Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

General Alpdoğan ve Seyit Rıza

Burada Dersim İsyanları ve Seyit Rıza hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

General Alpdoğan ve Seyit Rıza

Mesajgönderen TurkmenCopur » 05 Oca 2011, 02:08

GENERAL ALPDOĞAN VE SEYİT RIZA

1936 başında adı Tunceli yapılan Dersim bölgesinin genel valisi olan General Alpdoğan, bölgeye gelirken, Dersim ile ilgili raporları incelemişti. Hükümet, her şeye karşın konuyu askeri güç kullanmaktansa ikna ile halletmeyi bir kez daha denedi. Genel Vali Alpdoğan, Celal Bayar'ın da raporunda belirttiği gibi bölgenin aşiret reisleri ile halkı ile görüşmeler yaptı. Onlara, Türkiye Cumhuriyeti'nin iyi niyetini, bölgeye yapacağı yatırımları anlattı. Lakin, Seyit Rıza, elindeki derebeylik gücünden vazgeçmek niyetinde değildi.

Görüşmeden sonrasını Baytar Nuri şöyle anlatıyor:

"Bir fırsat bularak, ben dahi Seyit Rıza ile görüşmeğe muvaffak oldum. Seyit Rıza bana, General Alpdoğan'ın fikri pek fena olduğuna tamamen kanaat getirdiğini ve bu sebeple mukavemetten başka hiçbir çare kalmadığını, Türk ordularının Dersimlilerle başa çıkamayacaklarını, fakat her ihtimale karşı, benim bir an önce Türkiye dışına çıkarak, durumumuzu büyük ve adil devletlere iblağ etmekliğimi tavsiye etti.
Seyit Rıza, Elaziz'e geldiğinde, general ile yalınızca görüşmüş ve bu görüşmelerde başka hiç bir Kürt önderi hazır bulundurulmamıştı. Zaten mumaileyh Elaziz'de ancak 24 saat kalarak Dersim'e dönmüştü. Bu müddet zarfında Seyit Rıza'nın zekâsı Alpdoğan'ın bütün ruhiyatını anlamağa kâfi gelmiş ve aldığı intibaatı aşiretlere tebliğ etmişti.

Bir müddet sonra, Alpdoğan, kurmay binbaşısı ve istihbarat reisi olan Şevket'i Dersim mıntıkasına göndermişti. Bu zat, aşiretlere misafirliğe gitmek kabilinden, ilk önce Hozat ve daha sonra Ovacık merkezine giderek, oradan yanma aldığı bir iki aşiret reisi ile birlikte Seyit Rıza'nın mıntıkasına gitme arzusunu göstermişse de, buna Seyit Rıza muvafakat etmemişti. Şevket, almış olduğu istihbarata binaen, Seyit Rı-za'nın ötede beri hasmı olan ve arazi meselesinden aralarında ciddi münazaalar mevcut olan biraderzadesi Rehber'e misafir olmak üzere Hacili köyüne gideceğini bildirmiş ve Rehber'in gönderdiği muhafızla Hacili'ye giderken, karşısında arkadaşım Alişer'i bulmuştu. Alişer, Şevket'in Rehber nezdine gideceğini daha evvelden hissetmiş olmağla, bir an evvel Rehber'in yanma giderek Şevket'i kabul etmemesini, mumaileyhin kendisiyle amcası arasına fesat bırakacağını bildiği için, bu bapta Rehber'i ikaz etmek fikri ile Seyit Rıza'nin yanından Hacili'ye gelmişti. Şevket, Rehber nezdinde bir gün misafir kalmış ve ertesi gün Rehber'i beraber alarak Elaziz'e getirmiş, general ile konuşmuştu. General, Rehber'e birçok vaad-lerde bulunmuş, paralar vermiş, hülasa: amcası Seyit Rıza'ya karşı muhasım bir cephe almasını temine muvaffak olmuştu. Seyit Rıza, bütün bu olaylardan bilvasıta haberdar olmuştu.

Alpdoğan, yayınladığı umumi bir tebliğ ile umum Dersim aşiretlerinden 200 bin martin tüfengi istiyordu. Bu yekûna, her aşiret nufus kesafetine göre iştirak edecekti.
Dersimliler, yapılan tebligattan hiç bir şey anlamamalığa geliyor ve ellerinden geldiği kadar müdafaa hazırlıklarında bulunuyorlardı.

Kurmay binbaşısı Şevket, Hozat aşiretleri arasında müte-madiyen dolaşmakta ve nifak ve tefrike çıkarmağa çalışmakta idi. Yaptığı propagandalarda, hükümetin bütün tedbirleri Dersimin İslahı maksadına matuf bulunduğunu, başlıca ıslah edilecek, Seyit Rıza ve taraftarı olan aşiretler olduğunu, diğer aşiretler de silahsızlandırıldıktan sonra yerlerinde serbest bırakılacaklarını telkin ediyordu. Hain Rehber dahi, her hususta Şevket'le işbirliği yapıyor ve bir taraftan da amcası Seyit Rıza'ya ve aşiretler halkına sadık görünmeğe çalışıyordu. Hükümeti aldatmakta olduğunu ileri sürüyor ve netice itibarıyla amcasıyla işbirliği yaparak Türk ordularıyla çarpışacağını ve aşiretlere karşı ihanette bulunmıyacağını bildirerek, iki yüzlü bir siyaset takib ediyordu. Halbuki Elaziz ve Hozat kahvehanelerinde, Şevket'in her defasında kendisine beşer bin lira verdiğini öğünmek suretiyle boşboğazlık ederek, foyasını meydana koyuyordu.

Bu sırada Demenan ve kısmen de Nazmiye aşiretleri, hudutlarında yapılmasına teşebbüs edilen askeri karakolları, binalarına hücum ederek henüz ikmal edilmeden bu binaları tahrip ve muhafızlarını silahtan tecrit etmeğe başlamışlardı.
Seyit Rıza ise, General Alpdoğan'a, Dersim hakkındaki kanunun ilga edilmesini ve Dersim için hususi ve milli hakları temin eden mümtaz (özel) bir idarenin ihdasını (kurulmasını) mütemadiyen istiyordu. Bu teklife karşı, General Alpdoğan jandarma alayını ve 9 uncu fırkayı Dersim hudutlarına tahşit ediyor ve Diyarbakır'dan her sabah onar tayyare gelerek Dersim üzerinde uçuyordu. Artık sükûn bozulmuş ve ortalık karışmış olduğundan, her taraftan müsademe başlamıştı.
Kış basmış olduğundan, harp faaliyeti uzun sürmemiş ve Dersim mahsur halde kalmakla beraber, müsademelere son vermek mecburiyeti hasıl olmuştu."

Kaynakça
Kitap: DERSİM İSYANLARI VE SEYİT RİZA GERÇEĞİ
Yazar: Rıza Zelyut
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Dersim İsyanları ve İngiliz Ajanı Seyit Rıza

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir