Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Seyit Rıza Nasıl Yakalandı?

Burada Dersim İsyanları ve Seyit Rıza hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Seyit Rıza Nasıl Yakalandı?

Mesajgönderen TurkmenCopur » 05 Oca 2011, 02:12

KARŞIDEVRİMCİ HAREKET YENİLİYOR

TBMM'de yapılan konuşmalar gösteriyor ki, Türkiye Cumhuriyeti, yürüttüğü devrimci, uygulamaları, Tunceli bölgesine de hâkim kılmak için harekete geçmişti. Derebeyleri, gerici ve sömürücü sistemlerini ayakta tutabilmek için Kürtçülüğe sarılarak ayaklanmışlar, devletle savaşıyorlardı.

Bu çatışmaları, yine Baytar Nuri'nin gözlemlerinden aktarıyoruz:

"Harp bütün şiddetiyle devam ediyor ve sıklet merkezi Bahtiyar aşireti üzerine yüklenmiş bulunuyordu. Seyit Rıza bizzat harp sahasında idi.
Türk askeri kuvvetleri, Dersim ormanlarına ateş vermiş olduğu için, yangınlar Dersim mıntıkasının birçok yerlerini sarmış ve geceleri dehşet verici yanar dağlar manzarası arz etmekte bulunuyordu.
Kureyşan aşireti dahi Seyit Rıza'nın yardımına koşarak harbe iştirak etmişti. Bahtiyar aşireti reisi Şahin, harbi idare ediyordu.

(... ) Şahin uykuya dalar dalmaz, melun Hıdır, Şahinin başına bir kurşun sıkmış,

(... ) Rehber'in yaptığı gibi, bu da Şahin'in başını kesmiş, gece karanlığından faydalanarak aşiret mıntıkası dışına çıkmış, doğruca Hozata giderek Şahin'in başını kumandanına teslim etmiş, kendinin afedilmesini dilemişti. Kıymetli önderini kaybetmiş olan Bahtiyar aşireti, faik düşman kuvveti karşısında bir müddet dayandıktan sonra, mukavemeti kırılmış, kısmen mağlup ve kısmen imhayamanız kalmıştır. Bu suretle, bu mıntıka düşman işgali altına geçmiş ve sağ kalan bir kısım kuvvet Seyit Rıza aşiretine iltihak etmiştir.

(... ) Elaziz askerle dolmuş, bir mahşer manzarası arzediyordu Her tarafla hummalı hazırlıklar, geceli gündüzlü Dersime doğru akan asker, harp malzemesi ve tanklar akını görülüyordu Seyit Rıza, mıntıkasını terke mecbur olmuş, bitaraf kalan aşiretler arasına geçerek bunları dahi harekete iştirak ettirmeğe ve harp sahasını genişlettirmeğe çalışıyordu.
Türkler Tujik dağı eteklerini temamen işgal etmiş ve buralarda ellerine geçen Kürt halkını merhametsizce öldürmüşlerdi. Tujik dağı eteklerinden İksor vadisindeki büyük mağaralara sığınmış ulan binlerce çocuk, kadın ve kızlar, bu mağaraların menfezleri —Genel Kurmayın emir ve murakabesi altında - çimento ile kapattırılmak suretiyle mahvedilmişlerdi.

(... ) Bahtiyar ve Kureyşan aşiretlerinin kadın ve kızlarından büyük bir kısmı dahi, şeref ve namus düşmanı Türk'ün eline düşmemek için, kendilerini uçurumlardan sarp taşlar üzerine ve yahut Munzur ve Parçik sularının kurtarıcı derinliklerine alarak, Kürt kadınına yakışır bir şerefle ölmüşlerdir."
Yukarıdaki satırlar, dönemin Kürtçülerinin ne kadar kendilerinden geçmiş olduklarını göstermeye yetiyor. Kandırıp kullandıkları, bir ordunun karşısına dikerek kırılmalarına yol açtıkları insanların vebalini, başkalarına yüklemeye çabalıyorlar. Halbuki, Dersim bölgesinde, cumhuriyet ordularına karşı koyacak durumda değillerdi. Ama bunun bile farkına varamayacak derecede fanatik hale gelmişlerdi.

Ne olursa olsun eski düzeni yaşatmak üzere, karışan dünya şartlarını da fırsat bilerek ayaklanmışlardı ama artık sonları geliyordu:

• "Seyit Rıza'nın Koçan aşireti dahilinde Uzun Meşe mıntıkasında bulunduğunu sezen Türk kuvvetleri, bu mıntıka üzerine tayyare bombardımanı ve topçu hazırlığından sonra şiddetli bir hücum yaparak mıntıkayı muhasara altına almışlardı. Durumun ciddiyetini takdir eden Seyit Rıza, bir yarma hareketiyle muhasara çemberini kırmaya ve Ovacık istikametine çekilmeğe muvaffak olmuştu. Fakat bu başarı pek pahalıya mal olmuştu, çünkü Kozluca muharebesi adıyla anılan bu savaşta, Seyit Rıza ile bilfiil harba iştirak eden küçük karısı Besi ve büyük oğlu Şeyh Hasan, üç torunları ve bin kişiye yakın bir kuvveti şehit düşmüşlerdi.".

Bu çatışmalarda, hava kuvvetleri bölgede çok etkili olmuş, ilk kadın pilotumuz olarak görev yapan Sabiha Gökçen, Seyit Rıza'nın evini bile bombalamışta.

SEYİT RIZA NASIL YAKALANDI?


Laç Deresinde odun kesilmez
Doktor sardı yaramı eyvah çözülmez
Yüz bin doktor gelse yaram sağalmaz
Hele bir göreyim Dersim dağlarını
Laç Deresinde ot kucak kucak 1306'lılar ne bildi böyle olacak
Dersim dağlarında yağmur yerine kurşun yağacak
Hele bir göreyim Dersim dağlarını
Laç Deresi'nin serin daşları
Üstümüzde uçan ecel kuşları
Nice şehit düşmüş din kardaşları
Hele bir göreyim Dersim dağlarım
(isyan sonlarında yakılan bir türkü)

Bundan sonra Seyit Rıza kaçmaya başlamıştır. Baytar Nuri, Seyit Rıza'yı hükümetin kandırarak teslim aldığını iddia etse de gerçeğin böyle olmadığı bilinmektedir. Baytar Nuri, isyanın başarısızlıkla sona ereceğini görünce, kaçmış, Suriye'ye sığınmıştır. Seyit Rıza ise, Erzincan tarafındaki tanıdık aşiretlere sığınmak için kuzeye doğru gitmiştir. Aklında belki de Rusya'ya sığınmak vardır. Hasta ve yaşlı adam görüntüsü ile kaçmaya ça-balayan Seyit Rıza, Erzincan yolu üzerindeki bir köprüde bekleyen jandarma tarafından tanınmış, süngü çekilerek teslim alınıp karakola götürülmüştür. Yani, onun devletle anlaşarak teslim olduğu fakat devletin anlaşmaya uymayarak onu astığı iddiası, tamamen uydurmadır. Bu durumu, onun en yakınlarının yaptığı açıklamalar da ortaya koymaktadır.

Seyid Rızanın torunu R. Polat'ın anlatımlarına göre Seyit Rızanın yakalanışı şöyledir:

"Bizim ailede annem babam da, ailemizin diğer fertleri de, her fırsatta dedem Seyit Rıza'yı konuştular, konuşuyorlar. Seyit Rıza, son bir defa Erzincan'a giderken, Ecem kendisine eşlik etmiştir. Burada bu tanığın bana anlattıklarını, abartmadan azaltmadan vermek istiyorum.

Ecem olayı şöyle anlatmıştı:

"Büyük Raiver (Seyid Rıza), evlerin altındaki mağarada saklanıyordu. Hain Rehber'in kendisini ihbar edip yaka-latmasından çekiniyordu. Gerçekten de Hain Rehber, Büyük Raiver'in (Seyid Rıza) yerini yurdunu bilseydi, hemen yakalatırdı.

Neyse, Büyük Raiver, gizlice beni yanma çağırdı, dedi ki:

"Ecem, git benim katırı semerle, hazırla, getir bana! Seninle gideceğiz!" dedi.

Ben:

"Nereye gideceğiz?" diye sorunca o: "Erzincan'a" dedi.
Ben köye dönerek, Raiver'in (Seyid Rıza) kara katırını hazırlayıp getirdim Raiver'i katıra bindirdim. Raiver. Kimseler kendisini tanımasın diye büyük peştemalıyla başını ve sakalını sardı, bana "Beni semere iyice bağla ki düşmeyeyim!" deyince, kendisini iple, düşmeyecek biçimde semere bağladım.

Dağlardan, gediklerden, Kalan ve Asuran köyü yönünde, Erzincan'a doğru yola çıktık. Sabaha karşı Asurn bölgesine gelflik. Orada Asureli Babo Leng adında biriyle karşılaştık. Babo Leng, köyü olan Karşiye'ye geliyordu.

Bize:

"Nereye gidiyorsunuz?" diye sorunca,

Ben de:

"Erzincan'a gidiyoruz." dedim,

Bunun üzerine o:

"Ben de Erzincan'a geleceğim. Ama siz gidin! Ben evden ekmek, yiyecek bir şeyler alıp arkanızdan gelirim" dedi ve biz yolumuza devam ettik.
Biz tüm gün yol aldık. Ama Babo Leng gelip kavuşmadı bize. Bana kalırsa, Babo Leng, Seyid Rızayı tanımıştı.
Bazıları, Seyid Rıza nın Erzincan'da bir dostu olduğunu, o dostunu Seyid Rıza ya, "Erzincan valisiyle aram iyidir. Erzincan'a gel! Seni onunla görüştüreceğim! Devletle, hükümetle aranı yapacağım!" diye haber göndermiş olduğunu söylüyorlar. Bu söylenenlerin ne kadar doğru olduğunu bilmiyoruz.
Neyse, biz Erzincan'a yaklaştığımızda, yolumuzun üzerinde yaylalar vardı.

Seyid Rıza bana:

"Beni indir! Git şu yaylalardan bana bir tas ayran getir!" deyince hayvanı durdurdum, indirdim Seyit Rızayı katırdan. Yaylalara gittim.

Kadınlara:

"Babam hastadır. Bir tas ayran verir misiniz? " dedim. Kadının biri hemen doldurdu ayranı getirdi. Seyid Rıza, ayranını içtikten sonra hemen yola koyulduk.

Yolumuz çatallaşınca (Her iki yol da Erzincan'a gidiyordu) Seyid Rıza:

"Bu yoldan gitmeyelim, bu yolun üzerinde karakol var" dedi. Biz de diğer yoldan gittik.

Meğer, Babo Leng, arkamızdan gelerek, karakolun olduğu yoldan, karakola gitmiş.

Karakolda:

"Seyid Rıza, bu tarafa doğru geldi! Görmediniz mi?" Bu haber üzerine askerler, yolları keserek köprüyü tutmuşlardı. Bizi, köprüyü geçmek isterken durdurdular.

Askerler kimliğimizi sorduklarında Seyid Rıza:

"Seyid Rıza dedikleri benim!" dedi.

Orada tuttular Seyid Rıza'yı. Rapor yazdılar, tutanak yaptılar.

Meğer ki rapor ve tutanakta yazmışlar ki:

"... Seyid Rıza, Rusya'ya gitmek üzere karşıya geçmek isterken tarafımızdan yakalanmıştır... "

Ben oradaki askerlere, yetkililere:

"Bu adam yaşlıdır. İzin verin ben de beraberinde geleyim" dedimse de,

Onlar:

"Sen git! Biz onu götürürüz" dediler. Tüm yalvarma yakarmalarıma karşın, umudum kesilince gerisin geri köyüme döndüm. Bir hafta sonra duyduk ki, Seyid Rıza'yı, Kemah tarafından Harput'a (Elazığ) götürmüşler. Oğlu Seyid Üşen, babasının Harput'a götürüldüğünü duyunca, arkasından Harput'a gitmek üzere yola çıktığında, komşular, dostlar, ileri gelenler, köylüler, Seyid Uşen'in önünü keserek: "Hak, Hızır, Pir aşkına gitme!... " dedilerse de, o da Hozat üzerinden Harput'a gitti."

Kaynakça
Kitap: DERSİM İSYANLARI VE SEYİT RİZA GERÇEĞİ
Yazar: Rıza Zelyut
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: SEYİT RIZA NASIL YAKALANDI?

Mesajgönderen TurkmenCopur » 05 Oca 2011, 02:32

Resim

Resim
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Dersim İsyanları ve İngiliz Ajanı Seyit Rıza

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir