Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

İddianamedeki Seyit Rıza

Burada Dersim İsyanları ve Seyit Rıza hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

İddianamedeki Seyit Rıza

Mesajgönderen TurkmenCopur » 05 Oca 2011, 02:13

İDDİANAMEDEKİ SEYİT RIZA

İddianamede Seyit Rıza hakkında şöyle denilmektedir:

"Seyit Rıza, Hozat'ın Sin nahiyesine bağlı Ağdat köyündendir. Seyit Rıza, Dersim in seyidi, Yukarı Abasan uşağının da reisidir. Çok defa Viyalik'ta ve bazen de Sosan kaledeki evinde oturur. Dersim'e ait işler Viyalik'te görülür. Otur kalk emiri de Sosan kalede verilir.
Son fişeğini sarf ettikten ve yanındaki avanesi de kısmen imha ve kısmen de dağılarak kendisini Sarıoğlan'da tek başına bıraktıktan sonra komşu vilayetlere kaçarken Erzincan köprüsünde yakalanmış ve yüksek mahkemeye mevcuden sevk edilmiştir. Suçlunun nefsinde cem ettiği Seyitlikle reislik haleti ruhiyesini isticabında (sorgulanması) verdiği ifadede sükûnetle okumak mümkündür. Seyit Rıza, Erzincan köprüsünden geçerken vesika aranıp aranmayacağını uzun müddet tahkik ediyor, gelip gitmenin serbest olduğunu öğreniyor, fakat köprüye gelince jandarma nöbetçisi kendisini yakalıyor. Hüviyetini musırren (inatla) saklamasına rağmen yanındaki dürbünün üzerinde yazılı isminden şüpheye düşen vazifeşinas nöbetçi süngüsünü çekiyor, kendisini karakola davet ediyor.

Seyit Rıza'nın bu kısma ait ifadesinde izhar ettiği son temenniyi tekrar ediyorum: "Jandarmanın süngü çektiğini rica ederim yazmayınız, kendisine bir zarar gelmesin... "

Seyit Rıza kendisine irad edilen her suale cevab yerine bir sualle mukabele ediyor ve kırılan desti, dökülen su imiş gibi kendi teviline göre bir kere teslim olduktan sonra artık sorguya, suale neden lüzum görüldüğünü bir türlü anlayamıyor ve muttasıl Ankara'yı sayıklıyor."

Suçlulardan Yusufan aşireti reisi Kamer'le Şeyhanlı Huso Seydo ve Haydaran reisi diğer Kamer yukarıda zihniyetlerini izah ettiğimiz tiplerdendir. İlk isyan hareketi Yusufan ve Demenan aşiretleri içinden başlamıştır. Demenan aşireti reisi Cebrail de bu isyanda Seyit Rıza'dan aşağı olmayan bir rol oynamış ve şahsen ve fiilen asileri sevk ve idare etmiştir. Yeni karakolun kaldırılmasını, mektebin yıkılmasını ve nahiyenin lağvedilmesini teklif eden şahıs budur. Bahtiyar aşireti reisi Şahin de nihayet kendi avanesinin gayız ve kin dolu tezahüratı arasında can vermiş o da diğer bir kısım emsali gibi hesab gününe yetişmemiştir. Bütün suçlara ait sübut delilerini esas hakkındaki iddiamızda ayrıca arz ve tafsil edeceğiz.
İsyanın sureti vukuuna gelince: Hükümet bir taraftan imar ve ıslah programı tatbik ve halkın talihini iyileştirmeye uğraşırken başta Seyit Rıza, Cebrail ve maktul Alişer, Şahin olmak üzere suçlular da boş durmuyorlardı. 936 senesi kış mevsiminde hazırlıkla, kendi tabirleri veçhile yek diğerlerine "elçi" göndermekle, akla sığmaz ve hayalden geçmez uydurma propagandalarla meşgul oluyorlar. Bu uydurmaları kısmen suçluların, kısmen de şehitlerin ağzından muhtasaran nakletmekliğine yüksek mahkemenin müsamahasını dilerim: "Aşiret kadınları gündüzleri kocalarının geceleri karakol efradının olacaktır. Seyit Rıza'nın gönderdiği habere göre Sin karakolunda ihtiyar bir adama ağır tecavüzler yapılmıştır. Bahar gelir gelmez yeni açılan Sin karakolu ile Kahmut Karakolu, Elaziz'e kadar sürülecektir. Bu karakollar aşiretleri teçhiz için bir hazırlıktır."

Bir de Sosan kaleden elçilerle dört tarafa dağıtılan şaiyalardan bir misal alalımı: "Atatürk'den bir mektup aldım. Dersim halkı fakir olduğundan, Cumhuriyet hükümeti de Dersim'i padişah zamanında idare edildiği gibi bırakacaktır. Abdullah Paşa'ya askerle yardım edilmeyecektir. Dersim nasıl isterse serbestçe hareket edebilir."

Bu propagandaların istenilen asabiyeti, hissiyatı tahrik ve tevlit etmediği görüldükçe daha büyük mikyasta uydurmalar inşa ediliyor:

"Köylerdeki bütün halk bir yere toplanacak, bir sıraya yapılan evlerin içerisine tıkılacak, bu evlerin yalnız iki kapısı olacak. Kapılarda da birer polis bekleyecek, ekmek, odun ve keçiler için meşe yaprağı ve saire ihtiyaçlar vesika ile verilecek, halkın bütün kazandığı elinden alınacak ve her pazar gecesi Elazığ'da halkevinde tatbik olunan usul tatbik olunacak, mumlar sönecek, ilahere... "

Bütün bu propagandaların sonunda, karlar erir erimez yeni yapılan köprülerin yıkılması, yeni karakolların da tahrip edilmesi tavsiye olunuyor. Ve Seyit Rıza tarafından halka korkmamaları ve büyük paşaların kendi yanına gidip gelmeye başladıkları bildiriliyordu. Asırlardan beri mistik telkinlerin tesiri altında yaşayan bir muhitte Sason kaleden çıkan bu saçmalara inanan çapulcular bulunabilirdi. Çapulcunun fikri masallarla, hurafelerle uyuşturulmuştu. Dersim'de nelere inanılmazdı?...

Seyit Rıza'nın Sosan kalesine yakın Vank isminde bir köyü vardır. Bu köyün müstahkem kilisesinde, alt tarafı gümüş savatlı üst tarafı altın yaldızlı tahminen iki kilo sıkletinde bir haç vardır. Bu hacın ortasında muhaddep bir cam içinde fındık tanesi kadar bir nesne vardır. Bu nesne İmam Hüseyin'in baş parmağının kemiğidir. Dersimli çapulcu başı sıkıştıkça bu haçtan istinabe için kiliseye girer, huzu ve huşu ile haçı öper, hamilinde, müşkilat çeken, kadınsız kalan mariz gene Vank'a gider. Papaza yalvarır ve haçı öper. Seyit Rıza bile hastalandıkça bu kiliseyi ziyaret etmiştir. Bir köy papazı kim bilir ne vakitten beri bütün Dersime böylece haça tapmayı öğretmeye uğraşıyordu. İzzettin İlter'in bir tahta kutu, bir çocuk takunyası ve bir de fener pili ile Dersim içinde yaptığı marifetleri burada nelere inanılabileceğinin başka bir misali olmak üzere tekrar hatırlayabilir. Hâlâ "Erkan" ağacı tuhaflıklarına inanan fikirsizler içinde Viyalıktan çıkan yalanlara kapılanların bulunması da mümkündür.

Bu propagandalardan sonra çapulcuların hissiyatını muayyen istikametlere tevcih edebilmek artık kolaylaştığından tasavvurdan fiiliyata geçilmiş ve cemaatların faaliyeti başlamıştır. Dersim'in isyan tarihi sadece bu cemaatların hazırladığı bir eser, bir çapul-namedir. Bu defa da isimlerini arz ettiğim altı aşiretin murahhasları evvela Haydaran aşireti içinde Kürpik'te toplanmışlardır. Kahmut köprüsünün yıkılmasına da burada karar verilmiştir. Bu karar 20-21 Mart 937 gecesi Demenan, Haydaran, Yusufan aşiretlerine mensup silahlı eşhas tarafından infaz edilmiştir. Dersim kazanını, fakat bu defa devirmek için ilk defa kaldıranlar şarki Dersim'de Demenanlılar olmuştur. Bu köprü yıkıldıktan sonra 25 Martta Kahmut ve Pah arasındaki telefon hattı kesilmiş ve Kahmut karakolunu takviye için gönderilen jandarma kuvvetine karşı neticesiz bir pusu tertip edilmiştir.

"Seyit Rıza bu neticeyi aldıktan sonra garbi Dersim'de de ilk hareket başlıyor. 26 Mart gecesi on kişilik bir grup tarafından Hozat'ın Sin karakoluna ateş edilmiş ve telefon hattı kesilmiştir. 27 Mart gecesi de dört kişilik Şeyhaıılı ve dört kişilik de Bahtiyarlı çapulcunun iltihak ettiği kırk kişilik bir Abbas uşağı çetesi Sin karakolumuzu tekrar üç noktadan ateşe tutmuştur. Seyit Rıza 2 Nisan da Viyalık'ta kendi aşiretine mensup yüz kişilik bir toplantı yapmıştır. Kahmut köprüsü bu sırada tamir edilmiş ve kesilen telefon hatları yenilenmişti. Fakat çapulculuk kararından dönmüyordu. 4 Nisanda Uzun tarlada yapılan toplantıdan sonra Kahmut köprüsünün yeniden tahribine teşebbüs edilmiş ve doğu Dersim'de Demenanlı Cebrail'in kumandasında Nohut tepe, Köprü mevkii ve Taht karakollarımıza baskınlar yapılmıştır. 26 Nisanda Askiser karakoluna ve 29 Nisanda batı Dersim'de Sin karakolundan çekilen efrada taarruz ediliyor. 29-30 Nisanda Palı hükümet binası yakılıyor. Ve eşyası yağma ediliyor. 4-5, 9-10 Mayıs geceleri Bahtiyarlı Şahin, Pulur karakolumuza tecavüz etmiştir. Tedib kuvvetlerimiz 14 Mayısta asilerle temasa geçti. Tedib kuvvetine karşı da aşiretler arasında bir mukavemet tesisi maksadıyla Seyit Rıza riyasetinde yapılan son cemaat Halvori cemaatıdır."

Bu sonucu cemaatın toplantıya daveti de diğerlerinde olduğu gibi tek bir ve kabul manasına birer tek şeker veya birer lokma ekmek, keçekülah göndermek suretiyle vuku bulmuş ve dağılırken de mukavemete ahdüpeyman manasına Munzur suyundan birer avuç su içilmişti.
Bölgeyi Türkiye'den koparmak, eski düzeni sürdürmek amacıyla başlatılan bu ayaklanma, elbette ki 2. Dünya Savaşı'na hazırlanan Türkiye tarafından bastıralacaktı.
11 Eylül 1937 gecesi, Fırat köprüsü üzerinde jandarma tarafından yakalanan Seyit Rıza, sorgusunda, kendisinin hiçbir hata yapmadığını söylemiş,

"Düşmanlarım beni hükümete kötü bildirdi." diyerek başkalarını suçlamış, bu çocukça tavrı ile kendisini kurtarabileceğini sanmıştır. 22 Eylül 1937 tarihli Akşam Gazetesi'nde yer alan Seyit Rıza'nın ifadesinde inanılmaz bölümler vardır.

Örneğin, o şöyle diyebilmiştir:

"Hükümet kovaladı, ben kaçtım, fakat tek kurşun atmadım. Bir gibi çobanım tayyareye bir kurşun attı, onu hırpaladım."

İşte bir zamanlar ordu komutanları ile dalga geçen bir adamın yakayı ele verdikten sonra sergilediği tavır budur. Günümüzde mazlum ve kahraman haline getirilmeye çalışılan Seyit Rıza, Tunceli halkının mahvolmasına yol açan Şark kurnazı bir bir derebeyi olarak tarihe geçmiştir.

Kaynakça
Kitap: DERSİM İSYANLARI VE SEYİT RİZA GERÇEĞİ
Yazar: Rıza Zelyut
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Dersim İsyanları ve İngiliz Ajanı Seyit Rıza

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir