Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kara-Koyunlu Nasireddin Kara Mehmed (1380-1389)

Burada Kara-Koyunlu Devleti hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Kara-Koyunlu Nasireddin Kara Mehmed (1380-1389)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 23:36

Nasireddin Kara Mehmed (782-791 = 1380-1389)

İbn-Hacer, Bayram-Hoca'nm yerine kardeşi Berdi-Hoca'nın geçtiğini söylüyorsa da, Bayram-Hoca'dan sonra Kara-Koyunlular'ın başı Kara-Mehmed olmuştur. Hafız-i Ebru'ya ve Ayni'ye, göre, Kara-Mehmed, Bayram-Hoca'nın kardeşinin oğludur. Ayni istisna edilirse, İbn ul-Furat, Makrizi, İbn-Hacer ve diğer Memluk müverrihleri Kara-Mehmed'i Bayram-Hoca'nın oğlu şeklinde gösterirler. El-Giyasi ile eserlerini XVI. yüz yıl içinde yazmış olan İran müverrihlerinden Kazvinli Yahya, Gaffari, Rumlu Hasan Beg, Bayram-Hoca ile Kara-Mehmed arasına Türemiş (y) adını koyarak birincisini, ikincisinin dedesi gibi zikrederler. Fakat onlar da bu Türemiş'e dair hiç bir bilgi vermezler.

Bu mesele üzerinde kesin bir hükme varmak mümkün olmamakla beraber, biz şimdi Kara-Mehmed'in, Bayram-Hoca'nın yeğeni olduğu hakkındaki ifadenin daha doğru olduğu kanaatındayız. Bu suretle İran'lı müelliflerin zikrettikleri Türemiş'i de Kara-Mehmed'in babası olarak kabul edebiliriz. Berdi-Hoca, Bayram-Hoca'dan sonra da Musul emiri olarak kalmış ve oğlu Yar-Ali orada kendisine halef olmuştur.

Kara-Mehmed, ülkesinin haiz olduğu coğrafi şartlar, zamanındaki siyasi vaziyetin icabı olarak ve bilhassa faal şahsiyeti sayesinde, devrinde Doğu-Anadolu, İran, el-Cezire ve Suriye'deki hadiselere karışmış ve Timur'un hücumuna karşı kendisini muvaffakiyetle müdafaa etmiştir.

a) Kara-Mehmed'in Celayir şehzadesi Şeyh Ali'yi yenmesi:

Zayıf bir şahsiyet olan Celayir hükümdarı Sultan Hüseyin b. Üveys 784 (1382) yılında kardeşi Ahmed tarafından katledilmiş ve Ahmed, Tebriz'de Celayir tahtına oturmuştu. Bunu Bağdad'ta haber alan Sultan Hüseyin ve Ahmed'in kardeşi Şehzade Şeyh Ali, kumandanı Pir Ali Bar Beg ile beraber asker toplayarak Azerbaycan'a yürüdüler. Sultan Ahmed, bulunduğu Tebriz'de hazırlanarak kardeşini Tebriz yakınındaki Heftrud'ta karşıladı. Fakat ordusunun sol kol kumandanı Ömer-i Kıpçaki'nin birçok emirler ile gece yarısı kardeşinin tarafına geçmesi üzerine Sultan Ahmed'in yanındaki diğer emirlere de itimadı kalmayarak muharebeye başlanmadan aynı gece kaçıp Nahçivan yöresinde, Pir Ömer-i Nahçivani'nin mezarı civarında Kara-Koyunlu begi Kara-Mehmed'e ulaştı. Sultan Ahmed'in bu sırada Kara-Mehmed'in damadı olduğu hakkında Hafız-i Ebru ve diğer farsça eserlerde bir şey söylenmiyor. Eğer İbn Hacer'in sözlerinde kronolojik bir hata yoksa Ahmed'in bu esnada Kara- Mehmed'in güveyisi olduğu kabul edilebilir.

Şehzade Şeyh Ali ve kumandanı Pir Ali, Sultan Ahmed'in kaçmasından sonra Tebriz'e geldiler; fakat burada fazla eğlenmeyerek onun arkasından gittiler. Kara-Mehmed bunu işittiği zaman yanına gelmiş olan Sultan Ahmed'e: "biz senin için bu hususta çalışacak ve muharebe edeceğiz. Şu şartla ki sen nökerlerin ve askerinle kımıldamayarak kendi yerinde durasın ve hiç hareket etmeyesin ki biz kararlaştırıldığı gibi onlarla savaşalım; fakat şu şartla ki düşmandan elde edilecek ganimet (olca) bize ait olacaktır ve senin askerlerinin onda gözü olmayacak ve ona tama' etmeyeceklerdir. Eğer ganimete el uzatırlarsa aramızda ihtilaf ve münazaa çıkar" demiştir. Görülüyor ki Kara-Koyunlu Türkmenleri XI. yüzyılda Yakın-Doğu'yu fetheden kardeşleri gibi ganimete büyük bir ehemmiyet vermektedirler.

Sultan Ahmed Kara-Mehmed'in söylediği bu şartlan kabul etti. Bunun üzerine Kara-Koyunlu begi ordusunu topladı. Sayısı beş bine varan bu ordu her biri üç yüz kişiden müteşekkil olmak üzere muhtelif muharebe birliklerine (koşun) ve her birlik de otuz manga(destçe)'ya ayrılmıştı. Kara-Mehmed birliklerden birer manganın yalnız ok atarak bağlı bulundukları birliklerin önünde yürümelerini ve düşman hücum ettiği zaman kaçmalarını talim ettirmişti. Bu esnada aynı birliğe mensup diğer on kişi bu kaçanların yardımına koşarak, onları kovalayanlara ok atmak suretiyle düşman koşunlarının tertip ve nizamı bozulacak ondan sonra bütün muharebe birlikleri mukabil hücuma geçerek düşmanı mağlup edeceklerdi.

Gerçekten Kara-Mehmed az sonra karşısında mevki alarak hücuma geçen Şehzade Şeyh Ali ordusunu, kullandığı bu muharebe usulu ile ağır bir mağlubiyete uğratmıştı. O derece deki Şeyh Ali'nin onbeş-yirmi bin kişilik (kırk bir koşun; her koşun umumiyetle 300-500 kişiden teşekkül ediyordu) ordusu tam bir bozguna uğramış; kendisi ve kuman-danı Pir Ali ile iki bine yakın asker muharebe meydanında kalmıştır. Bu muzafferiyet üzerine Türkmenler"in eline pek çok ganimet geçti. Tarihlerde Kara-Koyunlular ile Sultan Ahmed'in askerleri arasında bu hususda bir hadise çıktığından bahsedilmiyorsa da Ahmed'in muharebeyi müteakip derhal Tebriz'e döndüğüne bakılırsa kendisinin Kara-Koyunlu beginin yanında daha fazla kalmaktan çekindiğine hükmedilebilir. Fakat bu husus ne olursa olsun, bu zafer Kara-Koyunlu beginin kuvvet ve şöhretini arttırdığı gibi, şüphesiz, Sultan Ahmed'e de Celayir tahtını kat'i olarak temin etmiştir.

Kaynakça
Kitap: Kara Koyunlular
Yazar: FARUK SÜMER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Kara-Koyunlu Nasired-din Kara Mehmed (1380-1389)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 23:38

b) Döğer Begi Salim'in Musul hacılarını soyması ve Kara-Mehmed'in onun üzerine yürümesi:

Kara-Mehmed'i ertesi yıl (785 = 1383) Suriye'de görüyoruz. Çünkü Ca'ber hakimi bulunan Suriye Düğerleri'nin begi Salim, Kara-Koyunlu beginin teb'ası olan Musul hacılarının yollarını keserek mallarını elinden almıştı. Kara-Mehmed yine aynı ülkedeki BozDoğan boybegisi Ziya ul-Mülk'ü de ittifakına alarak Salim'in üzerine yürüdü. Sultan Berkuk'un Haleb naibi meşhur Yel (Yol?)-Buğa el-Nasiri, bu hadise ile alakalı olarak Ruha (Ur/a)'ya geldiği sırada Kara-Mehmed ve müttefiki Boz-Doğan oğlu Ziya ul-Mülk, on iki binden ziyade bir kuvvetle Salim'e hücum ederek onu bozguna uğrattılar. Bu muzafferiyet üzerine galipler, Salim Beg'in obalarını yağma etmek suretiyle pek çok ganimet ele geçirdiler. Döğer begi Kal'at ul-Müslimin'e doğru kaçmıştı. Lakin Kara-Mehmed etrafı yağmalayarak kendisini şiddetle takip ediyordu. Salim bu takipten güçlükle kurtularak - Memluk devletini kızdıran bir hareketinden dolap - kefeni boynunda olduğu halde vak'ayı uzaktan seyretmekte olan Haleb naibi Yel-Buğa el-Nasiri'ye dehalet etti.

c) Mardin'in muhasarası:

Bu hadiseden bir yıl sonra (786 = 1384) Kara-Mehmed kızı ile evlenmek maksadiyle Mardin hükümdarı Mecduddin İsa'ya elçiler gönderdi. Fakat Melik İsa bunu reddetti. Bu sebebten Kara-Koyunlu begi Musul'dan hareketle Mardin üzerine yürüdü. Bunu haber alan Mardin hükümdarı Hısn-Keyfa hakiminden yardım alarak Kara-Mehmed'e mukavemet etmek istedi isede Feyyaz kumandasındaki ordusu Kara-Koyunlular'ın bir baskını karşısında perişan oldu. Bu mağlubiyet üzerine Melik Isa kız kardeşini vermeğe razı olarak iki taraf arasında barış yapıldı.

ç) Kara - Mehmed'in Mısır'a elçi göndermesi ve Ak - Koyunlular'la muharebe:

Kara-Mehmed 787 (1385) yılında Musul ile Mardin arasındaki arazinin sahibi olan amcası Mısır-Hoca'yı Kahire'ye göndererek Sultan Berkuk'tan iki düşmanının hücumuna uğradığı için kendisine ilticaya ve Suriye'yi geçmeye müsaade etmesini rica etmiştir.

Kara-Mehmed'in bu ricası belki, bu esnada Yafcm-Doğu'da görülen ve kendisini de tehdit eden Timur tehlikesiyle ilgili olabilir. Fakat öbür düşmanının kim olduğunu tahmin etmek güçtür.

Bu sırada Kara-Koyunlu beyinin başka bir bölgede mücadeleye atılmış olduğunu görüyoruz. Gerçekten biraz önce Ak-Koyunlular'a yenilmiş olan Erzincan hükümdarı Mutahharten, Kara-Mehmed'ten yardım istemiş, o da Kara-Koyunlular ile Ak-Koyunlular arasında eskiden beri sürüp gelen düşmanlık sebebiyle Mutahharten'in teklifini kabul etmişti. Kaynakların çoğunda bu iki Türkmen oymağı arasındaki "adavet-i kadime" ye işaret edildiği halde bunun sebebinden bahsedilmez. Pek muhtemeldir ki bu eski düşmanlığın sebebi, çok defa vaki olduğu gibi, arazi ihtilafı veya üstünlük davası ile alakalıdır. Mutahharten ile birleşen Kara-Mehmed Ak-Koyunlular'ı dar bir yerde sıkıştırarak onları fena halde bozguna uğrattı. Bu galibiyet o kadar kat'i oldu ki, ağır kayıplar veren Ak-Koyunlular, Sivas-Kayseri hükümdarı Kadı Burhanuddin'e iltica etmeğe mecbur kaldılar.

d) Timur'un Kara-Koyunlular'a hücumu:

789 (1387) yılında Kara-Koyunlular, bizzat kendi varlıklarını tehdit eden büyük bir tehlike ile karşılaştılar. Gerçekten 788 (1386) yılında Batı-İran'ı zaptetmiş olan Timur aynı senenin kışında Karabağ'-da bulunuyor ve Doğu-Anadolu'nun istilasına hazırlanıyordu. Timur bu istilaya hazırlanırken Kara-Mehmed'i hacc kafilelerine ve ticaret kervanlarına tecavüz etmekle itham ediyordu. Asıl sebeb ise Kara-Mehmed'in Timur'a itaat etmemesi idi. Timur 789 (1387) yılı baharında Nahçivan'dan kalkarak ağırlığın Aladağ'da kalmasını emretmiş ve bizzat kendisi de ılgarla Kara-Koyunlular'ın üzerine yürümüştü. Aydın kalesi de denilen Bayezid (bugünkü Doğu-Bayezid) kalesine gelen ve Aydın ulusunun istila önünden kaçarken bırakmış olduğu davarları ordusuna yağma ettiren Çağatay hükümdarı, buradan Kara-Mehmed'in oğullarından Mısır Hoca'nın elinde bulunan Avnik kalesine erişti. Timur bu kalenin heybet ve metanetini görerek buranın zaptına girişmedi; Avnik önünden sür'atle Erzurum'a varıb bu şehri aynı günde aldı ve oradan Çapakçur suyu kenarına geldi. Timur burada ordugah kurarak ordusundan seçtiği üç tümeni Kara-Mehmed'in üzerine gönderdi. Bu tümenlerden birisine bizzat hükümdarın büyük oğlu Miran-Şah kumanda ediyor, diğer bir tümenin başında Mehmed Mir, üçüncü tümenin ise Şeyh Ali, ikbal-Şah Yargucu ve Tilek Kavçin bulunuyorlardı. Kara-Mehmed'e gelince, o Çapakçur yöresine kadar ric'at ettikten sonra sarp geçit ve boğazlan tutarak müdafaaya hazırlanmıştı. Hafız-i Ebru ve Şerefuddin Ali-i Yezdi'nin sözlerine göre, Kara-Mehmed'in üzerine giden Miran-Şah bol ganimetle geri dönmüştür. Fakat Mehmed Mir ve diğer tümenin kumandanları aynı tali'e mazhar olamamışlar, sarp dağ geçitlerinde Kara-Mehmed tarafından geri dönmeye mecbur edilmişlerdir. Bu çarpışmalar esnasında Lala Hoca ve Giyasuddin-i Barlas'ın oğlu Şah Melik Kara-Koyunlular tarafından öldürülmüşlerdir.

Bu hadiselerin en yakın müşahidi, Ermeni müverrihi Medzoplu Toma'dır. Bu müverrih bize Kara-Koyunlular'ın Çağataylar'a karşı gösterdikleri şiddetli müdafaanın bazı sahnelerini tasvir eder. Ona göre, Timur'un bütün ordusuyla üzerine gelmekte olduğunu öğrenen Kara-Mehmed, onun önünden sür'atle geri çekilerek Çapakçur havalisine gelmiş ve buradan birdenbire geri dönüb Çağataylar'a hücum etmiştir. Kara-Mehmed ve askerleri fevkalade bir yiğitlik göstermek suretiyle Timur'u yenerek firara mecbur etmişler, ordusunun kumandanı olan Loghmaghan (Lala Hoca?)'ı askerlerinden bir kısmı ile birlikte öldürmüşlerdir. Geri dönen Timur Muş sahrasına gelmiş ve oradan da Erciş ve Malazgird'e gitmiştir. Yine aynı müverrih evvelce Kara-Mehmed'in maiyyetinde olup, o zaman kendisinden ayrılmış bulunan Pir Hasan'ın Timur'un bir birliğine karşı kazandığı bir galebeyi de anlatmaktadır. Pir Hasan, ilk önce Muş'un güneyindeki Khouth sıra dağlarının en yüksek zirvesi olan Marath tepesine doğru çıkmaya başlamış, sonra geri dönerek Çağataylar'a saldırmıştır. Pir Hasan ve buyruğundakiler görülmemiş bir yiğitlikle döğüşerek Timur'un askerlerini kat'i bir mağlubiyete uğratmışlardır. Kanlı savaşı ovanın yanındaki dağdan seyretmekte olan bir Ermeni, Türkmenler' den Maruf adlı bir kahramanın yalnız başına düşmandan yüz kişiyi öldürdüğünü müverrihe anlatmıştır. Çağataylar verdikleri iki binden ziyade kayıptan dolayı büyük bir korkuya kapdarak kaçmaya başlamışlar, fakat bunlar da Pir Hasan'ın zaferinden cesaretlenerek dağlardan aşağıya inen Ermeni ve Kürdler tarafından perişan edilmişlerdir. Arz-ı inkıyad etmiş olan Muş emirinin yardımiyle muharebe meydanına gelen Timur, ordusunun verdiği ağır telefat karşısında büyük bir hiddete kapılmış ve Muş emirine kendisini Pir Hasan'ın bulunduğu yere götürmesini emretmiştir. Lakin Muş emiri Pir Hasan'ın arkasından gitmenin mümkün olmadığını, çünkü onun Marath dağına çıktığını ve ona yetişmek için çok ağır kayıplara uğranılacağını söyleyerek Timur'u bu fikrinden vazgeçirmiştir.

Mısır müelliflerine gelince, bunlar 789 (1387) yılı vak'aları arasında Kara-Mehmed'in, kendi üzerine yürümüş olan Timur'un oğlu tarafından bozguna uğratılarak sür'atle Malatya civarına kadar kaçtığını söyledikten sonra, hemen bunun arkasından Kara-Mehmed'in Timur'un oğluna mağlup değil, aksine galip geldiğini yazarlar. İbn ul-Furat ve İbn Dokmak Kara-Mehmed'in dağlardaki Kürdler'i etrafına toplamak suretiyle bu galebeyi sağladığını da ilave ederler.

Muhtelif kaynakların bahsedilen bu ifadelerinden hadisenin cereyan tarzı hakkında şöyle bir hulasa yapmak ümkündür:

Timur'un üzerine yürümekte olduğunu öğrenen Kara-Mehmed, süratle onun önünden çekilerek Çapakçur çevresine gelmiş ve burada sarp geçit ve boğazları tutarak Timur'un üzerine gönderdiği kuvvetleri perişan etmiştir. Dağlarda mevki almış olan Kara-Mehmed'i ele geçiremiyeceğini anlayan Timur, Muş sahrasına vasıl olmuş ve burada yaylamakta olan oymakları garet ettikten sonra Ahlat önüne gelmiştir. Ahlat'ı ve sonra adil cevaz'ı zapteden Timur, ağırlığın bulunduğu Aladağ'a yönelmiş ve burada Abaka Sarayı çayırlığında biraz oturduktan sonra, yeniden Van gölü havzasına inerek, Van şehrini almış ve oradan İran'a dönmüştür.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Kara-Koyunlu Nasired-din Kara Mehmed (1380-1389)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 23:38

e) Mintaş, Kadı Burhanuddin ve Kara-Mehmed arasında Berkuk'a karşı ittifak yapılması:

Aynı yılın sonlarında Kara-Mehmed, Sultan Berkuk'a karşı isyan etmiş olan Türk emirlerinden Mintaş ve Kadı Burhanuddin arasında bir üçlü ittifak yapddı. Hatta, Mintaş, Kadı Burhanuddin'e adam göndererek sahibi bulunduğu Malatya'yı gelip tesellüm etmesini, kabul etmediği takdirde şehri Kara-Mebmed'e vereceğini söylemişti.

f) Kara-Koyunlular' in Tebriz'e girişi:

Timur'un Toktamış'ın hücumundan dolayı Maveraünnehr'e dönüşünü fırsat bilen Celayir emirlerinden Şebli ve Şah Ali, Tebriz'e gelerek şehre hakim olmuşlardı. Aynı senenin baharında Sultan Ahmed'in Tebriz'e gelmek maksadiyle Bağdad'tan yola çıktığı şayiası üzerine bunlar şehirden ayrılarak Meraga'ya gittiler. Sonra bu şayianın aslı olmadığı anlaşıldı. Bu sırada Tebriz'de bulunan Devletyar, Kara-Mehmed'e haber göndererek onu şehrin zaptına teşvik etti. Cumadelulanın 18inde (24 Mayıs) Türkmenler Tebriz'e girib adlan geçen Celayir emirlerinin naiblerini yakalayarak şehre hakim oldular; bunu müteakip Şebli'nin arkasına düşerek ona Koruk-i Heştrud'ta yetişdiler; ordusunu perişan ve kendisini de öldürdüler. Şah Ali ise dilenci kıyafetine girerek kaçmaya muvaffak olmuştu. Bu malumatın kaynağı olan Hafız-i Ebru, Kara-Mehmed'in Ak-Koyunlular tarafından öldürülmesi üzerine, Türkmenler'in Tebriz'i Çalık ve Kara-Bistam'a teslim ederek çekilip gittiklerini yaz-maktadır125. Lakin bu müellif Kara-Mehmed'in Ak-Koyunlular tarafından katledildiğini söylemekle yanılmıştır. Türkmenler'in Tebriz'den ayrılmaları olsa olsa Kara-Mehmed ile rakibi Pir Hasan arasında başlamış olan mücadele ile alakalı olabilir. Çünkü İbn Hacer, aynı yıl (790) olaylarından bahsederken, Kara-Mehmed ile Kara (Pir)-Hasan b. Hüseyin Beg arasında ihtilaf çıktığını ve bunun şiddetlendiğini kaydetmektedir. Hemen bütün Mısırlı müellifler aynı yılın Zilhicce (Aralık) ayında Kara-Mehmed'in Kahire'ye elçisinin gelerek, metbuunun Tebriz'i aldığım ve orada Sultan adına hutbe okutup sikke kestirdiğini ve Sultan'ın da buna teşekkür ettiğini yazarlar.

g) Kara-Mehmed'in Pir Hasanla savaşması ve öldürülmesi:

791 yılı Rebiül-ahir ayında (Nisan 1389) Kara-Mehmed ile Mardin hükümdarı Melik uz-zahir İsa'nın Kahire'ye elçileri gelerek Sultan Berkuk'tan, kendisine isyan etmiş olan Haleb valisi Yel-Buğa el-Nasiri ile muharebe etmelerine müsaade vermesini rica etmişlerdir. Fakat Berkuk, bunu nazikane bir şekilde reddetti. İşte tam bu esnadadır ki Kara-Mehmed'in katli hadisesi vukubuldu. İbn-Hacer'e göre, Kara-Mehmed, yine aynı ayda (Nisan) Kara-Hasan adındaki diğer bir Türkmen emiriyle yaptığı muharebede yenilmiş ve kendisi de muharebe meydanında kalmıştır. Ermeni müverrihi Medzoplu Toma'nın, Ebu-Bekr-i Tihrani gibi Pir Hasan olarak yazdığı bu Türkmen emirinin Kara-Mehmed'ten başka onun oğlu Bayram'ı da öldürdüğünü söyler. İbn ul-Furat ve Ayni'ye göre Kara-(Pir) Hasan Kara-Mehmed'in kardeşinin oğludur.

Görüldüğü gibi, İbn-Hacer Pir Hasan'ın babası olarak Hüseyin Beg adını veriyor ki, bu isim, şüphesiz Bayram-Hoca'nın öldürüp yerine geçtiği Hüseyin Beg'den başkası değildir. Pir Hasan'ın Kara-Mehmed ile emirlik için mücadele etmesi de buradan geliyor. Ve açıkça anlaşılıyor ki, yaman bir savaşçı olan Pir Hasan, babasının mevkiini elde etmek ve Doğu-Türkmenleri'nin başı olmak gayesini gütmektedir. Müverrihlerin Pir Hasan'ın Kara-Mehmed'in yeğeni olduğu sözlerinden, Hüseyin Beg ile Kara-Mehmed'in kardeş olduğu neticesi çıkıyorsa da bu, herhalde zayıf bir ihtimaldir. Bayram-Hoca, Hüseyin Beg ile Kara-Mehmed'in babasının kardeş olmaları daha muhtemel görünmektedir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Kara-Koyunlu Nasired-din Kara Mehmed (1380-1389)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 23:38

ğ) Kara-Mehmed'in şahsiyeti:

Kara-Mehmed, yukarıda yazılanlardan anlaşılacağı üzere, Türk boy ve uluslarının başında gördüğümüz beglerin tipik bir örneğidir. Kara-Mehmed'in davranışları bize onun çok cesur ve o nisbette faal, teşkilatçı ve çetin bir harb adamı olduğunu gösteriyor. Başında bulunduğu camianın hayat tarzı, yaşadığı bölge ve hepsinden mühim olarak da kuvvetinin derecesi gözönüne alınırsa bu Kara-Koyunlu beyinin haiz olduğu meziyetlerin mahiyeti şüphe yok ki daha iyi anlaşılabilir; lakabı Nasirüddin idi. Aynı Kara-Mehmed'in Doğu-Türkmenleri'nin büyüğü olduğunu söyledikten sonra ölümünü rahmetle anar.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Kara-Koyunlu Devleti

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir