Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Mustafa Kemal'in İstanbul'daki Çalışmaları

Burada Atatürk'ün Anadolu'ya Gidişi hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Mustafa Kemal'in İstanbul'daki Çalışmaları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Ara 2010, 05:29

MUSTAFA KEMAL'İN İSTANBUL'DAKİ ÇALIŞMALARI:

M.Kemal Osmanlı Devleti'nin sonunu açıklıkla görebilen bir kurmaydı. Bu nedenle I. Dünya Savaşı'nın sonlarına varılırken, M.Kemal de etkin bir takım tasarı ve önlemler içerisine girdi. Daha İstanbul'a gelmeden önce başlayan bu tasarı ve çalışmalar Samsun'a hareket edişine dek bir takım aşamalardan geçerek olgunlaştı. Kısaca M.Kemal durum karşısında birçok yol düşündü, izledi.

Bunları sırasıyla görelim:

1- Hükümet'te Etkin Görev Alma İsteği:


M.Kemal Ahmet İzzet Paşa'nın kurduğu hükümet'te (14 Ekim-11 Kasım 1918) Savaş (Harbiye) Bakanlığı ve bütün orduların başkomutanlığını istemişti. Ne var ki Hükümet kurulmuş, ama M.Kemal'e bu görev verilmemişti.
Bırakışma sonrası A.İzzet Paşa M.Kemal'i İstanbul'a çağırmış, M.Kemal'i geldiğinde A.İzzet Paşa görevinden ayrılmıştı. Selek'in nitelemesiyle ''renksiz, bunamaya yüz tutmuş bir yaşlı'' olan Tevfik Paşa'ya hükümet kurduruluyordu.
M.Kemal bu durumu kabullenmedi. A.İzzet Paşa'yı uyardı. Onun yönetiminde yeni bir hükümet tasarlandı. Dahası bakanlar listesi bile düzenlendi. Mebuslar'la görüşüldü. Tevfik Paşa'ya güvenoyu verilmemesi istendiyse de, Tevfik Paşa Mecliste güvenoyu alınca M.Kemal'in bu tasarısı gerçekleşmedi.
7 Kasım 1918'de Savaş Bakanlığı emrine verilmesine karşın, Adana'yı bırakarak 13 Kasımda İstanbul'a gelip kurtuluş yolları arayan M.Kemal; böylece askerlikten siyasaya geçmiş ve ilk siyasi çalışması da Tevfik Paşa olayıyla başlamış oldu.

M.Kemal, Prof.D.A. Rustow'un da vurguladığı gibi, bırakışma sonrası İstanbul'a siyasal duruma egemen olmak için gelmişti. İsmet Paşa'ya göreyse, M.Kemal'in bu dönem İstanbul'da kurduğu ilişkiler sorumlu bir devlet adamının ilişkileri türündeydi. Böylece M.Kemal ''Türkiye'yi siyasal yoldan, siyasal önlemlerle kurtarmaya'' çalışıyordu.
Tevfik Paşa'nın güvenoyu alması önlenemeyince, padişahla ilişki kurmak ve onu tasarlanan doğrultuya çekmek yolları denendi. Ne var ki padişah, anında M.Kemal'le görüşmeyi kabul etmedi. Cuma selmlığı sonrasına bıraktı. Görüşmede M.Kemal'in düşüncesini açmasına olanak tanımadı. Kendi kuşkularını gidermek için M.Kemal ve grubundan bağlılık istedi. Bu tür çalışmalar sonuçsuz kalınca M.Kemal Pera Palas'taki odasından Şişli'deki evine taşındı. Bu ev M.Kemal ve arkadaşlarının çalışmalarına, ulusal savaşım için hazırlıkların merkez oldu. Ulusal kurtuluş tasarısı bu evde yapıldı. Başka bir deyişle Türk Bağımsızlık Savaşı ve Devriminin ilk temelleri bu evde atıldı.

M.Kemal burada güvenebileceği ve iş yapabileceği kimseleri topladı. İlk ilişkiler Fethi Bey'le kuruldu. Fethi Bey M.Kemal'in çocukluk arkadaşıydı. Güvenilir kişiliği vardı. Mebustu. ''Osmanlı Hürriyetperver Avam Partisi''nin ve Meclis'teki bir grubun başında bulunuyordu. ''Minber'' gazetesini çıkarıyordu. Bu gazeteye M.Kemal de ortak oldu. İmzasız yazılar yazarak kamuoyu oluşturuyordu. Ne var ki siyasal ortam nedeniyle M.Kemal'in sözlerindeki açıklık bu yazılarında pek görülmüyordu.
Ülkenin çeşitli yerlerinde görevli olan geleceğin bağımsızlıkçı öncü kadrosu, teker teker İstanbul'a geliyor ve birleşiyorlardı. Şişli'deki ev bu kadroya merkezlik ediyordu. Ali Fuat, Kzım Karabekir, Rauf, İsmet, Canpolat, T.Rüştü, Dr. Rasim Ferit (Talay) ve daha birçoğu bu kadro içerisinde yer almıştı. Ne var ki yönetimin kötü bakışları üzerlerindeydi. Bir takımı tutuklanarak Bekirağa Bölüğü'ne gönderildi. Öteki kadro üyeleriyse tutuklanmamak çabası içerisindeydiler. Çünkü tutuklanmaları durumunda Türk Bağımsızlık Savaşı ve Devrimi'nin yazgısı değişebilirdi. Bu nedenlerle çeşitli çevrelerle ilişkiler kuruldu. Propaganda ve yayın çalışmaları yapılarak ulusal direniş ve toparlanma sağlanmaya çalışılıyordu. Tevfik Paşa Hükümeti'ni yıkmak da bunların arasındaydı. M. Kemal gazeteci A. Emin (Yalman) Bey'le görüşerek ''Vakit''e demeçler verdi. ''Minber'' bu amaçla yayına konmuştu. Anlaşık devletlere karşı savaşımın yolu çizilmeye çalışılıyordu. M. Kemal, 1914'te yazdığı ''Zabit ve Kumandanla Hasbihal'' yapıtını yayınlayarak, Türk asker ve subayının savaşlarda gösterdiği ''güçlülük'', ''moral'', ''saldırı kararı'' ve ''insiyatif''i hakkında canlı örnekler sergiliyor; dolayısıyla I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan subay ve komutanların morallerini yüksek tutmaya çalışıyordu.

Bu çalışmaların yanı sıra M. Kemal demokratik ve yasal yollarla başa gelmek için ayrıca şu almaşıklardan (alternatif) da bulundu. Tabanı geniş tutabilmek, varolan güçlerden yararlanabilmek için henüz örgütlü durumunu koruyan İttihat ve Terakki ile dolaylı olarak bağ kurma yolu denendi. Böylece Fethi Bey, Cavit Bey'le ilişki içerisine girdi ve Cavit Bey ''Minber''e kazandırıldı. Zaten bu dönem, genelinde partilerüstü birleşme yönünde bir akım vardı.

İnatçı bir İttihat Terakkili olan Ayan Meclisi Başkanı Ahmet Rıza Bey'le de birleşme düşünüldü. A. Rıza aynı zamanda padişahla da sıkı ilişki içerisindeydi. A. Rıza kendini Tevfik Paşa'nın yerine başbakanlığa aday olarak görüyordu. İşte tam bu sıralar M. Kemal, A. Rıza'dan yararlanmak istedi. Kuracağı kabineye Savaş Bakanı olarak girmeyi tasarlıyor, Savaş Bakanlığı'nın varlığında bir ''güç'' görüyordu. Ordunun yenik olmasına karşın geriye kalanla ülkenin kurtarılabileceğini umuyordu. M. Kemal'in bu yaklaşımı A. Rıza'nın işbirliğine girmemesiyle sonuçsuz kaldı.

M. Kemal Padişah Vahdeddin, hükümet çevreleri, Hürriyet ve İtilaf partilerle de sıkı ilişki içerisine girerek, yasal yollarla hükümete gelme yollarını aradı. Dört kez Vahdeddin'le görüşebildi. Yanına çekmeye çalıştı. Henüz hiyanete sapmamış, Hürriyet ve İtilaflılar ve bir takım bakanlarla da ilişki kurmaya çalışıyordu. Bunlar arasından en seçkinleri Deniz Bakanı Avni Paşa ile İçişleri Bakanı Mehmet Ali Bey'di. M. Ali Bey, Ali Fuat (Cebesoy) Paşaların hısımıydı. M. Kemal Cebesoy ailesi yoluyla bu bakanla ilişki kurabilmişti. Mehmet Ali Bey, M. Kemal'i A. Fuat Paşa'dan sorup öğrenmiş ve görüşmelerinden de M. Kemal bu bakanı kendisine inandırabilmişti.
M. Kemal, Anlaşık (İtilaf) Devletleriyle de ilişki kurmayı -amacı için bir dönem- bir yöntem olarak seçmişti. Özellikle İngiltere ve İtalya'yla ilişki yollarını aradı ve kurdu. Fiilen işgal edilmiş bir kentte, işgal güçleriyle uzlaşmadan hükümet olmak ve yürütmek doğallıkla olanaksızdı. İktidar adayı olarak M. Kemal bu durumu göz önüne alarak, uzlaşma yollarını aradı. Anlaşık güçleriyle ilişkiyi bu güçlerle yakınlık kurmuş eski Hürriyet ve İtilaflılarla sağlıyordu. ''İlişki kurduklarım arasında eski İttihatçılardan, yahut İtilafçılardan, işgal güçleriyle birlikte çalışanlardan birçok kimseler vardı. Her biri ile büsbütün başka türlü görüşüyordum'' diyor. Demek ki bu dönem M. Kemal yabancı güçlerle ilişkilerini ''diplomatça'' yürütüyordu. İngilizler'e dokunmaktan özenle çekinen M. Kemal, özellikle İtalyanlarla ilişki kurmuştu. Kont Sforza'nın korumasında olunursa İngilizler'in kendilerini tutuklamaktan çekineceklerini düşünüyordu. M. Kemal İngiliz gazetecisi M. Ward Price'den İngiliz yetkilileriyle ilişkisinin sağlanmasını istedi. Ünlü casus Rahip Frew'le de dostluk kurdu. Böylece M. Kemal dönüşü olmayan yolda, kesin kararını vermeden önce tüm olasılık ve olanaklar üzerinde durmuş ve denemişti.

M. Kemal İstanbul'da bu tasarılarını gerçekleştirmeye çalışırken hükümetçe kendisine birtakım görevler de verilmişti. Ne var ki tasarılarını henüz yeterince deneme olanağı bulamadığı için bu önerileri kabul etmemiş, II. Ordu Müfettişi olarak Konya'ya gönderilme isteğini, rahatsızlığını öne sürerek reddetmişti. Şubat 1919'da General Allenby, Ali İhsan Paşa'nın yerine M. Kemal'in 6. Ordu Komutanlığı'na atanmasını istemiş, M. Kemal bu isteği kabul etmemişti. Bunun üzerine otomobili, yaveri ve komutanlık ödeneği elinden alındı ve izlenmeye de başlandı. Bunlar hep İstanbul'da yasal ve demokratik yollarla yönetime gelmek ve çözümü İstanbul'da aramak için yapılıyordu. M. Kemal bir arayış içerisindeydi. Her türlü yolu deniyordu. M. Kemal'in Başbakan yahut Savaş Bakanı olarak ülkeyi uçurumdan kurtarması birtakım İttihat Terakkici çevrelerce de zaman zaman düşünülmüştü. İttihat Terakki komitecilerinden Yakup Cemil, yönetimindeki İttihat Terakki kliğini devirmeyi tasarladığında, Savaş Bakanı ve Başkomutan Vekili olarak M. Kemal'i düşünmüştü. 1917'lerde Enver Paşa'nın Alman uyduculuğuna karşı bir Kemal-Cemal işbirliği söz konusu edilirse de Cemal Paşa'nın çekimserliğiyle bir sonuca ulaşılamadı. Dolayısıyla M. Kemal İttihat ve Terakki içerisinde Enver kliğine karşı sürekli olarak bir almaşık, seçenek olarak görülüyordu. M. Kemal, Sarayca da Enver kliğine karşı benimsenmek ve bende edilmek istendi. Vahdeddin'in yaverliğine getirilmesi, veliahtın Almanya gezisinde görevlendirilmesi, kızı Sabiha Sultan'la evlendirilmek istenmesindeki amaç buydu. Fakat M. Kemal bende olmaktan korktuğu için, kaçındı ve evliliği tepti.

Görüldüğü gibi M. Kemal ilk kez demokratik ve yasal yolları arar. Ulusal birliği ve bağımsızlığı amaçlayan bir hükümette etkin görev alarak Osmanlı Devleti'nin yazgısını değiştirmeye çalışır. Ne var ki işler düşündüğü gibi gelişmez. Bu tür bir olanak yaratamaz. Gerçi hükümette yer alıp Savaş Bakanlığı'na gelse bile, o koşullarda böylesi bir yıkıma gidişi durdurabileceğini, varılan sonuca varabileceğini sanmıyorum.
Ama M. Kemal bu yolu denemeye kalkışmıştı. Demokratik ve yasal yolun kapalı olduğunu görünce başka yollar denedi.

2- İstanbul'un Darbe Hazırlıkları:

Yasal ve demokratik yollar kapanınca, M. Kemal ve kadrosu ''ihtill'' yolunun denenmesini düşündüler.
Bu aralar ''Ay-Yıldız'' adlı bir gizli örgüt kurulmuş, M. Kemal'inse bu örgütün başında olduğu ileri sürülmekteydi. Bu örgüt Hakları Savunma dernekleriyle de bağ kurmuştu. Trakya Paşaeli Hakları Savunma Derneği Şubat 1919'larda M. Kemal'le ilişki kurmuş, dahası başlarına geçmelerini istemişlerdi. M. Kemal'se parça parça değil, ''bütün ülke yazgısını yönetecek, ele alacak bir kuruluş oluşturup, birlikte çalışmayı'' öneriyordu.
Bırakışma sonrası İstanbul'a dönen M. Kemal, Ali Fuat'la görüştüğünde; halka silah dağıtılmasını ve halkın silahlı direnmeye hazırlanmasını istemişti.
Gizli çalışmaların yanı sıra liberal eğilimli, kesin programları olmayan birtakım siyasal kümeler, İstanbul yakasında bir evde bir çeşit ''Ulusal Kurultay'' kurmak amacıyla toplanmışlardı. Tek çözüm olarak ulusal direnme amaçlanıyor; hükümete sızma, yetkililerle ilişki kurma yolları deneniyordu. Çözüm getirmediği görülünce de ''ihtill'' ve ''hükümet darbesi'' yolları denenmesi düşünüldü. Fethi Bey ve daha birkaç arkadaşla birlikte ''ihtillci bir komite'' kuruldu. Bu komite padişahı tahtından indirmeyi, hükümeti devirmeyi, yeni bir hükümet kurmayı amaçladı. Ne var ki, M. Kemal'in Şişli'deki evinde verilen bu karardan da bir sonuç alınmadı. Çünkü yabancı işgali altında bulunan İstanbul'da böylesi bir deneme yarar getirmeyecekti. Yeni bir hükümet de kurulsa düşman süngüleri altında hiçbir iş yapamayacaktı. Bu görüşmeler içerisinde Kara Kemal ve arkadaşları Tevfik Paşa'yı kaçırmayı önerdilerse de aynı gerekçelerle M. Kemal ve İsmail Canpolat karşı çıkmışlardı.

3- Sessizce Anadolu'ya Geçme ve Gerekli Hazırlığı Yaptıktan Sonra Ortaya Çıkma Tasarısı:

Hükümetin yıkılmayacağı ve hükümetlerden yararlanılamayacağının anlaşılması, devrimci kadroyu çözümü Anadolu'da arama seçeneğine götürdü.

M. Kemal çözüm yolunu şöyle çiziyordu:

''Uygun bir zaman ve ortamda İstanbul'dan kaybolmak, basit bir düzenlemeyle Anadolu içine girmek, bir süre adsız çalıştıktan sonra, bütün Türk ulusuna felaketi duyurmak...''. Şu anlaşıldı ki; ''Ulusal direnişi İstanbul'dan değil, Anadolu'dan yönetmek'' gerekiyordu. Çalışmalar bu doğrultuda yapıldı.
Gerçi M. Kemal müfettiş olarak gittiğinde elli gün (19 Mayıs-8 Temmuz 1919 arası) kadar resmi kalmıştı. Resmi görevi bıraktıktan sonra da sözünü geçirebilmişti. Belki devrimini yapardı ama, büyük güçlüklerle ve gecikmelerle, olurdu.

M. Kemal Anadolu'da direnme merkezi kurmak için gitmeyi tasarladığında A. Fuat Paşa'yla şu ilkeleri saptamışlardı:

1) Terhis işlemi durdurulacak.
2) Cephane ve silah düşmana verilmeyecek.
3) Genç ve dinamik komutanlar işbaşına getirilecek.
4) Ulusal direnmeye yandaş yöneticiler görev başına getirilecek.
5) Particiliğin yarattığı ayrımcılık engellenecek ve kamunun morali yükseltilecek.

M. Kemal bu aşamada (Ocak 1919'dan sonra) öncü kadrosuyla görüşmelere girdi. Kadro Anadolu'da görev alıp gitme yollarını arayacaktı. Rauf Bey denizci olduğu için görevinden ayrılıp, sivil olarak Anadolu'ya geçiyordu. Ege bölgesine gidip, yerli halkı ulusal direnişe çekmeye çalışacaktı. A. Fuat kararghını Ankara'ya aktaracak, ''halka güven verecek ve ilişki kuracak''tı. 15. Kolordu Komutanlığı'na atanan K. Karabekir, M. Kemal'le görüşüp Anadolu'da ''ulusal örgütler''in doğduğunu, bu yurtseverlerden yararlanılabileceğini'' ileri sürdü. M. Kemal'i ''Erzurum'a gitmesini'', ''halkı örgütlemesini'', ''yakında kendilerine katılacağını'' söylemişti. Savaş Bakanlığında müsteşar olan İsmet Bey de çağrılarak Paris Barış Görüşmelerine Türk delegesi olarak katılması istendi. Ortaya bir harita serilerek İsmet Bey'den Anadolu'ya geçişte en yakın yolla, direnişe geçilebilecek en uygun bölgenin neresi olduğu hakkında bilgi alındı.

Sonraki gelişmeler Anadolu'ya bu biçimde geçişe gerek bırakmadı. M. Kemal'e görev verilerek gönderildi. Şimdi asıl konumuz olan bu aşamayı ayrıntılarıyla inceleyelim.

Kaynakça
Kitap: ATATÜRK'ÜN ANADOLU'YA GÖNDERİLİŞ OLAYININ İÇYÜZÜ
Yazar: BAKİ ÖZ
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Atatürk'ün Anadolu'ya Gidişi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir