Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kemalist Aydınların Gözüyle Dersim İsyanı

Burada Dersim İsyanları ve Seyit Rıza hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Kemalist Aydınların Gözüyle Dersim İsyanı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 05 Oca 2011, 02:16

KEMALİST AYDINLARIN GÖZÜYLE DERSİM İSYANI

Bölgede ortaya çıkan olaylara, Ankara'daki aydınların nasıl baktığını ortaya koyan en önemli çalışma 1938 yılında yazılmış olan "Tunceli Medeniyete Açılıyor" isimli kitaptır. Naşit Hakkı Uluğ'un bölgeyi iki kez gezerek yaptığı bu çalışma, az çok devletin bakış açısını da dile getirmektedir. Dönemin aydınları, Kürt ayrılıkçılığının ülke için tehlike yarattığını bildiklerinden, sorunu Kürtçülükle ilişkilendirmemeye gayret etmişlerdir. Yine doğrudan doğruya Aleviler suçlanmamıştır. Lakin, Alevi geleneklerinin şiddetle eleştirildiği anlaşılmaktadır. Bu yönüyle de bölge halkına karşı düşmanca bir bakış olduğu söylenebilir. İşte bu bakış açısının, askeri harekâtta etkili olduğunu söylemek mümkündür. Harekâtı yürütenlerin Osmanlıcı-Sünni gelenekten geliyor olmaları, onların 1938 operasyonlarında sivil halka karşı acımasız davranmalarında etkili olmuş gözükmektedir.

Naşit Hakkı Uluğ, Dersim operasyonlarını şöyle özetlemektedir:

"İnönü, üç yıl önce, bir doğu seyahati yapmıştı. Doğu illerimizde büyük imar ve medenileştirme hareketinin hızlanıp programlaşmasına esas olan bu kutlu gezide, büyük devlet adamı Dersim'in ortamını da gördü. İnönü, Dersim işini en gerçekçi bir gözle bir kere daha inceledi, Erzincan'a geldiği zaman Dersim'in medenileştirilmesi üzerindeki kararının ana hatları belirmişti. İnönü'nün, yıllarca büyük bir ısrar ve önemle takip ettiği politika neticesinde demiryolu inşaatının Doğu'ya doğru ilerlemesi sayesinde doğu vilayetlerimizin imar ve bayındırlığı için dev adımlar atılacak günler artık gelmiş bulunuyordu.

Türk inkılâbının tarihe geçecek büyük belgelerinden bir belli başlısı niteliğinde olan İnönü'nün "Doğu Seyahati Raporu" Dersim'in de medenileştirilme ve imarı esaslarını tespit eden bir eserdir. İnönü Doğu'dan dönünce, bu memleket çapındaki kararlarını uygulamak için liyakatinden emin olduğu vatan çocuklarına vazifeler verdi, Kâzım Orbay ve Abdullah Alpdoğan Dersim'i baştanbaşa dolaşmak ve verilen direktiflere göre Dersim'in medeniyete açılması için lazım gelen tekliflerle Başbakan'ın önüne gelmek vazifesini aldılar. İki komutan, Doğuya gittiler, 1. Genel Müfettişle görüştüler, Dersim'i gezdiler, halkı dinlediler, araziyi, kasabaları, köyleri, yollan yeni baştan incelediler, dönüp geldiler ve İnönü'ye görüşlerini sundular.

Bunun üzerine verilen karar özetle şu oldu:

Dersim'de bir vilayet kurulacaktır, vali aynı zamanda bu vilayetin komutanı olacaktır. Dersim ve yöresi bir genel müfettişliğe bağlanacak ve bu vali ve komutan aynı zamanda genel müfettiş olacaktır. Dersim imar edilecek ve medenileştirilecektir.
Bu kurtarıcı hareketin büyük şehirlere, medeni tesislere ve kültür ocaklarına dayanması lazımdır. Büyük şehrin kültür, sağlık ve vasıta bakımından oynayacağı rol de büyüktür. Elazığ demiryoluna bağlanmıştır, imar, demire, çimentoya ve yapıcı insana dayanacağı için burası bu kutlu hareketin üssü olacaktır. İdari bakımdan ihtiyaçlar, bu müfettişliğin kuzeyde Erzincan'a ve güneyde Elazığ'a hâkim olmasını icap ettirir.
Hükümetin teklif ettiği bu esaslar, Büyük Millet Meclisince kabul edilerek Tunceli kanunları derhal uygulamaya kondu, 4. Genel Müfettişlik ve Tunceli Vali ve Komutanlığı vazifesi Korgeneral Alpdoğan'a verildi (4 Ocak 1936).

Genel Müfettişliğin ilk vazifesi Dersime hâkim olmaktı. Dersim'in içine girip yerleşmek için yol ve köprü yaptırmak lazımdı, köprünün yakılmaması ve yıkılmaması için de beton olması şarttı.
Dersim'in coğrafyasına göre bu köprülerin Murat üzerinde Pertek'te, Palu yolu üzerinde Külüşkür'de, Çabakçur, Uhi ve Mazgirt yolu üzerinde Bağın'da, Dersim'in içinde Mazgirt yolu üzerinde Şeyhsu'da ve Hozat yolunda Singeç çayı üzerinde yapılması lazımdı. Bu köprülerle Dersime girilebilir, Elazığ-Pertek, Pertek-Mameki, Pertek-Hozat-Pülür yolları ile Dersim'in içinde yürümek mümkün olurdu. Bağın-Mazgirt, Pah-Nazımiye yolları da lazımdı.
Dersim'in içinde hükümet konaklan, kışlalar, karakollar kurmak ve bu bölgede vazife göreceklerin ikametgâhlarını da inşa icap ediyordu. Bu tesislerle beraber dispanserler ve okullar açılmalı, sağlık ve kültür vasıtalarıyla halk yerleştirilmeliydi. Bir taraftan da, Dersim'de yeni bir devir açmak ve bu programın uygulanması esnasında çıkabilecek zorluklan yenmek için vali ve komutana bazı adli ve idari yetkiler verilmek lazımdı.
Millet Meclisi, üç kanun çıkardı, Tunceli vilayetinin idaresi hakkında 2884, bazı idari teşkilat yapılmasına dair 2885 ve Tunceli vilayeti halkından olup nüfus ve askerlik kanunlarına göre kendilerine ceza verilmesi lazım gelenlerin affına ve nüfus yazımı ile askerlik işlerine dair 2887 numaralı kanunlar.

(... ) Meclis, 1937 bütçesine yarım milyonu nakit ve yarım milyonu da ertesi yıla yayılan taahhüde girebilmek yetkisi koydu ve 1937, Dersim'in imarı için hayırlı bir başlangıç yılı oldu.
Genel Müfettişlik bu ödenek ile bugün tahta bir köprü ile geçilen Murat suyunun üzerinde ve en müsait bir noktada beton Pertek, Pertek-Hozat yolu üzerinde beton Singeç köprüleri ile Elazığ-Pertek-Hozat-Pülür yolunu yaptırmaya başladı. Ayrıca Külüşlür köprüsü de yaptırılıyordu.
Pülümür'de ve Ovacık kazasının merkezi olan Pülür'de birer kışla, bir hükümet konağı yaptırılıyor, bir yandan dispanserler açılıyor ve okulların sayısı artırılıyordu.
Devlet bu işlere başladığı zaman Dersim ağasını, Dersim seyidini büyük bir endişe almıştı, onlar bu gelişteki ciddiyeti sezmişlerdi, bu geliş, eski seferler gibi bir sele benzemiyordu. Bu defa, devlet Dersim'in içine yerleşiyordu ve bu yerleşmenin hedefi ancak aşiret rejiminin tahribi olabilirdi. Akıllı Dersim ağala-rı bunu görüyor, ellerindeki esirlerin bir hamle ile zincirlerini kırarak kurtulacağını anlıyorlardı. Genel Müfettiş halkla temasa başladı, onlara Dersim hakkında Cumhuriyet'in iyi niyetlerini anlattı. Bir yandan da ilerleyen imar işlerinden, Dersimli için kazanç yollan açılmıştı. Ağadan korkmalarına ve kazandıkları parayı reislerin ellerinden alacaklarından endişe etmelerine rağmen Dersimliler, yol boylarına dökülmüş ve çalışmaya başlamışlardı.

(... ) Bu esnada kışla, karakol, okul, yol ve köprü inşaatı devam ediyor, lüzum ve ihtiyaç duyulan noktalarda karakollar açılıyordu, Kahmut'ta birinci ve Şin'de ikinci karakol açıldı, Kahmut karakoluna gidip gelebilmek için Pah ile Kahmut arasında Harçık suyu üzerinde telle asma bir köprü yaptırdı.
Genel Müfettiş her hafta Dersim'in bir köşesine gidiyor, devletin yerleşeceği zamana kadar halka öğüt vererek, kendilerine hakikati, asıllarını ve menfaatlarını öğretmeye uğraşıyordu. Devlet dağ başlarındaki tek evleri kaldırarak köy toplulukları kuracak, birkaç köyün ortasında bir okul açacak, köy ve nahiye yollarını yapacak ve halka hayvancılık ve hayvan ürünlerini ıslah yollarını gösterecekti.
Halka karşı gösterilen kurtarıcı alaka ve geçim yolları yaratan tedbirler, hükümetin nüfuzunu her gün bir kat daha artırıyor, suçlular, cezalarını affettirmek için takım takım hükümet dairelerine koşuyorlardı. Kahmut'ta ve Şin'de karakolların açıldığını, yolların durmadan ilerlediğini ve böylelikle Dersim eşkıyalığının sonunun geldiğini, artık halkı bir köle gibi kullanamayacaklarını gören ağalar, son defa bir talih tecrübesi daha yapmak istediler. (,..)Ağaların tahrikine uyan Demenliler 21-22 Mart 37 gecesi Kahmut köprüsünü yaktılar ve karakola tecavüze başladılar. Bunun arkasından Seyit Rıza şakisi de Şin karakoluna tecavüz etti (26 Nisan 37).

Yürütülen imar ve medenileştirme çalışmalarının bu suretle önüne geçilmek istendiği görülünce 1937 harekâtına lüzum hissedildi. Ana kuvvetler toplanıncaya kadar küçük kıtaları ezdirip de eşkıyayı şımartmamak için Kahmut tarafındaki kuvvetler Mazgirt'e, Sin tarafındaki kuvvetler de Beyazdağ'a alındı.
Doğudan hazırlanan kuvvetlere Ankara'dan Muhafız Alayı da katıldı ve bu kuvvetlere Nazımiye-Keçiseken-Sin-Karaoğlan hattına süratle varmak vazifesi verildi. Genelkurmay Başkanı Mareşal Çakmak beraberinde Asbaşkan Orgeneral Asım Gündüz ve kurmayları olduğu halde Dersime giderek harekâtı takip ettiler. Büyük kahramanlık gösteren kıtalar, yukarıda adı geçen hattı ve hatta daha ilerisini kısa bir zamanda tuttular, bu hattın gerisinde suçlu ve silah topladılar.

Başbakan İnönü Tunceli hadiseleri hakkında Millet Meclisine verdiği izahat arasında esas olarak demişti ki:

"Hükümet iki seneden beri Tunceli bölgesinde özel ıslahat programı takip etmektedir. Bu program bu bölgeyi medenileştirmek için bütün vasıtalarla ve özel hükümler dahilinde orada geniş bir çalışma ayrıntılarını içermektedir. Bunu, şimdiye kadar orada kanuna muhalefetten kuvvet ve zevk almış bazı reisler iyi karşılamadılar. Islahat programına mukavemet ve muhalefet etmek istediler. Bu, bizim özel askeri tedbirler almamızı icap ettirdi. Orada şunu düşündük: Mukavemet eden ve hükümet programına muhalefet eden bölgede ne yapmalıyız? Şimdiye kadar olan Dersim tecrübeleri, orada hükümetin bir emrine karşı muhalefet olunca mühim bir kuvvet toplayarak o bölgede ciddi cezalandırmalar yapmak ve bırakmak... Biz buna "sel seferleri" dedik. Ve memleketin bir tarafında bir hadise çıkınca onun üzerinden kuvvetli bir surette ve sel halinde gelip geçmekten bir fayda çıkmayacağı kanaatinde bulunduk. Biz muhalefet edenlerin mukavemetlerini bertaraf ettikten sonra, kendi programımızın -hiçbir şey olmamış gibi- takip olunmasını esaslı vazifeden saydık...
Tunceli'de ıslahat programı olarak düşündüğümüz tedbirler ara görmeksizin devam etmektedir. Yol yapıyoruz, mektep yapıyoruz, karakol yapıyoruz. Bir iki ay müddetle bu işlere ara gelmiş olan yerlerde tekrar bu işlere başladık.

(...) Oradaki vatandaşların işitmelerini isterim ki, Cumhuriyet hükümeti oraya ıslah programını süs olarak, heves olarak götürmedi. Zorluklara uğrasa da, yaz ve kış bu programı biz orada uygulayacağız!"
İnönü Haziranın 19. günü, yanında Doktor Refik Saydam olduğu halde Elazığ'a gitmiş ve o gün Dersim'in içine girmişti, ertesi günü Kızıldağ'a çıkan İnönü imar ve medenileştirme çalışmalarını görmüş ve yerinde direktifler vermişti.
Bu harekâtın devlete karşı fiilen itaatsizlik gösterenlere, haydutlara karşı olduğu, uslu oturana bir şey yapılmayacağı ilan edildi ve bu tedbirle ayaklanmalar yerelleştirildi, daha ileri hatlara varılarak Demen ve Abbas uşakları bölgesi eşkıyadan temizlendi.

Seyit Rızayı saklayan Lâçin bölgesinde de silah ve suçlu toplandı:

Lâçinlere yardımı tespit edilen Koç uşaklarından da silah istendi. Kalanlılar uslu durdular.
Dersim vicdanının uru Seyit Rıza, Demen uşağının başı Cebrail ve Haydaranlı Kamer yakalandılar.

Seyit Rıza bu sefer Dersim zihniyetinin kellesine mal olduğunu gördü, yarım asırdan beri bu dağlarda akan kanların belli başlı bir sorumlusu olan bu haydut, Elazığ cezaevinde kendisini görenlere:

"Soranlara söyleyin, Seyit Rıza divane oldu..." sözüyle Dersim'de haydut saltanatının perişan olduğunu ve tarihe karıştığını itiraf etti.

1937 harekâtı biterken Munzur dağının kuzey yamaçlarında oturan halkın silahları toplatıldı ve jandarma bu vazifeyi muvaffakiyetle başardı.
1937 yılının son aylarında Atatürk, yanında Celal Bayar olduğu halde bir Doğu seyahati yapmıştır. Bu seyahatinde Dersime de uğrayan Atatürk, Singeç suyu üzerinde yapılan büyük bir beton köprüyü açmış ve Murat suyu üzerinde yapılması kararla-şan köprünün yerini incelemişti.
1938 yılına girerken devletin imar ve medenileştirme kolu çıkarılan bütün engellere rağmen durmadan işliyor, Dersimlinin kesesine para akıyordu.

Danzik, Seyithan, Tüllük, Karaoğlan ve Amutka'da karakollar, nahiye konaklan yaptırılıyor ve Nazimiye, Pülümür, Mameki, Deşt, Hozat ve Ovacık'ta kışlalar, hükümet konaklan ve evler inşa ediliyordu.
Dersim ağaları korktukları akıbetin artık tamamen başlarına geleceğini görüyorlar, son bir defa daha Dersim'i ayaklandırmak için bahane arıyorlardı, çiinkü suçları ertelenmiş, nüfus ve askerlik cezalan kaldırılmış, askerlik müddetleri altı aya indirilmiş, vergi borçlan hafifletilmiş, bir yandan da toprağa kavuşmakta olan ve devletin yaptırdığı yollarda, yapılarda bir lira gündelikle iş bulan Dersimliler, ağalara aldırmamaya başlamışlardı. Köprülerin kurulduğunu, yolların açıldığını, günde altmış kamyon dolusu inşaat malzemesinin Dersim topraklarına girdiğini, hastasına sağına dispanserlerin kapısının daima açık olduğunu, 19 okulun bir yıl içinde yeniden açıldığını, hayvancılığın ve ziraatin iyileştirilmesi için devletin yardım ettiğini, tohum ve fidan verdiğini, ağaçlarını aşılattığını gören halk arasında, ağaya dirsek çevirmeye başlayanlar hayli çoğalmıştı.

Dersim belasının başı ve sorumlusu olan ağalar gene el ele verdiler, ellerindeki halkın hepsinin birden kaçıp kurtulmasına meydan bırakmadan yalanlar ve dolanlarla onları azdırdılar. Azgınlık bu sefer Kalan bölgesinde başladı. Kalanlılara bundan önce uslu oturduklarından dokunulmamıştı, henüz imar ve medenileştirme çalışmaları kendi bölgelerine erişmemiş olan Kalanlılar, ağaların ve Seyitlerin tahrikine uyarak Diztaş karakoluna tecavüz ettiler. Kış gelmişti, dağlar karla örtülmüştü, yollar henüz bitirilmemişti, harekâta yazın devam edilmek üzere kış geçirildi."

Görüldüğü üzere, Dersim harekâtı, bir intikam, bir kıyım harekâtı olarak değil, bölgeyi Türkiye'nin normal bir parçası yapmak üzere düzenlenmişti. Bu da kaçınılmazdı. Çünkü, yeni Türkiye, eski sistemi silah zoruyla sürdürmeye kalkışan bir gruba baş eğemezdi.

Kaynakça
Kitap: DERSİM İSYANLARI VE SEYİT RİZA GERÇEĞİ
Yazar: Rıza Zelyut
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Dersim İsyanları ve İngiliz Ajanı Seyit Rıza

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir