Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kara-Koyunlu Bayram Hoca (ölümü 1380)

Burada Kara-Koyunlu Devleti hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Kara-Koyunlu Bayram Hoca (ölümü 1380)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 23:33

Bayram Hoca (ölümü 782 = 1380)

1333 -1334 yılları arasında Anadolu'yu gezen ve bu arada Erzurum'a da uğrayan İbn-Battuta bu büyük şehrin mühim bir kısmının iki Türkmen oymağının mücadelesi yüzünden harap bir hale gelmiş olduğunu yazmaktadır. Fakat şimdi akla şöyle bir sual geliyor ki, o da Moğollar'ın, bizzat kendilerinin de bir kaç abideyle süsledikleri, ana yol üzerindeki bu mühim merkezin, Türkmenlerce tahrip edilmesine nasıl müsaade ettikleridir.

Türkmenler'in siyasi bakımdan ehemmiyet kazanmaları bilhassa Ebu-Said-Bahadır Han'ın ölümü ü'erine (1335) Moğol noyanlarının dahili bir mücadeleye girişmeleri ile başlar. Çobanlılar'ın maiyyetinde Türkmenler bulunduğu gibi, Ak-Koyunlular'ın da 1340 yılından itibaren Trabzon imparatorluğu topraklarına akınlar yapmağa başladıkları görülüyor. İşte Kara-Koyunlular'ın da bu zamanlarda, Sutaylılar'ın hizmetinde olarak, gittikçe artan bir ehemmiyet kazandıkları anlaşılıyor.
Barımbay oğlu İbrahim-Şah iki yıla yakın çektiği bir felç hastalığından sonra 751 (1350) yılında vefat etti. Onun ölümü ile de Sutaylılar'ın Doğu ve Güney-Doğu-Anadolu'daki hakimiyetleri çok zayıfladı. Kendisinin başında bulunduğu Barımbay oymağı Diyarbekir bölgesinde kalamayıp Orta-Anadolu'ya göç etti ve oradaki olaylara karıştı. Aşağıda bahsedileceği gibi İbrahim-Şah'tan sonra emirlik mevkiine geçirilen Hacı-Tuğay'ın oğlu Pir-Muhammed'in de öldürülmesi üzerine Doğu ve Güney-Doğu-Anadolu'da Sutaylılar'ın daha umumi bir ifade ile Moğolların hakimiyeti sona erdi ve Türkmenler'inki başladı. İbrahim-Şah'ın ölümü üzerine, Sincar emiri, Hasan b. Hindu Musul'u ele geçirdi. Hasan b. Hindu Kürd idi.

Türkmenler'den adlı birini yanına alıp yol kesicilik ve yağmacılık ile meşgul oluyordu. Bu arada Rahbeliler'e de acı günler yaşatmış ve Mardin bölgesinde de yağmalarda bulunmuştu. Nihayet Memluk devleti onun üzerine kuvvet sevketmek zorunda kaldı. Memluk kuvvetinin yanında Mardin askeri de vardı. Hasan b. Hindu Sincar'da kuşatıldı. Fakat onun Memluk sultanına itaat ettiğini, kardeşi ile barış yapmak için veya rehine olarak vereceğini bildirmesi üzerine Memlukler geri döndüler. Memluklerin dönerken birlikte götürdükleri Hasan'ın yeğeni de Suriye'den kaçarak Sincar'a geldiler. Fakat Musul'u ele geçiren Hasan b. Hindu Türkmen begleri tarafından emir tanınmadı. Onlar Hacı-Tuğay'ın oğlu Pir-Muhammed'i emir olarak kabul etmeğe mütemayil idiler. Bunu anlayan Pir-Muhammed, Musul halkına haber göndererek şehrin kendisine teslim edilmesini istedi. Musul halkı beglerin Pir-Muhammed'e temayül ettiklerini görerek ve babasının kendileri üzerinde bıraktığı iyi hatıranın tesiri altında da kalarak bir gece şehrin kapısını ona açtılar. Begler Musul'a gelip Pir-Muhammed'i emir tanıdıklarını bildirdiler ve and içtiler. Bunlar arasında Hasan b. Hindu da vardı. Pir-Muhammed böylece Musul'u aldıktan ve emir olarak tanındıktan sonra Mardin hükümdarı Melik Salih'e, Ibrahim-Şah'dan dul kalan kızıyla evlenmek istediğini bildirdi. Melik Salih muvafakat cevabım vererek onu Mardin'e davet etti. isteğinin kabul edilmesinden büyük bir sevinç duyan Hacı-Tuğay'ın oğlu, maiyyetinde begleri olduğu halde Mardin'e geldi ve şehrin dışında kondu. Düğün burada yapılacaktı. işte bu esnada Pir-Muhammed maiyyetindeki beglerin ileri gelenlerinden Hüseyin Beg tarafından öldürüldü. Hüseyin Beg, Tay-Buğa adlı birinin oğlu olup, Ağçe-Sakal lakabıyla anılıyordu. Vekayi-namede Hüseyin Beg, Türkmen emiri olarak gösteriliyor. Hüseyin Beg'in bu hareketi herhangi bir tepki yapmadı ve emirliği derhal kabul edildi. Bu husus, diğer beglerin bu işi, medhaldar olmasalar bile, tasviple karşılamış olduklarını gösterir. Vekayi-name'de Pir-Muhammed'in, Mardin hükümdarının tahriki sonucunda öldürüldüğü yazılıyorsa da, tahrikin ne gibi sebeplerden ileri geldiği söylenmiyor.

Hüseyin Beg'in, Pir-Muhammed'i öldürerek emirliği ele geçirmesi şu bakımdan mühimdir ki, bu hadise sonucunda Türkmenler Doğu ve Güney-Doğu-Anadolu'nun siyasi hakimleri olmuşlardır.

Hüseyin Beg, Mardin'den Musul'a döndükten ve emirliğini orada da tasdik ettirdikten sonra, Moğol beglerinin geleneğine uyarak, Muş (Zevzen) bölgesinde yaylamak için oradan ayrddı. Beşiri'ye gelince Hısn-Keyfa hükümdarı Melik adil'den, Kürd emirleri ve reislerinden noyanlık hakkı olan vergi ve armağanları (mukarrere ve cavaid) istedi ise de, onlardan hiç birisi yanına gelmediği gibi, isteğini de yerine getirmedi. Vekayi-name de Melik adil'in bu şekilde hareketine Türkmenler'ın Hısn-Keyfa'ya bağlı Heysem kalesi yöresini yağmalamalarının sebeb olduğu söyleniyor. Hüseyin Beg'e gelince, isteklerinden hiç birinin yerine getirilmemesine rağmen, herhangi bir harekette bulunmayarak yaylağa gitti. Fakat Hısn-Keyfa hükümdarı bu hareketinin cevapsız bırakılmıyacağmı biliyordu. Yahut daha muhtemel olarak Türkmenler'in hakimiyetine son vermek için, Hüseyin Beg ile karşılaşmak maksadiyle bütün Kürd hakim ve emirlerinden yardım istedi. Bunların hepsi de Melik adil'in etrafında toplandılar, gelenler arasında Bidlis hakimi Ziyauddin ile kardeşi Muş hakimi Şemsuddin, Ahlat hakimi Bahauddin, Meyyafarikin (Silvan) hakimi Zirki Şeyh izzuddin b. Şeyh Zeydo vardı. Kısaca Türkmenler'e karşı belli başlı Kürd hakim, emir ve reisleri birleşmişlerdi. Melik adil, Türkmenler ile yayladan dönmekte olan Hüseyin Beg'i Batman'ın batısındaki Sallat (Salat) çayı kıyısında karşıladı. Kendisi zaferden çok emin görünüyordu. Fakat üstün bir savaş tekniğine sahip olan Türkmenler, çok defa olduğu gibi, bu defa da Kürdleri yendiler (27 Safer 752?)88. Hatta Hısn-Keyfa hükümdarı Melik adil de tutsak alındı. Kara-Koyunlu Bayram-Hoca, Hüseyin Beg'in en yakın emirlerinden biri olarak bu savaşta bulunmuştu. Hüseyin Beg Melik adil'e iyi muamelede bulundu ve bazı şartlar karşılığında onu serbest bıraktı.

Vekayi-name'ye göre 752 (1351) yılı güz mevsiminde Musul'un kuzeyinde Ayn ul-Kiyara denilen yerde, beglerden birçoğunun İmadiye taraflarına akına gittikleri esnada Hüseyin Beg Bayram-Hoca tarafından öldürüldü. Bunu müteakip Bayram-Hoca Musul'u ele geçirmek istediyse de Hüseyin Beg'in yeğeni Ordu-Buğa daha önce davranarak şehre hakim oldu. Bayram-Hoca'nın Hüseyin Beg'i öldürmesinin emirliği ele geçirmek gayesi ile ilgili olduğu Vekayi-name'de yazılıyor. Bununla beraber yine orada Bayram Hoca'yı tahrik etmek sureti ile Hısn-Keyfa hükümdarı Melik adil'in de amil olduğu iddia ediliyor. Bu olayın Türkmenler arasında mühim bir buhrana sebebiyet verdiği üzerinde aynı eserde hiç bir şey söylenmemektedir. öyle anlaşdıyor ki, Türkmenler'ın ekserisi, her halde nüfuz ve kudret itibariyle Hüseyin Beg'den sonra gelen ve belki de onunla yakın bir akrabalığı muhtemel bulunan Bayram-Hoca'nın emirliğini tanımışlardır. Hüseyin Beg, ileride görüleceği üzere, Kara-Mehmed ile beylik davasına girişen ve onu bir savaşta öldüren Pir-Hasan'ın babası Hüseyin Beg ile aynı şahıs olmalıdır. Memluk müverrihlerine göre, Pir-Hasan da Kara-Mehmed'in yakın bir akrabasıydı.

Hüseyin Beg'in öldürülmesinden sonra onun buyruğundaki beglerden birisi olan Boz-Doğan, Hısn-Keyfa hükümdarına tabi olan Heysem kalesi yöresini yağmalamıştı. 753 (1352) yılı başlarında Muş bölgesine yaylağa giderken Boz-Doğan Beg'in yeniden bu yöreyi yağmalaması üzerine, Hısn-Keyfa hükümdarı Süleymani Kürdleri'ni de yanına alarak Boz-Doğan'ın karşısına çıktı. Yapılan çarpışmada (753 Rebi ul-ahir'inin sonu = 15 Haziran 1352) Boz-Doğan öldüğünden Türkmenler bozguna uğradılar. Boz-Doğan Beg'den sonra başında bulunduğu oymağı oğulları Ziya ul-Mülk ve Sa'd ul-Mülk idare etmişler ve asrın sonuna doğru bu iki kardeş Sivas-Kayseri hükümdarı Kadı Burhaneddin'in hizmetine girmişlerdir.

754 (1353) yılı sonlarında Hasan b. Hindu Mardin hükümdarı tarafından öldürülmüştür.
Hısn-Keyfa Vekayi-namesinde 768 yılına kadar Bayram-Hoca veya Kara-Koyunlular'dan hiç bahsedilmiyor. Esasen ikinci isim (yani Kara-Koyunlu adı) Vekayi-namede bir defa dahi olsun geçmemektedir. 767 (1365-1366) yılından çok önceleri (belki de Hüseyin Beg'i öl-dürdükten az bir müddet sonra) Musul'un Bayram-Hoca'nın eline geçmiş olduğunu ve burayı onun adına kardeşi Berdi-Hoca'nın idare ettiğini biliyoruz.

757 (1356) yılında Celayir Şeyh Hasan gayesine ulaşmadan Bağdadta öldü. Kendisi sadece Bağdad bölgesinin hükümdarıydı; yerine oğlu Üveys geçti. Azerbaycan, Erran ve Irak-ı Acem ise Çobanlı Melik Eşrefin idaresinde bulunuyordu. Garip tabiatlı bir insan olan Melik Eşref kötü idaresi yüzünden halkın nefretini kazanmıştı, öyle ki birçok kimseler memleketlerini terkederek başka yerlere gitmişlerdi. Melik Eşreften halkın gittikçe artan şikayetleri Altun-Ordu Hükümdarı Canı-Bek Han'ın kulağına kadar gitmişti. 758 (1357) yılında Canı-Bek Han, halkı Eşrefin zulmünden kurtarmak gayesiyle Azerbaycanla geldi. Melik Eşref yakalanarak öldürüldü. Az sonra Canı-Bek Han da ülkesine döndü ve oğlu Berdi Beg'i Tebriz'de bıraktı. Fakat Canı-Bek'in ülkesine döner dönmez ölmesi üzerine Berdi Beg de Tebriz'i terketti. Azerbaycan Eşrefin emirlerinden Ahicuk'un eline düştü. Ancak Bağdad hükümdarı Celayir Şeyh-Üveys 760 (1359) da Azerbaycan'ı zaptederek burada yıllardan-beri hüküm süren kötü idareye son verdi. 765 (1363-1364) de Bağdad valisi Hoca Mercan'ın isyan etmesi üzerine Sultan Üveys Tebriz'den Bağdad'a gitti.

Hoca Mercan'ın isyanını kısa bir zamanda bastıran Sultan Üveys, Bağdad'ta uzun bir müddet kaldı. Bu esnada Mardin hükümdarı Melik Mansur'un elçisi gelerek Bayram-Hoca'dan şikayette bulundu ve Celayir hükümdarını Kara-Koyunlu beyinin üzerine yürümeğe teşvik etti. Gerçekten Bayram-Hoca 767 yılı kışında Mardin'i kuşatmış ve bir çıkış hareketi yapan Artuklu kuvvetlerini de bozguna uğratmıştı. Sultan Üveys bahar gelince, harekete geçeceğini Mardin hükümdarına bildirdi. Gerçekten Celayir hükümdarı sözünde durarak 767 (1366) baharında Bağdad'tan ayrıldı.

İlk önce Tekrit'e varan Üveys burayı Hasan Yol Timur adlı bir emirden barış yoluyla aldıktan sonra Musul'un önüne geldi. Şehirde Bayram-Hoca'nın kardeşi bulunuyordu ki bu, Hısn-Keyfa Vekayi-namesi ve Memluk tarihlerindeki Berdi-Hoca olacaktır. Şehri fazla bir mukavemete maruz kalmadan eline geçiren Celayir hükümdarı, Hafız-i Ebru'ya göre, burada Bayram - Hoca'nın kardeşini yakalamıştır. Fakat Makrizi'nin söylediği gibi, Bayram-Hoca'nın kardeşinin kaçmış olması daha muhtemeldir. Bayram-Hoca'ya gelince, o bu esnada Muş yazısına yaylaya gitmiş bulunuyordu. Üveys Musul'dan Mardin'e geldi ve Ramazan ayını orada geçirdikten sonra Mardin hükümdarını da yanına alarak Beşiri'ye gitti. Burada Bayram-Hoca'nın, dar ve gidilmesi güç olan Muş yolunun ağzını tutmuş olmasından bir kaç gün oturmak mecburiyetinde kaldı. Sonra Çapakçur ve Eshab-ı Kehf mağarası yoluyle Muş yazısına geldi. Bu yürüyüşte iki defa Murad suyu geçildi. Muş yazısında Sultan Üveys Bayram-Hoca ile karşılaştı. Hısn-Keyfa Vekayi-namesine göre, yapılan savaşta iki taraftan pek çok adam öldü. En sonunda Bayram-Hoca bozguna uğrayarak kaçtı. Kara-Koyunlu eli görülmemiş bir şekilde yağmalandı. Bu başarıyı müteakip Sultan Üveys Kara-Kilise (Kara-köse) yolu ile Tebriz'e gitti.

Kaynakça
Kitap: Kara Koyunlular
Yazar: FARUK SÜMER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Kara-Koyunlu Bayram Hoca (ölümü 1380)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 23:34

Bu hadise üzerine Bayram-Hoca vergi vermek suretiyle Üveys'in tabileri arasında yer almıştır. Ancak 771 (1369) yılında Musul yeniden Bayram-Hoca'nın eline geçmişti. Fakat burası tekrar elinden çıkmış ve Bayram-Hoca 773 (1371) de Musul'u yeniden kuşatmıştı. Bu kuşatma esnasında Hısn-Keyfa askerleri, Emir Şahin kumandasındaki Mardin kuvvetleri ve birçok Kiird emirleri Bayram-Hoca'ya yardıma gelmişlerdi. Bu keyfiyet Bayram-Hoca'nın onlara metbuluğunu tanıtmış olduğunu gösterebilir. Bayram-Hoca'dan itibaren Hısn-Keyfa hükümdarları, Cezire (bugün Cizre), Bidlis hakimleri, Zırki, Süleymaniye diğer bazı Kürd oymakları emirleri, sona erinceye kadar Kara-Koyunlu hanedanına bağlı kalmışlardır. Bunda en mühim amil, şüphesiz, Kara-Koyunlular'ın, Ak-Koyunlular'ın aksine olarak onların ellerinde bulunan yerlere göz dikmemeleridir. Ak-Koyunlular ise Kürd hakimlerinin şehirlerini ve kalelerini ellerine geçirmeyi gaye edinmişlerdi. Uzun Hasan Beg devrinde bu gayeye hemen hemen ulaşılmış bulunuluyordu.

Bayram-Hoca'ya karşı Musul'u kim müdafaa ediyordu? Bu şahıs Celayir hükümdarı Üveys'in mi valisi idi? Bu hususta hiçbir bilgiye sahip değiliz. 774 yılı girdiği halde kuşatma devam ediyordu. Bu esnada bir Memluk ordusu da Caber kalesi hakimi Döğer Salim Beg'i sığınmış olduğu Hısn-Keyfa yakınındaki bir dağda ele geçirmeğe çalışıyordu. Salim ne gibi bir harekette bulundu ki bir Memluk kuvveti onu Hısn-Keyfa yöresine kadar kovaladı? Bu hususta bir bilgiye sahip değiliz. Bu Memluk kuvveti her ne kadar Salim'i ele geçiremedi ise de Bayram-Hoca'yı ürküterek onun Musul kuşatmasını kaldırmasına sebep oldu98. Celayir hükümdarı Üveys'e gelince, bu yıllarda (773-774) Azerbaycan'da bulunuyor ve mühim bir mesele ile uğraşmıyordu.

776 (1374) yılında Sincar Memlukler'in eline geçti ise de buraya vali tayin olunan Seyfuddin Tak-Buğa, Bayram-Hoca'nın kuşatması üzerine Sincar''ı ona teslim etti. Aynı yılda (Cumadel ula= Ekim 1374) Celayir hükümdarı Sultan Üveys de vefat etti. Yerine geçen Hüseyin zayıf bir şahsiyet olup iktidar emirlerden adil Ağa'nın (Saru adil) eline geçti. Hüseyin'in hükümdar olmasından az sonra Muzafferilerden Şah-Şuca, Irak ve Azerbaycan'ı fethetmek gayesi ile harekete geçti. Şah Şuca, Celayir ordusunu yenerek bir müddet Tebriz'de kaldı ise de tutunamayacağını anlayıp, 777 yılı kışında İsfahan'a döndü. İşte Bayram-Hoca bu olaylardan faydalanarak faaliyetini arttırmış, Musul'dan başka, Batı-lran'da Sürmelii, Ala-Kilise, Hoy, Nahçivan ve diğer bazı yerleri eline geçirmiş ve her yıl Sultan Üveys'e vermeği taahhüt etmiş olduğu vergiyi de kesmişti. Van-Gölü kıyısındaki Erciş şehri eskiden beri Kara-Koyunlular'ın elinde olduğu gibi, Erzurum, Avnik, Hasan-Kalesi de Eratna devletinin zayıf düşmesi ve Sutaylılar'ın ortadan kalkması üzerine onların hakimiyeti altına girmişti.

777 (1375-76) yılında Musul, Pir-Baba adlı bir emirin eline geçmişti. Vekayi-name'de Pir-Baha'nın ikinci defa şehri elegeçirmiş olduğu söyleniyor. Bu Pir-Baba kimdir? Vekayi-name de bu hususta bir şey söylenmiyor. İbn-Hacer'in İstanbul'da görebildiğimiz bütün yazmalarında ismi okunmayan bir imla ile yazılan, yahut bazı yazmalarda Bayram şeklinde düzeltilmiş görünen bu emirin, yine bu kaynakta Türkmen olduğu söyleniyor. Bayram-Hoca'nın ordusunda, daha önceki kuşatmada olduğu gibi, Hısn-Keyfa ve Mardin askerleri de vardı. Kuşatma 4 ay sürdü ve bir uzlaşma ile sona erdi (778=1376). Buna göre Sincar Musul karşılığında Pir-Baba'ya verilecekti. Pir-Baba ayrıca Bayram-Hoca'nın kızı ile de evlenecekti. Uzlaşma şartları derhal yerine getirildi. Musul'u tesellüm eden Bayram-Hoca burayı, eskisi gibi, kardeşi Berdi-Hoca'ya verdi. Şehirde 500 muhafız askeri bırakan Bayram-Hoca yaylaya yöneldi101. Bu tarihten itibaren Musul, devletlerinin yıkılışına kadar Kara-Koyunlu hanedanmın elinde kaldı.

Muzafferiler'den Şah-Şuca'nın Azerbaycan ve Irak'ı boşaltmasından sonra beglerbegi ad il Ağa'nın başkanlığında Ucanda yapılan bir kurultayda Ala-Dağ, Ala-Kilise, Surmari (Sürmelü), Hoy ve Nahçivan taraflarına tagallüb eden ve vergisini vermeyen Bayram-Hoca'nın üzerine gidilmesine karar verildi ve 779 yılı baharında (1377) harekete geçildi. Ordunun başında bizzat Celayir hükümdarı Sultan Hüseyin bulunuyordu. İlk önce Van-Gölü çevresindeki Bend-i Mahi kolayca alındıktan sonra Bayram-Hoca'nın kardeşinin oğlu olan Kara-Mehmed'in bulunduğu Erciş'e gelindi. Kara-Mehmed itaat edeceğini bildirdi ve bunun için iki hafta mühlet istedi. Sultan Hüseyin bu isteği kabul etti. Ancak Kara-Mehmed bu mühleti vakit kazanmak için istemişti. O bir taraftan hendek kazdırmak ve diğer tedbirler ile şehri tahkim etmeye koyulduğu gibi, diğer taraftan da Erzurum'da bulunan Bayram-Hoca'ya durumu bildirdi. Lakin onun hiylesi anlaşılınca kuşatma işine girişildi. Az sonra Bayram-Hoca'nın gönderdiği yardım kuvveti de yenildi ve Türkmenler'in ileri gelenlerinden elli kişi tutsak alındı. Fakat bunlara dirlikler verilmek ve hizmete alınmak sureti ile beklenilmeyen bir muamele de bulunuldu ve durum Kara-Mehmed'e bildirildi. Bunun üzerine, Kara-Mehmed itaat ettiğini kesin olarak bildirdi ve Celayir bayrak ve sancağını kaleye dikti; taahhüd ettiği vergiyi bizzat Tebriz'e getireceğini söyledi. Kara-Mehmed'in bu sözlerine inanılarak geri dönüldü. Gerçekten 20 gün sonra Kara-Mehmed Tebriz'e geldi. Onun bu suretle sözünde durması iyi bir tesir yaptığından getirdiği vergi de kendisine bağışlandı.

Bayram-Hoca ile ilgili en son bilgi onun ölüm tarihine aittir. İbn Hacer, 782 (1380) yılı hadiseleri arasında Musul hakimi olarak tanıdığı Bayram-Hoca'nın öldüğünü ve yerine kardeşi Berdi-Hoca'nın geçtiğini bildirmektedir.

Bayram-Hoca,-yukarıda hakkında verilen bilgiden anlaşılacağı üzere, Moğollar'ın birbirleri ile mücadele ederek zayıf bir duruma düşmelerinden faydalanıb Kara-Koyunlular"ı siyasi sahneye çıkarmış, Doğu ve Güney-Doğu-Anadolu'ının uç bölgelerinde Türkmen hakimiyetini kurmuştur.
Bayram-Hoca'nın iki kardeşini tanıyoruz.

Bunlar da kendisi gibi, hoca kelimesi ile son bulan isimler taşıyorlar:

Berdi-Hoca ve Mısır-Hoca. Bu isimlerin Moğollar"ın tesiri ile konulduğu aşikardır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Kara-Koyunlu Devleti

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir