Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Yeşil Şişenin Esrarı

Cem Ersever'in İtirafları

Burada Cem Ersever'in İtirafları hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Yeşil Şişenin Esrarı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 29 Ara 2010, 23:11

YEŞİL ŞİŞENİN ESRARI

Ersever'le üç gün içinde görüştük; sohbetimiz yaklaşık 12-13 saat sürmüştü.

Tam anımsamıyorum galiba görüşmemizin üçüncü günüydü. Sohbete başlamadan önce "Büroda yeşil bir şişe var mı?" diye sordu. Hikmet'le ben şaşırmıştık. Yeşil şişe de nereden çıkmıştı şimdi? Meraklandığımızı hissetti: "Büyük ihtimalle sizin büro dinleniyordur. Eğer bana yeşil bir şişe verirseniz bunu öğrenebiliriz" dedi.

İdareden bir arkadaş çağırdım, "Bize bir yeşil şişe getirirmiziniz" dedim. Arkadaş yüzüme tuhaf tuhaf baktı. Ersever'in "Soda şişesi olur" demesi üzerine arkadaş, gidip dışarıdan soda alıp geldi.
Ersever yeşil soda şişesini bir gözüne tutup pencere kenarına gitti. Pencereden görülen tüm binalara şişeden ayrı ayrı baktı.

Bize dönerek:

"Sanıyorum bu büro dinlenmiyor" dedi.

Nasıl anladığını sorduk. "Eğer kimseye söylemezseniz anlatırım" diyerek "yeşil şişenin sırrını" söyledi: "Bu yeşil şişeyi ki, yeşil olması şart değildir kahverengi de olabilir, tek gözünü kapatıp diğer gözünüzle şişesinden şu karşıda gördüğünüz dairelere bakın. Eğer dairelerin birinde burayı dinlemek için bir cihaz olsaydı o cihazdan çıkan ışınlar bu şişede kırmızı olarak görülecekti. Büro dinlenmiş olsaydı soda şişesinde kırmızı çizgiler oluşacaktı. Burası dinlenmiyor içiniz rahat etsin, çünkü kırmızı ışık gözükmedi!"

Ersever, tuhaf bir adamdı. Kuşkusuz daha öğreneceğimiz çok şeyler vardı. Düşünsenize, 1984 yılından 1993 başına kadar Güneydoğu'daki istihbarat faaliyetleri içinde yer almış bir subay. Üstelik bölgedeki tüm istihbaratın toplandığı bir bölümün komutanlığını yapmış. Doğrusunu söylemek gerekirse İyi bir haber kaynağı bulmuştum ve kolay kolay bırakmayı düşünmüyordum...

Röportaja DEP'ten Tepki

Ersever röportajının her satın Türkiye'yi sarsacak nitelikteydi. Ancak basında yankı bulmadı. Ersever'in sözlerine ilişkin olarak gazetelerde tek bir satır yoktu. İlk tepki Demokrasi Partisi (DEP)'ten geldi: Diyarbakır milletvekili Sedat Yurtdaş, Ersever'in açıklamalarını içeren yayını eleştiriyordu.
Yurtdaş'ın eleştirisine Aydınlık Genel Yayın Yönetmeni Ferit İlsever yanıt verdi.

İlsever'in yanıtı şöyleydi:

"Sayın Yurtdaş bazı noktalara dikkat çektikten sonra Tüm tefrikadan çıkardığım sonuç, emekli Binbaşı Cem Ersever ile Aydınlık gazetesi arasında bulunan ortak görüş noktalarının fazlalığıdır' diyor ve bu noktaları şöyle sıralıyor:

1. 'Ersever, Güney Kürdistan'daki yapılanmaya karşıdır. Aydınlık da karşıdır.'
Sayın Yurtdaş yanılıyor. Aydınlık, Güney Kürdistan'da kurulan Meclis'i selamladı. Kürtlerin kendi kaderlerini tayin ve devlet kurma haklarını her türlü baskıya rağmen sonuna kadar savundu. Kürt devletinin anti emperyalist tutum almasını istedi. Ersever ve dayandığı güçlerin Güney Kürdistan'daki yapılanmaya karşı olduğu ise bir gerçektir.'

2. 'Ersever, Celal Talabani'nin Türkiye ile ilişkisine karşıdır. Aydınlık'ta karşıdır.'
Yine bir yanılgı. Aydınlık Türkiye'nin ve bölge ülkelerinin Kürt liderlerle olan ilişkilerinin gelişmesini desteklemiştir. Katta bölge ülkelerini ve Kürt halkının temsilcilerinin anti emperyalizm, eşitlik ve özgürlük temelinde ortak platformlar oluşturmasını, aradaki sorunların emperyalistleri devre dışı bırakan bu platformlarda ele alınmasını önemli bir politika olarak benimsemiştir. Ersever'in ve temsil ettiği güçlerin bu ilişkilere karşı oldukları doğrudur.

3. 'Ersever, Celal Talabani'nin PKK ile ilişkilerine karşıdır. Aydınlık da karşıdır.'
Sayın Yurtdaş yine yanılıyor. Aydınlık, Kürt örgütlerinin kendi aralarındaki sorunları düşmanca yöntemlerle ve şiddet yoluyla çözemeyeceklerini sürekli belirtmiş ve tüm ulusal güçler arasında dostluk ve anti-emperyalizm temelinde kurulacak ilişkileri desteklemiştir. Aydınlık Celal Talabani ile PKK ilişkisini de bu perspektifle değerlendirmiştir. Ersever'in ve arkasındaki güçlerin Ta-labani-PKK ilişkisine karşı çıktıkları doğrudur.

4. 'Ersever ABD'nin Kürt politikasına karşıdır. Aydınlık da karşıdır.'
Aydınlık'ın ABD'nin Kürt politikasına karşı olduğu doğrudur ve bu onun için bir onur kaynağıdır. ABD emperyalist karakteri gereği yıllardır bölge halkları arasında kanlı çatışmaları kışkırtıyor ve tahakkümünü güçlendirmeye çalışıyor. Türk-Kürt ve tüm Ortadoğu halklarının çıkan, ABD'nin politikalarıyla taban tabana zıttır.

5. 'Ersever Çekiç Güç'e karşıdır. Aydınlık da karşıdır.'
Aydınlık bölge hakları üzerine emperyalist tahakkümün denetleyicisi ve uygulayıcısı Çekiç Güç'e tabii ki karşıdır. Bu anti-emperyalist bir tutumun gereğidir. Ersever ve arkasındaki güçler ise Çekiç Güç'ün tokmağı rolünü oynamaktadır. Ersever gibi Türk milliyetçileriyle Çekiç Güç'ü destekleyen Kürt milliyetçileri arasında bir parelellik kurulabilir, ama Aydınlık ile asla.

Ersever'ler PKK'ya karşıdır, onunla savaşıyorlar. Aydınlık ise Türk ve Kürt halklarının eşitlik, özgürlük ve anti-emperyalizm temelinde birliğinden ve Kürtlerin tüm haklarını özgürce kullanabilmelerinden yanadır. Fakat onun özellikle anti emperyalist tutuma ve iki halkın özgürlük temelinde birliğine ters düşen bazı politikalarını ve uygulamalarını eleştirmektedir. Bu tutum Aydınlık'ın Türk ve Kürt halklarına ve devrime olan sorumluluğunun bir gereğidir.

Sayın Yurtdaş Aydınlık'ın Erseverlerin propagandasına alet olduğunu iddia ediyor. Sayın Yurtdaş, Aydınlık'ın yayınını hiç kavramamıştır. Ersever'in söylediklerinin her satırı, devletin şiddet politikasının iflasını gösteriyor. Aydınlık en has savunucuların ağzından bu şiddet politikasının çözümsüzlüğünü sergilemiştir. Ersever anlattıklarıyla bunu itiraf etmek zorunda kalmıştır."

Ferit İlsever'in bu yazısı 26 Haziran 1993 günü Aydınlık'ta yayımlandı.
Bu arada gazeteyi arayan bazı okurlar da "Kontrgerilla subayı Ersever'i akladığımızı" söylüyorlardı...

Dava Açılıyor

Ersever'in söylediklerinden rahatsız olan başkaları da vardı. Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Savcılığı Binbaşı Ersever hakkında soruşturma açtı. 7 Eylül tarihinde ise 1993/309 esas numaralı bir iddianame hazırlandı.
Askeri Savcı Hakim Binbaşı Ünal Güloğlu tarafından hazırlanan iddianamede Ersever'in işlediği suç şöyle belirtiliyordu: "Kendisine özel bir mezuniyet verilmediği halde, görevi ve sıfatı icabı muttali olduğu askeri muamelat, teşkilat ve harekâta müteallik işler hakkında açıklamalarda bulunmak."

Binbaşı Ersever çağrıldığı halde ifade vermeye gitmemişti. Hakkında arama müzekkeresi çıkarıldı. Ersever avukatı Emin Emir'in ısrarıyla ifade vermeye gitti. Ersever'in Askeri Savcı'ya gitmek istememesinin nedeni, kendisini hemen cezaevine atacakları korkusuydu...

Ersever'in Savcılık İfadesi

Binbaşı Ersever savcılık ifadesinde şunları söylemişti: "Yıllardır hizmet vermeye çalıştığım Jandarma Genel Komutanlığı ve bağlı kuruluşlarıyla, bu teşkilatta görev yapan her kademedeki personeli tahkir ve tezyif edici, PKK ve diğer devlet düşmanı örgütlere imkân sağlayıcı davranış ve açıklamalar kesinlikle bugüne kadar tarafımdan yapılmamıştır ve bundan sonra da beklenmemelidir. Geçmiş hizmetlerim ışığında, jandarma teşkilatından ayrıldıktan sonra devlete ihanet ederek, şu veya bu sebeple açıklamalar ya da açıklama adı altında çirkefe bulaşanlarla aynı kefeye konulmadığım düşüncesine halen sahibim.

Bu cümleden olarak:

- Aydınlık gazetesinde yayınlanan konuşmalarım bir açıklama değil, Aydınlık grubuyla ideolojik tartışma mahiyetini taşımaktadır.

- Davranışım, malum basının uzun zamandan beri gerek kişisel haklarıma yaptığı saldırılar ve gerekse geçmişte beraber hizmet yürüttüğüm silah arkadaşlarıma yapılan ve yapılacak saldırıların önünün alınması ve Türk basınında bu konuda bir psikolojik harekât başlatma maksadına yöneliktir.

- Üzülerek de olsa belirtmek zorundayım ki, başlangıçta "ikibuçuk eşkiya" hareketi olarak tanımlanan PKK çetesi, mücadelede yapılan yanlışlıklar ve noksanlıklar nedeniyle içinde bulunduğumuz hale gelmiştir. Jandarma mensubu iken, kendi komutanlarıma askeri terbiye ve imkânlar içerisinde her zaman bu hataları ve noksanlıkları söylemek ve yazmak fırsatını buldum. Bu temelde görevimi yaptığıma inanıyorum. Ancak konuyla ilgili yetişmiş ve hatta uzmanlaşmış kadroların tekliflerinin ciddiye ve dikkate alınmaması, hataların devam ettirilmesi beni haklı olarak ayrılmaya zorlamış, PKK çeteleri ve yandaşlarıyla mücadeleyi sivil olarak, kendi olanaklarım çerçevesinde yürütmeye kadar götürmüştür. Bir vatandaş olarak güvenlik kuvvetlerine bu konuda her zaman yardımcı olmaya hazırım. Terörle mücadeleyi Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ihale ederek köşeye çekilen siviller, sonuçta ortaya çıkabilecek felaketin veya sonu bağımsız Büyük Kürdistan olacak bir maceranın faturasını Türk Silahlı Kuvvetleri'ne kesmek istemektedirler. Bu nedenle Türk kamuoyunun bölücülere karşı yürütülen mücadeleyle ilgili olarak doğru bilgilerle aydınlatılması gerektiğine inanıyorum. Özellikle Jandarma Teşkilatı'nın halkla ilişkilerini geliştirerek, halkın hainler ve çıkarcılar tarafından kullanılmasının önüne geçilmesini diliyorum.

- Bundan böyle yapacağım her açıklama veya basın toplantısının metinlerinin Jandarma Genel Komutanlığına faks aracılığıyla gönderileceğini, bu konuda daha sağlıklı bir takibi Komutanlığın yapacağını umduğumu,

- Yasal haklarını iyi bilen sivil bir vatandaş olarak, devlet düşmanlarıyla mücadeleyi ideolojik çerçevede basın-yayın yoluyla sürdüreceğimi, yapılmasını arzu ettiğiniz psikolojik harekâtın uygun görüldüğü takdirde tarafıma bildirilmesini, bugüne kadar yapılan yayınların sonucunun beklenerek mevcut mücadele ortamında bana ve arkadaşlarıma yardımcı olunmasını arz ederim.".

Ortağı İhsan Hakan

Ersever'le yaptığımız röportajdan sonra "Mezopotamya" adlı şirketini araştırıyoruz. Niçin şirket kurmuştu? Şirket "belli işler" için paravan olarak mı kullanılacaktı?

Binbaşı Ersever emekli olduğu tarihten iki hafta sonra 17 Mart 1993 tarihinde adını ilk kez duyduğumuz İhsan Hakan ile birlikte ' "Mezopotamya Film Video Basın Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi"ni kuruyorlar.

Ankara 18'inci noterliğinde onaylanan şirketin ana sözleşmesinde iki ortak görülüyor:

1. Ahmet Cem Ersever,
TC uyruğunda, Akdeniz Cad. No: 17/4
Anıttepe/Ankara

2. İhsan Hakan
TC uyruğunda, Mimar Sinan Mah. Varlık S.No:
37/5 Manisa

Ersever'in verdiği adresi eviydi. Araştırdık: Evli ve bir çocuk babasıydı...

Sözleşmeye göre şirketin amaç ve konusu şunlardı:

1. Her türlü sinema, televizyon filmleri senaryolarının hazırlanması, çekimi, banyosu, montajı, dublajı, çoğaltılması dağıtımı ve pazarlaması ve benzeri işlerini yapmak, yaptırmak.
2. Her türlü özel ve tüzel kişilere ait gazete, radyo televizyon ve-sair her türlü süreli ve süresiz yayın araçları ile yapılan basım, yayın, grafik, ilan ve reklam işlerini yapmak, yaptırmak.
3. Konusu ile ilgili alanlarda süreli ve süresiz yayın ve dağıtım işlerini yapmak ve yaptırmak.
4. Plak, kaset, bant ve benzeri her türlü materyaller üzerine her türlü müzik, efekt kayıtları ile her türlü telif, anonim veya adapte müzik eserlerinin orkestarsyonu, kaydı, neşri, çoğaltılması ve alımını, satımını ve dağıtımını yapmak yaptırmak.
5. Özel ve tüzel kişilerin eğitim, tanıtım ya da özel amaçlı film, video, fotoğraf çekim, basım ve çoğaltım işlerini yapmak yaptırmak.
6. Plastik ve görsel sanatlarla ilgili yurt içinde ve dışında sergi ve gösteri salonları açmak, işletmek.
7. Günlük, haftalık, aylık veya daha kısa ve uzun dönemli veya dönemsiz olarak Türkçe ve yabancı dilde gazete dergi kitap ansiklopedi, risale, broşür çıkartmak basmak yurt içinde ve dışında yaymak, satmak, pazarlamak.
8. Konusu ile ilgili ve diğer ticari alanlarda ithalat ihracaat yapmak yaptırmak. Konusu ile ilgili işleri yürütebilmek için her türlü gayrimenkulleri, taşıt, araç, gereç, ekipman almak satmak kiralamak, ki raya vermek işletmek.
Şirkete para temini amacıyla her türlü gerçek ve tüzel kişilerden her ne ad altında olursa olsun krediler almak bu kredilere karşılık şirket üzerinde ipotekler ve diğer aynı haklar tesis etmek ipotekler fevk etmek. Yukarıda gösterilen konularda yabancı sermaye ile işbirliği yapmak.

Ankara Ticaret Odasına 33/971 no ile kaydı yapılan şirketin merkezi Ankara olacaktı. Şirketin süresi tescil ve ilan edildiği tarihten başlamak üzere 50 yıldı. Şirketin sermayesi 100 bin lira değerinde 100 hisseyi ayrılmış olup 10 milyondu. Bunun 55 hisse karşılığı 5.5 milyonu Ersever'in, 45 hisse karşılığı olan 4.5 milyonu İhsan Hakan'a aitti.

Şirketin müdürü ilk 20 yıl için Ahmet Cem Ersever'di!.. O günlerde İhsan Hakan üzerinde hiç durmamıştık.

Kaynakça
Kitap: Binbaşı Ersever'in İtirafları
Yazar: SONER YALÇIN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Cem Ersever'in İtirafları

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir