Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Oğuzlar'ın Beğ-Dili Boyu

Burada Türk Milletinin Temel 3 Boyundan Biri Olan Oğuz Boyu hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Oğuzlar'ın Beğ-Dili Boyu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 25 Ara 2010, 06:50

BEĞ-DİLİ

Bu boy, Reşideddin Oğuz-namesinde hükümdar çıkaran beş boydan biri olarak zikredilir. Yine Reşideddin'de Harizm-Şahlar hanedanının bu boydan çıktığı söylenir ise de bunu kabul etmeğe imkan yoktur.

XVI. yüzyılda Beğ-Dili'ye alt tahrir defterlerinde 23 yer adına rastgelinmiştir. Bunlar ile bu boy 16. sırada yer almışdır. Şimdi bu yer adlarından ancak yansı kalmıştır.

Beğ-Dililer Kuzey-Suriye'deki Türkmenlefln Boz-Ok kolunu meydana getiren boylardan biri idi. XIV. yüzyılın ikinci yarısında yazılmış inşa kitabındaki Türkmen boylan ve ailelerine ait listede Beğ-Dililer'in adı geçtiği gibi, Taşgun oğulları'nın da onlardan olduğudur. Biz Harbende oğlu Mustafa'nın idaresindeki Hakbendelükler'in Beğ-Dili'ye mensup bulunduklarını sanıyoruz. Halil el-Zahiri de listesinde onları da zikreder.

Beğ-Dililer Safevi devletinin kuruluşuna da katılmışlardır. Bununla ilgili olarak onlardan mühim bir kol İran'a gitmiştir. Bundan başka XVI. yüzyılda Boz-Ulus ve Yeni-İl arasında Kuzey-Suriye'deki ana koldan ayrılmış Beğ-Dili kollan görüldüğü gibi, İç-İl bölgesinde de müstakil bir Beğ-Dili oymağı vardır.

1. Haleb Türkmenleri:

Kanuni devrinin ilk yıllarında Haleb Türkmenleri arasında bulunan ana Beğ-Dili kolu bu Türkmen topluluğunun en büyük teşekkülüdür. Bu sebeble Haleb Türkmenlerine dair defterlerde bu boy dalma ilk önce zikredilir.

Adı geçen zamanda Beğ-Dili boyu 40 obadan müteşekkil idi. Bunlardan birinci oba boyun adım taşımakta ve 260 vergi nüfusuna sahip bulunmaktadır. Aynı obanın 20 evlik ufak bir kolu da Haleb vilayetinin doğu taraflarında yaşamakta İdi. Küçük-Karacalu ve Büyük-Karacalu obalarından sonra Kürtler obası geliyor ki, bu obanın mühim bir kolunun da Boz-Ulus arasında yaşadığı görülmektedir. Daha önce de .işaret edildiği üzere, o zamanlarda Türkmenler arasında bazı inançlar İle ilgili olarak Arab, Tatar, Kürd ve Çerkeş gibi kavim adları erkek çocuklara konulmakta veya lakab olarak verilmekte idi. Bayram oğlu Veli Kethüda ve Bozlu obalarını müteakip Beğ-Dili boyunun Boz-Koyunlu adlı en mühim obası zikrolunuyor. Bu oba 1520-1525 yıllarında birkaç kola ayrılmış olup, bunların başında beğ ünvanlı şahıslar görülmektedir. Bunlardan 25 vergi evi kadar olan birinci Boz-Koyunlu kolu tamamiyle beğ ünvanlı şahıslardan meydana gelmiştir. Bu kolun başında o zaman At-Güden Beğ oğlu Karaman Beğ vardı. Aynı obanın ikinci kolu da Mahmud Beğin idaresi altında idi. Boz-Koyunlu obasının asıl büyük kolu ise Haleb Türkmenlerinin Yeni-İl'deki Yaban-Eri derülen kolu arasında yaşıyor ki, bundan biraz aşağıda ayrıca bahsedilecektir. Boz-Koyunlu obasının Beğ-Dili boyunun boy beği ailesini teşkil ettiği anlaşılıyor. Rakka iskanında Beğ-Dili boyunun başında bulunan Firuz Beğ oğlu Şahin Beğ de bu boy beyi obasından yani Boz-Koyunlu'dan idi.

Beğ-Dili obasının 5. sıradaki Kuzucakkı (45 vergi evi), 13. sıradaki Balabanla (100 vergi evi) 15. sıradaki Taş-Baş (76 vergi evi), 19. sıradaki Dimleklü (96 vergi evi), 22. sıradaki Ulaşlu (39 vergi evi), 25. sıradaki Tatalu (177 vergi evi) obaları da kayda değer. Burada geçen Ulaşlu obası ile Gavur dağlarındaki Ulaşlular arasında hiç bir münasebet yoktur.

26. ve 27. sıradaki Beğ-Dili obalarına gelince, bunların din ve tarikat adamlarından meydana geldiği görülüyor. Bu obalardan birincisi Hoca Ali Şeyh adını taşımakta ve dört şeyh ailesinden müteşekkil bulunmaktadır. Defterde bu şeyhlerin: "kadimden er ocağı olup, bir senede üç kelamullah hatmedüp sevabın Hazret-i Hüdavendigar'a (Kanuni) eda ettikleri, duaları makbul kimesneler" oldukları kaydedilmiştir. Yine şeyhlerden müteşekkil bulunan ikinci oba Boz-Geyiklü adını taşıyor. 17 kişi olan bu oba mensuplarının: "kadimden vacib ür-riaye kimesneler" oldukları evlerine "kurban, çırak gelür dervişler idikleri" ve "hem mezkur Beğ-Dili cemaatinin uluları oldukları" söyleniyor. Bu kayıtlardan bugün dahi Gazi-Antep ve Suriye'deki Türkmenlerin biricik velisi sayılan Boz-Geyiklü Dede'nin hangi boya mensup bulunduğunu ve bu dedenin oğullan olduğunu öğrenmekteyiz. Yine bu kayıtlara göre, Boz-Geyiklü Dede'nin XV. yüzyılda yaşamış olduğuna ihtimal verilebilir.

Beğ-Dili boyunun nüfusu XVI. yüzyıl boyunca daimi bir artış göstermiştir. 984 (1577) yılında Haleb Türkmenleri sancağı beyine gönderilen bir hükümde Beğ-Dili boyunun devlete isyan etmiş olan Arab emirlerinden Ebu-Riş oğluna yardım etmek üzere olduğunun duyulduğu yazıldığı gibi, aynı tarihli diğer bir hükümde de yine Beğ-Diliden Sincan, Kara-Şeyhli ve Çoplu obalarının yol kesicilik ve yağmacılık yaptıkları da bildirilmektedir.

Müverrih Naima Beğ-Dili Türkmenleri'nin Halebten Diyarbekire kadar uzanan geniş sahanın en güzel yaylaklarına sahip olduklarını yazıyor. Fakat yine aynı müverrihin sözlerine göre, Beğ-Dili Türkmenleri bu güzel yaylaklarında tek durmıyarak çiftçilerin ekinlerini davarlarına çiğnettikleri gibi, vergilerini vermekten de kaçınmışlardı. Bu sebeble 1039 (1630) yılında Bağdadın geri alınmasına memur edilmiş olan Vezir-i azam Hüsrev Paşa Halebden hareket etmeden önce kuvvet göndererek bu boyu yola getirmiş, vergi borçlarına mukabil de 10.000 koyun ve yüz kadar develerini zaptettirmiştir.

Beğ-Dili boyu hakkında aynı yüzyılın sonlarına ait mühim haberler vardır. Lakin bunlardan bahsetmeden önce onun Yeni-il'deki kolunu tanıtmak gerekiyor.

2 .Yeni-İl:

Yeni-İl'de yaşayan Beğ Dili oymağı, biraz yukarıda söylendiği gibi, Haleb Türkmenleri arasındaki ana koldan yeni ayrılmış ve onunla daimi temas ve münasebette bulunan bir koldur. Bu kol Kanuni devrinde üç obaya ayrılmıştı. Bunlardan 75 vergi nüfuslu birinci oba Deve-Taş adlı bir yerde, 62 vergi nüfuslu olan ikincisi Boz-Üyükte, 70 vergi evi kadar olan üçüncüsü de Yellüce'ye bağlı Alaca-Handa yaşamakta idi. Bunlardan ilk İkisi boyun adını, üçüncüsü de Güneş adını taşımaktadır.

m. Murad (1574-1595) devrinde bu Beğ-Dili kolunun kalabalık bir teşekkül haline gelmiş olduğu görülüyor. Bu devirdeki Beğ-Dili obalarının en büyüğü Emtileklu olup, 61 vergi nüfuslu, Bekmişlu 26 vergi nüfuslu, Arablu 22 vergi nüfuslu, Fakihlu (Fakuu) 56 vergi nüfuslu, Sincan 80 vergi nüfuslu, Güneş 93 vergi nüfuslu ve Kazlu kolllarından meydana gelmiştir. Emtilek'in bir şahıs adı olması muhtemeldir. Emtileklüden sonra bu Beğ-Dili kolunun şu obalan da zikre değer: Kara-Hasanlu (38 vergi evi), Karacalu (82 vergi evi), Süleyman Kethüda (128 vergi evi), Topakla (50 vergi evi), Gün (83 vergi evi), Otarruşlu (49 vergi evi), Kara-Şeyhu (97 vergi evi), Çoban-Beğlü (24 vergi evi), Boz-Koyunlu (86 vergi evi), Uğurlu Beğ'e tabi diğer Boz-Koyunlu (47 vergi evi), Şefaat Beğ'e tabi Boz-Koyunlu (32 vergi evi) ve Kuzucaklu (15 vergi evi). Yeni-İl'deki bu Beğ-Dili kolu kış gelince Haleb bölgesine inerek kışlamakta idi.

1100 (1698) yılında Beğ-Dili boyunun yukarıda adlan geçen Boz-Koyunlu ve Kara-Şeyhu obaları Elbistan kasabasına yürüyerek burayı 40 gün kuşatmışlar, 500 kişi öldürüp 500 kadın ve çocuğu da tutsak almışlardır3. Bu çok mühim, fakat inanılması güç bir hadisedir. Üstelik Elbistan yöresi Beğ Dili obalarının yollan üzerinde bulunan bir yer değildir. Maalesef bu vesikayı bulup inceleyemedim. Fakat verilen rakamların mübalağalı olduğunda şüphe yoktur.
Ertesi yıl Beğ-Dili beyleri 150 atlı ile Avusturya'ya yapılacak sefere çağrılmışlardı.

Bu beyler şunlardır:

Firuz Beğ oğlu Şahin Beğ, Şedid oğlu Topal Assaf Beğ, Bekmişlü Ganim Beğ, Kör Nasır Beğ, Yüz Hatim Ağa oğlu Hasan Beğ, Seyf Han Beğ,
Ebu Seyf oğlu Mirza İsmail Beğ, Kara-Şeyhlü Kızıl İdris oğlu Musa Beğ, Şeyh Musa Kethüda, Şah İsmail oğlu Mehmed Beğ, Boz-Koyunlu Ahmed Kethüda,
Kara-Şeyhlü el-İys Oğulları: Ken'an ve Kessal Beğ, Kırgıl Yahya oğlu, Boz-Koyunlu Murtaza Kethüda, Döğerlü Yedi Beğ,

1102 (1690-1691) yılında ise Beğ-Dili boyu bütün obaları ile birlikte Ağça-Kaleden Rakka'ya varıncaya kadar olan yerde, Belih çayı kıyısında iskan olmak emrini aldı. Böylece Beğ-Dili'nin güzel günleri sona erdi, acı ve hüzünlü günleri başladı. Rakka'ya iskanları emredilen Beğ-Dili obaları Haleb Türkmenleri arasındaki, o zamana kadar başka yerlerde yerleşmemiş obalar ile Yeni-İl'deki bütün obalar idi. Bunlar Yeni-İl'den Bekmişlü obası başlarında kethüdaları Hacı Ali oğlu Ganim Beğ olduğu halde 500 vergi evi, Kara-Şeyhlü kethüdaları (Topal Assaf) 600 vergi evi, Finiz Beğ oğlu ŞahAn Beğ idaresindeki Boz-Koyunlu 600 vergi evi, Seyf Han idaresindeki diğer Boz-Koyunlu 200 vergi evi, Dimleklü, kethüdaları Pir-Budak oğlu Mehmed ve Satılmış idaresinde 500 vergi evi idiler ki, hepsi 3200 vergi evi ediyor. Haleb Türkmenleri arasındaki Beğ-Dili'den de iskanları emredilen obalar Tatalu, Kazlu, Balabanla, Arablu, Taş-Baş, Sincan, Güneş ve diğerleri idiler. Bunların bir kısmı yerleştirildikleri yerlerde yol kesicilik yapmağa başladıkları gibi, birçoğu da çok sevdikleri Urum'a kaçtılar. Fakat bunlar şiddetle takip olunarak tekrar iskan yerlerine getirildiler. Diğer Türkmen oymakları zamanla birer birer fırsat bulup iskan yerlerinden kaçtılar ise de kalabalık ve boy tesanüdünü muhafaza eden Beğ-Dililer Rakkada kaldılar. İskanın icrasına Kadı-zade Hüseyin Paşa başlamış ve Yusuf Paşa tamamlamıştır. Beğ-Dili boyunun iskanına ait bir şiirde her ikisinin de adı geçiyor:

'Kadı-Oğlu Yusuf Paşa gelende
Yalan dünya benim derdi
Beğ-Dili Seksen bin evle
Rakka'ya iskan olanda Tayı,
Muvali'yf kırdı Beğ-Dili

Döğülür davullar iniler dağlar
Harbiler çağrışır analar ağlar
Gürleyip Fiyahan'a konduğu çağlar
Şemseddin'den ubur etti Beğ-Dili

Döğüldü davullar, çekildi sancak
Koç yiğit atma talandı poncak
Hamed il-Abbas bu işi tuttu ancak
Göç ile düşmana vardı Beğ-Dili

Şeyh Efendi böyle çaldı kalemi
Namı tuttu Beğ-Dili'nin alemi
annek Süddoğlu Hüseyin Çelebi
Çarhacınız Cafer olsun Beğ-Dili »

Kara bayrak salsak Şark Evi yvrak Kara gün olanda aşiret gerek Şunda eyi bir nam kazandı Soyban Barak Bindi birin oma dikti Beğ-Dili Taş-Demirım de söyler özünden Methedelim Beğ-Dili'nin yazından Ala Bucak Kettele'nin düzünde Hamed'in sancağın bastı Beğ-Dili".

Beğ-Dililer iskan edildikleri yere Colap diyorlardı. Colab (Cul-lab) aslında Urfa'nın doğusunda bir köyün ve ırmağın adıdır. Evliya Çelebi Colab'tan bir kasaba olarak bahseder. Beğ-Dili boyu, Harran'ın altındaki Ayn Arüs ve Ağça-Kaleden Rakka'ya. varıncaya değin, Belih çayı boylarında yerleştirildiklerinde başlarında ulu beyleri olarak Boz-Koyunlu 'dan Firuz Beğ oğlu Şahin Beğ, kardeşi Ken'an Beğ ve Kurt Beğ vardı. Şahin Beğ bütün Beğ-Dili'nin başı gibi görünüyor. Şahin Beğ aynı zamanda Rakka'ya gönderilen bütün oymakların iskan başısı idi. İskan başılık devlet tarafından ihdas edilmiş olup, vazifesi oymakların iskan yerlerinde oturmalarına dikkat etmek ve aralarında nizam ve asayişi sağlamaktı. Buna karşılık iskan başıya Bulis sancak beğliği veriliyordu. İskan başılar oymak beylerinden tayin ediliyordu. Şahin Beğ'den sonra kardeşi Ken'an Beğ'in iskanbaşı tayin edildiğini biliyoruz.

Rakka bölgesine yerleştirilen Beğ-Dili ve diğer oymakların hatıralarında Şahin Beğ'in yerine babası Firuz Beğ geçiyor:

'Toplandık aşiret geldik
Colab'a Baş bend Firuz Beğ'in değil mi?
Emretti beğler konduk yan yana
Hacı Ali'nin yurdu Seylun değil mi?

Ondan aşağı Budak düzüldü
Bend sahibi ismi ismine yazıldı
Orda Berk Ağa'nın keyfi bozuldu
Torunların yurdu» Şirvan değil mi?

Yurd verildi Ulaşlı'nın beğine
O da kondu Berk Ağa'nın sağma
Firkat geldi Ağça-Kale dağına
Bayındır'ın yurdu Goncan değil mi?

Dedem-Oğlu, haymalarını kurulsun Çekilsin bayraklar mehter vurulsun Döğülsün kahven harbin çağrılsın Abdalların yurdu Ören değil mi".

Hatıralara göre Beğ-Dili boyunun beği iskan başı Firuz Beğ (hatıralarda: Feriz): "bu fena yerlerde yaşanmaz" diyerek bir kısım obalar ile beraber İran'a gitmiştir. Oymakların başında bulunan beğlerin Osmanlı devletinin kendilerine itibar göstermemesi, mevki vermemesi ve bilhassa devlet memurlarının haksız muameleleri karşısında İran'a gittikleri bir vakıadır. XV. yüzyıl ile XVI. yüzyılın ilk çeyreğindeki göçebe beğ ailelerinin daha sonra görülmemesinde onların İran'a gitmiş olmaları mühim bir amil olsa gerektir. İran'da ise onlar Türk asilzadesi arasına dahil ediliyorlar ve yüksek memuriyetlere geçiriliyorlardı. Bu sebeble Şahin Beğ'in (hatıralarda Firuz Beğ) İran'a gitmiş olduğu kabul edilebilir.

Nitekim şu şiir Firuz Beğ'in İran'a gittiğini açıkça anlatıyor:

"Seherden avazın bağrımı deler
Durnanın kanadı köz gibi yanar
Kaldırmış kanadın yavru baş sanar
Firuz Beğ Acem'e gitti (turnalar. «
Yedi atlı ile bindik Allah emanet Yetmiş bin evliya eylesin himmet Yurdumu beklesin oğlum Muhammed Firuz Beğ Acem'e gitti durnalar

Çağrışı çağrışı yayladan inifı inin
Ayn Elize bir semah dönün
Beğden izin oldu koruya koruya
Firuz Beğ Acem'e gitti durnalar

Benden selam eyle Hazna hatuna
Çıkarsın alları kara bağlasın
Küçük oğlu ile gönül eğlesin
Firuz Beğ Acem'e gitti durnalar."

Beğ-Dililer kendilerini yakıcı Rakka çöllerinde bırakıp Acem'e giden beylerini bir türlü unutamamışlar ve çocuklarına onun adını (Feriz şeklinde) koymak sureti ile hatırasını zamanımıza kadar yaşatmışlardır. Bu Firuz Beğ'in iskan başı Şahin Beğ olması muhtemeldir. Şahin Bey in Firuz Bey adında bir oğlunun mevcudiyeti de düşünülebilir.

Beğ-Dililer ve diğer Türk oymakları sonraları devlet tarafından da bir sürgün yeri olarak kabul edilen Rakka bölgesinde yalnız susuzluk ve kavurucu sıcaklar ile değil, Arab boyları ile de mücadele etmek zorunda kalmışlardır. Mücadele bilhassa pek kalabalık olan Tayy ve Aneze Arabları ile yapılıyordu. Çok nüfuslu ve çok savaşçı olan bu kabileler ile sayıca onlardan daha az olan Beğ-Dilinin ve diğer oymakların yiğitçe savaştıkları görülüyor. Rakka iskanı Türkmenlerinin Arablar, ile Rişvan ve Milli aşiretleri İle yaptıklan savaşlara dair birçok şiirleri zamanımıza kadar gelmiştir.

Şu güzel şiir bu mücadelelerle ilgili görünüyor:

"Rakka çöllerinden gelen gaziler
Rakka'nın da gonca gülü soldu mu?
Yeniden bir haber duydum oradan
Cerid Bekir öldü derler öldü mü?

Cerid Bekir öldü ise kırıldı kilit
Yolumuza çöktü bir kara bulut
Gördülü Kerim 'le Bayındır Halit
Kolu bağlı cellatlara vardı mı?

Kul Sadun'um der ki bulamadık vefa
Hükmümüz geçerdi şol
Kaftan Kafa Ulaşlu oğlu Hacı Mustafa
Alayları bölük bölük böldü mü?".

Şiirde görüldüğü üzere, bu savaşlarda ün almış yiğitlerin adlan geçiyor ve Cerid Bekir'in ölümünden duyulan teessür anlatılıyor. Ceridlerden bir oymağın da Beğ-Dililere komşu olarak Belih Çayı kıyısına yerleştirildiklerini biliyoruz. Bu Sil Süpür Ceridi olup şimdi Kırşehir ile Keskine bağlı köylerde oturmaktadır. Barakların da aslında bir Cerid obası olduğu fikrinde bulunduğumuzu evvelce söylemiştik Beğ-Dili boyu Rakka bölgesine alıştı ve hatta hatıralara bakılır ise kendisini, tehlikeli düşmanları Arab boylarına saydırdı. Hatıralara göre bir kervan soygunundan dolayı Haleb valisi Abbas Paşa Rakka'daki Türk oymaklarının üzerine yürüyerek onların dağılmalarına sebeb olmuştur.

Şu şür Türkmenlerin Abbas Paşa ile savaştığını gösteriyor:

"Evvelce gelmişiz iskan olanda
Dağıttın Culab'ı sen Abbas Paşa
Aşiret! siz de bakın böyle zamana
Dağıttın Culab'ı sen Abbas Paşa"

Haydarlı, Çelebi çıksın bir yana Arablı,
Kadirli döndü aslana
Dört çevremiz döndü kana dumana
Dağıttın Culab'ı hey Abbas Paşa

Güneçle, Ulaşlı dövüşe insin Bayındırlı,
Kazlı arkada dursun Torunla,
Şark-Evli hazırlık görsün
Dağıttın Culab'ı hey Abbas Paşa

Mehmed Beğ'im derki belim büküldü
Gözüm yaşı sinelere döküldü
Dağıldı aşiretim, bendim söküldü
Dağıttın Culab'ı sen Abbas Paşa".

Böylece Abbas Paşa'ya yenilen Beğ-Dili, Barak ve diğer oymaklar Colab'ı terkederek dağılıyorlar.
Bu hadisenin XIX. yüzyılda olduğu anlaşılıyor. Rakkadan ayrılan Beğ-Dililerin mühim bir kısmı Anteb'in güney yöresine yerleşmişlerdir. Onlardan altı obanın köyleri Suriye toprağında bulunmaktadır. Arablı obasına mensup köylerin çoğu Türkiye'de, üç köy de (Çörten-Hüyüğü, Teleyli, Ağdaş) Suriye'dedir. Kara-Şeyhi obası köyleri de tamamen Türkiye'de ise de, Bekmişli obası köyleri Suriye'de kalmıştır. Bekmişliden başka Kazlı, Güneç--Bayraktar (eski Güneş obası), Kadirli, Hacı-Mahı, Haydarlı, Çelebi obalarının köyleri de Suriye toprağında bulunmaktadır.

Beğ-Dililer toprağa yerleşeli uzun bir zaman olduğu halde son boy teşkilatlarım unutmamışlardır. Rakka bölgesine yerleşme ve onu takib eden olaylara dair hatıralar hala canlı bir şekilde yaşatılmaktadır. Avşarların nasıl kovgunlara dair şiirleri var ise onlar da, bazılarım yukarıda dercettiğimiz iskana, göçebe Arablara ve diğer oymaklar ile savaşlarına dair şiirlere sahiptirler.

3. Boz-Ulus:

Boz-Ulus arasındaki Beğ-Dili kolunun Kuzey-Surtyede yaşayan ana Beğ-Dili boyundan ayrılmış bir oymak olduğu evvelce söylenmişti. Kanuni devrindeki Boz-Ulus arasmda yaşayan Beğ-Dili oymağı 200 vergi evi kadardır, n. Selim zamanında bu Beğ-Dili oymağı daha kuvvetli bir teşekkül haline gelmiştir. Doğan ve diğer kethüdaların idaresinde bulunan bu Beğ-Dili oymağı o zaman (II Selim devrinde) 615 vergi evi idi.
996 (1587-1588) tarihinde bu Beğ-Dili oymağının başmda bulunan Uşak, Mehmed ve Doğan-Oğlu'na bir hüküm yazılmıştır. Bu hükümde adı geçen kethüdalardan devlete isyan etmiş olan ve soygunculuk yapmağa başlayan Rahbe Beğl Abdurrahman ile Ruha (Uıfa) beği Zührab'ı yakalamaya memur edilen eski Rakka beğler-beğisi Mehmed Paşa'ya yardımda bulunmaları istenmiştir.

4. Tarsus :

Bu bölgedeki Varsak boylarının en büyüklerinden biri olan Kusuur teşekkülü arasında 54 vergi nüfuslu Beğ-Dili adlı bir oymak görülmektedir. Bu Beğ-Dili oymağı Kanuni devrinde sahip bulunduğu bazı ekinliklerde çiftçilik yapmakta idi.

Kaynakça
Kitap: OĞUZLAR
Yazar: Faruk SÜMER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: OĞUZLAR'IN BEĞ-DİLİ BOYU

Mesajgönderen TurkmenCopur » 25 Ara 2010, 06:50

5. İç-İl:

Bu bölgedeki belli başlı oymaklardan biri de Beğ-Dili boyuna mensup bulunmaktadır. Bu Beğ-Dili oymağının daha n. Bayezid devrinde umumiyetle Gülnar kazasına bağlı olan köylerde yerleşmiş olduğu görülüyor. Sayısı 14'ü bulan bu köylerden bir kısmı adlarım bugüne kadar muhafaza etmişlerdir. Bu Beğ-Dili köyleri şunlardır: Kara-Ağaç (46 vergi nüfuslu), Ukı-Kaşağı (39 vergi nüfuslu), İncircek (32 vergi nüfuslu), Berçem (25 vergi nüfuslu), Emir Hacı (22 vergi nüfuslu), Karaca-Viran (52 vergi nüfuslu), Kuru-Dere (19 vergi nüfuslu), Lapa (62 vergi nüfuslu), Dırnakla (33 vergi nüfuslu), Gerçelik (7 vergi nüfuslu), Ulu-Çir (95 vergi nüfuslu), Yas-Pınarı (8 vergi nüfuslu).

Bunlardan başka bu Beğ-Dili oymağının henüz yerleşmemiş bir kolu da görülmektedir. 56 vergi evinden müteşekkil bulunan bu yerleşmemiş Beğ-Dili kolu İç-İl sancağı dahilinde dağınık bir halde yaşamakta idi.
İç-İl sancağında yaşayan Beğ-Dililer'in başındaki aile defterlerde Evlad-ı Beğ-Dili, yani Beğ-Dili oğulları olarak anılıyor.

6. İran Beğ-Dilileri:

Kuzey-Suriye Türkmenlerinin Safevi devletinin kuruluşuna bilhassa Şumlu adı altında katılmış bulunduklarını evvelce söylemiştik. Daha Şah İsmail'in babası Şeyh Haydar zamanındaki Safevi müridleri arasmda Şamlular'ın kalabalık bir halde bulundukları görülüyor.

Safevi devletinin dayandığı en başta gelen Türk boylarından biri olan Şamlu boyu başlıca Beğ-Dili, İnalla (daha sonraları İnanla) ve Hudahendelu (Harbendelü) obalarından meydana gelmişti. Daha sonra bu boya Avcı, Balabanla, Biçerlü, Arabgirlü ve Kerametli! gibi obalar da katılmıştır. Bunlardan Harbendelü (Hidabendelü)'nin Beğ Dili'nden çıktığı daha önce bir ihtimal olarak ileri sürülmüştür. İnallu için de böyle bir tahmin de bulunabilir.

Şamlular, daha önce de işaret edildiği gibi, Şah Abbas devrinde diğer bütün Kızıl-Baş boylarını geçerek birinci mevkii almışlardır. Bu devirde en fazla emir bu boydan çıkmıştır. Şamlular Şah Abbas'ın halefi Şah Safi zamanında da bu mevkilerini muhafaza etmişlerdir.

Şamlular arasındaki Beğ-Dili kolunun bu boyun hakim ve sev-kedici obası olduğu anlaşılıyor. Bu sebeble Safevi devletinin kuruluşuna katılmış bulunan Şamlu Abdi (abidin) Beğ ve oğlu meşhur Durmuş Han'ın Beğ-Dilinden olması muhtemeldir.

Şah Tahmasb'a karşı saltanat davasına kalkışan kardeşi Elkas Mirza'nın adamlarından olup soma ondan ayrılarak Tahmasb tarafına geçen Bereket Halife'nin Beğ-Dilinden idiğini biliyoruz. Sultan Muhammed devrindeki emirlerden Ahmed Beğ de Beğ-Diliden idi. Ahmed Beğ 1002 (1593-1594) tarihinde Şah Abbas tarafından Luhican durugalığına tayin edilmiştir.

Biraz yukarıda işaret edildiği gibi, Şah Abbas'ın Şamlu boyu beylerine karşı yalan bir teveccühü olduğu görülüyor; devrinde bu boydan büyük emirler yetişmiştir Şamlu emirlerinden Beğ-Dili obasına mensup olduklarını bildiğimiz (yukarıda adı geçen Ahmed Beğden başka) beş kardeş vardır ki, bunlar Şah Abbas'ın yakınları arasında idiler.

Bu beş kardeş şunlardı:

Muhammed Beğ, Haydar Beğ, Saru Beğ, Kapan Beğ, Zeynel Beğ, Bunlardan Şah Abbas'ın yakınlarından olan Muhammed Beğ 1022 (1618-1619) yılında ölmüş ve malı öz kardeşi, harem eşik ağası başı Haydar Sultan'a kalmıştır. Haydar Sultan da 1028 (1618-1619) de öldü ve zengin serveti oğlu Nuruddehr'e kaldı. Bu sevilen bir genç idi. Nuruddehr bu devirdeki bazı seferlere katılmıştır. Saru Beğ'e gelince, o, 1011 (1602-1603) yılında Osmanlı ordusu ile yapılan savaşta yararlık göstermiştir. Kendisi 1021 (1612-1613)'de Saru-Gurkan ve Gaverud (Kirman-Şah. bölgesinde) hakimi olup, 1033 (1623-1624)'de Hille hakimliğine tayin edilmiştir. Kardeşlerinden Kapan Sultan'a 1018 (1609-1610)'de Osmanlılardan geri alınan Urmiye kalesi hakimliği verilmişse de 1024 (1615)'de gafleti yüzünden kalenin Kürdlerin eline geçmesi sebebi ile kardeşlerine riayeten yalnız vazifesinden azledilmekle yetinilmiştir. Zeynel Beğe gelince o da Şah Abbas'ın yakınlarından olup Tuşmal başı idi. Hükümdarı tarafından sevilen Zeynel Beğ'in Abbas'ın ölümünde eşik ağası başı ve aynı zamanda Rey hakimi bulunduğunu biliyoruz.

Şah Abbas devrindeki Beğ-Dili beylerinden biri de Gün-Doğmuş Sultan idi. Gün-Doğmuş Sultan Şah Abbas'ın birinci Bağdad seferinde Kerkük yöresindeki Tuukta bulunuyordu. Buradan Şah'ın katına gelen bu Beğ-Dili emiri Şah'ın hizmetine girerek ondan sultanlık ünvanını almıştır. Gün-Doğmuş Sultan Azerbaycan'da, muhtelif yerlerde olmak üzere, dirliklere (tiyulat) sahip bulunuyordu. Osmanlı ülkesinde Şah Abbas'ın hizmetine giren bu Gün-Doğmuş Sultan ile buyruğundaki Beğ-Dililer'in Boz-Ulus arasındaki Beğ-Dili oymağından olduğu anlaşılıyor. Daha önce bir kaç defa ehemmiyetle belirtildiği üzere Anadolu'dan İran'a yapılan Türkmen göçlerinin XVII.yüzyıla kadar sürdüğü anlaşılıyor. Komşu devletler kuvvetlenmesin diye at ihracını bile şiddetle yasaklayan Osmanlı devleti bu göçleri durdurmak için esaslı tedbirler olamamış, Türkmen beylerine ve diğer ileri gelenlerine sipahilik bile vermemiştir.

Şah Abbas'ın halefi ve torunu Şah Saf! zamanında (1628-1642) yukarıda kendisinden bahsettiğimiz Zeynel Beğ saltanat vekilliğine kadar yükselmiştir. Fakat, onun 1039 (1630) yılında Veziri Hüsrev Paşaya yenilmesi üzerine hayatına son verilmiştir. Bu devirdeki Beğ-Dili emirlerinden biri de Nakdi Beğ idi. Bu emirin Zeynel Han ile akraba olup olmadığı bilinemiyor. Şah Safinin hükümdarlığının ilk yılında Ferraşharıe daruğası olan Nakdi Beğ, hanlık rütbesi ile 1042 (1633 -1634) yılında Merv ve aynı yıl içinde Kuh-Giluye hakimliğine tayin edilmiştir. Kendisi Bağdadın IV. Murad tarafından 1637 de istirdadı üzerine Osmanlı ordusuna esir düşmüştür. Bundan dolayı Kuh-Giluye valiliğine Ferraşhune darugası oğlu Zeynel Beğ tayin edilmiş, Ferraşhane darugalığı da merhum Zeynel Han'ın oğlu Haydar Beğ'e verilmiştir.

H. Abbas'ın (1642-1667) hükümdarlığının ilk yıllarında yukarıda adı geçen Saru Beğin oğlu Safi Kulu Beğ Sultaniye ve Zencan hakimi olmuştur. Daha önce de işaret edildiği gibi, XVIII. yüzyılda Şamlu boyu diğer birçok boylar gibi zayıf bir duruma düşmüş, bu sebeble bu yüzyılda Şamludan pek az emir çıkmıştır. Bunlar arasında Beğ-Dili'den, Afşar Şah-Ruh Sultan'ın hizmetinde Muhammed Han ve Mustafa Han kayda değer. Aynı yüzyılda yaşamış olan tezkire sahibi Lutf Ali Beğ'in de Beğ-Dili'den olduğunu kaydedelim. Yukarıda adı geçen Mustafa Han, Lutf Ali Beğ'in amcası veya amcasının oğlu idi.

Şamlu boyunun İnalla (İnanla) obası Şahı-Seven olarak varlığını zamanımıza kadar devam ettirmiştir. Bugün, Hemedan bölgesinde tamamen yerleşmiş bir halde köylerde yaşayan Kara-Gözlü oymağının Şamlu boyunun bir kalıntısı olmakla beraber, bu boyun hangi obasından veya obalarından geldiği henüz tayin edilememiştir. Şimdi İran'da Beğ-Dili adında ehemmiyetli bir teşekküle rastgelinemediğine göre Kara-Gözlülerin Beğ-Dilinin torunları olmaları muhtemeldir.

Bu bahse son verirken, Etrek ve Gürgen çayları arasında yaşayan Türkmen Göklen topluluğuna mensup oymaklardan (taife) birinin de Beğ-Dili olduğunu söyliyelim.

Bu Beğ-Dili oymağı 1863 yılında şu kollara ayrılmakta idi:

Pank, Aman-Hoca, Boran, Karışmaz. Fakat Göklen Beğ-Dili oymağının nüfusu pek fazla değildi. 1840 tarihinde bu oymağın 400 aileden müteşekkil bulunduğu söyleniyor.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Oğuz Boyu

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Bing [Bot] ve 1 misafir