Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Bozok Sancağında İskan ve Nüfus (1539-1642)

Burada Bozok Sancağı ve Çapanoğlu Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Bozok Sancağında İskan ve Nüfus (1539-1642)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 20:29

BOZOK SANCAĞINDA İSKAN VE NÜFUS (1539-1642)

Osmanlı Devleti'nin "klasik" döneminin sosyo-ekonomik tarihinin en önemli kaynaklarından birisini teşkil eden tahrir defterlerinin, bölge tarihi araştırmalarında yoğun bir şekilde kullanıldığı bilinmektedir. Bu tebliğimizde, iskan ve nüfus tarihi bakımından ilgi çekici özellikler arz eden ve aşağı yukarı bugünkü Yozgat iline tekabül eden Bozok Sancağı'nı ele almaya çalışacağız.

Adını, Anadolu'nun Türkleşmesi sürecinde buraya yoğun olarak gelip yerleşen Boz-ok Türkmenlerinden alan yörenin, M.Ö. 3000'ii yıllardan beri meskun olduğu bilinmektedir. Anadolu'nun Türk hakimiyetine girdiği 11. asır sonlarından itibaren önce Danişmendlilerin, onların zayıflamasını takiben Anadolu Selçuklularının idaresine giren yöreye, 1243'ten sonra başlayan Moğol hakimiyeti döneminde Moğollarla gelen bazı unsurların da yerleştiği anlaşılıyor. Anadolu'da İlhanlı hakimiyetinin sona ermesinden sonra Eretna ve sonra da Kadı Burhanedddin'in denetimine giren yöre, 1398'de Yıldırım Bayezid tarafından alınmış; ancak, Ankara Savaşı'ndan sonra buraya Dülkadirli Beyliği hakim olmuştur. Yörede daha önce yaşayan Tatarları, Timur'un zorla beraberinde Türkistan'a götürmesinden sonra onlardan boşalan yerlere Sivas'ın güneyinde ve Kayseri'nin doğusunda yaşayan Bozoklara mensup Dülkadirli Türkmenleri gelmiş ve bunların yerleşmesiyle 24 Oğuz boyundan 12'sinin genel adı olan Boz-ok yöresinin adı olarak kullanılmaya başlanmıştır.
1514'te Yavuz'un Dülkadirli Beyliği'ni ortadan kaldırmasıyla Osmanlı idaresine giren Bozok havalisi, 1522'ye kadar Osmanlılara hizmeti dokunmuş olan Dülkadirli Şehsüvaroğlu Ali Bey'in yönetimine bırakılmıştır. Ancak Ali Bey, bağımsızlık düşüncesini gerçekleştirmeye kalkışınca bertaraf edildi ve Bozok normal bir Osmanlı sancağı olarak Osmanlı taşra idaresindeki yerini aldı.

Bilindiği üzere, tahrir defterlerini kullanmak suretiyle değerli hocamız Prof. Dr. Faruk Sümer Bozok Sancağı'nın idari taksimatı ve yörede yaşayan oymakların bir dökümünü yapmıştı. "Yöreye ait diğer defterlere de atıflar yapmakla birlikte bu çalışma temelde 1556 tarihli mufassal defterle (TT 315) yazarın yörede yapağı saha araştırmasına dayanmaktadır. Yunus Koç, yöreye ait son klasik tahrir defteri olan 1575-76 tarihli mufassal defterin (TK 31 ve TK 30) verilerini değerlendirmiş-tir5. Biz ise bu çalışmamızda yöreye ait bütün tahrir defterlerini kullanarak ve bunlara 1642 yılında gerçekleştirilen "mufassal" avarız tahririnin sonuçlarını ihtiva eden MM 4874ün verilerini de eklemek suretiyle yöre tarihinin 120 yıllık bir panoramasını ortaya koymaya çalışacağız. Böylece idari yapı ve yerleşim düzeninde meydana gelen değişmelerle demografik değişmeleri tespit ve tahlil etme imkanı bulabileceğiz. Ancak burada hemen belirtmeliyim ki, çalışmanın bu safhasında özellikle 1525-30 yıllarına ait bir icmal ve iki eksik mufassal -ki bunlar muhtemelen aynı tahrir defterinin parçalandır6- defteri henüz inceleyemedim. Bu bakımdan bu tebliğde, tarafımızdan incelenen iki dönemle, Sümer ve Koç tarafından çalışılan dönemlerin bir toplu değerlendirmesini yapmaya çalışacağız. Bu çalışmada kullandığımız ilk kaynak 1539 tarihli bir tür "nüfus ve hasıl" veya "muhasebe" icmalidir (TT 218). İkinci kaynağımız Sümer'in çalışmasının temelini teşkil eden ve bizim de şimdilik sadece yer yer faydalandığımız ve nüfus ve iskana dair verilerini baş kısmındaki "icmaT'den aldığımız 1556 tarihli mufassal defterdir (TT 315). 1576 dönemi için Yunus Koç'un çalışmasını esas aldık ve nihayet 1642 tarihli ayrıntılı avarız defterini inceleyerek, önceki dönemle mukayeseye çalışak. Bu son defter, klasik tahrir defterlerinden farklı bir mahiyet arz etmekle birlikte, vergi yükümlüsü olsun olmasın bütün "gerçek" hanelerin kaydedilmesini hedefleyen bir sayımın sonuçlarını ihtiva etmesi ve bunu yerleşim yerleri bazında yapması dikkate alındığında, nüfus ve iskan araştırmaları bakımından "klasik" tahrir defterleriyle karşılaştırılabilir bir kaynaktır.
Yörenin tarihçesi ve kaynaklarımız hakkında bu özet bilgilerden sonra Bozok Sancağı'nın taşra idaresindeki durumunu kısaca açıklayacağız. 1560 yılına kadar Bozok'un bağlı olduğu beylerbeyiliğin çeşidi mülahazalarla değiştiği anlaşılıyor.

1525- 30 arasında Bozok'u Karaman, Zülkadriye ve Rum beylerbeyiliklerine bağlı gösteren kayıtlara rastlıyoruz. Bizim incelediğimiz 1539 ve 1556 yıllarına ait defterlerde esin bir ifade bulunmamakla beraber, Rum ile ihtilaflı hususlara temas eden bazı kayıtlardan her iki tarihte de Bozok'un Zülkadriye'ye bağlı olduğu sonucuna varabiliriz.

1539'da Bozok Livası'nda 7 nahiye mevcuttu:

Gedük, Karataş, Çubuk, Akdağ, Boğazlıyan, İlisu ve Sorkun. 1556 ve 1576'da yöre Bozok ve Akdağ kazalarına dahil 13 nahiyeden oluşuyordu.

Bozok kazası şu nahiyelerden müteşekkil idi:

Baltı (Yozgat il merkezi çevresi), Karadere (Yerköy ve Şefaadi arasındaki Karanlıkdere mevkii ile Şefaadi'nin güneyinden gelen Karasu civarındaki köyler), Kanak-ı Zir (Sarıkaya'nın güneyi), Sorkun (aşağı yukarı bugünkü Sorgun), Delüceözü (Yerköy'ün batısındaki Delicesuyu civarı), Süleymanlu (Yerköy'e bağlı Salmanlı nahiyesi). Akdağ kazası ise Kanak-ı Bala (Sarıkaya'nın kuzeydoğusundan başlayıp batıda Yenipazar'a kadar uzanmaktadır), Aliki (Hasbek ile Karamağara civan), Akdağ (Çayıralan ilçesi), Boğazlıyan (Boğazçlıyan), Emlak (Akdağ ve Aliki'nin doğusunda Kızılırmak'ın sağ kıyısındaki yöre), Gedük (Şarkışla -Sivas- civarı), Çubuk (Gemerek ile batıda Tuzhisar, doğuda Akkışla köyü arası) nahiyelerinden oluşmaktaydı.

Sorkun nahiyesinin sınırlarının 1539'da, daha sonra Zile'ye bağlanan Karahisar-ı Behramşah ve bağımsız bir kaza olan Hüseyinebad yörelerini de kapsadığını, 1556'da -bizim üstünkörü gözlemlerimize nazaran- bu sahanın biraz daralmakla beraber, 1554'te Rum'u tahrir eden Atai Bey'in Rum'a bağlı gösterdiği köylerin aslında önceden beri Bozok'ta olduğunu belirten kayıtların genelde Sorkun ve Delüceözü nahiyelerine ait sayfalarda bulunması ve 1556 tarihli deftere göre 40-50 köyden oluşan bu nahiyelerdeki köy sayısının 10 civarına düşüşü, bize özellikle Sorkun nahiyesinin sınırlarının 1556-1576 arasında da daraldığını gösterir. Sonuç olarak, 16. yüzyılın ikinci yarısı ve 17. yüzyılda Bozok Sancağı'nın Akdağmadeni'nin takriben kuzey yarısı ile Çekerek dışında bugünkü Yozgat ile Şarkışla ve Gemerek'i kapsadığı sonucuna varılabilir.

1590'lardan itibaren, muhtemelen avarız vergisinin Osmanlı merkezi hazinesi bakımından taşıdığı önemin artmasına paralel olarak, Osmanlı idari ve mali yapısında meydana gelen değişikliklerin sonucunda diğer bölgelerde olduğu gibi Bozok'ta da kaza sayısının artmaya başladığını görüyoruz.

1642'ye gelindiğinde sancakta toplam 9 kaza mevcuttur:

Gedik-i Çubuk, Emlak, Akdağ, Boğazlıyan, Sorkun, Bozok, Budaközü, Selmanluyı Sagir ve Selmanlu-yı Kebir (Bkz. Tablo I).
İdari yapıdan sonra yöredeki iskan birimleri ve nüfus meselesini irdelersek, ilk gözlediğimiz olgu 1556 öncesi defterlerde nüfusun "cemaat"ler halinde ve "mezraa"larda kayıtlı olduğudur. Hiçbir kasabanın bulunmadığı yörede "karye" olarak zikredilen yerleşim yeri sayısı 1539 yılında 7'dir. 1556 ve 1576 tahrirlerinde ise, 1520'li yıllara ait defterlerle 1539 tarihli defterde meskun mezraa olarak gördüğümüz yerler artık "karye" şeklinde yazılıdır (rakamlar için bkz. Tablo II). Terminolojideki bu değişiklik, yerleşiklik seviyesindeki bir gelişmeye işaret ediyorsa, Bozok yöresinin 16. yüzyılın ikinci yarısında, konar-göçer niteliğini kaybetmese de, müşahhas bir yerleşikliğe geçiş olgusuyla karşı karşıya olduğu söylenebilir. Gerçi karyelerde kayıtlı cemaatler bir yandan tarımla uğraşırken öte yandan kışlak ve yaylaklar arasında gidip gelmeye de devam ediyordu; ama büyük bir çoğunluğu Bozok'ta yaylayan bu cemaatlerin köylerini artık toplu olarak ve tamamen değil, kısmen ve ihtiyaç duyulan sayıda insanla terk edip yaylağa çıktıklarını söyleyebiliriz. Zira yöre insanı yaygın olarak tarımla iştigal ediyordu ve bu da onların toprağa bağlıyordu. Belli bir mezraada/karyede kaydedilen nüfusun kendi yerleştikleri yerin yanı sıra özellikle yakındaki gayrimeskun mezraalarda da ziraat yaptığını gösteren çok sayıda kayda rasdanıyor.

Nüfus verilerini bir değerlendirmeye tabi tutarsak -hem klasik tahrirlerin hem de 1642 tahririnin yetişkin erkek nüfusu sayımları olduğunu hatırda tutmak kaydıyla- 1539-1576 arasında inanılmaz görünen boyutlarda bir artışı, 1576-1642 arasında yine aynı derecede dramatik bir düşüşün takip ettiği sonucu çıkıyor. Özellikle 1539-1556 arasındaki 17 yıllık dönemde yüzde yüze yaklaşan bir artış görülüyor ki bunun tabii bir nüfus artışının sonucu olması mümkün değildir. Bu noktada akla dışarıdan göç ihtimali geliyorsa da bizce bu, 1539 tahririnin 1556 tahririnden daha az sağlıklı oluşu ve bu tahrirde özellikle bekarların yazımına gereken özenin gösterilmeyişi ile açıklanabilir17. Yine, eğer, yukarıda belirttiğimiz gibi, defter kayıtlarında meskun mezraaların 1556'dan itibaren karye olarak gösterilmesi yerleşikliğin mahiyetindeki bir gelişmeyi ifade ediyorsa, 1556 tahririnin daha sağlıklı olduğu hususu ileri sürülebilir. 1556 defterinde "haric-ez- defter" yazılı meskun köylere rastlanması bu iddiamızı desteklemektedir. Yetişkin erkek nüfusunda 1539-1556 arasındaki % 100'ü aşan, hane bazında ise % 90'lık artış, doğal bir artış olarak gö-rülemezse de 1556-1576 arasındaki % 50 civarındaki (hane bazında % 24) artışın, Anadolu'nun diğer bölgelerinde aynı dönemde meydana gelen benzer artışları dikkate alarak, nispeten daha makul bir görüntü arz ettiğini belirtelim.
1642 tarihli MM 4874, o dönemde, imparatorluğun diğer eyaletlerinde olduğu gibi Rum eyaletinde de, avarızhanelerin sağlıklı bir tespitinin yapılması maksadıyla ifa edilen umumi bir tahririn sonuçlarını havidir. Bu defterde, askeri-reaya, vergiden muaf-vergi yükümlüsü bütün hanelerin yazıldığı ve bu sayımın avarızhanelerin tespitine esas teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Sayımın kapsamı hakkında bir şüphe yoksa da 1576-1642 arasında nüfusun hane bazında % 75 civarında bir düşüşe maruz kaldığını gösteren rakamlar bazı şüpheleri davet etmektedir.

1576 civarındaki "hane" rakamları baz alınarak yapılan mukayeselerde 1642'ye kadar geçen 66 yılda nüfusun bu çapta bir düşüşe maruz kalmasına gösterilebilecek en makul sebepler Celali tahribatı, salgın hastalık, doğal afet ve kıtlıklardır. Bunun yanı sıra bu düşüşün sadece doğal bir azalmanın değil yöreden daha emniyetli yerlere göçün ve nihayet "yeniden göçebeliğe dünüş"ün bir sonucu olarak değerlendirilebileceği de öne sürülebilir. Konar-göçerlikten yerleşikliğe geçişin bütün izlerini canlı olarak taşıyan Bozok'ta, 17. yüzyıl başlarının ağır sosyal-iktisadi şartları dolayısıyla "yeniden göçebeliğe dönüş" diğer yörelere nazaran daha akla yakın bir ihtimaldir. Ancak henüz bu konunun müşahhas bir şekilde ortaya konulmasından uzağız. Son olarak şu hususu vurgulamak isteriz. Tahrir defterlerin-deki verilerle mufassal avarız defterlerindeki verilerin mukayese edilebilirliği tartışılabilir. Ancak mufassal avarız defterlerinin yetişkin erkek nüfusun (ve hane reisi dul kadınların) tamamını kaydetmek üzere hazırlandıkları da bir başka gerçektir. Bu durumda Anadolu'nun muhtelif yerlerinde 1576-1642 arasında görülen inanılmaz boyuttaki nüfus azalmasını nasıl açıklayabiliriz? Her şeyden önce 1570'lerde bir nüfus tazyiki yaratacak boyu dara ulaşan nüfus artık trendinin tersine dönmesinin normal olduğuna ve nüfusta bu şekilde devrevi iniş-çıkışlarının dünyanın diğer yerlerinde de görüldüğüne işaret etmek isteriz. Burada asıl mesele nüfuz azalmasının çapıdır ve 60-70 yıllık bir dönemde sadece küçük bir yörede değil, muhtemelen bütün Anadolu'da % 75'lik genel bir azalmanın olması, demografik açıdan izah edilmesi gereken bir meseledir. Ancak buradaki mesele dar anlamda bir nüfus düşmesi olarak değil, çeşidi faktörlerin etkilediği demografik bir değişme olarak ele alınmalıdır. Sayımdan kaçmanın yanı sıra yukarıda zikredilen ama ispatlayamadığımız konar-göçerleşmenin belli oranda etkili olduğu düşünülebilir. Ama esas olarak Celali İsyanlarının kargaşalı ortamıyla, kıtlık ve salgın hastalıkların genel ölüm oranında özellikle çocuk ölümlerinde büyük bir artışı beraberinde getirmesi hiç de uzak bir ihtimal değildir. Dönemin tarım teknolojisinde kayda değer önemli değişiklikler olmadığı düşünülürse, 16. yüzyılın ikinci yansında kişi başına düşen ortalama toprak miktarında ve yine kişi başına düşen üretimde önemli azalmalara yol açan nüfus artışının sürdürülemez bir mahiyet arz ettiği ve dolayısıyla reel olarak % 75 oranında olmasa dahi önemli bir nüfus düşüşünün yanı sıra göç ve yeniden göçebeliğe dönüş vb. sonuçların bu nüfus tayzikinin normal sonuçlan olarak kabul edilebileceği kanaatindeyiz.

Kaynakça
Kitap: XII. TÜRK TARİH KONGRESİ
Yazar: TÜRK TARİH KURUMU
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: BOZOK SANCAĞINDA İSKAN VE NÜFUS (1539-1642)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 20:33

TABLO I
BOZOK SANCAĞI'NIN İDARİ YAPISI


1539 (Nahiye)
Gedük
Kara taş
Çubuk
Akdağ
Boğazlıyan
İlisu
Sorkun


1556-1576 (Nahiye)
Gedük
Emlâk
Çubuk
Akdağ
Aliki


Kanak-ı Bâlâ
Boğazlıyan
Kanak-ı Zir
Sorkun
Baltı
Karadere
Delüceözü
Süleymanlu


1642 (Kaza)
Gedük-i Çıbık (Çubuk)
Emlâk
Akdağ
Boğazlıyan
Sorkun
Bozok
Budaközü
Selmanlu-yı Sagir
Selmanlu-yı Kebir


Notlar : 1556-1576'da ilk yedi nahiye Akdağ, sonraki 6 nahiye Bozok kazalarını oluşturuyordu. Tespiderimize göre bu nahiyeler 1642'deki kazalar içinde yer almışlardır. Mesela, Gedük ve Çubuk Ge-dük-Çıbık'ı, Akdağ, Aliki ve Boğazlıyan'ın bazı köyleri Akdağ'ı, Sorkun ve Baltı'nın bazı köyleri Sor-kun'u, Balu'nın diğer köylerinin ve Karadere'nin Bozok'u, Karadere, Delüceözü ve Süleymanlu'nun bazı köylerinin Büyük Selmanlu'yu, diğer köylerinin de Küçük Selmanlu'yu oluşturduğu anlaşılıyor. Budaközü'nün yöreden bazı köylerle beraber daha önce Zile'ye ait bazı köyleri kapsaması muhtemel; ama bunu henüz tam tespit edemedik.

TABLO II
BOZOK SANCAĞI NDA NÜFUS, MEZRAALAR VE KÖYLER


TarihMes.Mez.KaryeGm. Mezr.HâneMücerred
153939979377.975791
1556*70261615.11111.541
1576*62950518.70422.78
16425484.369**252


* Bu dönemlere ait defterler tarafımızdan ayrıntılı olarak incelenmemiştir. 1556 için sadece defterin başındaki icmale baktık, yazılan mezraalar arasında meskûn olanlar olabilir. 1576 için Koç'un eserini kullandık.
** 4.369 sayısı reâyâ hânelerini gösterir. Ayrıca 548 askeri hâne mevcuttur.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Bozok Sancağı ve Çapanoğlu Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir