

ÇANDIR ŞAH SULTAN HATUN TÜRBESİ

Boğazlıyan'dan Çandır'a girerken yolun sağ tarafına düşen Şah Sultan Hatun türbesi; "Kümbet-Eyvan Bileşimi" türbeler grubuna giren, sekizgen, prizmal gövdeli, primidal külahlı ve önü eyvanlı türbedir. Bu türbe, "Dulkadir hükümdarı Alaüddeyle Bey'in oğlu Şah Ruh Bey'in karısı ve Şehsuvar Bey'in (1467-1473) kızı Şah Sultan'a aittir." Türbe içindeki lahdin ayak ucunda H. 905/M. 1499-1500 tarihi yazılıdır. Buna göre türbe 1499-1500 tarihleri arasında yapılmış olmalıdır.

Kırmızı kesme taştan yapılmış olan türbenin alt kısmını, bir sıra taş aralıkları ile, eyvanı da içine alacak şekilde şerit halinde üç sıra beyaz kesme taş çevreler. Ayrıca türbenin külaha geçiş kısmında, beyaz mermer üzerine yazılmış Farsça bir beyit vardır. Kare kaide üzerine oturan türbe; eyvan ve sivri piramidal külahlı esas kümbet kısmı olmak üzere 2 bölümden meydana gelmiştir. İçten kubbe dıştan külahlıdır. Doğuya açılan eyvan ise, içten sivri beşik tonozlu, dıştan kırma çatılıdır. Eyvan yüksekliği, türbe yüksekliğinin 3/2'si kadardır. Eyvanın iç kısmının iki yanında, zemine yapışık, 1,5 m. eninde ve 75 cm. yüksekliğinde, sembolik lahit odasının çıkış merdivenine kadar uzanan bir seki bulunur.

Sembolik lahit odasına, sekilerden gidilerek, iki yandaki dörder basamaklı merdivenle çıkılır. Merdivene çıkış kısmının önü, eyvan duvarının iç kısmına açılan birer nişle genişletilmiştir. Üst üste gelen kapılardan, üstteki kapı, seğment kemerli ve üzeri stalaktitlidir. Sekizgen gövdeli, üzeri kubbe ile örtülü ve içerisinde bir lahit bulunan sembolik lahit odasını, güney ve kuzeyde, içten dışa doğru daralan iki dikdörtgen pencere aydınlatır. Pencerelerin kenarlarını dışta, beyaz lento çerçeveler.
Esas mezar odası, kare planlı üzeri aynalı tonozla örtülü, iki mazgal deliklidir. İçerisindeki mezarlar yokolmuştur.
Türbe dışında, renkli taş almaşığı ile yapılmış, dört sıra bordür süslemeden başka, külah saçağı altında, beyaz mermer üzerine yazılmış farsça beyite ve pencere sövelerindeki renk kontrası ile yapılmış süslemeye rastlanır. Ayrıca sembolik lahit odasının seğment kemerli kapı kenarı, orta kısmı oluk oluşturacak şekilde, iki sıra kaval silme ile çevrelenmiştir. Kaval silmelerle, stalaktifli kavsara arasında kalan iki üçgen boşlukta, içi katmerli çiçek motifi vardır.

Türbe içinde, sekizgenden kubbeye geçiş kısmındaki üçgen boşluklar, istiridye kabuğu şeklinde süslerle doldurulmuştur. Kubbenin tam orta kısmı (kilit taşının bulunduğu kısım) küçük armut şeklinde bir sarkıtla sonuçlandırılmıştır.

ÇAYIRALAN ÇERKEŞ BEY TÜRBESİ

Çerkeş Bey, 949/1542 yılında Bozok'ta tımar sahibi, 966/1557-58'de Kırşehir sancak beyi olarak görülür. Çayıralan, XVI. yy. ikinci yansında Çerkeş Bey'in çiftliği durumundadır.

Türbe, Çayıralan kümbetli Caminin güney-doğusunda, aynı avlu içerisindedir. Kare kaide üzerine oturan, sekizgen prizmal gövdeli, kuzeye açılan eyvanlı ve kubbelidir. Şah Sultan Hatun türbesine çok benzer. Yalnız bu türbenin eyvanı biraz daha kısa, Osmanlı türbeleri gibi yalın katlı ve kubbelidir. Eyvanın doğu dış duvarında bir kitabesi vardır.

1- Sahibü'l-bina'el-medfun el-merhum Çerkeş Bey ibn
2- Eş-şehid el-meşhur Bekir İsa Bey el-mutasarrıf
3- Be-Kayseriyye ve Boz Ok
4- Gafer-Allahü lehu ve livalideyhi sene sitte ve tisin ve tis'a mie Sene 996 Kitabesine göre, 996/1587-1588 yılında yapılmıştır. Şah Sultan Hatun türbesinde olduğu gibi, sembolik lahit odasına iki yanda dörder basamaklı merdivenle çıkılır. Merdivenin ön kısmı, eyvan duvarına açılmış, Şah Sultan Hatun Türbesine nazaran daha geniş nişlerle genişletilmiştir. Sekizgen planlı sembolik lahit odasını, dıştan sivri kemer silmeli üç dikdörtgen pencere aydınlatır.

Kaş kemerli bir kapısı olan esas mezar odasına, dört basamaklı bir merdivenle inilir. Kare planlı esas mezar odasının üzerini aynalı tonoz örter ve üç mazgal deliği aydınlatır.

Yapı dışında süsleme olarak, eyvanı da içine alacak şekilde, gövde de bir sıra açık sarı taş ile pencere sövelerinde beyaz mermer taş görülür. Üst üste gelen kapılardan, sembolik lahit odası kapı kenarını; ortası oluk meydana getirecek şekilde iki kaval silme çevreler. Seğment kemerli kapı üzeri stalaktitlidir. Kavsara ile kaval silme arasında kalan iki üçgen boşlukta, yuvarlak pano içlerinde, üst üste ikişer tane çiçekli taş rozet bulunur.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: YOZGAT VE YÖRESİ TÜRK DEVRİ YAPILARI

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 18:42

ÇAPANOĞLU CAMİİ TÜRBESİ

Çapanoğlu Türbesi, iç cami ile dış caminin birleştiği kuzeydoğu köşesinde, beden duvarlarından dışarı doğru taşmış, küçük kubbeli, kübik, beyaz kesme taş bir yapıdır. 1777-1779'da iç cami, türbe ve şadırvanı Mustafa Bey'in yaptırdığına dair vakfiyesi vardır.

Türbeye, dış cami içine açılan, yuvarlak kemerli bir kapıdan girilir. Yapı, kareye yakın dikdörtgen planlı, pandantif geçişli küçük kubbelidir. İç mekanı, güney ve doğuda iki, kuzeyde bir dikdörtgen pencere aydınlatır. Ayrıca üst kısımlarda vitray pencereler vardır. Yapı içinde iki sıra büyüklü küçüklü lahit bulunur. Bu lahitler Çapanoğlu ailesinin ileri gelenlerine aittir.
Yapı içinde ve dışında herhangi bir süsleme unsurlarıyla karşılaşmayız. Sadece vitray pencereler ve lahit üzerlerindeki süslemeler dikkatimizi çeker. Mermerden yapılmış lahitler üzerinde, hançer, kılıç, selvi, kartuş, 'C' ve 'S' kıvrımlı kabara ve yaldızla yapılmış bitkisel motiflere rastlanır. En güzel lahit, iç cami, türbe ve şadırvanı yaptıran Mustafa Bey'e aittir. Lahtin baş ucu taşı üzerinde, 'S' ve 'C' kıvrımlı volütlerle yapılmış kartuşlar ve natüralist bitkisel motifler vardır. Bu motif üzerleri siyah boya ve yaldızlarla bezenmiştir. Lahitlerin boya ile bezenmiş olması ilgi çekicidir. Cami hariminin içerisinde görülen motiflerin aynısını lahitler üzerinde de görmek mümkündür.

- III - SARAYLAR - KERVANSARAYLAR - KALELER YOZGAT ÇAPANOĞLU SARAYI

Yeri kesinlikle belirtilmeyen, Çapanoğullarına ait bir sarayın varlığını, bazı kaynaklardan öğreniyoruz. Sadece 1813'de Yozgat'a gelen ve Çapanoğlu Süleyman Bey'in Sarayında dört gün kaldığını, büyük yakınlık gördüğünü ifade eden İngiliz Seyyah J.M. Kinneir, sarayın yerini şu şekilde tarif eder." Şehrin tam orta yerinde, Büyük Cami'nin kuzeyinde yer alan büyük bir yapıdır." der. Ayrıca, H. 123l/M. 1815'de İstanbul'da düzenlenen Başçavuşoğullarina ait bir vakfiyede, adı geçen Ahmet Ağa'nın evinin sınırlarından söz edilirken, "Bir tarafı Süleyman Bey'in Menzili Kebiri'nin avlu duvarı" diye belirtilir. Bu kaynakların ışığında, Çapanoğlu Sarayı'nın bulunabileceği en uygun yer, şimdiki pazar yerinin kurulduğu, belediyeye ait geniş boş alandır. Bu yerin, Yozgat tapu kayıtlarına göre, Çapanoğullarından belediyeye geçtiğini öğrenince, sarayın yeri hakkında herhangi bir kuşkum kalmadı.

Sarayın planı hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. Sadece J.M. Kinneirtn anlatımından bir fikir edinebiliyoruz. 'Yozgat Sarayı, bir çok daireleri, uzun koridorları ve bahçeleri olan bir binadır. Geniş bir duvarla çevrili olan bu ahşap bina; iki katlı ve kiremit çatılıdır. Zengin döşemeleri vardır. Dairelerinde renkli resimler ve yaldızlı süsler göze çarpar. Birçok salonları vardır. Bu salonlardan biri kırmızı, diğeri san ve çeşitli renklerle boyalıdır. Sarayın ihtişamı göz kamaştıracak derecededir. Harem dairesi, çok güzel çerkes kadmlarıyla doludur. Mutfaklarında her gün 300 kişiyi doyuracak yemekler çıkar."

J. M. Kinneirtn tasvirine göre, Çapanoğlu Camii'nin giriş revakının orta bölümündeki (Kitabe üzerindeki) manzara resmini hatırlamak mümkündür. Resimde, yüksek bir duvarla çevrili alanın arkasında, önde iki uzun dikdörtgen, kırma çatılı; geride, öndeki yapılardan daha yüksek kulevari dikdörtgen planlı bir yapı vardır. Bu yapı topluluğunun, Çapanoğlu Sarayı olması kuvvetle muhtemeldir.

Bugün saraydan ayakta kalan pek bir şey yoktur. Sadece, harem dairesi veya bahçedeki havuzlardan biri kalmıştır. Havuz, mermerden yapılmış, kare planlı, 70-80 cm. derinliğindedir.

Sarayın kim tarafından, ne zaman yaptırıldığı ve nasıl yok olduğu hakkında bir bilgiye sahip değiliz. Tahminen sarayın Süleyman Bey (?-1813) tarafından yaptırıldığını söyleyebiliriz. Ne zaman yıkıldığını da kesin olarak bilmiyoruz. Yalnız 1834'de Yozgat'a gelen C. Texier, sarayın yakılarak tahrip olduğunu belirtir. Acaba saray yakılmış mı? Yoksa, Nizamoğlu konağındaki duvar resimlerinin birinde gösterilen (1871). XX. yy. ilk yarısında Yozgat'ın geçirmiş olduğu büyük yangında mı yandığı bilinmemektedir.
Yapılacak ufak bir kazı programı ile bu gibi soruların bir kısmına cevap bulunabilir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Sonraki

Dön Bozok Sancağı ve Çapanoğlu Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir