Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Cem Ersever'in Peşinde

Cem Ersever'in İtirafları

Burada Cem Ersever'in İtirafları hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Cem Ersever'in Peşinde

Mesajgönderen TurkmenCopur » 29 Ara 2010, 22:57

CEM ERSEVER'İN PEŞİNDE

"Cem Binbaşı" ile ilgili bilgileri toplamaya başladık. Gelen her türlü bilgiyi artık, "Cem Binbaşı" dosyasına koyuyoruz:


İlk önemli bilgi Silopi'den geliyor. "Cem" 1975-77 yılları arasında Silopi İlçe Bölük Komutanı. Üstteğmen. İlçeye dışarıdan gelen bazı öğretmenler, polisler, memurlar MHP'nin yan örgütü Ülkü-Bir'i açmak istiyorlar. İlçe gençleri derneğin açılmasına tepki gösteriyorlar.

Dernek açılacaktı, açılmayacaktı tartışması kavgaya dönüşüyor. Olaya jandarma müdahale ediyor. "Üsteğmen Cem"de derneğin açılması yanında aktif tavır koyunca, gençler Üstteğmen'in üzerine yürüyorlar. 'Cem" emrindeki bölüğe dönerek, "İşte karşınızda Rumlar var, ateş serbest" emrini veriyor. Ateş açılıyor. Birkaç kişi yaralanıyor.

Ateş açma olayının yankısı ilçe sınırlarının dışına taşıyor. Konu TBMM'ye geliyor. Mardin Bağımsız Milletvekili Nurettin Yılmaz, Başbakan Süleyman Demirel'e sözlü soru önergesi veriyor. "Üstteğmen Cem"in görevden alınmasını istiyor.

Olay kapanmıyor. Bazı avukatlar ile Demokratik Kitle Örgütleri temsilcileri Diyarbakır'da olayı kınayan ve 'Üstteğmen'in görevden alınmasını isteyen bir basın toplantısı düzenliyorlar.

"Üstteğmen Cem" yargılanıyor. Ancak savcı takipsizlik kararı veriyor. Bu olay üzerine "Üstteğmen Cem" özel harp eğitimi için Foça'ya gönderiliyor. O günlerde "Üstteğmen Cem"in soyadını öğrenememiştik. Tanıyanlar kendisinden ya "Cem Binbaşı" ya da "Üstteğmen Cem" diye bahsediyordu.

Sonunda 'Cem'in bir devre büyüğü bir subay ağabeyinden bilgi aldık:

6 Haziran 1950 Erzurum doğumlu. Arnavut göçmeni. 1972 Harp Okulu çıkışlı. Asıl adı; Ahmet Cem Ersever!

Subay ağabeyi Ersever'in nerede görev yaptığını bilmiyor. "Ancak" diyor, "Güneydoğu'da olduğunu sık sık duyuyorum".
Rütbesi, hesaplamalarımıza göre Binbaşı.
Kod adı ise Testere!..
Devletle Kesik Baş Ticareti
Adeta her geçen gün, "Ahmet Cem Ersever Dosyası"na yeni bilgiler koymaya başlıyoruz. Her yeni bilgi bizi dehşet içinde bırakıyor.

Binbaşı Ersever için neler neler söylenmiyor ki...

- Mahalli ajanları organize eden kişidir. Şırnak ve Cizre'deki her faili meçhul olayda onun parmağı vardır. Bölgede Üstteğmenliğinden itibaren kendini herkese 'Cem Üstteğmen' ve sonraları 'Cem Yüzbaşı' olarak tanıttı! Onun ismini devamlı olarak mahalli ajanlardan duyuyorduk. Bu ajanları yönlendiren ve onların maaşlarını veren de 'Cem Yüzbaşı'dır. Üstü yokmuş gibi davranır. Biz onun adını hiçbir yerde bölük ve tabur komutanı olarak duymadık. Sabit bir yeri yok.

- 1985 yılında Besta bölgesinde bir çatışma olduğunu duyduk. PKK'lı bir üst düzey komutanın kafasının kesilerek Şırnak'a getirildiği söylendi. Cesedin Komutan İsmail Kıyas'a ait olduğu bildirildi. Teşhis için eşi ve kayınpederi bulundu. Yakınları cesedin İsmail Kıyas'a ait olmadığını söylediler.

- Ceset Şırnak Tugayı'na Geçitboyu muhtarı Mehmet Zeyrek kanalı ile getirilmişti. Bu adamlar cesedi getirdikleri için de 2-3 milyon prim almışlardı. Yetkililer hâlâ cesedin PKK'lı bir komutana ait olduğunu söylüyorlardı. Güya, 'PKK'lılar tanınmasın' diye komutanlarının kafasını kesip götürmüşlerdi!

- Aradan günler geçti. Bir kadın, 'Bundan 15 gün evvel evden kocamı alıp götürdüler. Bir daha da haber alamadım' diye Tugay'a başvurdu. Kadının anlattığına göre kocasını korucular götürmüştü. Daha sonra yapılan araştırmada kesik başlı cesedin kadının kocasına ait olduğu ortaya çıktı! Adam Balveren köyünün Tolgi mezrasındanmış. Zavallı köylünün kellesini kesenler Cem'in emrinde çalışan korucular ve ajanlardı!

Bu olayla ilgili olarak Şırnak'taki bazı avukatlar suç duyurusunda bulunuyorlar. Fakat sonuç alamıyorlar.
Avukatların suç duyurusunda bulundukları bir başka olay ise şöyle meydana gelmişti.

"Bu olaydan kısa bir süre sonra Balveren Karakolu'ndan köylülere, 'bir cesediniz var gelin alın' deniyor. Ceset 19 yaşındaki Gürgün Savaş'a ait. Ailesinin anlattığına göre, Gürgün Savaş'ı Diyarbakır Cezaevi'nde tanıyan PKK'lı Hasan Irmaz daha sonra itirafçı oluyor. Fakat Gürgün Savaş'ın bundan haberi yok. Olaydan bir gün önce Hasan Irmaz PKK'li gibi Gürgün Savaş'a gidip 'Akşam sizin evin önünden geçeceğim, bana yemek bırakın' diyor. Gürgün Savaş karısına, 'Bu akşam cezaevindeki arkadaşım Hasan gerillalarla buradan geçecek, kapıya ekmek koy' diyor. Sarı bir poşete 9 ekmek ile bir kilo peynir konuyor. Azık çalıların yanına bırakılıyor. Gece saat 22.00'de gerilla kıyafeti giymiş bazı kişiler ki, bunların çoğu itirafçı ve korucudurlar. Yiyeceği bulamamış gibi Gürgün Savaş'ı çağırıyorlar. Gürgün Savaş'ı beyaz bir Renault'a bindirip götürüyorlar. Ertesi gün Gürgün Savaş'ın işkence edilmiş cesedi bulunuyor...

"Hasan Irmaz itirafçı olduktan sonra Cem'in yanında çalışmaya başlıyor. Bunlar PKK kıyafeti giyiyorlar. PKK sempatizanlarını tuzağa düşürüp öldürüyorlar. Faili meçhul bir çok olayı da bu ekip gerçekleştiriyor. Bölgede Cem'in bilgisi olmadan kimse bu tür cinayetler işleyemez. Avukatlar kaç kez Şırnak Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Savcı hep takipsizlik kararı verdi."

Gelen.bilgilerin doğruluğunu araştırmak için bölgeyi çok iyi bilen herkesle konuşuyorduk; Avukatlar, Belediye Başkanları, Milletvekilleri, Bakanlar, bölgede görev yapmış subaylar...

Binbaşı Ahmet Cem Ersever'i, 2000'e Doğruya kapak yapmaya karar veriyoruz. Ancak elimizdeki bilgiler hâlâ yeterli değildi. "Araştırmayı bir süre daha sürdürelim" diyoruz.

Ersever Batı Bölgesi'nde çok az görev yapmıştı. İlk görev yeri İstanbul'du. Bir yıl burada kalmıştı. İkinci görev yeri: Silopi.
Silopi'de MHP'li olduğunu her fırsatta dile getirmesiyle ünleniyor. O yıllarda Kartal Tibet'in başrolünde oynadığı Tarkan filmleri çok popüler. Tarkan'ın Kurt'undan etkilenen Ersever yanında köpekle geziyor. Köpeğin adı ise Ecevit!

Sicilinde "aşırı milliyetçidir" notu var. Kendi olanaklarıyla Zazaca öğrenen Ersever enteresan bir subaydı. Kendisiyle yüz yüze konuşmak istiyoruz. Tuhaf, Kimse nerede görev yaptığını bilmiyor...

Birgün emekli bir Kurmay Albay benim yanımda Jandarma Genel Komutanlığı'nı telefonla arayarak, Ersever'in nerede olduğunu sordu. Emekli Kurmay Albay'ın öğrencisi subay bile eski komutanına Ersever'in nerede görev yaptığını söylemedi! "İstihbaratta çalışıyor" demekle yetindi.

Ersever 1984 yılından beri Güneydoğu'da görev yapıyordu. Doğrusu çok ilginçti, Herkes bölgeden kaçarken Ersever yıllardır Güneydoğu'daydı!

Kaçakçılık Dünyasına Giriş

Binbaşı Ersever 12 Eylül'ün ilk günlerinde İskenderun'da kaçakçılar arasına ajan olarak sızmıştı. Burada elde ettiği bilgileri direkt olarak Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun'a bildiriyordu. Derlediği raporları Milli Güvenlik Konseyi'nde konuşuluyordu. Yakalattığı kaçakçıların mahkemelerinde tanıklık yapıyordu.

Ancak Ersever'in kaçakçılık dünyasındaki istihbarat toplama işleri fiyaskoyla sonuçlanacaktı. Ersever ünlü kaçakçı Nejat Söylere yardım etmişti! Ersever istihbarat toplarken aynı zamanda bazı karanlık işlere de karışmıştı.

1982'de Adıyaman'da önyüzbaşı olarak görev yapan Ersever, kaçakçılara yardım ettiği için açığa alındı. Teşekkül halinde kaçakçılık yapmaktan hakkında 6. Kolordu Komutanlığı'nda dava açıldı. Sonra bu dava Ankara 4 Nolu Sıkıyönetim Mahkemesi'ne havale edildi. Dava buradan İzmir'e gitti. Nedeni ise Ersever'in Kırkağaç'ta görev yapmasıydı. Beraat etti, 1983 yılında tekrar göreve döndü.
"Ahmet Cem Ersever" adına Ankara Sıkıyönetim 1 Nolu Askeri Mahkemesi'nin "MHP ve ülkücü kuruluşlar davası" kararının gerekçeli hükmünde de rastladık...

MHP İddianamesinde Ersever

MHP Davasının Gerekçeli Hükmü'nde tanıklardan ülkücü Hüsamettin Aliveli, Kaçakçılık İstihbarat Daire Başkanlığı görevlileri tarafından alınmış ve üç sayfalık ifadesinde, Türkiye'ye kaçak olarak girerken Ersever'den yardım gördüğünü söylüyor. Aliveli, Ersever'in dönemin Ülkü Ocakları Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile de gizli gizli görüştüğünü anlatıyor.

Gerekçeli Hükmün 796. sayfasında Aliveli'nin ifadesinden şöyle bilgiler öğrenmiştik, Ersever hakkında:

"Kaçak olarak 1976 yılında Habur sınır kapısından Türkiye'ye girdiğini, Jandarma Yüzbaşısı Ahmet Cem Ersever'in kendisine oturma müsadesi için yardımda bulunduğu, ülkücü görüşü benimsediğini, Nejat Söyler'in Ortadoğu Nakliyat Firması'nda işçi olarak çalıştığını, Nejat Söyler'e ait TIR'larla kaçak tabanca ve diğer mallarla yakalandığını, Ankara'da Yüzbaşı Ahmet Cem Ersever'le birlikte Demirtepe'deki Ülkü Ocakları Genel Merkezi'ne gidip Genel Başkan Muhsin Yazıcıoğlu ile görüştüklerini, Cem Ersever'in Muhsin Yazıcıoğlu ile özel olarak kapıları kapatarak konuştuklarını beyan etmiştir."

Önemli bir noktaya değinelim:

Binbaşı Ersever Adıyaman Kahta'da görev yaptı. Bilindiği gibi Kahta'da Menzil Şeyhi Raşit Erol vardı. Muhsin Yazıcıoğlu 12 Eylül'den sonra 'İslamı keşfetmiş", Şeyh Raşit Erol'un müridi olmuştu. Binbaşı Ersever, Muhsin Yazıcıoğlu ve Güneydoğu'da 1991 yılında ortaya çıkan "Hizbullah" ilginç bir üçlü oluşturuyor!.. Ersever öldürüldükten sonra olaya geniş yer veren Yeni Hafta dergisi de Yazıcıoğlu ekibinin yayın organıydı. MHP'nin gazetesi Ortadoğu ise Ersever olayına hiç değinmemişti!..

Ülkücü Hüsamettin Aliveli'nin ifadesinde, Ersever'in Muhsin Yazıcıoğlu tarafından, ünlü kaçakçı Nejat Söyler'e ait TIR'da yakalanan tabancalar ve kaçak mallar için görevlendirilerek İstanbul'a gönderildiğini bildiriyor.

Ersever, İstanbul'da kaçakçılık olayını soruşturan Gümrük ve Tekel Bakanlığı Müfettişi Necati Can ile görüşüyor. Necati Çan'a, Yazıcıoğlu'nun mektubunu veriyor. Ersever, MHP'lilere ait olan 2 bin 500 tabanca ve kaçak malların yakalanması görevini ihmal ettiği için açığa alınıyor.

Binbaşı Ersever kaçakçı Nejat Söyler ile ilişkisini hiç kesmiyor. Örneğin 1991'i 1992'ye bağlayan yılbaşı gecesini Ankara Kent Otel'de birlikte geçiriyorlar.
Kaçakçı Nejat Söyler ile Ersever'i tanıştıran kişi, Hüsamettin Türkmen.
Hüsamettin Türkmen, Nejat Söyler'in kızı ile evli, yani damat! Genç damat da kaçakçı! Irak uyruklu Türkmen.

Ersever ile kaçakçı Nejat Söyler'i 1977 yılında tanıştırdığı belirtiliyor. Yani Ersever Silopi'de görevli iken! Bilindiği gibi Silopi sınır ticaretinin yapıldığı en stratejik ilçelerden biri.

"Ahmet Cem Ersever Dosyası"na MHP ile birlikte bir de kaçakçılık olayı eklenmişti. "Dosya" giderek renkleniyordu. "Bunun altıdan mutlaka büyük bir olay çıkacak" diye bekliyorduk...

Ersever İtirafçı Timlerinin Başında

Binbaşı Ersever hakkında inanılması zor olaylar anlatılıyordu. Herbirini özenle "Dosyası"na koyuyorduk.

Ersever 1988 yılında Şırnak bölgesinde görev yaptığı dönemde, İdil ilçesinden Mehmet Bayar adlı bir kişiyi gözaltına alıyor. Daha sonra Bayar'ın koynuna bomba koyup, ellerini arkadan bağladıktan sonra kaçmasını söylüyor. Mehmet Bayar kaçarken bomba patlıyor ve ölüyor. Bayar bu olaydan sonra TRT ekranlarında terörist olarak gösteriliyor! Ceset İdil Taburu'nun bahçesine gömülüyor.

- Şırnak halkı Ersever'den çok korkar. Kontrgerillanın başı olarak bilir. 14 yıla yakın bir süredir Silopi, İdil, Şırnak, Cizre, Nusaybin gibi kritik yerlerde görev yapıyor. Bölgeyi çok iyi tanıyor.

- 5 Ekim 1992 tarihinde, Türkiye'nin sınır ötesi operasyonundan hemen önce, Binbaşı Ersever Zaho Kaymakamı Berzenci ile birlikte hareket ediyordu. Operasyon öncesi Türk gazetecileri ile görüşen Berzenci, kendilerine bir Türk binbaşının sürekli yardımcı olduğunu, sivil dolaştığını ve ara sıra gelip Zaho'da kaldığını söylüyor. Berzenci'nin anlattığı binbaşı peşmerge kıyafeti ile dolaşıyor, Türk sivil plakalı bir arabaya biniyordu. Binbaşı'nın adının 'Cem Ersever' olduğu söyleniyordu!..

- Binbaşı Ahmet Cem Ersever'i Silopi'de herkes tanır. Binbaşı kendine bağlı bir ekiple çalışır. Bu ekibin içinde itirafçısından tutun da, korucusuna kadar herkes var. Ekip 40 kişi. Ersever Silopi'ye geldiğinde Hac konaklama tesislerinde kalır.

- Binbaşı Ersever'in ekibinden bir grup, 1992 Aralık ayının son haftasında Silopi'li 4 köylüyü kaçırdı. Bu köylülerden Tahir oğlu Mehmet Tan son olarak Zaho'nun Sımela bölgesinde elleri bağlı olarak bu ekip içinde görüldü.

- Ersever PKK'lı itirafçılardan kendine bir ekip kurdu. İtirafçı kod adı Şahin, Hamit Erdoğan, itirafçı kod adı Bedran, Adem Yakın; itirafçı kod adı Zana, Hüseyin Yeşilmen ve itirafçı kod adı Berces, Berces Ergin; Ersever'in ekibi içindeler.

- Binbaşı Ersever'in Hacı Zeyrek adında bir ajanı vardı. Zaten bu kişi de ajanlık yaptığını saklamıyordu. Silopi Taburu'nda görev yapıyordu. Telefonlara bile çıkıyordu. Cem Ersever kendi içlerindeki bir hesaplaşma nedeniyle Hacı Zeyrek'i öldürttü. Hacı Zeyrek'in cesedi Silopi'nin kuzeyinde bir torba içerisinde bulundu!"

Anlatılanlara göre Binbaşı Ersever Güneydoğu'da her taşın altından çıkıyordu. "İtirafçılar ordusu" kurmasını anlıyorduk. Ersever kontrgerillanın "el kitabına" uygun hareket ediyordu.

Kara Kuvvetleri Komutanlığının ABD'den tercüme edip yayımladığı "Kontrgerillanın el kitabı" denilen Sahra Talimnamesinin 31-15 nolu maddesinde şöyle deniyordu: "Politik şartlar ve durum müsaade ettiği taktirde, askeri, sivil veya gerilla tecrübesi veya eğitimi görmüş erkek ve kadınlardan mahalli fertler, yardımcı polis ve köy savunma birlikleri teşkilatlandırılmalıdır. Böyle bir tecrübe geçirmemiş olanlar ise ayrı ayrı espiyon, propaganda ajanı, muhafız, kılavuz, tercüman olarak kullanılırlar."

Avukatıyla Tanışıyorum

Binbaşı Ahmet Cem Ersever'i kapak yapmaya karar veriyoruz. "İşte Kontrgerillanın Şefi" diye. Tek sorunumuz var, elimizde Ersever'in hiç fotoğrafı yok. 1972 Harp Okulu yıllığını bulmaya çalışıyoruz.

Araştırmayı sürdürürken 1980'ler başında kaçakçılıktan yargılandığı 4 nolu Sıkıyönetim Mahkemesi'nde Ersever'i savunan Avukat Bahattin Sönmez'i buluyorum.

Bahattin Sönmez aslında Nejat Söyler'in avukatıydı. Ancak Ersever'in savunmasını da üstleniyor Ersever'i tanıyor. Bahattin Sönmez'den mahkeme dosyalarını istiyorum. Eski bir hakim olan Sönmez, "Savunmasını üstlendiğim kişilerin dosyalarını kimseye veremem, bu benim için çok önemli bir ilkedir" diyor.

Avukat Bahattin Sönmez Cizreli. Kürt. Ersever'in Kürtlere neler yaptığını ayrıntılarıyla anlatıyorum. İstiyorum ki, Ersever'e sinirlensin ve dosyaları versin. Hayır. Avukat Sönmez ilkesinden ödün vermiyor. Araya sayıp sevdiği dostlarını sokuyorum. Sönmez'i kimse ikna edemiyor. Ancak Sönmez'le yaptığımız bir görüşmede Ersever'in kitap yazdığını öğreniyorum. Takma isimle yazdığı kitap piyasaya bile çıkmış satılıyormuş. Ne var ki, Avukat kitabın içeriğini ve adının ne olduğunu bilmiyor. Sadece kitap yazdığını duymuş. Zaten yılardır görüşmüyorlarmış.

DEP Milletvekili Orhan Doğan

Bu arada bize ilginç bir bilgi daha ulaşıyor. "DEP Şırnak milletvekili Orhan Doğan, Binbaşı Ersever'in samimi arkadaşıdır. Diyarbakır'da yedikleri içtikleri ayrı gitmezdi."

Hemen Meclise gidip Orhan Doğan'ı buluyorum. Doğan, Binbaşı Ahmet Cem Ersever'in adını önce anımsamıyor. Ayrıntılı bilgi verince hatırlıyor.

Orhan Doğan yedek subaylığını 12 Eylül'ün sıcak günlerinde 1983'te Diyarbakır Taktik Hava Kuvveti'nde Askeri Savcı yardımcısı olarak yapıyor. Oradan tanışıyorlar, Ersever'le.

Orhan Doğan şöyle anlatıyor: "Mahkemeler sırasında tanıştık. Oturup birkaç kez sohbet ettik. Ancak o kadar ayrıntılı hatırlamıyorum. Bende öyle fazla bir etki bırakmadı herhalde."

1993 yılı gelip çatmıştı. Ersever'in fotoğrafını hâlâ bulabilmiş değiliz. Haber masanın üzerinde durdukça sürekli yeni bilgiler geliyor.

Ersever'i kapak yapmayı planladığımız günlerde Gazeteci Yazar Uğur Mumcu arabasına konulan bombanın patlaması sonucu yaşamını yitiriyor. Gündem değişiyor. Ersever dosyası rafa kalkıyor.

Yine o günlerde 2000'e Doğru dergisinin yerine Aydınlık gazetesini çıkarmak için uğraşıyoruz. 2000'e Doğru dergisini kapatıp Aydınlık'ı çıkarmaya başlıyoruz.

Binbaşı Ahmet Cem Ersever'i artık dizi olarak Aydınlık'ta, yayımlamayı düşünüyoruz.

Kaynakça
Kitap: Binbaşı Ersever'in İtirafları
Yazar: SONER YALÇIN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Cem Ersever'in İtirafları

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron