Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Tetikçi Kim?

Cem Ersever'in İtirafları

Burada Cem Ersever'in İtirafları hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Tetikçi Kim?

Mesajgönderen TurkmenCopur » 29 Ara 2010, 23:18

TETİKÇİ KİM?

Binbaşı Ersever, itirafçı Mustafa Deniz ve Mahsune Dguebe (Neval Boz) kimler tarafından öldürülmüştü?


Cesetlerin arka arkaya bulunması üzerine basında herkes bir yorumda bulundu. En gizemli polisiye romanda bile bu kadar farklı yorum yapılamaz herhalde.

Basında kimin ne söylediği de belli olmadı. Her kafadan bir ses çıktı. Biri itirafçı Mustafa Deniz'den, Yüzbaşı Mustafa Deniz diye bahsediyor, diğeri Mahsune'nin Suriye istihbarat örgütü "Muhaberatın" ajanı olduğunu söylüyordu. Bazılarına göre ise Binbaşı Ersever çift taraflı çalışan bir ajandı. Irak'a bilgi satıyordu! Neler neler yazıldı!

"Böyle bir ortamda Binbaşı Ersever'in bana anlattıklarını yazarsam bu bilgiler de kaybolup gider. En iyisi beklemek" diye düşündüm.

Olayın heyecanı bitince, ortalık durulunca yazacaktım Binbaşı Ersever'in itiraflarını...
Binbaşı Ersever bana önemli bilgileri niçin vermişti? Neden bir dönem komutanlığını yaptığı Kontrgerilla elemanlarını şimdi teşhir ediyordu?

Binbaşı Ersever'i "eski elemanları" mı öldürmüştü? Binbaşı Ersever niçin öldürülmüştü? Konuştuğu için mi? Eminim, Ersever'in bana Kontrgerilla hakkında bilgi verdiğini öğrenmişlerdi. Yoksa neden beni tehdit etsinler?...

Kimler öldürmüştü Binbaşı Ersever'i? Bazı ipuçlarıyla katillerin kimliği konusunda fikir sahibi olabilirdik:

Av. Metin Can ve Dr. Hasan Kaya ile Aynı Biçimde

Binbaşı Ersever ile Mustafa Deniz'in öldürülme şekilleri, Elazığ'da Kontrgerilla tarafından kaçırılıp infaz edilen Avukat Metin Can ile Doktor Hasan Kaya'nın öldürülüş biçimine benziyordu!

Avukat Can ile Doktor Kaya kaçırılıp, altı gün sorgulandıktan sonra elleri arkadan bağlı kafalarına bitişik tek kurşun sıkılarak öldürülmüşlerdi. Cesetleri ise Tunceli'ye 15 kilometre uzaklıktaki Dinar Köprüsü altında bulunmuştu. Dinar Köprüsü Jandarma bölgesi içindeydi!

Binbaşı Ersever ile Mustafa Deniz de, elleri arkadan bağlı bitişik atışla öldürülmüşlerdi. Ersever'in başına iki, Mustafa Deniz'in başına ise tek kurşun sıkılmıştı. Ersever ve Deniz'in cesetleri de Jandarma bölgesine atılmıştı.

Her iki olayda da katiller korkusuzdu. Avukat Can ile Doktor Kaya'nın serbest bırakılması için Meclis Başkanı Cindoruk'tan Başkan Demirel'e kadar, İçişleri Bakanı İsmet Sezgin'den, SHP Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü'ye kadar devletin en önemli makamlarında oturan yetkililere gidilmişti. Demokratik Kitle Örgütleri, SHP, HEP çağrılarda bulunmuştu. Gösteriler düzenlenmişti. Ancak bunların hiçbiri Can ile Kaya'nın infazını engelleyememişti. Kontrgerillanın gücü bunların hepsini aşmıştı!..

Ersever ve Arkadaşları Nerede Sorgulandı?

Binbaşı Ersever ve arkadaşları da tıpkı Av. Can ile Dr. Kaya gibi sorgulandıktan sonra öldürülmüşlerdi. Ersever ve arkadaşlarını öldürenler de korkusuzdu. Yakalanma endişesi duymuyorlardı.
Ersever nerede sorgulanmıştı? Kritik bir soru da budur. Tetikçiler, bölgedeki Emniyet ve Jandarma birimlerinden yararlandıklarını kendileri söylüyorlar. Peki, Ersever ve arkadaşları Ankara'da nerede sorgulandı?
Herhalde bir apartman katında veya bir gecekondu evinde değil. Buralar sorgulamalar için riskli yerlerdir. Güvenli yer neresidir?

Ayrıca Ersever ve arkadaşlarının cesetlerini Ankara'nın üç farklı çıkışına koymak demek, 200 kilometrelik yolu, bir araba ile 2.5-3 saat boyunca kat etmektir.
Türkiye'nin başkenti Ankara'da üç cinayet işliyorsun. Herhalde Güvenlik Kuvvetleri'nin seni yakalayacağından hiç kuşku duymazsan bu kadar rahat hareket edebilirsin!..

Cesetler Niçin Jandarma Bölgesine Atıldı?

Binbaşı Ersever ve arkadaşlarının cesetleri de Jandarma Bölgesine bırakılıyor. Neden Kontrgerilla cesetleri hep Jandarma Bölgesi'ne bırakıyor?

Nedeni belli:

Jandarma cinayetleri çözebilecek teknolojiye sahip değil! Kriminal, balistik hiçbir laboratuvarı yok. Bu konularda yetişmiş tek bir elemanı bulunmuyor.
Bu nedenlerle Ersever cinayetinde olduğu gibi faili meçhul cinayetlerde parmak izi alınmamıştır. Cesetler üzerinde, "farklı bir kişinin kılı var mı" diye araştırma yapılmamıştır. Olay mahallinden fotoğraf bile çekilmemiştir!
Uzmanlar, "katiller ne kadar profesyonel olursa olsun mutlaka bir iz bırakır" derler. Kuşkusuz bu cinayetlerde de izler vardı. Ancak jandarmanın teknolojisinin geri olduğunu bilen kişiler doğal olarak, "araştırma yapılmasın" diye cesetleri Jandarma Bölgesi'ne atmışlardı!

Türkiye'de özellikle 12 Eylül'den sonra polisin bu tür teknik olanakları çok artırılmıştır.
İşte bunları bilen kişiler cesetleri çoğunlukla Jandarma Bölgesi'ne bırakmaktadırlar.
İkinci bir sebep şu olabilir: Cinayeti işleyenler Jandarma ile içli dışlıdır!
Ersever ve arkadaşlarının cesetlerinin bulunmasından sonraki soruşturma ve araştırma da bu iki görüşü desteklemektedir.

Öyleyse devlet niçin Ersever'e cenaze töreni yapmıştır? Ersever şehit mi olmuştur? Bilinmiyor. Belki de aşk, kumar, uyuşturucu gibi bir nedenle öldürülmüştür!
Ancak devlet Ersever'in şehit edildiğinden emin! O halde devletin bir bildiği vardır! Tetiği çekenleri bilmektedir!
Tetiği PKK çekmediğine göre kim çekmiştir?

Başkan Çiller 15 Kasım'da İstanbul'da Hürriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Sedat Ergin'de yaptığı görüşmede Binbaşı Ersever cinayetine nihayet açıklık getiriyor:

"Kendi aralarında bir iç hesaplaşma olduğu anlaşılıyor.".

Ne demekti "kendi aralarında bir hesaplaşma?" Taraflar kimlerdi? Binbaşı Ersever'in tarafı neydi? Niçin hesaplaşıyorlardı? Neyi paylaşamamışlardı?

Uyuşturucu Ticareti Resmen Doğrulanıyor

Jandarma Genel Komutanlığı'ndan bir yetkili Cumhuriyet gazetesine olayı şöyle değerlendirdi. (11 Kasım 1993) "Ersever öyle anlatıldığı kadar uzun süre istihbaratçı olarak çalışmadı. Cinayetin, bir istihbaratçının öldürülmesinden farklı boyutları vardır. İstihbarat birimleri arasında rekabet filan yoktur. Muhtemelen uyuşturucu, silah kaçakçılığı gibi karanlık işler vardır.".

Jandarma Genel Komutanlığı, Jandarma Binbaşı Ersever cinayeti hakkında böyle bir değerlerdirmede bulunuyor:

"Uyuşturucu ve silah kaçakçılığı gibi karanlık işler "

JİTEM'in başındaki adam Binbaşı Ersever uyuşturucu ve silah kaçakçılığı işine mi karışmıştı?
2000'e Doğru 21 Haziran 1992 tarihinde JİTEM'in uyuşturucu ve silah kaçakçılığına karıştığı şeklindeki bilgileri haber yapmıştı. Jandarma Genel Komutanlığı yetkilisi şimdi bu haberi resmen doğruluyordu.
Eğer Ersever bu karanlık işlere karıştı ise bunu kendine çıkar sağlamak için mi yapmıştı? Yoksa devlet çıkarı için mi yapmıştı? Bilindiği gibi, dünyanın her ülkesinin istihbarat (özellikle kontrgerilla) örgütleri giderlerinin büyük bir bölümünü uyuşturucu, silah kaçakçılığı gibi yasa dışı yollardan elde ederler.
İtirafçıların bir bölümü JİTEM'e memur yapılıyor. Bir kısmı devletin örtülü ödeneğinden maaş alıyor. Ancak bunlar büyük giderler. Türkiye ekonomisinin tehlike sinyalleri verdiği son yıllarda bu tür giderler için başka kaynaklar da aranıp bulunmuş olabilir mi? Acaba Ersever böyle bir kaynağın yaratılmasında aktif bir rol oynadı mı?

Üstdüzey Komutanın Kafasındaki Soru

Binbaşı Ersever cinayetinde çeşitli spekülasyonlar yapılırken 17 Kasım günü Genelkurmay'da Üstdüzey bir komutanla görüşme yaptım.
Söz Binbaşı Ersever olayına geldi.

Üstdüzey komutanın bu konuda söyledikleri ilginçti:

- Binbaşı Ersever Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde oldukça tanınmış, ünlü bir subaydı. Yıllarca Güneydoğu bölgesinde görev yaptı. Çok yararları dokundu. Kürtçe biliyordu, halkla teması çok iyiydi.

JİTEM'i kurduğunu söylüyor. JİTEM'i kendisi kurmadı. Türk Silahlı Kuvvetleri böyle önemli bir birimi binbaşıya kurdurur mu? Bize göre binbaşı rütbesi, general, albay rütbesine göre dünyayı daha az tanıyan, dünyaya daha dar açıdan bakılan bir rütbedir. Bu işler binbaşılara bırakılmaz.

- Ersever emekli olduktan sonra ne yapmıştır? Nerede yaşamıştır? Karısından ayrı yaşıyormuş, eve uğramıyormuş. Kaybolduğunu da eşi önce merak etmemiş. Ersever eve tomarla para gönderiyormuş.

- Emekli bir Binbaşı üç ayda 21 milyon para alır. Evine, karısına çocuğuna bu parayı olduğu gibi veriyormuş. Peki Ersever kendi harcamalarını nereden karşılıyormuş acaba? Ben senin yerinde olsam bunu araştırırım. Harcadığı paranın kaynağı nedir?

- Tamam arabasını satmış. Niçin satmış belli değil. Üstelik yerine araba aldı mı yoksa alacak mıydı acaba? Şimdi uzun yıllar bölgede görev yapan istihbaratçı bir subay, ister istemez terör örgütlerinin hedef listesindedir. Bu arkadaşlar kendi emniyetleri için kolay kolay toplu taşıma araçlarına binmezler. Eğer Ersever arabasını satmış ve yerine yenisini almamışsa taksi ile dolaşıyordun Eee taksi giderleri de oldukça fazladır yani.

- Şimdi bu adam yabancı istihbarat adına mı çalışıyor, karanlık bazı işler mi yapıyor? Bunların araştırılması lâzım. Ben gazeteci olsam bunları araştırırdım!

Binbaşı Ersever'in niçin emekliliğini istediğini soruyorum.

Üstdüzey komutan Jandarma Genel Komutanlığı Serketerliğini arıyor. Ersever'in emekliliğini niçin istediğini soruyor. Kısa bir telefon konuşmasından sonra sohbetimize devam ediyoruz;

- Jandarma Genel Komutanı rahmetli Orgeneral Eşref Bitlis, Ersever'le iki saat konuşmuş. 'Gitme, Ağustos ayında seni Yarbay yapacağız' , demiş. Dinlememiş, ikna edememişler. Düşünün daha başında bir evi bile yok. Tek tabanca!

- Sayın Başbakan 'kendi aralarında iç hesaplaşma' diyor. Kendi araları kim, doğrusu anlayamadım. Herhalde Başbakana bu bilgiyi kim verdiyse ona sormak lazım. MİT ile Emniyet arasında mı, MİT ile Jandarma arasında m: ne bileyim işte her neyse, kimlerin arasında çatışma varsa anlayamadım.

- Gazeteciler şu konuları iyi bir araştırsa da biz de okuyup, öğrensek!.. Genelkurmay üst düzey subayı Binbaşı Ersever'in "para kaynağına" dikkat çekiyordu!....

Ersever Cinayeti Mecliste

- Son dönemde pekçok cinayet dosyası, 'PKK yapmıştır' kolaycılığıyla kapatılmakta, her olayın ardında ciddi kuşkular kalmaktadır. Faili meçhul cinayetlerin 1000'i aştığı ülkemizde, Eşref Bitlis, Bahtiyar Aydın ve Cem Ersever cinayetleri hakkında da ciddi soruşturmalar yapılmamaktadır. Kamuoyunda Hukuk Devleti yerine 'Kontrgerilla Devleti'ne gidiş kuşkuları uyanmaktadır.

- Hükümet Ankara'da meydana gelen böylesine ciddi bir olay konusunda bile bilgilendirilmemekte, bilgileri olmayan her konuda olduğu gibi, bilgilenme mekanizmalarım işletmenin çaresini bulmak yerine, olayı geçiştirme yönüne gitmektedir.

"Bir Hukuk Devleti olma iddiasında olan Türkiye Cumhuriyet'ini bir 'Kontrgerilla Devleti'ne dönüştürme yolundaki çabalar dikkate alındığında, yüce Meclis'in olayı tüm ayrıntılarıyla soruşturması asli görevidir.

- Bu düşüncelerle Anayasa'nın 98 ve TBMM iç tüzüğünün 102 ve 103'üncü maddeleri gereğince meclis araştırması açılması hususunu saygılarımızla arz ederiz.

18 Kasım 1993..

DEP milletvekili Ahmet Türk ve arkadaşları Binbaşı Ersever ve arkadaşlarının öldürülmesi konusunda Meclis araştırması istediler.
Olay Meclis'e gelmiş oldu.

DEP milletvekillerinden sonra, TBMM Faili Meçhul Siyasal Cinayetleri Araştırma Komisyonu, Binbaşı Ersever ve arkadaşlarının öldürülmesi olayını görüştü. Konu ile ilgili olarak Aydınlık Gazetesi Haber Müdürü Hikmet Çiçek'in bilgisine başvurdu. Komisyon Jandarma Genel Komutanlığı'ndan JİTEM hakkında bilgi almak amacıyla Genelkurmay Başkanlığı'na başvurdu.

Başbakan Çiller'in "Emekli Binbaşı Ersever cinayeti iç ha-saplaşma" şeklindeki sözleri CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve ANAP Aydın Milletvekili Yüksel Yalova tarafından Meclis'e getirildi. Baykal, "Bu sözler Kontrgerilla'nın itirafı mıdır? Başbakan bu sözleriyle neyi kastediyor?" dedi.

Öte yandan gerek Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde kurulan "Tahkikat Grubu"nun ve gerekse Ankara DGM Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmalarda henüz bir gelişme yoktu.

Kuşkusuz, birçok faili meçhul cinayetin sorumlusu . olduğu söylenen Binbaşı Ersever ile arkadaşlarının öldürülmesi olayı da raflardaki faili meçhul dosyaların yanına kaldırılacaktı...

Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcısı Nusret Demiral, 3 Ocak 1993 tarihinde yaptığı açıklamada, "Binbaşı Ersever cinayeti faili meçhul olarak kaldı. Bu cinayetler son derece profesyonel işlenmiş" dedi.

Kuşkusuz Binbaşı Ersever Dosyası'nın bu kadar kısa bir sürede raflara kaldırılması da bu kitabın "anafikrine" uygun düşüyor!..

NE DEDİLER...

"Hükümetin başını kontrgerillanın ne olduğunu ve nereye bağlı olduğunu açıklamaya davet ediyorum. Türkiye'de kontrgerilla diye bir teşkilat var mıdır? Varsa böyle bir teşkilat iddia edildiği gibi cinayet şebekesi midir? İşlenen bu cinayetlerin hangisinin bu teşkilatla ilgisi vardır? Varlığı iddia edilen kontrgerilla teşkilatı eğer mevcutsa kimler kurmuştur? Kimler yürütmüştür? Ve kimlerden emir almaktadır?".

1 Şubat 1978 Süleyman Demirel AP Genel Başkanı Ana Muhalefet Partisi Lideri:

"Hukuk devletinde bu tür örgütlere yer yoktur. Parlamento'nun bu toplumsal tehlikeye, hukuk dışılığa ve devlet içindeki bu gizli örgütlenmeye karşı çıkması bir görev haline gelmiştir... Çünkü en başta TBMM töhmet altına girmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti cinayet işleyen bir devlet imajı ile Türk halkının önünde duramaz. Savcılar ne güne duruyor?"

24 Kasım 1990
Süleyman Demirel
DYP Genel Başkanı, Ana Muhalefet Lideri:


"Kontrgerilla tartışması kadar Türkiye'de havanda su dövülen başka bir konu yoktur. Deniyor ki, araştıralım. O zaman her şeyi araştıralım; yarın güneş doğacak mı diye araştıralım."

24 Şubat 1993
Süleyman Demirel
Başbakan:


"Kontrgerilla adlı örgütün bu resmi görüntülü fakat gayri resmi örgütün niteliği ve amacı üzerindeki örtü kaldırılmamıştır."

26 Eylül 1973 Bülent Ecevit CHP Genel Başkanı:

(1973 seçimleri öncesi Giresun konuşması) "Kontrgerilladan hesap soracağız"

Bülent Ecevit CHP Genel Başkanı (1977 seçimleri öncesi sık sık tekrarladığı konuşma):
"Yaptığım araştırmalara göre Türkiye'de devletçe düzenlenmiş kontrgerilla resmen yoktur. Yani kontrgerilla devletin güvenlik kuvvetleri arasında yoktur."

3 Şubat 1978 Bülent Ecevit Başbakan:

"Ben böyle bir örgütün varlığını ilk açıklamış politikacıyım. Ve bunun bedeli olarak da ben ve eşim, birkaç suikast girişimiyle karşılaşmıştık. Ama onları göze aldık ve almak gerekiyordu. Bugün 5u soruna daha rahatlıkta çözüm getirilebilir. Yeter ki, o siyasi irade gösterilsin."

6 Aralık 1992 Bülent Ecevit DSP Genel Başkanı Muhalefet Lideri:

"Ülkemizde de benzer olayların yaşandığı, benzer örgütlerin politikaya karıştığı, şiddet eylemlerinde rol aldığı, hatta yönlendirdiğine ilişkin yoğun kuşku ve iddiaların zaman yitirilmeden açıklığa çıkarılmasında ısrarlıyız. Bu nedenle konunun TBMM'de ve üst düzeyde ele alınarak aydınlığa çıkarılması ulusal geleceğimizin ve demokrasimizin olumsuz gelişmelerden korunması için kalıcı önlemlerin geliştirilmesini sağlamak amacıyla grup yönetimimiz gerekli girişimleri başlatacaktır."

21 Kasım 1990 Erdal İnönü SHP Genel Başkanı Ana Muhalefet Partisi Lideri:

"Başbakan Yardımcısı SHP Genel Başkanı Erdal İnönü başkanlığında toplanan Grup Yönetim Kurulu, SHP milletvekilleri tarafından hazırlanan kontrgerilla konusunda meclis araştırması açılmasını içeren önergeye onay vermedi."

11 Şubat 1993 Cumhuriyet Gazetesi:

"kontrgerilla tartışmaları iktidar ortaklığımızı tehlikeye atar."

12 Şubat 1993
Erdal İnönü Başkan Yardımcısı:


"Devlet cinayet işlemez. Cinayet örgütleri kurmaz."

17 Haziran 1992 Turgut Özal Cumhurbaşkanı:

"Bilindiği üzere Gayri Nizami Savaş'ın adı gerilla harbidir. Buna karşı aldığımız tedbir kontrgerilla harbidir. Bizde kontrgerilla diye bir kuruluş yoktur. Özel Harp Dairesi vardır."

6 Mart 1978
Orgeneral Semih Sancar Genelkurmay Başkanı:


"Türk Silahlı Kuvvetleri'nde kontrgerilla diye bir kuruluş bulunmadığı gibi, bu tabir askeri talimatnamelerimiz içinde de mevcut değildir."

22 Kasım 1978 Orgeneral Kenan Evren Genelkurmay Başkanı:

"Kanaatim o ki, Genelkurmay Başkanlığım sırasında bu teşkilat (Özel Harp Dairesi) görevi dışında kullanılmadı. Ama belki bana intikal ettirilmeden bazı yerlerde gayri resmi olarak teşkilattan bazı kişiler bu işe bulaşmış olabilir. Bunu bilemem."

26 Kasım 1990
Kenan Evren
Emekli Cumhurbaşkanı:


"Önce şu kontrgerilla sözü tamamen yanlış kullanılıyor. Bu teşkilatın amacı şudur: Karşıda savaşa giren bir düşman vardır. Kontrgerilla düşman bölgesine sızarak ordaki halkı mukavemet için organize eder."

5 Eylül 1992
Orgeneral Doğan Güreş Genelkurmay Başkanı:
"Türk Silahlı Kuvvetleri'nde kontrgerilla falan diye karanlık işlerle uğraşması, bahis konusu değildir."

8 Aralık 1991
Orgeneral Necip Torumtay Genelkurmay Başkanı:


"Aya maya kumpanya.bir şişe şampanya Eyüp Özalkuş, Aya maya kumpanya, bir şişe şampanya Memduh Ünlütürk, Aya maya kumpanya, bir şişe şampanya Cihat Akyol. Bütün tanıdıklarımın çocuklarını tekerletiyorum ki bu isimleri unutmasınlar. Bunlar 12 Mart'tan sonraki Kontrgerillacılar, kontrgerillanın önde gidenleri."

2 Şubat 1977
Nimet Arzık
Gazeteci- Yazar:


"Gün geçtikçe, kanlı eşkiya çetesinin amaçları iyiden iyiye ortaya çıkıyor. Artık herkes kontrgerilla eşkiyasını parmak izlerinden tanıyor. Kontrgerilla eşkiyası, perde arkası yöneticileri ile birlikte hesap verecektir."

30 Nisan 1977
Uğur Mumcu
Gazeteci-Yazar:


"Kamuoyunda bunca tartışmaya yol açan ve 12 Mart döneminin sorgulama operasyonlarındaki niteliği üç aşağı, beş yukarı ortaya çıkan kontrgerilla umacısının üzerindeki örtü kaldırılmalıdır."

8 Şubat 1978
Orsan Öymen
Gazeteci-Yazar:


"Türkiye'de kontrgerilla adlı bir örgüt vardır. Bu örgüt Özel Harp Dairesi tarafından yönetilir."

6 Şubat 1978
Emin Değer
Emekli Askeri Hakim:


"Kadıköy'deki Köşkü Kontrgerilla Örgütü'ne özel olarak hazırlattım."

1 Ekim 1973 Faik Türün
12 Mart Cuntası'nın İstanbul Sıkıyönetim Komutanı:


"Eşkiyanın olduğu yerde elbet jandarma da bulunacaktır. Eşkiyanın kullandığı gizli-açık bütün usûl ve taktikleri elbet jandarma da kullanacaktır."

28 Ocak 1978
Ahmet Kabaklı
Gazeteci-Yazar:


"CIA'sının, MiT'inin, Kontrgerillası'nın yanı sıra NATO'su, CENTO'su Ortak Pazarı, IMF'si Türkiye'ye, yardım konsorsiyumları, İkili Anlaşmalar ve daha bilmem neleriyle kapitalizmin en son aşaması emperyalizm, onun yerli işbirlikçileri, tekelci sermaye, çok uluslu şirketler, ülkemiz üstündeki egemenliklerini yürütme kavgasını sürdürüyorlar."

İlhamı Sosyal:

(Süleyman Genc'in Yazdığı Bıçağın Sırtındaki Türkiye, C1A-MİT-KONTRGERİLLA kitabına yazdığı önsözden)
"1971'in son günlerinde kurulduğunu öğrendiğimiz Kontrgerilla örgütü Genelkurmay Başkanı'nın emriyle İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı ve MİT tarafından müştereken kanundışı kurulmuş yönetilmiş ve kanun dışı çalışmış bir örgüttür. Kuruluşu yasaya aykırıdır."

1978
Sadi Koçaş
12 Mart Cuntasının Başbakan Yardımcısı (Atatürk'ten 12 Mart'a kitabından):


"MİT, kontrgerilla konusunda iddia ve isnatlar devam ediyor. Ve şüphesiz ki devletin temel müesseseleri üzerindeki tahribat da devam ediyor."

28 Ocak 1978
Aykut Edibali
Gazeteci- Yazar
Millet Partisi Genel Başkan:


"Kontrgerilla kavramı 12 Mart döneminde duyuldu. Sıkıyönetim yetkililerinin yakalayıp içeri tıktırdığı bazı şahısların bu örgüt elinde işkenceye tabi tutulduğu söylenirdi. Tabi resmi makamlar bu söylentileri yalanlardı ama işkenceden perişan olmuş sanıkların Sıkıyönetim Mahkemeleri'nde yaptıkları açıklamalar iddiaların doğru olduğuna herkesi inandırdı."

31 Ocak 1978
Oktay Ekşi
Gazeteci-Yazar:


"Kontrgerilla ile ilgili objektif bilgilere sahip değilim. Ama bunu demekle, 'Kontrgerilla yoktur' demiyorum. Sadece konu ile ilgili objektif bilgilere sahip değilim."

22 Kasım 1990
Faruk Sükan
İçişleri eski Bakanı:


"Ben Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bu şekilde gayri meşru olayları yakıştırmayı kabul etmiyorum. Ama şu ihtimal de korkunçtur; Özel Harp Dairesi gibi legal bir teşkilatı istismar eden bazı dış güçlerin, teşkilatın içine sızarak kendi başlarına örgütlenerek bir takım hareketlere girmiş olmaları ihtimali vardır."

22 Kasım 1990
Hasan Celal Güzel
Yeniden Doğuş Partisi
Genel Başkanı:


"Herşeyin açıklığa kavuşmasını istiyoruz. Bu devletin yara almaması için de zorunludur. Meclis araştırmasına varız."

2 Mart 1990
Koksal Toptan
Muhalefetteki DYP'nin Grup Başkanvekili:
"Meclis araştırması açılsın, kontrgerilla var mı, yok mu ortaya çıksın"**

24 Kasım 1991
Alpaslan Türkeş
MHP Genel Başkanı:


"Hukuk devletinde böyle karanlık bir örgütün varlığını kabul etmek mümkün değildir. Meclis araştırması yapılsın. Devlet içindeki yasadışı bu örgütün bütün bağlantıları ile birlikte ortadan kaldırılsın."

9 Aralık 1992
Mahmut Alınak
HEP Şırnak Milletvekili:


"22 yıldır hayalet ağacı taşlanıyor. Güvenlik kuvvetlerimizi moral açısından yıpratmak için çıkarılıyor bu söylentiler. Devlet terörist olmaz."

2 Mart 1993
Baki Tuğ
DYP Ankara Milletvekili Emekli Savcı:


2 Mart 1993 tarihinde Kontrgerilla ve Özel Harp Dairesi hakkında meclis araştırması
istenilen önergeye "Milli Eğitim Bakanı Koksal Toptan" red oyu verdi. Aynı önergeye Alparslan Türkeş'te red oyu verdi.
"Türkiye NATO üyesi olduğu için böyle bir kuruma sahip olması doğaldır. ABD'nin de bu kurumu desteklemiş olmasını yadırgamamak gerekir."

21 Kasım 1990
William Colby
CIA Başkanı:


"Kim kontrgerilla hakkında birşey biliyorsa, belgeleriyle çıksın ortaya söylesin. Kontrgerillanın ne olduğu, nerede, nasıl faaliyet gösterdiğini açıklasınlar, istifa edeyim."

7 Şubat 1992 İsmet Sezgin İçişleri Bakanı:

"Ben de bu parlamentonun bir üyesi olarak diyorum ki, Kontrgerilla vardır."

21 Şubat 1993
Celal Kürkoğlu
SHP Adıyaman Milletvekili:


"Kontrgerilla endişesi taşıyorum."

25 Temmuz 1991 Eyüp Aşık
TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı:


"21 arkadaşımla birlikte Özel. Harp Dairesi ve Kontrgerilla hakkında meclis araştırması istemiyle önerge verdik."*

28 Kasım 1992
Hasan Mezarcı
RP İstanbul Milletvekili:


DEP ve RP'nin verdiği araştırma önergeleri birleştirildi. 2 Mart 1993 tarihinde oylanarak reddedildi.
"Kontrgerilla, Montrgerilla Yok."

23 Eylül 1992
Ünal Erkan
Olağanüstü Hal Bölge Valisi:

"Türkiye hâlâ tüm demokratik ülkelerin başardığı Kontrgerillayı mecliste soruşturmayı beceremiyor."

6 Aralık 1992
Mehmet Altan Gazeteci-Yazar


"Türkiye'de kontrgerilla yaklaşık 30 yıldır faaliyette. Hiçbir dönemde bugünkü gibi açıkça ve pervasızca eyleme geçmedi. Tabii hiçbir dönemde de ona bugünkü kadar ihtiyaç duyulmadı."

14 Temmuz 1991
Ferit İlsever
2000'e Doğru Genel Yayın Yönetmeni:


"Kontrgerilla tartışmasında ne yazık ki, yeni bir mesafe alınabilmiş değil. Belgesel olarak ortaya koyduğum gerçekleri gerek iktidar yetkilileri ve gerekse bürokrasinin her iki kanadının temsilcileri bugün de yadsımayı sürdürüyor."

5 Mart 1993
Talat Turhan
Kontrgerilla Cumhuriyeti kitabının yazarı:


2. Cumhuriyet programında 'hür teşebbüs'ün anlamı, büyük uluslararası tekellerin hürriyetidir. 'Hür düşünce' ve 'insan hakları' dedikleri, kapitalizmin dizginsiz ve gaddarca uygulanmasıdır. İşsizliktir, yoksulluktur, sınıfsal kutuplaşmadır, uluslararası boğazlaşmadır. Gladio'nun, kontrgerillanın patronu ve dayanağı ABD'dir, yani uluslararası hür teşebbüstür."

1 Ağustos 1993
Doğu Perinçek
İP Genel Başkanı:


"Mücadele tekniklerinden birisi de şiddet hareketleri ve misillemeleridir. Ancak bu tekniğin halka uygulanışının çok hassas olduğu unutulmamalıdır."

Tümgeneral Cihat Akyol
Özel Harp Dairesi Başkanı:


"Gayri Nizami Kuvvetlere Karşı Harekât"

"Askeri harekât için ele alınacak hedeflerden biri de bölge halkıdır. Halk kitlesi üzerine yapılacak baskının gayrinizami harp kuvvetlerine dönük endirekt durdurucu tesiri bahis konusudur. Bu maksat için propaganda ile desteklenen yüksek derecelerde şiddet harekâtı ele alınır. İkinci Dünya Harbinde Yugoslav Direniş Harekâtına karşı Almanlar, hedef olarak dağlık ve ormanlık arazide yakalanmaları pek zor olan gerilla birliklerini değil, bunların geride bıraktıkları ailelerini ve mallarını ele alarak en ağır darbeyi bu hedef üzerine indirmişlerdir.

"Tehlikenin büyüklüğünü ispat yollarından biri de, eldeki hadiselerin sayısını artıracak, sanki ayaklanma kuvvetleri yapıyormuş gibi halka haksız muamele örnekleri ile sahte operasyonlara başvurulabilinir."

"Bazı ahvalde propaganda için istismar edilmek üzere mürettep olaylar meydana getirilir. İsyancıların yaptığı intibaını verecek, yağma ve katliam, ırza tecavüz olayları ele alınabilir. Ancak hemen bilinmelidir ki konu çok hassastır, yer zaman şekil ve mahiyeti itibariyle ustalık gösterilmezse tersine karşı koymaya zarar getirebilir."
"Geniş bir bölgede birden fazla sabotaj yapılacaksa, bir teşkilat kurularak merkezi idare ile idare edilmesi sağlanmalıdır. Büyük teşkilatların sevk ve idaresini kolaylaştırmak için tali bölgelere ayrılmalı, planlamada merkeziyet, icrada ademi merkeziyet sağlanmalıdır. Müstakilen hareket etmek, insiyatif kullanmak esastır. Merkezin verdiği emirler teferruatı ihtiva etmez. Ajan bu emirlerin icrasında serbest hareket etmelidir. Hazırlıklarında gizliliğe azami riayet edilmelidir. Direktifler daima sözlü yapılmalıdır. Bu maksatla ajanlar ile merkez arasında irtibatı sağlayacak şebeke kurulmalıdır. Harekât çok iyi bir istihbarata dayanmalıdır. Ajanlar, hedefler ve hedefleri koruyan emniyet kuvvet ve tertibatı hakkında günü gününe bilgi sahibi olmalıdırlar."

Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı:

"Kalabalık şehirlerde kışkırtıcı ajanlar organize edilip üniversite ve fabrikalara sokulurlar. Endüstri ve eğitim merkezlerini ele geçirirler. Bu ajanlar sabotaj malzemeleri ile yıkıcı harekatta bulunurlar. Tedhiş hareketleri düzenleyerek, gaye uğruna soygunlar yaparlar, cinayet işlerler."

Piyade Albay Cahit Vural Gerillaya Giriş kitabının,
(Gerillaya Karşı Mücadelede Yardımcı Faaliyetler bölümünden):


"Gayrinizami kuvvet mensubu olarak suçlandırılan esirlerin tutuklu kaldıkları müddetçe sıkı bir fikri eğitime ve yönlendirmeye tâbi tutulmaları gerekir. Zamanla işbirliği yapmak yolunda arzu gösterenler, güven telkin ettikleri takdirde şeref sözü ile serbest bırakılabilirler."

Kara Kuvvetleri Komutanlığı Gayri nizami Kuvvetlere karşı Sahra Talimnamesi 31-15:

"Asinin ajanlarından tövbekar olanlar ve ayaklanmaları bastırmakla görevli olanların harekatına mani olmayanlar hemen serbest bırakılmalı, fakat nadim ve tövbekar olmayanlar cezalandırılmalıdır. Burada gösterilen iki husus bu gibilerin ne dereceye kadar samimi olduklarını gösterir: Mazideki bütün faaliyetleri hakkında mufassal izahat ve ayaklanmaları bastırmakla görevli taraf ile birlikte çarpışmalara iştirak arzusu."

"Bir gayri nizami kuvvetin yeraltı unsurları kaide olarak kanuni statüye sahip değildir." (Aynı yerde)

"Ayaklanmaları bastırmakla görevli olan taraf, harbi bir an evvel bitirmek isterse, normal zamanlarda tatbik edilebilecek olan bazı kanuni telakkileri ihtilal harplerinde nazarı itibare almamalıdır."
"Psikolojik harbin insan hissiyatına olan etkisini hafifletmek aleyhinde kendi memleketi içinde menfi bir reaksiyona meydan vermemek maksadıyla, hakikatte yapılsa dahi, kendi milletine karşı böyle bir faaliyetin idare edilmekte olduğu kanaatini uyandırmak istemeyen demokratik hükümetler bile itham edecek herhangi bir ifadeyi kullanmaktan çekinmektedirler!"

Kaynakça
Kitap: Binbaşı Ersever'in İtirafları
Yazar: SONER YALÇIN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Cem Ersever'in İtirafları

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron