Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Çapanoğulları'nın Menşe'i ve Bozok'ta Nüfuz Kazanmaları

Burada Bozok Sancağı ve Çapanoğlu Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Çapanoğulları'nın Menşe'i ve Bozok'ta Nüfuz Kazanmaları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 17 Ara 2010, 19:09

Çapanoğulları'nın Menşe'i ve Bozok'ta Nüfuz Kazanmaları

1. Çapan adı ve Ömer Ağa


Bu araştırmaya konu olan ailenin adı, gerek aynı ve gerekse değişik kaynak1 arda, farklı biçimlerde yazılıdır. Çapanoğulları'ınn halen bilinen en eski tarihli (H. 1116/ M. 1704) belgesi bu aileden Ömer Ağa'nın mezartaşı kitabesidir. Burada Ömer Ağa ve dolayısıyla aile, kahraman» muharip, ulak, kurye ve süvari anlamlarına gelen Çapar kelimesi ile adlandırılmıştır . Sonraki yıllara ait kitabelerde ve arşiv belgelerinde Çapar'ın yanısıra ulak, süvari, çarpan, seğirden ve başkesen anlamlarını taşıyan Çapan adı da kullanılmıştır. Bununla beraber söz konusu aile, bilhassa arşiv belgelerinde umumiyetle zorba kudret ve kuvvet sahibi anlamındaki Cebbar adı ile anılmıştır. En nihayet aynı belgelerde aile adı, Allah'ın kulu anlamı verilebilen Abdülcebbar şeklinde geçmiştir. Çapanoğulları'na ait adların anlamlarının din dışılık-tan diniliğe doğru bir geçiş içinde olması muhakkak ki aileye itibar sağlamıştır. Bu araştırmada ailenin adı; Ömer Ağa'nın mezartaşı kitabesinin mahallinde bulunması ve muhtemelen aynı aile fertleri tarafından yaptırılıp yazdırılması, doğru adın Çapar olduğunu açıkça ortaya koymasına rağmen» halk arasında tutunması, yaygınlaşması, halk şiiri, masal, fıkra ve deyimlerde çoğunlukla geçmesi bakımından Çapan biçiminde kullanılmaktadır.

Çapanoğulları'nın menşe'i ve Bozok sancağına yerleşmeleri hakkında bilinenler rivayetten öteye gitmemekte ve belgeye dayanmamaktadır. Bu ailenin menşe'ini Mamalu, Çapanlu, Teke, Bayat, Cerit ve Karapapaklara bağlayan rivayet ve faraziyeler vardır. Belgeye dayanmamasına rağmen Çapanoğulları'nın Mamalu Türkmenlerinden olmaları kuvvetli bir ihtimaldir. Ailenin adıgeçen oymak voyvodalığını üzerinde bulundurması ve fertlerinin tehlikeler karşısında aynı oymağa sığınmaları bu ihtimali kuvvetlendirmektedir..
Çapanoğulları'ınn Çapar Ömer Ağa'ınn ölüm yılı olan 1704'ten önce Bozok bölgesine yerleştikleri kesindir. Rivayetlere göre 1650'lerde Horasan'dan ayrılan Çapanoğulları, Şam civarına yerleştiler; bir süre sonra da burayı bırakıp Bozok'u yurt edindiler. Osmanlı hükümeti, 1696'da aldığı bir kararla Bozok bölgesine yeni Mamalu Türkmen oymaklarının iskanını başlattı. Buraya yerleştirilen oymaklar arasında Çapanoğulları'nın bulunduğu düşünülebilir.

İdareleri altındaki bir oymakla önceki bölümde açıklanan duruma ve çevreye sahip Bozok bölgesine ve o zamanlar bir köy olan Yozgat civarına konan Çapan-oğulları, içinde bulundukları topluluk ve sahada kuvvet ve kudretlerini arttırırken oymak reisliğinin sağladığı imtiyaz ve imkanlardan muhakkak ki yararlandılar. Bunların aile nüfuzlarını yaymak için ayrıca Osmanlı İmparatorluğunun değişen idari ve mali şartlarının yarattığı imkan ve fırsatları değerlendirmiş olmaları tabii bir durumdur.
Çapar Ömer Ağa'nın 1704'teki ölümünden 1716'ya kadar geçen süre içinde Çapanoğulları hakkında bir belge ve bilgiye şimdilik rastlanmadı. Ancak H. 12 Şevval 1128/ M. 29 Eylül 1716 tarihli bir belgede Cebbarzade adı geçmektedir. Bu kimse Ömer Ağa'nın oğlu olabilir.

Kaynakça
Kitap: XVIII. ve XIX. YÜZYILLARDA ÇAPANOĞULLARI
Yazar: Özcan Mert
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Çapanoğulları'nın Menşe'i ve Bozok'ta Nüfuz Kazanmaları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 17 Ara 2010, 19:10

Çapanoğlu Ahmet Ağa'nın (Paşa) Bozok'ta hakimiyet kurması (1728-1765)

Tarihi kaynaklara göre Çapar Ömer Ağa'nın bilinen tek oğlu olan Ahmet Ağa, 1728'de Yeniil has voyvodalığını işgal etmekteydi. Voyvodalık XVIII. yüzyıl'da Anadolu'da yaşayan konar-göçerlerin inzibatını sağlamak ve vergilerini toplamakla vazifeliydi ve bu makama geçiş iki zümre mensubuna açıktı. Bu zümrelerden biri oymakların bağlı bulunduktan sancakbeyinin gediklileri olup diğeri yerli ayanlardı. ayan menşe'li voyvodaların tayininde halkın rızası alınırdı. Çapanoğulları» bir sancakbeyinin gediklisi olmadığına göre, voyvodalığa tayinleri kendilerinin ayanı vilayet arasında sayılacak bir duruma geldiğini gösterir.

Ahmet Ağa, Yeniil voyvodalığında başarılı hizmetler vermiş olmalıdır, ki ayrıca 1732'de Mamalu Türkmeni voyvodalığına getirildi. Bu voyvodalık onun adıgeçen Türkmenler üzerindeki hakimiyetini daha da kuvvetlendirmiştir. Ahmet Ağa'yı 1741'de Bozok sancağı voyvodası olarak görmekteyiz.

Çapanoğlu Ahmet Ağa, nüfuz ve kudretini devam ettirmek için Bab-ıali ile iyi geçinmeye önem vererek hükümet merkezinin bölgede asayişi korumak, zahire ve asker sağlamak hususundaki emirlerini yerine getirmiştir. Ahmet Ağa bu şekilde çevredeki ayanlara karşı üstünlük elde etmiştir. Bu üstünlüğü pekiştiren bir başka husus da oğullarından Mustafa'yı 1729'da ve daha sonra 1736'da Bozok sancağı mütesellimliği ve voyvodalığına tayin ettirmiş olmasıdır. 1742'de bölgede eşkıyalık eden Recepli Afşan aşiretinin tedibine memur olmuş; Bozok'tan Tokmak Hasan Paşazadeler, Kayseri'den Zennecioğlu ve Kalaycıoğlu Mustafalar, Develi'den Develioğlu ve Çukurova'dan Kozanoğlu onun maiyyetine verilmişlerdir. Ahmet Ağa, nüfuzunu daha sonraki yıllarda komşu sancaklarda da hissettirmiştir. 1744'te Ankara'da asayişi bozan ayandan Muslu Paşazade Salih'i cezalandırmakla vazifelendirilmiştir. Birkaç yıldan beri voyvodası bulunduğu Bozok sancağına 1744 civarında mütesellim olmuş ve bir yıl sonra da kapıcıbaşılık payesini elde etmiştir.

Çapanoğlu Ahmet Ağa. İstanbul ile iyi geçindiğinden kuvvet ve servet kazandı. Gelirinin fazlasını, Bab-ıali yanında halkın da kendisine olan güvenini arttırmaya yönelik, bilhassa devrin en önemli içtimai harcı olan din ile ilgili sahalarda sarfetti- 1749'da Yozgat'a yakın mesafedeki Saray köyünde bir cami ve 1753 yılı sonlarında ise Yozgat'ta bir medreseye vakıflar yaptırdı. Yozgat ve çevresinin imarına ait ilk adımlar olan bu hayır faaliyetlerinin halk arasında Ahmet Ağa'nın itibarını arttırdığı düşünülebilir.

Hükümet merkezi, Çapanoğlu'nu Bozok'ta sadık, muti ve kabiliyetli bir idareci ve yerli kuvvet olarak görmekteydi. Bu bakımdan bazı önemli hizmetlerin yerine getirilmesini çabuklaştırmak için onu taltif etme yoluna gitti. Nitekim 1755'te İstanbul'da meydana gelen et sıkıntısını gidermek üzere koyun göndermesi karşılığında Bozok sancağı voyvodalığını malikane suretiyle Ahmet Ağaya verdi. Böylece bu bölgenin tartışılmaz hakimi artık Çapanoğlu'dur.

Bozok sancağının malikane üzere Ahmet Ağa'ya tevcih edilmesinden az sonra hakkında şikayetlere başlandı. Mesela 1755 tarihli bir şikayette Çapanoğlu'nun halka zulmettiği İstanbul'a duyuruldu. Bab-ıali, meselenin Bozok sancağının merkezi Gemerek'te görüşülmesine karar vererek bir mübaşiri müşahit olarak buraya gönderdi. Mahkemede Türkmen oymaklarının, ayanın ve halkın kendisi hakkındaki memnuniyetlerini bildirmeleri üzerine Ahmet Ağa beraat etti. Çapanoğlu'nun kuvvet merkezi olan bir yerde görülen davada şahitlerin gerçeği tam anlamıyla anlatmaları şüpheyle karşılanabilir. Ancak halkla temas kuran ve duruşmayı takip eden mübaşirin Çapanoğlu aleyhinde bir raporuna 'rastlanmadığından şikayetlerin asılsız olması ve Ahmet Ağa'nın düşmanlarının iftirasına uğramış bulunması daha muhtemeldir.

Çapanoğlu ile ilgili şikayetlerin ardı kesilmedi. H. Evasıt-ı Zilhicce 1170/M. 25 Ağustos - 5 Eylül 1757'de Bab-ıali, zulümlerine son vermesini, aksi halde malikanesinin kaldırılacağını Ahmet Ağa'ya bildirdi. Bu ihtar sonuçsuz kalmıştır. Zira iki ay kadar sonra H. Evasıt-ı Safer 1171/M. 25 Ekim - 3 Kasım 1757'de hükümet merkezi, Sivas valisi ile Bozok kadısından, Bozok sancağına inen Rişvan konar-göçerlerinden zaptettiği hayvan, çadır, eşya ve paraların Çapanoğlu'dan geri alınmasını ve sahiplerine teslimini istedi. Ahmet Ağa'nın malikanesinin zarar ve hasara uğramasına engel olması makul bir davranış olmakla beraber gasp hareketi ile haksızlık yaptığı açıktır. Bu durum Rişvan aşireti ağası Abaza Mehmet Ağa'yı kendine düşman etti. Husumet 1765'e kadar sürecektir.

Çapanoğlu hakkındaki şikayetlerin başlıca iki sebebi olmalıdır. Bunlardan biri Çapanoğlu'nun Bozok sancağını malikane suretiyle elegeçirmesinden menfaatları zedelenen kimselerin iftira ve tertiplere başvurmaları, diğeri ise Ahmet Ağa'nın gerçekten vaki olan zulümleridir.
Hakkındaki şikayetlere rağmen Çapanoğlu'nun yaptığı haksızlıklar Bab-ıali'yi rahatsız edecek ölçüye varmamış olmalıdır. 1758'de Ahmet Ağa'ya malikane üzere Yeni il voyvodalığının verilmesi bunu göstermektedir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Çapanoğulları'nın Menşe'i ve Bozok'ta Nüfuz Kazanmaları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 17 Ara 2010, 19:11

Bozok ve Yeniil'de hakimiyeti kesinlik ve devamlılık kazanan Çapanoğlu Ahmet Ağa nüfuz sahasını genişletmeye çalıştı. 1752 civarında bölgesinin kuzeydoğusunda yer alan Tokat voyvodalığını bir süre elinde bulundurdu. Daha sonra nüfuzunu yine aynı yönde yayarak 1761'de Diyarbekir valiliğine nakledilen Zarahzade Feyzullah Paşa yerine mirmiranlıkla Sivas valisi oldu. Bu valilik Çapanoğlu Ahmet Paşa'nın ulaştığı en yüksek mevkidir.

Bab-ıali, Çapanoğlu'nu Sivas valiliğine tayin etmekle, 1747'den itibaren kısa fasılalarla on yıl kadar bir süre va'ilik yaptıkları Sivas'ta Zaralızadelerin kök salmasının önüne geçmek istemiş olmalıdır. Sivas'a bağlı Zara menşe'li bu aileden Feyzullah Paşa'ınn ağabeyi Mehmet Paşa imar ve vakıf faaliyetleri ile Zaralızadeler'in Sivas'ta kökleşmesini sağlamıştı. Çapanoğlu, böyle güçlü bir ailenin bulunduğu bölgede başarılı olmak zorundaydı. Her ne kadar Bab-ıali ile iyi geçinmeye itina göstererek çevresinde asayişi ve istanbul'a ihtiyaç duyulan hayvan vb. şeyleri sağlamaya devam etti ise de düşmanlarının bühassa Abaza Mehmet Ağa'nın aleyhindeki faaliyetleri sonunda hükümet merkezi nezdinde itibarını kaybetti. Kanundışı vergiler topladığına dair şikayetler İstanbul'a duyurulunca 1762'de yerini Silahdar Mehmet Paşa aldı. Ahmet Paşa, azledildikten sonra hakkında yeni şikayetlere rastlanılmadığı gibi zaten daha önceki yakınmaların asılsızlığı ve kendisinin de suçsuzluğu anlaşılmıştı.

Böylece Çapanoğlu Ahmet Paşa'ya 1763'te Bozok sancağı iade edildi. Ahmet Paşa, bu defa nüfuzunu önceki yıllarda olduğu gibi kuzeydoğu değil de kuzey ve güney yönlerinde yaydı. Çünkü aynı yıl içinde eşkıyadan temizlemesi şartıyla Bozok sancağının kuzeyindeki Çorum sancağı kendisine arpalık olarak verildi. Osmanlı İmparatorluğu'nda arpalık, maiyyeti kalabalık idarecilere ve-rildiğine göre, demek ki Ahmet Paşa da orta Anadolu'da artık nüfuzu güçlü hissedilen bellibaşlı ayanlar arasına girmiştir. Çorum ayanı Peykeroğulları'na rağmen bu bölgeyi hakimiyeti altına alması da Ahmet Paşa'nın gücünü ortaya koymaktadır.

Çapanoğlu, o zamana kadar kazandığı tecrübeye dayanarak, merkezi hükümet ile olan münasebetlerine dikkat etti. Merkezin siyasetine uygun bir biçimde kalabalık maiyyeti ile eşkıya tedibinde başarı kazandı. Bilhassa 1764'te Niğde sancağında faaliyet gösteren Kadıoğlu adlj şakiyı taraftarları ile birlikte bozguna uğratıp bertaraf edince mükafaat olarak bu sancak arpalık suretiyle kendisine verildi. Böylece hakimiyetini güney yönünde de geliştiren Çapanoğlu, Bozok, Çorum ve Niğde sancaklarını kendi idaresinde toplamış oluyordu.

Ahmet Paşa, sağladığı başarılar sonunda şımararak hizmetleriyle kazandığı nüfuzdan yararlanmak istedi ve yavaş yavaş halk üzerindeki baskılarını arttırdığı gibi Bab-ıali nezdindeki itibarını da istismara kalkıştı. Cüretini Maraş valiliğinin kendisine verilmesini talep et' meye kadar götürdü. Bab-ıali, buna karşı tepki gösterip Ahmet Paşaya açıkça cephe aldı. Bu cephe alışta Abaza Mehmet Ağa'nın tahriklerinin de payı olduğu muhtemeldir. Sonunda Bab-ıali, Çapanoğlu'nun idamına karar vererek bu hususla ilgili hükümleri, rakipleri olan Sivas valisi Zaralızade Feyzullah Paşa ile Abaza Mehmet Ağa'ya gönderdi. Hükmün gereği H. Evaü-i Şaban 1178/ M. 24 Mart - 2 Nisan 1765'te yerine getirildi.

Bab-ıalı, bir çeşit asalet sayılan oymak reisliği, ser-v»t, kuvvet ve hatta din gibi unsurlara dayanan Bozok ve çevresindeki Çapanoğlu hakimiyetini kaldırmaya kararlıydı. Bunun için de aile fertleri üzerindeki malikane ve mukataaların tesbitini ve Ahmet Paşa'ınn muhallefatının zaptını Zaralızade Feyzullah Paşa ile Abaza Mehmet Ağa'-ya tevdi etti. Bunlardan Ahmet Paşa'ya ait olan Bozok sancağı ve Mamalu Türkmeni malikaneleri geri alındı. Zile hasları ve tevabii ile Tokat'taki arsa ve dükkanları oğulları üzerinde bırakıldı. Görüldüğü gibi Bab-ı-ali, Çapanoğulları'nın idari nüfuzuna son verdiği halde mali ve iktisadi güçlerine umumiyetle dokunmadı. Böylece Çapanoğulları'nın Bozok ve çevresindeki idari nüfuzu geçici olarak sona erdi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Çapanoğulları'nın Menşe'i ve Bozok'ta Nüfuz Kazanmaları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 17 Ara 2010, 19:11

Çapanoğulları'nın geçici olarak nüfuz kaybetmeleri (1765-1768)

Çapanoğlu Ahmet Paşa'nın idam edilmesi üzerine oğullarından Mustafa Bey, kendisini emniyette görmediği Bozok sancağından kaçarak 1765 Nisanında Diyarbekir'e sığındı. Oradan da Kırım'a geçen Mustafa Bey daha sonra İstanbul'a geldi. Onun Bab-ıali nezdinde babasının vazife ve servetinin Çapanoğulları üzerinde kalmasını sağlamak için faaliyette bulunduğu kuvvetle muhtemeldir. Ancak Haziran ayı içinde Ahmet Paşa'ınn metrukatını çıkarmakla vazifeli Abaza Mehmet Ağa'nın müracaatı üzerine Bozok'a gönderilip hapsedildi.

Öte yandan Mustafa Bey'in yaptığı gibi, Ahmet Paşa'ınn diğer oğulları Selim ve Süleyman beyler de Ağustos ayında babalarının kethüdası Seyfi ile İstanbul'a gelmişler ve Bozok sancağı malikanesinin kendilerine verilmesi için ilgili makamlar nezdinde teşebbüslerde bulun-muşlardı. Fakat Köse Mustafa Bahir Paşa yerine 30 Mart 1765'te sadarete getirilip 29 Nisan'da vazifesine başlayan ve ayanlara karşı dirayetli bir siyaset güden Muhsinzade Mehmet Paşa, Çapanoğulları'na itibar etmeyerek onları Bozok'a göndermişti.

Bab-ıali, İstanbul'a kadar geldikleri halde Çapanoğulları'ın ortadan kaldırmazken yerli ayandan olmayan Abaza Mehmet Ağa'yı merkezin temsilcisi sıfatıyla 24 Temmuz 1765'te Bozok sancağı mutasarrıflığına getirmişti. Abaza, Çapanoğulları gibi köklü ve kuvvetli bir ailenin sakin olduğu bölgede merkezi hükümetin emirlerini titizlikle uygulayacağı yerde, aksine keyfi hareketlerde bulunarak halka zulmetmeye başlamıştı. Üstelik selefi Ahmet Paşa'ınn servetinden bir kısmını İstanbul'a göndermeyince de 1766'da azlolunmuştu.

Bu sırada Çapanoğlu Mustafa Bey, Bozok'ta bulunduğu hapishaneden kaçarak Mamalu Türkmenlerine sığınmış ve bu oymaktan sağladığı kuvvetlerle çevredeki eşkıyanın tenkiline girişerek bölgedeki ve Bab-ıali nezdindeki nüfuzunu kuvvetlendirmeye çalışmıştı. Nitekim o, hükümet merkezinin itimadını kazanmakta devam etmiş ve Sungurlu civarında eşkıyalık yapan takriben sekizyüz kişilik bir levent topluluğunu mağlübiyete uğratarak bir kısmını da öldürmüştür. Katledilen eşkıyanın başlarını Sivas valisi Zaralızade Feyzullah Paşa vasıtasıyla İstanbul'a gönderen Mustafa Bey'e, mükafat olarak kardeşi Süleyman Bey ile paylaşmak üzere» başarısının kuvvet kaynağını meydana getiren Mamalu malikanesi verildi.
Mustafa Bey, 1768 yılı başlarında Bozok sancağı mütesellimliğini elde etti. Böylece Çapanoğulları'nın idari sahada üç yıl kadar süren geçici gerileme devri sona eriyor ve babalarının hakimiyet kurdukları Bozok bölgesinde yeniden söz sahibi oluyorlardı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Çapanoğulları'nın Menşe'i ve Bozok'ta Nüfuz Kazanmaları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 05 Şub 2011, 03:24

Yozgat'ın kuruluşu ancak 18. asrın ikinci yarısına rastlamasına ve kurucuları olan Çapanoğullarının tarihi çok enteresan bulunmasına rağmen, bu konu, şimdiye kadar ciddi bir şekilde ele alınmamış ve efsanelere karışmış durumunu muhafaza edegelmiştir.

Çapanoğulları ve Yogzat hakkında, bugün bu aileden olanların ve Umumiyetle Yozgatlıların bildikleri şu şekilde hülasa edilebilir:

Teke aşiretine mensup bulunan Çapanoğulları, bundan tahminen 300 sene evvel Horasandan kalkıp Erivan, Kars ve Maraş yoliyle Güney Anadoluya gelmiş ve Gaziantep - Maraş dolaylarında yerleşmişlerdir. Fakat sürüleri için daha elverişli yerler aramak zorunda kalan bu Yörükler Ömerağa idaresinde İç Anadoluya yürümüş ve Yozgat ile Yerköy istasyonu arasında bulunan Saray köyünü kurup bir müddet orada kalmışlardı. Yozgat kasabasının bulunduğu yer o zaman ormanlık») ve sürüleri için elverişli bir yaylaktı.

Yüzünün şeklinden dolayı, Çopur veya Çapar-Koca denilen Ömer ağa, bir yaz bu havalide sürüsünün başında bulunurken karşısına Hızır çıkıyor ve ondan süt istiyor. Sütü içtikten sonra «Çobanoğlu, yozuna yoz katılsın, memleketinin adı Yoz-kat olsun» diye dua ediyor.

İşte bu şekilde, diğer bir rivayete göre de rüyasında bir çam dibinde gördüğü altın dolu bir küpü çıkararak zengin olan Ömer ağa burada bir kasaba kurmağa karar veriyor; Yozgat'ın temelini atıyor.

Çapar-Kocanın Ahmet, Gazanfer ve Abbas isminde üç oğlu vardı. Gazanfer, İranla yapılan bir savaşta şehit düştü. Abbas paşanın çocuğu olmadı. Ömer ağadan sonra kabilenin idaresi Ahmet paşaya kaldı.

Ahmet paşa ve oğulları zamanında şehir yeni binalarla süslendi; genişletildi. Civardan birçok halk getirilip yerleştirilerek nüfusu arttırıldı. Bu hususta ve hıristiyanların Müslüman olmaları için «cebir» kullandıklarından kendilerine Abdulcabbar Zadeler (!) dendi.

Yukarıda belirttiğimiz gibi Çapanoğulları ve Yozgat tarihini ciddi olarak inceleyen bir eser mevcut değildir. Ancak 18. asrın en nüfuzlu ayanlarından olan Çapanoğulları hakkında, Ahmet paşadan itibaren başta Vasıf, Cevdet ve Lütfi gibi Osmanlı vakanüvislerinde ve tarihlerinde ve bunlardan istifade eden 18.-19. asırlardan bahseden ecnebi tarihlerinde, bazı kayıtlara rastlanır.

Strabon, Tavarnier ve Evliya Çelebi gibi ünlü seyyahların, kasabanın yeniliği dolayısiyle Yozgat'dan bahsetmemeleri tabiidir. Ancak 18. ve 19. asırda Türkiyeyi gezen seyyahların da büyük bir çoğunluğu Batı Anadoluyu ve kıyı şehirleri ziyareti tercih ettiğinden pek azı Yozgat'a uğramış ve Çapanoğullarından bahsetmişlerdir.

Bunlar sırasiyle 1805 de Itineraire'in meçhul yazıcısıe), biraz sonra Macdonald Kinneir, Charle Texier 1832, M. Paptistin Poujoutat 1837, Kiepert ile birlikte Tchichatchef 1848, Babinger ile beraber Mordt-mann 1850 ve 1856, G. Perrot ve nihayet İngiliz konsolosu Brant ve K. Bittele'in gelişini ve yerlilerden A. Levidis ile M. Galib'in yazdıklarını da bu arada zikretmek icabeder?).

Bunlardan en mühimi, Yozgat ve Çapanoğulları hakkında müşahedeye müstenit en esaslı malümat vereni ingiliz seyyahı Mc. Kinneir'in eseridir. Süleyman Beyde 4 gün misafir kalan bu seyyah, Çapanoğlunun nüfuz sahası, saray hayatı ve şahsı hakkında oldukça geniş malümat vermektedir. Kitabında diğer ayanlara») nazaran Çapanoğlu Süleyman Beyden daha fazla ve daha sitayişkar bir lisanla bahsetmesini Sax ve Gervius gibi tarihçiler mübalağalı bulmakta iseler de elimizdeki vesikalar Mc. Kinneir'in ifadelerinin tamamen hakikate uyduğunu göstermektedir.

Diğerlerinin Yozgat'a gelişleri Çapanoğullarının nüfuzunun kırıldığı bir zamana raslar. Mordtmann'ın Anatolien adlı kitabı, Yozgat'ın inkişafı, Vecihi Paşanın icraatı ve bu havalide tesis ettiği düzen bakımından önemlidir.

G. Perrot da Yozgat'ın iktisadi durumunun hıristiyanların elinde olduğunu yazar ve Mordtmann'ın bahsettiği Ermeni Hacı Ohanından uzun uzun bahseder.
K. Bittel'in kitabı bibliyografya bakımından zengindir. Diğer yabancı ve yerli yazarların eserlerinde şayanı kayıt bir orijinallik mevcut değildir.
Bizim için en önemli mehaz, Başvekalet arşivindeki vesikalar olmuştur. Buradaki Mühimme defterlerinde») pek kıymetli kayıtlar bulunduğu gibi bir de «Cabbar Zadeler« için ayrılmış ufak bir sandıkta Ali Emiri ve Cevdet tasniflerinden 60 küsur vesika vardır. Bu sandık, bilhassa Çapanoğulları tarafından ve Çapanoğulları hakkında gönderilen yazıların da bulunması bakımından önemlidir.

Yukarıdaki mehaz ve vesikalardan anlaşıldığına göre, Çapanoğulları, umumiyetle zannedildiği gibi laalettayin bir türedi mütegallibe değil, bilhassa Süleyman Bey zamanında Iç Anadoluda geniş bir sahaya sahip, hükümetin aczi yanında büyük nüfuzlarına rağmen, halkın iyiliğini düşünen ve yenilik taraftarı kimseler olarak görünmektedir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Bozok Sancağı ve Çapanoğlu Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir